SON DAKİKA

#Dubai

HABER DEĞER - Dubai haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dubai haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İran’dan finans misillemesi: Dubai’de ABD bankası vuruldu Haber

İran’dan finans misillemesi: Dubai’de ABD bankası vuruldu

ABD-İsrail ile İran arasında süren savaşın 15. gününde gerilim yeni bir boyuta taşındı. Bölgeden gelen bilgilere göre İran, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai kentinde bulunan Citibank şubesinin yer aldığı gökdeleni insansız hava aracıyla hedef aldı. Patlama sonrası binada yangın çıktığı bildirildi. İHA saldırısı sonrası gökdelen alev aldı Saldırının ardından sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, gökdelenin üst katlarında büyük bir patlama yaşandığı ve kısa sürede yangının yayıldığı görüldü. Görgü tanıkları patlamanın ardından bölgede yoğun duman yükseldiğini aktardı. Saldırının, İran’ın ABD’ye karşı yürüttüğü misilleme operasyonlarının yeni halkası olduğu değerlendiriliyor. Saldırının Sepah Bankası misillemesi olduğu öne sürüldü İran’a yakın kaynaklar, saldırının 11 Mart’ta Tahran’da hedef alınan Sepah Bankası’na yönelik saldırının ardından gerçekleştirildiğini iddia etti. ABD’nin o tarihte İran’ın başkentinde bulunan Sepah Bankası’nın dijital güvenlik merkezine füze saldırısı düzenlediği ve bunun ardından bankacılık sistemlerinde ciddi aksaklık yaşandığı bildirilmişti. Söz konusu saldırı sonrasında Sepah Bank ve Melli Bank’ın çevrim içi sistemlerinin çöktüğü ve bankacılık hizmetlerinin bir süre devre dışı kaldığı açıklanmıştı. İran daha önce ABD bankalarını hedef göstereceğini duyurmuştu Sepah Bankası saldırısının ardından İran ordusu tarafından yapılan açıklamada finans sektörünün hedef alınabileceği mesajı verilmişti. Açıklamada, “Düşman finansal egemenliğimize saldırmıştır. Bu andan itibaren bölgedeki ABD ve müttefiki olan tüm ekonomik merkezler ve bankalar meşru hedefimizdir” ifadeleri kullanılmıştı. Dubai’deki saldırının bu açıklamanın ardından geldiği belirtiliyor. Citibank güvenlik nedeniyle şubelerini kapatmıştı Öte yandan Citibank yönetimi, İran’dan gelen tehditlerin ardından bölgede faaliyet gösteren şubelerle ilgili güvenlik önlemleri almıştı. Banka, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki şubelerinin büyük bölümünü geçici olarak kapatma kararı aldığını duyurmuştu. Bölgedeki gerilim sürerken finans merkezlerinin de çatışmanın hedefi haline gelmesi, savaşın ekonomik boyutunun giderek büyüdüğüne işaret ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Hark Adası saldırısı sonrası İran’dan BAE’ye sert mesaj Haber

Hark Adası saldırısı sonrası İran’dan BAE’ye sert mesaj

ABD ile İran arasında devam eden savaşta gerilim yeni bir saldırıyla daha tırmandı. Washington yönetiminin İran’ın petrol ihracatının büyük bölümünün gerçekleştirildiği Hark Adası ile Ebu Musa Adası’nı hedef aldığı saldırının ardından İran’dan sert açıklamalar geldi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, saldırıda kullanılan roketlerin Birleşik Arap Emirlikleri topraklarından fırlatıldığını öne sürdü. Hark Adası İran’ın petrol ihracatı için kritik önemde İranlı yetkililere göre saldırının hedefinde, ülkenin petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90’ının gerçekleştirildiği Hark Adası bulunuyordu. İran’ın Buşehr Valiliği tarafından yapılan açıklamada saldırıda herhangi bir sivil ya da askeri can kaybı yaşanmadığı bildirildi. Yetkililer ayrıca adadaki petrol tesislerinde faaliyetlerin normal şekilde sürdüğünü ve altyapıda ciddi bir hasar meydana gelmediğini duyurdu. İran roketlerin BAE’den fırlatıldığını iddia etti İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, saldırının ardından yaptığı açıklamada HIMARS roket sisteminin kullanıldığını ve füzelerin komşu ülkelerin topraklarından ateşlendiğini söyledi. Arakçi, saldırının izinin sürüldüğünü belirterek roketlerin Birleşik Arap Emirlikleri’nden, Ras el Hayme bölgesi ile Dubai yakınlarından fırlatıldığının tespit edildiğini iddia etti. Tahran’dan BAE’ye üstü kapalı uyarı İranlı bakan açıklamasında Birleşik Arap Emirlikleri’ni dolaylı şekilde hedef alan ifadeler kullandı. Yoğun nüfusun bulunduğu bölgelerin İran’a karşı saldırı için kullanılmasının son derece tehlikeli olduğunu söyleyen Arakçi, bu durumun kabul edilemez olduğunu dile getirdi. Uzmanlar, bu sözlerin BAE yönetimine yönelik açık bir uyarı olarak değerlendirildiğini belirtiyor. İran ABD üslerini “meşru hedef” ilan etti İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Hatemul Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü İbrahim Zülfikari de saldırıya ilişkin açıklama yaptı. Zülfikari, ABD ordusunun İran’a yönelik saldırılarında BAE’de bulunan liman ve askeri noktaları kullandığını öne sürdü. İranlı yetkili, bu nedenle Birleşik Arap Emirlikleri’nde ABD askerlerinin bulunduğu limanlar, iskeleler ve askeri noktaların İran için meşru hedef sayılabileceğini söyledi. BAE halkına uyarı mesajı verildi Zülfikari ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri’nde yaşayan yurttaşlara da çağrıda bulundu. İranlı komutan, sivillerin zarar görmemesi için ABD askerlerinin bulunduğu limanlar ve askeri noktaların çevresinden uzak durulması gerektiğini ifade etti. Son gelişmeler, İran ile ABD arasındaki çatışmanın Körfez bölgesine daha fazla yayılabileceği yönündeki endişeleri artırdı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Savaşta yeni cephe: İran ABD bankalarını hedef aldı Haber

Savaşta yeni cephe: İran ABD bankalarını hedef aldı

ABD, İsrail ve İran arasında devam eden savaşta gerilim her geçen gün yeni bir boyut kazanıyor. Enerji tesisleri ve askeri hedeflerin ardından bu kez finans sistemi çatışmanın yeni cephesi haline geldi. İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Ali Muhammed Naini, ABD’nin İran’daki bankalara yönelik saldırılarına karşılık bölgede faaliyet gösteren ABD bankalarının hedef alındığını açıkladı. İran’dan ABD bankalarına misilleme açıklaması İran Devrim Muhafızları Sözcüsü Naini yaptığı açıklamada, ABD’nin İran’daki iki bankaya saldırı düzenlediğini ileri sürdü. Bu saldırılara karşılık olarak bölgede bulunan ABD bankalarının bazı şubelerinin hedef alındığını söyledi. Naini, ABD’nin benzer saldırıları sürdürmesi halinde bölgede faaliyet gösteren tüm Amerikan bankalarının İran açısından meşru hedef sayılacağını ifade etti. Dubai ve Bahreyn’de banka şubeleri hedef alındı iddiası Lübnan merkezli Al Mayadeen televizyonunun aktardığı bilgilere göre, ABD’nin büyük finans kuruluşlarından Citibank’ın Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai kentindeki ve Bahreyn’in başkenti Manama’daki şubeleri insansız hava araçlarının saldırısına uğradı. Kanala konuşan kaynaklar, sabaha karşı gerçekleşen saldırıların ardından banka şubelerinde yangın çıktığını öne sürdü. Saldırıların kim tarafından gerçekleştirildiği ise resmi olarak doğrulanmadı. Citibank güvenlik nedeniyle şubelerini kapattı Bölgede artan tehditlerin ardından Citibank’ın Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki şubeleri için güvenlik önlemleri aldığı bildirildi. Bankanın güvenlik gerekçesiyle bir şube dışında tüm şubelerini geçici olarak kapatma kararı aldığı açıklandı. Uzmanlar, finans kurumlarının hedef alınmasının savaşın ekonomik boyutunu daha da büyütebileceği değerlendirmesinde bulunuyor. ABD daha önce Tahran’daki bankayı hedef almıştı 11 Mart’ta ABD’nin İran’ın başkenti Tahran’da bulunan Sepah Bankası’na ait dijital güvenlik merkezine füze saldırısı düzenlediği iddia edilmişti. Saldırı sonrası Sepah Bank ve Melli Bank’ın bazı sistemlerinin çöktüğü ve çevrimiçi bankacılık hizmetlerinin devre dışı kaldığı belirtilmişti. İran ordusu saldırının ardından yaptığı açıklamada finans sistemlerine yönelik saldırının “ekonomik egemenliğe saldırı” olduğunu savunmuştu. Ekonomik hedefler savaşın yeni cephesi oldu Son gelişmeler, İran ile ABD arasındaki çatışmanın askeri alanın ötesine geçerek finansal altyapıyı da kapsayan yeni bir aşamaya taşındığını gösteriyor. Bölgedeki ekonomik merkezler ve bankaların hedef haline gelmesi, savaşın uluslararası ekonomi üzerindeki etkilerini artırabileceği yönünde endişelere yol açıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

100 milyonluk mirasın gölgesinde şüpheli ölüm: Ramazan Arıkan dosyasında cinayet iddiası Haber

100 milyonluk mirasın gölgesinde şüpheli ölüm: Ramazan Arıkan dosyasında cinayet iddiası

Ankara’da yaşayan 44 yaşındaki emlak yatırımcısı Ramazan Arıkan’ın ölümüyle ilgili soru işaretleri büyüyor. Üç çocuk babası Arıkan, 16 Kasım’da eski eşinin evinde hayatını kaybetmişti. İlk etapta doğal ölüm ihtimali üzerinde durulsa da olayla ilgili ortaya çıkan yeni iddialar dosyanın seyrini değiştirdi. Arıkan’ın yaklaşık 100 milyon liralık mal varlığının bulunduğu ve bu servetin olayın merkezinde yer aldığı ileri sürülüyor. Arıkan’ın ağabeyi Adem Arıkan, kardeşinin mal varlığı nedeniyle eski eşi ve bazı yakınları tarafından baskı gördüğünü iddia ederek ölümün ayrıntılı şekilde araştırılmasını istedi. Güvenlik kameralarına yansıyan görüntülerde, Arıkan’ın olay günü bilinci kapalı şekilde eve getirildiği görülüyor. Kayıtlara göre Arıkan, 16 yaşındaki oğlu ve “dayı” olarak tanıtılan Mustafa Ünal tarafından eve taşındı. Yaklaşık iki saat evde kaldıktan sonra ambulans çağrıldığı belirtildi. Olayın ardından ortaya atılan bir diğer iddia ise Arıkan’ın eski eşi Sultan Seki ile ilgili oldu. Ölümden kısa süre sonra Dubai’ye gittiği ve bazı mülk satışlarıyla ilgilendiği öne sürülen Seki’nin, Mustafa Ünal ile ilişkisi olduğu iddiası da gündeme geldi. Ailenin bir üyesi canlı yayında yaptığı açıklamada bu ilişkiyi Dubai’de öğrendiğini söyledi. Dosyada ayrıca zehirlenme şüphesi de tartışılıyor. Aile üyeleri, Arıkan’ın ölümünden önceki aylarda birkaç kez baygınlık geçirerek hastaneye kaldırıldığını ve bunun sistematik bir zehirleme girişimi olabileceğini öne sürdü. Soruşturma dosyasındaki en dikkat çekici gelişmelerden biri ise Arıkan ile kendisini “kiralık katil” olarak tanıtan bir kişi arasındaki telefon görüşmeleri oldu. Ses kayıtlarında söz konusu kişinin Arıkan’a şehirden uzaklaşması, telefonunu kapatması ve bazı adreslerden kaçınması yönünde tavsiyeler verdiği iddia edildi. Ortaya çıkan iddialar ve kayıtlar olayın yalnızca bir ölüm vakası değil, olası bir miras ve para tuzağı olabileceği yönündeki tartışmaları artırdı. Dosyaya ilişkin soruşturma sürerken, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Milyonerlerin gölgesinde bir meslek: “Milyoner dadıları” nasıl yaşıyor? Haber

Milyonerlerin gölgesinde bir meslek: “Milyoner dadıları” nasıl yaşıyor?

Brezilya’nın Sao Paulo kentinde yaşayan Giuliana Passarelli, bir milyoner iş insanının kişisel asistanı olarak çalışıyor. Gününün büyük kısmını patronunun günlük hayatını düzenlemekle geçiren Passarelli, işinin aslında süper zenginlerin zamanını satın almak anlamına geldiğini söylüyor. Ona göre bu meslek, “patronunun yapmak istemediği her şeyi halletmek” üzerine kurulu. Passarelli’nin görevleri bazen bir doğum günü organizasyonu hazırlamak ya da dişçi randevusu ayarlamak gibi sıradan işlerden oluşuyor. Ancak bazı günler program çok daha sıra dışı olabiliyor. Passarelli, patronunun koleksiyonluk bir Ferrari satın almak için gece yarısı Fransa’ya gitmeye karar verdiğini ve sabaha kadar seyahat hazırlığı yapmak zorunda kaldığını anlatıyor. Paris yakınlarında bir kasabaya gidip aracı satın almak ve gerekli tüm evrakları tamamlamak da onun sorumlulukları arasında yer almış. Sosyal medyada “milyoner dadısı” olarak bilinen Passarelli, işinin perde arkasını TikTok’ta paylaştığı videolarla anlatıyor. Paylaşımları milyonlarca izlenmeye ulaşırken, zenginlerin günlük yaşamına dair merak edilen pek çok detay da bu videolar sayesinde görünür hale geliyor. Passarelli, patronunun hayatını yönetmenin bir anlamda sürekli tetikte olmak anlamına geldiğini ifade ederek “Bir çocuğa göz kulak olur gibi sürekli dikkatli olmanız gerekiyor” diyor. Bazen görevler oldukça sıra dışı bir noktaya da ulaşabiliyor. Passarelli, patronunun minyatür tavuklara merak sardığını ve bir süre bu hayvanların bakımından sorumlu olduğunu anlatıyor. Malezya kökenli “serama” cinsi minyatür tavuklar bir dönem patronunun ofisinde yaşamış, daha sonra bir çiftliğe gönderilmiş. Ancak Passarelli hâlâ bu tavukların fotoğraflarını ve sağlık durumlarını patronuna iletmeye devam ediyor. Uzmanlara göre bu meslek aslında yeni değil, sadece modern bir form kazanmış durumda. Sao Paulo’daki Escola Superior de Propaganda e Marketing’de lüks pazarlama dersleri veren Prof. Cristina Proença, süper zenginlerin uzun zamandır ev hizmetlileri, uşaklar ve yardımcı personel çalıştırdığını belirtiyor. Ona göre günümüzde kişisel asistanlık, bu geleneksel rollerin daha profesyonelleşmiş bir versiyonu. Proença, süper zenginler için en değerli şeyin para değil zaman olduğunu vurguluyor. Bu nedenle kişisel asistanlar, patronlarının zamanını geri kazanmasını sağlayan bir hizmet sunuyor. Başka bir deyişle, zenginler aslında başkalarının zamanını satın alarak kendi zamanlarını genişletiyor. Bu meslek, lüks dünyaya yakın olma fırsatı sunduğu için birçok kişi için cazip görülüyor. Brezilya’da yaşayan João Victor Marques de bu alanda çalışan isimlerden biri. Kariyeri boyunca Monaco, Dubai, Londra ve Zürih gibi şehirlerde görev yapan Marques, süper zenginlerin dünyasına yakından tanıklık ettiğini söylüyor. Hatta bir keresinde Monaco’da demirli olan bir yat üzerinde düzenlenen davette Hollywood yıldızı Leonardo DiCaprio’nun bulunduğu bir akşam yemeğine katıldığını anlatıyor. Ancak bu işin gölge tarafı da var. Süper zenginlerin hayatına yakından tanıklık etmek, özellikle gelir eşitsizliğinin çok yüksek olduğu ülkelerde çalışanlar üzerinde karmaşık duygular yaratabiliyor. Brezilya, dünya gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülkelerden biri olarak biliniyor. Passarelli, her gün aşırı zenginliğe tanık olmanın bazen rahatsız edici olabildiğini kabul ediyor. “Bazen neden bu kadar büyük bir fark var diye düşünüyorsunuz” diyen Passarelli, yine de yaptığı işin sadece bir meslek olduğunu ve bu dünyayı yargılamamaya çalıştığını söylüyor. Sosyal medyada paylaştığı videoların popülerliğinin de tam olarak buradan geldiğini düşünüyor. Ona göre milyonlarca insan, kendi hayatlarından çok farklı olan bu lüks dünyayı merak ediyor. Passarelli ise bunu öğretmek ya da özendirmek için değil, sadece var olan bir gerçekliği göstermek için paylaştığını ifade ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

12 yaşındaki çocuk, çatışma nedeniyle günlerce havalimanında mahsur kaldı Haber

12 yaşındaki çocuk, çatışma nedeniyle günlerce havalimanında mahsur kaldı

Wiltshire’ın Swindon kentinde yaşayan 12 yaşındaki Ahmad, Pakistan’dan İngiltere’ye dönerken Orta Doğu’daki askeri hareketlilik nedeniyle Dubai Havalimanı’nda mahsur kaldı. Hava sahalarının kapatılması sonrası uçuşu ertelenen Ahmad, üç gece boyunca havalimanında yalnız kaldı. Küçük çocuğa bu süreçte Emirates havayolu personeli yardımcı oldu. Salı günü Londra Heathrow Havalimanı’na inen Ahmad’ı annesi Hafsa, babası Shamshed ve 8 yaşındaki kız kardeşi Noor gözyaşları içinde karşıladı. Annesi, “Onun Dubai’de mahsur kalacağını öğrendiğimizde çok korktuk. Sadece 12 yaşında ve yalnızdı. Ne hissettiğimi anlatamam” dedi. Ahmad ise yaşadıklarını “korkunç bir deneyim” olarak nitelendirirken, eve döndüğü için “çok mutlu” olduğunu söyledi. Yaşanan kriz sadece Ahmad’ı etkilemedi. İngiltere’den birçok yolcu, Orta Doğu’daki çatışmalar ve hava sahası kapanmaları nedeniyle farklı havalimanlarında mahsur kaldı. Somerset’ten Ian Scott, Avustralya’dan İtalya’ya giderken aktarmalı uçuşunun Doha’ya geri döndürülmesi sonrası 15 saat boyunca havalimanında beklediğini söyledi. İran’dan atılan füzelerin Katar üzerinde engellenmesi sırasında patlamaların görüldüğünü belirten Scott, daha sonra binlerce yolcuyla birlikte otele yerleştirildi. Bazı yolcular, İngiltere Dışişleri Bakanlığı’ndan (FCDO) yeterli bilgilendirme alamadıklarını ifade etti. Bakanlıktan ise henüz resmi bir açıklama yapılmadı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Savaşta dördüncü gün: Natanz’da yeni hasar, ölü sayısı artıyor Haber

Savaşta dördüncü gün: Natanz’da yeni hasar, ölü sayısı artıyor

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları Orta Doğu’da gerilimi daha da tırmandırdı. Dördüncü güne giren çatışmalarda karşılıklı misillemeler sürerken, bölge genelinden peş peşe saldırı ve patlama haberleri geliyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA), İran’daki Natanz Yakıt Zenginleştirme Tesisi’nin yer altı giriş binalarında “bazı yeni hasarlar” tespit edildiğini açıkladı. Açıklamanın uydu görüntülerine dayandırıldığı belirtilirken, hasarın radyolojik bir sonuç doğurmasının beklenmediği ifade edildi. Tesiste ek bir hasar bulunmadığı bilgisi paylaşıldı. İran Kızılayı ise ABD-İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 232’den 787’ye yükseldiğini duyurdu. İran’ın Kirman kentindeki Kara Kuvvetleri’ne bağlı bir askeri helikopter üssünün de füze saldırısına uğradığı, 13 askerin yaşamını yitirdiği açıklandı. İsrail ordusu Tahran ve Beyrut’a eş zamanlı hava saldırıları başlattığını duyururken, Lübnan’ın güneyindeki 59 yerleşim birimine tahliye çağrısı yaptı. Beyrut’ta Hizbullah’a bağlı Nur Radyosu binasının hedef alındığı bildirildi. Ayrıca İsrail’in Lübnan’daki kara işgalini genişletme kararı aldığı açıklandı. ABD cephesinde ise bölgesel alarm seviyesi yükseltildi. ABD Dışişleri Bakanlığı, Bahreyn’den Yemen’e kadar 16 ülke ve bölgede bulunan vatandaşlarına “ciddi güvenlik riskleri” gerekçesiyle ticari yollarla bulundukları yerleri derhal terk etmeleri çağrısında bulundu. ABD, Kuveyt’teki büyükelçiliğini geçici olarak kapattı. Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki ABD Büyükelçiliği’ne iki insansız hava aracıyla saldırı düzenlendiği bildirildi. ABD Başkanı Donald Trump, saldırılara “yakında güçlü ve sert bir yanıt” verileceğini açıkladı. Irak’ın Erbil kentinde de SİHA saldırıları nedeniyle patlama sesleri duyuldu; hava savunma sistemlerinin üç aracı etkisiz hale getirdiği bildirildi. İran Devrim Muhafızları, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai kentinde ABD askerlerinin bulunduğu bir bölgeyi hedef aldıklarını ve çok sayıda askerin öldüğünü iddia etti. Bu iddialara ilişkin bağımsız kaynaklardan doğrulama yapılmadı. Bölgede her saat yeni bir gelişme yaşanırken, enerji güvenliği, diplomatik dengeler ve sivil kayıplar küresel endişeyi artırıyor. Uluslararası toplumdan gerilimin düşürülmesi yönünde çağrılar yükselirken, çatışmaların seyri belirsizliğini koruyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Beylerbeyi Profiterol, Dubai’de üretime başladı Haber

Beylerbeyi Profiterol, Dubai’de üretime başladı

İstanbul’un Beylerbeyi mahallesinde 1995 yılında küçük bir dükkânda başlayan tatlı serüveni, günümüzde Orta Doğu’ya ulaşan sağlam bir markalaşma hikâyesine dönüştü. Beylerbeyi Profiterol, Dubai açılımıyla sadece yeni bir pazara girmekle sınırlı kalmadı; aynı zamanda Türk tatlı kültürünü uluslararası düzeyde konumlandıran stratejik bir büyüme modelini uygulamaya koydu. Markanın Dubai pazarındaki büyümesine öncülük eden iş insanı Bessam Yıldırım, klasik ihracat ve lojistik modellerinin sürdürülebilir olamayacağını erken fark etti. "Değirmene su taşıyarak değirmenin dönmeyeceğini" anlayan Yıldırım, Beylerbeyi Profiterol için önemli bir karar alarak Dubai’de üretim tesisi açtı. Dubai’de Yerinde Üretim, Güçlü Markalaşma Kurulan fabrika sayesinde Beylerbeyi Profiterol, Türk tatlarını Dubai’de yerinde üretmeye başladı. Bu adım, hem kalite standartlarının korunmasını hem de lojistik maliyetlerin azaltılmasını sağladı. Aynı zamanda markanın Orta Doğu pazarında ölçeklenebilir ve sürdürülebilir büyümesinin yolunu açtı. Bu yaklaşım, klasik şubeleşme anlayışının ötesine geçen, CEO vizyonuyla biçimlenen stratejik bir üretim ve markalaşma modeli olarak değerlendiriliyor. Yerel üretim sayesinde Beylerbeyi Profiterol, Körfez ülkelerinde daha hızlı, daha taze ve daha rekabetçi bir yapı oluşturmayı başardı. Jumeirah’da Açılan Şube ile Dubai Pazarına Güçlü Giriş Beylerbeyi Profiterol’ün Dubai’deki ilk şubesi, 22 Temmuz 2025 tarihinde Jumeirah bölgesinde faaliyete geçti. Dubai’nin gastronomi ve kafe kültürünün yoğun olduğu bu mevkide açılan şube, kısa sürede hem yerel halkın hem de uluslararası ziyaretçilerin ilgisini çekmeyi başardı. Marka, Dubai’deki yapılanmasıyla sadece bir şube ağı değil; üretimi, tedariki ve operasyonu aynı merkezden yöneten entegre bir marka kimliği sundu. 101 Şube, Çok Ülkeli Yapı Bugün İstanbul başta olmak üzere Türkiye genelinde 101 şube ile hizmet veren Beylerbeyi Profiterol, yurt dışı büyümesini de planlı bir şekilde sürdürüyor. Marka, Bosna-Hersek’te Ocak 2026 itibarıyla kurduğu üretim tesisi ve şubesiyle Balkanlar’daki varlığını da sağlamlaştırdı. Bu çok ülkeli yapı, Beylerbeyi Profiterol’ün sadece Türkiye merkezli bir zincir değil; uluslararası marka olma yolunda ilerleyen bir Türk girişimi olduğunu gösteriyor. Profiterolde Otorite, Global Hedef Hamur, krema ve çikolata sosu arasındaki dengeyi ustalıkla kuran Beylerbeyi Profiterol; katkısız, taze ve el yapımı üretim anlayışıyla Türkiye’de profiterolde otorite olarak tanınıyor. 1995’ten bu yana değişmeyen reçete, markanın lezzet istikrarının temelini oluşturuyor. Marka, 2026–2027 yılları arasında şube sayısını 150’ye çıkarmayı, Ankara ve İzmir’de kurulması planlanan üretim tesisleriyle Ege ve İç Anadolu bölgelerinde büyümeyi hedefliyor. Orta vadede Türkiye’de güçlü bir yayılım, uzun vadede ise Orta Doğu başta olmak üzere global pazarlarda profiterolde söz sahibi bir marka olmak, Beylerbeyi Profiterol’ün vizyonunun merkezinde yer alıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.