SON DAKİKA

#Darbe Girişimi

HABER DEĞER - Darbe Girişimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Darbe Girişimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ah Şu Tiryaki Türkler! Haber

Ah Şu Tiryaki Türkler!

Uluslararası sosyal medyada paylaşılan ve kısa sürede yabancı basında da yer bulan bir gönderi, “Türklerin nerede ve ne zaman sigara içeceğini asla bilemezsin” ifadesiyle dikkat çekti. Paylaşımda, darbe girişiminden askerî operasyona, deprem enkazından olağanüstü anlara kadar uzanan görüntüler sıralanırken, bu alışkanlığın kökenine dair tarihsel arka plan da yeniden gündeme geldi. Türkler, sigarayla Avrupa’dan önce tanışan toplumlar arasında yer aldı Tütün Amerika kıtasının yerli halklarından Avrupa’ya taşındıktan sonra, Osmanlı topraklarına 16’ncı yüzyılda ulaştı. Ancak tütünün bugün bildiğimiz anlamda “sigara” formuna dönüşmesi, tarihçiler tarafından büyük ölçüde Osmanlı coğrafyasına bağlanıyor. Kağıda sarılı tütünün yaygınlaşması, 19’uncu yüzyılda askerî seferler sırasında hız kazandı ve bu kullanım biçimi kısa sürede Anadolu’dan Balkanlar’a yayıldı. Osmanlı askerleri sigaranın modern biçiminin taşıyıcısı oldu Tarihi kaynaklar, kağıda sarılı sigaranın yaygınlaşmasını Akka Kuşatması ve ardından Kırım Savaşı gibi askerî çatışmalarla ilişkilendiriyor. Cephede nargile ya da pipo gibi araçlara erişemeyen askerler, tütünü kağıda sararak içmeye başladı. Bu pratik çözüm, sigarayı hem taşınabilir hem de hızlı tüketilebilir bir alışkanlık haline getirdi ve Avrupalı askerler aracılığıyla Batı’ya taşındı. “Türk tütünü”, bir dönem Batı dünyasında prestij simgesiydi 19’uncu yüzyıl sonu ile 20’nci yüzyıl başında özellikle Trakya ve Ege’de yetiştirilen Türk tütünü, aroma ve hafifliği nedeniyle büyük talep gördü. ABD ve Avrupa’da üretilen pek çok sigara, “Turkish tobacco” vurgusuyla pazarlanırken, Fatima, Murad, Omar ve Camel gibi markalar bu imaj üzerinden yükseldi. Dönemin reklamlarında Osmanlı motifleri ve “Doğulu” imgeler özellikle kullanıldı. Sigara, savaş ve kriz dönemlerinde gündelik hayatın parçası haline geldi Birinci ve İkinci Dünya Savaşları, sigaranın küresel ölçekte yaygınlaşmasında kırılma noktaları oldu. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte de sigara; cephede, kışlada, kahvehanede ve yolculuklarda “bekleme”, “rahatlama” ve “dayanma” aracı olarak görüldü. Bu durum, sigaranın yalnızca bir keyif ürünü değil, zor koşullarla baş etmenin sembolü haline gelmesine yol açtı. Yabancı paylaşım, bu tarihsel arka planla birlikte okundu Yabancı basında paylaşılan içerikte yer alan, “darbe girişimi sırasında”, “askerî operasyona giderken” ya da “deprem enkazından çıkarılırken” sigara içen yurttaş görüntüleri, birçok kişi tarafından şaşkınlıkla karşılandı. Ancak tarihsel perspektiften bakıldığında, bu görüntüler sigaranın Türkiye toplumunda kriz anlarıyla iç içe geçmiş uzun geçmişini yansıtıyor. Mizah ile stereotip arasındaki çizgi yeniden tartışıldı Paylaşım bazı çevrelerce esprili bir gözlem olarak görülürken, bazı yorumlarda ise Türkleri tek bir alışkanlık üzerinden tanımlayan indirgemeci bir bakış açısı olduğu eleştirileri dile getirildi. Tartışma, sigaranın tarihsel ve kültürel boyutunu yeniden düşünme ihtiyacını da beraberinde getirdi. Bugün dünya genelinde sigara karşıtı politikalar yaygınlaşırken, yabancı basında gündem olan bu paylaşım bir kez daha gösterdi ki; sigara, Türkler için yalnızca bir tüketim ürünü değil, tarihsel hafızada savaşla, krizle ve gündelik hayatla iç içe geçmiş bir alışkanlık olarak okunuyor.

Şok iddia: En büyük tehlike Özgür Özel yönetimindeki CHP Haber

Şok iddia: En büyük tehlike Özgür Özel yönetimindeki CHP

Batı Asya Araştırmaları Enstitüsü (BAAE) Başkanı ve Büyük Birlik Partisi eski Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Yardımcıoğlu, Yeni Akit gazetesinde Muhammet Kutlu’ya verdiği röportajda, ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi ve parti yönetimi hakkında dikkat çekici iddialarda bulundu. Yardımcıoğlu, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi sonrası CHP içinde örgütlendiğini savunarak, partinin mevcut yönetiminin Türkiye için ciddi bir güvenlik riski oluşturduğunu ileri sürdü. “15 Temmuz’dan sonra CHP içinde örgütlendiler” iddiası Röportajda konuşan Prof. Dr. Yardımcıoğlu, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından FETÖ yapılanmasının yön değiştirdiğini öne sürdü. Bu süreçte örgüt üyelerinin CHP çatısı altında toparlandığını iddia eden Yardımcıoğlu, ana muhalefet partisinin bu yapılanma tarafından ele geçirildiğini savundu. Yardımcıoğlu’na göre, söz konusu yapılanma CHP üzerinden yeniden devlet ve hükümet üzerinde etkili olmaya çalışıyor. Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu hedefte Yardımcıoğlu, iddialarını daha da ileri taşıyarak, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı **Ekrem İmamoğlu**nu doğrudan hedef aldı. FETÖ’nün bu iki isim üzerinden siyasi bir yapılanma kurduğunu iddia eden Yardımcıoğlu, Özgür Özel’in parti içindeki konumunun “örgütsel bir planın parçası” olduğunu öne sürdü. “Kılıçdaroğlu hançerlenerek saf dışı bırakıldı” savı CHP’nin önceki Genel Başkanı **Kemal Kılıçdaroğlu**na ilişkin de iddialarda bulunan Yardımcıoğlu, kurultay sürecinde şaibe yaşandığını savundu. Kılıçdaroğlu’nun “arkasından hançerlenerek” parti yönetiminden uzaklaştırıldığını öne süren Yardımcıoğlu, kongrede rüşvet dağıtıldığı ve bu süreçte CHP’nin FETÖ bağlantılı yapılara teslim edildiğini iddia etti. “Kayyum atansın, kongre iptal edilsin” çağrısı Yardımcıoğlu, CHP’ye yönelik eleştirilerini kurumsal düzeye taşıyarak radikal bir müdahale çağrısında bulundu. Parti kongresinin “mutlak butlan” kararıyla iptal edilmesi gerektiğini savunan Yardımcıoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’ye kayyum olarak atanmasını önerdi. Bu adımın, partinin mevcut yönetimden kurtarılması için zorunlu olduğunu ileri sürdü. “CHP dış güçlerin aparatı haline geldi” iddiası Röportajın ilerleyen bölümünde CHP yönetiminin dış bağlantılarla hareket ettiğini öne süren Yardımcıoğlu, Özgür Özel’in Avrupa’daki temaslarını da bu çerçevede değerlendirdi. Özel’in Avrupa’daki sosyal demokrat çevrelerle kurduğu ilişkilerin arkasında FETÖ etkisi olduğunu iddia eden Yardımcıoğlu, CHP’nin “küreselci yapılar tarafından yönlendirilen bir aparat” haline getirildiğini savundu. “Silivri” çıkışıyla gerilim tırmandı Yardımcıoğlu’nun en sert açıklamaları ise röportajın son bölümünde geldi. CHP’yi “devlet ve millet için en büyük beka meselesi” olarak tanımlayan Yardımcıoğlu, Özgür Özel ve parti yönetimine yönelik tutuklama çağrısında bulundu. Dokunulmazlıkların kaldırılması gerektiğini savunan Yardımcıoğlu, CHP yönetiminin yargı önüne çıkarılmasını talep etti. Siyasi tartışmalar yeniden alevlenebilir Prof. Dr. Mahmut Yardımcıoğlu’nun bu açıklamaları, ana muhalefet partisi CHP ve özellikle Özgür Özel liderliğindeki yönetimi doğrudan hedef alması nedeniyle kamuoyunda geniş yankı uyandırmaya aday. İddiaların siyasi arenada yeni tartışmaları beraberinde getirmesi bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.