SON DAKİKA

#Dengeli Beslenme

HABER DEĞER - Dengeli Beslenme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dengeli Beslenme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

85,5 yıllık rekor: Hong Kong’un uzun yaşam sırrı ne? Haber

85,5 yıllık rekor: Hong Kong’un uzun yaşam sırrı ne?

Çin’e bağlı özel idari bölge olan Hong Kong, yaklaşık 85,5 yıllık yaşam beklentisiyle dünyanın en uzun yaşam süresine sahip yerleri arasında gösteriliyor. Uzmanlar bu tabloyu tek bir faktörle açıklamak yerine sağlık sistemi, şehir planlaması, beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzının birleşimiyle değerlendiriyor. Bölgedeki beslenme kültürü büyük ölçüde Kanton mutfağına dayanıyor. Sebze, deniz ürünleri, pirinç ve etin dengeli şekilde tüketildiği bu mutfakta porsiyonların küçük, pişirme yöntemlerinin ise çoğunlukla buharda veya kısa süreli olduğu dikkat çekiyor. Hong Kong’da et tüketiminin görece yüksek olmasına rağmen işlenmiş gıda, şekerli içecek ve aşırı yağ tüketiminin sınırlı olması, araştırmalarda sık vurgulanan unsurlar arasında yer alıyor. Uzun yaşamın bir diğer belirleyicisi güçlü sağlık altyapısı olarak öne çıkıyor. Evrensel sağlık hizmetlerine erişimin yüksek olması, erken teşhis oranlarının artması ve yaşlı nüfusa yönelik bakım sistemlerinin yaygınlığı, kronik hastalıkların yönetimini kolaylaştırıyor. Kentte düzenli yürüyüş, toplu taşıma kullanımı ve yoğun şehir yaşamı nedeniyle fiziksel hareketin gündelik hayatın parçası olması da yaşam süresini etkileyen faktörlerden biri kabul ediliyor. Araştırmalar, Hong Kong’daki uzun ömrün yalnızca beslenme tercihiyle açıklanamayacağını gösteriyor. Düşük sigara kullanımı, sosyal bağların güçlü olması, eğitim düzeyi ve gelir artışı gibi sosyoekonomik unsurların da belirleyici olduğu ifade ediliyor. Uzmanlara göre bölge, “mavi bölgeler” tartışmalarının ötesinde, modern kent yaşamında uzun ömrün nasıl mümkün olabileceğine dair önemli bir örnek sunuyor. Sonuç olarak Hong Kong modeli, yüksek yaşam beklentisinin tek bir diyet ya da tek bir alışkanlıktan değil; dengeli beslenme, erişilebilir sağlık hizmetleri ve aktif şehir yaşamının birleşiminden doğduğunu ortaya koyuyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ultra işlenmiş gıdalar kalbi tehdit ediyor: Risk yüzde 47 artabilir Haber

Ultra işlenmiş gıdalar kalbi tehdit ediyor: Risk yüzde 47 artabilir

Modern beslenme alışkanlıklarını mercek altına alan yeni bir çalışma, ultra işlenmiş gıdaları sık tüketen bireylerde kalp-damar hastalıkları riskinin belirgin biçimde yükseldiğini gösterdi. ABD’de gerçekleştirilen araştırmada, bu tür gıdaları en fazla tüketen yetişkinlerin kalp krizi veya felç geçirme ihtimalinin yüzde 47 daha yüksek olduğu bildirildi. Ultra işlenmiş gıda nedir, neden riskli? Ultra işlenmiş gıdalar; üretim sürecinde doğal yapısı büyük ölçüde değiştirilen, genellikle yüksek miktarda şeker, tuz, doymuş yağ ve katkı maddesi içeren ürünler olarak tanımlanıyor. Uzmanlara göre bu ürünlerde doğal besin öğeleri azalırken, vücudun alışık olmadığı bileşenler artıyor. Araştırmalar, bu gıdaların obezite, yüksek tansiyon, kolesterol bozuklukları ve insülin direnci gibi sağlık sorunlarıyla bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca yüksek tüketimin vücutta iltihap göstergelerini artırabileceği de belirtiliyor. 4 bin 700’den fazla yetişkin incelendi Çalışmada, ABD Ulusal Sağlık ve Beslenme İnceleme Araştırması’nın (NHANES) 2021–2023 verileri kullanıldı. Toplam 4 bin 787 yetişkinin iki günlük ayrıntılı beslenme kayıtları analiz edilerek kalori alımının ne kadarının ultra işlenmiş ürünlerden geldiği hesaplandı. Yaş, cinsiyet, sigara kullanımı ve gelir gibi değişkenler dikkate alındığında bile en yüksek tüketim grubunda kalp krizi ve felç riskinin yüzde 47 daha fazla olduğu görüldü. Uzmanlardan temkinli yorum Araştırmacılar, bulguların doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurmadığını ancak güçlü bir bağlantıya işaret ettiğini vurguladı. Daha uzun süreli ve kapsamlı klinik çalışmaların yapılması gerektiği ifade edildi. Uzmanlar, kalp sağlığını korumak için ultra işlenmiş gıdaların azaltılmasını; düzenli egzersiz, sigarayı bırakma ve dengeli beslenme gibi alışkanlıklarla desteklenmesini öneriyor. Araştırmanın sonuçları The American Journal of Medicine dergisinde yayımlandı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

H3N2 kabusu: Covid’den Sonra yeni salgın kapıda mı? Haber

H3N2 kabusu: Covid’den Sonra yeni salgın kapıda mı?

Kuzey yarımkürede hızla yayılan yeni grip dalgası Kuzey yarımkürede etkisini artıran H3N2 virüsü, kısa sürede birçok ülkede salgına dönüştü. Japonya’da okullar kapatıldı, Avustralya’da vakalar rekor kırdı, İngiltere ise erken başlayan grip dalgasıyla karşı karşıya. Sağlık otoriteleri, “en kırılgan gruplar olan çocuklar ve yaşlıların yüksek risk altında” olduğunu belirtiyor. Mutasyonlar aşı etkisini zayıflattı Avrupa sağlık kurumlarına göre virüs, 7 ayrı mutasyon geçirdi ve mevcut grip aşılarının etkisi belirgin şekilde azaldı. Uzmanlar, yayılım hızının bu nedenle arttığını ve virüsün Türkiye’ye ulaşmasının kaçınılmaz olduğunu dile getiriyor. Belirtiler ağır, hastalık süresi uzun H3N2 vakaları klasik grip belirtileriyle başlıyor: ateş, öksürük, burun akıntısı, halsizlik, kas ağrısı ve titreme. Ancak mutasyona uğramış tür, özellikle bağışıklığı zayıf kişilerde daha ağır seyrediyor. Doktorlar, bağışıklık sisteminin virüsü diğer grip türlerine kıyasla daha yavaş yok ettiğini, bu nedenle iyileşme süresinin de uzadığını aktarıyor. Kış daha sert geçebilir: La Niña etkisi belirgin Bu yıl grip sezonunun erken başlaması, yaz boyunca görülen mutasyonlar ve La Niña’nın iklim üzerindeki etkileri salgının şiddetini artıran faktörler arasında gösteriliyor. Uzmanlara göre küresel ısınmanın yarattığı ılıman ama kırılgan hava koşulları, virüsün yayılımını kolaylaştırıyor. Hastaneler baskı altında kalabilir Uzmanlardan Dr. Giuseppe Aragona, özellikle yaşlı yurttaşlar ve kronik hastalığı olanların salgında en yüksek risk grubunda olduğunu hatırlatarak şu uyarıda bulundu: “Artan grip vakaları sağlık sistemleri üzerinde ciddi bir baskı oluşturabilir. Ancak panik değil, erken tedbir belirleyici olacaktır.” Ne yapılmalı? Aşı, erken teşhis ve güçlü bağışıklık Uzmanlar, aşılama, erken tanı, dengeli beslenme, yeterli uyku ve bağışıklığı güçlendiren yaşam alışkanlıklarının bu dönemde kritik öneme sahip olduğunu vurguluyor. Sağlık otoriteleri, yurttaşların belirtiler ortaya çıktığında geç kalmadan sağlık kuruluşlarına başvurmasını öneriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.