SON DAKİKA

#Dönüşüm

HABER DEĞER - Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Siyasette yeni sayfa mı açılıyor: Öcalan’dan dikkat çeken mesaj Haber

Siyasette yeni sayfa mı açılıyor: Öcalan’dan dikkat çeken mesaj

PKK lideri olarak bilinen Abdullah Öcalan tarafından paylaşıldığı belirtilen yeni mesajda silahlı mücadelenin anlamını yitirdiği, demokratik siyaset ve entegrasyon vurgusunun öne çıktığı ifadeler yer aldı. 27 Şubat 2025 çağrısına atıf yapılan metin, Türkiye toplumunda çözüm, barış ve yeni siyaset tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Silah yerine siyaset vurgusu öne çıktı Mesajda, demokratik siyasetin hayata geçtiği yerde silahın anlamsızlaşacağı görüşü dile getirilirken, örgütsel düzeyde fesih ve silahlı mücadele stratejisinin sona erdirilmesinin zihinsel dönüşümü de içerdiği ifade edildi. Şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik siyaset ve entegrasyona geçişin mümkün olduğu savunularak yeni dönemin müzakere kapasitesini güçlendirdiği öne sürüldü. Metinde, sürece katkı sunduğu belirtilen siyasi aktörlere atıf yapılarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel dahil olmak üzere farklı kesimlerin rolünün önemli olduğu ifade edildi. Ayrıca yaşamını yitiren siyasetçi Sırrı Süreyya Önder anıldı. Birlik ve birlikte yaşam söylemi öne çıkarıldı Mesajda Türkiye toplumunun farklı kimliklerinin tarihsel olarak iç içe olduğu vurgulanarak birlikte yaşamın yeniden tartışılması gerektiği ifade edildi. Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki metinlerde yer alan birlik vurgusuna atıf yapılırken demokratik cumhuriyet talebinin bu ruhun canlandırılması olarak tanımlandığı aktarıldı. Şiddet ve çatışma döngüsünün kırılmasının hedeflendiği belirtilen metinde, kısa vadeli siyasi hesapların sorunun çözümünü zorlaştırabileceği değerlendirmesi yer aldı. Negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçiş çağrısı yapılarak yeni bir siyaset döneminin kapısının aralandığı savunuldu. Demokratik entegrasyon ve hukuk tartışması Metinde demokratik toplum, uzlaşı ve entegrasyon kavramlarının yeni dönemin temel yapı taşları olduğu ifade edildi. Pozitif inşa sürecinin herhangi bir kurumu ele geçirmekten ziyade toplumun tüm kesimlerinin sorumluluk almasını hedeflediği belirtilirken, devletin demokratik dönüşüme duyarlı olması gerektiği vurgulandı. Demokratik entegrasyonun barış yasalarını gerektireceği ve siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel boyutları olan bir hukuk mimarisini zorunlu kılacağı ifade edildi. Güncel krizlerin önemli nedenlerinden birinin demokratik hukuk eksikliği olduğu savunularak hukuksal güvencelerin güçlendirilmesi çağrısı yapıldı. Vatandaşlık ve özgür yurttaşlık tartışması Mesajda vatandaşlık ilişkisinin etnik kimlik yerine devletle kurulan bağ üzerinden tanımlanması gerektiği görüşü dile getirildi. Din, dil ve düşünce özgürlüğünü temel alan özgür yurttaşlık anlayışının savunulduğu metinde anayasal vatandaşlık kavramının kimliklerin özgürce ifade edilmesini kapsaması gerektiği belirtildi. Ayrıca kadınların demokratik entegrasyonun önemli bir itici gücü olduğu vurgulanarak aile içi şiddet, kadın cinayetleri ve ataerkil yapıya karşı mücadele başlıklarının demokratik dönüşüm sürecinin parçası olduğu ifade edildi. Mesajın, Türkiye toplumunda çözüm, demokrasi ve birlikte yaşam tartışmalarını yeniden hızlandırması beklenirken, siyasi aktörlerden gelecek olası değerlendirmeler merakla takip ediliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Japonya’dan savunma politikasında kritik adım Haber

Japonya’dan savunma politikasında kritik adım

Japonya’da iktidardaki Liberal Demokrat Parti’nin (LDP) Güvenlik Araştırma Komisyonu, savunma ekipmanı transferlerini kısıtlayan düzenlemelerin gevşetilmesine yönelik önerisini tamamladı. Plan, ölümcül silah ihracatına daha esnek bir çerçeve getirmeyi hedeflerken, kararın hükümetin güvenlik mekanizmaları tarafından değerlendirilmesi bekleniyor. Ölümcül ve ölümcül olmayan ayrımı getiriliyor Hazırlanan öneri, Japonya’nın askeri ihracatını belirli kategorilerle sınırlayan mevcut sistemin kaldırılmasını öngörüyor. Bunun yerine savunma ekipmanının “ölümcül” ve “ölümcül olmayan” olarak iki ayrı gruba ayrılması planlanıyor. Böylece ihracat süreçlerinin daha esnek hale getirilmesi amaçlanıyor. Karar Ulusal Güvenlik Konseyi’nde alınacak Öneriye göre ölümcül silah transferleri, Başbakan ve ilgili bakanların yer aldığı Ulusal Güvenlik Konseyi’nin onayına tabi olacak. Transferlerin yalnızca Japonya ile savunma ekipmanı ve teknoloji işbirliği anlaşması bulunan ülkelerle sınırlı tutulması öngörülüyor. Çatışma bölgeleri için istisna kapısı açık bırakıldı Taslakta, çatışma yaşanan ülkelere silah transferinin prensipte yasak olacağı vurgulansa da ulusal güvenliği doğrudan etkileyen özel durumlarda istisnai izin verilebileceği ifade edildi. Bu yaklaşım, Tokyo yönetiminin güvenlik politikalarında daha aktif bir rol arayışının işareti olarak değerlendiriliyor. Savunma stratejisinde “büyük değişim” yorumu Uzun yıllardır silah ihracatında katı sınırlamalar uygulayan Japonya’nın bu adımı, ülkenin savunma stratejisinde önemli bir dönüşüm olarak yorumlanıyor. Önerinin mart ayında hükümete sunulması ve bahar aylarında yürürlüğe girmesi bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yapay zekâ güvenliği dönüştürüyor: Siber güvenlik hisseleri baskı altında Haber

Yapay zekâ güvenliği dönüştürüyor: Siber güvenlik hisseleri baskı altında

Yapay zekâ tabanlı güvenlik araçlarının yazılım açıklarını otomatik biçimde tespit edip çözüm önermeye başlaması, siber güvenlik alanında yeni bir dönemin kapısını araladı. “Claude Code Security” adıyla duyurulan özellik, kod tabanlarını analiz ederek güvenlik açıklarını saptıyor ve hedefli yazılım yamaları öneriyor. Bu gelişme, sektörün iş modellerine ilişkin tartışmaları hızlandırırken piyasalarda da dalgalanmaya yol açtı. Claude Code Security insan araştırmacı gibi çalışıyor Yeni özellik, klasik kural tabanlı güvenlik tarayıcılarından farklı olarak yazılım bileşenleri arasındaki ilişkileri analiz ediyor, verinin uygulama içindeki akışını izliyor ve karmaşık güvenlik açıklarını bağlamsal biçimde tespit edebiliyor. Sistem, bulgularını yeniden değerlendirerek yanlış pozitifleri azaltıyor ve güvenlik risklerini önem derecesine göre sıralayabiliyor. Böylece ekiplerin gözden kaçırabileceği sorunların erken aşamada giderilmesi hedefleniyor. Kurumsal müşterilere sınırlı ön izleme sunuldu Claude Code Security’nin ilk aşamada Enterprise ve Team paketlerini kullanan kurumsal müşterilere yönelik sınırlı bir ön izleme olarak sunulduğu bildirildi. Yapay zekânın doğrudan yazılım güvenliği süreçlerine entegre edilmesi, güvenlik ekiplerinin rolünün dönüşeceğine dair tartışmaları da beraberinde getirdi. Piyasalarda siber güvenlik hisseleri geriledi Duyurunun ardından siber güvenlik sektöründe faaliyet gösteren büyük şirketlerin hisselerinde sert düşüşler görüldü. Analistler, yapay zekâ destekli otomasyonun güvenlik açıklarını bulma süreçlerini hızlandırmasının, geleneksel hizmet modelleri üzerinde baskı yaratabileceğine dikkat çekiyor. Buna karşın bazı uzmanlar, yapay zekânın sektörü ortadan kaldırmak yerine iş yapış biçimlerini yeniden şekillendireceğini savunuyor. Sektörde dönüşüm tartışması büyüyor Uzmanlara göre yapay zekâ araçları güvenlik araştırmacılarının yerini tamamen almak yerine onların üretkenliğini artıran bir katman oluşturabilir. Ancak otomasyonun yaygınlaşması, güvenlik açıklarını bulmaya dayalı bazı iş modellerinin değerini azaltabilir. Bu durum, siber güvenlik şirketlerinin ürün stratejilerini ve gelir yapılarını yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Yapay zekâ çağında güvenlik yeniden tanımlanıyor Yazılım geliştirme süreçlerine doğrudan entegre edilen güvenlik araçları, “shift-left security” yaklaşımını güçlendirerek hataların daha erken aşamada tespit edilmesini mümkün kılıyor. Bu dönüşümün, hem şirketlerin risk yönetimi stratejilerini hem de teknoloji piyasalarındaki rekabet dengelerini uzun vadede etkilemesi bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yapay zekâ bu meslekleri bitirecek mi? Haber

Yapay zekâ bu meslekleri bitirecek mi?

Teknoloji dünyasından gelen açıklama, beyaz yakalı çalışanlar için çarpıcı bir uyarı niteliği taşıyor. Mustafa Suleyman, yapay zekânın iş gücü piyasası üzerindeki etkilerine ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Microsoft’un yapay zekâ alanındaki üst düzey yöneticisi olan Süleyman, önümüzdeki yaklaşık 1,5 yıl içinde bazı mesleklerin tamamen ortadan kalkabileceğini iddia etti. Açıklamalar, özellikle beyaz yakalı çalışanlar arasında büyük tartışma yarattı. Avukatlık ve muhasebecilik gibi uzmanlık gerektiren alanların risk altında olduğu belirtildi. Süleyman’a göre, veri analizi ve sözleşme inceleme gibi tekrar eden ve sistematik süreçlere dayanan işlerin büyük kısmı yapay zekâ sistemleri tarafından daha hızlı ve düşük maliyetle gerçekleştirilebilecek. Bu kapsamda avukatlık ve muhasebecilik gibi mesleklerin ciddi bir dönüşüm geçireceği, hatta mevcut formlarıyla tamamen ortadan kalkabileceği öne sürüldü. Proje yöneticiliği ve pazarlama uzmanlığı gibi pozisyonların da otomasyona açık olduğu ifade edildi. Açıklamalarda, planlama, raporlama, veri yorumlama ve strateji üretme gibi görevlerin giderek yapay zekâ destekli sistemlere devredileceği savunuldu. Özellikle proje yöneticiliği ve pazarlama uzmanlığı gibi koordinasyon ve analiz odaklı rollerin, gelişmiş yapay zekâ modelleri karşısında sürdürülebilirliğini kaybedebileceği dile getirildi. Beyaz yakalı mesleklerin büyük bölümünün yeniden tanımlanacağı öngörülüyor. Süleyman’ın değerlendirmeleri, yalnızca belirli meslek gruplarını değil, genel olarak beyaz yakalı iş gücünü kapsayan bir dönüşüme işaret ediyor. Uzmanlar ise bu tür öngörülerin kısa vadede “tamamen yok oluş” yerine köklü bir dönüşüm anlamına gelebileceğini belirtiyor. Yapay zekânın insan emeğini tamamen ortadan kaldırmak yerine, iş yapış biçimlerini radikal biçimde değiştireceği görüşü de tartışmalar arasında yer alıyor. Teknoloji alanındaki hızlı gelişmeler, önümüzdeki dönemde iş dünyasında köklü değişimlerin yaşanabileceğine işaret ederken, hangi mesleklerin nasıl evrileceği sorusu kamuoyunun gündeminde kalmaya devam ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Rubio’dan Münih öncesi kritik mesaj: Artık eski dünya yok Haber

Rubio’dan Münih öncesi kritik mesaj: Artık eski dünya yok

“Dünya gözlerimizin önünde değişiyor” ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Cumartesi günü yapacağı Münih Güvenlik Konferansı konuşmasının ana temasını kamuoyuyla paylaştı. Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Rubio, küresel dengelerin hızla dönüşüm geçirdiğini vurgulayarak, “Büyüdüğüm eski dünya artık yok” ifadelerini kullandı. Rubio, jeopolitik açıdan yeni bir döneme girildiğini belirterek bu çağın nasıl şekilleneceğinin ve ABD’nin bu süreçteki rolünün yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Açıklama, Washington yönetiminin dış politika yaklaşımında stratejik bir güncelleme sinyali olarak yorumlandı. Münih’te “dürüst mesaj” beklentisi Konferansı önemli bir platform olarak nitelendiren Rubio, katılımcıların ABD’nin yönü ve müttefikleriyle kuracağı ilişkiler hakkında açık bir mesaj beklediğini ifade etti. Avrupa liderleriyle çok sayıda özel görüşme gerçekleştirdiğini belirten Rubio’nun konuşmasının, transatlantik ilişkilerin geleceğine dair ipuçları vermesi bekleniyor. Avrupa-ABD hattında güvenlik tartışmaları sürüyor Geçen yıl düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı’nda ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Trump yönetiminin Avrupa’ya ilişkin güvenlik kaygılarına dikkat çekmişti. Vance, Ukrayna’daki savaş için “makul bir çözüm” bulunabileceğini belirtirken, Avrupa’nın ABD ile paylaşılan bazı temel değerlerden uzaklaştığını da savunmuştu. Rubio’nun “yeni çağ” vurgusu, küresel güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde ABD ile Avrupa arasındaki stratejik ortaklığın nasıl evrileceğine dair tartışmaları daha da alevlendirecek gibi görünüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yapay zekâ alarmı: Çok büyük bir şey oluyor Haber

Yapay zekâ alarmı: Çok büyük bir şey oluyor

Yapay zekâ alanında çalışan girişimci Matt Shumer, kamuoyuna yaptığı değerlendirmede teknolojinin etkisinin henüz tam kavranmadığını belirtti. Shumer’e göre dünya, 2020 başındaki pandemi sürecine benzer bir “hafife alma” döneminde ve yapay zekânın yaratacağı dönüşüm çok daha kapsamlı olabilir. “Şubat 2020’yi düşünün” benzetmesi Shumer, yazısında pandemi öncesi döneme atıf yaparak, ilk başta uzak görünen gelişmelerin kısa sürede küresel krize dönüştüğünü hatırlattı. Ona göre bugün de benzer bir eşikte bulunuluyor; ancak bu kez dönüşümün merkezinde biyolojik değil, dijital bir devrim var. Beyaz yakalı meslekler risk altında mı? Shumer’in değerlendirmesinde hukuk, finans, tıp, yazılım mühendisliği ve müşteri hizmetleri gibi alanlar özellikle vurgulandı. Sözleşme inceleme, veri analizi, raporlama, teşhis önerme ve kod geliştirme gibi birçok bilişsel görevin artık yapay zekâ sistemleri tarafından gerçekleştirilebildiği ifade ediliyor. Özellikle giriş seviyesi pozisyonların daha hızlı etkilenebileceği belirtiliyor. “İşlerin yüzde 50’si ortadan kalkabilir” iddiası Shumer’in aktardığına göre, Anthropic CEO’su Dario Amodei, yapay zekânın 1 ila 5 yıl içinde giriş seviyesi beyaz yaka işlerin yaklaşık yüzde 50’sini ortadan kaldırabileceğini öngörüyor. Ancak bu tür tahminlerin kesinlik içermediği ve teknolojik adaptasyon süreçlerinin ülkelere göre farklılık gösterebileceği de uzmanlar tarafından sıkça dile getiriliyor. Dönüşüm sadece istihdamla sınırlı değil Shumer, yapay zekânın yalnızca iş gücü piyasasını değil; eğitimden ulusal güvenliğe kadar geniş bir yelpazede etkili olabileceğini savundu. Ona göre bu süreçte erken adapte olan bireyler ve kurumlar avantaj sağlayacak. Teknoloji uzmanları ise yapay zekânın bir tehditten ziyade doğru düzenleme ve eğitim politikalarıyla fırsata dönüştürülebileceğini vurguluyor. Tartışmalar, önümüzdeki yıllarda küresel gündemin merkezinde kalmaya devam edecek gibi görünüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

4 şehir hızlı trenle birbirine bağlanıyor! 6 saatlik yol 2 saat 15 dakikaya düşecek Haber

4 şehir hızlı trenle birbirine bağlanıyor! 6 saatlik yol 2 saat 15 dakikaya düşecek

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep Hızlı Tren Hattı Projesi’ne ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, dört kenti birbirine bağlayacak hat sayesinde Mersin ile Gaziantep arasındaki seyahat süresinin 6 saat 23 dakikadan 2 saat 15 dakikaya düşeceğini bildirdi. Projenin 2028 yılında tamamlanmasının hedeflendiği aktarıldı. Mesafe kısalıyor, hız artıyor Bakan Uraloğlu, mevcutta 361 kilometre olan güzergahın yeniden inşa edilerek 312,5 kilometreye indirileceğini belirtti. Hattın yük taşımacılığı için yüksek standartta, yolcu trenleri için ise saatte 200 kilometre tasarım hızına uygun şekilde planlandığını ifade etti. Milyonlarca yolcu ve dev yük kapasitesi hedefleniyor Projeyle yılda ortalama 3,1 milyon yolcu ve yaklaşık 37,1 milyon ton yük taşınmasının amaçlandığını kaydeden Uraloğlu, hattın özellikle bölgesel ticaret açısından önemli katkı sunacağını vurguladı. Sanayi üretimi limanlara daha hızlı ulaşacak Yeni demiryolu bağlantısının Gaziantep’in sanayi üretimini Mersin Limanı üzerinden dünya pazarlarına daha hızlı ulaştıracağını belirten Uraloğlu, projenin lojistik gücü artırarak ekonomik hareketliliğe ivme kazandırmasının beklendiğini dile getirdi. Dev mühendislik çalışmaları sürüyor Hat kapsamında 13 tünel, 32 köprü ve toplam 6 bin 396 metre uzunluğunda 11 viyadük inşa edildiğini açıklayan Uraloğlu, genel projede yüzde 85 ilerleme sağlandığını bildirdi. Çukurova Havalimanı bağlantısında yüzde 90, Tarsus geçişinde ise yüzde 80 seviyesine ulaşıldığı aktarıldı. Ayrıca Toprakkale-Mamure hattındaki 17 kilometrelik kesimin tamamlandığı belirtildi. Ulaştırma yatırımlarının bölgesel kalkınma üzerindeki etkisinin yakından takip edildiği bu süreçte, söz konusu hızlı tren hattının tamamlanmasıyla Türkiye toplumunun ulaşım alışkanlıklarında önemli bir dönüşüm yaşanabileceği değerlendiriliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İtfaiye meydanı esnafı: Burası Ankara’nın hafızasıydı, şimdi ranta kurban ediliyor! Haber

İtfaiye meydanı esnafı: Burası Ankara’nın hafızasıydı, şimdi ranta kurban ediliyor!

Yıkım kararı geldi ama esnafın haberi olmadı: “Bize hiçbir bildirim sunulmadı” Ankara’nın Altındağ ilçesinde yer alan İtfaiye Meydanı, onlarca yıldır binlerce yurttaşın alışveriş yaptığı, küçük esnafın geçimini sağladığı tarihi bir ticaret noktasıydı. Ancak bölgede başlatılan kentsel dönüşüm ve yıkım çalışmaları, esnafı belirsizliğe sürükledi. Murat Kaya adlı esnaf, “Ne belediyeden ne de devletten kimse gelmedi. Elektrik, su kesilmedi ama yıkımın ne zaman olacağını da bilmiyoruz. Sadece söylenti var” diyerek sürecin tamamen bilgi eksikliğiyle yürütüldüğünü ifade etti. Esnaf, ellerine resmi bir tebligat ulaşmadığını, “Kendilerine göre yapıyorlar, biz kaderimize terk edildik” sözleriyle dile getirdi. “Bize sahip çıkan yok, sadece gövde gösterisi için geliyorlar” Esnafın iddiasına göre bölgede hiçbir resmi bilgilendirme yapılmadan ekipler zaman zaman yıkım hazırlıkları için geliyor, sonra ortadan kayboluyor. Kaya, bu durumu şöyle özetliyor: “Bir gün geliyorlar, iki dükkân yıkıp gidiyorlar. Sonra 15 gün ortada yoklar. Bu tamamen yıldırma politikası. Ne belediye, ne esnaflar derneği, ne de bir bakanlık sahip çıkıyor bize.” Bir diğer esnaf ise, “Biz burada 50 yıldır ticaret yapıyoruz. Vergimizi verdik, kimseye yük olmadık ama kimse yanımızda değil” diyerek çaresizliğini vurguladı. “Hükümet esnafın yanında diyorlar ama biz görmedik” İtfaiye Meydanı esnafı, devlet yetkililerinden herhangi bir destek ya da bilgilendirme almadıklarını da söyledi. Murat Kaya, “Ne bakanlıktan ne belediyeden kimse gelmedi. Hükümet ‘esnafın yanındayız’ diyor ama biz burada kimseyi görmedik. Devletin dışında işler dönüyor gibi” sözleriyle tepkisini dile getirdi. Bir başka esnaf ise, “Burada 400-500 esnaf var. Hepimiz vergi verdik, yıllarca bu ülkenin ekonomisine katkı sunduk. Şimdi kimse bizi duymuyor” diyerek sosyal devlet anlayışının işletilmediğini savundu. “Burası Ankara’nın hafızasıydı, şimdi ranta kurban ediliyor” İtfaiye Meydanı esnafı, bölgedeki yıkımın “kentsel dönüşüm” adı altında rant amaçlı olduğunu iddia ediyor. Kaya, “Buradan milyar dolarlar dönecek ama biz faydalanmayacağız. Üç-beş para babası kazanacak, küçük esnaf yok olacak” sözleriyle tepkisini dile getirdi. Bir başka esnaf ise, “Eskiden bakkallar vardı, şimdi her yer AVM oldu. Küçük esnafı bitirdiler. Şimdi sıra bizde” diyerek ekonomik dönüşümün yarattığı adaletsizliğe dikkat çekti. Esnaflar, “Bakkalın kokusunu özledik, burası bir kültürdü. O kültürü yok ediyorlar” ifadeleriyle İtfaiye Meydanı’nın Ankara için taşıdığı sosyal hafıza değerinin de yok edilmemesi gerektiğini belirtti. “Malımızı gasp ediyorlar, metrekaresi 10 liraya geliyor” Bazı esnaflar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan istimlâk sürecinde hak ettikleri bedellerin çok altında teklifler aldıklarını iddia etti. Bir esnaf, “Benim 50 milyon lira değerindeki dükkânıma 300 bin lira teklif ediyorlar. Bu gasp değil de nedir?” diyerek tepki gösterdi. Aynı yurttaş, sosyal devletin görevini hatırlatarak şunları söyledi: “Devlet esnafını korur. 20 yıl faizsiz ödeme imkânı sunsun, oraya alkışlarla gideriz. Ama şimdi resmen malımıza el koyuyorlar.” “Yeni çarşı sözü verdiler ama kiralar uçtu” Esnaflar, kendilerine “örnek mahallelerde yeni iş yerleri” vaat edildiğini, ancak bu yerlerde uygulanan yüksek TEFE-TÜFE oranları nedeniyle birçok kişinin sözleşmeden çekilmek zorunda kaldığını söyledi. Bir esnaf, “Ayda 40 bin lira kira, bir yılda yüzde 62 zam. Nasıl ödeyelim? 87 esnaf parasını geri çekti çünkü dayanamadı” diyerek ekonomik koşulların altından kalkamadıklarını anlattı. Bir başka esnaf ise, “Bize yeni yer değil, borç veriyorlar. Bizim yaşımız 60, 10 yıl yaşayacağımızı kim garanti eder? Evimize borç değil, huzur bırakmak istiyoruz” sözleriyle isyan etti. “Bizi denizden çıkarılmış balık gibi öldürmeyin” İtfaiye Meydanı esnafı, yıkımın yalnızca ekonomik değil, insani bir yıkım olduğunu vurguladı. Murat Kaya, duygusal sözlerle şunları söyledi: “Biz buradan çıkarsak denizden çıkarılmış balık gibi ölürüz. Burası bizim suyumuz, havamız. Bu sadece dükkân değil, bir yaşam alanı. Burada insanlık var, dostluk var.” Esnaflar, “Yıkmak kolay, yaşatmak zor. Ama biz yaşatılmak istiyoruz” diyerek yetkililere seslendi. “Güzelliği yok etmeyin, insanlığı bitirmeyin” Yıkım süreci ilerlerken, esnaflar belediyeye ve hükümete tek bir çağrıda bulunuyor: “Bu güzelliği yok etmeyin. Burası sadece bir çarşı değil, bir insanlık hikâyesi. Bizi yok saymayın.” İtfaiye Meydanı’nın onlarca yıldır Ankara halkının ortak hafızası olduğunu belirten esnaflar, “Yıkım kararıyla birlikte sadece dükkânlar değil, bir dönemin anıları da yok olacak” diyor. İtfaiye Meydanı’nda yıkım süreci devam ederken, yüzlerce esnafın ve onların geçimini sağladığı binlerce yurttaşın akıbeti belirsizliğini koruyor. Ankara’nın kalbinde yaşanan bu dönüşüm, yalnızca bir kentsel proje değil; “bir kentin belleğiyle hesaplaşması” olarak da yorumlanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.