SON DAKİKA

#Egemenlik

HABER DEĞER - Egemenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Egemenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tahran'dan Washington mesajı: "Ulusal çıkarlar gözetilirse müzakereler başlayabilir" Haber

Tahran'dan Washington mesajı: "Ulusal çıkarlar gözetilirse müzakereler başlayabilir"

İran Dışişleri Bakanlığı ve Müzakere Heyeti Sözcüsü İsmail Bekayi, başkent Tahran'da düzenlediği haftalık basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Arabulucu ülkelerin İran'a bazı mesajlar ilettiğini aktaran Bekayi, "Ulusal çıkarlarımız gözetildiği takdirde ABD ile müzakerelerin yeniden başlaması mümkün. Ya müzakere ya savaş, ya diplomasi ya savaş ikilemi ülkemize fayda sağlamamakta. İran, bazı durumlarda savunma araçlarıyla, bazı durumlarda ise diplomasi yoluyla çıkarlarını korumakta" ifadelerini kullandı. Hürmüz Boğazı'nda egemenlik vurgusu Hürmüz Boğazı'na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bekayi, boğaz üzerindeki egemenlik hakkının pazarlık konusu olmayacağını vurguladı. Bekayi, "Hürmüz Boğazı üzerinde, aldığımız tedbirlerle egemenlik tesis etmeye kararlıyız. Hürmüz Boğazı'nın İran'ın milli güvenliğini tehdit etmek amacıyla kullanılmasına izin vermemeliyiz" dedi. Mutabakat ve bölgesel temaslar İran ile ABD arasında imzalanan mutabakat metnindeki hükümlerin yoruma açık olmadığını ve ABD'nin taahhütlerini bozması için hiçbir bahane bulunmadığını söyleyen Sözcü, ABD'nin yükümlülüklerini yerine getirmediğinin anlaşılması halinde İran'ın da üzerine düşeni yerine getirmeyeceğini daha önce dile getirdiklerini hatırlattı. Bekayi ayrıca, İran İçişleri Bakanı İskender Mumini'nin Pakistan ziyaretine değinerek, temaslarda sadece iki ülke yetkililerinin katılacağı görüşmelerde ilgili bakanlıkların görev sorumluluklarıyla alakalı konuların ele alınacağını kaydetti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Devlet Bahçeli'den Avrupa’ya sert çıkış: "Avrupa bize istikamet çizemez" Haber

Devlet Bahçeli'den Avrupa’ya sert çıkış: "Avrupa bize istikamet çizemez"

Avrupa'nın Türkiye'ye yönelik tutumunu "vesayet hevesi" olarak nitelendiren Bahçeli, Türkiye'nin dış aktörlerin telkinleriyle hizaya getirilemeyeceğini vurguladı. "Avrupa bize istikamet çizemez" Avrupa Birliği'nin Türkiye raporu üzerinden ülkeye "ayar çekmeye" çalıştığını belirten Bahçeli, AB'nin kendi içindeki güvenlik ve savunma zaafiyetlerine dikkat çekerek Türkiye'nin egemenlik haklarına vurgu yaptı. Bahçeli, "AB hangi akılla bize ayar çekiyor? Avrupa bize istikamet çizemez" ifadelerini kullanarak Türkiye'nin kendi yolunu kendi iradesiyle tayin ettiğinin altını çizdi. "Türk Milletine biçim verecek terzi daha anasının karnından doğmamıştır" Türkiye'nin bölgesel ağırlığına işaret eden Bahçeli, Avrupa'nın Türkiye'ye yönelik eleştirilerini "eğri cetvelle çizilmiş bir metin" olarak tanımladı. MHP Lideri, dışarıdan biçim verilmeye çalışılan bir Türkiye algısının kabul edilemeyeceğini şu sözlerle dile getirdi: "Gaflet uykusundan hülyalara dalanlar iyi duysun. Kin nöbetinde bekleyenler kulağını açsın ve işitsin. Türk milletine biçim verecek terzi daha anasının karnından doğmamıştır." Yargı ve Ülkü Ocaklarına yönelik mesajlar Raporun yargı erkini hedef alan kısımlarına sert tepki gösteren Bahçeli, "Yüce Türk yargısı, Brüksel salonlarında yazılan raporların himayesinde karar vermez" diyerek yargı bağımsızlığını savundu. Ayrıca raporda yer alan Ülkü Ocaklarına yönelik suçlamaları da "eski bir husumetin yeni kılığa sokulmuş hâli" olarak nitelendirdi. Bahçeli, Ülkü Ocaklarını şu sözlerle savundu: "Ülkü Ocakları dik başlı değil, başı dik Anadolu çocuklarının yurdudur. Bilinsin ki Ülkü Ocakları, Türk milletinin üç bin yıllık yürüyüşünü genç yüreklerde diri tutan, irfanı imanla, cesareti ahlakla kavuşturan kutlu bir mekteptir." "Türkiye'nin egemenlik sahasına itiraz etmeye kalkışanın alnını karşılarız" Mavi Vatan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) konusundaki kararlı tutumunu yineleyen Bahçeli, bölgedeki jeopolitik çıkarların korunacağını belirtti. Türkiye'nin denizlerdeki haklarının müzakere edilemeyeceğini vurgulayan Bahçeli, "Türkiye'nin egemenlik sahasına itiraz etmeye kalkışanın alnını karşılarız. Türk milletine kafa tutmaya çalışanların kafalarına vura vura kim olduğumuzu öğretiriz" diyerek net bir uyarıda bulundu. "Siyonist merkezin bir günde barış meleğine fönüşmeyeceği unutulmamalı" ABD ve İran arasında İsviçre'de yürütülen mutabakat görüşmelerine değinen Bahçeli, bölgesel istikrarın önemine işaret etti. Siyonist rejimin barış yanlısı bir tutum sergilemeyeceğine dair şüphelerini dile getiren Bahçeli, sürecin dikkatle takip edilmesi gerektiğini, "Lübnan'da işgal altında olmayan bölgelerdeki saldırıların İsrail tarafından durdurulmasına yönelik gelişmelere elbette değer veriyoruz. Ancak bölgeyi kan gölüne çeviren Siyonist tedhiş merkezinin bir günde barış meleğine dönüşmeyeceği de unutulmamalıdır" sözleriyle ifade etti. "İstikrar, ahlak ve refah temelli kalkınma vizyon belgesi" Konuşmasının sonunda partisinin 800 sayfalık yeni kalkınma vizyon belgesini tanıtan Bahçeli, Türkiye'nin lider ülke olma hedefindeki kararlılığını yineledi. Belgenin omurgasını oluşturan kavramları açıklayan Bahçeli, "İstikrar, Ahlak ve Refah. Bu üç esas, Türkiye'nin kalkınma iradesini ayakta tutacak üç ana direktir. Bizim kalkınma anlayışımız, iktisat biliminin grafik ve tablolarına sığmayacak kadar derin, milletimizin istikbalini küresel piyasaların insafına bırakmayacak kadar Türk milliyetçisidir" sözleriyle vizyonunu paylaştı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

KKTC Dışişleri Bakanlığı AP raporuna tepki gösterdi Haber

KKTC Dışişleri Bakanlığı AP raporuna tepki gösterdi

Bakanlık, söz konusu rapordaki ifadelerin taraflı olduğunu ve gerçeklerden kopuk bir yapı sergilediğini belirterek, Kıbrıs Türk halkının haklarını yok sayan tüm ithamları bütünüyle reddettiğini duyurdu. KKTC'nin egemenlik vurgusu Bakanlık açıklamasında, raporda Kıbrıs Türk halkının yalnızca "adanın meşru bir topluluğu" olarak tanımlanması ve Türkiye'ye Kıbrıslı Türklere "siyasi alan açması" yönündeki çağrıların kesinlikle kabul edilemez olduğu ifade edildi. Halkın demokratik iradesiyle kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kendi geleceğini tayin etme hakkına sahip, egemen ve bağımsız bir devlet olduğunun altı çizildi. Federasyon dayatması gerçekçi değil Avrupa Parlamentosu'nun federasyon modelini tek çözüm olarak dayatmasının Ada'daki fiili gerçeklerle örtüşmediğine dikkat çekilen açıklamada, Rum tarafının uzlaşmaz tutumu nedeniyle tüketilmiş bir modelin yeniden gündeme getirilmesinin bir katkı sunmayacağı belirtildi. Bakanlık, kalıcı ve adil bir çözümün ancak Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün kabul edilmesiyle mümkün olabileceğini kaydetti. AB'nin tarafsızlığı sorgulandı Raporda yer alan yeni bir Kıbrıs Özel Temsilcisi atanması çağrısını yersiz bulan Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs Türk halkının haklarını yıllardır görmezden gelen Avrupa Birliği'nin "tarafsız" bir aktör olarak sürece katkı sağlama iddiasının inandırıcılıktan uzak olduğunu vurguladı. Açıklamada, Avrupa Birliği'nin 2004 yılından bu yana halka yönelik izolasyonları kaldırma taahhüdünü yerine getirmediği, buna karşılık Rum tarafının uzlaşmazlığını ödüllendirdiği hatırlatıldı. Bakanlık, AB kurumlarını tek taraflı siyasi yaklaşımlar yerine, Ada'daki mevcut gerçekleri temel alan, hakkaniyetli ve dengeli bir tutum benimsemeye davet etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Çin: Japonya geçmişiyle yüzleşmeli, provokasyondan kaçınmalı Haber

Çin: Japonya geçmişiyle yüzleşmeli, provokasyondan kaçınmalı

Çin’den Japonya’ya “tarihsel sorumluluk” hatırlatması Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı dönemindeki geçmişine işaret ederek, bölgedeki ülkeler karşısında tarihsel sorumluluk taşıdığını vurguladı. Açıklamada, Japonya’nın askeri hamlelerle öne çıkmak yerine geçmişiyle yüzleşmesi ve güvenlik politikalarında daha dikkatli davranması gerektiği ifade edildi. “Asya-Pasifik’in ihtiyacı barış” mesajı Pekin yönetimi, ABD ve Filipinler’in öncülüğünde gerçekleştirilen tatbikata ilişkin değerlendirmesinde, tek taraflı askeri güç kullanımının zararlarının artık açıkça görüldüğünü belirtti. Çin, Asya-Pasifik bölgesinin en büyük ihtiyacının barış ve istikrar olduğunu vurgulayarak, dış güçlerin dahil olduğu askeri faaliyetlerin bölünme ve cepheleşmeyi artırabileceği uyarısında bulundu. Tatbikata geniş katılım dikkat çekti 20 Nisan-8 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen Balikatan tatbikatı, Güney Çin Denizi çevresinde gerçekleştiriliyor. Tatbikata: ABD ve Filipinler’in yanı sıraAvustralya, Yeni Zelanda, Fransa ve Kanada katılırken, Japonya da 3 savaş gemisi, 2 uçak ve 1400 personelle bugüne kadarki en geniş katılımını sağladı. Tayvan Boğazı gerilimi tırmandırdı Öte yandan, Japonya’ya ait bir savaş gemisinin tatbikat öncesi Tayvan Boğazı’ndan geçmesi, Çin’in tepkisini daha da artırdı. Pekin yönetimi bu geçişi, egemenlik ve güvenliğe yönelik bir tehdit olarak değerlendirerek Tokyo’ya diplomatik kanallardan protesto iletti. Son dönemde Japonya’nın Tayvan’a yönelik olası askeri müdahaleyi gündeme getiren açıklamaları da Çin ile ilişkilerde tansiyonu yükseltti. Pekin, bu tür adımların bölgesel istikrarı zedeleyebileceği uyarısını yinelerken, taraflara itidal ve diyalog çağrısı yaptı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İran: Kontrol sonsuza kadar bizde kalacak Haber

İran: Kontrol sonsuza kadar bizde kalacak

İran cephesinden dikkat çeken bir açıklama geldi. İranlı sözcü Telayi Nik, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün “sonsuz” şekilde İran’da kalacağını ifade etti. “Hürmüz Boğazı İran’ın elinde kalacak” Telayi Nik yaptığı açıklamada, “Hürmüz Boğazı’nın kontrolü sonsuza kadar İran’ın ve bölgenin elinde kalacak” dedi. Bu sözler, enerji ve deniz ticareti açısından kritik öneme sahip boğaz üzerindeki egemenlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. ABD ve İsrail’e sert mesaj İranlı yetkili, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’daki sistemi zayıflatma girişimlerinin başarısız olduğunu savundu. Telayi Nik, bu sürecin İran’ı daha güçlü hale getirdiğini öne sürdü. “Gelişmiş uçaklar zarar gördü” iddiası Açıklamada, çatışmalar sırasında karşı tarafın gelişmiş hava araçlarının zarar gördüğü ve yok edildiği de iddia edildi. Ancak bu iddialara ilişkin bağımsız kaynaklardan doğrulama yapılmış değil. Bölgesel gerilim sürüyor Hürmüz Boğazı, küresel petrol taşımacılığının önemli bir kısmının geçtiği stratejik bir geçiş noktası olarak öne çıkıyor. Bu nedenle bölgeden gelen açıklamalar, uluslararası piyasalar ve diplomasi açısından yakından takip ediliyor. Müzakerelerle çelişen sert ton İslamabad’da devam eden ABD-İran görüşmeleri sürerken gelen bu açıklama, sahadaki sert söylemin diplomatik süreçle nasıl ilerleyeceğine dair soru işaretleri doğurdu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Aydoğan Doğan: NATO bir terör örgütüdür! Haber

Aydoğan Doğan: NATO bir terör örgütüdür!

İnsan hakları aktivisti ve siyasetçi Aydoğan Doğan, sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımla NATO’ya yönelik eleştirilerde bulundu. Doğan, paylaşımında NATO’yu “emperyalizmin legal terör örgütü” olarak nitelendirdi ve örgütün tarih boyunca “sivil hedefleri vurduğunu, uluslararası hukuku ihlal ettiğini” savundu. Doğan paylaşımında, “NATO, bir savunma ittifakı maskesi altında faaliyet gösteren, küresel ölçekte terör eylemleri düzenleyen bir örgüttür” ifadelerini kullanarak, örgütün kuruluşundan bu yana ABD öncülüğünde birçok ülkeye müdahale ederek işgal ettiğini ya da işgale hazırladığını iddia etti. Aydoğan Doğan, özellikle 1999’daki Yugoslavya bombardımanı ve 2011’deki Libya operasyonunu örnek göstererek, bu müdahalelerin “binlerce sivilin ölümüne yol açtığını” belirtti. Doğan, “78 gün süren bombardımanda Belgrad ve Novi Sad gibi kentler yerle bir edildi, uranyum içeren mühimmat kullanıldı, binlerce sivil hayatını kaybetti” dedi. Doğan ayrıca, Afganistan ve Irak işgallerinin de NATO’nun “barış” iddiasını çürüttüğünü savunarak, “Afganistan’da 176 bin sivil öldü, Irak’ta bir milyondan fazla insan hayatını kaybetti. Bu, uluslararası hukukun açık ihlalidir” ifadelerine yer verdi. Ukrayna savaşı üzerinden de eleştirilerini sürdüren Doğan, NATO’nun “Rusya’ya karşı vekalet savaşı yürüttüğünü ve 100 milyar dolarlık silah yardımıyla krizi derinleştirdiğini” ileri sürdü. Son olarak Türkiye’ye yönelik çağrıda bulunan Doğan, “Türkiye acilen NATO’dan ayrılmalı, bölgesel iş birliklerine yönelmelidir. Egemenlik yolunda atılacak en önemli adım budur” değerlendirmesinde bulundu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Türkiye İran için tek yumruk oldu! Haber

Türkiye İran için tek yumruk oldu!

28 Şubat 2026 Cumartesi günü İsrail “önleyici saldırı” başlattığını duyururken, Reuters’ın aktardığı gelişmelerde emperyalist ABD’nin de operasyona eşlik ettiği, Tahran’da patlamalar duyulduğu ve bölgede gerilimin hızla tırmandığı bildirildi. Aynı gün içinde Türkiye’de farklı ideolojik çizgilerden siyasi partiler ile parti liderleri, saldırıları kınayan ve “İran’la dayanışma” çağrısı yapan açıklamalar yayımladı; bazı açıklamalar İncirlik ve Kürecik başta olmak üzere üsler ve Türkiye’nin hava/deniz/kara sahasına ilişkin somut politika talepleriyle dikkat çekti. İsrail “önleyici saldırı” dedi, Reuters ve AP “ABD-İsrail ortak saldırısı” vurgusunu aktardı. Reuters, İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a “pre-emptive” (önleyici) saldırı duyurduğunu, Tahran’da patlamalar duyulduğunu ve ABD’nin askeri eyleminin saldırılara eşlik ettiğinin bildirildiğini yazdı. AP ise Rusya Dışişleri’nin açıklamasını aktarırken, saldırıların “ABD-İsrail” ortaklığıyla yürütüldüğünü ve Moskova’nın bunu “kışkırtılmamış silahlı saldırganlık” olarak nitelediğini bildirdi. Rusya Dışişleri Bakanlığı, saldırıları “kışkırtılmamış silahlı saldırganlık” diye niteledi. AP’nin aktardığına göre Rusya Dışişleri Bakanlığı, 28 Şubat tarihli açıklamasında ABD ve İsrail’i hedef alarak saldırıları “unprovoked act of armed aggression” (kışkırtılmamış silahlı saldırganlık) olarak tanımladı ve bölgesel sonuçlar ile “radyolojik felaket” riskine dikkat çekti. ICAN, nükleer tırmanma riskini öne çıkararak “tamamen sorumsuz” dedi. Nükleer silahsızlanma alanında çalışan Uluslararası Nükleer Silahların Kaldırılması Kampanyası (ICAN), 28 Şubat tarihli resmi açıklamasında saldırıları kınadı; İcra Direktörü Melissa Parke imzasıyla paylaşılan metinde, saldırıların “tamamen sorumsuz” olduğu, tırmanmayı ve nükleer tehlikeyi artırdığı, askeri eylemin durması gerektiği vurgulandı. Türkiye Komünist Partisi, “İran halkının yanındayız” diyerek üslerin kapatılmasını istedi. TKP, resmi sitesindeki “Kahrolsun emperyalizm, kahrolsun siyonizm” başlıklı açıklamada “TKP, bu emperyalist saldırıya karşı İran halkının yanındadır” ifadesini kullandı; metinde “ülkemizdeki ABD üsleri” için kapatma çağrısı yapıldı ve “istihbari desteğin sonlandırılması” talebi yer aldı. Türkiye İşçi Partisi, “hava–deniz–kara sahamız kapatılsın” diyerek NATO üslerinin statüsünü gündeme taşıdı. Cumhuriyet’in aktardığı Türkiye İşçi Partisi açıklamasında “Hava, deniz ve kara sahamız ABD ve İsrail’in doğrudan veya dolaylı kullanımına derhal kapatılmalıdır” denildi; Konya’daki 3. Ana Jet Üssü dahil İran’ı “takip ve tehdit” için kullanıldığı ifade edilen NATO üslerinin statüsünün değiştirilmesi gerektiği savunuldu. HÜDA PAR Dış İlişkiler Başkanı Hüseyin İmir, “dost ve kardeş İran” vurgusuyla bölge ülkelerine çağrı yaptı. HÜDA PAR’ın resmi sitesinde 28 Şubat 2026 12:00 tarih-saat damgasıyla yayımlanan açıklamada Hüseyin İmir imzası yer aldı; metinde saldırı kınanırken bölge ülkelerinin “zorbalığa karşı dayanışma” içinde hareket etmesi gerektiği belirtildi. Haber aktarımı yapan bazı kaynaklar, açıklamada “İran halkının ve devletinin muvaffak olmasını temenni ediyoruz” ifadesinin de yer aldığını aktardı. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, “Kürecik ve İncirlik kapatılmalı” diyerek iktidara çağrı yaptı. TV5’te yer alan habere göre Mahmut Arıkan, ABD ve İsrail’i hedef alan sert ifadelerle saldırıları kınadı ve “Kürecik ve İncirlik” için kapatma çağrısı yaptı; haberde Arıkan’ın sosyal medya paylaşımına da yer verildi. Emek Partisi Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, “İranlı kadınlarla dayanışma” diyerek özellikle Kürecik riskine işaret etti. EMEP’in resmi sitesinde yayımlanan metinde Sevda Karaca imzasıyla “İranlı kadınlara dayanışma duygularımızı iletiyor…” ifadesi yer aldı; açıklamada Türkiye’deki ABD üslerinin rolü tartışılırken “Kürecik Üssü”nün hedef haline gelmesi ihtimali üzerinden bölge halkının tehlike altında olduğu vurgulandı. Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, “İran’a saldırı Türkiye’ye saldırıdır” diyerek İncirlik-Kürecik için “kontrol altına alma” çağrısı yaptı. Doğu Perinçek’in açıklaması, farklı mecralarda alıntılanarak yayımlandı; “İran’a saldırı Türkiye’ye saldırıdır” cümlesinin yanı sıra (alıntı içinde) “Türk Milleti İran’ın yanındadır” ifadesi ve “İncirlik ve Kürecik” için “derhal kontrol altına alınmalı” çağrısı aktarıldı. KKTC’de Bağımsızlık Yolu, “İran halkıyla dayanışma” mesajı yayımladı. Kıbrıs Postası’nın haberine göre Bağımsızlık Yolu, 28/02/26 13:30 yayın saatli metinde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonunu kınadı ve “İran halkıyla dayanışma” vurgusu yaptı; haberde ayrıca artan askeri yığınağın Kıbrıs’ı bölgesel savaşın parçası haline getirdiği savunuldu. İsrail içinden İsrail Komünist Partisi ve Hadaş, saldırıyı “İsrail–ABD saldırganlığı” diye niteleyip karşı çıkış çağrısı yaptı. Haber.sol’un 28 Şubat 2026 15:25 zaman damgalı aktarımında, İsrail Komünist Partisi ile Barış ve Eşitlik için Demokratik Cephe’nin (Hadaş) açıklamasında İsrail ve ABD ortaklığının kınandığı, saldırganlığa karşı ses yükseltme ve mücadeleyi büyütme çağrısı yapıldığı belirtildi. Pakistan’dan Bilawal Bhutto-Zardari, Maleeha Lodhi, Sirajul Haq, Raja Nasir Abbas ve Fatima Bhutto’dan “egemenlik” ve “meşru müdafaa” eksenli çıkışlar geldi. Dawn’ın 28 Şubat tarihli derlemesinde Pakistan’dan çok sayıda siyasi figür ve aktivistin tepkisi aktarıldı. Haberde Pakistan Peoples Party Başkanı ve eski dışişleri bakanı Bilawal Bhutto-Zardari’nin saldırıyı kınadığı ve İran’ın egemenliği/toprak bütünlüğü vurgusu yaptığı; eski büyükelçi Maleeha Lodhi’nin Pakistan’ın “gecikmeden” kınama ve dayanışma göstermesi gerektiğini belirttiği; Jamaat-e-Islami Pakistan eski emiri Sirajul Haq’un saldırıyı sert ifadelerle eleştirdiği; Majlis Wahdat-i-Muslimeen lideri ve Senato muhalefet lideri Raja Nasir Abbas’ın BM Şartı md. 51 çerçevesinde “meşru müdafaa” değerlendirmesi yaptığı; yazar/aktivist Fatima Bhutto’nun ise İran’ın kendini savunma hakkını öne çıkaran güçlü ifadeler paylaştığı yer aldı. Ortak çizgi, “dayanışma” ile “Türkiye’nin rolü” tartışmasını aynı cümlede buluşturdu. 28 Şubat günündeki Türkiye merkezli açıklamalarda en sık tekrar eden iki başlık öne çıktı: İran halkıyla dayanışma ve saldırıların Türkiye’yi de içine çekebileceği uyarısı. TKP’nin “ABD üsleri kapatılsın” çağrısı, TİP’in “hava–deniz–kara sahası kapatılsın” talebi, HÜDA PAR ve Saadet Partisi’nin “bölge ülkeleri ortak tutum alsın / Kürecik–İncirlik” vurguları, EMEP’in “Kürecik nedeniyle bölge halkı tehlikede” uyarısı ve Vatan Partisi’nin “kontrol altına alma” çıkışı, günün siyasal dilinde aynı eksende birleşti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

“Kaçırıldı” iddiası dünyayı gerdi: Çin’den ABD’ye sert çıkış Haber

“Kaçırıldı” iddiası dünyayı gerdi: Çin’den ABD’ye sert çıkış

ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri müdahalede bulunduğu ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro ile eşini zorla alıkoyduğu iddialarının ardından Çin yönetimi sert tepki gösterdi. Pekin, bu adımların uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve bölgesel barışı tehdit ettiğini savunurken, gelişmeler dünya kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Çin’den egemenlik vurgusu Çin hükümeti, ABD’nin Venezuela’daki müdahalesine karşı çıkarak Maduro’nun derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu ve dış müdahaleyle bir ülkenin liderinin zorla görevden alınmasının “tehlikeli bir emsal” oluşturacağını belirtti. Uluslararası tepkiler büyüyor ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırı ve müdahalesi birçok ülke tarafından farklı şekillerde yorumlandı; bazı hükümetler gelişmelerden “derin endişe” duyduklarını açıklarken, bölgedeki olası insani kriz ihtimali de gündeme geldi. Kriz küresel gerilimi tırmandırabilir Uzmanlar, Washington’un attığı adımların yalnızca Venezuela ile sınırlı kalmayabileceğini, özellikle petrol ve jeopolitik çıkarlar nedeniyle ABD ile Çin arasında yeni gerilim başlıkları doğurabileceğini değerlendiriyor. Belirsizlik sürüyor Yaşananların ardından uluslararası toplumun nasıl bir yol izleyeceği merak edilirken, krizin diplomatik mi yoksa daha sert adımlarla mı ilerleyeceği henüz netlik kazanmış değil. Ancak gelişmeler, küresel siyasette yeni bir kırılma ihtimalini güçlendiriyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

ABD, Venezuela’ya karşı iki cepheli bir savaş yürütmektedir! Haber

ABD, Venezuela’ya karşı iki cepheli bir savaş yürütmektedir!

Anti-Emperyalist Akademisyenler Kolektifi (AISC), 3 Ocak 2026’da gerçekleşen ABD müdahalesini yalnızca bir lider hedef alma eylemi olarak değil; Amerika kıtasındaki anti-emperyalist birikime ve egemen kalkınma projelerine yönelmiş tarihsel bir kırılma anı olarak tanımlıyor. 3 Ocak 2026’da ABD’nin Caracas’ta yürüttüğü ve Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ile eşi Cilia Flores’in ABD gözetimine alındığı bildirilen operasyon, “askeri başarı” anlatısı ile “egemenliğe saldırı” tezi arasında sert bir ideolojik fay hattı üretti. Reuters, operasyonun aylar süren hazırlıkla, istihbarat ve özel kuvvet unsurlarının birlikte kullanıldığı yüksek ölçekli bir planlama sonucu gerçekleştirildiğini yazdı. AISC ise yayımladığı “Kırmızı Kağıt” metninde bunu, ABD emperyalizmi ile Venezuela’nın egemenlik iddiası arasındaki varoluşsal çatışmanın yeni perdesi olarak tarif ediyor. Bu olayın nasıl adlandırıldığı, meselenin kendisi kadar belirleyici. ABD cephesinde “yakalama” ve “hukuk” vurgusu öne çıkarken, AISC ve Venezuelanalysis çevresi “kaçırma” kavramında ısrar ediyor. Çünkü tartışmayı kişilerden çok, devletlerin egemenlik kapasitesine odaklıyorlar. Trump’ın Truth Social üzerinden yaptığı “yakalandılar, ülke dışına çıkarıldılar” paylaşımı da bu söylem savaşının bir parçası. İki dilin kesiştiği yer ise uluslararası hukuk ve meşruiyet tartışması. AISC’ye göre hedef alınan şey, “Venezuela halkı” gibi soyut bir kategori değil; ülkenin petrol gelirlerinin yönünü ve dış ittifaklarını belirleme iradesine sahip Bolivarcı devlet yapısıdır. AISC metninin omurgası nettir: ABD, Venezuela’ya karşı iki cepheli bir savaş yürütmektedir. Birincisi, Amerika kıtasındaki devrimci ve anti-emperyalist projeleri geriletme çabasıdır. İkincisi ise, çok merkezli dünya düzenini güçlendiren Çin–Rusya–İran gibi ittifak hatlarını zayıflatma girişimidir. Bu yaklaşım, Venezuela’yı yalnızca bir “iç siyaset” meselesi olmaktan çıkarıp, küresel enerji, mineral ve finans akışlarının merkezine yerleştirir. Tam da bu nedenle metin, “Venezuela bir diktatörlük mü?” sorusunun, sahadaki gerçek güç ilişkilerini görünmez kılarak emperyal müdahaleye zemin hazırladığını savunur. AISC’ye göre bu tür meşruiyet tartışmaları, çoğu zaman müdahaleyi normalleştiren bir ideolojik araç haline gelir. Metnin en yoğunlaştığı kavram ise “kaynak egemenliği”dir. Venezuela’nın petrol zenginliğini küresel şirketlerin denetiminden çıkarıp ulusal kalkınma ve sosyal programlara yönlendirme iradesi, ABD’nin tarihsel çıkarlarıyla doğrudan çatışmaktadır. AISC, yaptırımların “insani” değil, bilinçli bir ekonomik savaş aracı olduğunu vurgular. 2013–2020 yılları arasında yaşanan derin ekonomik daralma, kamu sağlığı üzerindeki yıkıcı etkiler ve kitlesel göç dalgaları bu çerçevede ele alınır. Bu noktada operasyonun kendisi de ekonomik jeopolitiğin diliyle okunur. Reuters’in aktardığı ölçek ve hazırlık düzeyi, bunun tek seferlik bir “lider yakalama” olmadığını düşündürmektedir. Bir devlet başkanını hedef almak, aynı zamanda o devletin petrol anlaşmalarını, dış politika yönelimlerini ve iç güç dengelerini de hedef almak anlamına gelir. AISC metni, Venezuela’daki komünleri ve halk temelli örgütlenmeleri, klasik bir “sosyal politika” başlığı altında değil; ulusal savunmanın maddi ve örgütsel zemini olarak ele alır. Gıda egemenliği, yerel üretim, dayanışma ağları ve devlet-toplum koordinasyonu, yaptırımların aşındırıcı etkisine karşı bir direnç hattı olarak sunulur. Bu bakış açısında egemenlik, yalnızca sınır çizgileriyle değil; bütçe tercihleri, enerji akışları, sağlık hizmetleri ve toplumsal örgütlenme kapasitesiyle ölçülür. Operasyon sonrası Venezuela iç siyasetinde “kontrol kimde?” sorusu daha da görünür hale geldi. Financial Times, İçişleri Bakanı Diosdado Cabello’nun Maduro’nun “New York’ta savaş tutsağı” olduğunu söylediğini, buna karşılık geçici liderlik çizgisinin devlet işleyişini sürdürme mesajı verdiğini aktardı. Bu tablo, AISC’nin temel tezini güçlendiriyor: Liderin yokluğu üzerinden yürütülen meşruiyet tartışmaları, ya daha sert bir güvenlikçi hatta ya da dış baskıyla şekillenen “uzlaşma” senaryolarına kapı aralayabilir. AISC’nin “Kırmızı Kağıt” metni, yalnızca bir analiz değil; açık bir siyasal çağrıdır. Başkan Maduro ve Cilia Flores’in serbest bırakılması, ABD yaptırımlarının kaldırılması ve Venezuela egemenliğinin tanınması talep edilir. Metnin asıl uyarısı ise şudur: Eğer bu olay yalnızca bir “rejim” tartışmasına indirgenirse, emperyal güç kullanımının normalleşmesi gözden kaçırılır. Katılalım ya da katılmayalım, AISC’nin iddiası nettir: Bugün Venezuela’da test edilen şey, yarın başka bir ülkenin egemenliğine uygulanabilecek bir şablondur. HABER: Azra Yılmaz haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.