SON DAKİKA

#Demokratikleşme

HABER DEĞER - Demokratikleşme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Demokratikleşme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ufuk Uras: Özgürlüğün şarkısı şiddetin çalgısıyla çalınmaz! Haber

Ufuk Uras: Özgürlüğün şarkısı şiddetin çalgısıyla çalınmaz!

“Dünya adil değil” Uras, “Dünya Savaşı’ndan sonra büyük bir hesaplaşma” başlığıyla tartışılan döneme dair değerlendirmesinde, kapitalist sistem içinde kaynakların ve pazarların paylaşımı eksenindeki mücadelenin sürdüğünü ifade etti. Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrası “tarihin sonu” ve “eşit bir dünya” söylemlerinin 11 Eylül sonrasında çöktüğünü savunan Uras, günümüz dünyasının adil olmadığını söyledi. “Karbon mu silikon mu” Uras, yapay zekâ ve “robotlar dünyası” tartışmasına değinerek “karbon varlıklarla silikon varlıkların mücadelesini anlamlandırmak” için hâlâ yoğun bir düşünsel mesai gerektiğini belirtti. Uras, teknolojinin belirleyiciliğinin arttığı yeni dönemde, dünyanın nereye evrileceğinin kolay öngörülemediğini dile getirdi. “Meşru müdafaa” Uras: “Burada Müslüman Müslümana vuruyor okuması yok, meşru müdafaa var” dedi. İran’ın Körfez ülkelerine dönük saldırılarını değerlendiren Uras, ana akım medyada öne çıkan yaklaşımın meseleyi çarpıttığını savundu. “Doğrudan ABD üslerine yönelik bir meşru müdafaa hakkı kullanılıyor” görüşünü dile getiren Uras, müzakereler sürerken İran yönetimine dönük saldırıların kabul edilebilir olmadığını söyledi ve yaşananları uluslararası hukukun aşınması bağlamında değerlendirdi. “Uluslararası hukuk” Uras, Türkiye’nin tutumunu “diplomasi ve eşit mesafe” vurgusuyla olumlu bulduğunu söyledi. Türkiye’nin hem NATO üyesi hem de İran’la sınır komşusu olması nedeniyle hassas bir denklemde bulunduğunu belirten Uras, çatışmanın müzakere zeminiyle sonlandırılması çağrılarının önemli olduğunu ifade etti. “Akıllı bombaların aklı olmuyor” diyen Uras, savaşın sivil yurttaşlar ve tarihî mekânlar açısından yıkıcı sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. “Öcalan bildirisi” Uras, Abdullah Öcalan’ın son bildirisine de değinerek metnin genel çerçevede devletin açıkladığı perspektifle uyumlu olduğunu söyledi. Bildiride yer alan “demokratik entegrasyon”, “buyurgan dilden uzaklaşma” ve “barış yasaları” vurgularının yeni bir siyasal dil arayışına işaret ettiğini belirten Uras, metni eşitlikçi ve anayasal zeminde bir çözüm çağrısı olarak okuduğunu ifade etti. Öcalan’ın umut hakkı tartışmasını kişisel bir talep zeminine çekmemesini de değerlendiren Uras, sürecin bireysel bir mesele üzerinden değil, toplumsal mutabakat ve Meclis zemininde ilerlemesi gerektiğini söyledi. Uras, “Senkronize adımlar atılmazsa süreç pazarlığa dönüşür. Eş anlı ilerleme önemli” değerlendirmesinde bulundu. “İsrail’in meşruiyeti yok” Uras, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları sonrası ölçünün kaçtığını, izlenen politikaların uluslararası meşruiyeti olmadığını savundu. “Normalleşme, normal olmayanla olmaz” diyen Uras, bölgesel gerilimlerin Türkiye’de demokratikleşme ve barış gündemini daha kritik hale getirdiğini belirtti. “Adres Meclis” Uras, Meclis zeminini “süreçlerin temel muhatabı” olarak işaret etti. “Şiddetten arındırılmış bir toplum” hedefinin ortak bir yurttaş mutabakatıyla güçlenebileceğini söyleyen Uras, siyasal partilerin tutumlarının Meclis’te sınanacağını vurguladı. “Demokrasilerde asgari müştereklerde buluşulur; azami müştereklerde buluşmak faşizmde olur” ifadelerini kullandı. Ufuk Uras kimdir? Ufuk Uras, siyasetçi ve akademisyendir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 23. Dönem İstanbul milletvekili olarak görev yaptı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi kökenlidir ve aynı üniversitede öğretim üyesi olarak çalıştı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Süreçte yeni faz mesajı: Erdoğan “Riske girmek dahil üzerimize düşeni yaptık” dedi Haber

Süreçte yeni faz mesajı: Erdoğan “Riske girmek dahil üzerimize düşeni yaptık” dedi

Recep Tayyip Erdoğan, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) grup toplantısında yaptığı konuşmada “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin önemli mesajlar verdi. Cumhurbaşkanı, kritik eşiklerde risk almaktan kaçınmadıklarını belirterek sürecin yeni bir faza geçtiğini duyurdu. Erdoğan: Süreçte önemli mesafeler alındı Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık 16 aydır devam eden sürecin “bir devlet projesi” olduğunu ifade ederek kayda değer ilerlemeler sağlandığını söyledi. Meclis bünyesinde yürütülen Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarının tamamlanmasının yeni dönemin başlangıcı olduğunu belirten Erdoğan, hedefi “önce Terörsüz Türkiye, ardından Terörsüz bölge” sözleriyle tarif etti. Erdoğan, komisyonun kritik kavşaklarda görevini yerine getirmesi için hükümetin risk almaktan çekinmediğini vurguladı. Yeni aşamada Meclis öne çıkacak Konuşmada sürecin bundan sonraki bölümünde Meclis’in belirleyici rol üstleneceği mesajı verildi. Erdoğan, komisyon raporunun bir sonuç değil, yeni bir yol haritası olduğunu ifade ederek siyasi ve kurumsal koordinasyonun artırılacağını söyledi. Cumhur İttifakı içinde dayanışma ve eşgüdümün güçlendirilmesi gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı, yeni fazda ittifak içi uyumun daha kritik hale geldiğini dile getirdi. Bahçeli’nin “statü” çıkışına Adalet Bakanlığı yanıtı Cumhurbaşkanı, Devlet Bahçeli’nin İmralı’ya ilişkin “statü açığı” tartışmasına da değindi. Erdoğan, konunun Adalet Bakanlığı’nın sorumluluğunda ilerlediğini belirterek sürece ilişkin teknik çalışmaların ilgili kurumlar tarafından yürütüldüğünü söyledi. Bahçeli, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın statüsünün nasıl ele alınacağına dair tartışma çağrısı yapmıştı. Eleştirilere “cımbızlama” tepkisi Erdoğan, komisyon raporuna yönelik eleştiriler için metinden kelimelerin seçilerek spekülasyon yapılmasının sürece zarar verdiğini savundu. Cumhurbaşkanı, toplumun geniş kesimlerinin süreci sahiplendiğini ifade ederek eleştirilerin azınlıkta kaldığını söyledi. DEM Parti’den farklı yaklaşım Komisyon raporuna muhalefet şerhi sunan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), sürecin güvenlik merkezli değil hak ve özgürlükler temelinde ele alınması gerektiğini belirtti. Parti, sürecin adlandırılmasına da itiraz ederek çözümün demokratikleşme ve anadil hakları üzerinden ilerlemesi gerektiğini savundu. Süreçte hedef: Bölgesel boyut Erdoğan konuşmasının sonunda sürecin sadece Türkiye ile sınırlı kalmayacağını, bölgesel ölçekte bir hedefe evrileceğini ifade etti. Cumhurbaşkanı, yeni aşamanın “uhulet ve suhuletle” yürütüleceğini belirterek siyasi aktörlere koordinasyon çağrısı yaptı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

‘Terörsüz Türkiye’ raporu Meclis’te kabul edildi: Kurtulmuş 7 başlığı tek tek açıkladı Haber

‘Terörsüz Türkiye’ raporu Meclis’te kabul edildi: Kurtulmuş 7 başlığı tek tek açıkladı

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda çalışmalar yürüten Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı 60 sayfalık ortak rapor kabul edildi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında yapılan 21’inci toplantıda oylanan rapor, 47 kabul, 2 ret ve 1 çekimser oyla komisyondan geçti. Rapor 7 ana bölümden oluşuyor Kurtulmuş, raporun 7 ana başlık altında hazırlandığını açıkladı. Buna göre birinci bölümde komisyonun çalışma süreci, ikinci bölümde temel hedefler, üçüncü bölümde Türk ve Kürt yurttaşlar arasındaki kardeşliğin tarihi kökleri ve kardeşlik hukuku ele alındı. Dördüncü başlıkta komisyonda dinlenen kişi ve kurumların söylem analizlerinden çıkan mutabakat alanları yer aldı. Beşinci bölüm PKK’nın kendisini feshetmesi ve silah bırakması sürecine, altıncı bölüm yasal düzenleme önerilerine, yedinci bölüm ise demokratikleşme başlığına ayrıldı. Rapor, sonuç ve değerlendirme kısmıyla sona eriyor. Ekler ve dijital paylaşım vurgusu yapıldı Ana rapora beş ek hazırlandığı belirtildi. Bu eklerde komisyon üyeleri, çalışma usul ve esasları, siyasi partilerin sunduğu raporların dijital bağlantıları ve QR kodları, şimdiye kadarki toplantı özetleri ile dinlenen kurum ve kişi listeleri yer alacak. 21’inci toplantının tam tutanağının da rapora ekleneceği ifade edildi. “Rapor af mahiyetinde değildir” Kurtulmuş, raporun bir af düzenlemesi niteliği taşımadığını özellikle vurgulayarak, metnin terör eylemleri ve şiddet ikliminin sona erdirilmesine yönelik iradeyi ortaya koyduğunu söyledi. Çalışmaların tamamlanmış bir süreç olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Kurtulmuş, raporun bir “nihayet değil, atılacak adımların mihenk taşı” olduğunu ifade etti. Kardeşlik ve milli dayanışma vurgusu TBMM Başkanı, Türkiye toplumunun uzun yıllar ağır bedeller ödediğini belirterek terör meselesinin kalıcı biçimde çözülmesinin yalnızca güvenlik politikalarıyla sınırlı olmadığını dile getirdi. Hukuk devleti pratiğinin güçlendirilmesi, demokratik siyasetin ve toplumsal bütünleşmenin ilerletilmesi gerektiğini söyledi. Bölgedeki istikrarsızlıkların emperyal müdahalelerle bağlantılı olduğunu belirten Kurtulmuş, çözümün daha fazla kardeşlik ve bütünleşmeden geçtiğini ifade etti. Yeni anayasa mesajı Kurtulmuş, yeni anayasa hazırlığının komisyonun doğrudan görev alanında olmadığını ancak Türkiye için ertelenemez bir sorumluluk olduğunu kaydetti. Meclis’in milli iradenin tecelligahı olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, sürecin toplumsal meşruiyet zemininde ilerlemesi gerektiğini söyledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Trump’tan dünyaya rest: ABD 66 uluslararası örgütten çekiliyor Haber

Trump’tan dünyaya rest: ABD 66 uluslararası örgütten çekiliyor

ABD Başkanı Donald Trump, göreve gelişinin ikinci döneminde dış politikada sert bir yön değişikliğine daha imza attı. İmzalanan başkanlık kararnamesiyle ABD’nin, 66 uluslararası örgütteki üyeliği ve bu kuruluşlara sağlanan mali katkıları sonlandırma süreci başlatıldı. Beyaz Saray, kararın “ABD’nin egemenliği ve ekonomik çıkarlarını koruma” amacı taşıdığını savundu. 31 BM kuruluşu ve 35 BM dışı yapı kapsamda Kararnameye göre, 31 Birleşmiş Milletler kuruluşu ile 35 BM dışı uluslararası yapıdan çekilme işlemleri “en kısa sürede” tamamlanacak. Çekilme kararı; çevre, iklim krizi, toplumsal cinsiyet eşitliği ve demokratikleşme alanlarında faaliyet yürüten pek çok kurumu doğrudan etkiliyor. Beyaz Saray: Vergi mükelleflerinin parası boşa harcanıyor Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, söz konusu örgütlerin ABD’nin ulusal güvenliğine, ekonomik refahına ve siyasi egemenliğine aykırı faaliyetler yürüttüğü öne sürüldü. Açıklamada, “Amerikan yurttaşlarının vergileri, etkisiz ya da ABD karşıtı gündemlere aktarılıyor” denildi. Rubio: ABD karşıtı ve müsrif yapılar ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da kararı savunarak, çekilinen kurumları “ABD karşıtı, gereksiz ve israf niteliğindeki örgütler” olarak tanımladı. Rubio, Washington’un başka uluslararası kuruluşlardan çekilme ihtimalini de değerlendirdiğini açıkladı. İklim ve demokrasi kurumları listede ABD’nin çekildiği kuruluşlar arasında İklim Değişikliği Hükümetlerarası Paneli (IPCC) ile demokratik geçiş süreçlerini destekleyen Uluslararası Demokrasi ve Seçim Yardım Enstitüsü (IDEA) de bulunuyor. Ayrıca BM Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi ile BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi de karardan etkilenecek yapılar arasında yer alıyor. Trump çizgisi net: “Az ver, çok al” dönemi Trump, ikinci başkanlık döneminde ABD’nin “çok para ödediği ama karşılığında az kazandığı” tüm uluslararası mekanizmalara mesafeli yaklaşacağını daha önce de dile getirmişti. Bu yaklaşım, NATO’dan ticaret anlaşmalarına kadar birçok alanda ABD lehine yeniden müzakere baskısı olarak kendini göstermişti. DSÖ ve UNESCO’dan sonra yeni kopuş Trump yönetimi, Ocak 2025’te göreve geldikten sonra Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve UNESCO gibi önemli uluslararası kurumlardan da çekilmişti. Son karar, ABD’nin çok taraflı küresel sistemden kademeli kopuşunun sürdüğünü gösteriyor.

Alaaddin Aldemir, HİSAR Derneği’nin toplantısına katıldı Haber

Alaaddin Aldemir, HİSAR Derneği’nin toplantısına katıldı

Hukuk, iktisat ve siyaset alanlarında yürüttüğü araştırma ve toplantılarla dikkat çeken Hukuk İktisat ve Siyaset Araştırmaları Derneği (HİSAR), bugün Ankara’da bir toplantı gerçekleştirdi. Akademisyenler, hukukçular ve sivil toplum temsilcilerinin katıldığı buluşmada, Türkiye’nin güvenlik politikaları, toplumsal barış ve “terörsüz bir gelecek” hedefi çok boyutlu olarak ele alındı. Toplantıya eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Alaaddin Aldemir de katıldı. Alaaddin Aldemir’den “toplumsal mutabakat” vurgusu Toplantıda söz alan Alaaddin Aldemir, terörle mücadelenin yalnızca güvenlik politikalarıyla sınırlı ele alınmaması gerektiğini ifade etti. Aldemir, hukuk devleti ilkeleri, demokratik katılım ve toplumsal uzlaşıyı esas alan bir yaklaşımın kalıcı barış için zorunlu olduğunu belirterek, “Terörsüz Türkiye” hedefinin geniş bir toplumsal mutabakatla mümkün olabileceğini söyledi. Hukuk ve siyaset perspektifinden değerlendirmeler Toplantıda yapılan sunumlarda, terörle mücadelenin hukuki zemini, demokratik standartların korunması ve ekonomik-sosyal politikaların rolü ele alındı. Katılımcılar, güvenlik politikalarının insan haklarıyla uyumlu biçimde yürütülmesinin toplumsal güveni güçlendireceği görüşünde birleşti. HİSAR Derneği’nin çalışmaları ve düzenli Çarşamba toplantıları Ankara merkezli bir sivil toplum kuruluşu olan HİSAR Derneği, eski milletvekili Ayhan Bilgen’in öncülüğünde kuruldu. Dernek, hukuk, iktisat ve siyaset alanlarında araştırmalar yaparak Türkiye’nin temel meselelerine yönelik nitelikli analizler ve çözüm önerileri üretmeyi amaçlıyor. HİSAR’ın Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini ise Vakkas Cebe yürütüyor. Dernek, sivil toplumun siyasete katılımını artırmayı ve farklı toplumsal kesimler arasında diyalog ve uzlaşıyı güçlendirmeyi temel misyonları arasında görüyor. Bu kapsamda HİSAR, her hafta düzenli olarak gerçekleştirdiği Çarşamba toplantılarında “alternatif siyaset”, “adalet”, “demokratikleşme” ve “toplumsal barış” gibi başlıkları ele alıyor. Bu buluşmalarda akademisyenler, siyasetçiler ve sivil toplum temsilcileri bir araya gelerek güncel meseleler üzerine yapıcı tartışmalar yürütüyor. Çalışmalar sürecek mesajı Toplantının ardından HİSAR Derneği yetkilileri, “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda akademik çalışmalar, raporlar ve düzenli toplantılarla sürece katkı sunmaya devam edeceklerini belirtti. Bugünkü toplantı, soru-cevap bölümü ve karşılıklı görüş alışverişiyle sona erdi.

Güvenlikten kimliğe: Kürt meselesini anlamak Haber

Güvenlikten kimliğe: Kürt meselesini anlamak

Türkiye’de uzun yıllar boyunca yalnızca “terör sorunu” çerçevesinde ele alınan Kürt meselesi, akademide ve kamuoyunda tartışılması en zor başlıklardan biri oldu. Devlet politikalarının güvenlik merkezli yaklaşımı, sorunun toplumsal ve kültürel boyutlarının görünmez kalmasına yol açtı. İşte tam bu noktada, sosyolog ve siyaset bilimci Doğu Ergil, tabu kabul edilen konulara bilimsel verilerle yaklaşarak bu alandaki en kapsamlı çalışmalardan birine imza attı. Ergil’in ilk baskısı “Kürt Raporu” adıyla yayımlanan ve zaman içinde güncellenen çalışması, bugün Kürtleri Anlamak: Güvenlik Politikalarından Kimlik Siyasetine başlığıyla okurla buluşuyor. Kitap, Kürt meselesini yalnızca bir güvenlik problemi olarak ele alan anlayışa karşı, kimlik, kültürel haklar ve demokratikleşme perspektifini merkeze alan bir çerçeve sunuyor. Saha verilerine dayanan cesur bir çalışma Kitabın temelini, Prof. Dr. Doğu Ergil’in 1990’lı yıllardan itibaren yürüttüğü üç kapsamlı saha araştırması oluşturuyor. İlk rapor, 1995 yılında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) desteğiyle hazırlandı. Kürt nüfusun yoğun yaşadığı illerde 1267 kişiyle yüz yüze yapılan görüşmelere dayanan bu çalışma, yayımlandığı dönemde büyük yankı uyandırdı. Raporda, devletin güvenlik politikalarının sivil halka verdiği zarar açık biçimde dile getirilirken, Kürt yurttaşlar ile silahlı örgütlerin birbirinden ayrılması gerektiği vurgulandı. Ergil’in çalışması, “tek etnik kimliğe dayalı vatandaşlık” anlayışının sorun ürettiğine dikkat çekerek, kültürel kimliklerin tanınmasının bölünme değil toplumsal bütünleşme için bir fırsat olduğunu savundu. Kürtçenin kültürel bir dil olarak kullanımının önündeki yasakların kaldırılması gerektiği yönündeki öneriler ise, o dönem için son derece çarpıcıydı. Doğu’nun demokrasi talebi ve Kürtlerin çeşitliliği 2005 yılında gerçekleştirilen ikinci saha araştırması, “Endişelenme Türkiye!” başlığıyla yayımlandı. Güneydoğu Anadolu’da 8 bini aşkın kişiyle yapılan anketler, bölge halkının demokrasi, özgürlük ve refah taleplerinin güçlü olduğunu ortaya koydu. Araştırma sonuçları, Doğu ile Batı arasında sanıldığı kadar derin bir değerler uçurumu olmadığını gösterdi. 2008’de yapılan üçüncü çalışma ise Kürt siyasi hareketinin toplumsal karşılığını mercek altına aldı. Bu araştırmada, Kürt toplumunun homojen bir yapı olmadığı; radikal ve ılımlı eğilimler arasında belirgin bir ayrışma bulunduğu tespit edildi. Ergil, Kürtlerin önemli bir bölümünün şiddete mesafeli olduğunu ve ortak yaşamdan yana tavır aldığını vurguladı. “Terör bir neden değil, sonuçtur” “Kürtleri Anlamak”, üç raporu bir araya getirerek temel bir mesaj veriyor: Kürt meselesi bir güvenlik sorunu değil; kimlik, eşit yurttaşlık ve demokrasi meselesidir. Ergil’e göre siyasal şiddet, çözülmemiş toplumsal sorunların bir sonucudur. Bu nedenle sorunu yalnızca polisiye tedbirlerle ele almak, kalıcı barışın önünü tıkamaktadır. Kitapta, İspanya’nın ETA ve İngiltere’nin IRA deneyimleri gibi uluslararası örneklere de yer verilerek, silahlı çatışmaların siyasal kanallar açıldığında sona erebildiği vurgulanıyor. Ergil, hem devlete hem de Kürt siyasi hareketine, şiddetten uzak, demokratik zeminde çözüm çağrısı yapıyor. Yazar hakkında 1940 yılında İstanbul’da doğan Prof. Dr. Doğu Ergil, Ankara Üniversitesi mezunu. Akademik çalışmalarını ABD’de Oklahoma ve New York üniversitelerinde sürdüren Ergil, siyaset sosyolojisi alanında uzun yıllar ders verdi ve araştırmalar yaptı. 2013 yılında çözüm süreci kapsamında kurulan Akil İnsanlar Heyeti’nde de yer aldı. Akademik kimliğinin yanı sıra kamuoyuna yönelik çalışmalarıyla da tanınan Ergil, Türkiye’de Kürt meselesinin bilimsel zeminde tartışılmasına öncülük eden isimlerden biri olarak kabul ediliyor. Neden okunmalı? “Kürtleri Anlamak: Güvenlik Politikalarından Kimlik Siyasetine”, yalnızca Kürt meselesini değil, Türkiye’nin demokrasi sınavını anlamak isteyen herkes için önemli bir kaynak. Akademik verilerle desteklenen, ancak sade ve anlaşılır bir dille kaleme alınan kitap, geçmişte yapılan hataları ve çözüm yollarını birlikte ele alıyor. Türkiye’nin ortak geleceğine dair kapsamlı bir perspektif sunan bu çalışma, barışın ve toplumsal uzlaşının ancak “anlamakla” mümkün olabileceğini hatırlatıyor.

Paech’in ulus-devlet karşıtı sözleri tartışma yarattı Haber

Paech’in ulus-devlet karşıtı sözleri tartışma yarattı

DEM Parti’nin 6-7 Aralık’ta düzenlediği Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Konferansı, siyasal çözüm modelleri ve demokratikleşme başlıklarının ele alındığı bir platforma dönüştü. Mezopotamya Ajansı’na konuşan Alman hukukçu Prof. Norman Paech’in açıklamaları ise konferansın en çok tartışılan noktalarından biri oldu. Paech, ulus-devletin “geleceğin modeli olmadığını” ifade ederek merkeziyetçiliğin dağıtılması gerektiğini savundu. Ancak Türkiye’de terörün tamamen son bulduğu bir gelecek hedefini zedelemek istemeyen, buna karşılık üniter devlet yapısını temel ilke olarak kabul eden çevreler, bu sözleri temkinli ve eleştirel bir perspektifle değerlendirdi. Ulus-devlet eleştirisi ve demokratikleşme tartışması Paech, “Devleti ele geçirmek değil; gücü yerel halk, bölgesel topluluklar ve kültürel gruplar arasında bölüştürerek toplumu demokratikleştirmek gerekir” diyerek ulus-devletin merkezî yapısını aşan bir model önerdi. Ona göre geleceğin siyasal düzeni, ulusal çerçeveden ziyade yerel unsurların siyasi süreçlere daha fazla katıldığı bir yapıya dayanmalı. Bu söylem akademik çevrelerde tartışılabilir olmakla birlikte, Türkiye’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü esas alan üniter devlet yapısıyla örtüşmediği için eleştirildi. Kolektif hak vurgusu ve Türkiye’deki hassasiyet Paech’in “Bu mesele bireysel haklara indirgenemez; kolektif hakların tanınması zorunludur” sözleri de dikkat çekti. Türkiye’de uzmanlara göre demokratikleşme çabalarının desteklenmesi mümkün olsa da, kolektif haklara dayalı siyasal statülerin geçmişte terör örgütü tarafından istismar edilmesi, bu önerilere temkinli yaklaşılmasını zorunlu kılıyor. Analistlere göre hak ve özgürlüklerin genişletilmesi mümkündür, ancak bunun yolu üniter yapıyı zayıflatmadan, eşit yurttaşlık temelinden ilerlemektir. PKK yasağına dair açıklamanın yarattığı tepki Paech’in Avrupa’daki PKK yasağının kaldırılması gerektiğini söylemesi de tartışma yarattı. Türkiye’nin uzun yıllar süren terörle mücadelesi, yurttaşların yaşadığı kayıplar ve toplumsal hafızada yer eden acılar düşünüldüğünde, bu çağrı geniş kesimlerce gerçeklikten kopuk bulundu. Barışçıl bir gelecek hedefi yeniden güç kazanmışken, terör tanımlarını ortadan kaldırmaya dönük söylemlerin süreci zedeleyeceği yorumları yapılıyor. Barış arayışı üniter yapı içinde mümkün Türkiye’de hâkim değerlendirmeye göre terörün tamamen sona erdiği, huzur ve birlik içinde bir gelecek mümkündür. Ancak bu süreç, üniter devlet yapısının tartışmaya açılmasıyla değil, demokratikleşmenin bu yapının korunduğu bir çerçevede güçlendirilmesiyle ilerleyebilir. Bu nedenle Paech’in federal veya konfederal yapıları ima eden söylemi, ilgi uyandırsa da Türkiye’nin kırmızı çizgisi olan üniter devlet çerçevesiyle uyumsuz görülüyor. Analistler, “Barış ancak güçlü, tek ve bütün bir devlet yapısı içinde kalıcı olabilir” değerlendirmesi yaparak tartışmayı özetliyor.

Bakırhan’dan İmralı çağrısı: Siyasetçiler, yazarlar ve akademisyenler de Öcalan ile görüşmeli! Haber

Bakırhan’dan İmralı çağrısı: Siyasetçiler, yazarlar ve akademisyenler de Öcalan ile görüşmeli!

"Görüşmeler siyasetin üzerindeki korkuyu azalttı" İstanbul’da düzenlenen konferansın açılışında konuşan Bakırhan, Meclis Komisyonu’nun İmralı ziyaretinin siyaset üzerindeki korku ve baskıyı azalttığını belirtti. Diyalog kapısı aralandığında umudun güçlendiğini ifade eden Bakırhan, "Sayın Öcalan 1993’ten beri barışı ve muhatabını arıyor. Bugün en karşıtları bile onun kurucu bir muhatap olduğunu kabul etti. O, bu sürecin mimarıdır; onsuz kalıcı bir barışın temeli eksik kalır" değerlendirmesinde bulundu. Öcalan’dan mesaj var: İlişkiyi demokratikleşme olarak tanımlıyorum Konferansta dikkat çeken bir diğer gelişme ise Abdullah Öcalan’ın mesajının okunması oldu. İmralı’dan tahliye edilen eski koğuş arkadaşı Veysi Aktaş aracılığıyla iletilen mesajda Öcalan, devletle olan ilişkisini "demokratikleşme" olarak tanımladı. Bakırhan ise Öcalan’ın çözüm paradigmasının Türkiye’nin ikinci yüzyılı için köklü bir değişim projesi olduğunu belirterek, "Barış kapısının en önemli anahtarlarından biri onun elindedir" dedi. Kürt meselesinde yüz yıllık inkar sona erdi Türkiye’nin Ortadoğu’daki krizlerin ortasında bir barış süreci yürütmesinin kıymetli olduğunu vurgulayan DEM Parti Eş Genel Başkanı, Kürtlerin artık inkar edilmediğini ancak cumhuriyete tam olarak dahil edilmediklerini söyledi. Bakırhan, "Kürt meselesinin kökeninde bir halkın yüz yıldır hukuktan dışlanması var. 2025 yılı itibarıyla Kürtlerin hukukla cumhuriyete dahil edilmesi süreci devam ediyor" diyerek hedefin demokratik bir cumhuriyet inşası olduğunu kaydetti. Yeni model: Demokratik Ulus Ortadoğu’da ulus devlet krizinin derinleştiğine dikkat çeken Bakırhan, çözüm önerisi olarak "Demokratik Ulus" ve "Demokratik Cumhuriyet" modelini işaret etti. Tek tipleştirme yerine çoğulculuğu esas alan, merkeziyetçi değil yerinden yönetimle güçlenen ve tüm kimliklerin eşit yurttaş olduğu bir sistemin Türkiye’nin ihtiyacı olduğunu belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.