SON DAKİKA

#Egemenlik

HABER DEĞER - Egemenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Egemenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kılıçdaroğlu'ndan kuruluş yıl dönümünde kararlı mesajlar: "CHP makamla satın alınamaz" Haber

Kılıçdaroğlu'ndan kuruluş yıl dönümünde kararlı mesajlar: "CHP makamla satın alınamaz"

"9 Eylül Türk Ulusunun 'Ben varım' dediği gündür" CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu; Parti Meclisi üyeleri, milletvekilleri, Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri, il başkanları, il kadın kolları başkanları ve il gençlik kolları başkanlarının katılımıyla gerçekleştirilen "Geçmişin Değerlendirilmesi ve Gelecek Vizyonunun Tespiti" başlıklı toplantıda başkanlık göreviyle bir konuşma yaptı. Partinin tarihsel köklerine ve kuruluş felsefesine dikkat çeken Kılıçdaroğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Bugün bir milletin ayağa kalkışını, bir devletin yeniden kuruluşunu ve büyük bir ülkünün siyaset sahnesindeki temsilini selamlıyoruz. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nin kuruluş ruhunu selamlıyoruz. Bugün Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde emperyalizme karşı ayağa kalkan Türk milletinin iradesini selamlıyoruz. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi'nin hikayesi bir tabela ile başlamadı. Bir makam odasında başlamadı. Bir kişinin şahsi ikbali için kurulmadı... Kökleri Sivas'tadır. Kökleri Erzurum'dadır. Kökleri Kuvayımilliye'dedir 9 Eylül bizim için yalnızca bir kuruluş tarihi değildir. 9 Eylül bir ulusun, Türk ulusunun ‘ben varım’ dediği gündür." "Komşularımızla barış isteriz ama bağımsızlığımızdan vazgeçmeyiz" Dış politika ve egemenlik anlayışına da değinen Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin ulusal çıkarlarından ve bağımsızlığından ödün vermeyeceğini belirterek şunları kaydetti: "Biz komşularımızla barış isteriz, barış içinde yaşamak isteriz. Ama Türkiye'nin haklarından vazgeçerek değil. Biz dünyayla iş birliği isteriz. Ama bağımsızlığımızdan vazgeçmeyiz. Biz güçlü ittifaklar isteriz. Ama başkasının taşeronu olarak değil, kendi kararını verebilen egemen güçlü bir devlet olarak isteriz ki Türkiye'nin dostu çok olsun ama Türkiye'nin sahibi yalnızca ve yalnızca Türk milleti olsun." Sınırlar ötesinde macera aramadıklarını ancak içeride hiçbir tehdide boyun eğmeyeceklerini vurgulayan Kılıçdaroğlu, vatanın ve milletin bir bütün olduğunu dile getirdi. "Cumhuriyet Halk Partisi satın alınamaz" Partinin hiçbir şahsa veya makama mülk olamayacağının altını çizen CHP lideri, satın alınabilirlik iddialarına ve gafillere şu sert sözlerle tepki gösterdi: "Cumhuriyet Halk Partisi satın alınamaz. Rahmetli Baykal da söyledi. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi'nin değeri parayla ölçülemez. Gafiller bunu çok iyi bilmeli, Cumhuriyet Halk Partisi makamla satın alınamaz. Menfaatle satın alınamaz, korkuyla satın alınamaz. Baskıyla satın alınamaz. Çünkü bu partinin mayasında Kuvayımilliye'nin ruhu vardır... Hiç kimse, hiç kimse bu partinin 100 yıllık tarihini kendi kişisel hesabına teslim edemez. Hiç kimse Cumhuriyet Halk Partisi'ni kendi makamının mülkü addedemez. Çünkü bu parti hiç kimsenin mülkü değildir. Bu parti milletindir." "Bizim mücadelemiz koltuk mücadelesi değildir" Geçmişteki hatalardan ders çıkarılması gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, parti içi birlik çağrısı yaparak sözlerini şöyle tamamladı: "Elbette bizim de hatalarımız oldu. Elbette yanlışlarımız oldu. Elbette birbirimizi kırdığımız zamanlarda oldu. Bunlardan ders çıkaracağız. Birbirimizi düşmanlaştırmayacağız. Çünkü biz aynı çınarın dallarıyız... Sevgili dostlarım bizim mücadelemiz koltuk mücadelesi değildir. Bizim mücadelemiz yoksulluğu yenme mücadelesidir. Hukuksuzluğu yenme mücadelesidir. Yolsuzluğu yenme mücadelesidir. Liyakatsizliği yenme mücadelesidir. Halkın üstüne karabasan gibi çöken umutsuzluğu yenme mücadelesidir. Ve bağımlılığı yenme mücadelesidir." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Tel Aviv alarmda: Eski İstihbarat Başkanı'ndan Türkiye uyarısı Haber

Tel Aviv alarmda: Eski İstihbarat Başkanı'ndan Türkiye uyarısı

Türkiye'nin bölgesel denklemde ağırlığını artırması ve stratejik hamleler yapması Tel Aviv yönetiminde dikkatle takip ediliyor. Konuya ilişkin İsrail basınına yansıyan değerlendirmelerde, Ankara'nın artan gücüne karşı Tel Aviv'in rehavete kapılmaması gerektiği vurgulandı. Suriye'de değişen dengeler İsrail'de yayımlanan "Maariv" gazetesine demeç veren Eski İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Meir Ben-Shabbat, Türkiye'nin Orta Doğu'nun lider gücü olmak adına bölgesel değişimlerden yararlandığını ifade etti. Baas rejiminin çöküşü ve İran'ın askeri varlığının sahadan çekilmesinin ardından Türkiye'nin Suriye'de başat aktör konumuna yükseldiğini belirten Ben-Shabbat, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Ankara, yeni Suriye ordusunu finanse edip eğiterek, enerji ve ulaşım altyapısı kurarak ve daha pek çok hamleyle bölgedeki yerini daha da sağlamlaştırıyor." Mekke Anlaşması Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos tarihinde imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na da dikkat çeken Ben-Shabbat, bu ittifakın Washington'a tam bağımlı olmaksızın karşılıklı savunma ve bölgesel istikrar hedeflediğini, aynı zamanda Türkiye'yi diplomatik ve askeri liderlik konumuna taşıdığını kaydetti. Öte yandan, Türkiye'nin Mavi Vatan doktrini çerçevesindeki Doğu Akdeniz hedeflerinin; İsrail'in Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile kurduğu ittifaklar ile Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) gibi projelerle çeliştiğini savunan Ben-Shabbat, bu durumun kalıcı deniz yetki alanı ve egemenlik sürtüşmelerine zemin hazırladığını dile getirdi. "Türkiye ile İran bir tutulmamalı" İsrail'in güvenlik politikalarında Türkiye ile İran'ı aynı kefeye koymaması gerektiğini belirten Ben-Shabbat, her iki ülkenin farklı dinamiklere sahip olduğunu ifade etti. Tel Aviv'in güvenlik marjlarını koruması gerektiğini belirten Ben-Shabbat, şu uyarılarda bulundu: "Güvenliğimizi başka herhangi bir tarafın ellerine bırakmamalıyız. Güvenlik marjlarımızı korumalı, somut kazanımları şu ya da bu kağıt parçasıyla değiş tokuş etmemeli ve bir anlaşmanın her an geri alınabilir olduğunu anlamalıyız." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Tahran'dan Washington mesajı: "Ulusal çıkarlar gözetilirse müzakereler başlayabilir" Haber

Tahran'dan Washington mesajı: "Ulusal çıkarlar gözetilirse müzakereler başlayabilir"

İran Dışişleri Bakanlığı ve Müzakere Heyeti Sözcüsü İsmail Bekayi, başkent Tahran'da düzenlediği haftalık basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Arabulucu ülkelerin İran'a bazı mesajlar ilettiğini aktaran Bekayi, "Ulusal çıkarlarımız gözetildiği takdirde ABD ile müzakerelerin yeniden başlaması mümkün. Ya müzakere ya savaş, ya diplomasi ya savaş ikilemi ülkemize fayda sağlamamakta. İran, bazı durumlarda savunma araçlarıyla, bazı durumlarda ise diplomasi yoluyla çıkarlarını korumakta" ifadelerini kullandı. Hürmüz Boğazı'nda egemenlik vurgusu Hürmüz Boğazı'na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bekayi, boğaz üzerindeki egemenlik hakkının pazarlık konusu olmayacağını vurguladı. Bekayi, "Hürmüz Boğazı üzerinde, aldığımız tedbirlerle egemenlik tesis etmeye kararlıyız. Hürmüz Boğazı'nın İran'ın milli güvenliğini tehdit etmek amacıyla kullanılmasına izin vermemeliyiz" dedi. Mutabakat ve bölgesel temaslar İran ile ABD arasında imzalanan mutabakat metnindeki hükümlerin yoruma açık olmadığını ve ABD'nin taahhütlerini bozması için hiçbir bahane bulunmadığını söyleyen Sözcü, ABD'nin yükümlülüklerini yerine getirmediğinin anlaşılması halinde İran'ın da üzerine düşeni yerine getirmeyeceğini daha önce dile getirdiklerini hatırlattı. Bekayi ayrıca, İran İçişleri Bakanı İskender Mumini'nin Pakistan ziyaretine değinerek, temaslarda sadece iki ülke yetkililerinin katılacağı görüşmelerde ilgili bakanlıkların görev sorumluluklarıyla alakalı konuların ele alınacağını kaydetti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Devlet Bahçeli'den Avrupa’ya sert çıkış: "Avrupa bize istikamet çizemez" Haber

Devlet Bahçeli'den Avrupa’ya sert çıkış: "Avrupa bize istikamet çizemez"

Avrupa'nın Türkiye'ye yönelik tutumunu "vesayet hevesi" olarak nitelendiren Bahçeli, Türkiye'nin dış aktörlerin telkinleriyle hizaya getirilemeyeceğini vurguladı. "Avrupa bize istikamet çizemez" Avrupa Birliği'nin Türkiye raporu üzerinden ülkeye "ayar çekmeye" çalıştığını belirten Bahçeli, AB'nin kendi içindeki güvenlik ve savunma zaafiyetlerine dikkat çekerek Türkiye'nin egemenlik haklarına vurgu yaptı. Bahçeli, "AB hangi akılla bize ayar çekiyor? Avrupa bize istikamet çizemez" ifadelerini kullanarak Türkiye'nin kendi yolunu kendi iradesiyle tayin ettiğinin altını çizdi. "Türk Milletine biçim verecek terzi daha anasının karnından doğmamıştır" Türkiye'nin bölgesel ağırlığına işaret eden Bahçeli, Avrupa'nın Türkiye'ye yönelik eleştirilerini "eğri cetvelle çizilmiş bir metin" olarak tanımladı. MHP Lideri, dışarıdan biçim verilmeye çalışılan bir Türkiye algısının kabul edilemeyeceğini şu sözlerle dile getirdi: "Gaflet uykusundan hülyalara dalanlar iyi duysun. Kin nöbetinde bekleyenler kulağını açsın ve işitsin. Türk milletine biçim verecek terzi daha anasının karnından doğmamıştır." Yargı ve Ülkü Ocaklarına yönelik mesajlar Raporun yargı erkini hedef alan kısımlarına sert tepki gösteren Bahçeli, "Yüce Türk yargısı, Brüksel salonlarında yazılan raporların himayesinde karar vermez" diyerek yargı bağımsızlığını savundu. Ayrıca raporda yer alan Ülkü Ocaklarına yönelik suçlamaları da "eski bir husumetin yeni kılığa sokulmuş hâli" olarak nitelendirdi. Bahçeli, Ülkü Ocaklarını şu sözlerle savundu: "Ülkü Ocakları dik başlı değil, başı dik Anadolu çocuklarının yurdudur. Bilinsin ki Ülkü Ocakları, Türk milletinin üç bin yıllık yürüyüşünü genç yüreklerde diri tutan, irfanı imanla, cesareti ahlakla kavuşturan kutlu bir mekteptir." "Türkiye'nin egemenlik sahasına itiraz etmeye kalkışanın alnını karşılarız" Mavi Vatan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) konusundaki kararlı tutumunu yineleyen Bahçeli, bölgedeki jeopolitik çıkarların korunacağını belirtti. Türkiye'nin denizlerdeki haklarının müzakere edilemeyeceğini vurgulayan Bahçeli, "Türkiye'nin egemenlik sahasına itiraz etmeye kalkışanın alnını karşılarız. Türk milletine kafa tutmaya çalışanların kafalarına vura vura kim olduğumuzu öğretiriz" diyerek net bir uyarıda bulundu. "Siyonist merkezin bir günde barış meleğine fönüşmeyeceği unutulmamalı" ABD ve İran arasında İsviçre'de yürütülen mutabakat görüşmelerine değinen Bahçeli, bölgesel istikrarın önemine işaret etti. Siyonist rejimin barış yanlısı bir tutum sergilemeyeceğine dair şüphelerini dile getiren Bahçeli, sürecin dikkatle takip edilmesi gerektiğini, "Lübnan'da işgal altında olmayan bölgelerdeki saldırıların İsrail tarafından durdurulmasına yönelik gelişmelere elbette değer veriyoruz. Ancak bölgeyi kan gölüne çeviren Siyonist tedhiş merkezinin bir günde barış meleğine dönüşmeyeceği de unutulmamalıdır" sözleriyle ifade etti. "İstikrar, ahlak ve refah temelli kalkınma vizyon belgesi" Konuşmasının sonunda partisinin 800 sayfalık yeni kalkınma vizyon belgesini tanıtan Bahçeli, Türkiye'nin lider ülke olma hedefindeki kararlılığını yineledi. Belgenin omurgasını oluşturan kavramları açıklayan Bahçeli, "İstikrar, Ahlak ve Refah. Bu üç esas, Türkiye'nin kalkınma iradesini ayakta tutacak üç ana direktir. Bizim kalkınma anlayışımız, iktisat biliminin grafik ve tablolarına sığmayacak kadar derin, milletimizin istikbalini küresel piyasaların insafına bırakmayacak kadar Türk milliyetçisidir" sözleriyle vizyonunu paylaştı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

KKTC Dışişleri Bakanlığı AP raporuna tepki gösterdi Haber

KKTC Dışişleri Bakanlığı AP raporuna tepki gösterdi

Bakanlık, söz konusu rapordaki ifadelerin taraflı olduğunu ve gerçeklerden kopuk bir yapı sergilediğini belirterek, Kıbrıs Türk halkının haklarını yok sayan tüm ithamları bütünüyle reddettiğini duyurdu. KKTC'nin egemenlik vurgusu Bakanlık açıklamasında, raporda Kıbrıs Türk halkının yalnızca "adanın meşru bir topluluğu" olarak tanımlanması ve Türkiye'ye Kıbrıslı Türklere "siyasi alan açması" yönündeki çağrıların kesinlikle kabul edilemez olduğu ifade edildi. Halkın demokratik iradesiyle kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kendi geleceğini tayin etme hakkına sahip, egemen ve bağımsız bir devlet olduğunun altı çizildi. Federasyon dayatması gerçekçi değil Avrupa Parlamentosu'nun federasyon modelini tek çözüm olarak dayatmasının Ada'daki fiili gerçeklerle örtüşmediğine dikkat çekilen açıklamada, Rum tarafının uzlaşmaz tutumu nedeniyle tüketilmiş bir modelin yeniden gündeme getirilmesinin bir katkı sunmayacağı belirtildi. Bakanlık, kalıcı ve adil bir çözümün ancak Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün kabul edilmesiyle mümkün olabileceğini kaydetti. AB'nin tarafsızlığı sorgulandı Raporda yer alan yeni bir Kıbrıs Özel Temsilcisi atanması çağrısını yersiz bulan Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs Türk halkının haklarını yıllardır görmezden gelen Avrupa Birliği'nin "tarafsız" bir aktör olarak sürece katkı sağlama iddiasının inandırıcılıktan uzak olduğunu vurguladı. Açıklamada, Avrupa Birliği'nin 2004 yılından bu yana halka yönelik izolasyonları kaldırma taahhüdünü yerine getirmediği, buna karşılık Rum tarafının uzlaşmazlığını ödüllendirdiği hatırlatıldı. Bakanlık, AB kurumlarını tek taraflı siyasi yaklaşımlar yerine, Ada'daki mevcut gerçekleri temel alan, hakkaniyetli ve dengeli bir tutum benimsemeye davet etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Çin: Japonya geçmişiyle yüzleşmeli, provokasyondan kaçınmalı Haber

Çin: Japonya geçmişiyle yüzleşmeli, provokasyondan kaçınmalı

Çin’den Japonya’ya “tarihsel sorumluluk” hatırlatması Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı dönemindeki geçmişine işaret ederek, bölgedeki ülkeler karşısında tarihsel sorumluluk taşıdığını vurguladı. Açıklamada, Japonya’nın askeri hamlelerle öne çıkmak yerine geçmişiyle yüzleşmesi ve güvenlik politikalarında daha dikkatli davranması gerektiği ifade edildi. “Asya-Pasifik’in ihtiyacı barış” mesajı Pekin yönetimi, ABD ve Filipinler’in öncülüğünde gerçekleştirilen tatbikata ilişkin değerlendirmesinde, tek taraflı askeri güç kullanımının zararlarının artık açıkça görüldüğünü belirtti. Çin, Asya-Pasifik bölgesinin en büyük ihtiyacının barış ve istikrar olduğunu vurgulayarak, dış güçlerin dahil olduğu askeri faaliyetlerin bölünme ve cepheleşmeyi artırabileceği uyarısında bulundu. Tatbikata geniş katılım dikkat çekti 20 Nisan-8 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen Balikatan tatbikatı, Güney Çin Denizi çevresinde gerçekleştiriliyor. Tatbikata: ABD ve Filipinler’in yanı sıraAvustralya, Yeni Zelanda, Fransa ve Kanada katılırken, Japonya da 3 savaş gemisi, 2 uçak ve 1400 personelle bugüne kadarki en geniş katılımını sağladı. Tayvan Boğazı gerilimi tırmandırdı Öte yandan, Japonya’ya ait bir savaş gemisinin tatbikat öncesi Tayvan Boğazı’ndan geçmesi, Çin’in tepkisini daha da artırdı. Pekin yönetimi bu geçişi, egemenlik ve güvenliğe yönelik bir tehdit olarak değerlendirerek Tokyo’ya diplomatik kanallardan protesto iletti. Son dönemde Japonya’nın Tayvan’a yönelik olası askeri müdahaleyi gündeme getiren açıklamaları da Çin ile ilişkilerde tansiyonu yükseltti. Pekin, bu tür adımların bölgesel istikrarı zedeleyebileceği uyarısını yinelerken, taraflara itidal ve diyalog çağrısı yaptı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İran: Kontrol sonsuza kadar bizde kalacak Haber

İran: Kontrol sonsuza kadar bizde kalacak

İran cephesinden dikkat çeken bir açıklama geldi. İranlı sözcü Telayi Nik, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün “sonsuz” şekilde İran’da kalacağını ifade etti. “Hürmüz Boğazı İran’ın elinde kalacak” Telayi Nik yaptığı açıklamada, “Hürmüz Boğazı’nın kontrolü sonsuza kadar İran’ın ve bölgenin elinde kalacak” dedi. Bu sözler, enerji ve deniz ticareti açısından kritik öneme sahip boğaz üzerindeki egemenlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. ABD ve İsrail’e sert mesaj İranlı yetkili, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’daki sistemi zayıflatma girişimlerinin başarısız olduğunu savundu. Telayi Nik, bu sürecin İran’ı daha güçlü hale getirdiğini öne sürdü. “Gelişmiş uçaklar zarar gördü” iddiası Açıklamada, çatışmalar sırasında karşı tarafın gelişmiş hava araçlarının zarar gördüğü ve yok edildiği de iddia edildi. Ancak bu iddialara ilişkin bağımsız kaynaklardan doğrulama yapılmış değil. Bölgesel gerilim sürüyor Hürmüz Boğazı, küresel petrol taşımacılığının önemli bir kısmının geçtiği stratejik bir geçiş noktası olarak öne çıkıyor. Bu nedenle bölgeden gelen açıklamalar, uluslararası piyasalar ve diplomasi açısından yakından takip ediliyor. Müzakerelerle çelişen sert ton İslamabad’da devam eden ABD-İran görüşmeleri sürerken gelen bu açıklama, sahadaki sert söylemin diplomatik süreçle nasıl ilerleyeceğine dair soru işaretleri doğurdu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Aydoğan Doğan: NATO bir terör örgütüdür! Haber

Aydoğan Doğan: NATO bir terör örgütüdür!

İnsan hakları aktivisti ve siyasetçi Aydoğan Doğan, sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımla NATO’ya yönelik eleştirilerde bulundu. Doğan, paylaşımında NATO’yu “emperyalizmin legal terör örgütü” olarak nitelendirdi ve örgütün tarih boyunca “sivil hedefleri vurduğunu, uluslararası hukuku ihlal ettiğini” savundu. Doğan paylaşımında, “NATO, bir savunma ittifakı maskesi altında faaliyet gösteren, küresel ölçekte terör eylemleri düzenleyen bir örgüttür” ifadelerini kullanarak, örgütün kuruluşundan bu yana ABD öncülüğünde birçok ülkeye müdahale ederek işgal ettiğini ya da işgale hazırladığını iddia etti. Aydoğan Doğan, özellikle 1999’daki Yugoslavya bombardımanı ve 2011’deki Libya operasyonunu örnek göstererek, bu müdahalelerin “binlerce sivilin ölümüne yol açtığını” belirtti. Doğan, “78 gün süren bombardımanda Belgrad ve Novi Sad gibi kentler yerle bir edildi, uranyum içeren mühimmat kullanıldı, binlerce sivil hayatını kaybetti” dedi. Doğan ayrıca, Afganistan ve Irak işgallerinin de NATO’nun “barış” iddiasını çürüttüğünü savunarak, “Afganistan’da 176 bin sivil öldü, Irak’ta bir milyondan fazla insan hayatını kaybetti. Bu, uluslararası hukukun açık ihlalidir” ifadelerine yer verdi. Ukrayna savaşı üzerinden de eleştirilerini sürdüren Doğan, NATO’nun “Rusya’ya karşı vekalet savaşı yürüttüğünü ve 100 milyar dolarlık silah yardımıyla krizi derinleştirdiğini” ileri sürdü. Son olarak Türkiye’ye yönelik çağrıda bulunan Doğan, “Türkiye acilen NATO’dan ayrılmalı, bölgesel iş birliklerine yönelmelidir. Egemenlik yolunda atılacak en önemli adım budur” değerlendirmesinde bulundu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Türkiye İran için tek yumruk oldu! Haber

Türkiye İran için tek yumruk oldu!

28 Şubat 2026 Cumartesi günü İsrail “önleyici saldırı” başlattığını duyururken, Reuters’ın aktardığı gelişmelerde emperyalist ABD’nin de operasyona eşlik ettiği, Tahran’da patlamalar duyulduğu ve bölgede gerilimin hızla tırmandığı bildirildi. Aynı gün içinde Türkiye’de farklı ideolojik çizgilerden siyasi partiler ile parti liderleri, saldırıları kınayan ve “İran’la dayanışma” çağrısı yapan açıklamalar yayımladı; bazı açıklamalar İncirlik ve Kürecik başta olmak üzere üsler ve Türkiye’nin hava/deniz/kara sahasına ilişkin somut politika talepleriyle dikkat çekti. İsrail “önleyici saldırı” dedi, Reuters ve AP “ABD-İsrail ortak saldırısı” vurgusunu aktardı. Reuters, İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a “pre-emptive” (önleyici) saldırı duyurduğunu, Tahran’da patlamalar duyulduğunu ve ABD’nin askeri eyleminin saldırılara eşlik ettiğinin bildirildiğini yazdı. AP ise Rusya Dışişleri’nin açıklamasını aktarırken, saldırıların “ABD-İsrail” ortaklığıyla yürütüldüğünü ve Moskova’nın bunu “kışkırtılmamış silahlı saldırganlık” olarak nitelediğini bildirdi. Rusya Dışişleri Bakanlığı, saldırıları “kışkırtılmamış silahlı saldırganlık” diye niteledi. AP’nin aktardığına göre Rusya Dışişleri Bakanlığı, 28 Şubat tarihli açıklamasında ABD ve İsrail’i hedef alarak saldırıları “unprovoked act of armed aggression” (kışkırtılmamış silahlı saldırganlık) olarak tanımladı ve bölgesel sonuçlar ile “radyolojik felaket” riskine dikkat çekti. ICAN, nükleer tırmanma riskini öne çıkararak “tamamen sorumsuz” dedi. Nükleer silahsızlanma alanında çalışan Uluslararası Nükleer Silahların Kaldırılması Kampanyası (ICAN), 28 Şubat tarihli resmi açıklamasında saldırıları kınadı; İcra Direktörü Melissa Parke imzasıyla paylaşılan metinde, saldırıların “tamamen sorumsuz” olduğu, tırmanmayı ve nükleer tehlikeyi artırdığı, askeri eylemin durması gerektiği vurgulandı. Türkiye Komünist Partisi, “İran halkının yanındayız” diyerek üslerin kapatılmasını istedi. TKP, resmi sitesindeki “Kahrolsun emperyalizm, kahrolsun siyonizm” başlıklı açıklamada “TKP, bu emperyalist saldırıya karşı İran halkının yanındadır” ifadesini kullandı; metinde “ülkemizdeki ABD üsleri” için kapatma çağrısı yapıldı ve “istihbari desteğin sonlandırılması” talebi yer aldı. Türkiye İşçi Partisi, “hava–deniz–kara sahamız kapatılsın” diyerek NATO üslerinin statüsünü gündeme taşıdı. Cumhuriyet’in aktardığı Türkiye İşçi Partisi açıklamasında “Hava, deniz ve kara sahamız ABD ve İsrail’in doğrudan veya dolaylı kullanımına derhal kapatılmalıdır” denildi; Konya’daki 3. Ana Jet Üssü dahil İran’ı “takip ve tehdit” için kullanıldığı ifade edilen NATO üslerinin statüsünün değiştirilmesi gerektiği savunuldu. HÜDA PAR Dış İlişkiler Başkanı Hüseyin İmir, “dost ve kardeş İran” vurgusuyla bölge ülkelerine çağrı yaptı. HÜDA PAR’ın resmi sitesinde 28 Şubat 2026 12:00 tarih-saat damgasıyla yayımlanan açıklamada Hüseyin İmir imzası yer aldı; metinde saldırı kınanırken bölge ülkelerinin “zorbalığa karşı dayanışma” içinde hareket etmesi gerektiği belirtildi. Haber aktarımı yapan bazı kaynaklar, açıklamada “İran halkının ve devletinin muvaffak olmasını temenni ediyoruz” ifadesinin de yer aldığını aktardı. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, “Kürecik ve İncirlik kapatılmalı” diyerek iktidara çağrı yaptı. TV5’te yer alan habere göre Mahmut Arıkan, ABD ve İsrail’i hedef alan sert ifadelerle saldırıları kınadı ve “Kürecik ve İncirlik” için kapatma çağrısı yaptı; haberde Arıkan’ın sosyal medya paylaşımına da yer verildi. Emek Partisi Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, “İranlı kadınlarla dayanışma” diyerek özellikle Kürecik riskine işaret etti. EMEP’in resmi sitesinde yayımlanan metinde Sevda Karaca imzasıyla “İranlı kadınlara dayanışma duygularımızı iletiyor…” ifadesi yer aldı; açıklamada Türkiye’deki ABD üslerinin rolü tartışılırken “Kürecik Üssü”nün hedef haline gelmesi ihtimali üzerinden bölge halkının tehlike altında olduğu vurgulandı. Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, “İran’a saldırı Türkiye’ye saldırıdır” diyerek İncirlik-Kürecik için “kontrol altına alma” çağrısı yaptı. Doğu Perinçek’in açıklaması, farklı mecralarda alıntılanarak yayımlandı; “İran’a saldırı Türkiye’ye saldırıdır” cümlesinin yanı sıra (alıntı içinde) “Türk Milleti İran’ın yanındadır” ifadesi ve “İncirlik ve Kürecik” için “derhal kontrol altına alınmalı” çağrısı aktarıldı. KKTC’de Bağımsızlık Yolu, “İran halkıyla dayanışma” mesajı yayımladı. Kıbrıs Postası’nın haberine göre Bağımsızlık Yolu, 28/02/26 13:30 yayın saatli metinde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonunu kınadı ve “İran halkıyla dayanışma” vurgusu yaptı; haberde ayrıca artan askeri yığınağın Kıbrıs’ı bölgesel savaşın parçası haline getirdiği savunuldu. İsrail içinden İsrail Komünist Partisi ve Hadaş, saldırıyı “İsrail–ABD saldırganlığı” diye niteleyip karşı çıkış çağrısı yaptı. Haber.sol’un 28 Şubat 2026 15:25 zaman damgalı aktarımında, İsrail Komünist Partisi ile Barış ve Eşitlik için Demokratik Cephe’nin (Hadaş) açıklamasında İsrail ve ABD ortaklığının kınandığı, saldırganlığa karşı ses yükseltme ve mücadeleyi büyütme çağrısı yapıldığı belirtildi. Pakistan’dan Bilawal Bhutto-Zardari, Maleeha Lodhi, Sirajul Haq, Raja Nasir Abbas ve Fatima Bhutto’dan “egemenlik” ve “meşru müdafaa” eksenli çıkışlar geldi. Dawn’ın 28 Şubat tarihli derlemesinde Pakistan’dan çok sayıda siyasi figür ve aktivistin tepkisi aktarıldı. Haberde Pakistan Peoples Party Başkanı ve eski dışişleri bakanı Bilawal Bhutto-Zardari’nin saldırıyı kınadığı ve İran’ın egemenliği/toprak bütünlüğü vurgusu yaptığı; eski büyükelçi Maleeha Lodhi’nin Pakistan’ın “gecikmeden” kınama ve dayanışma göstermesi gerektiğini belirttiği; Jamaat-e-Islami Pakistan eski emiri Sirajul Haq’un saldırıyı sert ifadelerle eleştirdiği; Majlis Wahdat-i-Muslimeen lideri ve Senato muhalefet lideri Raja Nasir Abbas’ın BM Şartı md. 51 çerçevesinde “meşru müdafaa” değerlendirmesi yaptığı; yazar/aktivist Fatima Bhutto’nun ise İran’ın kendini savunma hakkını öne çıkaran güçlü ifadeler paylaştığı yer aldı. Ortak çizgi, “dayanışma” ile “Türkiye’nin rolü” tartışmasını aynı cümlede buluşturdu. 28 Şubat günündeki Türkiye merkezli açıklamalarda en sık tekrar eden iki başlık öne çıktı: İran halkıyla dayanışma ve saldırıların Türkiye’yi de içine çekebileceği uyarısı. TKP’nin “ABD üsleri kapatılsın” çağrısı, TİP’in “hava–deniz–kara sahası kapatılsın” talebi, HÜDA PAR ve Saadet Partisi’nin “bölge ülkeleri ortak tutum alsın / Kürecik–İncirlik” vurguları, EMEP’in “Kürecik nedeniyle bölge halkı tehlikede” uyarısı ve Vatan Partisi’nin “kontrol altına alma” çıkışı, günün siyasal dilinde aynı eksende birleşti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.