SON DAKİKA

#Duruşma

HABER DEĞER - Duruşma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Duruşma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YENİ Parti İstanbul İl Başkanı'da dahil 26 sanıklı davada polis şikayetinden vazgeçti Haber

YENİ Parti İstanbul İl Başkanı'da dahil 26 sanıklı davada polis şikayetinden vazgeçti

Duruşmada suçlamalar reddedildi Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun 31 Ocak’ta Çağlayan Adliyesi’ne ifade vermeye geldiği sırada yaşanan olaylara ilişkin açılan davanın üçüncü celsesi, 18. Asliye Ceza Mahkemesi’nce 27. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görüldü. YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in katılmadığı duruşmada 4 sanık ile avukatlar hazır bulundu. Sanıklar mahkemedeki savunmalarında yöneltilen suçlamaları reddederek, eylemin barışçıl bir toplantı niteliğinde olduğunu ve suçlamaya dönüştürüldüğünü savundu. Kalabalık nedeniyle "dağılın" ihtarlarını duymadıklarını, biber gazına maruz kaldıklarını ve alandan çıkışlarının engellendiğini belirten sanıklar, polise veya kamu malına zarar verdiklerine dair dosyada herhangi bir görüntü bulunmadığını ifade ederek beraatlarını talep etti. Üçüncü polis memuru da şikâyetini geri çekti Davanın üçüncü celsesinde dosyada "müşteki" sıfatıyla yer alan üçüncü polis memuru dinlendi. Daha önceki celselerde dinlenen polislerden biri sanıkları teşhis edemediğini, diğeri ise kargaşa sırasında düştüğünü ancak kendisini kimsenin itmediğini belirterek şikâyetçi olmadığını kaydetmişti. Bugünkü duruşmada dinlenen üçüncü müşteki polis de şikâyetçilikten vazgeçtiğini ve davaya katılmak istemediğini bildirdi. Duruşmada hakim ile polis memuru arasında şu diyalog gerçekleşti: Hakim: "Mukavemet edildiğini gördünüz mü?" Polis memuru: "Olumsuz. O hengamede mümkün değil." Hakim: "Dağılın anonsu yapıldı mı?" Polis memuru: "Yapıldığını hatırlıyorum." Hakim: "Ona rağmen dağılınmadı mı? Polis memuru: "Emin değilim." Avukatların olay yeri tutanağında imzası bulunan diğer polislerin dinlenmesi talebini yinelemesinin ardından duruşma savcısı eksikliklerin giderilmesini istedi. Özgür Çelik ve 25 sanık hakkında "görevi yaptırmamak için direnme", "kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama", "kasten yaralama" ve "kamu malına zarar verme" suçlamalarıyla 3 yıl 11 aydan 17 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Hakim, henüz dinlenmeyen 5 sanık ile 2 müştekinin dinlenmesi amacıyla duruşmayı 19 Nisan 2027 tarihine erteledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Gazeteci Mehmet Akif Ersoy Hakim karşısında: Mağdur ifadeleri ortaya çıktı Haber

Gazeteci Mehmet Akif Ersoy Hakim karşısında: Mağdur ifadeleri ortaya çıktı

İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde Hakim karşısına çıktılar "Uyuşturucu" soruşturması kapsamında tutuklanan gazeteci Mehmet Akif Ersoy ile birlikte 7 sanığın yargılanmasına başlandı. İddianamede lideri olduğu öne sürülen Mehmet Akif Ersoy'un; 'Suç örgütü kurma ve yönetme', 11 kez 'Nitelikli cinsel saldırı', 'Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama' ile 'Uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma' suçlarından toplamda 286 yıl 2 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasında, başlangıçta basına kapalı yapılmasına karar verilen oturum daha sonra basın mensuplarına açıldı. Mehmet Akif Ersoy dahil tutuklu ve tutuksuz sanıklar duruşma salonunda hazır bulunurken, bazı sanıklar ise SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katıldı. Mağdur M.A.Ö.'den "İş vaadiyle tuzak" iddiası Duruşmada dinlenen mağdurlardan Melis Asena Özkan (M.A.Ö.), olaylar nedeniyle duyduğu üzüntüyü dile getirerek şunları kaydetti: "Böyle utanç verici bir olaydan karşınızda olduğum için özür diliyorum. Meslek hayatımda hep liyakatli bir şekilde iş sahibi oldum, finans alanında. Nurullah Mahmut Dündar ile 2022’de tanıştım. 36 yıllık hayatımda hiç uyuşturucu kullanmadım. Mehmet Akif Ersoy’un bulunduğu ortamda uyuşturucu kullanmayı reddedilen tek kişi benim. 2022’de Nurullah ile tanıştım. Sonra ofisine gittim. Home office'miş. Beni işe aldıracaktı. Nurullah Mahmut Dündar ve Mehmet Akif ile iki kez bir araya geldim. Üçüncü kez Akif’in gelmesini istemedim. Çünkü bana yapılan teklifler çoklu ilişki ve uyuşturucu kullanımıydı. Üç görüşmenin hepsinde doğruluk cesaret oyunu oynandı. Nabız yoklamaya yönelik sorular soruldu. Sorulan sorular arasında 'Ne kadar rahatsın, yakın kız arkadaşların var mı, telefondaki en açık fotoğrafını göster, fantezin nedir anlatır mısın?' gibi sorular vardı." İlk gün ofise gittiğinde gizli kamera fark ettiğini ve salondaki kameranın fişini çektirdiğini belirten M.A.Ö., ikinci gidişinde de eve girer girmez kameranın fişini çektirdiğini söyledi. Üçüncü kez gittiğinde Dündar’ın kendisini kaydettiğini gördüğünü, galerisine girerek o geceye ait videoların hepsini sildirdiğini anlatan Özkan, dördüncü kez iş görüşmesine çağrıldığında referanslarını çekmekle tehdit edildiğini ifade etti. Ersoy ile ikinci görüşmesindeki birlikteliğin kendi iradesiyle olduğunu belirten M.A.Ö., Mehmet Akif’e operasyon düzenlendiğinde Dündar’ı gördüğünü ve kendisine "Kocamın adını verme, maddi manevi ne gerekiyorsa yaparız" şeklinde rüşvet teklif edildiğini öne sürdü. Çok zor durumda olduğu için iş istediğini, işin sebep gösterilerek o girdaba çekildiğini belirten M.A.Ö., dördüncü görüşmeye kendi iradesiyle gitmediğini vurgulayarak iş vaadiyle ortama davet edilmesinden şikayetçi olduğunu bildirdi. Diğer Mağdurlar: "Şikayetçi değiliz" Duruşmada dinlenen diğer mağdurlar ise sanıklardan şikayetçi olmadıklarını beyan etti. Mağdur Dilek Olgun, "Ben kendileri tarafından cinsel saldırıya uğramadım. Hoşlandım, görüştüm, beraberliğim oldu. Uyuşturucu madde etkisi altında değildim. Şikayetçi olduğum bir konu yok. Uyuşturucu madde kullandıklarını gördüm. Kimsenin kimseye zorla kullandırdığı yoktu. Ben zorlanmadım. Akif ketum bir adam. Mutfak kapalı alan. Ben evde 'Bunlar ne yapıyor?' diye baktım. Mutfakta içerken bana yakalakandılar. Aleni olan bir durum değildi. Şikayetçi değilim."dedi. Mağdur Burcu Akyüz ise "Ahmet Göçmez erkek arkadaşımdı. Sonrasında bu kişilerle tanıştım. Ayrıldıktan sonra da görüşmeye devam ettim. O gün doğum günümdü. Mustafa’nın evinde görüştük. Alkol içtik, uyuşturucu da kullandık ama şikayetçi olacağım herhangi bir durum olmadı. Uyuşturucunun nasıl getirildiğini görmedim, evde vardı. Akif’le cinsel birlikteliğim oldu ama kendi isteğimle. Ahmet ile kendisi erkek arkadaşım olduğu için birliktelik yaşıyordum. Mehmet başka odadaydı. Bazı yakınlaşmalar oldu ama herhangi bir birliktelik olmadı. Uyuşturucu kullandım ama zorla değil." ifadelerini kullandı. Mağdur Buse Öztay "Toplu cinsel ilişkide kesinlikle dahlim olmadı. Uyuşturucu kullandığım doğrudur. Maddeyi Ahmet, Mehmet, ben ve Gizem, Gizem’in evinde kullandık. Maddenin ne şekilde alındığını bilmiyorum. Her şey kendi rızamla yaşandı." derken, Mağdur Dilara Yıldız, "Taner’in teknesine Buse ve Mehmet Akif’le seyahat amaçlı gittim. İlk gün uyuşturucu kullandım. Mehmet Akif getirmişti. Her şey rızamla oldu. Şikayetçi değilim." dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İBB Davası’nda karar haftası: Gözler İmamoğlu’nun çıkacağı kürsüde Haber

İBB Davası’nda karar haftası: Gözler İmamoğlu’nun çıkacağı kürsüde

Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın 72. duruşma günü tamamlandı. Tutuklu isimlerin tahliye taleplerinin alınmaya başlandığı duruşmaya, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın “Ben, bana emanet edilene sahip çıktım” sözleri damga vurdu. 17 aydır tutuklu olduğunu belirten Resul Emrah Şahan, hakkındaki suçlamaları reddederek, “Ne kendim için para, menfaat istedim ne görev yetkim dışına çıktım. Ben işimi yaptım” dedi.Şahan, tahliye talebini “Bırakın işimizi yapalım. Bırakın bu ülkenin geleceği için çalışalım” sözleriyle tamamladı.Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın avukatı ise müvekkilinin geçmişte lösemi ve lenfoma tedavisi gördüğünü hatırlatarak cezaevi koşullarının yeniden hastalık riski yaratabileceğini savundu ve tahliye istedi. İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar, 16 aylık tutukluluğuna dikkat çekerek ailesinden ve çocuklarından uzak kaldığını anlattı: “Bunu artık vicdanen taşıyamıyorum.”Duruşmada Aykut Erdoğdu, Bulut Aydöner, Ali Sukas ve diğer tutukluların da tahliye talepleri ile savunmaları gündeme geldi. 72. duruşma günü sona ererken yargılama yarın İmamoğlu’nun kampanya danışmanı Necati Özkan ve diğer tutukluların tahliye talepleriyle devam edecek. Haftanın en kritik günü ise perşembe olacak. Ekrem İmamoğlu’nun da tahliye konusunda söz almasının ardından savcının ara mütalaasını açıklaması ve mahkemenin tutukluluklara ilişkin ara karar vermesi bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Aziz İhsan Aktaş’tan İBB Davası’nda çarpıcı savunma: Dekontları ve belgeleri sundu Haber

Aziz İhsan Aktaş’tan İBB Davası’nda çarpıcı savunma: Dekontları ve belgeleri sundu

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen, görevden alınan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil 53’ü tutuklu 414 sanıklı davanın 68'inci duruşması, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki duruşma salonunda görüldü. Yaklaşık 15 saat süren maraton duruşmada savunmasını yapan tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş, HTS kayıtları, banka dekontları, dijital materyaller ve uzman mütalaalarından oluşan geniş bir delil klasörünü mahkeme heyetine sundu. Salondaki koruma yoğunluğuna ilişkin spekülasyonlara yanıt vererek savunmasına başlayan Aktaş, "Öncelikle şu yanlış algıyı düzeltmek istiyorum. Bazılarının beyan ettiği üzere yanımdaki kişiler bir koruma ordusu değildir. Daha önce şahsıma yönelik planlanan suikast girişimi nedeniyle devletimizin tahsis ettiği resmi korumalardır. Bu benim için bir ayrıcalık değil, can güvenliğimin sağlanması adına alınan zorunlu bir tedbirdir" ifadelerini kullandı. “Sistemin Amacı Ekrem İmamoğlu'nun Faaliyetlerini Finanse Etmekti” Etkin pişmanlık beyanlarının değersizleştirilmeye çalışıldığını savunan Aktaş, İBB bünyesinde iş insanlarının hak edişlerinin bilerek geciktirildiğini ve bir ödeme baskısı oluşturulduğunu öne sürdü. İddianamede yer alan "sistem" kavramına dair konuşan Aktaş, "Bu dosyadaki temel mesele, yasal hak ediş alacaklarının iş insanları üzerinde sistematik bir baskı aracı hâline getirilmesidir. İlgililerin kendi aralarında 'sistem' adını verdikleri bir para toplama düzeni kurulmuştur. Karşıma çıkan bu yapı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu liderliğinde şekillenmiştir. Sistemin temel amaçlarından en önemlisi ise Ekrem İmamoğlu'nun siyasi hayatının ve faaliyetlerinin finanse edilmesidir" dedi. Aktaş, bu mekanizmadan İSFALT Genel Müdürü Burak Korzay, İBB İştirakler Danışmanı Ertan Yıldız ve diğer bazı iş insanlarının da ifadelerinde bahsettiğini belirtti. Mahkemeye Sunulan Belgeler ve Para Trafiği Duruşma salonundaki ekranlara yansıttığı HTS baz kayıtları ve banka hareketleriyle iddialarını detaylandıran Aktaş, 2024 yerel seçim süreci öncesinde CHP eski Genel Başkan Yardımcısı ve Milletvekili Özgür Karabat’ın kendisini Esenyurt’taki bir otele çağırdığını iddia ederek, Karabat’ın "İmamoğlu'nun kesin talimatı var, 5 milyon TL vermezsen hak ediş ödemelerin durdurulacak" dediğini ileri sürdü. Aktaş, bankadan nakit çekilen bu paranın İkitelli’deki bir akaryakıt istasyonunda Karabat’ın şoförü/danışmanı Sırrı Küçük’e teslim edildiğini ve söz konusu para çekim dekontları ile HTS sinyallerinin eşleştiğini savundu. İSFALT ve İBB iştirakleriyle yürütülen işlerde hak edişlerin ödenmesi karşılığında kendisinden Kilyos’taki bir otele çanta içerisinde 970 bin dolar (dönemin kuruyla yaklaşık 30 milyon TL) bırakmasının istendiğini, ödeme yapılmaması durumunda şirketlerinin nakit akışının bozulacağı yönünde tehdit edildiğini belirten Aktaş, çantanın daha sonra belediye yetkilileri tarafından alındığını öne sürdü. Ayrıca Florya’daki Başkanlık Konutunda gerçekleştirildiğini iddia ettiği toplantılara değinen Aktaş, İETT ve diğer birimlerde iş yapan yüklenici firmalardan her hak ediş ödemesi için yüzde 10 ila yüzde 12 arasında değişen oranlarda pay talep edildiğini savunarak, kendi şirket grubu üzerinden 2020-2024 yılları arasında toplam 84 milyon 857 bin TL tutarında ödeme yapmak durumunda bırakıldıklarını beyan etti. “Rüşvet Değil, İrtikap Mağduruyuz” Savcılık mütalaasında kendisine rüşvet suçlaması yöneltilmesine karşı çıkan Aktaş, yapılan ödemelerin bir çıkar sağlama amacı taşımadığını, ticari varlıklarını korumak için zorlama altında verilen "irtikap bedelleri" olduğunu ifade etti. Haklarındaki ihaleye fesat karıştırma iddialarına ilişkin diğer adli süreçlerde beraat yönünde görüş bildirildiğini hatırlatan Aktaş, "Etkin pişmanlık kapsamında sunduğum tüm deliller, HTS kayıtları ve belgeler ortadadır. Üzerime atılı rüşvet suçlamasından beraatımı ve hakkımda ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep ediyorum" diyerek savunmasını tamamladı. Mahkeme heyeti, taraf avukatlarının beyanlarını alarak duruşmayı sonraki celseye erteledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İmamoğlu’ndan Mahkeme Başkanına: “Feragat kelimesini kabul etmiyorum” Haber

İmamoğlu’ndan Mahkeme Başkanına: “Feragat kelimesini kabul etmiyorum”

İBB Davası’nda 66’ncı oturum Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın 66’ncı celsesi, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda sürdürülüyor. Duruşmada savunma yapan tutuksuz iş insanı Seyfi Beyaz, daha önce detaylı ifadeler verdiğini belirterek hakkındaki yurtdışı yasağının kaldırılmasını talep etti ve ekleyecek bir hususu olmadığını kaydetti. Beyaz'ın ardından tutuklu bulunan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, sanığa soru sormak üzere söz aldı. Seyfi Beyaz’ın farklı tarihlerde 6 ayrı ifade verdiğini hatırlatan Çalık, ifadelerdeki tarih ve iskan çelişkilerine dikkat çekerek şunları söyledi: "2022’de para verip iskan aldığınızı söylemişsiniz fakat iskanı 3 yıl önce almışsınız. Muhasebecisi üzerinden Adem Soytekin’e teslim edildiğini ve parayı teslim edildikten 2 gün sonra da iskanınızın alındığını ifade etmişsiniz. İddianamede de iskanın alındığı tarihin 12 Kasım 2019 tarihinde iskanımızın onaylandığını söylemişsiniz. Bu ifadenizden 2 gün sonra da tahliye olmuşsunuz Bir tanesinde diyorsunuz ki ‘kabul etmedim’, öbüründe diyorsunuz ‘kabul ettik’. Şimdi 40 yıllık inşaatçıdan bunları duymak insanı üzüyor. 40 yıldır inşaat yapıyorsunuz. İskan ve ruhsatın ne manaya geldiğini ben size burada anlatmayayım. 18 aydır bugünü bekliyorum çünkü ben Beylikdüzü ile ilgili ifademi verdim... Ben şimdi arkadaşlara nezaketimi bozmadan sorularımı sormak istiyorum çünkü onların beyanlarıyla içeride tutulduğumu düşünüyorum artık." Seyfi Beyaz ise bu çelişkilere karşılık, "10 senelik bir mevzu. Şu an teyit edemem" yanıtını verdi. İmamoğlu: "Savunma hakkımı kullanmadım demedim" İkinci duruşmanın ikinci oturumunda ilk kez söz alan Ekrem İmamoğlu ise mahkeme başkanının önceki celsedeki ifadelerine sert tepki gösterdi. İmamoğlu, duruşmadaki çıkışını şu sözlerle dile getirdi: "Mahkeme heyeti adına mahkeme başkanının dün benim için ‘Susma hakkından feragat etmiş kabul ediyorum’ diye bir cümlesi oldu. Bunu şiddetle reddediyorum çünkü ben susma hakkımı kullanmadım. ‘Susma hakkını kullandı’ kavramı tamamen uydurma bir kavramdır. Ben de ona karşılık feragat etmediğimi belirttim. Savunma hakkımı kullanmadım. Feragat diye bir kelimeyi de kabul etmiyorum." Seyfi Beyaz: "Pazarlık yapmadınız, şikayet etmediniz" İmamoğlu'nun tepkisinin ardından Seyfi Beyaz'a yönelttiği sorular ve aldığı yanıtlar ise şu şekilde gerçekleşti: İmamoğlu, iş insanı Beyaz'a yönelttiği sorulardan ilkinde kendisiyle hiç ticari bir pazarlık yapıp yapmadığını sordu. Beyaz bu soruya "Yapmadınız" yanıtını verdi. İmamoğlu'nun, yaşadığı sorunlarla ilgili olarak kendisini herhangi bir merciye şikayet edip etmediğini sorması üzerine ise Seyfi Beyaz "Hayır" karşılığını verdi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yeni Parti Genel Başkanı Özel: "Korktukları tek şey etkili savunma" Haber

Yeni Parti Genel Başkanı Özel: "Korktukları tek şey etkili savunma"

"Savunma hakkı bahşedildi" İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı davanın 65’inci celsesi, Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi Yeni Duruşma Salonu'nda devam etti. Mahkeme heyetinin duruşma sürecine ve savunma hakkına ilişkin tavrına tepki gösteren Özgür Özel, İmamoğlu'na sınırlı bir süre tanınması ve ardından gelen kararlara yönelik şu ifadeleri kullandı: "Bugüne geldik. Bugün Sayın İmamoğlu'нун avukatları yapılan yanlışı ve işin doğrusunu hukuki bir dille anlattı. O gün çok iddialıydı. ‘Hayır, bir daha savunma hakkı vermem.’ Biz de burada söyledik. Doğrudan bozma sebebi. Bu mahkemeyi bozdurmaya mı çalışıyor? Demek ki iddiaları dile getirip Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarımızın yüzüne cevaplarını almaya cesaretleri yok. Geçen zamandan sonra bugün de gördüğünüz gibi, oyalaya oyalaya en son şimdi kararını verdi. Diyor ki ‘Savunma hakkını kullandıracağım ama belirsiz bir gün, benim bildiğim bir gün.’ Avukatlar ısrar edince, ‘Onu size önceden söyleyeceğim.’ Bir de söylemeseydin. Savunma yapacağı günü bilmeyecek. ‘Bir arada’ diyor, ‘uygun yerde, makul zamanda.’ Yani yerine, zamanına, süresine hakim karar verecek. Oysaki asla kısıtlanamaz savunma hakkı. ‘Bu haktan yararlandıracağım’ deyip bahşetti beyzade." "Mekansızlık yaratarak yüz yüze yargılamayı engelliyorlar" Özel, duruşma salonunun fiziki koşullarını da eleştirerek, mahkemenin sanıklar, avukatlar ve izleyiciler arasında aşırı mesafe yarattığını belirtti. Seyircilerin duruşmayı dürbünle izlemek zorunda kaldığını ifade eden Özel, bu durumun yargılamanın "yüz yüze" yapılması esasını ortadan kaldırdığını savundu. Duruşma salonundaki fiziki yapıyı ve göz teması eksikliğini şu sözlerle eleştirdi: "Yargılamanın güya yüz yüze yapılıyormuş gibi olduğu ama Ekrem İmamoğlu veya herhangi bir arkadaşımız cezaevinde kamera karşısında olsa, ailesi evden televizyonla izlese, avukatı bürodan katılsa, hakim bey o çok isteyip de koşa koşa gittiği tatilinden dönmemiş olsa yine bir yargılama teknik imkanlarla buradaki kadar yapılır. Bir mekanda olunmuş falan değil burada. Burada mekanı büyütmek, araları açmak, bariyerler koymak ve en uzağa yerleştirmek suretiyle bu devasa mekanda bir mekansızlık yaratılmış. Yüz yüze yargılamanı imkanı ortadan kaldırılmış durumda." "Korktukları tek şey etkili savunma" Mahkemenin aldığı kararların arkasındaki temel motivasyonun etkili savunmalardan duyulan korku olduğunu belirten Özel, konuya ilişkin şu değerlendirmeleri yaptı: "Korktukları bir tek şey var. Etkili savunmalar yapılıyor ve en etkilisi Ekrem İmamoğlu tarafından yapılacak. Bu savunmanın etkisinden, bu savunmanın gerçekleri ortaya koymasından, iftiraları çürütmesinden, yalancılarla yüzleşmesinden korkuyorlar. Yapılan budur. Artık buradan sonra elbette aileler de avukatlar da bizler de tarih önünde sorumluluğumuz gereğince bu yargılamanın bir parçası olmaya ister istemez devam edeceğiz." "Tarih önünde teessüf ediyorum" Açıklamasının sonunda mahkeme heyetine ve yargı pratiklerine yönelik sert ifadelerini sürdüren Özel, tarihe not düşerek şu çağrıda bulundu: "Tarih önünde hepsine teessüf ediyorum ve hepimizin haysiyetini ve hukukunu milletimize emanet ediyorum. Başka kimseye değil. Çünkü tuz koktuktan sonra, ben şimdi buradaki hakimi HSK’ya mı şikayet edeyim? Başında Akın Gürlek var, zaten bu zulmü başlatan, kurgulayan, sürdüren kişi. Adalet Bakanı olduğu gün, AK Parti İl Başkanları toplantısına gidip ‘Dün olduğu gibi bugün de partimiz için mücadeleye devam edeceğiz’ diyor. ‘Dün’ dediği gün başsavcıydı adam burada. O yüzden kimi, kime şikayet edeyim? Sayın Erdoğan’a mı edeyim atadıklarını? Kimi, kime şikayet edeyim? O yüzden hepimizin hakkını, hukukunu ve varsa bir gün hakkımızı almamızla ilgili umudu milletimize emanet ediyoruz. Ettiklerini bulsunlar. Zulümleri artsın ki sonları tez gelsin. Bu dünyada adaleti bulursak buluruz, bulmazsak öbür dünyada bütün bu masumların iki elleri yakalarındadır." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.