SON DAKİKA

#Devir Teslim

HABER DEĞER - Devir Teslim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Devir Teslim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP Genel Merkezinde Aslında Ne Yaşandı? Haber

CHP Genel Merkezinde Aslında Ne Yaşandı?

Cumhuriyet Halk Partisi’nde 21 Mayıs günü açıklanan Mutlak Butlan kararı, Söğütözü’ndeki genel merkez binasında tansiyonun yükselmesine neden oldu. Pazar günü olayların bizzat tanığı olan Mehmet Anıl Korkmaz, yaşananların bir "algı yönetimi" üzerinden kamuoyuna yanlış aktarıldığını savundu. Kılıçdaroğlu’nun "suhuletle devir teslim" talep etmesine rağmen sürecin kaosa sürüklendiğini belirten Korkmaz, özellikle bina önündeki kalabalığın kimliği ve içeride yaşanan hakaretler konusunda çok konuşulacak iddialar gündeme getirdi. "Genel merkez önündekiler partili değil miydi?" Özgür Özel yönetiminin, genel merkez önünde toplanan kalabalığı "partili olmayan yabancı unsurlar" ve "mafyatik tipler" olarak nitelendirmesine sert tepki gösteren Korkmaz, bu iddianın gerçeği yansıtmadığını belirtti. Korkmaz, alandaki profili şu sözlerle anlattı: "Partili olmayan tiplerden bir tanesi 15 yıllık CHP üyesi çıktı. Kırkpınar güreşlerinde şampiyonluk yapmış olan bir güreşçi ve CHP'li. Bu beyefendiyle alakalı 'mafyatik bir tip getirdiler' dediler" Korkmaz, kapı önünde bekleyenlerin aslında mevcut yönetim tarafından dışlanan "gerçek CHP’liler" olduğunu vurgulayarak, "Özgür Özel yönetimi bu süreçte kaç tane CHP'liyi ihraç ettiyse, partiden çıkarttıysa onlar oraya gelmişlerdi. Özgür Özel'in görev vermediği, parti teşkilatlarının dışında tuttuğu kişiler oradaydı" dedi. Alanda tanıştığı emektarlardan örnekler veren Korkmaz, "Türkiye'nin en uzun adalet yürüyüşünü yapmış, Kemal Bey ile beraber 450 kilometre yol yürümüş Bornova Teşkilatı'nın efsanevi başkanları oradaydı. Şişli örgütünde yıllarca babadan hizmet etmiş fakat son süreçte partiye sokulmaz olmuş emektarlar oradaydı" ifadelerini kullandı. Korkmaz, asıl çarpıcı durumun mevcut milletvekillerinin binaya alınmaması olduğunu belirterek, "Müslüm Sarı oradaydı, Orhan Sarıbal oradaydı. Mevcut vekillerden birkaçı oradaydı. CHP'nin milletvekilleri dün CHP parti binasına sokulmadı" dedi. Buna karşılık bina içerisinde "nispet yapar gibi" bekletilen gruplar olduğunu iddia eden Korkmaz, asıl yabancılaşmanın içeride yaşandığını savundu: "Belediye işçileri parti binasının içerisindeydi ve bahçedeydi. Bunlar Kemal Kılıçdaroğlu'na, ailesine ve şahsına yönelik insan onuruna yakışmayan galis küfürler ediyorlardı". Korkmaz, partinin öz evlatlarının kapı dışarı edildiği bir ortamda, Ekrem İmamoğlu’nun ve ona yakın isimlerin yanında yer almayan herkesin "partili değil" damgasıyla dışlandığını iddia etti. "Heyetler arası görüşme neden gerçekleşmedi?" Kamuoyuna yansıyan "saat 14.00’te heyetler görüşecek" yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını savunan Mehmet Anıl Korkmaz, bu durumun bir zaman kazanma stratejisi olduğunu öne sürdü. Görüşme iddiasının ortaya atıldığı sırada binanın karşısında CHP milletvekili Orhan Sarıbal ile birlikte olduğunu belirten Korkmaz, basında Sarıbal’ın da heyette yer aldığına dair haberler geçmesi üzerine aralarında geçen diyaloğu şu sözlerle aktardı: "Orhan Bey'e döndüm, 'Hayırlı olsun, ikide toplantımız varmış' dedim. Herkes kahkaha attı. Sarıbal yanımda ve böyle bir görüşmeden haberi dahi olmadığını, bunun mümkün olmadığını söyledi." Korkmaz, bu asılsız haberlerin genel merkezi boşaltmamak ve kalabalık toplamak amacıyla kurgulandığını iddia ederek, "Bu görüşme hikayesi tamamen CHP genel merkez trollerinin uydurması ve basını kullanmasıydı; öyle bir durum söz konusu bile değildi" dedi. Görüşme beklentisi sürerken bina içerisinde büyük bir kaosun hakim olduğunu belirten Korkmaz, mülkiyeti kamuya ait olan bilgisayarların camlardan aşağı fırlatıldığına şahit olduklarını da sözlerine ekledi. Polis müdahalesi ve barikat krizinin gerçek yüzü Korkmaz, Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyesi Murat Emir’in İçişleri Bakanı ile görüşmesinin ardından yaptığı "müdahaleyi tasvip etmiyoruz" açıklamasının gerçeği tam olarak yansıtmadığını ve bir algı çalışması olduğunu ileri sürdü. Müdahale sırasında TOMA ve biber gazı kullanıldığı iddialarına değinen Korkmaz, asıl gerginliğin bina içerisinden polise yönelik yapılan tahrik edici eylemlerle tırmandığını belirtti. İcra memurlarının içeri alınmayarak kapı kapı dolaştırıldığını söyleyen Korkmaz, sürecin uzatılmaya çalışıldığını ifade ederek, "Dünkü yönetilemeyen krizin kaynağı Ekrem İmamoğlu'dur; talimatlar Silivri’den avukatlar aracılığıyla geliyor, o talimatlara göre hareket ediliyordu" dedi.Binanın girişine kurulan barikatların detaylarını anlatan Korkmaz, içerideki manzara karşısında üzüntü duyduğunu belirterek, "Ne kadar bank, sandalye, masa varsa merdivenlerin arkasına yığmışlar. En acısı da o emek verilen çiçek saksılarını devirip kırıp bariyer yapmışlar; polise mi direneceksiniz?" ifadelerini kullandı. Çevik kuvvet ekiplerinin merdivenlerden çıkışı esnasında üzerlerine meşrubat kutuları atıldığını ve yangın tüplerinin sıkıldığını vurgulayan Korkmaz, süreci şu sözlerle anlattı: "Silivri'den gelen talimatla yangın tüplerini polise karşı patlattılar, içeriden beyaz dumanlar yükseliyordu. Polis ise tüm bunlara rağmen gayet sakin ve profesyonel davrandı". Özgür Özel’in tebligatı yırtma sahnesini de bir "şov" olarak nitelendiren Korkmaz, polisin Özel’e ve ekibine son açıklamalarını yapabilmeleri için fazlasıyla yardımcı olduğunu ve alanı boşalttığını sözlerine ekledi. Yeni parti sinyalleri Özgür Özel’in genel merkezden tahliye edilmesinin ardından bir TOMA’nın üzerine çıkarak TBMM’ye doğru gerçekleştirdiği yürüyüş, Ankara kulislerinde yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Bu anları değerlendiren Siyaset Bilimci Mehmet Anıl Korkmaz, yaşananların yeni bir parti kurma hazırlığına işaret ettiğini belirterek, "TOMA’ya çıkmak Türkiye’de parti kurma alametidir; eğer oraya çıkmasaydı belki kurmazlardı demezdim ama bu görüntü net bir mesajdır" dedi. Yürüyüşün iddia edildiği gibi o anlık bir tepkiyle değil, emniyet güçlerinin koruması altında ve önceden belirlenen bir güzergâh üzerinden yapıldığını ifade eden Korkmaz, sürecin tamamen kurgusal bir zeminde ilerlediğini savundu. Parti içerisindeki makam odalarının isimlerinin "Grup Başkanı" olarak değiştirilmesini eleştiren Korkmaz, mevcut yönetimin hukuki yetkilerini kaybettiğini ancak "odaya çökerek" durumu çocuk oyununa çevirdiğini iddia etti. Korkmaz, olası bir yeni parti kuruluşunun CHP için bir fırsat olabileceğini dile getirerek, "CHP’nin gerçekten bir arınmaya ihtiyacı var; parti kurarlarsa bu arınma daha kolay gerçekleşir ve CHP ruhuna aykırı hareket edenler o partiye giderler" ifadelerini kullandı. Ayrıca partinin mali yönetimindeki şaibelere dikkat çeken Korkmaz, Ocak ayındaki 1,5 milyar liralık hazine yardımının ve sosyal medya trolleri ile bazı televizyon kanallarına aktarıldığı iddia edilen milyonların hesabının hukuk önünde sorulacağını vurguladı,. Alaattin Aldemir ile paylaşılan fotoğraf neden tepki çekti? Programın son bölümünde, Korkmaz’ın sosyal medya hesabından eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun danışmanı Alaattin Aldemir ile paylaştığı fotoğrafın yarattığı tepkiler ele alındı. Aldemir’e duyduğu saygıyı dile getiren Korkmaz, "Sayın Alaattin Aldemir çok kıymetli bir büyüğümdür; biz bir terbiyeyle büyüdük ve insanlığından ötürü kendisi saygı duyduğum bir isimdir" dedi. Fotoğrafın genel merkez önünde, Kılıçdaroğlu’na destek amacıyla bir araya geldikleri sırada çekildiğini belirten Korkmaz, gelen tepkilerin ardında organize bir yapı olduğunu savundu. Tepkilerin kaynağını "trol operasyonları" ve yerel seçim sürecindeki kutuplaşmalara bağlayan Korkmaz, beklemediği isimlerden gelen eleştirilere dair şu sert ifadeleri kullandı: "Troller işin içindeydi ama hiç ummadığım şahıslar da tepki mesajı yazdı; ben bunların tamamının yerel seçimlerde neler yaptıklarına, nasıl hizibe giriştiklerine birebir şahidim". Eleştiri yapan bazı kesimlerin "satın alınmış" olabileceğini iddia eden Korkmaz, "Demek ki 20-30 yıllık CHP'liyim diyen kişiler de şu hengamede bir hülyaya kapılmışlar ve satın alınmışlar diye düşünüyorum" diyerek tepkisini dile getirdi. Korkmaz, tepki gösterenlerin aslında partideki etik dışı durumlara göz yumduğunu ileri sürerek eleştirilerini şöyle sürdürdü: "Bunlar hırsızların, ahlaksızlıkların, beş sevgilisini beş ayrı CHP belediyesine işe sokanların yanında olmaz diye düşünüyordum. Hazine yardımını iç etmeye karşı alkış tutmazlar sanıyordum ama demek ki olabiliyormuş". Yaşanan tüm bu gerginliklere rağmen Kemal Kılıçdaroğlu’nun "helalleşme" vizyonunu örnek aldıklarını belirten Korkmaz, "Kemal Bey'den affetmeyi öğrendik, bu tarz basit şeyleri artık içimize sindiriyoruz ve yok sayabiliyoruz" dedi. Yayının sonunda genel bir sağduyu çağrısında bulunan Korkmaz, günlük siyasetin kalıcı dostluklara zarar vermemesi gerektiğini vurgulayarak, "Siyaset içinde kimse kimseyi kırmasın; bugün kırdıklarınızla yarın bayramlaşacaksınız. Önümüz bayram; aynı yerde saf tutacağınız insanlara karşı gündelik siyaseti sokarak dönüşü olmayan yaralar açmayın" ifadeleriyle yayını noktaladı. Siyaset Bilimci Mehmet Anıl Korkmaz’ın açıklamalarının ve analizlerinin tamamına HaberDeğer farkıyla buradan ulaşabilirsiniz: https://www.youtube.com/live/bWzJbZQ02hM?si=d5MyJUNsxWEILXEN haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İçişleri’nde nöbet değişimi: Erdoğan’dan Yerlikaya’ya teşekkür mesajı Haber

İçişleri’nde nöbet değişimi: Erdoğan’dan Yerlikaya’ya teşekkür mesajı

Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen “Valiler Buluşması” programında İçişleri Bakanlığı’ndaki görev değişimine ilişkin açıklamalarda bulundu. Erdoğan, iki buçuk yıl görev yapan Ali Yerlikaya’ya teşekkür ederken görevi devralan Mustafa Çiftçi’ye başarı dileklerini iletti. “Bakanlıkta nöbet değişimi yaşandı” Programda konuşan Erdoğan, İçişleri Bakanlığı’nda geçen hafta bir görev değişimi yaşandığını belirterek Yerlikaya’nın görev süresi boyunca yaptığı çalışmalara teşekkür etti. Yeni dönemde görevi üstlenen Çiftçi’nin yapacağı hizmetler için şimdiden şükranlarını sunduğunu ifade etti. Devir teslim sonrası sözleri gündem oldu Görev değişiminin ardından Ali Yerlikaya’nın devir teslim töreninde basın mensuplarına “Ben artık özgürlüğe gidiyorum” şeklindeki sözleri kamuoyunda tartışma yarattı. Yerlikaya’nın bu ifadeleri, görevden ayrılışın ardından yapılan ilk mesaj olarak dikkat çekti. Valilere devlet vurgusu yaptı Erdoğan konuşmasında valilerin devlet ile yurttaş arasındaki en önemli temas noktalarından biri olduğunu belirterek kamu hizmetlerinde hızlı çözüm, insan odaklı yaklaşım ve sahada etkin yönetim beklentisini dile getirdi. Devlet geleneğinin merkezinde adalet, insan ve erdem olduğunu vurguladı. Sosyal medya ve kamu iletişimi uyarısı Cumhurbaşkanı, kamu kurumlarının dijital mecralarda yürüttüğü iletişim faaliyetlerinde ölçünün korunması gerektiğini söyledi. Beğeni ve etkileşim kaygısıyla yapılan paylaşımların zaman zaman devlet ciddiyetine zarar verebildiğini belirterek kamu görevlilerine hassasiyet çağrısı yaptı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Tartışmaların odağındaki hastane Avcılar Hospital Daviva’ya satıldı Haber

Tartışmaların odağındaki hastane Avcılar Hospital Daviva’ya satıldı

TMSF ikinci ihalede satışa onay verdi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), uzun süredir kamuoyunda tartışmalara neden olan Avcılar Hospital’ın ticari ve iktisadi bütünlüğünü 24 Eylül 2025’te gerçekleştirdiği ikinci ihalede 600 milyon TL bedelle Daviva Diyaliz Hizmetleri A.Ş.’ye sattı. Hastane, ilk olarak 25 Mayıs 2025’te 768 milyon 100 bin lira muhammen bedelle satışa çıkarılmıştı. Ancak alıcı çıkmayınca ihalenin tekrarlanmasına karar verilmişti. TMSF, satışın ardından yaptığı açıklamada, “Devir teslim süreci tamamlandı, Sağlık Bakanlığı nezdinde ruhsat devri işlemleri sürmektedir” ifadelerini kullandı. “Yenidoğan Çetesi” davasında adı geçmişti Avcılar Hospital, Türkiye gündemine “Yenidoğan Çetesi” olarak bilinen sağlık skandalıyla girmişti. Soruşturma kapsamında, bebek acil hastalarının özel hastanelere yönlendirilerek ihmaller sonucu hayatlarını kaybettikleri iddia edilmişti. Bu kapsamda 13 hastane ve 3 şirkete kayyum atanmış, yönetimler TMSF’ye devredilmişti. Avcılar Hospital da adı geçen kurumlar arasında yer almış ve ruhsatı iptal edilmişti. Daviva Grup: Sağlık sektöründe yükselen oyuncu Yeni sahibi Daviva Diyaliz Hizmetleri A.Ş., 2008 yılında kurulan ve son yıllarda sağlık sektöründeki yatırımlarıyla dikkat çeken bir şirket. Daviva, 19 ilde 53 diyaliz merkeziyle 9 binden fazla hastaya hizmet veriyor. Şirketin 1.300’den fazla çalışanı bulunuyor. Daviva, 2023 ve 2024 yıllarında Alman sağlık devleri D.med Healthcare ve Fresenius Medical Care Nephrocare’in Türkiye’deki diyaliz merkezlerini satın alarak dikkat çekmişti. Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hakan Yavuz, aynı zamanda Özel Diyaliz Merkezleri Derneği Başkanı olarak görev yapıyor. Sağlıkta yeni dönem: Devir süreci sürüyor TMSF ve Sağlık Bakanlığı arasında yürütülen ruhsat devri işlemleri tamamlandığında, Avcılar Hospital resmen Daviva çatısı altında faaliyet gösterecek. Uzmanlar, bu satışın Daviva’nın sağlık sektöründeki büyümesini hızlandıracağını ve özel hastane pazarında yeni bir güç dengesi yaratacağını belirtiyor. “Yenidoğan Çetesi” davasının ardından uzun süre kapalı kalan Avcılar Hospital, yeni sahibi Daviva ile birlikte yeniden sağlık hizmetine dönmeye hazırlanıyor. Ancak geçmişte yaşanan skandalın gölgesi, hastanenin yeni dönemine dair kamuoyunda soru işaretlerini beraberinde getiriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.