SON DAKİKA

#Darbe Girişimi

HABER DEĞER - Darbe Girişimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Darbe Girişimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı suikast timinin son firarisinin çantasından servet çıktı  Haber

Cumhurbaşkanı suikast timinin son firarisinin çantasından servet çıktı 

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Marmaris'te konakladığı otele saldıran 37 kişilik timin son üyesi olan Özel Kuvvetler mensubu ihraç kurmay Yüzbaşı Burkay Karatepe, güvenlik güçlerinin düzenlediği operasyonla ele geçirildi. 10 yıl boyunca hurdacı kılığında saklandı İçişleri Bakanlığı'nın aranan FETÖ üyelerine yönelik çalışmalarını hızlandırmasının ardından, istihbarat birimleri Karatepe'nin izini Afyonkarahisar'da buldu. Darbeci eski yüzbaşının, dikkat çekmemek amacıyla 2026 yılının Şubat ayından itibaren Yarenler Mahallesi çevresinde kağıt ve hurda toplayıcısı kılığına büründüğü, sürekli şapka takarak izini kaybettirmeye çalıştığı belirlendi. İnşaatlarda "Salih" adıyla çalıştığı tespit edilen Karatepe'nin, Antalya'da yaşayan bir başka vatandaş adına kayıtlı hat kullandığı da tespit edildi. Kaçış planı yaparken yakalandı 15 Temmuz darbe girişiminin 10. yıl dönümünde hakkında çıkan haberler üzerine paniğe kapıldığı ve kaçma hazırlığı yaptığı belirlenen Karatepe, 31 Temmuz'da birlikte inşaatlarda çalıştığı Özcan A. ile birlikte temin ettiği gıda ve içeceklerle İnaz Deprem Evleri bölgesindeki atıl bir binaya sığındı. Özcan A.'nın gözaltına alınmasının ardından bölge, İHA'lar ve termal kameralarla anbean izlemeye alındı. Çantasından servet çıktı 1 Ağustos 2026 gecesi saat 00:50 sularında elindeki siyah spor çantayla üst katlara kaçmaya çalışırken özel timlerin baskınıyla yakalanan Karatepe, polise ilk başta sahte kimlik ibraz etse de kısa sürede gerçek kimliğini itiraf etti. Zanlının yanındaki spor çantada yapılan aramalarda 98 adet Ata lira altın, 50 gram külçe altın, 4 adet yarım, 23 adet çeyrek altın, 33 bin 700 ABD doları, 2 bin 620 Euro ve çeşitli nakit paralar olmak üzere toplamda 6 milyon 409 bin lira ele geçirildi. Operasyon düzenlenen adreste ayrıca askeri kamuflaj ve dijital materyaller de muhafaza altına alındı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

"İrade Bizim, Zafer Bizim" sergisi açıldı Haber

"İrade Bizim, Zafer Bizim" sergisi açıldı

VakıfBank Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen sergi, Türk milletinin bağımsızlığına, demokrasisine ve milli iradesine sahip çıkışını gelecek nesillere aktarmak amacıyla hazırlandı. Darbe gecesi kronolojik bir anlatımla aktarılıyor Darbe girişimi gecesini kronolojik bir anlatımla ziyaretçilere aktaran sergi, İstanbul'un 15 Temmuz öncesindeki görüntülerinin yer aldığı iki ekranla başlıyor. Ardından darbe girişiminin hazırlık süreci ve ilk hareket anından itibaren yaşanan gelişmeler, saat saat hazırlanan dijital ekranlar, fotoğraflar ve görsel materyaller eşliğinde sunuluyor. Vatandaşların direnişi ve darbenin püskürtülmesine uzanan süreci ele alan serginin son bölümünde ise "Zafer Sokağı"nda 15 Temmuz şehitlerinin isimleri ve fotoğrafları yer alıyor. "Unutmayacağız, anlatacağız" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın katıldığı serginin açılışında konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, 15 Temmuz'un milletin ortak mücadelesi olduğunu belirterek, darbe girişiminin hafızalarda canlı tutulmasının ve gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine dikkati çekti. Gül, "Üzerinden 10 sene geçti, unutmayacağız, anlatacağız, bu darbeyi Fetullahçılar yaptı. Bu darbeyi bizim içimize sızan bazen komşumuz, bazen akrabamız, bazen arkadaşımız olan insanlar yaptı ve bir daha olmaması için aynı kararlılık, aynı hassasiyetle bunun anlatılması gerekiyor." dedi. "Mücadele ekonomik cephede de sürdürüldü" VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, 15 Temmuz gecesi verilen mücadelenin yalnızca meydanlarda değil, ekonomik cephede de kararlılıkla sürdüğüne işaret ederek, finansal sistemin kesintisiz işlemesi ve piyasaların açık kalması için Türk bankacılık sektörü ile kamu bankalarının büyük bir sorumluluk üstlendiğini belirtti. Arslan, serginin amacının yalnızca fotoğrafları ve belgeleri bir araya getirmek olmadığını, ziyaretçilere o gecenin ruhunu yeniden hissettirebilmek olduğunu ifade etti. Küratör Hasan Mert Kaya ise sergide Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Marmaris'ten İstanbul'a gelişi, Ömer Halisdemir'in müdahalesi ve halkın demokrasi nöbetleri gibi dönüm noktalarının izleyiciye sunulduğunu, 253 şehidin anıldığı özel bir bölüm ile "15 Temmuz Zafer Sokağı"nın da yer aldığını belirtti. Sergi, bir ay boyunca ziyarete açık olacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

BİZİ SIRTIMIZDAN VURDULAR! | İhanetin Denizdeki Yüzü: Ömer Faruk HARMANCIK Haber

BİZİ SIRTIMIZDAN VURDULAR! | İhanetin Denizdeki Yüzü: Ömer Faruk HARMANCIK

Deniz Kuvvetleri'nin mahrem yapılanmasında "Kurmay Başkanı" sıfatıyla görev alan Harmancık, ihanetin Akıncı Üssü'ndeki merkez karargahında yer alan "Yurtta Sulh Konseyi" üyelerinden biriydi. Darbecilerin atama listesinde iki rütbe birden terfi ettirilerek Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı olarak atanmıştı. Genelkurmay Başkanı Akar'dan darbe bildirisini imzalayarak okumasını isteyen Harmancık'tı. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ifadesinde, Harmancık'ın elinde iki yapraktan oluşan bir metni getirip önce okuduğunu ve ardından kendisine "Siz şunu bir okuyun ve bunu imzalayıp TV'de okursanız her şey çok güzel olacak, herkesi alıyoruz, herkesi getiriyoruz" dediğini söyledi. Akar ayrıca, "Şiddetle ve hiddetle reddettim. 'Kendinizi ne zannediyorsunuz? Siz kimsiniz? Topladığınızı söylediğiniz ikinci başkan, kuvvet komutanları nerede? Bakanlar nerede? Elinizde kim varsa getirin, sizin başınız kıçınız kim?' diye bağırdım." dedi. İhanet Toplantılarının Müdavimi Darbenin sivil yöneticisi Adil Öksüz'ü tanımadığını, herhangi bir evde bir araya gelmediğini iddia etmesine rağmen, İzmir'deki darbe girişimi davasının gizli tanıkları ise bunu yalanladı. Anlatılanlara göre darbe girişiminin "olgunlaşma" sürecinde, firari imam Adil Öksüz’ün başkanlığında Ankara Konutkent’teki villalarda gerçekleştirilen gizli toplantıların değişmez ismiydi. Harmancık'ın Öksüz'ün darbe toplantıları yaptığı villada 6, 7, 8 Temmuz tarihlerinde bulunduğunmuş ve Deniz Kuvvetleri'nin ihanet planındaki sevk ve idaresinden sorumlu ana aktör olmuştu. Kuzgun kod adlı gizli tanık ifadesinde, "Harmancık'ı gördüm. Bana bir darbe planı üzerinde çalışıyoruz, darbe planını bitirdik, ufak tefek ayrıntılar kaldı." dedi. 15 Temmuz veya 22 Temmuz'da darbe planını uygulamaya koyacaklarını, konuyla ilgili bana birkaç konuk soracaklarını, gözaltına alınabilecek amirlerin kimler olabileceğini söyledi." ifadelerini kullanmıştı. "Cumhurbaşkanı'nı öldüremedik, Almanya'ya kaçtığını yayalım" Gizli tanık ayrıca Harmancık'ın evden genelkurmayda sivillere ateş açan darbeci Sinan Sürel ile birlikte ayrıldığını belirtti. Telefonla aradığı Erdek Mayın Filo Komutanlığı'ndan karargahı kontrol altına alıp gemileri kaldırmalarını istedi. İstanbul Atatürk Havalimanı'na gönderilen CASA uçağıyla askerlerin Akıncı Üssü'ne getirilmesini sağladı. Tanık İbrahim Halil Ağaç'ın ifadesine göre, Harmancık telefonda görüştüğü kişiye, "Cumhurbaşkanı'nı öldürmedik, planlarımız boşa gitti. Cumhurbaşkanı'nın Almanya'ya kaçtığı yönünde haberleri yaymamız lazım. Yoksa her şey boşa gidecek" diyerek telefondaki şahsa Fox TV'yi bağlamalarını söyledi. Harmancık, "girişim başarısız oldu, kaçabiliyorsanız kaçın" dedi. Tutuklu sanık eski yüzbaşı Özay Cödel'in ifadesine göre, Ömer Faruk Harmancık yanına gittiğimde görevim bittiğini, girişimin başarısız olduğunu söyledi. "Silahları ve malzemeleri 141. filoya bırakın, kaçabiliyorsanız kaçın" dedi. "Eşeklik Ettim" Savunması Akıncı Üssü'nde yakalandığında, "Üs komutanına haber vermeden İstanbul'a gitmek için buraya geldim" diyerek tarihe geçecek bir yalan söyledi. Hangi filonun nerede olduğunu bile bilmediğini iddia edecek kadar tuhaf bir savunma kurgulayan Harmancık, mahkeme başkanının "Bu yaptığınız askeri mantığa sığar mı?" sorusuna, "Yaptığımın bir yanlış olduğunu, hatta eşeklik olduğunu söyledim" cevabını vererek, suçunu "basit bir hata" gibi göstermeye çalıştı. 141 Kez Ağırlaştırılmış Müebbet TRT’de darbe bildirisini zorla okutan eski yarbay Ümit Gençer'in telefonunda "Dost" olarak kayıtlı olan kişinin bizzat Ömer Faruk Harmancık olduğu, emniyetin dijital incelemeleriyle tescillendi. WhatsApp üzerinden o ihanet metnini Gençer'e ileten Harmancık, darbe gecesi boyunca "patates hatlar" ve şahsi telefonlarıyla bir trafik yönetti. Erdoğan'a suikast timinde yer alan eski SAT yüzbaşı Özay Cödel ile o gece yaptığı 7 görüşme, onun darbenin "operasyonel sorumlusu" olduğunun kanıtıydı. Mahkemede "Terörist başı olduğunu kabul edersem, kendimi de terörist ilan etmiş olurum" diyerek, hukuki bir kurnazlıkla örgüt bağını reddetti. Ancak sicili ve yaptığı eylemler, onun örgütün en sadık "denizci" tetikçilerinden biri olduğunu kanıtlıyordu. "Anayasayı ihlal", "Cumhurbaşkanına suikast" ve 139 kişiyi şehit etmek suçlamalarından yargılandığı Genelkurmay çatı davasında mahkeme 141 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. O gece devletin üniformasını kirleten Harmancık, bugün cezaevinde, tarih sayfalarına kazınan ihanetinin bedelini ödüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

BİZİ SIRTIMIZDAN VURDULAR! Kim bu Kemal BATMAZ ? Haber

BİZİ SIRTIMIZDAN VURDULAR! Kim bu Kemal BATMAZ ?

1954 yılında Nevşehir'de doğan, İstanbul Teknik Üniversitesi Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği'nden mezun olduktan sonra 2015'te bir emlak şirketi kurmuştur. Ancak savcılık, incelemeleri sonucunda emlak şirketinin hiçbir gayrimenkulün alım satım ve kiralama işi gerçekleştirmediğini, faaliyetlerinin tabelada kaldığını tespit edilmişti. Örgütün "ekonomik kuluçka merkezi" Kaynak Holding'de genel müdürlüğe kadar yükselen Kemal Batmaz; 15 Temmuz gecesi Akıncı Üssü'nde Adil Öksüz ile omuz omuza darbeyi yöneten, örgüt hiyerarşisinde Adil Öksüz’den sonra "Hava Kuvvetleri Sorumlusu" koltuğunu devralan karanlık bir figürdü. ABD'ye ilk kez 1997'de gittiği belirlenen Batmaz, Darbenin ilk hazırlık hareketlerini başlatması olasılığı yüksek olan Batmaz'ın, FETÖ içerisinde "Adil Öksüz'ün üstü veya eşiti olduğu, bu değilse ancak bir altında bulunabileceği" değerlendirildi. "Arsa Bakmaya Gelmiştim" Yalanının İkinci Adresi 15 Temmuz darbe girişiminin Akıncı Üssü'ndeki "harekat merkezinde" 143. Filo'da kameralara takılan Kemal Batmaz, yakalandığında Adil Öksüz ile aynı "ezber" savunmayı yaptı: "Kazan ilçesine arsa bakmaya gelmiştim." Ancak gerçekler, mahkeme kayıtlarına giren görüntüler ve bilirkişi raporlarıyla kısa sürede gün yüzüne çıktı. Görüntülerde, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'a kendisini Gülen'le görüştürmeyi teklif eden Tuğgeneral Hakan Evrim'in kendisine başıyla selam verdiği tespit edildi. Bu görüntüler Batmaz'ın örgüt içerisindeki mutlak otoritesini ve "sivil yönetici" konumunu kanıtlayan en somut detaylardan biriydi. "Namık" ile Pensilvanya Rotası Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Harun Kodalak ve soruşturma savcısı Ramazan Dinç’in yaptığı araştırma kapsamında, Kemal Batmaz’ın ihanet trafiği Adil Öksüz ile adeta paralel ilerledi. 11 Temmuz 2016'da, darbe talimatlarını almak üzere Öksüz ile aynı uçakla ABD'ye uçtuğu, 13 Temmuz'da yine aynı uçakla Atatürk Havalimanı’ndan yurda döndüğü resmi kayıtlarla belgelendi. Örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in Pensilvanya'daki karargahına sık sık giden Batmaz'ın, 2016 yılı Ocak ayındaki ABD ziyaretinde ise İmam doğrudan Fetullah Gülen'in yanında kalacağını" beyan ettiği ortaya çıktı. "Tesadüf "Dedi Başsavcılık, darbe planlarını ve organizasyonunu Öksüz ile yaptığını değerlendirdiği Batmaz'ın darbe girişiminin hemen ardından Akıncı Üssü çevresinde gözaltına alınıp, tutuklandı ve Sincan Cezaevine koydu. Cumhuriyet Savcısı, yeni delillerin ardından Batmaz'ın bir kez daha ifadesini aldığında, Öksüz ile ABD dönüşü Atatürk Havalimanında aynı karede yer aldıkları fotoğraflar gösterilince bunun "tesadüf" olduğunu ileri sürerek, tıpkı Öksüz gibi Akıncı Üssü civarında bulunmasına ilişkin "arsa bakmaya gitmiştim" savunmasını tekrarladı. Mektupla İtiraf: "Muhterem Efendim" Mahkeme salonlarında "darbe ile ilgim yok" diyen Batmaz'ın, gerçek yüzü bir mektup operasyonuyla deşifre oldu. Duruşma salonunda örgüt elebaşı Fetullah Gülen'e ulaştırılmak üzere gizlice bir not hazırlayan Batmaz, notta "Muhterem efendim" diyerek bağlılığını bildiriyor, savcılara verdiği ifadelerde nasıl "güvenli" cevaplar verdiğini anlatıyordu. Jandarma ekiplerinin dikkati sayesinde ele geçirilen bu not, Batmaz'ın darbeci kimliğini kendi el yazısıyla tescillediği bir itiraf belgesi oldu. İhanetin Faturası: 79 Kez Ağırlaştırılmış Müebbet Adil Öksüz ile birlikte FETÖ'nün "Hava Kuvvetleri yapılanmasını" yöneten Kemal Batmaz, yargılandığı Akıncı Üssü darbe girişimi davasında en ağır cezaya çarptırılan isimlerden biri oldu. "Yönetici" sıfatıyla, 77 vatandaşın şehit edilmesi ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs başta olmak üzere işlediği tüm suçlardan dolayı, 79 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, 3 bin 901 yıl 6 ay hapis cezası verildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İletişim Başkanı Burhanettin Duran’dan 27 Nisan mesajı Haber

İletişim Başkanı Burhanettin Duran’dan 27 Nisan mesajı

Burhanettin Duran, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda 27 Nisan e-muhtırasının üzerinden geçen 19 yılı değerlendirdi. Duran, söz konusu girişimi “millet iradesini hedef alan ve demokratik meşruiyeti yok sayan bir vesayet teşebbüsü” olarak nitelendirdi. Açıklamasında, o dönemde verilen siyasi ve toplumsal tepkinin Türkiye’nin demokratik yönelimi açısından kritik olduğunu vurgulayan Duran, “Türkiye, artık vesayet odaklarının hizaya sokabileceği bir ülke değildir” ifadelerini kullandı. Erdoğan vurgusu Duran, Recep Tayyip Erdoğan’ın o dönemde sergilediği tutuma da dikkat çekti. Bu duruşun yalnızca siyasi bir refleks değil, devlet ile millet arasındaki bağın güçlendiğinin göstergesi olduğunu belirtti. Açıklamada, Erdoğan’ın tavrının “kararlı ve onurlu bir duruş” olarak tarihe geçtiği ifade edildi. 15 Temmuz hatırlatması Duran, mesajında 15 Temmuz Darbe Girişimi’ne de atıfta bulunarak, milletin her türlü müdahaleye karşı iradesine sahip çıktığını dile getirdi. Türkiye’de demokratik meşruiyetin dışında kalan hiçbir girişimin kabul edilemeyeceğini vurguladı. “Türkiye’nin istikameti milletin iradesidir” diyen Duran, bu iradenin hiçbir odağın müdahalesine bırakılmayacağını ifade etti. Demokratik hafıza vurgusu Açıklamada, 27 Nisan e-muhtırasının Türkiye’nin demokratik hafızasında önemli bir yer tuttuğu belirtilirken, benzer girişimlere karşı toplumsal bilincin korunmasının önemine dikkat çekildi. Duran’ın mesajı, siyasi gündemde “millet iradesi” ve “demokratik meşruiyet” tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ah Şu Tiryaki Türkler! Haber

Ah Şu Tiryaki Türkler!

Uluslararası sosyal medyada paylaşılan ve kısa sürede yabancı basında da yer bulan bir gönderi, “Türklerin nerede ve ne zaman sigara içeceğini asla bilemezsin” ifadesiyle dikkat çekti. Paylaşımda, darbe girişiminden askerî operasyona, deprem enkazından olağanüstü anlara kadar uzanan görüntüler sıralanırken, bu alışkanlığın kökenine dair tarihsel arka plan da yeniden gündeme geldi. Türkler, sigarayla Avrupa’dan önce tanışan toplumlar arasında yer aldı Tütün Amerika kıtasının yerli halklarından Avrupa’ya taşındıktan sonra, Osmanlı topraklarına 16’ncı yüzyılda ulaştı. Ancak tütünün bugün bildiğimiz anlamda “sigara” formuna dönüşmesi, tarihçiler tarafından büyük ölçüde Osmanlı coğrafyasına bağlanıyor. Kağıda sarılı tütünün yaygınlaşması, 19’uncu yüzyılda askerî seferler sırasında hız kazandı ve bu kullanım biçimi kısa sürede Anadolu’dan Balkanlar’a yayıldı. Osmanlı askerleri sigaranın modern biçiminin taşıyıcısı oldu Tarihi kaynaklar, kağıda sarılı sigaranın yaygınlaşmasını Akka Kuşatması ve ardından Kırım Savaşı gibi askerî çatışmalarla ilişkilendiriyor. Cephede nargile ya da pipo gibi araçlara erişemeyen askerler, tütünü kağıda sararak içmeye başladı. Bu pratik çözüm, sigarayı hem taşınabilir hem de hızlı tüketilebilir bir alışkanlık haline getirdi ve Avrupalı askerler aracılığıyla Batı’ya taşındı. “Türk tütünü”, bir dönem Batı dünyasında prestij simgesiydi 19’uncu yüzyıl sonu ile 20’nci yüzyıl başında özellikle Trakya ve Ege’de yetiştirilen Türk tütünü, aroma ve hafifliği nedeniyle büyük talep gördü. ABD ve Avrupa’da üretilen pek çok sigara, “Turkish tobacco” vurgusuyla pazarlanırken, Fatima, Murad, Omar ve Camel gibi markalar bu imaj üzerinden yükseldi. Dönemin reklamlarında Osmanlı motifleri ve “Doğulu” imgeler özellikle kullanıldı. Sigara, savaş ve kriz dönemlerinde gündelik hayatın parçası haline geldi Birinci ve İkinci Dünya Savaşları, sigaranın küresel ölçekte yaygınlaşmasında kırılma noktaları oldu. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte de sigara; cephede, kışlada, kahvehanede ve yolculuklarda “bekleme”, “rahatlama” ve “dayanma” aracı olarak görüldü. Bu durum, sigaranın yalnızca bir keyif ürünü değil, zor koşullarla baş etmenin sembolü haline gelmesine yol açtı. Yabancı paylaşım, bu tarihsel arka planla birlikte okundu Yabancı basında paylaşılan içerikte yer alan, “darbe girişimi sırasında”, “askerî operasyona giderken” ya da “deprem enkazından çıkarılırken” sigara içen yurttaş görüntüleri, birçok kişi tarafından şaşkınlıkla karşılandı. Ancak tarihsel perspektiften bakıldığında, bu görüntüler sigaranın Türkiye toplumunda kriz anlarıyla iç içe geçmiş uzun geçmişini yansıtıyor. Mizah ile stereotip arasındaki çizgi yeniden tartışıldı Paylaşım bazı çevrelerce esprili bir gözlem olarak görülürken, bazı yorumlarda ise Türkleri tek bir alışkanlık üzerinden tanımlayan indirgemeci bir bakış açısı olduğu eleştirileri dile getirildi. Tartışma, sigaranın tarihsel ve kültürel boyutunu yeniden düşünme ihtiyacını da beraberinde getirdi. Bugün dünya genelinde sigara karşıtı politikalar yaygınlaşırken, yabancı basında gündem olan bu paylaşım bir kez daha gösterdi ki; sigara, Türkler için yalnızca bir tüketim ürünü değil, tarihsel hafızada savaşla, krizle ve gündelik hayatla iç içe geçmiş bir alışkanlık olarak okunuyor.

Şok iddia: En büyük tehlike Özgür Özel yönetimindeki CHP Haber

Şok iddia: En büyük tehlike Özgür Özel yönetimindeki CHP

Batı Asya Araştırmaları Enstitüsü (BAAE) Başkanı ve Büyük Birlik Partisi eski Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Yardımcıoğlu, Yeni Akit gazetesinde Muhammet Kutlu’ya verdiği röportajda, ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi ve parti yönetimi hakkında dikkat çekici iddialarda bulundu. Yardımcıoğlu, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi sonrası CHP içinde örgütlendiğini savunarak, partinin mevcut yönetiminin Türkiye için ciddi bir güvenlik riski oluşturduğunu ileri sürdü. “15 Temmuz’dan sonra CHP içinde örgütlendiler” iddiası Röportajda konuşan Prof. Dr. Yardımcıoğlu, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından FETÖ yapılanmasının yön değiştirdiğini öne sürdü. Bu süreçte örgüt üyelerinin CHP çatısı altında toparlandığını iddia eden Yardımcıoğlu, ana muhalefet partisinin bu yapılanma tarafından ele geçirildiğini savundu. Yardımcıoğlu’na göre, söz konusu yapılanma CHP üzerinden yeniden devlet ve hükümet üzerinde etkili olmaya çalışıyor. Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu hedefte Yardımcıoğlu, iddialarını daha da ileri taşıyarak, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı **Ekrem İmamoğlu**nu doğrudan hedef aldı. FETÖ’nün bu iki isim üzerinden siyasi bir yapılanma kurduğunu iddia eden Yardımcıoğlu, Özgür Özel’in parti içindeki konumunun “örgütsel bir planın parçası” olduğunu öne sürdü. “Kılıçdaroğlu hançerlenerek saf dışı bırakıldı” savı CHP’nin önceki Genel Başkanı **Kemal Kılıçdaroğlu**na ilişkin de iddialarda bulunan Yardımcıoğlu, kurultay sürecinde şaibe yaşandığını savundu. Kılıçdaroğlu’nun “arkasından hançerlenerek” parti yönetiminden uzaklaştırıldığını öne süren Yardımcıoğlu, kongrede rüşvet dağıtıldığı ve bu süreçte CHP’nin FETÖ bağlantılı yapılara teslim edildiğini iddia etti. “Kayyum atansın, kongre iptal edilsin” çağrısı Yardımcıoğlu, CHP’ye yönelik eleştirilerini kurumsal düzeye taşıyarak radikal bir müdahale çağrısında bulundu. Parti kongresinin “mutlak butlan” kararıyla iptal edilmesi gerektiğini savunan Yardımcıoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’ye kayyum olarak atanmasını önerdi. Bu adımın, partinin mevcut yönetimden kurtarılması için zorunlu olduğunu ileri sürdü. “CHP dış güçlerin aparatı haline geldi” iddiası Röportajın ilerleyen bölümünde CHP yönetiminin dış bağlantılarla hareket ettiğini öne süren Yardımcıoğlu, Özgür Özel’in Avrupa’daki temaslarını da bu çerçevede değerlendirdi. Özel’in Avrupa’daki sosyal demokrat çevrelerle kurduğu ilişkilerin arkasında FETÖ etkisi olduğunu iddia eden Yardımcıoğlu, CHP’nin “küreselci yapılar tarafından yönlendirilen bir aparat” haline getirildiğini savundu. “Silivri” çıkışıyla gerilim tırmandı Yardımcıoğlu’nun en sert açıklamaları ise röportajın son bölümünde geldi. CHP’yi “devlet ve millet için en büyük beka meselesi” olarak tanımlayan Yardımcıoğlu, Özgür Özel ve parti yönetimine yönelik tutuklama çağrısında bulundu. Dokunulmazlıkların kaldırılması gerektiğini savunan Yardımcıoğlu, CHP yönetiminin yargı önüne çıkarılmasını talep etti. Siyasi tartışmalar yeniden alevlenebilir Prof. Dr. Mahmut Yardımcıoğlu’nun bu açıklamaları, ana muhalefet partisi CHP ve özellikle Özgür Özel liderliğindeki yönetimi doğrudan hedef alması nedeniyle kamuoyunda geniş yankı uyandırmaya aday. İddiaların siyasi arenada yeni tartışmaları beraberinde getirmesi bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.