SON DAKİKA

#Diplomasi

HABER DEĞER - Diplomasi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Diplomasi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Avrupa-ABD arasında diplomasi trafiği: Avrupalılar Trump’a karşı Grönland’ı nasıl savundu? Haber

Avrupa-ABD arasında diplomasi trafiği: Avrupalılar Trump’a karşı Grönland’ı nasıl savundu?

Avrupa ile ABD arasındaki ilişkiler, Grönland üzerinden patlak veren krizle son yılların en ciddi sınavlarından birini verdi. Donald Trump’ın, Danimarka Krallığı’na bağlı özerk ada Grönland’ın “satın alınması” amacıyla sekiz Avrupa ülkesine yüzde 10 ek gümrük vergisi uygulama tehdidi, kıtada sert tepkilere yol açtı. Trump’ın açıklamalarının ardından Avrupa başkentleri, Danimarka’nın egemenliğini destekleyen ortak bir tutum sergilerken, tehditlerin NATO müttefikliğine aykırı olduğu vurgulandı. Emmanuel Macron, “Hiçbir tehdit veya zorlamaya boyun eğmeyeceğiz” diyerek sert bir mesaj verdi. Misilleme hazırlığı ve birlik mesajı Kriz derinleşirken, AB büyükelçileri ek tarifelere karşı olası önlemleri değerlendirmek üzere acil toplantılar yaptı. Fransa’nın gündeme getirdiği ve daha önce hiç kullanılmamış olan Anti-Coercion Instrument (Zorlayıcı Eylemlere Karşı Önlem Mekanizması), çok sayıda sektörü kapsayan misilleme ihtimalini masaya taşıdı. Brüksel’deki diplomatik kaynaklar, Grönland’ın yanı sıra AB egemenliğini savunmak için “ekonomik bedel ödemeye hazır olunduğu” mesajının ortaklaştığını aktardı. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Davos’ta yaptığı konuşmada, “Yanıtımız kararlı, birleşik ve orantılı olacak” diyerek birlik vurgusu yaptı. Avrupa Parlamentosu da AB-ABD ticaret anlaşmasının onayını süresiz erteleyerek Washington’a siyasi baskıyı artırdı. Diplomasi kapısı ve NATO devreye girişi Gerilimi tırmandırmadan çözüm arayan Avrupalılar, diplomasiyi öne çıkardı. Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, tırmanma istemediklerini belirtirken, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte devreye girerek Trump’la Davos’ta görüştü. Görüşmelerin ardından, Grönland ve Arktik bölgesinin güvenliğini güçlendirmeyi amaçlayan bir “çerçeve anlaşması” üzerinde mutabakata varıldı. Henüz ayrıntıları açıklanmayan anlaşmayla Trump, ek tarifeleri uygulamayacağını ve Grönland’ın mülkiyetine yönelik adım atmayacağını teyit etti. Kriz üzerine Brüksel’de toplanan Avrupa liderleri, transatlantik bağların “bir haftalık krizle feda edilemeyecek kadar değerli” olduğu mesajını verdi. Kriz geride kaldı, soru işaretleri sürüyor Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, anlaşmanın Danimarka ve Grönland’ın rızası olmadan hazırlanmadığını vurguladı. Ancak Avrupa başkentlerinde, Trump’ın öngörülemez dış politikasının benzer krizleri yeniden tetikleyebileceği endişesi devam ediyor. AB yetkilileri, Grönland krizinin Avrupa’da daha bağımsız bir dış politika arayışını güçlendirdiği görüşünde. Bir üst düzey AB kaynağı, “İlişkinin artık farklı bir zeminde ilerlediği herkes tarafından görüldü. Bu da Avrupa açısından yeni kararları zorunlu kılıyor” değerlendirmesinde bulundu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Trump'tan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a davet! Haber

Trump'tan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a davet!

Gazze için atılan adımda Ankara’ya özel bir rol teklif edildi. ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Gazze Barış Kurulu’nda kurucu üye olarak yer almaya davet etti. Davet, Gazze’de çatışmaların sona erdirilmesi ve bölgenin yeniden inşasına yönelik uluslararası bir girişim kapsamında yapıldı. Birleşmiş Milletler kararı süreci resmileştirdi Konuya ilişkin açıklama, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran tarafından yapıldı. Duran, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararıyla, ABD Başkanı Trump tarafından açıklanan “Gazze İhtilafını Sona Erdirmek için Kapsamlı Plan”ın desteklenmesinin kararlaştırıldığını bildirdi. Gazze için Barış Kurulu ve organları oluşturuluyor Açıklamaya göre söz konusu karar çerçevesinde, Gazze’de güvenliğin sağlanması ve yeniden imar sürecinden sorumlu olacak Barış Kurulu ve bağlı organların tesis edilmesi planlanıyor. Kurulun, hem güvenlik hem de insani yardım ve yeniden yapılanma başlıklarında yetkili olacağı belirtildi. Trump’tan Erdoğan’a resmî mektup gönderildi Burhanettin Duran’ın aktardığı bilgilere göre, ABD Başkanı Donald Trump, 16 Ocak 2026 tarihinde Barış Kurulu’nun kurucu başkanı sıfatıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’a resmî bir mektup gönderdi. Mektupta, Erdoğan’ın Gazze Barış Kurulu’nda kurucu üye olarak yer alması yönünde davet iletildi. Gözler Ankara’nın vereceği yanıtta Gazze’ye ilişkin uluslararası girişimde Türkiye’ye önerilen bu rol, diplomasi çevrelerinde dikkat çekici bir adım olarak değerlendiriliyor. Davetin ardından gözler, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye’nin Barış Kurulu’na katılım konusunda vereceği karara çevrildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Oğuz Kaan Salıcı: Suriye’de yeni bir iç savaşın bedelini yine halk öder! Haber

Oğuz Kaan Salıcı: Suriye’de yeni bir iç savaşın bedelini yine halk öder!

CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, resmi X hesabından yaptığı uzun paylaşımda Suriye iç savaşının bıraktığı ağır travmalara, bölgedeki etnik ve mezhepsel güvensizliklere ve Kürt meselesinin çözümüne dair dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Salıcı, Suriye’nin toprak bütünlüğünün Türkiye’nin güvenliği açısından hayati önemde olduğunu vurgularken, “nefret ve şiddet sarmalına davetiye çıkaran” çağrıların reddedilmesi gerektiğini ifade etti. “13 yıllık savaş bir günde bitmiş gibi davranılamaz” Salıcı, Suriye iç savaşının 13 yıl, 8 ay, 3 hafta ve 2 gün sürdüğünü hatırlatarak, 600 binden fazla insanın yaşamını yitirdiğini, milyonlarca insanın yerinden edildiğini anımsattı. Bu kadar uzun ve yıkıcı bir savaşın ardından normalleşmenin bir gecede gerçekleşemeyeceğini belirten Salıcı, şu ifadeleri kullandı: “Rejim değişti, iç savaş bitti, artık her şey savaş öncesi ruh haline dönebilir demek, gerçeklikten kopuk bir yaklaşımdır.” “Güvensizlik doğaldır, fanatizmin karnesi yoktur” Paylaşımında Suriyeli Kürtlerin, Alevilerin, Dürzilerin ve seküler Arapların yeni Şam yönetimine temkinli yaklaşmasının anlaşılır olduğunu belirten Salıcı, merkeziyetçi yönetim arayışlarının da bu güvensizliği derinleştirdiğini ifade etti. Salıcı, nefreti siyaset dili haline getiren yapılara açık bir eleştiri yöneltti: “Bizim nazarımızda nefreti siyaset yapan, fanatizmi meşrulaştıran yapıların güvenilecek hiçbir karnesi yoktur.” “Şam yönetimi geçiş sürecinin ana muhatabıdır” Uluslararası siyasetin fiili durumuna işaret eden Salıcı, mevcut geçiş sürecinde diyalog kurulacak temel muhatabın Şam yönetimi olduğunu vurguladı. Diplomasi dışındaki yolların meşruiyet üretmeyeceğini savunan Salıcı, Suriye’deki farklı toplumsal yapıların ancak masada ortak bir düzen kurabileceğini dile getirdi. “Suriye’nin toprak bütünlüğü Türkiye’nin güvenliğidir” Salıcı, Suriye’nin parçalanmasının Türkiye açısından ciddi güvenlik riskleri doğuracağını belirterek, toprak bütünlüğünün korunmasının stratejik bir zorunluluk olduğunu söyledi. Kürt yurttaşların Halep’te yaşananları yakından izlediğine dikkat çeken Salıcı, Kürt meselesinin artık bölgesel bir boyut kazandığını vurguladı. “Keşke Kürt meselesi 1990’larda çözülebilseydi” Türkiye’nin Kürt meselesinde geçmişte önemli fırsatları kaçırdığını dile getiren Salıcı, dikkat çeken bir özeleştiri yaptı: “Türkiye, Kürt meselesini 1990’lı yıllarda çözebilmeliydi. Keşke o yıllardaki girişimlerden kalıcı sonuçlar alınabilseydi.” Salıcı, aradan geçen sürede sorunun yalnızca Türkiye’nin iç meselesi olmaktan çıktığını, bölgesel ve uluslararası aktörlerin müdahil olduğu bir güvenlik başlığına dönüştüğünü ifade etti. “Bugün çözmezsek yarın kim müdahil olacak?” Paylaşımında ardı ardına sorular yönelten Salıcı, çözüm sürecinin ertelenmesinin ağır sonuçlar doğuracağına dikkat çekti: “Bugün de çözemezsek yarın neyi konuşacağız? Bugün de çözemezsek, yarın bu meseleye hangi yabancı güçler müdahil olacak?” Bu soruların herkes tarafından ciddiyetle düşünülmesi gerektiğini vurguladı. “Türkiye’deki süreç ile 10 mart mutabakatı birbirini tamamlıyor” Salıcı, Türkiye’de yürüyen çözüm arayışları ile Suriye’de imzalanan 10 Mart Mutabakatı’nın birbirinden bağımsız olmadığını belirterek, bu iki sürecin aynı barış hedefinin parçaları olduğunu söyledi. Suriye’nin farklı kentleri arasındaki toplumsal ve siyasal farklılıklara işaret eden Salıcı, tek meşru yolun diplomasi olduğunu vurguladı. “Yeni bir iç savaşın bedelini yine halk öder” Açıklamasının sonunda sert bir uyarıda bulunan Salıcı, Suriye’de olası yeni bir çatışmanın bedelini yine yurttaşların ödeyeceğini belirtti: “Allah korusun, Suriye’de yeni bir iç savaşın bedelini yine halk ödeyecektir. Kahrı yine millet çekecektir.” Salıcı, nefreti ve şiddeti körükleyen çağrıların reddedilmesi gerektiğini ifade ederek, “emperyalistlerin kışkırtmalarına” karşı ortak duruş çağrısında bulundu.

Petro: ABD’nin Kolombiya’ya yönelik operasyon ihtimali artık gerçek bir tehdit Haber

Petro: ABD’nin Kolombiya’ya yönelik operasyon ihtimali artık gerçek bir tehdit

Petro’nun açıklamalarının detayları Petro, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kolombiya’ya yönelik askeri operasyon ihtimaline dair sözlerini ciddiye aldığını belirtti ve bu tür açıklamaların artık “somut bir tehdit” algısı yarattığını söyledi. BBC röportajında Petro, ABD’nin Latin Amerika’daki politikalarını eleştirerek Washington’un bölgeyi kendi “imparatorluğunun parçası” gibi gördüğünü savundu. Petro’nun ifadesine göre bu tehdidin ortadan kalkması, Trump yönetimiyle yürütülen diplomasi ve görüşmelere bağlı. Ayrıca Petro ve Trump’ın yaklaşık bir saat süren telefon görüşmesinde uyuşturucu kaçakçılığı, Venezuela ve bölgesel güvenlik konuları ele alındı. Arka plan: Diplomasiden gerilime Bu açıklamalar, Trump’ın Latin Amerika’daki askeri hamleler ve politik söylemleri bağlamında değerlendiriliyor. Örneğin Trump, Venezuela’daki askeri operasyonun ardından Kolombiya’ya da benzer müdahale olasılığını gündeme getirmişti. Bu durum, bölgesel güvenlik ve egemenlik tartışmalarını derinleştirdi. Petro’nun savunma yaklaşımı Bir saldırı ihtimali söz konusu olduğunda hükümetin diyalog yolunu tercih ettiğini söyleyen Petro, Kolombiya’nın zorlu coğrafi koşullarına ve halk desteğine vurgu yaptı. Kısaca: Kolombiya lideri Petro, ABD’nin askeri müdahale söylemlerini artık “gerçek bir tehdit” olarak gördüğünü açıkladı ve bu tehdidin sadece diplomatik süreçlerle bertaraf edilebileceğini belirtti.

Halep’te gerilim tırmanıyor: SDG, kendilerini tahliye edecek otobüslere ateş açtı Haber

Halep’te gerilim tırmanıyor: SDG, kendilerini tahliye edecek otobüslere ateş açtı

Suriye’de Halep merkezli çatışmalarda tansiyon yeniden yükseldi. Suriye yönetiminin, Kürtlerin öncülüğündeki SDG’ye Halep’i terk etmesi için verdiği süre sona ererken, çekilme ve tahliye süreci sahada krize dönüştü. Yerel kaynaklara göre, bazı SDG unsurları kendilerini Fırat’ın doğusuna taşıyacak otobüslere ateş açtı. Tahliye uzlaşısı sonrası silahlar konuştu Suriye ordusuyla yaşanan çatışmaların ardından Halep’ten çıkmayı kabul eden SDG’ye bağlı bazı grupların, Şeyh Maksud Mahallesi çevresinde güvenlik güçlerine ateş açtığı bildirildi. Tahliye için bekletilen otobüslerin hedef alınması, sahadaki ateşkes ve uzlaşı sürecini fiilen askıya aldı. “Çekilmeyi reddediyorlar” açıklaması geldi Suriye resmi haber ajansı SANA’ya konuşan askeri bir kaynak, SDG’ye bağlı bazı unsurların Şeyh Maksud Mahallesi’nden çekilmeyi reddettiğini ve saldırılarını sürdürmekte ısrar ettiğini söyledi. Aynı kaynak, bu tutumun sivil güvenliğini ciddi biçimde tehlikeye attığını vurguladı. Halep’te operasyon ihtimali güçleniyor Suriye yönetimi, verilen sürenin dolmasına rağmen çekilmenin tamamlanmaması halinde, Halep’te nokta operasyonlarının sürebileceği mesajını veriyor. Güvenlik kaynakları, özellikle Şeyh Maksud ve çevresinde askeri hareketliliğin arttığını belirtiyor. Diplomasi hattı da devrede Yaşanan gelişmeler üzerine Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani arasında bir telefon görüşmesi gerçekleştirildi. Görüşmede Halep’teki son durumun ve sahadaki çatışmaların ele alındığı bildirildi. Otobüsler beklemede, belirsizlik sürüyor Suriye ordusunun operasyonları sonrasında Şeyh Maksud Mahallesi’nde sıkışan SDG unsurlarının Fırat’ın doğusuna gönderilmesi amacıyla tahliye için hazırlanan otobüslerin bölgede bekletildiği ifade ediliyor. Ancak yaşanan silahlı saldırılar, tahliye sürecinin geleceğini belirsizliğe sürüklüyor. Halep’te yeni bir çatışma dalgası mı? Sahadaki gelişmeler, Halep’te ilan edilen ateşkesin kırılganlığını bir kez daha ortaya koyarken, gözler Suriye yönetiminin atacağı bir sonraki adıma çevrilmiş durumda. Türkiye ve uluslararası aktörlerin diplomatik temasları sürerken, bölgede yeni bir askeri tırmanış ihtimali giderek güçleniyor.

Pekin’den Washington’a net mesaj Haber

Pekin’den Washington’a net mesaj

Çin Dışişleri Bakanlığı, Çin ile Venezuela arasındaki işbirliğinin iki egemen devlet arasında yürütüldüğünü ve uluslararası hukukla güvence altında olduğunu açıkladı. Pekin yönetimi, özellikle enerji alanındaki ortaklıkların hukuki zemine dayandığını vurgularken, Venezuela’daki siyasi gelişmelerin bu işbirliğini etkilemeyeceği mesajını verdi. İşbirliği egemen devletler arasında yürütülüyor Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, düzenlenen olağan basın toplantısında Çin–Venezuela petrol işbirliğine ilişkin soruları yanıtladı. Lin, iki ülke arasındaki ilişkilerin egemenlik ilkesi temelinde sürdürüldüğünü belirterek, bu işbirliğinin hem uluslararası hukuk hem de taraf ülkelerin ulusal yasaları tarafından korunduğunu ifade etti. Siyasi değişimler işbirliğini etkilemeyecek Lin Jian, Venezuela’daki iç siyasi dengeler nasıl şekillenirse şekillensin, Çin’in iki ülke arasında her alandaki pragmatik işbirliğini derinleştirme iradesinin değişmeyeceğini söyledi. Çin’in Venezuela’daki meşru hak ve çıkarlarının da hukuka uygun şekilde korunmaya devam edeceğini vurguladı. ABD müdahalesine açık eleştiri Çin yönetimi, ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşini zorla alıkoyarak ülke dışına çıkarmasına da sert tepki gösterdi. Lin Jian, bu gelişmelerden derin endişe duyduklarını belirterek, söz konusu eylemin uluslararası hukuku ve uluslararası ilişkilerin temel normlarını ihlal ettiğini söyledi. BM Şartı vurgusu yapıldı Pekin yönetimi, ABD’nin tutumunun Birleşmiş Milletler Şartı’nın amaç ve ilkeleriyle açıkça çeliştiğini ifade etti. Çin, Washington’u Maduro ve eşinin can güvenliğini sağlamaya, onları derhal serbest bırakmaya ve Venezuela’da rejim değişikliğine yönelik girişimlere son vermeye çağırdı. Çözüm için diyalog çağrısı Açıklamanın sonunda Çin, Venezuela’daki krizin askeri ve zorlayıcı yöntemlerle değil, diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiğini vurguladı. Pekin, uluslararası toplumun da bu süreçte yapıcı bir rol üstlenmesi gerektiği mesajını verdi.

Duran: “Terörsüz Türkiye” hedefiyle güven ve istikrar iklimi daha da güçlenecek Haber

Duran: “Terörsüz Türkiye” hedefiyle güven ve istikrar iklimi daha da güçlenecek

2026 yılına girerken yayımladığı yazılı mesajda değerlendirmelerde bulunan Duran, Türkiye’nin son bir yılda güvenlikten diplomasiye, ekonomiden afet yönetimine uzanan geniş bir alanda ilerleme kaydettiğini belirtti. Duran, bu sürecin Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde sürdürüleceğini ifade etti. Afet sonrası yeniden imarda “devlet–millet” vurgusu Duran, “asrın felaketi”nin ardından yürütülen yeniden imar ve ihya çalışmalarında önemli bir aşamaya gelindiğini belirterek; konut, köy evi ve iş yeri dâhil 455 bin 357 bağımsız bölümün hak sahiplerine teslim edildiğini kaydetti. Bu sürecin, devletin kriz yönetme kapasitesini ve toplumsal dayanışmayı ortaya koyduğunu söyledi. Gazze ve insani diplomasi Dünya genelinde çatışmaların sürdüğü bir dönemde özellikle Gazze’de yaşanan insani dramın altını çizen Duran, Türkiye’nin uluslararası platformlarda adil ve kalıcı çözüm için yoğun çaba gösterdiğini belirtti. Türkiye’nin bundan sonra da mazlum Filistin halkının yanında olmaya devam edeceğini vurguladı. 2026’da diplomasi trafiği yoğunlaşacak Duran, 2026’nın dış politika açısından “tarihî” bir yıl olacağını ifade ederek; Türkiye’nin NATO Liderler Zirvesi, Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi ve COP31 gibi küresel önemde toplantılara ev sahipliği yapacağını hatırlattı. Bu zirvelerin, Türkiye’nin uluslararası etkinliğini artıracağını söyledi. Yatırım, üretim ve istihdam vurgusu Türkiye’nin üretim gücü, stratejik konumu ve güven veren ekonomisiyle yerli ve yabancı yatırımcılar için

Zelensky, Trump’ın sert eleştirilerinin ardından Londra’da barış planını görüşecek Haber

Zelensky, Trump’ın sert eleştirilerinin ardından Londra’da barış planını görüşecek

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelensky, Rusya ile neredeyse dört yıldır süren savaşın sonlandırılması için hazırlanan yeni barış planını görüşmek üzere bugün Londra’ya gidiyor. Görüşme, ABD Başkanı Donald Trump’ın Zelensky’yi Beyaz Saray’ın son ateşkes teklifini “henüz okumamakla” suçlamasının hemen ardından gerçekleşiyor. Downing Street’te yapılacak toplantı; Zelensky, İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’i bir araya getirerek sürecin geleceği açısından kritik bir dönemeç olacak. Trump’ın açık baskısı: “Teklifi okumadı” suçlaması Trump, hafta sonu yaptığı açıklamada Zelensky’nin ABD’nin güncellenmiş planını “okumadığını” söyleyerek Ukrayna liderini oyalamakla suçladı. ABD Başkanı, Kiev heyetinin teklifi “sevdiğini” ancak Zelensky’nin onay vermekte ağır davrandığını iddia etti. Trump ayrıca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de planı kabul etmeye yakın olduğunu öne sürdü. Zelensky doğrudan yanıt vermese de ABD temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile yürüttüğü görüşmeleri “yapıcı ama kolay olmayan” temaslar olarak nitelendirdi. ABD’nin 28 maddelik planında “toprak tavizi” iddiası ABD’nin orijinal 28 maddelik barış taslağında yapılan son değişikliklerin ayrıntıları tam olarak açıklanmadı; ancak Ukrayna’nın belli bölgeleri Rusya’ya bırakması karşılığında ABD’den güvenlik garantileri almasının beklendiği iddia ediliyor. Kiev ise herhangi bir toprak kaybını reddediyor ve müttefiklerinden daha güçlü güvenlik taahhütleri talep ediyor. Londra zirvesi: Avrupa’nın en büyük üç askeri gücü masada Zelensky, Florida’da ABD heyetiyle üç gün süren yoğun temasların ardından ülkeye dönen Ukraynalı müzakereciler Rustem Umerov ve General Andrii Hnatov’dan brifing alacak. Ardından Starmer, Macron ve Merz’e görüşmelerin sonuçlarını aktaracak. Bu üç lider, ABD hariç NATO’nun en büyük askeri bütçelerine sahip ülkeleri temsil ediyor. Starmer daha önce birçok kez “Ukrayna’nın kendi kaderini tayin hakkı olduğuna” vurgu yaparken, İngiliz hükümeti Ukrayna’nın “dişsiz bırakılmaması” gerektiğini belirtiyor. Cephede saldırılar devam ediyor: Rusya sivilleri hedef aldı Barış planına ilişkin diplomasi trafiği sürerken Rusya hafta sonu Ukrayna’nın çeşitli bölgelerine insansız hava araçları ve füze saldırıları düzenlemeye devam etti. Donetsk’te Sloviansk şehrinde bir konut bölgesi vuruldu, en az dört yurttaş hayatını kaybetti. Poltava ve Sumı bölgelerinde apartmanlar hedef alındı, çocukların da bulunduğu çok sayıda kişi yaralandı. Kiev yakınlarındaki Fastiv – kritik bir demiryolu kavşağı – üç gün üst üste saldırıya maruz kaldı. Moskova ise kendi hava sahasını Ukrayna İHA’ları nedeniyle geçici olarak kapatmak zorunda kaldı; Türk Hava Yolları ve FlyDubai uçakları başka şehirlere yönlendirildi. Washington’un yeni ulusal güvenlik stratejisi ve Moskova’nın tepkisi Görüşme, ABD’nin yeni ulusal güvenlik stratejisinin yayımlanmasının ardından yapılıyor. Belgede Washington’un Moskova ile ilişkileri iyileştirmeyi öncelikleri arasına aldığı belirtildi. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, bu yaklaşımın Rusya’nın vizyonuyla “genel olarak uyumlu” olduğunu söyledi. Ayrıca İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, ABD’li mevkidaşı Marco Rubio ile görüşmek üzere bugün Washington’a gidiyor. Masada Ukrayna savaşı ve küresel güvenlik işbirliği olacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.