SON DAKİKA

#Delil

HABER DEĞER - Delil haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Delil haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ahmet Özer: CHP’li olduğum ve Kürt olduğum için mi ceza aldım? Haber

Ahmet Özer: CHP’li olduğum ve Kürt olduğum için mi ceza aldım?

Esenyurt Cumhuriyet Meydanı’nda yurttaşlarla bir araya gelen Ahmet Özer, “Kent Uzlaşısı” davasında kendisine verilen 6 yıl 3 ay hapis cezasını değerlendirdi. Kararın hukuki değil siyasi olduğunu öne süren Özer, “Bu dosyada örgüt üyeliğine dair tek bir somut delil yok. Olmayan bir örgüte üyelikten ceza verildi. Bu karar, barış ve çözüm sürecine darbe vurmuştur” dedi. “Siyasi bir operasyonla tutuklandım” Özer, 30 Ekim’de tutuklanmasının bir “siyasi operasyon” olduğunu savunarak, Esenyurt’ta halkın iradesinin kayyum yoluyla gasp edildiğini söyledi. “Seçimle kazanılan bir belediyeye kayyum atandı. Halk iradesi yok sayıldı” ifadelerini kullandı. “Delil yok, dosya boş” Hakkındaki iddiaların dayanaksız olduğunu belirten Özer, yargılamada kitapları, katıldığı kültürel etkinlikler ve yaptığı taziye telefonlarının suçlama konusu edildiğini anlattı. “Bir roman yazdığım için, bir festival düzenlediğim için, bir taziyede bulunduğum için örgüt üyeliğiyle suçlanıyorum. Bu akıl ve hukuk dışıdır” dedi. Dosyada gizli tanık beyanlarının da güvenilir olmadığını savundu. “Hukuka güven ciddi biçimde zedelendi” Türkiye’de yargıya güvenin ciddi biçimde azaldığını öne süren Özer, “En çok güvenmemiz gereken kurum hukuktur. Hukuk siyasallaşırsa toplumun çimentosu çöker” değerlendirmesinde bulundu. “Çifte standart sorusu” Özer konuşmasında şu soruları yöneltti: “Ben CHP’li değil de AK Parti’nin belediye başkanı olsaydım bu ceza verilir miydi? Ben Kürt olmasaydım yargılanır mıydım? Kürt kimliğini terörle eşitleyen bir anlayışla barış süreci yürütülebilir mi?” Bahçeli’ye teşekkür Mahkeme kararına tepki gösteren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarını önemsediklerini belirten Özer, “Sayın Bahçeli’nin dosyanın vicdani karşılığı olmadığı yönündeki beyanına teşekkür ediyorum. Ancak artık söz değil, icraat bekliyoruz” dedi. Özer, istinaf ve Yargıtay aşamalarında kararın bozulacağına inandığını ifade ederek, “Bu karar halkın vicdanında yok hükmündedir. En büyük terazi halkın vicdanıdır” diye konuştu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Adana’daki aile faciasında kan donduran mesaj Haber

Adana’daki aile faciasında kan donduran mesaj

Adana’nın Sarıçam ilçesinde 15 Ocak akşamı yaşanan ve Türkiye toplumunu derinden sarsan olayda, Sergen Altunbaş’ın, çocukları Ada (8) ve Mert (6)’i öldürdükten sonra yaşamına son vermeden önce eşine gönderdiği mesaj ortaya çıktı. Altunbaş’ın, boşanmış olmalarına rağmen birlikte yaşadığı eşi Gizem Deniz’e “Ben ve çocuklarım, sen eve geldiğinde ölmüş olacağız” ifadelerini yazdığı belirlendi. Olaydan hemen önce gönderilen mesaj soruşturmanın merkezinde Edinilen bilgilere göre aile, olaydan kısa süre önce Mersin’deydi. Sabah saatlerinde Adana’ya dönen ailede, Gizem Deniz annesinin yanında kalırken Altunbaş çocukları alıp villaya gitti. Bir süre sonra Deniz’e gönderilen mesajın ardından facia yaşandı. Mesaj, soruşturma dosyasına delil olarak girdi. Villada yangın ve silah sesleri duyuldu Sarıçam Boynuyoğun Mahallesi’ndeki villada önce bahçedeki otomobilin ateşe verildiği, ardından silah seslerinin duyulduğu bildirildi. Komşuların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Eve giren ekipler, baba ve iki çocuğun yaşamını yitirdiğini tespit etti. Komşular: “Ölüm hiç aklımıza gelmedi” Komşular, önce otomobildeki yangını fark ettiklerini, patlama ve silah seslerinin ardından durumu polise bildirdiklerini anlattı. Tanıklar, ailenin zaman zaman tartışmalar yaşasa da dışarıdan “mutlu bir aile” görüntüsü verdiğini söyledi. Yaşananların ardından anne Gizem Deniz’in olay yerine geldiği, ağır bir kriz yaşadığı öğrenildi. Soruşturma sürüyor, kamuoyu yanıt bekliyor Olayla ilgili adli soruşturma çok yönlü olarak devam ederken, çocukların cenazeleri toprağa verildi. Yetkililer, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için incelemelerin sürdüğünü bildirdi. Aile içi şiddet ve ruh sağlığı destek mekanizmalarının önemi, bu facianın ardından yeniden gündeme geldi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

"Taciz etti" savunması kurtarmadı: 17 yaşındaki Beyza’ya cinayetten 20 yıl hapis! Haber

"Taciz etti" savunması kurtarmadı: 17 yaşındaki Beyza’ya cinayetten 20 yıl hapis!

Muğla’nın Milas ilçesinde, kendisini taciz ettiğini iddia ettiği manav Halil İbrahim Mercan’ı (56) sokak ortasında uyuduğu sandalyede bıçaklayarak öldüren 17 yaşındaki Beyza Ö. hakkındaki yargılama tamamlandı. Mahkeme, genç kızın "taciz ve tehdit" iddialarını doğrulayacak herhangi bir somut delil bulunmadığına hükmederek sanığı 20 yıl hapis cezasına çarptırdı. İndirimlerle 20 yıla düştü Milas Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında heyet, sanığın eylemini "Beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak kişiyi kasten öldürme" suçu kapsamında değerlendirdi. Önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası veren mahkeme, sanığın suç tarihinde 17 yaşında olması nedeniyle cezayı 24 yıla indirdi. Ardından uygulanan takdiri indirimle birlikte nihai ceza 20 yıl hapis olarak belirlendi. Mahkeme: "Taciz kanıtlanamadı, akıl sağlığı yerinde" Davanın seyrini değiştiren en önemli detay, mahkemenin savunmaya yaklaşımı oldu. Beyza Ö., cinayeti maktulün kendisini taciz ve tehdit etmesi nedeniyle işlediğini öne sürmüştü. Ancak mahkeme gerekçeli kararında şu tespitlere yer verdi: Sanığın "taciz ve tehdit" iddiasını doğrulayacak herhangi bir kanıt veya şahit bulunamadı. Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’nden alınan rapora göre sanığın ceza ehliyetinin tam olduğu belirlendi. Suç aleti bıçak üzerindeki incelemede sanığın DNA'sı ile tam uyum sağlandı. Uyurken 7-8 bıçak darbesi Korkunç olay 2 Şubat 2025 tarihinde sabaha karşı yaşanmıştı. İddianameye göre Halil İbrahim Mercan sokaktaki bir sandalyede uyuduğu sırada, elinde bıçakla gelen Beyza Ö., maktulün omuz, kafa ve göğüs bölgesine 7-8 kez vurduktan sonra kaçmıştı. Güvenlik kameralarına da yansıyan kaçış anları ve babası tarafından teslim edilen suç aleti, cinayeti aydınlatan temel deliller oldu. Mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar vererek sanığın tutukluluk halinin devamına hükmetti. Tarafların karara 2 hafta içinde itiraz etme hakkı bulunuyor.

Güllü soruşturmasında Başsavcı’dan olay itiraf Haber

Güllü soruşturmasında Başsavcı’dan olay itiraf

Yalova’da evinin penceresinden düşerek şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden ünlü şarkıcı Güllü’nün (Gül Tut) ölümündeki sır perdesi, Başsavcılık'tan gelen çarpıcı açıklamayla aralandı. Soruşturmanın seyri "kasten öldürme" suçlamasına dönerken, Yalova Cumhuriyet Başsavcısı Duygu Bayar Öksüz, "En başından itibaren düşme veya intihar olduğu kanaatinde değildik. Güllü cinayetini ilk günden biliyorduk" diyerek dosyadaki gizliliğin nedenini açıkladı. Yurt dışına kaçarken yakalandılar Başsavcılığın titizlikle yürüttüğü soruşturma kapsamında fiziki ve teknik takibe alınan şarkıcının kızı Tuğyan Ülkem Gülter ve arkadaşı Sultan Nur Ulu ile beraberindeki 2 kişi, İstanbul’da operasyonla gözaltına alındı. Şüphelilerin valizlerini hazırlayıp yurt dışına kaçma hazırlığında oldukları iddia edildi. Gözaltına alınan isimler hakkında "kasten öldürme" suçlaması bulunuyor. Dikkat çeken mesaj: "Valizleri alıp döneceğim" Operasyonun ardından, şüpheli Tuğyan Ülkem Gülter’in olaydan kısa süre önce attığı mesajlar da dosyaya girdi. Gülter’in, gözaltına alınmadan saatler önce Güllü’nün eski asistanı Çiğdem E.’ye, "Abla valizleri alıp geri Yalova’ya döneceğim" şeklinde mesaj attığı tespit edildi. Bu mesaj, savcılığın "kaçış planı" iddiası ile şüphelinin "geri dönüyordum" savunması arasında kritik bir delil niteliği taşıyor. Avukattan "Para yok" savunması Şüphelilerin avukatı Rahmi Çelik ise kaçış iddialarını yalanladı. Müvekkillerinin maddi durumunun kötü olduğunu savunan Çelik, "Bırakın yurt dışını, Büyükçekmece’den Yalova’ya gelecek paraları bile yoktu" diyerek kaçma şüphelerinin yersiz olduğunu öne sürdü. Soruşturma, gizlilik kararı çerçevesinde çok yönlü olarak sürdürülüyor.

Ersoy'un "Siyasi operasyon" savunması AKP'li ismi küplere bindirdi Haber

Ersoy'un "Siyasi operasyon" savunması AKP'li ismi küplere bindirdi

Uyuşturucu ve suç örgütü soruşturması kapsamında tutuklanan eski Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy'un hakimlikteki "Bu bana yapılan siyasi bir operasyondur" savunması yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Ersoy'un bu çıkışına en sert tepki, eski AKP Milletvekili Şamil Tayyar'dan geldi. Tayyar, "Uçarak zirveye konarken sorgulamayan aklın, fuhuş ve uyuşturucu operasyonuna kulp takması tuhaf" diyerek zehir zemberek ifadeler kullandı. Ersoy: "Gizli tanıkla yapılan siyasi operasyon" "Uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırmak" ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" suçlamalarıyla cezaevine gönderilen Ersoy, hakimlik sorgusunda hakkındaki iddiaları reddetti. Yolsuzluğu olmadığını ve kendisine iftira atıldığını savunan Ersoy, "Bu çok net bir şekilde siyasi operasyondur. Elde hiçbir delil olmadan gizli tanık beyanı ile arkadaşlarım dahil edildi" ifadelerini kullandı. Tayyar'dan çok sert yanıt: "Önemli bir figür değilsin" Ersoy'un bu savunması üzerine sosyal medya hesabından bir açıklama yapan Şamil Tayyar, Ersoy'un "siyasi operasyon" tezini sert bir dille çürüttü. Tayyar, Ersoy'un siyasi bir operasyona hedef olacak kadar önemli bir figür olmadığını savunarak şu ifadeleri kullandı: "Uçarak zirveye konarken siyasi sorgulama yapmayan bir aklın, fuhuş ve uyuşturucu operasyonuna 'siyasi kulp' takması çok tuhaf geldi. TMSF bünyesindeki bir yöneticiyi bir saniyede görevden alarak tasfiye etmek mümkünken, neden böyle bir operasyon yapılsın? Cirmi ne ki ne kadarlık alanı yakabilsin? Kendine fazlaca bir anlam yüklemiş." "Hatırlı dostlarına güvendi, şimdi şokta" Tayyar, Ersoy'un "dokunulmazlık" hissiyatına kapıldığını öne sürerek, yaşanan düşüşün nedenini "hatırlı dostlara" güvenmeye bağladı. Eski vekil, "Sanırım, hatırlı dostları sayesinde dokunulmaz olduğunu sanıyordu. Hoyratça tepindiği ilişkilerin tepesinden bu kadar sert düşeceğine ihtimal vermiyordu, şimdi şokta. Umarım yaşadıklarından ders çıkarır" değerlendirmesinde bulundu.

Büyükçekmece Adliyesi’nde kasa vurgunu: 75 kilo altın ve gümüş kayıp! Haber

Büyükçekmece Adliyesi’nde kasa vurgunu: 75 kilo altın ve gümüş kayıp!

Devamsızlık şüphesi, büyük vurgunu ortaya çıkardı Olay, adliyede görevli zimmet memurunun uzun süre işe gelmemesi üzerine başlatılan iç denetimde fark edildi. Cumhuriyet savcılığına yapılan bildirimin ardından emanet bürosunun kapıları açıldı ve kasaların tamamen boşaltıldığı tespit edildi. Kasalar boş, altın ve gümüş yok Yapılan ilk incelemelere göre, soruşturma dosyalarında delil olarak muhafaza edilen yaklaşık 25 kilogram altın ve 50 kilogram gümüş kayboldu. Değerli madenlerin tek seferde değil, belirli bir süreye yayılarak sistematik biçimde kasalardan çıkarıldığı değerlendiriliyor. Zimmet memuru ailesiyle birlikte kaçtı Soruşturmayı derinleştiren ekipler, olayın baş şüphelisi zimmet memuru Erdal T.’nin eşi ve çocuklarıyla birlikte 19 Kasım 2025’te İngiltere’ye gittiğini belirledi. Savcılık, şüpheli hakkında yakalama kararı çıkardı. İkinci şüpheli gözaltında, tüm personel ifade verdi Bağlantılı olduğu değerlendirilen ikinci isim Kemal D. yakalanarak gözaltına alındı. Emanet bürosunda görev yapan tüm personelin ve yazı işleri müdürünün ifadeleri alındı. Yapılan ev aramalarında başka bir suç unsuruna rastlanmadı. “Ben malları sattım” mesajı soruşturmanın seyrini değiştirdi Olayın en çarpıcı ayrıntılarından biri de kaçan şüphelinin çevresine gönderdiği mesaj oldu. Erdal T.’nin WhatsApp üzerinden “Ben malları sattım, Allah çarşınıza pazar versin” ifadelerini kullandığı öğrenildi. Soruşturma genişletildi Savcılık; emanet bürosuna ait tüm kayıtları, kamera görüntülerini ve giriş-çıkış loglarını mercek altına aldı. Değerli madenlerin nasıl sistem dışına çıkarıldığı, başka kişilerin olaya karışıp karışmadığı ve malvarlığının akıbeti araştırılıyor. Kaçan şüphelinin iadesi için İngiltere makamlarıyla temas kurulması bekleniyor.

Mardin'deki aile katliamında sır perdesi aralanıyor Haber

Mardin'deki aile katliamında sır perdesi aralanıyor

Mardin’in Kızıltepe ilçesinde 24 Kasım gecesi Mehmet Kaya, Berna Kaya ve 5 yaşındaki kızları Samyeli’nin evlerinde başlarından vurulmuş halde bulunmasıyla başlayan süreç, ilk saatlerde “aile içi intihar” olarak kamuoyuna yansıdı. Ancak olay yerindeki boşluklar, çelişkili tanık ifadeleri ve kayıp deliller, anlatının değişmesine yol açtı. Dosya, cinayet şüphesiyle ele alındı. İlk anlatı çöktü, soruşturma yön değiştirdi Olayın ardından “baba eşini ve çocuğunu öldürdükten sonra intihar etti” iddiası dolaşıma sokuldu. Fakat evde kullanılan silahın bulunamaması, muhtar ve bazı aile bireylerinin güvenlik ekipleri gelmeden içeri girmesi ve sahadaki düzensizlikler, iddianın zayıflamasına neden oldu. Savcılık, delil zincirindeki kopukluklar nedeniyle dosyayı cinayet kapsamında ele alarak geniş çaplı inceleme başlattı. Komşu ifadesi dosyayı kilitledi İlk ifadesinde “ses duymadım” diyen komşu M.C.’nin anlatımlarındaki çelişkiler dikkat çekti. Yeniden gözaltına alınan M.C., savcılık aşamasında olayla ilgili farklı beyanlarda bulundu ve cinayet anında evde olduğunu ileri sürdü. İfadesinde, kullanılan silahı temin ettiğini ve daha sonra kanalizasyona attığını söyledi; gösterdiği noktada yapılan aramada silah ele geçirildi. Tutuklamalar geldi, suçlamalar ağırlaştı Soruşturmanın ikinci dalgasında M.C. “kasten öldürme” suçlamasıyla tutuklandı. Delil karartmaya yardım ettikleri iddiasıyla V.E. ve B.K. de cezaevi yolunu tuttu. M.C.’nin kadın arkadaşı B.S. hakkında ise adli kontrol kararı verildi. Savcılık, telefon kayıtları ve kamera görüntülerini de kapsayan teknik incelemeyi genişletti. “Bu bir vahşet; magazin dili adaleti gölgeliyor” Dosya avukatları, olayın başından itibaren “intihar” etiketiyle servis edilmesinin hem soruşturmayı hem de toplumun doğru bilgilenme hakkını olumsuz etkilediğini vurguladı. Avukat Nurullah Öner, delillerin cinayete işaret ettiğini belirterek, “Magazinsel dil gerçeği saklıyor; bu bir vahşet, intihar değil” sözleriyle medyaya sorumluluk çağrısı yaptı. Toplumsal etki uyarısı yapıldı Olay yerinden görüntülerin kontrolsüz paylaşılmasının özellikle çocuklar üzerinde travmatik etki yarattığına dikkat çeken savunma tarafı, şiddeti olağanlaştıran içeriklerin gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Avukatlar, Türkiye toplumunun barış ve huzuru besleyen bir yayın diline ihtiyacı olduğunu vurguladı. Gözler yargı sürecinde Soruşturma derinleştirilirken, kamuoyu hem delillerin eksiksiz toplanmasını hem de hızlı ve şeffaf bir yargılamayı bekliyor. Üç canın hesabının adalet önünde sorulması, bu trajedinin karanlıkta kalmaması için tek yol olarak görülüyor.

Mardin’de bir aile nasıl yok oldu? “Yasak Aşk” iddiası dosyanın yönünü değiştirdi Haber

Mardin’de bir aile nasıl yok oldu? “Yasak Aşk” iddiası dosyanın yönünü değiştirdi

Üç canın alındığı evde yeni iddia soruşturmayı derinleştirdi. Mardin’in Kızıltepe ilçesinde aynı evde anne, baba ve 5 yaşındaki çocuklarının başlarından silahla vurulmuş halde bulunmasının ardından yürütülen soruşturmada “yasak ilişki” iddiası gündeme geldi. Emniyet birimlerinin kurduğu özel ekip, olay yerindeki bulgular ve tanık ifadeleri doğrultusunda dosyayı çok yönlü ele alıyor. Komşunun ifadesi dosyaya girdi, iki kişi tutuklandı. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan komşu M.C., ifadesinde, ailenin babasının başka bir kadınla ilişkisi olduğunu, bu nedenle eşler arasında tartışma çıktığını ve olayların bu tartışmanın ardından gerçekleştiğini öne sürdü. M.C., ayrıca olayda kullanılan silahı kendisinin temin ettiğini ve daha sonra kanalizasyona attığını iddia etti. Delil karartma şüphesiyle tutuklanan M.C.’ye yardım ettiği belirlenen V.E. de çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Böylece dosyadaki tutuklu sayısı ikiye çıktı. Kriminal raporlar dikkat çekti: Baba ve çocuğun elinde barut izi. Soruşturmanın teknik ayağında Diyarbakır Kriminal’de yapılan el svaplarında, aile fertlerinden babanın ve 5 yaşındaki çocuğun ellerinde barut izine rastlandığı öğrenildi. Bu bulgu, olayın oluş biçimine dair farklı senaryoların birlikte değerlendirilmesine yol açtı. Emniyet, raporların adli süreçte delil değerinin, olayın zaman çizelgesi ve kamera kayıtlarıyla birlikte incelendiğini vurguluyor. Evde zorlanma yok, silah kayıp: İlk tespitler çelişkileri artırdı. Olay yerine giren ekiplerin ilk incelemelerinde, kapıda zorlama izine rastlanmadığı ve evde yalnızca iki boş kovan bulunduğu kaydedildi. Olay silahının bulunamaması, hem “delil karartma” iddiasını hem de olayın üçüncü kişilerce yönlendirilmiş olabileceği ihtimalini güçlendiren unsurlar arasında yer aldı. Aile yakınları “para ve altınlar kayıp” diyor, cinayet ihtimali masada. Ailenin yakınları, evde bulunan para ve altınların kayıp olduğunu belirterek olayın yalnızca aile içi bir şiddet vakası olmayabileceğini savundu. İddialara göre, kaybolan değerli eşyalar dosyayı “hırsızlık amaçlı cinayet” ihtimali yönünde de genişletti. Emniyet, envanter çalışmasının sürdüğünü ve iddiaların araştırıldığını bildirdi. Avukatlardan çağrı: Spekülasyondan kaçınılsın, gerçekler yargıda açığa çıkacak. Ailenin avukatları, kamuoyuna yaptıkları açıklamada, dosyayla ilgili farklı mecralarda dolaşan spekülatif bilgilerin sürece zarar verebileceğini belirterek, hem ölenler hem de aile yakınları için hassasiyet çağrısı yaptı. Avukatlar, tutuklamaların yalnızca “delil karartma” değil, “öldürme” şüphesi kapsamında da değerlendirildiğini ifade etti. Soruşturma sürüyor, yanıt bekleyen sorular çok. Olayın kesin oluş şekli, silahın bulunup bulunamayacağı, kayıp değerlerin akıbeti ve tanık ifadelerinin kamera kayıtlarıyla örtüşüp örtüşmediği; önümüzdeki günlerde adli bilirkişi raporlarıyla netleşecek. Emniyet birimleri, dosyanın bütün ihtimallerle ele alındığını vurgulayarak, kamuoyunun gelişmelerden bilgilendirileceğini duyurdu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.