SON DAKİKA

#Davanın

HABER DEĞER - Davanın haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Davanın haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Trump’ın 1.8 milyar dolarlık "yozlaşmayı önleme" fonunda yolun sonu mu? Haber

Trump’ın 1.8 milyar dolarlık "yozlaşmayı önleme" fonunda yolun sonu mu?

Cumhuriyetçi senatörler, fonun kurulduğu günden bu yana perde arkasında yönetimi fonu kapatmaya zorluyor. Özellikle Senatör Lindsey Graham gibi Trump’a yakın isimlerin dahi bu fondan rahatsız olduğu belirtiliyor. Geçtiğimiz hafta Adalet Bakanı Vekili Todd Blanche ile yapılan bir toplantıda, Senatör Ted Cruz’un kariyerindeki "en sert sorgulamalardan biri" olarak tanımladığı gerilimli anlar yaşandı. Milletvekillerini en çok endişelendiren konu, 6 Ocak 2021’de Kongre baskınına katılan kişilere bu fondan milyonlarca dolar ödenmesi ihtimali. Yargı engeli ve şüpheler Fonun hukuki geleceği de tartışma konusu. Doğu Virginia’daki bir federal yargıç, yasal itirazları değerlendirmek üzere fonun faaliyetlerini geçici olarak durdurdu. Ayrıca 35 eski yargıç, Trump’ın IRS'e karşı açtığı ve bu fonun kurulmasıyla sonuçlanan davada "yargı sisteminin manipüle edildiği" gerekçesiyle davanın yeniden açılması çağrısında bulundu. Yargıç Kathleen Williams, Trump’ın avukatlarından 12 Haziran'a kadar davanın taraflarının aslında birbirine karşıt olup olmadıklarına dair iddialara yanıt vermelerini istedi. Yönetim kanadında savunma ve geri adım sinyalleri Adalet Bakanlığı yetkilileri, fonun "tamamen yasal" olduğunu ve geçmiş yönetimlerin suistimallerine karşı bir koruma kalkanı oluşturduğunu savunarak kararlarını koruyor. Ancak Trump'ın kurmayları, bu fonun Cumhuriyetçilerin ara seçimlerdeki kampanyalarına zarar verebileceği ve savunulmasının imkansız olduğu konusunda endişeli. Trump henüz fonu kapatmayı resmen kabul etmese de, Senato'daki Cumhuriyetçilerle yaşadığı siyasi çıkmazın farkında olduğunu ifade ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yazar İlhami Işık: Bu dava şeytanlaştırma üzerinden yürütüldü Haber

Yazar İlhami Işık: Bu dava şeytanlaştırma üzerinden yürütüldü

Narin Güran cinayetine ilişkin tartışmalar sürerken, Baran Güran’ın ardından bu kez yazar İlhami Işık, Ferhat Özmen’in sorularını yanıtladı. Davayı ilk günden bu yana takip ettiğini belirten Işık, soruşturma sürecinin yalnızca hukuki değil, toplumsal ve medya kaynaklı ciddi sorunlar barındırdığını ifade etti. “Böylesine bir şeytanlaştırmayla ilk kez karşılaşıyorum” İlhami Işık, Türkiye’de birçok ağır davanın yaşandığını ancak bu dosyada farklı bir durum olduğunu vurguladı. “Uzun yıllardır bu ülkede birçok cinayet davası gördük ama böylesine topyekûn bir şeytanlaştırmayla ilk kez karşılaşıyorum” diyen Işık, davanın daha en başında belirli bir algı üzerinden şekillendiğini savundu. “Önce köy, sonra aile hedefe konuldu” Işık’a göre süreç, yalnızca bir soruşturma değil; aynı zamanda bir “algı inşası” süreciydi. Köyün ve ailenin sistematik biçimde hedef haline getirildiğini belirten Işık, bu durumun toplumda sorgulama refleksini ortadan kaldırdığını söyledi: “Bir köy şeytanlaştırıldı, ardından o köyün içinde bir aile. Bu noktadan sonra kimse ‘acaba’ sorusunu sormadı.” “Sorulması gereken sorular hiç sorulmadı” Işık, dosyada en dikkat çekici eksikliğin temel sorgulama mekanizmasının devre dışı kalması olduğunu ifade etti. Ortaya atılan birçok iddianın mantıksal olarak dahi test edilmediğini vurgulayan Işık, “Bu kadar kritik bir olayda en basit sorular bile sorulmadı” dedi. “Medya, acı üzerinden bir mekanizmaya dönüştü” Işık’ın en sert eleştirilerinden biri ise medyaya yönelik oldu. “Bazı kesimler, iki tık almak ya da görünürlük kazanmak için bu acıyı kullandı” diyen Işık, sürecin yalnızca habercilik değil, aynı zamanda bir “kazanç mekanizmasına” dönüştüğünü savundu. Bu durumun, hem kamuoyunun yanlış yönlendirilmesine hem de aileye yönelik ağır bir toplumsal baskıya neden olduğunu ifade etti. “Sosyal medya mahkemeleri bu davada belirleyici oldu” Işık, davanın seyrinde sosyal medyanın etkisine dikkat çekerek, kararların büyük ölçüde bu baskı altında şekillendiğini ileri sürdü. “Aylarca sosyal medyada mahkemeler kuruldu. İnsanlar daha yargılanmadan suçlu ilan edildi” diyen Işık, bu durumun hukuk sistemini de etkilediğini savundu. “Bu yalnızca bir dava değil, toplumsal bir kırılma” Işık’a göre Narin Güran dosyası, yalnızca bir cinayet davası değil; aynı zamanda Türkiye’de toplumsal reflekslerin geldiği noktayı gösteren bir örnek. “Bu dava, vicdanın rafa kaldırıldığı bir sürecin en somut göstergesidir” ifadelerini kullanan Işık, toplumun hızlı yargılama eğiliminin tehlikelerine dikkat çekti. “Adalet Bakanlığı için bir sınav” Işık, yetkililere de açık bir çağrıda bulunarak, bu dosyanın yeniden ele alınması gerektiğini ifade etti. “Eğer sosyal medya mahkemeleriyle mücadele edilecekse, bunun en somut örneği bu dosyadır” diyen Işık, Narin Güran davasının adalet sistemi açısından kritik bir test olduğunu vurguladı. Toplum için uyarı: Aynı hatalar tekrar edilebilir Uzmanlara göre, bu tür davalarda erken yargı, medya baskısı ve sosyal medya etkisi birleştiğinde, adil yargılanma ilkesi ciddi şekilde zarar görebiliyor. İlhami Işık’ın sözleri ise bu riski net bir şekilde ortaya koyuyor: “Bu dava sadece geçmiş değil, gelecekte yaşanabilecek benzer hataların da habercisi.” haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.