SON DAKİKA

#Diyalog

HABER DEĞER - Diyalog haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Diyalog haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Petro: ABD’nin Kolombiya’ya yönelik operasyon ihtimali artık gerçek bir tehdit Haber

Petro: ABD’nin Kolombiya’ya yönelik operasyon ihtimali artık gerçek bir tehdit

Petro’nun açıklamalarının detayları Petro, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kolombiya’ya yönelik askeri operasyon ihtimaline dair sözlerini ciddiye aldığını belirtti ve bu tür açıklamaların artık “somut bir tehdit” algısı yarattığını söyledi. BBC röportajında Petro, ABD’nin Latin Amerika’daki politikalarını eleştirerek Washington’un bölgeyi kendi “imparatorluğunun parçası” gibi gördüğünü savundu. Petro’nun ifadesine göre bu tehdidin ortadan kalkması, Trump yönetimiyle yürütülen diplomasi ve görüşmelere bağlı. Ayrıca Petro ve Trump’ın yaklaşık bir saat süren telefon görüşmesinde uyuşturucu kaçakçılığı, Venezuela ve bölgesel güvenlik konuları ele alındı. Arka plan: Diplomasiden gerilime Bu açıklamalar, Trump’ın Latin Amerika’daki askeri hamleler ve politik söylemleri bağlamında değerlendiriliyor. Örneğin Trump, Venezuela’daki askeri operasyonun ardından Kolombiya’ya da benzer müdahale olasılığını gündeme getirmişti. Bu durum, bölgesel güvenlik ve egemenlik tartışmalarını derinleştirdi. Petro’nun savunma yaklaşımı Bir saldırı ihtimali söz konusu olduğunda hükümetin diyalog yolunu tercih ettiğini söyleyen Petro, Kolombiya’nın zorlu coğrafi koşullarına ve halk desteğine vurgu yaptı. Kısaca: Kolombiya lideri Petro, ABD’nin askeri müdahale söylemlerini artık “gerçek bir tehdit” olarak gördüğünü açıkladı ve bu tehdidin sadece diplomatik süreçlerle bertaraf edilebileceğini belirtti.

Alaaddin Aldemir, HİSAR Derneği’nin toplantısına katıldı Haber

Alaaddin Aldemir, HİSAR Derneği’nin toplantısına katıldı

Hukuk, iktisat ve siyaset alanlarında yürüttüğü araştırma ve toplantılarla dikkat çeken Hukuk İktisat ve Siyaset Araştırmaları Derneği (HİSAR), bugün Ankara’da bir toplantı gerçekleştirdi. Akademisyenler, hukukçular ve sivil toplum temsilcilerinin katıldığı buluşmada, Türkiye’nin güvenlik politikaları, toplumsal barış ve “terörsüz bir gelecek” hedefi çok boyutlu olarak ele alındı. Toplantıya eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Alaaddin Aldemir de katıldı. Alaaddin Aldemir’den “toplumsal mutabakat” vurgusu Toplantıda söz alan Alaaddin Aldemir, terörle mücadelenin yalnızca güvenlik politikalarıyla sınırlı ele alınmaması gerektiğini ifade etti. Aldemir, hukuk devleti ilkeleri, demokratik katılım ve toplumsal uzlaşıyı esas alan bir yaklaşımın kalıcı barış için zorunlu olduğunu belirterek, “Terörsüz Türkiye” hedefinin geniş bir toplumsal mutabakatla mümkün olabileceğini söyledi. Hukuk ve siyaset perspektifinden değerlendirmeler Toplantıda yapılan sunumlarda, terörle mücadelenin hukuki zemini, demokratik standartların korunması ve ekonomik-sosyal politikaların rolü ele alındı. Katılımcılar, güvenlik politikalarının insan haklarıyla uyumlu biçimde yürütülmesinin toplumsal güveni güçlendireceği görüşünde birleşti. HİSAR Derneği’nin çalışmaları ve düzenli Çarşamba toplantıları Ankara merkezli bir sivil toplum kuruluşu olan HİSAR Derneği, eski milletvekili Ayhan Bilgen’in öncülüğünde kuruldu. Dernek, hukuk, iktisat ve siyaset alanlarında araştırmalar yaparak Türkiye’nin temel meselelerine yönelik nitelikli analizler ve çözüm önerileri üretmeyi amaçlıyor. HİSAR’ın Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini ise Vakkas Cebe yürütüyor. Dernek, sivil toplumun siyasete katılımını artırmayı ve farklı toplumsal kesimler arasında diyalog ve uzlaşıyı güçlendirmeyi temel misyonları arasında görüyor. Bu kapsamda HİSAR, her hafta düzenli olarak gerçekleştirdiği Çarşamba toplantılarında “alternatif siyaset”, “adalet”, “demokratikleşme” ve “toplumsal barış” gibi başlıkları ele alıyor. Bu buluşmalarda akademisyenler, siyasetçiler ve sivil toplum temsilcileri bir araya gelerek güncel meseleler üzerine yapıcı tartışmalar yürütüyor. Çalışmalar sürecek mesajı Toplantının ardından HİSAR Derneği yetkilileri, “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda akademik çalışmalar, raporlar ve düzenli toplantılarla sürece katkı sunmaya devam edeceklerini belirtti. Bugünkü toplantı, soru-cevap bölümü ve karşılıklı görüş alışverişiyle sona erdi.

Arıkan Başkan’dan Venezuela halkına destek Haber

Arıkan Başkan’dan Venezuela halkına destek

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Venezuela devlet televizyonuna verdiği demeçte, Amerika Birleşik Devletleri’nin Venezuela’ya yönelik yaptırım ve baskı politikalarını değerlendirdi. Arıkan, bu adımların doğrudan Venezuela halkını hedef aldığını belirterek, uluslararası hukuka ve halkların kendi kaderini tayin hakkına aykırı olduğunu söyledi. "Türkiye’nin bu tutumu kabul edilemez" Arıkan, ABD’nin “Venezuela’ya uçuşları durdurun” çağrısına Türkiye’nin kısa sürede uyum sağlamasını eleştirerek, bu yaklaşımın Türkiye’nin bağımsız ve ilkeli dış politika söylemiyle çeliştiğini ifade etti. Türkiye’nin küresel güçlerin dayatmalarına karşı daha net ve kararlı bir duruş sergilemesi gerektiğini vurguladı. "Yaptırımlar halkları cezalandırıyor" ABD’nin Venezuela yönetimini hedef alan politikalarının, ülkedeki ekonomik ve sosyal sorunları derinleştirdiğini söyleyen Arıkan, yaptırımların siyasi aktörlerden çok yurttaşları mağdur ettiğini dile getirdi. Arıkan, Nicolás Maduro yönetiminin hedef alınmasının, bir ülkenin iç işlerine açık müdahale anlamına geldiğini savundu. Venezuela halkına dayanışma mesajı Saadet Partisi lideri, açıklamasının sonunda Venezuela halkına destek mesajı vererek, sorunların yaptırım ve baskılarla değil, diyalog ve diplomasiyle çözülmesi gerektiğini söyledi. Arıkan, Türkiye’nin de bu süreçte halklardan yana, ilkelere dayalı bir dış politika çizgisi izlemesinin önemine dikkat çekti.

Fidan’dan SDG’ye net uyarı: Sabır azalıyor, askerî yol istenmiyor! Haber

Fidan’dan SDG’ye net uyarı: Sabır azalıyor, askerî yol istenmiyor!

Hakan Fidan, TRT World yayınında Suriye’deki entegrasyon sürecine dair değerlendirmelerde bulundu. Fidan, SDG’nin Şam’la imzaladığı 10 Mart mutabakatının uygulanmasındaki yavaşlığa işaret ederek, sürecin ülkenin birliği açısından kritik olduğunu vurguladı. “Sürecin hızından memnun değiliz” mesajı açıkça verildi Fidan, SDG’nin entegrasyon sürecinde zaman kazanmaya çalıştığı yönünde güçlü bir kanaat oluştuğunu söyledi. Türkiye’nin yanı sıra bazı bölgesel ortakların da aynı değerlendirmeyi paylaştığını belirten Fidan, ABD’li muhatapların sürecin tamamlanmasının Suriye’nin birliği için hayati olduğunun farkında olduğunu kaydetti. Silahlı yapıların tek komuta altında toplanması vurgulandı Suriye muhalefetindeki silahlı unsurların büyük bölümünün Suriye Savunma Bakanlığı komuta-kontrolüne girmeyi kabul ettiğini anımsatan Fidan, SDG’nin bu çerçevenin dışında kaldığını ifade etti. Bir devlette birden fazla silahlı otoritenin kabul edilemeyeceğini söyleyen Fidan, bunun ulusal birlik ve egemenlik açısından temel bir ilke olduğunu dile getirdi. “Askerî yollara dönmek istemiyoruz” uyarısı yinelendi Türkiye’nin önceliğinin diyalog, müzakere ve barışçıl yöntemler olduğunu vurgulayan Fidan, buna karşın sürecin daha fazla uzatılmasının kabul edilemeyeceğini belirtti. “Tekrar askerî yollara başvurmak zorunda kalmak istemiyoruz” diyen Fidan, SDG’nin ilgili aktörlerin sabrının tükendiğini görmesi gerektiğini söyledi. 10 Mart mutabakatına bağlılık çağrısı yapıldı Fidan, SDG’nin 10 Mart Anlaşması’ndan sapmadan ve gecikmeden yükümlülüklerini yerine getirmesinin beklendiğini ifade etti. Şam’daki Suriyeli muhatapların da bu adımı ulusal birlik için vazgeçilmez gördüğünü belirten Fidan, doğru taktik ve işbirliğiyle hedefe ulaşılabileceği yönünde temkinli bir iyimserlik taşıdığını aktardı. 10 Mart anlaşması merkezi egemenliği öngörüyor Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Ahmed Şara yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri arasında imzalanan 10 Mart mutabakatı; SDG güçlerinin Suriye ordusuna katılmasını, havalimanları ve petrol sahaları ile Irak ve Türkiye’ye açılan sınır kapıları dâhil tüm idari yapıların merkezi hükümete devrini öngörüyor. Anlaşma, Şam’ın egemenliğinin tesisini hedefliyor. Bu açıklamalar, Suriye’de entegrasyon sürecinin zamanlamasının bölgesel istikrar ve Türkiye toplumu açısından taşıdığı önemi bir kez daha gündeme getirdi.

Bahçeli’den tarihi çıkış: Öcalan’ın mesajları makul ve muteberdir Haber

Bahçeli’den tarihi çıkış: Öcalan’ın mesajları makul ve muteberdir

İmralı’dan gelen mesajlara tam destek Bahçeli, 4 Aralık’ta toplanan TBMM Komisyonu’nun gündemine gelen İmralı görüşmelerini değerlendirirken, kamuoyundaki tartışmalara son noktayı koydu. Sürecin hedefine aşama aşama ilerlediğini belirten MHP lideri, "PKK’nın kurucu önderliğinin mesajları makul, müspet, muteber ve muayyendir. Bu mesajların hilafına kamuoyunda maksatlı açıklamalar yapılmasının bir anlamı yoktur" ifadelerini kullandı. Bahçeli, bazı çevrelerin komisyon çalışmalarını çarpıtma girişimlerinin süreci etkilemeyeceğini, Türkiye’nin akılla şekillenen bir barış mimarisini hayata geçirdiğini vurguladı. Barış kuşunun ikinci kanadı takılacak Konuşmasında "Terörsüz Türkiye" hedefine olan bağlılığını yineleyen Bahçeli, süreci provoke etmeye çalışanlara karşı sert mesajlar verdi. Kendisine yönelik eleştirilere "Bozkurt" kimliği üzerinden yanıt veren Bahçeli, "Ecel aman verdiği müddetçe Bozkurt olacağım. Barış kuşunun ikinci kanadı inşallah takılacak ve uçuşunu herkes görecektir" diyerek çözüm sürecindeki kararlılığını metaforik bir dille anlattı. Küresel ve bölgesel tehditler karşısında tek yürek olmaktan başka seçenek bulunmadığının altını çizdi. Kürt kardeşlerimizi hürmetle kucaklıyoruz Toplumsal bütünleşme ve kardeşlik hukukuna vurgu yapan Bahçeli, siyaset dilinde rekabet yerine diyalog ve iş birliğinin hakim olması gerektiğini savundu. MHP lideri, "Kürt kardeşlerimizin tamamını muhabbetle, hürmetle kucaklıyoruz. Kardeşlik hukukunun güçlendirilmesi temel önceliğimizdir" sözleriyle toplumsal barış çağrısında bulundu. Yüzyılın yolsuzluğu hafızalara kazındı Gündeminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yolsuzluk iddiaları da olan Bahçeli, devam eden yargı süreçlerine değindi. İBB dosyasını "yaygın ve yoğun bir ahlak krizi" olarak tanımlayan Bahçeli, yargı süreçlerine yönelik politik baskı kurulmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Bahçeli ayrıca artan sokak şiddeti ve uyuşturucu kullanımı gibi konuları "toplumsal çürüme belirtileri" olarak niteleyerek, aile kurumunun desteklenmesi ve eğitim eksenli bir dayanıklılık programının hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

Fatih Altaylı’nın 1997 röportajı 28 yıl sonra yayımlandı: Öcalan, Susurluk’tan “silahları susturalım”a kadar konuştu Haber

Fatih Altaylı’nın 1997 röportajı 28 yıl sonra yayımlandı: Öcalan, Susurluk’tan “silahları susturalım”a kadar konuştu

Gazeteci Fatih Altaylı’nın 1997’de Lübnan’da PKK lideri Abdullah Öcalan ile gerçekleştirdiği yaklaşık 30 dakikalık röportajın ilk bölümü, PKK’nın kurduğu Özgür Düşünceler adlı internet sitesinde 28 yıl sonra yayımlandı. O dönem yayınlanmayan görüşmenin, Terörle Mücadele Kanunu’nun 8. ve 30. maddeleri gerekçe gösterilerek televizyon kanalında yayımlanmadığı Altaylı tarafından daha önce açıklanmıştı. Yayımlanan bölümde Öcalan; Susurluk kazası, uyuşturucu ağı iddiaları, devlet-militer örgüt ilişkileri, Kürt meselesine dair çözüm söylemleri ve silahların susturulması çağrısı gibi başlıklara değindi. Görüşmenin arka planı ve yayınlanmama gerekçesi Altaylı, röportajın 1997’de Lübnan’ın Bar Elias kentinde kaydedildiğini, PKK mensuplarının ekibini önce bir eve götürüp ardından camları kapalı araçla farklı bir yere taşıdığını aktarıyor. Röportaj erken saatte başlamış ve uzun sürmüş; masada yedi-sekiz kişi bulunmuş. Altaylı, söz konusu görüşmenin o dönem Kanal D’de yayımlanmamasına gerekçe olarak Terörle Mücadele Kanunu’ndaki hükümleri gösterdiğini belirtmiş; kanunda o tür yayınlara ilişkin yaptırımlar olduğu için kanalın kapatılma riski bulunduğu kaydedildi. “Susurluk bir dönüm noktası” — çete ve uyuşturucu iddiaları Yayımlanan bölümde Öcalan, 1996 Susurluk kazasını Türkiye tarihinin dönüm noktalarından biri olarak nitelendirdi. Öcalan, Susurluk ve bağlantılı yapıların ekonomik ilişkilerine dair iddialarda bulunarak, bazı çetelerin uyuşturucu ticaretinde kontrol sağladığını ve bu yapıların adı geçen suikast girişimleri ve kirli işlerle bağlantılı olduğunu öne sürdü. Öcalan, Abdullah Çatlı, Sedat Bucak, Savaş Buldan ve Behçet Cantürk gibi isimlere dair iddialarını dile getirdi; özel timlerin ve bazı çetelerin uyuşturucu meselelerinde rolü olduğuna dair ifadeler kullandı. “Ben Anadolu çocuğuyum” — Öcalan’ın kendini tanımlaması Altaylı’nın “Türkiye’nin iyiliğini istermiş gibi konuşuyorsunuz” sorusuna Öcalan, samimi bir dille cevap verdiğini belirterek kendisini “halis muhlis Anadolu çocuğu” olarak tanımladı. Öcalan, çocukluğuna, Ankara yıllarına ve Türkiye’nin güzelliklerine dair kişisel anekdotlar paylaştı; siyasete bu ideallerle girdiğini ve “güzel bir Türkiye” isteğini yineledi. Çözüm vurgusu: “Yarın tüm silahları susturalım” Röportajın en dikkat çeken bölümlerinden biri Öcalan’ın diyalog çağrısıydı. İngiltere Başbakanı örneğini vererek IRA ile diyalog sürecine atıfta bulunan Öcalan, “yeter ki diyalog olsun, yarın bütün silahları susturalım” ifadelerini kullandı. Öcalan, çözüm niyetinin sürekli olduğunu savundu ve siyasilerde karar gücü görmediğini belirtirken, “Türkiye’yi ve Kürtleri kurtarmak” istediğini söyledi. Güneydoğu için vizyon: “Dicle ve Fırat kıyılarında cennet” Öcalan, Güneydoğu’daki tahribatı eleştirip bölgenin yeniden inşası ve ekonomik dönüşümü üzerine tasavvurlarını anlattı. Dicle ve Fırat kıyılarında tarıma, kültüre ve yaşam alanlarına dayalı bir dönüşüm hayal ettiğini; Cizre, Batman ve Fırat kıyılarında kültürel merkezler inşa etmek istediğini ifade etti. Ayrıca askeri güç mevzilenmelerine dikkat çekip, bunun çağımızın sorunlarını çözme yolu olup olmadığını sorguladı. Susurluk, suikast iddiaları ve “Apo’ya suikast” söylemi Öcalan, iki ayrı suikast girişimi iddiasına değinerek bunların arkasında bazı çetelerin ve devlet içi unsurların olduğunu iddia etti. Uyuşturucu şebekelerinin geniş coğrafi menzilli olduğunu belirten Öcalan, bu yapıların “Apo’ya suikast” söylemiyle meşrulaştırıldığını öne sürdü. Röportajın hukuki ve kamusal yansımaları 1997’de kaydedilip yayımlanmayan röportajın 28 yıl sonra PKK’ya ait bir platformda yayınlanması, Türkiye siyasetinde ve medyada tartışma yaratacak nitelikte. Yayının hukuki boyutu, Telif ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamında geçmişteki gerekçelerin bugün nasıl değerlendirileceği; ayrıca röportajın arşivsel değeri ve tarihsel bağlamı tartışma ortamı sağlayacak. Gazetecilik, arşiv ve ifade özgürlüğü ile terörle mücadele mevzuatı arasındaki hassas dengeler bir kez daha gündeme gelecek. Röportajın yayımlanan bölümünde öne çıkanlar şöyle özetlenebilir: Öcalan’ın Susurluk’u kilometre taşı ilan etmesi; çete-uyuşturucu bağlantılarına ilişkin iddialar; kişisel geçmişe dair anlatılar; barış ve diyalog çağrısı; Güneydoğu için ekonomik ve kültürel dönüşüm vizyonu; silahların susturulması yönündeki tekrarlanan teklif. Yayımlanan bölüm, Altaylı’nın o döneme ilişkin açıklamaları ve yasa maddeleri nedeniyle neden o zaman yayınlanmadığına dair açıklamalarla birlikte kamuoyunda geniş yankı uyandırması bekleniyor. Röportajın tamamının yayımlanıp yayımlanmayacağı ve olası hukuki sonuçları önümüzdeki günlerde izlenecek gelişmeler arasında yer alacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.