SON DAKİKA

#Dem Parti

HABER DEĞER - Dem Parti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dem Parti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mümtaz'er Türköne'den Kapsamlı Süreç Analizi: "Mayın Eşeği Olmaya Razıyım" Haber

Mümtaz'er Türköne'den Kapsamlı Süreç Analizi: "Mayın Eşeği Olmaya Razıyım"

Eşik Aşıldı: Kürt Siyaseti Artık Masanın Kurucu Unsuru Mümtaz'er Türköne kaleme aldığı yazısında, Türkiye siyasetinde kritik bir eşiğin geride bırakıldığını ve hem Kürtler hem de Türkiye için büyük bir kazanım elde edildiğini belirtti. Kendisini Kürt kimliği ile çerçeveleyen siyasi hareketin, Türkiye politikasının meşru, yasal ve bütünleyici bir unsuru haline geldiğinin altını çizen Türköne, "Bütünleyici parça tabirinin altını çiziyorum. Artık Kürt siyasetinin önceliklerini, tercihlerini, stratejilerini, kararlarını dikkate almadan hiç kimse adım atamayacak" değerlendirmesinde bulundu. İktidarların yüzde 5'lik seçmen kitlelerinin tercihiyle belirlendiği bir ülkede kemiksiz yüzde 10'luk oy kütlesinin hayati önem taşıdığını vurgulayan yazar, üç yıl önce "demlenmek" suçlamalarıyla hedef alınan DEM Parti'nin bugün iktidarın ömrünü uzatmak için iş birliği yapacağı iddialarının konuşulduğu bir konuma geldiğini ifade etti. Dağdan inenlerle birlikte çoğulcu bir Kürt siyasetinin demokratik rekabete hazırlandığını belirten Türköne, farklı fikirlerin açıkça tartışıldığı bir dönemin kapıda olduğunu kaydetti. Öcalan'ın Stratejisi ve "Kaideli Devlet" Vurgusu Gündemdeki tartışmaların "AKP’ye destek verirler mi?", "Anayasa pazarlığıyla iktidara teslim olurlar mı?" gibi sığ sorulardan ibaret olmadığını belirten Türköne, meseleye daha derinlemesine yaklaşılması gerektiğini savundu. Kürt siyasetinin aktüel siyasi hesaplara bu kadar kolay kapılma lüksünün olmadığını ifade eden yazar, Abdullah Öcalan'ın stratejisini şu sözlerle analiz etti: "Öcalan ‘norm devlet’ lafını, AKP ve Saray ile arasına mesafe koymak için kullanıyor. Ayakta kalmak ve ömrünü uzatmak için çırpınan ‘kurulu’ iktidarı değil, devletin kurumsal yapısını ve ‘kurucu’ iradesini yani kaideli devleti muhatap alıyor." Öcalan'ın ulus devlet idealini bileşenlerine ayırarak demokratik cumhuriyet adı altında yeni bir sentez ürettiğini belirten Türköne, Dünkü DEM Parti kongresinde verilen mesajlara bakarak bu yeni sentezin tam olarak kavranamadığını, Tuncer Bakırhan'ın dile getirdiği "Üçüncü Yol" önerisinin ise ideolojik değil politik bir yelpazeyi hedef aldığını ifade etti. "Mayın Tarlası" ve "Mayın Eşeği" Benzetmesi Suların durulmasının ardından kartların yeniden dağıtılacağı bir normalleşme aşamasına girileceğini belirten Türköne, aktüel siyasetin sisi-pusu altında asıl tehlikeli zeminin o zaman karşımıza çıkacağını vurguladı. Yazısının en dikkat çekici bölümünde, tarladaki mayınların ön yargılardan ve ezberlerden oluştuğunu belirten Türköne, şu tarihi benzetmeyi yaptı: "Kaçakçılar mayınlı araziden geçerken önlerinde, arkasındaki ağırlıkları sürükleyen bir eşek yürür. Hesapça mayın eşeği yolu temizleyecektir. Kürt sorunu konuşulduğu zaman, Türk tarafının mayın eşeği olma görevi, hasbelkader bana düştü. ‘Apo’yu paşa yapalım’ sözüyle, ‘Öcalan muhatap alınmalı’ diyeli neredeyse 17 sene olmuş. ‘Diyarbakır’ın adı Amed olabilir’ lafını tam 20 sene önce etmiş ve hemen toplu linçe tabi tutulmuştum. Bahçeli, Amedspor’un Süper Lig’e çıkmasını tebrik ederken, bana geçen yıllara, çekilen acılara hayıflanmak düşüyor. Şikayetçi değilim. Yeter ki gelecek nesiller bizim yaşadığımız saçmalıklara maruz kalmasın. Nesli tükenmek üzere olan eşekler sevimli ve ciddi yaratıklardır. Ben mayın eşeği olmaya razıyım." Özünde Bir Kürtçe Sorunu Türkiye'nin çözmek için altın değerinde bir fırsat yakaladığı Kürt sorununun özünde bir "Kürtçe sorunu" olduğunu savunan Türköne, Türk ve Kürt milliyetçilerinin tekrarladığı ezberlerin bir kenara bırakılması gerektiğini belirtti. Yıllardır çekilen acıların temelinde devletin yasakçı zihniyetinin yattığını ifade eden yazar, Kenan Evren döneminde çıkarılan yasakları hatırlatarak şu tespiti yaptı: "Anadili bir insanın namusudur. Yasaklamak, insanı bütünüyle yok saymaktır... Devlet katında üretilen ve uygulanan yasakların elbette toplum katında yansımaları oldu. Kürtçe düşmanlığı önyargıların ve devlet politikalarının eseri. Vatandaşının anadiline saygı göstermeyen bir devlet, onların rızalarını talep edemez. Bugün Kürt sorununu çözmeye azmetmiş devlete, Kürtçeye saygı gösterme görevi ve sorumluluğu düşüyor." Bu kapsamda Türkiye'nin Kürtçe eğitime eksiksiz bir şekilde hazırlanması gerektiğini savunan Türköne; okul öncesinden yükseköğretime kadar her kademede kamu kaynaklarının seferber edilmesini, sosyal bilgiler ve fen derslerinin de Kürtçe verilebilmesini ve anadili Türkçe olan vatandaşların da Kürtçe öğrenmesinin teşvik edilmesini önerdi. Kürtçenin Yeni Düşmanı: Serbest Piyasa Düzeni Yazısının son bölümünde bölgesel gelişmelere de değinen Türköne; Erbil'deki tabela uygulamalarını, Süleymaniye'de Kürtçe okulların kapanmasını ve Suriye'deki eğitim tartışmalarını örnek göstererek Kürtçenin karşısındaki en büyük yeni tehdidin devlet yasaklarından ziyade kapitalist serbest piyasa düzeni olduğunu belirtti. Pazarın ihtiyaçlarına göre dillerin kullanım alanının belirlendiğini, ailelerin çocuklarının geleceği için Arapça, Türkçe veya İngilizceyi daha cazip bulduğunu ifade eden yazar, Kürtçenin geleceğinin hem bölgesel hem de küresel ölçekte ciddi meydan okumalarla karşı karşıya olduğunu vurgulayarak yazısını tamamladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Selahattin Demirtaş'tan açıklama: "Devletin en üst görevleri neyse hedefim bu" Haber

Selahattin Demirtaş'tan açıklama: "Devletin en üst görevleri neyse hedefim bu"

Ankara Merkezli Siyaset Vurgusu Gelecek Partisi'nden istifa ederek yoluna bağımsız milletvekili olarak devam eden Cemalettin Kani Torun, Edirne Cezaevinde tutuklu bulunan HDP eski Eş Başkanı Selahattin Demirtaş ile gerçekleştirdiği görüşmenin detaylarını paylaştı. T24'ten Cansu Çamlıbel’e verdiği röportajda konuşan Torun, son iki yıl içinde Demirtaş ile üç kez bir araya geldiğini belirtti. Görüşmelerin son derece pozitif bir havada geçtiğini aktaran Torun, Kürt siyasetinin Ankara merkezli bir çizgiye çekilmesi gerektiğini vurguladı. Demirtaş'ın bu konudaki sözlerini aktaran Torun, şu ifadeleri kaydetti: "Ben Ankara'da görev almak istiyorum, devletin en üst görevleri neyse benim hedefim bu artık... Kürt siyaseti artık Ankara'nın bir parçası haline gelmeli. Eğer bu çorbada benim de tuzum olacaksa elbette ki o zaman destek olurum ya da bir parçası olurum." Torun, "Selahattin Demirtaş'la son 2 yıl içinde 3 kere görüştüm. Süreçle ilgili konuştuk. Onun sözünü aktarayım; 'Ben Ankara'da görev almak istiyorum. Ankara'da devletin üst görevleri nelerse benim hedefim bu artık' dedi. Bizim sohbetimizde Kürt siyasetinin gözünü Ankara'ya dikmesinin olumlu bir şey olduğunu ve bunun teşvik edilmesi gerektiğini söyledi. 'Kürt siyaseti artık Ankara'nın bir parçası haline gelmeli. Eğer bu çorbada benim de tuzum olacaksa elbette ki o zaman destek olurum ya da bir parçası olurum' ifadelerini kullandı." dedi. Adaylık Tartışmaları ve DEM Parti Mesajı Demirtaş'ın olası bir cumhurbaşkanlığı adaylığına ilişkin doğrudan bir konuşma gerçekleştirmediklerini ifade eden Kani Torun, Demirtaş'ın toplumsal meşruiyetine dikkat çekti. Abdullah Öcalan’ın "Demokratik Cumhuriyet" olarak tarif ettiği vizyonu Türkiye toplumuna en iyi aktarabilecek figürün Selahattin Demirtaş olduğunu dile getiren Torun, kendisinin bu temsiliyete sahip olduğunu vurguladı. Öte yandan, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi'nden (DEM Parti) gelebilecek olası bir davet ve entegrasyon sürecine de değinen Torun, Kürtlerin devlete entegrasyon sürecine katkı sunabilecek her türlü adıma açık olduğunu belirterek konuya yeşil ışık yaktı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Özel’den Öcalan’ın mesajına yanıt: “Demokrasinin yolunu Silivri’den değil, İmralı’dan geçer" Haber

Özel’den Öcalan’ın mesajına yanıt: “Demokrasinin yolunu Silivri’den değil, İmralı’dan geçer"

'Terörsüz Türkiye' süreci kapsamında Çerçeve Yasa'nın Meclis'te kabul edilmesiyle birlikte siyaset kulisleri hareketlenirken, DEM Parti heyetinin İmralı'ya gerçekleştirdiği ziyarete ilişkin detaylar kamuoyuna yansıdı. Görüşme notlarında yer alan bilgilere göre Abdullah Öcalan, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’e özel bir selam göndererek "Hukuk ve demokrasi kanalını açmak herkes için, hele sizin için son şanstır demelisiniz. Demokrasinin yolu Silivri’den değil, İmralı’dan geçer" ifadelerini kullandı. Öcalan ayrıca, Meclis İzleme Kurulu'nda YENİ Parti'den bir yetkilinin bulunmasını istedikini ve bu kurulu özellikle YENİ Parti için dayattığını belirtti. “Meseleyi radarıma almadım” Öcalan’ın kendisine selam gönderdiği ve yol haritası çizdiği iddialarına ilişkin ilk kez konuşan Özgür Özel, İmralı heyeti ve hükümet cephesinden kendilerine hiçbir bilgilendirme yapılmadığını vurguladı. Özel, "DEM Parti'nin İmralı heyeti daha önce partileri ziyaret ediyordu, bu sefer 1 Ağustos görüşmesi sonrası birkaç partiyi ziyaret etti. Bizden bir randevu istemediler ve bana böyle bir şeyden bahsetmediler. O yüzden meseleyi radarıma almadım" dedi. “Demokrasinin yolunu TBMM’den geçiririm” Demokrasi mücadelesinin cezaevi adresli olamayacağının altını çizen Özel, İmralı'dan gelen mesaja karşı duruşunu şu sözlerle netleştirdi: "Genel olarak ben demokrasinin yolunu cezaevlerinden, şehirlerden değil; TBMM’den geçiririm. Şu cezaevinden geçmez, buradan geçer değil; eğer demokratik bir cumhuriyet olacaksak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden, sandıktan geçer." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kadın şiddetini protesto eden hemşire memuriyetten çıkarıldı Haber

Kadın şiddetini protesto eden hemşire memuriyetten çıkarıldı

"Saç örme" dayanışması ve başlatılan soruşturma Soruşturmanın başlangıcı Ocak 2026'ya uzanıyor. Suriye'nin kuzeyinde öldürülen bir Kürt kadının kesilmiş saç örgülerinin silahlı bir cihatçı milis tarafından teşhir edildiği görüntülerin sosyal medyada yayılmasının ardından, birçok ülkede kadınlar zulüm görenlerle dayanışma ifadesi olarak saçlarını ördükleri fotoğrafları ve videoları paylaşmaya başladı. Kürt kültüründe kadın saç örgüsünün iradesi hilafına kesilmesi ağır bir hakaret, yas ve direniş çağrısı olarak kabul edildiği için bu eylem kimliğe ve kadın onuruna yönelik doğrudan bir saldırı olarak görüldü. Yaşanan barbarlığa tepki göstermek amacıyla Êzidî kadınlar ve Suriye’deki yerel kadın hareketleri ilk olarak kitlesel "saç örme" kampanyası başlattı. Kampanya kısa sürede Avrupa, Kuzey Amerika ve Orta Doğu’daki Kürt diyasporası ile uluslararası kadın örgütleri tarafından benimsendi; Türkiye’de de DEM Partili milletvekilleri, kadın aktivistler, sanatçılar ve sivil toplum temsilcileri Meclis'te ve meydanlarda saçlarını örerek eyleme destek verdi. Kocaeli'de bir kamu hastanesinde görev yapan hemşire İkra Avcı da bu kampanyaya sosyal medya hesabından yayımladığı kısa bir videoyla katıldı. Paylaşımın ardından hakkında hem adli hem de idari soruşturma açıldı ve görevinden uzaklaştırıldı. Mahkeme beraat verdi ama memuriyetten çıkarıldı Savcılık, Avcı hakkında "terör örgütü propagandası yapmak" suçlamasıyla dava açtı. Kocaeli'de görülen davada mahkeme, Avcı'nın paylaşımının propaganda suçunu oluşturmadığı sonucuna vararak 21 Mayıs 2026 tarihinde beraatine karar verdi. Ancak beraat kararı dosyayı kapatmadı. Ceza yargılamasından bağımsız olarak yürütülen disiplin soruşturması sonucunda Sağlık Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla devlet memurluğundan çıkarıldı. Böylece aynı paylaşım, ceza davasında beraat, disiplin soruşturmasında ise devlet memurluğundan çıkarma sonucunu doğurdu. Mahkemede beraat eden davranışın Sağlık Bakanlığı'nın disiplin yönetmeliğinde hangi nedenle cezalandırma gerektiğine ilişkin ise henüz resmi bir açıklamaya ulaşılamadı. DEM Parti'nin konuya ilişkin verdiği soru önergesine göre "Devlet Memurluğundan Çıkarma" cezası Avcı'ya 15 Mayıs 2026'da tebliğ edildi. Buna göre idari yaptırım, beraat kararından günler önce kesinleşmiş oldu. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezası kurumun Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla verilirken, kurul kararının tarih, sayı ve gerekçesi kamuoyuna açıklanmış değil. Avcı'nın idari işleme karşı yargı yoluna başvurması bekleniyor. Açılacak davada yalnızca memuriyetten çıkarma işleminin hukuka uygunluğu değil, aynı paylaşımın disiplin hukukunda hangi fiil kapsamında değerlendirildiği ve bu en ağır disiplin yaptırımının hangi hukuki gerekçeyle tesis edildiği de yargısal denetime konu olacak. İkra Avcı'dan ve siyasi kanattan tepkiler İkra Avcı, 19 Ağustos'ta sosyal medya hesabından durumu duyurdu ve yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: "HEMŞİRELİK MESLEĞİMDEN ATILDIM. Bir kadın cinayetine sessiz kalmadım. Kadınların öldürülmesine, şiddete ve kadın cinayetlerine tepki göstermek için saçımı ördüm. Bunun bedeli ise benim için mesleğim oldu. Hakkım haram olsun…." Avcı'nın açıklaması kısa sürede çok sayıda haber kuruluşu tarafından duyuruldu ve dosya yeniden kamuoyunun gündemine taşındı. DEM Parti Kadın Meclisi ile DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli sosyal medya hesaplarından hemşire Avcı'nın meslekten çıkarılma kararını kınayan paylaşımlarda bulundu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Pervin Buldan: "Abdullah Öcalan, Silahsızlanma ve Siyasallaşma kurulunda görev alacak" Haber

Pervin Buldan: "Abdullah Öcalan, Silahsızlanma ve Siyasallaşma kurulunda görev alacak"

"4 bin tutuklunun serbest kalması bekleniyor" İstanbul'da medya temsilcileriyle bir araya gelen DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Faik Özgür Erol, "çerçeve yasa" ile birlikte hukuki süreçte beklenen değişimleri değerlendirdi. Faik Özgür Erol, düzenlemenin yaklaşık 4 bin tutuklunun tahliyesini beraberinde getirebileceğini belirterek, "75 bin siyasi dosya demek neredeyse Türkiye'deki dosyaların sayısal kalabalıklığını da düşünürsek, yüz binlerce insanın hayatına dokunacak bir yasa niteliği taşıyor. Fakat sadece bundan ibaret değil. Yasanın kendi içinde ihtiva ettiği kurullar meselesi var. Bu kurullarla aynı zamanda hem İmralı'da Sayın Öcalan'ın süreci daha iyi yönetebileceği, daha iyi geliştirebileceği koşulların ortaya çıkması imkanını sağlıyor. Aynı zamanda yasa içeriğindeki pek çok düzenlemeyle ilerleyen dönemde bir bütün olarak bu sorundan etkilenmiş herkesi kapsayabilecek bir potansiyele ulaşma ihtimali taşıyor" dedi. "Silahsızlanma ve Siyasallaşma Kurulu" Sürecin yeni aşamasına ilişkin detayları paylaşan Pervin Buldan, 24 Ağustos'ta toplanacak üst kurulun ardından alt kurulların oluşturulacağını açıkladı. Buldan, kurulacak "Silahsızlanma ve Siyasallaşma" alt kurulunda Abdullah Öcalan'ın aktif rol alacağını vurgulayarak, "Bu alt kurulların bir tanesi silahsızlanma ve siyasallaşma kurulu olacak ve burada Sayın Öcalan yer alacak. Çünkü Sayın Öcalan gelişleri organize de edecek. Bunun yanında bir kadın kuruluna ihtiyaç olduğunu biz hep görüşmelerimizde söyledik, bunu biz yaptığımız görüşmelerde de devlet yetkilileriyle yaptığımız görüşmelerde de ifade ettik. Sayın Cumhurbaşkanı ile yaptığımız görüşmede de ben ifade ettim" ifadelerini kullandı. Süreci değerlendiren Öcalan'ın, "Ben kavramlara çok takılmıyorum. Bizim için önemli olan bu yasanın çıkması. Kavramları bir kenara bırakalım. Evet bunun mücadelesini vereceğiz tabii ki. Bu yasa bir ilktir, bir kilit yasadır, bir kök yasadır. Hatta bir kabuktur. Bu yasa Kürt meselesinde bir kabuktur. Bu kabuğu ya da bu kök yasayı nasıl geliştireceğimizi, nasıl bunun mücadelesini vereceğimizi elbette ki daha sonraki dönemlerde, süreçlerde tartışacağız. Ama ben bu aşamaya gelmesi konusunda büyük bir çaba sarf ettim ve tek kişilik bir satranç oynadım" dediğini aktardı. Siyasi irade ve yeni yapılanma vurgusu İmralı'da uzun süre Öcalan ile hapis yatan Veysi Aktaş ise "çerçeve yasa"nın kritik bir eşiği aştığını belirterek, "İlk kez siyasi irade Sayın Öcalan’ın statüsünü kabul etmiş oldu. Bu eşik bir türlü aşılamadığı için diyalogdan müzakere aşamasına bir türlü geçilemiyordu. Bu aşamadan sonrası artık müzakere aşamasıdır" değerlendirmesinde bulundu. Öte yandan Pervin Buldan, 6 Eylül'de yapılacak DEM Parti kongresinin yasal zorunluluktan kaynaklanan bir formalite olduğunu belirterek, "Esas kongre muhtemelen Nevruz öncesi olur diye tahmin ediyoruz. Tam tarih belli değil ama 6 Eylül’de yapılacak kongre yasal zorunluluktan dolayı yapılacak olan bir formalite kongre. Ondan sonra yeni bir hazırlık yapılacak. Bu hazırlıkta Sayın Öcalan yeni bir partiden söz ediyor. Hem tüzük hem program hem kadro değişikliği. Bütün bunların hepsinin içerisinde yer aldığı yeni bir yapılanma, yeni bir hareket olacak. Bu yeni hareket 6 Eylül’deki kongreden sonra çalışmalarına başlayacak" açıklamasını yaptı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

DEM Parti'den 'Terörsüz Türkiye' açıklaması: "Süreç hızlı bir şekilde ilerlemeli" Haber

DEM Parti'den 'Terörsüz Türkiye' açıklaması: "Süreç hızlı bir şekilde ilerlemeli"

İktidarın "Terörsüz Türkiye" başlığıyla yürüttüğü süreçte, 12 maddelik çerçeve yasa teklifinin TBMM Genel Kurulu’nda 467 milletvekilinin "evet" oyuyla kabul edilmesinin ardından siyaset trafiği hız kazandı. Yasanın yasalaşması ve İçişleri Bakanlığı'nda vali ile emniyet müdürlerinin katılımıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı güvenlik toplantısının ardından, gözler bugün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılacak kritik zirveye çevrildi. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar’ı saat 16.00’da kabul edecek. "Sürecin enfekte edilmesine izin verilmemeli" Görüşme öncesi Meclis’ten ayrılarak Külliye’ye hareket eden DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri, basın mensuplarına değerlendirmelerde bulundu. Sürecin çok önemli bir aşamaya evrildiğini belirten Pervin Buldan, atılacak adımların zaman kaybedilmeden atılması gerektiğini ifade etti. Buldan, "Süreç hızlı bir şekilde ilerlemeli. Hiç zamana yaymadan ve sürecin enfekte edilmesine izin vermeden hızlı bir şekilde yol alınması gerekiyor" diyerek sürecin hassasiyetine dikkat çekti. Görüşmenin ardından yazılı bir açıklama yapacaklarını belirten Buldan; Abdullah Öcalan ile yeni bir görüşme gerçekleştirilmesi gerektiğini, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile temasların sürdüğünü ve MGK raporunun beklenmesine gerek kalmadan AİHM ile Anayasa kararlarının hayata geçirilmesi ile idari-hukuki düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi. Meclis'in tatilde olduğu dönemde İzleme Kurulu'nun kurulmasının ise Meclis Başkanı'nın iradesine bağlı olduğunu kaydetti. "Yol haritasına ilişkin önerilerimizi paylaşacağız" Barış sürecinin uzun ve zorlu bir yol olduğunu, bu yapının sağlıklı işlemesi için hukuki bir zemine mutlak surette ihtiyaç duyulduğunu belirten Mithat Sancar ise Meclis'teki geniş mutabakatın barış hukukunun ilk somut adımı olduğunun altını çizdi. Sancar, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yapacakları görüşmeye dair şu ifadeleri kullandı: "Barış hukukunun diğer unsurlarını da, nasıl bir yol haritası oluşturmak gerektiğine dair fikirler paylaşılacaktır." Yasanın ardından henüz İmralı'ya bir ziyaret gerçekleştirilmediğini, bu konuda yeni bir planlama yapılacağını belirten Sancar, sürecin kurumsallaşması ve adımların kısa sürede tamamlanması adına kurul oluşturulmasının büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.