SON DAKİKA

#Direnç

HABER DEĞER - Direnç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Direnç haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sayfalarını kapatmak istemeyeceğiniz 5 kitap: Farklı türlerden unutulmaz dünyalar Haber

Sayfalarını kapatmak istemeyeceğiniz 5 kitap: Farklı türlerden unutulmaz dünyalar

Bazı kitaplar vardır; bittiğinde rafına kaldırılmaz, zihinde yaşamaya devam eder. Okuru hızla finale sürüklemek yerine her cümlede durup düşünmeye çağıran bu eserler, yeniden açılmak üzere kapanır. İşte farklı türlerden, okurun “bitirmeye kıyamadığı” beş güçlü kitap önerisi. Aşkın direnişe dönüştüğü bir anlatı: A’dan X’e A’dan X’e adlı eserinde John Berger, aşkı romantik bir süs olmaktan çıkarıp yokluk ve baskı ortamında ayakta kalabilen bir direnç biçimi olarak ele alıyor. Mektuplar aracılığıyla ilerleyen anlatı, yalnızca iki insanın değil, bir dönemin de nabzını tutuyor. Sessizliklerin bile anlam kazandığı bu metin, okuru yavaşlatan ve derinleştiren bir okuma deneyimi sunuyor. Gerçeklik ile hayal arasında kurulan sonsuz ev: Piranesi Piranesi, Susanna Clarke imzasıyla okuru salonları bitmeyen, heykellerle dolu gizemli bir yapıya götürüyor. Gelgitlerin bastığı alt katlar ve keşiflerle dolu günler, “öteki” ile kurulan temasla birlikte hafıza ve kimlik sorularını gündeme getiriyor. Roman, çözülmesi istenen ama gizemini kaybetmesinden korkulan bir bulmaca hissi yaratıyor. Felsefe ve polisiyenin kesiştiği roman: Dilin Yedinci İşlevi Dilin Yedinci İşlevi ile Laurent Binet, bir trafik kazası gibi görünen ölümün ardından Paris’in entelektüel çevrelerine uzanan sürükleyici bir hikâye kuruyor. Söylenceye göre “dilin yedinci işlevi”, sözü mutlak bir ikna gücüne dönüştüren gizli bir teknik. Roman, teorik tartışmalar ile entrikayı aynı potada eriterek okuru her sayfada yeni bir soruyla baş başa bırakıyor. Unutmanın kurumsallaştığı distopya: Hafıza Polisi Hafıza Polisi, Yoko Ogawa tarafından yaratılan bir adada geçiyor. Nesnelerin ve anıların bir sabah ansızın yok olduğu bu dünyada, unutamayanları toplayan bir otorite hüküm sürüyor. Bir yazarın saklanması gereken birini koruma çabası, dilin ve hatıraların yavaş yavaş silindiği bir atmosferde ilerliyor. Romanın asıl gücü, okura kaybın sessizliğini hissettirmesinde yatıyor. Doğanın yabancı bir zekâya dönüştüğü alan: Yok Oluş Yok Oluş ile Jeff VanderMeer, haritalarda var olan fakat gerçekliği bambaşka işleyen Bölge X’e bir keşif ekibi gönderiyor. Günlük notları ilerledikçe mekân, dil ve hatta beden bile güvenilirliğini yitiriyor. Roman, bilinmeyeni tamamen anlamanın onun büyüsünü yok edeceği hissiyle okuru tekinsiz bir merakın içinde tutuyor. Finali değil yolculuğu önemseyen hikâyeler Bu eserleri ortak noktada buluşturan şey, yalnızca güçlü kurguları değil; okura tekrar dönme isteği veren katmanlı anlatıları. Bazı kitaplar sona ulaşmak için değil, her açıldığında yeniden yaşanmak için yazılıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Mümtaz’er Türköne yazdı: Süreç ilerlemiyor çünkü iktidar ayak sürüyor! Haber

Mümtaz’er Türköne yazdı: Süreç ilerlemiyor çünkü iktidar ayak sürüyor!

Siyaset bilimci ve yazar Mümtaz’er Türköne, çözüm sürecinin yeniden tartışma konusu olduğu bir dönemde iktidarın sürece yaklaşımını değerlendiren bir yazı kaleme aldı. Türköne, sorunun yalnızca çözüm yöntemleriyle değil, “çözmesi beklenen iktidarın kendisinin bir sorun haline gelmesiyle” derinleştiğini söyledi. “MHP, Saray’a ‘ayak sürüyorsunuz’ mesajı veriyor” Türköne, MHP’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik sessiz fakat anlamlı çıkışlarına dikkat çekerek, Devlet Bahçeli’nin çözüm süreci hakkındaki tutumunun bir “pasif itiraz” olduğunu yazdı. MHP’li Feti Yıldız’ın “Temel hak ve özgürlük alanını genişleten adımlar atılmalı” sözlerini hatırlatarak, bunun aslında Saray’a yönelik bir uyarı olduğunu ifade etti: “MHP’nin kanaati net: Saray çözüm sürecine adım atmıyor, oyalıyor.” “Devlet kurumları çözümden yana, tek fren Saray” Türköne, çözüm sürecine karşı kurumsal bir direnç olmadığını, aksine Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın yaptığı “insan onuru ve kimlik” vurgulu konuşmanın bile sürecin zeminini güçlendirdiğini söyledi. İYİ Parti, Zafer Partisi ve CHP içindeki ulusalcıların bile “sert bir karşı çıkış” göstermediğini belirterek, süreci tıkayan yegâne merkezin yürütme erki olduğunu ifade etti. “Demokrasi ve hukuk olmadan çözüm süreci yürümez” Türköne’ye göre iktidarın temel açmazı, çözüm sürecinin demokrasi ve hukuk gerektirmesi: “Otokrasiden vazgeçmeden çözüm olmaz. Bu iktidarın çözümü hukuksuz yürütme girişimi su dövmekten ibaret olur.” Türköne ayrıca, iktidarın önceliğinin “sorunu çözmek değil, iktidarı sürdürmek” olduğunu vurgulayarak, bunun süreci imkânsızlaştırdığını söyledi. “Bu iktidarla süreç ilerlemez, çözümün ön şartı iktidar değişimi” Yazısının sonunda Türköne, çözüm sürecinin Türkiye için artık geri döndürülemez bir gerçek olduğunu ancak mevcut iktidarın bu süreci yönetebilecek kapasiteden uzak olduğunu belirtti: “Bu iktidar mimarisinin taşıyıcı kolonlarıyla çözüm süreci yürütülemez. Açmazı çözmenin tek yolu iktidarın değişmesidir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.