SON DAKİKA

#Deniz

HABER DEĞER - Deniz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Deniz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Trump’tan Hürmüz Boğazı açıklaması: Çok yakında açık ve güvenli hale getireceğiz Haber

Trump’tan Hürmüz Boğazı açıklaması: Çok yakında açık ve güvenli hale getireceğiz

ABD ve İsrail ile İran arasında devam eden çatışmalar 15’inci gününe girerken Hürmüz Boğazı yeniden gerilimin merkezine oturdu. ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın boğazı kapatma girişimlerine karşı uluslararası bir askeri adım atılacağını belirterek, “çok yakında Hürmüz Boğazı’nı açık, güvenli ve özgür hale getireceğiz” ifadelerini kullandı. Trump’tan Hürmüz Boğazı çıkışı Donald Trump yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın küresel enerji ticareti için kritik bir geçiş noktası olduğunu vurgulayarak İran’ın bu bölgedeki hamlelerinin kabul edilemez olduğunu söyledi. Trump, boğazın açık tutulması için ABD öncülüğünde bir deniz gücü oluşturulabileceğini belirterek, birçok ülkenin bu girişime destek vereceğini ifade etti. Uluslararası savaş gemileri çağrısı yaptı Trump açıklamasında özellikle İran’ın boğazı kapatma girişiminden etkilenen ülkelerin askeri destek vermesi gerektiğini dile getirdi. Çin, Fransa, Japonya, Güney Kore ve Birleşik Krallık gibi ülkelerin de bölgeye savaş gemisi göndermesini istedi. ABD Başkanı, bu ülkelerin katkısıyla Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin sağlanabileceğini ve İran’ın bu kritik deniz yolunu tehdit edemeyeceğini savundu. İran’a yönelik sert ifadeler kullandı Trump, İran’ın askeri kapasitesinin büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini iddia ederek Tahran yönetimine yönelik sert ifadeler kullandı. Buna rağmen İran’ın mayın bırakma, drone gönderme veya kısa menzilli füze kullanma gibi hamlelerle boğazı tehdit edebileceğini öne sürdü. ABD’nin bölgedeki askeri varlığını artıracağını belirten Trump, İran’a ait bazı deniz unsurlarının hedef alınabileceğini de söyledi. Hürmüz Boğazı küresel enerji için kritik Basra Körfezi ile Umman Denizi’ni birbirine bağlayan Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği stratejik bir su yolu olarak biliniyor. Bu nedenle bölgede yaşanan gerilim küresel enerji piyasaları açısından yakından takip ediliyor. İran ile ABD ve İsrail arasında devam eden çatışmaların ardından Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan gelişmelerin bölgedeki tansiyonu daha da yükseltebileceği değerlendiriliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Taşacak Bu Deniz dizisinde kavga sahnesinin kamera arkası yayımlandı Haber

Taşacak Bu Deniz dizisinde kavga sahnesinin kamera arkası yayımlandı

Taşacak Bu Deniz, her cuma akşamı yayınlanan yeni bölümleriyle izleyici karşısına çıkmaya devam ediyor. Reytinglerde dikkat çeken yapım bu kez dizideki aksiyon sahnelerinden birinin kamera arkası görüntüleriyle gündeme geldi. Trabzon’da geçen hikâye dikkat çekiyor Dizinin hikâyesinde, Ava Yaman’ın hayat verdiği Eleni karakterinin Trabzon’a gelişi ve ailesini bulma çabası anlatılıyor. Hikâyede aynı zamanda Koçari ve Furtuna aileleri arasındaki gerilim ve çatışma da önemli bir yer tutuyor. Karadeniz atmosferinde geçen dizi, aksiyon ve dramatik sahneleriyle izleyicinin ilgisini çekmeye devam ediyor. İso ve Eyüphan sahnesinin kamera arkası paylaşıldı Sosyal medyada paylaşılan kamera arkası görüntülerinde dizinin dikkat çeken kavga sahnelerinden biri yer aldı. Görüntülerde İso ve Eyüphan karakterlerinin kavga sahnesinin çekim süreci görülüyor. Televizyonda izleyiciye oldukça gerçekçi görünen sahnelerin arkasında ise oyuncuların koreografi eşliğinde sahte yumruklar attığı ve set ekibinin çekimi yönettiği anlar yer alıyor. Aksiyon sahnelerinin hazırlık süreci ortaya çıktı Paylaşılan görüntüler, aksiyon sahnelerinin kamera önünde görüldüğü kadar spontane olmadığını da gösterdi. Oyuncuların kavga sahnelerini çekmeden önce prova yaptığı ve sahnenin detaylı bir planlama ile hazırlandığı görüldü. Kamera arkası görüntüleri kısa sürede sosyal medyada yayılırken dizinin hayranları tarafından yoğun ilgi gördü. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

90'ların duygusal ruhu yeniden hayat buldu... 30 yıllık şarkılar albüm oldu Haber

90'ların duygusal ruhu yeniden hayat buldu... 30 yıllık şarkılar albüm oldu

Lise ve üniversite yıllarında temelleri atılan müzikal dostluk, 30 yıl sonra profesyonel bir albüme dönüştü. Yol ve Yolcu grubu, 90'ların ruhunu taşıyan "Ben mi?" albümüyle Spotify'da yerini aldı. 5 şarkılık albüm Spotify ve Apple Müzik'in listelerine girdi. Serkan Urgancı ve Mert Atalay tarafından kurulan Yol ve Yolcu grubu, müzik dünyasına anlamlı ve nostaljik bir giriş yaptı. Yaklaşık 30 yıl önce üniversite sıralarında başlayan ve o dönemde sadece yakın çevrelerinde bilinen besteler, aradan geçen uzun yılların ardından profesyonel kayıtlarla ölümsüzleştirildi. NOSTALJİK BİR BAŞLANGIÇ Grubun 5 şarkıdan oluşan ve "Ben mi?" adını taşıyan ilk stüdyo albümü, dijital müzik platformu @spotifyturkiye üzerinden dinleyicilerin beğenisine sunulurken, eserler 90’lı yılların melodik yapısını günümüze taşıyor. GENÇLİK HAYALİ GERÇEĞE DÖNÜŞTÜ Grubun üyelerinden Serkan Urgancı, müziğin hayatlarında her zaman önemli bir yer tuttuğunu ancak profesyonel adımların yaşam koşulları nedeniyle ertelendiğini ifade etti. Bestelerin ortaya çıkış sürecini ve yaşadıkları heyecanı dile getiren Urgancı, "Öğrenci evimizde aklımıza gelen küçük bir melodi, birkaç kelime söz üstüne heyecanla günlerce uğraşır, ortaya çıkan bestelerimizden büyük haz alırdık. O günün şartları ve kendimizi içinde bulduğumuz hayat telaşı bestelerimizin derli toplu hale getirilmesini engellemişti. Ancak aradan geçen uzun yıllar sonunda nihayet bestelerimiz profesyonel dokunuşlarla hayat buldu. Bu bizim gençlik hayalimizdi" açıklamasında bulundu. 90'LARIN DUYGU YÜKLÜ RUHU Yol ve Yolcu grubunun diğer üyesi Mert Atalay ise albümün müzikal kimliği hakkında değerlendirmelerde bulundu. Kendi kuşaklarının müzikal rengini yeniden canlandırmayı hedeflediklerini belirten Atalay, "Bizler 90'lar gençleriyiz. 90'ların melodik ve duygu yüklü şarkılarıyla büyüdük. Elbette ki zaman içerisinde müzik tarzları ve yeni kuşakların beğenileri değişti. Fakat görüyorum ki sadece bizim yaş grubumuz değil gençler de 90'ların şarkılarına ilgi gösteriyor. Bizim de müziğimizin temelini, içinde yoğrulduğumuz 90'ların duygu yüklü melodik tarzı oluşturuyor" şeklinde konuştu. BEŞ ŞARKI LİSTELERDE Spotify başta olmak üzere dijital platformlarda yayınlanan albüm, içerdiği duygusal yoğunlukla dikkat çekiyor. Grubun diskografisinin ilk ürünü olan çalışmada; albüme ismini veren "Ben mi?" parçasının yanı sıra "Su ve Sen", "Deniz", "Yasaksın" ve "Yaprak" isimli eserler yer alıyor. Yapımcılığını Ata Altınoluk'un üstlendiği albüm, Spotify New Music Friday ve Aplle Zirvedekiler: Akustik listelerine girdi. Albümün özellikle akustik ve duygusal tınıları seven müzikseverler tarafından listelerde üst sıralara taşınması bekleniyor.

Balıkçılar 80 bin TL maaşa rağmen tayfa bulamıyor Haber

Balıkçılar 80 bin TL maaşa rağmen tayfa bulamıyor

Ege Denizi’nde av sezonu hızla devam ederken balıkçılık sektörünün kronikleşen bir sorunu daha görünür hale geldi: Tayfa krizi. Deniz Ürünleri Avcıları Üreticileri Merkez Birliği Başkan Vekili Mehmet Aksoy, sektörün en büyük darboğazının “nitelikli iş gücü eksikliği” olduğunu belirterek, “Gençler teknede değil, ofiste çalışmak istiyor” dedi. “Asgari ücretin 3-4 katını veriyoruz, yine de kimse gelmiyor” Balıkçılık sektörünün omurgasını oluşturan tayfaların maaşları asgari ücretin 3-4 katına ulaşmış durumda. Ancak Aksoy’a göre bu yüksek kazanç bile gençlerin ilgisini çekmiyor: “Tayfalar bir teknenin olmazsa olmazıdır. Kendilerine asgari ücretin 3-4 katı maaş veriyoruz fakat gençler masa başı iş istedikleri için tayfalığı tercih etmiyor. Gemi sahibi üç öğün yemek, yatacak yer ve sezon sonunda gelirden prim de veriyor. Buna rağmen tayfa bulmakta zorlanıyoruz.” Aksoy, mevcut tayfaların “futbolcu gibi transfer” dönemleri yaşadığını belirterek, iyi personelin her sezon farklı teknelere geçtiğini anlattı. “Bu sorunu çözmek için ara eleman yetiştiren meslek yüksekokulları açılması yönünde çalışmalar yürütüyoruz.” “Maaşlar 80 bin TL’ye dayandı ama eleman yok” İzmir Güzelbahçe Balıkçı Barınağı’nda çalışan Mustafa Baran, mesleği babasından devraldığını belirterek, gençlerin sektörden uzaklaştığını söyledi: “Son dönemlerde tayfa bulmakta zorlanıyoruz. Bulsak bile kalifiye değiller. Eğitmek için aylarca uğraşıyoruz. Maaşlar 80 bin liraya dayandı ama çalışacak kimse yok.” Baran’a göre tayfa eksikliği yalnızca Ege’ye özgü değil; Karadeniz ve Marmara’daki teknelerde de benzer tablo yaşanıyor. “Yüksek para veriyoruz ama gençler işi beğenmiyor” Balıkçılıkta 50 yılı geride bırakan Hüseyin Cambaz, deniz emeğinin ağır ama kazançlı bir iş olduğunu, buna rağmen gençlerin teknelere çıkmak istemediğini vurguladı: “Gençler teknede çalışmak istemiyor. Üç öğün yemek, kalacak yer ve 80 bin lira maaş veriyoruz, ama işi beğenmiyorlar. Bu sadece Ege’nin değil, Türkiye’nin sorunu.” Cambaz, “Tayfa olmadan gemi bir işe yaramaz,” diyerek sorunun sürdürülebilir balıkçılığı tehdit ettiğini dile getirdi. “Zor ama ekmeği denizde” 30 yıldır tayfa olarak çalışan Salih Peşmen ise emeğin karşılığının olduğunu ancak işin zorluğunun gençleri caydırdığını söylüyor: “Gemide çalışmak gerçekten zor. Maaşlar 70 bin liradan başlayıp 100 bine kadar çıkıyor ama deniz hayatı sabır ister. Gençler o sabrı göstermiyor.” Tayfalar, Eylül’den Nisan’a kadar tüm hava koşullarına rağmen denizde çalışıyor, ağları seriyor, balıkları ayrıştırıyor ve teknelerin bakımını üstleniyor. “Balıkçı tayfası denizlerin görünmeyen kahramanı” Uzmanlara göre tayfalar, Türkiye’nin balık üretim zincirinin en kritik halkası. Rota, güvenlik, bakım, temizlik ve ağ hazırlığı gibi görevlerle balıkçılığın sürdürülebilirliğini sağlıyorlar. Ancak bu emek, genç kuşak için cazibesini yitirmiş durumda. Denizin riskli doğası, uzun mesai saatleri ve şehir yaşamından uzak koşullar, yeni nesli masa başı işlere yöneltiyor. Ege’den Karadeniz’e uzanan tayfa sıkıntısı, Türkiye’de denizcilik meslek eğitiminin ve emek politikalarının yeniden ele alınmasını zorunlu kılıyor. Yüksek maaş, barınma ve prim imkânlarına rağmen gençlerin tekneden uzak durması, “emeğin kültürel dönüşümünü” de gözler önüne seriyor. “Balıkçı teknelerinde artık tayfa değil, boş ağlar bekliyor.”

Çeşme'de su kesintileri başlıyor Haber

Çeşme'de su kesintileri başlıyor

Türkiye'nin turizm merkezlerinden olan İzmir'e bağlı Çeşme'de sezonun en yoğun döneminde içme suyu kesintileri yaşanacak. CHP'li Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, yazılı bir açıklama yaparak ilçedeki su krizine ilişkin kamuoyunu bilgilendirdi. Su temininde yaşanan sorunların kaynağında DSİ’nin projeyi zamanında devreye almamasının yattığını kaydeden Denizli, kesintilerin zorunlu hale geldiğini belirtti. Projenin geçen yıl tamamlanması bekleniyordu Denizli, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Devlet Su İşleri’nin (DSİ) İzmir Karaburun Karareis Barajı ve Salman Gölü ortak deposu projesinin başlangıç noktasından bahsetmek istiyorum. İZSU’dan aldığım resmi yazışmalar doğrultusunda Ekim 2023 tarihinde İZSU’nun projenin hangi aşamasında olduğunu sorması üzerine Devlet Su İşleri’nden Ekim 2023 tarihinde bizlere projenin yüzde 72 oranında tamamlandığına ve 5 Ağustos 2024 tarihinde baraja su iletimi sağlanacağına ilişkin bilgi verilmiş. Daha sonra projede çıkan bazı aksaklıklar sonucunda projenin ileri bir tarihe aktarılması ve Ağustos 2025 tarihine sarkabileceği bilgisi İZSU ile paylaşılmış. 20 Ocak 2025 tarihinde İZSU Genel Müdürlüğü tarafından Devlet Su İşleri’ne mevcut kullanımda olan barajdaki su seviyesinin artık kritik seviyeye ulaştığına dair bir uyarı yazısıyla birlikte projenin hangi aşamada olduğuna ilişkin bir tarih istemişler. Bunun üzerine Devlet Su İşleri tarafından Şubat 2025 tarihinde İZSU Genel Müdürlüğü’ne şu bilgi verilmiş; ‘Proje yaklaşık yüzde 95 tamamlanmış olmakla birlikte tesisin 2025 yaz sezonuna kadar hazır hale getirilmesi planlanmaktadır.’ Aslında Ağustos 2024 yılında tamamlamayı planladıkları tesisin 2025 yaz sezonuna kadar tamamlanmış ve suyun verilmiş olmaya başlanacağı bilgisi sunulmuş. İZSU, Nisan ayında Devlet Su İşleri’ne barajdaki su seviyesinin yüzde 7 oranına geldiğini, çok ciddi kritik bir seviyede olduğunu belirterek, tesisin hangi aşamada olduğuna ilişkin bilgi istemiş. Bu talep cevapsız kalmış ve İZSU tekrar üçüncü bir uyarı yazısını 10 Temmuz 2025 tarihinde Devlet Su İşleri’ne iletmiş. İZSU, yaz sezonuna girmiş olmamız sebebi ile su seviyesinin artık ciddi ve kritik bir seviyeye ulaştığını, bu nedenle zorunlu kesintilere başlamak durumunda kalacaklarını bildirmiş. Devlet Su İşleri, su iletme tarihi belirtmeksizin ucu açık bir cevap vermiş.” 'Barajımızdaki mevcut su kesintilerle birlikte 7 Eylül tarihine kadar suyu idare edebilir' Başkan Denizli, Çeşme’nin içme suyu ihtiyacını karşılayacak tesis için İZSU’nun 100 milyon liralık yatırım yaptığını ancak bu tesise su aktarımının DSİ tarafından sağlanamadığını ifade ederek şu ifadeleri kullandı: “İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İZSU, kendisine ait, mevcut Devlet Su İşleri’nin yaptığı barajdaki suyun ilçeye iletilecek olan tesise yaklaşık 100 milyonluk bir yatırım yaptı ve bu proje Ocak 2025 tarihinde tamamlandı. Biz resmi olarak bu tarihten bu yana Devlet Su İşleri’nin bizlere halihazırda dolu olan barajdan su aktarmasını bekliyoruz ve bugün bizlerin en büyük sıkıntısı da bu. DSİ’nin bizlere yazılı olarak yaz sezonundan önce tamamlamayı planladıklarını söyledikleri resmi yazılarımız mevcut. Fakat bugün bir tarih veremiyorlar. Sözlü olarak bazı tarihlerden bahsediyorlar ama yazılı olarak bizlere hiçbir tarihi bildiremiyorlar. Bu nedenle İZSU Genel Müdürlüğü, yarından itibaren Çeşme’de gece saat 23.00 ile sabah 06.00 arasında zorunlu kesintileri yapmayı planlamaktadır. Bunun da nedeni barajımızdaki mevcut su, bu kesintilerle birlikte 7 Eylül 2025 tarihine kadar suyu idare edebilecek düzeydedir. Bu kesintiler yapılmadığı takdirde, 15 Ağustos’tan sonra gündüz de zorunlu kesintilere geçilmek durumunda kalma riski olduğundan gece bu kesintileri yapmayı planlamaktadır. DSİ, en başından beri bizlere vadettiği tarihlerde bu projeyi tamamlamış olsaydı Çeşme, zaten bu kadar ekonomik darlığın olduğu dönemde esnafımızın, pazarcımızın, turizm yatırımcımızın para kazanmayı dört gözle beklediği sezonun ortasında böyle bir su krizi ile karşı karşıya olmayacaktı. Bu nedenle bizlerin yetkililerden ısrarla tarih istemesinin sebebi de budur.” 'Vatandaşların beklediği şey DSİ’nin projeyi hazır hale getirmesi' Başkan Denizli, Çeşme Belediyesi olarak su tüketimine ilişkin çeşitli kısıtlama kararlarını Meclis kararıyla uygulamaya koyduklarını da hatırlatarak, şöyle devam etti: “Çeşme Belediyesi olarak Mayıs 2025 Meclisi’nde vatandaşların su tüketimine ilişkin belli kısıtlama kararları aldık. Ev bahçelerinde ve iş yeri önünde motorlu taşıtların yıkanmaması, kilim, halı, paspas gibi eşyaların balkon, bahçe, kapı önü gibi alanlarda yıkanmaması, işyeri ve konutların kapı önlerinin yıkanmamasına ilişkin özellikle bahçesi bulunan evlerimizde sulama yapılacak saatlerin mevsimsel olarak kısıt getirilmesi gibi vatandaşlarımızın tedbir alması konusunda belli kararlar aldık ve bunun da tebliğini sağlamıştık. Kurumlar olarak, suyu verme yetkisi ve su tüketimine ilişkin yetkiler, İZSU ve DSİ’ye ait. Fakat biz vatandaşların da özellikle tedbir noktasında üzerine düşen bazı vazifeler vardır. Biz yeniden bu tasarruf tedbirlerini açıklayacağız ama vatandaşların beklediği şey DSİ’nin bizlere ‘2025 yaz sezonuna kadar hazır hale getirilmesi planlanmaktadır’ sözünü yerine getirmesi. Çünkü aksi halde buradan doğacak sonuçlar, hiç hak etmediğimiz halde, turizm sezonunun tam ortasında ne yazık ki etki edecek. Kesintiler gece yarısında başlıyor. Genelde vatandaşlarımızın daha çok uyku halinde olduğu saatlerde. Bunu da az önce belirttiğim gibi Eylül ayını huzurla görebilmemiz ve gündüz kesintileri yaşanmaması için alınan bu tedbiri, DSİ elini biraz hızlı tutarsa ümit ve temenni ediyorum ki bu krizi yaşamak durumunda kalmayacağız. Çünkü ciddi kurak bir kış geçirdik. Ne yazık ki beklediğimiz hiçbir yağışı alamadığımız bir sene oldu. Ama çözümü varken çözümsüzlüğe gitmenin kimseye bir faydası olmadığını düşünüyorum," dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.