SON DAKİKA

#Denetim

HABER DEĞER - Denetim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Denetim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Fon soruşturmasında kritik adım: Üç ismin mal varlıklarına tedbir konuldu Haber

Fon soruşturmasında kritik adım: Üç ismin mal varlıklarına tedbir konuldu

Sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen kapsamlı fon soruşturması derinleşiyor. Soruşturma çerçevesinde kritik bir hukuki adım atılarak Pasifik Holding yönetiminde yer alan üç isim hakkında mal varlıklarına yönelik tedbir kararı alındı. Üç ismin mal varlıklarına yönelik tedbir kararı Başsavcılık tarafından ilgili kurumlara gönderilen yazıda; Pasifik Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Erdoğan, Yönetim Kurulu Başkanvekili Abdulkerim Fırat ve Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Erdoğan'ın ilgili kuruluşlar nezdindeki mal varlığı hareketleri denetim altına alındı. Şüphelilerin yapmak istedikleri devir, temlik, satış, bağış, ipotek/rehin tesisi, hesap kapatma, yüksek tutarlı nakit çekimi ile EFT ve havale gibi mal varlığını azaltıcı nitelikteki tüm işlemler bakımından sıkı tedbirler uygulanması istendi. Olağan dışı işlemler için Başsavcılık onayı şart Yazıda, söz konusu kişilerin olağan dışı nitelikte bir işlem talebinde bulunması halinde, işlem gerçekleştirilmeden önce mutlaka başsavcılıktan görüş alınması ve görüş sorulmadan tasarruf işlemi yapılmaması gerektiği vurgulandı. Bununla birlikte, şahısların maaş, fatura ödemeleri ve mesleki faaliyetler kapsamındaki olağan işlemlerinin mağduriyete yol açmayacak şekilde sürdürülmesi, ancak işlem tutarı veya sıklığı bakımından dikkat çekici, mal varlığını azaltıcı ya da muvazaalı olabilecek şüpheli işlemlerin derhal başsavcılığa bildirilmesi talep edildi. Açıklamada, "Bildirim usulüne tabi kılınan şahısların olağan işlemlerin (mesleki faaliyetler kapsamındaki işlemler, maaş-fatura-kurum ödemeleri, emekli aylığı kullanımı gibi) mağduriyete yol açacak şekilde engellenmemesi, özellikle olağan faaliyet dışı, işlem tutarı veya sıklığı bakımından dikkat çekici, mal varlığını azaltıcı ya da muvazaalı olduğu değerlendirilebilecek şüpheli işlemlerden başsavcılığımızın gecikmeksizin haberdar edilmesi rica olunur." denildi. Kurumlar arası koordinasyon ve MASAK takibi Karar doğrultusunda Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye Katılım Bankaları Birliği ve Türkiye Noterler Birliği müzekkerenin tüm üye banka ve noterliklere duyurulmasını ve bilgi verilmesini sağlayacak. Ayrıca şüphelilerin hesaplarında bulunan sermaye piyasası araçlarının dondurulması istenirken, mal varlığını azaltıcı işlem taleplerinin Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı'na (MASAK) da gecikmeksizin bildirileceği ifade edildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bakan Şimşek'ten sermaye piyasaları için yeni düzenleme: Yasal adımlar için 2027 yıl başı hedeflendi Haber

Bakan Şimşek'ten sermaye piyasaları için yeni düzenleme: Yasal adımlar için 2027 yıl başı hedeflendi

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sermaye piyasalarının daha güvenilir, şeffaf ve etkin bir yapıya kavuşturulması amacıyla yürütülen çalışmalara ilişkin resmi açıklamalarda bulundu. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından alınan kararlarla bilgi akışının güçlendirildiğini ve nihai pay sahipliğinin daha açık hale getirildiğini aktaran Şimşek, uluslararası endeks sağlayıcıların kriterlerinin de gözetildiğini ifade etti. Fon işlemlerine sıkı denetim ve yeni limitler Sosyal medya hesabı üzerinden değerlendirmelerde bulunan Şimşek, Ağustos ayı sonunda yayımlanan Fon Rehberi hatırlatarak serbest fonların portföylerini artık haftalık bazda açıklama yükümlülüğü bulunduğunu kaydetti. Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu’nda (TEFAS) işlem gören fonlarda belirli pay sahipliği eşiklerinin aşılması veya altına inilmesi durumunda kamuoyuna duyuru yapılmasının zorunlu kılındığını belirten Şimşek, uygulanan yeni tedbirleri şu şekilde özetledi: Fonlara yoğunlaşma limitleri getirildi, borçlanma işlemlerinin ise organize piyasalarda ve teminat karşılığında gerçekleştirilmesi zorunlu hale getirildi. Yapılan düzenlemelerin sonuçları yakından takip edilecek, ihtiyaç duyulması halinde tüm paydaşlarla istişare edilerek ilave adımlar gecikmeden atılacaktır. "Sorunlu fonların tasfiyesi ve yatırımcı hakları önceliğimiz" Piyasa bozucu eylemlere karşı kararlılık mesajı veren Şimşek, sorunlu fonların tasfiye süreçlerinin eksiksiz tamamlanması ve yatırımcıların haklarının korunmasının temel öncelikleri arasında olduğunu vurguladı. Şimşek, piyasaların adil ve rekabetçi yapısına zarar veren unsurlara karşı yaptırımların tavizsiz uygulanacağını belirtti. Fonların koordineli hareketleri de dahil olmak üzere sermaye piyasası suçlarıyla mücadeleyi tahkim edecek mevzuat çalışmalarının sürdüğünü ifade eden Bakan Şimşek, söz konusu yasal düzenlemelerin 2027 yılının başına kadar tamamlanmasının hedeflendiğini duyurdu. Şimşek, şeffaf, güvenilir ve etkin bir sermaye piyasası oluşturma hedefini yineledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Anayasa Mahkemesi'nden siyasi partilere mali denetim: 15 parti hakkında suç duyurusu Haber

Anayasa Mahkemesi'nden siyasi partilere mali denetim: 15 parti hakkında suç duyurusu

Anayasa Mahkemesi'nin (AYM), siyasi partilerin finansal şeffaflığını denetleme yetkisi kapsamında yürüttüğü incelemelerin sonuçları Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yüksek Mahkeme; 2019 ile 2024 yılları arasındaki farklı dönemleri kapsayacak şekilde çok sayıda siyasi partinin kesin hesap verilerini, gelir-gider tablolarını ve taşınmaz varlıklarını mercek altına aldı. İncelemelerde bazı partilerin finansal kayıtları mevzuata uygun bulunurken, 15 partide usulsüzlükler ve belgelendirme eksiklikleri tespit edildi. Evrak eksikliği ve Kanuna aykırı hesap hareketleri Yüksek Mahkeme tarafından gerçekleştirilen hukuki inceleme neticesinde, bazı partilerin kesin hesaplarının 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'na açıkça aykırılık teşkil ettiği belirlendi. AYM’nin denetim raporunda, hesap hareketleri mevzuata uygun görünen bazı partilerin ise bu durum doğrulanacak yasal belge, fatura ve makbuzları denetim heyetine zamanında sunmadığı veya gizlediği aktarıldı. Mali şeffaflık ilkesinin ihlal edildiğini belirten Yüksek Mahkeme, sorumlu parti yöneticileri hakkında adli süreç başlatılması için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasını kararlaştırdı. Suç duyurusunda bulunulan 15 Siyasi Parti Mali kayıtlarındaki usulsüzlükler ve evrak eksiklikleri gerekçesiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na bildirilen ve sorumluları hakkında yasal soruşturma yürütülecek partiler şunlar oldu: 1. Cihan Partisi 2. Sevgi ve Saygı Partisi 3. Adil Türkiye Partisi 4. Adalet Birlik Partisi 5. Türk Birliği Partisi 6. Ezilenlerin Sosyalist Partisi 7. Yenilik Partisi 8. Hak ve Huzur Partisi 9. Komünist Parti 10. Muhafazakar Yükseliş Partisi 11. Türkiyem Partisi 12. Aydınlık Geleceğin Partisi 13. Devrimci İşçi Partisi 14. Aydınlık Demokrasi Partisi 15. Güç Birliği Partisi haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kılıçdaroğlu'ndan TBMM'de fon vurguna tepki: "SPK bürokratları derhal görevden alınmalı" Haber

Kılıçdaroğlu'ndan TBMM'de fon vurguna tepki: "SPK bürokratları derhal görevden alınmalı"

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, haftalık grup toplantısında ülkenin ekonomik ve siyasi gündemini sarsan fon manipülasyonlarına, belediye operasyonlarına ve yargı süreçlerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Bazı belediye başkanlarının gözaltına alınması ve tutuklanması süreçlerindeki yargılama usullerini eleştirerek hukukun kişiye göre uygulandığını savunan Kılıçdaroğlu, borsa hareketliliğini ve fon çıkışlarını bir "devlet krizi" olarak nitelendirdi. "Ağustos ve eylül aylarında 538 milyar lira çıktı" Ağustos ve eylül ayları arasında fonlardan çıkan paranın 538 milyar lirayı bulduğuna dikkat çeken Kılıçdaroğlu, sorumluluğun yalnızca kurumların üzerine atılarak geçiştirilemeyeceğini belirtti. Fon ve borsa manipülasyonlarının arkasındaki kazananların deşifre edilmesini isteyen Kılıçdaroğlu, çözüm önerilerini sıralarken şu ifadeleri kullandı: "İlk başta Sermaye Piyasası Kurulu olmak üzere denetim görevini yapmayan, olanı biteni gizleyen tüm bürokratlar derhal görevden alınmalıdır. 2026'nın Ağustos ve Eylül aylarında 5 milyon lira ve üzerinde fona para yatırıp çekenlerin isimleri, unvanları ve çektikleri miktarlar kamuoyuna açıklansın; malı kimlerin götürdüğünü görelim. Ayrıca bu soygun sürecini incelemek üzere bağımsız uzmanların yer alacağı özel bir komisyon kurulmalı ve bu soruşturma mutlak anlamda bir 'suç örgütü' kapsamında yürütülmelidir." "Bizim Anayasadan önce bir siyasi ahlak kanununa ihtiyacımız var" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yeni anayasa çağrısına da yanıt veren CHP lideri, siyaset mekanizması temizlenmediği sürece hiçbir yasal düzenlemenin işlevsel olamayacağını vurguladı. Siyasetin kirlenmesi durumunda yolsuzlukların engellenemeyeceğini dile getiren Kılıçdaroğlu, iktidara şu sözlerle seslendi: "Bizim anayasadan önce bir siyasi ahlak kanununa ihtiyacımız var. Siyaset kirlendiyse yolsuzluğu engelleyemezsiniz. Siyasi ahlak kanunu olmadıkça, siyasetçi gider bürokratla işbirliği yapar ve devleti soymaya kalkar. Getirin bu kanunu, hep beraber oy birliğiyle çıkaralım. Arkasından anayasa konusunu konuşmak için masaya otururuz." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Mahkeme Ankara Valiliği'nin "sahipsiz köpek besleme" yasağını  iptal etti Haber

Mahkeme Ankara Valiliği'nin "sahipsiz köpek besleme" yasağını iptal etti

Ankara Valiliği İl Hayvanları Koruma Kurulu’nun 6 Kasım 2025 tarihli toplantısında, kamusal alanlarda sahipsiz köpeklerin kontrolsüz beslenmesi yasaklanmış; kontrolsüz besleme noktalarının kaldırılması ve yasağa uymayanlara Kabahatler Kanunu’nun 32’nci maddesi kapsamında idari yaptırım uygulanması öngörülmüştü. HAYTAP Hayvan Hakları Federasyonu, kararın kaldırılması için Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'ne (DKMP) başvurmuş, talebin reddedilmesi üzerine konuyu yargıya taşımıştı. Kurumun savunması ve mahkemenin tespiti Ankara 23’üncü İdare Mahkemesi'nde görülen davada DKMP, söz konusu düzenlemenin sahipsiz köpek saldırılarının önlenmesi, halk sağlığının korunması, hijyenik olmayan besleme faaliyetlerinin ve fare ile haşere gibi canlıların ortama çekilmesinin engellenmesi amacıyla yapıldığını savundu. Ayrıca otoyol, çevre yolu ve bağlantı rampalarına dökülen yem ve yemek artıklarının trafik açısından tehlike oluşturabileceği belirtildi. Mahkeme kararında ise mevcut mevzuat kapsamında sahipsiz köpeklerin bakımevlerine alınarak sahiplendirilinceye kadar barındırılmasının öngörüldüğü, ancak bu düzenlemelerin hayata geçirilmesi için yeterli bakımevlerinin yapılması, mevcut koşulların iyileştirilmesi ve toplama faaliyetlerinin gerçekleştirilmesinin belirli bir zaman gerektirdiği vurgulandı. "Doğrudan yasaklama ölçülü değil" Geçiş sürecinde kontrolsüz ve gelişigüzel beslemenin oluşturduğu risklerin, doğrudan yasaklama yerine besleme noktalarının ve faaliyetlerinin denetim altına alınmasıyla giderilebileceğine dikkat çekilen kararda, şu değerlendirmelere yer verildi: Kontrollü besleme alanlarının oluşturulması, hayvanların yetkili kurumların gözetiminde, hijyenik şartlarda, düzenli ve sağlıklı besinlerle beslenmesini sağlayabilir. Besleme faaliyetlerinin yer ve zaman bakımından düzenlenmesi, koşullarının belirlenmesi veya hijyen şartlarına bağlanması gibi daha sınırlı tedbirler yerine doğrudan yasaklama yönteminin tercih edilmesi orantılı ve ölçülü değildir. "Kontrolsüz besleme" ifadesindeki belirsizlik Mahkeme ayrıca kararda yer alan "kontrolsüz besleme" ifadesinin mevzuatta açık bir tanımının bulunmadığını, bunun uygulamada farklı yorumlara ve belirsizliklere yol açabileceğini belirtti. İdarenin bu alanda düzenleme yapma yetkisinin bulunduğunu ancak yapılacak düzenlemelerde hem insanların yaşam hakkı, güvenliği ve çevrenin korunmasının hem de hayvanların yaşamı ve refahının birlikte gözetilmesi gerektiği kaydedildi. Mahkeme, tüm bu gerekçelerle doğrudan yasaklama getirilmesini hukuka uygun ve kamu yararına uygun bulmadı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

AHBAP Soruşturmasında ünlüler ifade verdi Haber

AHBAP Soruşturmasında ünlüler ifade verdi

Ergen: "Kendimi mağdur hissediyorum" İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ahbap Derneği'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye gelen sanatçı Gülben Ergen, savcılıktaki ifadesinde 6 Şubat depremi sürecinde devlet kurumlarıyla koordine çalıştığını belirtti. Haluk Levent ve Oğuzhan Uğur ile deprem öncesinde herhangi bir tanışıklığı bulunmadığını ifade eden Ergen, sosyal medya paylaşımlarında tüm kurumları etiketlediğini, AHBAP Derneği'ne özel bir yönlendirmede bulunmadığını kaydetti. Toplanan yardımların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığı konusunda önceden bir bilgisi olmadığını dile getiren Ergen, "Yaptığımız yardımların Haluk Levent tarafından bu şekilde kullanılması sebebiyle, iyi niyetimizi kullandığı için üzgünüm. Vatandaş olarak yapmış olduğum yardımların amacı dışında kullanıldığı hususunda kendimi vicdanen rahatsız ve mağdur hissediyorum" diyerek şikayet hakkını saklı tuttuğunu ifade etti. Cepkin ve Dündar'dan dikkat çeken açıklamalar Adliye girişinde basın mensuplarının sorularına tepki gösteren Hayko Cepkin, savcılık ifadesinde Haluk Levent’i uzun yıllardır tanıdığını ancak kendisiyle herhangi bir para trafiğinin olmadığını belirtti. Derneğe maddi bir bağışta bulunmadığını ve kimseye çağrı yapmadığını söyleyen Cepkin, geçmişte Fethiye'deki bir çocuk etkinliği için dernekten yalnızca yardım talep ettiklerini aktardı. Cepkin, Levent'in geçmişteki tutumları nedeniyle maddi konularda kendisine güvenmediğini de sözlerine ekledi. Gazeteci Uğur Dündar ise ifadesinde, 2017 yılında Haluk Levent’i para işlerine karışmaması konusunda uyardığını belirtti. Deprem döneminde bakanlıklar ve resmi kurumların Levent’le temas kurmasının kendisinde denetlendiği algısı yarattığını söyleyen Dündar, bu nedenle destek paylaşımı yaptığını, ancak soruşturma haberlerinin ardından bu paylaşımı sildiğini kaydetti. Dündar, derneğe para toplama yetkisinin nasıl verildiğini anlayamadığını belirterek, olaydan duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Elçin Sangu: "100 Bin Lira bağış yaptım" Oyuncu Elçin Sangu da soruşturma kapsamında ifade veren isimler arasında yer aldı. Deprem sürecinde AHBAP Derneği'nin merkezine giderek gönüllü çalışmalar yürüttüğünü belirten Sangu, şahsi hesabından derneğe 100 bin lira bağış yaptığını açıkladı. Valilik onaylı hesaplar ve bağımsız denetim raporlarının kendisinde güven oluşturduğunu vurgulayan Sangu, "Yaptığımız yardımların Haluk Levent tarafından bu şekilde kullanılması sebebiyle, iyi niyetimizi kullandığı için üzgünüm" dedi. Yetkililerin Levent’le birlikte görüntü vermesinin şüpheleri azalttığını belirten oyuncu, yaşananların insanların yardım etme duygusuna zarar vermesinden endişe duyduğunu ifade etti. AHBAP Derneği'ne kayyum atandı Soruşturmayı derinleştiren İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebi üzerine İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği, AHBAP Derneği'nin tüm mal varlığı ve idare yetkilerinin yönetim kayyumuna devredilmesine karar verdi. Derneğin faaliyetlerinin sona erdirildiği, hesaplarına tedbir konulduğu ve iştiraklerinin TMSF yönetimindeki kayyum idaresine bağlandığı bildirildi. Daha önce aralarında Haluk Levent ve Oğuzhan Uğur'un da bulunduğu 28 şüphelinin tutuklandığı soruşturma kapsamında adliyeye çağrilan isimlerin ifadelerinin alınmasına devam ediliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

12 Eylül’ün Sanat Dünyasındaki İzleri Haber

12 Eylül’ün Sanat Dünyasındaki İzleri

Millî Güvenlik Konseyi'nin yönetime el koymasıyla birlikte, ülkedeki tüm özgür düşünce mecraları denetim altına alındı. Darbenin ilk hedef aldığı kesimlerden biri olan sanatçılar, yazarlar, sinemacılar ve müzisyenler; hapis cezaları, sürgünler, kitap yakma eylemleri ve kapsamlı sansür mekanizmalarıyla karşı karşıya kaldı. Basın ve Yayın Dünyasına Yönelik Baskılar Darbe döneminde basın özgürlüğü büyük ölçüde kısıtlandı. Cumhuriyet başta olmak üzere dönemin önde gelen gazeteleri yüzlerce dava ile karşılaştı ve yayınları geçici sürelerle durduruldu. Binlerce gazeteci hakkında hapis cezaları istendi. Basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan yasal düzenlemelerin yanı sıra, imha edilmek üzere depolanan gazete, dergi ve kitapların ağırlığı resmi rakamlara göre 39 tonu buldu. Birçok eser daha okunmadan sobalarda ve açık arazilerde yakıldı. Bu sürecin en acı örneklerinden biri, Onur Yayınları sahibi İlhan Erdost’un 8 Kasım 1980’de gözaltına alındıktan sonra Mamak Cezaevi’ne nakledilirken hayatını kaybetmesi oldu. Yazar Muzaffer Erdost, kardeşinin ölümünün ardından onun adını kendi adıyla birleştirerek "Muzaffer İlhan Erdost" olarak yazmaya devam etti. Sinemada Sansür ve Yasaklar Darbe yönetimi sinema sektörünü de sıkı bir denetim mekanizmasına tabi tuttu. Dönemde toplam 937 film yasaklandı. Erden Kıral’ın yönettiği, Adana Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından yasaklanan Bereketli Topraklar Üzerinde filminin nüshalarının imha edildiği iddia edildi. Doğu bölgesindeki yoksulluğu konu alan Hakkâri’de Bir Mevsim filmi de uzun süre yasaklı kalan yapımlar arasında yer aldı; film uluslararası festivallerde ödüller alsa da gösterimi engellerle karşılaştı. Müzik Dünyası ve Sürgünler Müzik alanı da 12 Eylül rejiminin baskılarından doğrudan etkilendi. TRT repertuvarından yüzlerce şarkı çıkarıldı; Ruhi Su, Selda Bağcan ve Zülfü Livaneli gibi isimlerin eserleri yasaklı listelerine eklendi. Konser izinleri iptal edilen, pasaportlarına el konulan ve yargılanan sanatçılardan Selda Bağcan uzun yıllar yurt dışına çıkamadı, çeşitli davalardan yargılandı ve konser vermesi yasaklandı. Darbe sırasında bir konser için Almanya'da bulunan Cem Karaca, hakkında açılan davalar ve Interpol kararları nedeniyle uzun yıllar yurda dönemedi ve vatandaşlıktan çıkarıldı. Melike Demirağ, Şanar Yurdatapan gibi isimler de ülkeyi terk etmek zorunda kalan sanatçılar arasında yer aldı. Yeni Türkü'nün Buğdayın Türküsü albümü piyasadan çekildi. Bunun yanı sıra, dönemin idari kararları doğrultusunda sanatçıların kimlik hakları ve ifade biçimleri de baskı gördü. Sanatçı Bülent Ersoy’a sahne yasağı getirildi ve hukuki süreçler sonucunda dönemin mahkemeleri ve idari kurumları tarafından cinsiyet kimliğine yönelik kısıtlamalar uygulandı. Kürtçe dilinin kamusal alanda ve eğitimde kullanımı yasaklandı; bu yasaklar daha sonraki yıllarda kaldırılsa da dönemin kültürel hayatta açtığı tahribat kalıcı oldu. Barış Derneği Davası ve Aydınlar 1977 yılında kurulan Türkiye Barış Derneği, darbenin ardından kapatıldı ve yöneticileri ile kurucuları hakkında İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından dava açıldı. Mahkeme süreci yıllarca sürdü; Mahmut Dikerdem, Reha İsvan, Orhan Apaydın, Erdal Atabek, Ataol Behramoğlu, Ali Sirmen gibi çok sayıda aydın, yazar, hukukçu ve bilim insanı tutuklanarak uzun süre cezaevinde yargılandı. Dava, 1991 yılında sanıkların beraatıyla sonuçlandı. 12 Eylül rejimi, edebiyattan sinemaya, müzikten akademiye kadar geniş bir yelpazede yarattığı korku iklimi, otosansür ve yapısal dönüşümlerle Türkiye'nin kültürel hafızasında derin izler bıraktı. Sanatçılar ve aydınlar üzerindeki bu baskı ortamı, sonraki yıllarda da Türk sanat hayatının en çok tartışılan veirdilerini şekillendiren temel kırılma noktalarından biri olmayı sürdürdü. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İran, Hürmüz Boğazı'nda "kısıtlı bölge" oluşturacak Haber

İran, Hürmüz Boğazı'nda "kısıtlı bölge" oluşturacak

Deniz trafiğinde denetim alanı genişletiliyor Tahran yönetimi, ABD'nin uyguladığı ablukaya karşı stratejik su yollarındaki varlığını ve denetim kapasitesini artırma kararı aldı. Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Hüseyin Muhibbi, Hürmüz Boğazı'nın artık yalnızca coğrafi bir geçiş noktası olmadığını, küresel güç dengelerinin ve savaş denklemlerinin merkezinde yer aldığını vurguladı. Daha önce yalnızca boğaz içiyle sınırlı tutulan trafik yönetimi ve kontrol mekanizmasının coğrafi sınırlarının genişletildiğini belirten Muhibbi, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai'nin bir gün önce Basra Körfezi genelinde "yasak bölge" oluşturulacağı yönündeki açıklamasını teyit etti. Çabahar'dan Arap Denizi'ne uzanan hat Yapılan planlamaya göre, Çabahar çevresinden başlayarak Umman Denizi ve Arap Denizi güzergahlarını içine alan geniş bir saha "kısıtlı bölge" statüsüne alınacak. Söz konusu alanın kesin koordinatları ve uygulama detayları ilerleyen tarihte kamuoyuna ilan edilecek. İran makamları, bu bölgedeki kurallara uymayan deniz araçlarına yönelik ağır yaptırımlar uygulanacağını net bir dille ifade etti. Tuğgeneral Muhibbi, bölgedeki güvenlik prosedürlerine ilişkin şu uyarılarda bulundu: "Bir gemi koordinasyon olmadan Hürmüz Boğazı'nın yaptırım uygulanan bölgesinden geçerse, o gemiye sağlanan her türlü denizcilik, sigorta ve destek hizmeti durdurulacaktır. Böylece Hürmüz Boğazı'ndan daha sonraki bir geçişte bile bu hizmetlerden mahrum kalacaktır." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.