SON DAKİKA

#Cumhurbaşkanlığı

HABER DEĞER - Cumhurbaşkanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cumhurbaşkanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Trump'tan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a davet! Haber

Trump'tan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a davet!

Gazze için atılan adımda Ankara’ya özel bir rol teklif edildi. ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Gazze Barış Kurulu’nda kurucu üye olarak yer almaya davet etti. Davet, Gazze’de çatışmaların sona erdirilmesi ve bölgenin yeniden inşasına yönelik uluslararası bir girişim kapsamında yapıldı. Birleşmiş Milletler kararı süreci resmileştirdi Konuya ilişkin açıklama, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran tarafından yapıldı. Duran, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararıyla, ABD Başkanı Trump tarafından açıklanan “Gazze İhtilafını Sona Erdirmek için Kapsamlı Plan”ın desteklenmesinin kararlaştırıldığını bildirdi. Gazze için Barış Kurulu ve organları oluşturuluyor Açıklamaya göre söz konusu karar çerçevesinde, Gazze’de güvenliğin sağlanması ve yeniden imar sürecinden sorumlu olacak Barış Kurulu ve bağlı organların tesis edilmesi planlanıyor. Kurulun, hem güvenlik hem de insani yardım ve yeniden yapılanma başlıklarında yetkili olacağı belirtildi. Trump’tan Erdoğan’a resmî mektup gönderildi Burhanettin Duran’ın aktardığı bilgilere göre, ABD Başkanı Donald Trump, 16 Ocak 2026 tarihinde Barış Kurulu’nun kurucu başkanı sıfatıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’a resmî bir mektup gönderdi. Mektupta, Erdoğan’ın Gazze Barış Kurulu’nda kurucu üye olarak yer alması yönünde davet iletildi. Gözler Ankara’nın vereceği yanıtta Gazze’ye ilişkin uluslararası girişimde Türkiye’ye önerilen bu rol, diplomasi çevrelerinde dikkat çekici bir adım olarak değerlendiriliyor. Davetin ardından gözler, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye’nin Barış Kurulu’na katılım konusunda vereceği karara çevrildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Türkiye'den 10 bin çadır Sudan'a ulaştı Haber

Türkiye'den 10 bin çadır Sudan'a ulaştı

AFAD tarafından temin edilen ve UN IOM iş birliğiyle sevk edilen 30 bin çadırın ilk etabı olan 10 bin 80 çadır, Port Sudan Limanı’na ulaştı. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından temin edilen ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Göç Örgütü (UN IOM) iş birliğiyle sevkiyatı gerçekleştirilen 30 bin çadırın ilk bölümü olan 10 bin 80 adet çadır, Sudan’ın Port Sudan kentine ulaştı. “İyilik Gemisi” adı verilen yardım sevkiyatı, Türkiye’nin Hartum Büyükelçisi Fatih Yıldız, Sudan İnsani Yardım Komiseri Selva Adem, AFAD Başkan Yardımcısı Hamza Taşdelen, IOM Sudan Misyon Şefi Mohamed Refaat, AFAD Uluslararası İnsani Yardım Daire Başkanı Seyfettin Karabulut, büyükelçilik mensupları ve yerel yetkililer tarafından karşılandı. AFAD’dan yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanlığı himayelerinde yürütülen insani yardım çalışmalarının, “İnsanımız için ülkemizde, insanlık için sınırlarımızın ötesinde” anlayışıyla sürdürüldüğü vurgulandı. Türkiye’nin, AFAD koordinasyonunda devlet ve millet iş birliğiyle, insani yardıma ihtiyaç duyan toplumlara destek vermeye kararlılıkla devam ettiği belirtildi. İyilik Gemisi Sudan’a Ulaştı Sudan AFAD Başkanlığımız tarafından temin edilen ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Göç Örgütü (International Organization for Migration-UN IOM) iş birliği ile sevkiyatları gerçekleştirilen 30.000 çadırın ilk bölümü olan 10.080 adet çadır Port… pic.twitter.com/P38iSptMV9 — AFAD (@AFADBaskanlik) December 19, 2025 Yardım kapsamında gönderilen çadırların, Sudan’da zor koşullar altında yaşayan ihtiyaç sahiplerinin barınma ihtiyacına katkı sağlaması hedefleniyor.

Mehmet Akif Ersoy dosyasında adı geçen Furkan Torlak görevinden ayrıldı Haber

Mehmet Akif Ersoy dosyasında adı geçen Furkan Torlak görevinden ayrıldı

Soruşturma haberinde geçen isim istifayı getirdi Gazeteci Mehmet Akif Ersoy hakkında yürütülen soruşturmaya ilişkin Sabah gazetesinde yayımlanan bir haberde adı geçen Furkan Torlak, söz konusu haberin ardından görevinden ayrıldığını duyurdu. Torlak’ın adı, haberde yer alan bir tanık ifadesinde “Furkan T.” şeklinde geçti. Haberde yer alan iddialar kamuoyunda tartışma yarattı Sabah gazetesinin servis ettiği haberde, bir kadının ifadesine yer verilerek Mehmet Akif Ersoy’un bazı kişilerle birlikte özel bir mekânda bulunduğu iddia edildi. İfadede geçen “Furkan T.” ismi, kamuoyunda dikkat çekti. Haberin ardından gazeteci Barış Terkoğlu, söz konusu ismin Cumhurbaşkanlığı bünyesinde görevli olduğuna işaret ederek, istifa olasılığına dikkat çekmişti. Torlak: Kurumun itibarı her şeyin üzerindedir Furkan Torlak, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, haberde adının geçmesinin kendisini rahatsız ettiğini belirtti. Açıklamasında, hakkında herhangi bir suçlama ya da isnat bulunmadığını vurgulayan Torlak, Mehmet Akif Ersoy’u çocukluğundan beri tanıdığını ancak hukuka aykırı herhangi bir eyleminin olmadığını ifade etti. “Devlet kurumları kişisel tartışmaların dışında tutulmalı” Torlak, istifa gerekçesini açıklarken, çalıştığı kurumun adının böyle bir haber bağlamında anılmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Açıklamasında, “Devletin ve kurumlarının itibarı, şahısların itibarından üstündür” ifadesine yer veren Torlak, bu nedenle görevinden ayrılma kararı aldığını kamuoyuna duyurdu. Soruşturma süreci ve kamuoyundaki yankıları sürüyor Mehmet Akif Ersoy hakkında yürütülen soruşturma ve buna bağlı olarak ortaya çıkan iddialar, medya ve Türkiye toplumunda tartışılmaya devam ediyor. Furkan Torlak’ın istifası ise dosyanın siyasal ve kurumsal etkilerinin giderek genişlediğini gösteren yeni bir gelişme olarak kayda geçti.

Kulisler bu haberle çalkalanıyor! Haber

Kulisler bu haberle çalkalanıyor!

İddia nereden çıktı, neden önemli? Türkiye siyasetinde tartışma yaratan bir iddia, AK Parti kulislerinden sızarak kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Gazeteci Serdar Akınan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ileride gerçekleşmesi beklenen siyasi geçiş sürecinde oğlu Necmeddin Bilal Erdoğan’ı halefi olarak değerlendirdiğini öne sürdü. Akınan’ın “AK Parti’nin kalbinden” ifadesiyle duyurduğu kulis bilgisi, hem parti içinde hem muhalefet cephesinde tartışma yarattı. Bilal Erdoğan kimdir? Eğitim, iş hayatı ve kamuoyu profilinin arka planı 23 Nisan 1981 İstanbul doğumlu Necmeddin Bilal Erdoğan, eğitimini Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi ve Indiana Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümlerinde tamamladı. Türkiye’ye dönüşünün ardından inşaat, enerji ve eğitim sektörlerinde faaliyet gösterdi. Sivil toplumda ise TÜGVA ve TÜRGEV gibi vakıflarda yöneticilik yaparak etkisini artırdı. Resmi bir siyasi görevi bulunmamasına rağmen, adı sık sık siyasetle ilişkilendiriliyor. Özellikle 2013’te sızan telefon kayıtları sonrasında kamuoyundaki algısı tartışmalı hâle geldi. “Erdoğan kararını verdi” diyen Serdar Akınan ne söyledi? İddianın çıkış noktası, gazeteci Serdar Akınan’ın YouTube ve sosyal medya paylaşımı oldu. Akınan, “Erdoğan kararını verdi, yerine Bilal Erdoğan geçecek” ifadelerini kullanarak, sürecin önce AK Parti Genel Başkanlığı, ardından Cumhurbaşkanlığı üzerinden planlandığını ileri sürdü. Akınan ayrıca Emine Erdoğan’ın da bu süreçte etkili olduğunu ima etti. İddia, paylaşımın ardından 250 binden fazla etkileşim aldı ve gündemin ilk sıralarına çıktı. Bu tartışma, daha önce BirGün yazarı Yaşar Aydın ve eski milletvekili Selçuk Özdağ tarafından ortaya atılan “halefiyet senaryoları” ile benzerlik gösteriyor. Ancak AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, konuyu “asılsız spekülasyon” olarak değerlendirdi. Siyasi ve sivil tepkiler: Destekleyenler, karşı çıkanlar, uyarıda bulunanlar AK Parti çevresi: “Erdoğan mirasının devamı” Parti tabanında bazı isimler iddiayı olumlu karşıladı. Eski AK Partili Yusuf Elmas, “Gerçek mi bilmiyorum ama kesinlikle destekliyorum” dedi. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak da “yeni nesil lider hazırlığı” vurgusuyla dolaylı destek verdi. Muhalefet ve eski AK Partililer: “Nepotizm ve kurumsal çöküş riski” CHP’li Avukat Cemil Çiçek, “Böyle bir senaryoya oy vermem” diyerek sert çıktı. HKP Genel Başkanı Nurullah Efe Ankut, “Aile içi geçişler demokrasiyi zedeler” yorumunda bulundu. Eski AK Partili Selçuk Özdağ, “Hakan Fidan gibi isimler de konuşuluyor” diyerek itirazını dile getirdi. Sivil toplum ve akademi: “Şeffaflık ve meritokrasi olmazsa risk büyük” TÜSİAD sessiz kalırken, akademisyen Dr. Serkan J. İnci, “Aile bağları değil liyakat konuşulmalı” uyarısı yaptı. Cumhuriyetçi Düşünce Derneği ise “Ailevi siyasallaşma, demokratik standartları bozar” açıklaması yayımladı. Kamuoyu tepkisi: Sosyal medyada üçlü ayrışma X (Twitter) analizlerine göre: %40 destekleyici, %35 eleştirel, %25 temkinli yorum yapıldı. “Babası gibi olursa destekleriz” diyenler ile “Cumhuriyet mirası aile devrine bırakılamaz” diyenler arasında sert tartışmalar yaşandı. Uzmanlara göre mesele ne? “Erdoğan sonrası dönemin psikolojisi” Siyaset bilimci Doç. Dr. Selçuk Atak, tartışmayı şöyle değerlendirdi: “Aile mirası güçlü bir motivasyon olabilir ancak nepotizm algısı seçmen davranışını etkileyebilir.” KONDA’nın Ekim 2025 anketine göre, Erdoğan’ın onay oranı %45, ancak olası halefiyet tartışmaları henüz netleşmiş değil. Resmî açıklama yok, spekülasyon devam ediyor İddia, Türkiye'nin siyasi geleceğine dair kritik bir tartışmayı tetiklemiş durumda. Henüz Cumhurbaşkanlığı ya da AK Parti’den resmî bir açıklama yapılmadı. Süreç ilerledikçe, tartışma “siyasi miras mı, aile aktarımı mı?” sorusu etrafında şekillenmeye devam edecek. Haber: Edip YETMİŞSEKİZ

Mehmet Uçum: Terör hiçbir iyi hedefin aracı olamaz! Haber

Mehmet Uçum: Terör hiçbir iyi hedefin aracı olamaz!

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, sosyal medya hesabından yayımladığı “Önce Geçiş Sonra Demokrasi Çarpıtması!” başlıklı yazısında, “Terörsüz Türkiye” süreci ve demokrasi reformları üzerine tartışmalara yanıt verdi. Uçum, bazı çevrelerin “geçiş süreci” kavramını yanlış yorumlayarak demokrasiyi askıya alma iddiasında bulunduğunu belirtti. “Geçiş süreci demokrasiden bağımsız değildir” Uçum yazısında, “Terörsüz Türkiye’ye geçiş”in amacının terörün kesin ve kalıcı biçimde sona ermesi olduğunu, bu sürecin yalnızca terör örgütü ve onun siyasi-ideolojik bağlantılarıyla sınırlı olduğunu vurguladı. “Geçiş süreci Türkiye’deki ve bölgedeki Kürt yurttaşların tamamına yönelik değildir. Bu süreçteki özneler münfesih terör örgütünün kurucuları, yöneticileri ve hukuken muhatap alınabilecek kişilerle sınırlıdır.” Uçum’a göre, geçiş süreci hukuku demokratik düzenin bir parçası olarak görülmeli ve demokrasiyle birlikte ilerlemelidir. “Geçiş süreci hukukunu demokrasi dışında görmek abestir. Terörün ve şiddetin sona ermesi zaten demokratik alanı genişletecek, yeni olanaklar yaratacaktır.” “Türkiye’de demokrasi askıda değil, işliyor” Yazısında muhalefetin “demokrasi askıda” yönündeki söylemlerine de yanıt veren Uçum, Türkiye’de demokratik sistemin tüm kurumlarıyla işlediğini belirtti: “Demokrasi askıda ise Türkiye’de her türlü muhalefet nasıl olabiliyor, varlıklarını nasıl sürdürebiliyor? En radikal fikirlerin bile ortaya çıkabildiği bir ortamda, ‘demokrasi yok’ demek ideolojik körlüktür.” Uçum, hukuki süreçlerin ve cezaların “demokrasiye darbe” gibi gösterilmesini yanlış bulduğunu vurguladı: “Suç alanına girilmedikçe her kanattan muhalifler demokratik alanda son derece rahat hareket ediyor. Türkiye’nin gerçeği budur.” “Terörü sona erdirmek hiçbir ön şarta bağlanamaz” Uçum, yazısının sonunda “terör ve demokrasi” arasındaki ilişkiyi açık biçimde tanımlayarak, terörün hiçbir şekilde meşrulaştırılamayacağını belirtti: “Terörü sona erdirmek hiçbir ön şarta bağlanamaz. Terör hiçbir iyi hedefin aracı olamaz. Terörün bitmesi herkesin kazancıdır, demokrasiyi geliştirmek için yüksek bir imkandır. Bu süreci istismar etmek en büyük sabotaj olur.” “Demokrasiye geçiş değil, demokrasiyi güçlendirme hedefi” Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, “demokrasiye geçiş” gibi ifadelerin Türkiye’nin mevcut sistemini yok saydığını da dile getirdi: “Türkiye zaten demokratik bir düzene sahip. Hedef, demokrasiye geçmek değil, demokrasiyi geliştirmektir. Cumhuriyet ve demokrasi güçlü temellere sahiptir; eksikleri tamamlamak, kurumları geliştirmek elbette mümkündür.” Uçum’un yazısı, Cumhurbaşkanlığı çevrelerinde yürütülen “Terörsüz Türkiye” ve “yeni anayasa” tartışmalarına dair en kapsamlı değerlendirmelerden biri olarak dikkat çekti. Siyaset kulislerinde ise bu çıkış, önümüzdeki dönemde güvenlik-demokrasi dengesine dair yeni anayasal adımların habercisi olarak yorumlandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.