SON DAKİKA

#Dezenformasyon

HABER DEĞER - Dezenformasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dezenformasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"Ankara susuz değil, dezenformasyon yapılıyor" Haber

"Ankara susuz değil, dezenformasyon yapılıyor"

Son günlerde Ankara’da su kesintisi yaşandığına dair çıkan haberler üzerine basın toplantısı düzenleyen ABB Başkanı Mansur Yavaş, iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirtti. Kent genelinde suyun kesilmediğini vurgulayan Yavaş, yapılan haberleri “dezenformasyon” olarak nitelendirdi ve bu paylaşımlarla ilgili suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı. “Dezenformasyon yapanların hepsini savcılığa vereceğiz” Mansur Yavaş, bazı siyasetçilerin ve televizyon yorumcularının gerçeği çarpıttığını söyleyerek, su tasarrufu çağrısı yapan ancak yüksek miktarda su tüketen isimlerin verilerinin ellerinde olduğunu dile getirdi. Yavaş, “Televizyonlarda bağırıp çağıranlar aylık ortalama 20 metreküp su kullanıyor, sosyal medyada bağıran birinin evinde ise 37 metreküp su tüketildiğini görüyoruz. Bunların tamamını dezenformasyondan savcılığa vereceğiz” dedi. “Kuraklık küresel, Ankara da etkileniyor” Açıklamasında kuraklık sorununa da değinen Yavaş, yaşanan sürecin sıradan bir kuraklık olmadığını ifade etti. Akdeniz Havzası’nın dünyanın en hızlı kuruyan bölgelerinden biri haline geldiğini söyleyen Yavaş, bu tablonun Elazığ, Konya, Kayseri ve Ankara’yı doğrudan etkilediğini belirtti. Ankara’nın tarihinin en kurak dönemlerinden birini yaşadığını vurgulayan Yavaş, nüfus artarken barajlara gelen su miktarının azaldığını dile getirdi. DSİ’ye uyarı yapıldı, yanıt gelmedi Yavaş, Devlet Su İşleri’ni daha önce uyardıklarını belirterek, 2029 yılında Ankara’da kuraklık olmasa dahi mevcut nüfusla su sıkıntısı yaşanacağına dair rapor hazırladıklarını, ancak bu rapora resmi bir yanıt alamadıklarını söyledi. “Amaç CHP’li belediyeleri başarısız göstermek” Yavaş, su kesintileri üzerinden CHP’li belediyelere yönelik bir algı operasyonu yürütüldüğünü savunarak, “Amaç, ‘CHP’li belediyeler şehri susuz bıraktı’ algısını oluşturmak. Oysa Türkiye’nin birçok kentinde su sıkıntısı yaşanıyor” ifadelerini kullandı. Belediye Meclisi’nde yaptığı yoklamada, yalnızca yedi kişinin su kesintisi yaşadığını söylediğini aktaran Yavaş, kesintilerin sınırlı bölgelerde ve geçici olduğunu vurguladı. İsim vermeden Melih Gökçek’e sert eleştiri Eski ABB Başkanı Melih Gökçek’i isim vermeden eleştiren Yavaş, “Hiç tasarruf yapmamışlar. Su tasarrufu çağrısı yapıp kendi evinde aylık 37 ton su kullananlar var. Bir ton bile kısmamışlar, muhtemelen bahçelerini suluyorlar” dedi. Yavaş’ın “Kadı defterdar olmuş, eşek mühürdar olmuş” sözleri dikkat çekti. “Ankara halkı susuz bırakılmadı” ASKİ’nin günlük su verme kapasitesinin 1 milyon 240 bin metreküp olduğunu belirten Yavaş, bugüne kadar bu rakamın altına düşülmediğini söyledi. Yüksek kesimlerde zaman zaman yaşanan su sıkıntıları için yurttaşlardan özür dileyen Yavaş, Ankara’nın büyük bölümünde su sorunu bulunmadığını vurguladı. Basın toplantısını “Ankara’da şu an genel bir su problemi yok” sözleriyle tamamlayan Mansur Yavaş, yurttaşları resmi açıklamalar dışındaki iddialara itibar etmemeye çağırdı.

“BioNTech aşısı gelmedi” iddialarına yalanlama Haber

“BioNTech aşısı gelmedi” iddialarına yalanlama

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, bazı sosyal medya mecralarında dolaşıma sokulan “COVID-19 salgını sürecinde Türkiye’ye BioNTech aşısı gelmedi” iddialarına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, söz konusu iddiaların gerçek dışı olduğu ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik dezenformasyon içerdiği vurgulandı. BioNTech aşılarının doğrudan firmadan temin edildiği açıklandı Yapılan açıklamada, COVID-19’a karşı geliştirilen BioNTech mRNA aşılarının klinik kullanım amacıyla doğrudan BioNTech SE firmasından temin edildiği belirtildi. Aşıların, Mart 2021 tarihinden itibaren salgının son dönemlerine kadar mevzuata uygun şekilde tedarik edilerek Türkiye toplumunun kullanımına sunulduğu ifade edildi. Acil kullanım onayı uluslararası bilimsel kriterlere dayanıyor Açıklamada, salgın gibi küresel halk sağlığı acil durumlarında aşı ve ilaçların temininde “Acil Kullanım Ön Onayı” mekanizmasının dünya genelinde uygulandığı hatırlatıldı. BioNTech mRNA aşılarının da Dünya Sağlık Örgütü ve uluslararası bilimsel otoritelerin değerlendirmeleri esas alınarak, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından temin edildiği ve uygulandığı bilgisi paylaşıldı. Aşılama sürecinin bilimsel ve hukuki çerçevede yürütüldüğü vurgulandı Pandemi boyunca yürütülen tüm aşılama faaliyetlerinin, insan sağlığının korunması önceliğiyle, bilimsel kriterler, şeffaflık ilkesi ve hukuki mevzuat çerçevesinde titizlikle gerçekleştirildiği belirtildi. Yetkililer, sürecin ulusal ve uluslararası standartlara uygun şekilde yürütüldüğünün altını çizdi. Kamuoyuna dezenformasyon uyarısı yapıldı İletişim Başkanlığı, teknik ve hukuki bağlamından koparılarak dolaşıma sokulan, yanıltıcı ve gerçek dışı iddialara itibar edilmemesi gerektiğini vurguladı. Açıklamada, Türkiye toplumunun doğru ve güvenilir bilgiye erişiminin önemine dikkat çekildi ve yurttaşlara resmî kaynakları takip etme çağrısı yapıldı.

Çin’den AB’ye: İnsan hakları konusunda öğretmen gibi davranamazsınız! Haber

Çin’den AB’ye: İnsan hakları konusunda öğretmen gibi davranamazsınız!

Pekin: Açıklama yalan ve dezenformasyon dolu Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun, Avrupa Birliği’nin Çin’deki heyeti tarafından yayımlanan insan hakları açıklamasını hedef alarak, metnin “gerçekleri görmezden gelen, kötü niyetli bir karalama kampanyası” olduğunu savundu. Guo, açıklamanın hem Çin’in içişlerine hem de yargı egemenliğine müdahale niteliği taşıdığını belirtti. Pekin’in açıklamaya “kararlılıkla karşı çıktığını” ifade eden sözcü, AB’nin uluslararası hukuk ilkelerini ihlal ettiğini öne sürdü. “Çin insan haklarında tarihi ilerlemeler kaydetti” Bakanlık sözcüsü, Çin hükümetinin insan haklarının geliştirilmesine büyük önem verdiğini savunarak, ülkenin “ulusal koşullarına uygun özgün bir insan hakları modeli” ortaya koyduğunu söyledi. Guo, Xinjiang, Xizang (Tibet) ve Hong Kong’un Çin’in iç meselesi olduğunu vurgulayarak, hiçbir dış gücün bu alanlara müdahale hakkı olmadığını yineledi. Bu bölgelerde “toplumsal istikrarın sağlandığını, ekonomik kalkınmanın sürdüğünü ve insanların yaşam koşullarının iyileştiğini” ifade etti. “Çin Anayasası ifade ve din özgürlüğünü güvence altına alıyor” Guo Jiakun, Çin Anayasası’nın yurttaşların temel haklarını koruduğunu belirterek, “hukukun üstünlüğünün uygulandığını ve yasalar önünde herkesin eşit olduğunu” söyledi. Sözcü, insan haklarının “yasadışı faaliyetlerde bulunan kişiler için bir kalkan olarak kullanılamayacağını” savundu. AB’ye sert suçlamalar: Irkçılık, göçmen ihlalleri, ifade kısıtlamaları Guo, AB’nin kendi insan hakları sicilinde ciddi sorunlar bulunduğunu da öne sürdü. AB’de: Irk ayrımcılığının arttığını, Göçmen ve mülteci haklarının ihlal edildiğini, İfade özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların çoğaldığını, Dini nefrete göz yumulduğunu iddia eden Guo, bu nedenle AB’nin “insan hakları konusunda öğretmenlik yapacak konumda olmadığını” söyledi. “İnsan haklarını siyasallaştırmayı bırakın” Çin, AB’ye “insan hakları konusunu araçsallaştırmayı ve bu bahaneyle diğer ülkelerin içişlerine müdahale etmeyi bırakma” çağrısı yaptı.

Maduro rejimi için yolun sonu mu? Eski sağ kolundan Trump'a şok mektup! Haber

Maduro rejimi için yolun sonu mu? Eski sağ kolundan Trump'a şok mektup!

Hücresinden gönderdiği mektupla itiraflara başladı: Hizbullah ve FARC bağlantısı Kamuoyunda "El Pollo" lakabıyla tanınan Hugo Armando Carvajal Barrios, kaleme aldığı mektupta Venezuela askeri istihbaratına liderlik ettiği yıllara dair kan donduran iddialarda bulundu. Yüksek rütbeli devlet yetkililerinin uyuşturucu kaçakçılığı operasyonlarını bizzat koordine ettiğini öne süren Carvajal, Maduro yönetiminin FARC, ELN, Küba istihbarat ajanları ve Hizbullah üyeleriyle kirli ittifaklar kurduğunu belirtti. İddiaya göre bu yapılanma, Venezuela içindeki yasa dışı faaliyetlerin yanı sıra ABD’ye uzanan kokain güzergahlarını da kontrol ediyor ve elde edilen gelirle siyasi istihbarat operasyonlarını finanse ediyor. Seçim manipülasyonu iddiası ve 'suç yapılarını' deşifre etme sözü Eski istihbarat şefi, itiraflarını sadece uyuşturucu ticaretiyle sınırlı tutmayarak seçim güvenliği konusuna da değindi. Chavez yönetimi döneminde elektronik oylama sistemlerinin denetlendiğini veya etkilenmiş olabileceğini savunan Carvajal, "Smartmatic" şirketini örnek göstererek rejimin casusluk ve dezenformasyon faaliyetlerini teşvik ettiğini öne sürdü. Elindeki bilgilerin Venezuela devlet aygıtına sızmış "suç yapılarını" çökertmeye yeteceğini iddia eden Carvajal, ABD yetkililerine yeni belgelerle ifade vermeye hazır olduğunu vurgulayarak Washington'a açık bir iş birliği çağrısında bulundu. Washington'da yankılandı: Marco Rubio'dan 'sert yanıt' çıkışı Carvajal’ın mektubu, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Maduro hükümetine yönelik baskı politikasını sertleştirdiği bir döneme denk geldi. Mektuba doğrudan atıf yapmasa da Rubio, Washington'un Maduro'nun vaatlerine artık güvenemeyeceğini belirterek Bolivarcı rejimin uyuşturucu kaçakçılığıyla olan bağlarına dikkat çekti. Venezuela'daki yönetimin "sürekli söz tutmama" modeline karşı ABD'nin daha sert bir yanıt vermesi gerektiğini savunan Rubio'nun bu çıkışı, Caracas üzerindeki uluslararası baskının dozunun artacağının sinyali olarak yorumlandı. Sır küpü 'El Pollo' kimdir? Chavez'in sağ kolundan muhalifliğe uzanan yol Hugo Chavez döneminde 2004-2011 yılları arasında Askeri Karşı-İstihbarat Müdürlüğü'nü (DGCIM) yöneten Carvajal, uzun yıllar rejimin en sadık isimlerinden biri ve güvenlik aygıtının kilit figürü olarak görüldü. Ancak 2019 yılında rejimle ipleri kopararak muhalefet lideri Juan Guaido’yu desteklediğini açıkladı. ABD tarafından uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla aranan ve başına ödül konulan Carvajal, İspanya'da yakalanıp 2023 yılında ABD'ye iade edildi. Şu anda "kokain ithal etme planı yapma" ve "yabancı militan gruplara maddi destek sağlama" suçlamalarıyla yargılanan eski şefin itirafları, bölgedeki dengeleri değiştirebilecek nitelikte görülüyor.

Türk Devletleri Teşkilatı Medya Bakanları Bakü'de buluştu Haber

Türk Devletleri Teşkilatı Medya Bakanları Bakü'de buluştu

Azerbaycan’ın ev sahipliğinde Bakü’de düzenlenen TDT Medya ve Enformasyon Toplantıları, Türk dünyasında dezenformasyonla mücadele, medya iş birliği ve ortak stratejilerin güçlendirilmesine odaklandı. Türkiye adına toplantıya Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı Ferhat Pirinççi katıldı. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Medya ve Enformasyondan Sorumlu Bakanlar 7. Toplantısı ile 12. Çalışma Grubu Toplantısı, 27–28 Kasım tarihlerinde Bakü’de gerçekleştirildi. Türkiye’yi toplantılarda Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı Ferhat Pirinççi başkanlığındaki heyet temsil etti. İletişim Başkanlığı'ndan aktarılan habere göre Azerbaycan Medya Kalkınma Ajansı Başkanı Ahmet İsmayılov ev sahipliğinde yapılan toplantıya Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan’dan üst düzey temsilciler ile KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ve TDT Genel Sekreter Yardımcısı Ömer Kocaman da katıldı. “TDT DEZENFORMASYONA KARŞI ORTAK PLATFORMUMUZDUR” Toplantının açılışında konuşan İsmayılov, medya alanında iş birliğinin önemine dikkat çekerek TDT’yi "dezenformasyon ve hibrit tehditlere karşı ortak mücadele platformu" olarak gördüklerini ifade etti. TDT Genel Sekreter Yardımcısı Kocaman ise bilginin modern dünyada stratejik bir güç olduğunu belirterek, ortak medya söylemi ve güvenilir bilgi ekosistemi oluşturmanın gerekliliğini vurguladı. Türkiye adına konuşan İletişim Başkan Yardımcısı Ferhat Pirinççi, toplantıların Türk devletleri arasındaki iletişim ve medya iş birliği açısından stratejik önem taşıdığını belirtirken, Türk dünyasının tarih, kültür ve dil ortaklığının, küresel ölçekte ancak güçlü bir iletişim ağıyla daha görünür olabileceğini söyleyerek şu değerlendirmelerde bulundu. “Medya iş birliği artık sadece haber paylaşımından ibaret değil; yanlış bilginin etkisiz hâle getirilmesi, ortak değerlerin savunulması ve doğru bilginin dolaşımını da kapsıyor.” diyen Pirinççi, “Dezenformasyonla mücadelede teknik kapasite paylaşımı, ortak dijital platformlar ve medya çalışanlarının karşılıklı eğitimleri kritik öneme sahip.” dedi. Pirinççi ayrıca UNESCO’nun 15 Aralık’ı “Dünya Türk Dili Ailesi Günü” ilan etmesini Türk dünyası için önemli bir kazanım olarak nitelendirdi. ÜYE ÜLKELERDEN ORTAK PROJE VE İŞ BİRLİĞİ ÇAĞRISI Toplantıda söz alan Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve KKTC temsilcileri de medya alanında ortak projelerin artırılması, yapay zekâ etiği, veri koruması, belgesel yapımları ve çocuklara yönelik içerikler gibi birçok alanda iş birliğine hazır olduklarını belirtti. Toplantı sonunda, 2026 yılı Enformasyon Eylem Planı ile toplantı bildirisi kabul edildi. Bir sonraki TDT Medya Bakanları Toplantısı’nın Kazakistan’da yapılması kararlaştırıld

AFAD'ın ulusal tatbikatıyla ilgili flaş açıklama Haber

AFAD'ın ulusal tatbikatıyla ilgili flaş açıklama

Büyük Marmara Depremi Tatbikatı’nın iptal edildiği ve hazırlıklar için harcanan paranın boşa gittiği yönündeki iddialar, İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi tarafından kesin bir dille yalanlandı. AFAD’ın 2025 yılı içinde toplam 40 tatbikatı başarıyla gerçekleştirdiği, 26 Kasım'da yapılacak olan ulusal tatbikatın ileri bir tarihte yapılacağını duyurdu. İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, bazı basın yayın organları ve sosyal medya hesaplarında yer alan “Büyük Marmara Depremi Tatbikatı, İçişleri Bakanlığı tarafından iptal edildi; hazırlıklar için harcanan milyonlarca lira boşa gitti” şeklindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını açıkladı. Merkez tarafından yapılan açıklamada, paylaşılan bilgilerin asılsız olduğu ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik dezenformasyon içerdiği vurgulandı. AFAD: Planlı tatbikatlar takvime uygun şekilde yapıldı Açıklamada, AFAD Başkanlığı’nın Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) doğrultusunda, görevli birimlerin ortak çalışma kapasitesini artırmak için yıl boyunca planlı faaliyetler yürüttüğü belirtildi. Bu kapsamda, 2025 yılı içerisinde 12 bölgesel, 28 yerel olmak üzere toplam 40 tatbikatın başarıyla icra edildiği ifade edildi. Yetkililer, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için resmi kurumların açıklamalarının dikkate alınması gerektiğini belirterek, afet hazırlıkları konusunda yürütülen çalışmalara ilişkin manipülatif iddialara itibar edilmemesi çağrısında bulundu. DMM, 26 Kasım'da yapılacak olan ulusal afet tatbikatının ileri bir tarihte yapılacağı ve bu süreçte herhangi bir harcama ve satın alınma yapılmadığını duyurdu.

“Suriyeli askerler Türkiye ordusuna alınıyor” iddiasına MSB’den yanıt: TSK’da görev almaları mümkün değildir! Haber

“Suriyeli askerler Türkiye ordusuna alınıyor” iddiasına MSB’den yanıt: TSK’da görev almaları mümkün değildir!

MSB: Yabancı askeri öğrenciler yalnızca eğitim için Türkiye’de bulunuyor Millî Savunma Bakanlığı, gündeme taşınan iddialara ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye’nin uzun yıllardır dost ve müttefik ülkelerin askerlerine eğitim verdiğini hatırlattı. Açıklamada, “Yabancı askeri öğrenciler belirli sürelerle ülkemizde eğitim almakta, ardından kendi ülkelerine dönmektedir” denildi. 39 ülkeden 3 binin üzerinde öğrenci eğitim aldı Bakanlık, 2016–2025 yılları arasında Millî Savunma Üniversitesi bünyesinde 39 ülkeden 3 bin 16 askeri öğrencinin eğitim gördüğünü duyurdu. Eğitim faaliyetlerinin SUTASAK ve ASTTASAK programları çerçevesinde yürütüldüğü, harp okullarından sağlık bilimleri üniversitesine kadar geniş bir kapsamda gerçekleştiği belirtildi. “Suriyeli askerler TSK kadrolarına girmeyecek” açıklaması yapıldı Tartışmaların odağındaki Suriyeli öğrencilerin statüsüne de açıklık getirildi. Bakanlık, “Suriyeli askeri öğrenciler, Ortak Eğitim ve Danışmanlık Mutabakat Muhtırası kapsamında eğitim almaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görev almaları söz konusu değildir” ifadelerini kullandı. MSB: Dezenformasyon amaçlı iddialara karşı dikkatli olunmalı Açıklamanın sonunda, kamuoyunda kasıtlı algı oluşturulmaya çalışıldığı uyarısı da yer aldı. MSB, “Kurumlarımızı hedef almaya yönelik asılsız iddialara itibar edilmemesi önemle rica olunur” diyerek dezenformasyona karşı dikkat çağrısında bulundu.

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden “yolsuzluk” iddiası paylaşan hesaplara suç duyurusu Haber

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden “yolsuzluk” iddiası paylaşan hesaplara suç duyurusu

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), son günlerde sosyal medyada belediye yönetimi ve bürokratları hakkında yayılan yolsuzluk iddiaları nedeniyle, bu paylaşımları yapan bazı hesaplar hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı. Belediye, söz konusu paylaşımların “sistematik dezenformasyon” boyutuna ulaştığını ve artık “kurum işleyişini hedef alan bir şantaj girişimine dönüştüğünü” bildirdi. “Kurumumuzu hedef alan yalanlar doğrudan suç teşebbüsüdür” ABB’den yapılan açıklamada, sosyal medyada yürütülen kampanyaların yalnızca yalan haber olmaktan çıkıp kurumsal işleyişi sabote etmeye başladığı vurgulandı: “Son dönemde Ankara Büyükşehir Belediyemiz, iştiraklerimiz ve bürokratlarımız hakkında sosyal medyada yürütülen sistematik dezenformasyon kampanyaları artık yalnızca yalan haber boyutunu aşmış, doğrudan kurum işleyişini hedef alır hale gelmiştir.” Belediye, bazı kişilerin aracılar üzerinden şantaj girişiminde bulunduğunu ve “kanunsuz taleplerinin yerine getirilmemesi halinde paylaşımlara devam edeceklerini” açıkça ifade ettiklerini duyurdu. “Kamu kurumunu baskı altına almayı, çalışanlarımızı korkutmayı amaçlayan bu şantaj girişimleri artık yalnızca bir dezenformasyon değil, doğrudan bir suç teşebbüsüne dönüşmüştür.” “Ellerinde belge varsa savcılığa versinler” Açıklamada, sosyal medya hesaplarının “çok yakında belgeler açıklanacak” gibi ifadelerle kamuoyunu manipüle ettiği, ancak hiçbir somut delil sunmadığı belirtildi. ABB, bu kişilere açık çağrıda bulunarak şu ifadeleri kullandı: “Eğer gerçekten iddia ettikleri gibi ellerinde bilgi, belge, kanıt varsa; bunların yargı mercileri tarafından incelenmesini bizzat biz talep ediyoruz.” Bu kapsamda, suç duyurusu dilekçesinde ANFA Ankara Altınpark Ltd. Şti. hakkında öne sürülen iddiaların da resmen soruşturulması istendi. “Motivasyon kaybı yaşanıyor, kamu hizmeti zarar görüyor” Belediye, sistematik saldırıların kurum içi motivasyonu da olumsuz etkilediğini belirtti: “Ne yazık ki bu sistematik saldırılar, belediyemiz bünyesindeki çalışanlarımızın motivasyonunu derinden sarsmakta; bazı bürokratlarımız imza atmaktan çekinir hale gelmektedir. Karar alma süreçleri yavaşlamakta, kamu hizmetleri sekteye uğramaktadır.” Açıklamada, bu durumun yalnızca kurumları değil, doğrudan Ankara halkının hizmet alma hakkını da etkilediği ifade edildi. Savcılığa çağrı: “Gerçek bilgi elinizdeyse dosyaya sunun” Belediye, kamuoyuna yaptığı çağrıda, gerçek belge veya bilgiye sahip olan herkesin, doğrudan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2025/246444 hz. dosyasına başvurması gerektiğini duyurdu: “Büyükşehir Belediyesi’yle ilgili elinde bilgi veya belgesi olanlar, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2025/246444 hz. dosyasına bildirsinler. Bunu yapmayıp ima yoluyla dahi olsa çalışanlarımız hakkında bu tür paylaşımlar yapanlar hakkında yasal işlemler başlatılacaktır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.