SON DAKİKA

#Egemenlik

HABER DEĞER - Egemenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Egemenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABD, Venezuela’ya karşı iki cepheli bir savaş yürütmektedir! Haber

ABD, Venezuela’ya karşı iki cepheli bir savaş yürütmektedir!

Anti-Emperyalist Akademisyenler Kolektifi (AISC), 3 Ocak 2026’da gerçekleşen ABD müdahalesini yalnızca bir lider hedef alma eylemi olarak değil; Amerika kıtasındaki anti-emperyalist birikime ve egemen kalkınma projelerine yönelmiş tarihsel bir kırılma anı olarak tanımlıyor. 3 Ocak 2026’da ABD’nin Caracas’ta yürüttüğü ve Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ile eşi Cilia Flores’in ABD gözetimine alındığı bildirilen operasyon, “askeri başarı” anlatısı ile “egemenliğe saldırı” tezi arasında sert bir ideolojik fay hattı üretti. Reuters, operasyonun aylar süren hazırlıkla, istihbarat ve özel kuvvet unsurlarının birlikte kullanıldığı yüksek ölçekli bir planlama sonucu gerçekleştirildiğini yazdı. AISC ise yayımladığı “Kırmızı Kağıt” metninde bunu, ABD emperyalizmi ile Venezuela’nın egemenlik iddiası arasındaki varoluşsal çatışmanın yeni perdesi olarak tarif ediyor. Bu olayın nasıl adlandırıldığı, meselenin kendisi kadar belirleyici. ABD cephesinde “yakalama” ve “hukuk” vurgusu öne çıkarken, AISC ve Venezuelanalysis çevresi “kaçırma” kavramında ısrar ediyor. Çünkü tartışmayı kişilerden çok, devletlerin egemenlik kapasitesine odaklıyorlar. Trump’ın Truth Social üzerinden yaptığı “yakalandılar, ülke dışına çıkarıldılar” paylaşımı da bu söylem savaşının bir parçası. İki dilin kesiştiği yer ise uluslararası hukuk ve meşruiyet tartışması. AISC’ye göre hedef alınan şey, “Venezuela halkı” gibi soyut bir kategori değil; ülkenin petrol gelirlerinin yönünü ve dış ittifaklarını belirleme iradesine sahip Bolivarcı devlet yapısıdır. AISC metninin omurgası nettir: ABD, Venezuela’ya karşı iki cepheli bir savaş yürütmektedir. Birincisi, Amerika kıtasındaki devrimci ve anti-emperyalist projeleri geriletme çabasıdır. İkincisi ise, çok merkezli dünya düzenini güçlendiren Çin–Rusya–İran gibi ittifak hatlarını zayıflatma girişimidir. Bu yaklaşım, Venezuela’yı yalnızca bir “iç siyaset” meselesi olmaktan çıkarıp, küresel enerji, mineral ve finans akışlarının merkezine yerleştirir. Tam da bu nedenle metin, “Venezuela bir diktatörlük mü?” sorusunun, sahadaki gerçek güç ilişkilerini görünmez kılarak emperyal müdahaleye zemin hazırladığını savunur. AISC’ye göre bu tür meşruiyet tartışmaları, çoğu zaman müdahaleyi normalleştiren bir ideolojik araç haline gelir. Metnin en yoğunlaştığı kavram ise “kaynak egemenliği”dir. Venezuela’nın petrol zenginliğini küresel şirketlerin denetiminden çıkarıp ulusal kalkınma ve sosyal programlara yönlendirme iradesi, ABD’nin tarihsel çıkarlarıyla doğrudan çatışmaktadır. AISC, yaptırımların “insani” değil, bilinçli bir ekonomik savaş aracı olduğunu vurgular. 2013–2020 yılları arasında yaşanan derin ekonomik daralma, kamu sağlığı üzerindeki yıkıcı etkiler ve kitlesel göç dalgaları bu çerçevede ele alınır. Bu noktada operasyonun kendisi de ekonomik jeopolitiğin diliyle okunur. Reuters’in aktardığı ölçek ve hazırlık düzeyi, bunun tek seferlik bir “lider yakalama” olmadığını düşündürmektedir. Bir devlet başkanını hedef almak, aynı zamanda o devletin petrol anlaşmalarını, dış politika yönelimlerini ve iç güç dengelerini de hedef almak anlamına gelir. AISC metni, Venezuela’daki komünleri ve halk temelli örgütlenmeleri, klasik bir “sosyal politika” başlığı altında değil; ulusal savunmanın maddi ve örgütsel zemini olarak ele alır. Gıda egemenliği, yerel üretim, dayanışma ağları ve devlet-toplum koordinasyonu, yaptırımların aşındırıcı etkisine karşı bir direnç hattı olarak sunulur. Bu bakış açısında egemenlik, yalnızca sınır çizgileriyle değil; bütçe tercihleri, enerji akışları, sağlık hizmetleri ve toplumsal örgütlenme kapasitesiyle ölçülür. Operasyon sonrası Venezuela iç siyasetinde “kontrol kimde?” sorusu daha da görünür hale geldi. Financial Times, İçişleri Bakanı Diosdado Cabello’nun Maduro’nun “New York’ta savaş tutsağı” olduğunu söylediğini, buna karşılık geçici liderlik çizgisinin devlet işleyişini sürdürme mesajı verdiğini aktardı. Bu tablo, AISC’nin temel tezini güçlendiriyor: Liderin yokluğu üzerinden yürütülen meşruiyet tartışmaları, ya daha sert bir güvenlikçi hatta ya da dış baskıyla şekillenen “uzlaşma” senaryolarına kapı aralayabilir. AISC’nin “Kırmızı Kağıt” metni, yalnızca bir analiz değil; açık bir siyasal çağrıdır. Başkan Maduro ve Cilia Flores’in serbest bırakılması, ABD yaptırımlarının kaldırılması ve Venezuela egemenliğinin tanınması talep edilir. Metnin asıl uyarısı ise şudur: Eğer bu olay yalnızca bir “rejim” tartışmasına indirgenirse, emperyal güç kullanımının normalleşmesi gözden kaçırılır. Katılalım ya da katılmayalım, AISC’nin iddiası nettir: Bugün Venezuela’da test edilen şey, yarın başka bir ülkenin egemenliğine uygulanabilecek bir şablondur. HABER: Azra Yılmaz haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Çin’den Yemen mesajı: Egemenliğe ve toprak bütünlüğüne tam saygı şart Haber

Çin’den Yemen mesajı: Egemenliğe ve toprak bütünlüğüne tam saygı şart

Çin’in Birleşmiş Milletler Daimi Temsilci Yardımcısı Sun Lei, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki oturumda Yemen’e ilişkin önemli mesajlar verdi. Sun Lei, Konsey kararlarının yanlış yorumlanmaması ya da kötüye kullanılmaması gerektiğini belirterek, Yemen’in egemenliği, güvenliği ve toprak bütünlüğüne tam saygı gösterilmesi çağrısında bulundu. BMGK kararına çekimser kalan ülkelerden biri Çin oldu BMGK, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Husilerin Kızıldeniz’de ticaret gemilerine yönelik saldırılarına ilişkin Konsey’e düzenli rapor sunma yükümlülüğünü 15 Temmuz 2026’ya kadar uzatan karar tasarısını kabul etti. Oylamada Çin ve Rusya çekimser kalırken, Konsey’in diğer üyeleri tasarıya destek verdi. Yemen’deki kriz Gazze ile bağlantılı Konsey’de yaptığı konuşmada Sun Lei, Yemen ve Kızıldeniz’de yaşanan gelişmelerin Gazze’deki çatışmalarla yakından bağlantılı olduğuna dikkat çekti. Çinli diplomat, Gazze’de ilk aşama ateşkes anlaşmasının eksiksiz uygulanması, kalıcı ateşkesin sağlanması ve iki devletli çözümün hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Sun Lei, Filistin meselesine kapsamlı, adil ve kalıcı bir çözüm bulunmadan bölgesel istikrarın sağlanamayacağını ifade etti. “Yemen’de insani durum hızla kötüleşiyor” Sun Lei, Yemen’de güvenlik durumunun uzun süredir son derece kırılgan olduğunu, barış sürecinin tıkandığını ve silahlı çatışmaların devam ettiğini söyledi. Ülkedeki insani koşulların hızla kötüleştiğine işaret eden Çinli temsilci, özellikle Yemen’in güneyinde son günlerde yaşanan gelişmelerin krizi daha da karmaşık hale getirdiğini dile getirdi. Siyasi diyalog ve bölgesel sorumluluk çağrısı Çin, Yemen’deki tüm taraflara anlaşmazlıkların siyasi diyalog yoluyla çözülmesi çağrısında bulundu. Sun Lei, barış ve istikrarın yeniden tesis edilebilmesi için uygun koşulların oluşturulması gerektiğini belirterek, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel aktörlerin yanı sıra uluslararası toplumun da siyasi çözüm sürecinde yapıcı rol üstlenmesini desteklediklerini söyledi. Husilere Kızıldeniz çağrısı Sun Lei, ayrıca Husilere yönelik bir çağrıda bulunarak, uluslararası hukuka uygun şekilde Kızıldeniz’deki tüm ülkelerin ticaret gemilerinin seyrüsefer haklarına saygı gösterilmesi ve bölgedeki deniz yollarının güvenliğinin korunması gerektiğini vurguladı. Çin’in bu açıklamaları, Yemen krizinde askeri adımlar yerine egemenlik, siyasi çözüm ve bölgesel istikrar vurgusunu öne çıkaran yaklaşımını bir kez daha ortaya koydu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Trump: ABD, Meksika’daki uyuşturucu kartellerine karşı kara operasyonlarına başlayacak Haber

Trump: ABD, Meksika’daki uyuşturucu kartellerine karşı kara operasyonlarına başlayacak

Trump’tan sert açıklama: “Karteller Meksika’yı yönetiyor” ABD Başkanı Donald Trump, Fox News’te yayınlanan röportajında, ülkesinin güvenlik güçlerinin uyuşturucu kartellerini hedef alan kara operasyonlarına Meksika’da başlayacağını duyurdu. Trump, deniz operasyonlarında önemli ilerleme kaydettiklerini ancak şimdi “kara hedeflerini” vurmaya başlayacaklarını belirtti. Trump, kartellerin Meksika’daki nüfuzunu eleştirerek, “Karteller Meksika’yı yönetiyor” ifadesini kullandı ve uyuşturucu ticaretinin ABD’de her yıl yüz binlerce insanın ölümüne yol açtığını savundu. ABD’nin yeni askeri vurgusu Trump’ın açıklaması, ABD’nin Latin Amerika’daki uyuşturucu kartelleriyle mücadelede askeri ağırlığı artırmayı hedeflediğinin sinyali olarak yorumlanıyor. Trump yönetimi daha önce denizden operasyonlara odaklanmış, şimdi kara saldırılarını da gündeme taşımış durumda. Uluslararası hukuk ve Meksika’nın tepkisi Meksika hükümetinin izni olmadan yürütülecek herhangi bir askeri operasyon, uluslararası hukuka aykırı sayılıyor. Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum de daha önce, ABD askerlerinin ülke topraklarında görev yapmasına kesinlikle karşı çıktığını ve ulusal egemenliğe müdahalenin kabul edilemez olduğunu açıkça ifade etmişti. Bölgesel bağlam: Venezuela ve uyuşturucu savaşının genişlemesi Trump’ın bu açıklaması, Venezuela’daki askeri operasyon ve Nicolás Maduro’nun yakalanmasının ardından geldi. ABD’nin bu adımları, Latin Amerika’daki güvenlik politikalarında yeni bir sayfa açma çabası olarak değerlendiriliyor ve bölge ülkelerinde endişeye yol açıyor. ABD Başkanı Donald Trump, uyuşturucu kartellerine karşı kara operasyonlarına Meksika’da başlayacaklarını duyurdu. Bu adım, deniz operasyonlarının ardından kara mücadelesine geçileceğinin sinyali olarak yorumlanıyor. Meksika yönetimi buna karşı çıkarak egemenlik ve uluslararası hukuk vurgusu yapıyor.

Petro: ABD’nin Kolombiya’ya yönelik operasyon ihtimali artık gerçek bir tehdit Haber

Petro: ABD’nin Kolombiya’ya yönelik operasyon ihtimali artık gerçek bir tehdit

Petro’nun açıklamalarının detayları Petro, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kolombiya’ya yönelik askeri operasyon ihtimaline dair sözlerini ciddiye aldığını belirtti ve bu tür açıklamaların artık “somut bir tehdit” algısı yarattığını söyledi. BBC röportajında Petro, ABD’nin Latin Amerika’daki politikalarını eleştirerek Washington’un bölgeyi kendi “imparatorluğunun parçası” gibi gördüğünü savundu. Petro’nun ifadesine göre bu tehdidin ortadan kalkması, Trump yönetimiyle yürütülen diplomasi ve görüşmelere bağlı. Ayrıca Petro ve Trump’ın yaklaşık bir saat süren telefon görüşmesinde uyuşturucu kaçakçılığı, Venezuela ve bölgesel güvenlik konuları ele alındı. Arka plan: Diplomasiden gerilime Bu açıklamalar, Trump’ın Latin Amerika’daki askeri hamleler ve politik söylemleri bağlamında değerlendiriliyor. Örneğin Trump, Venezuela’daki askeri operasyonun ardından Kolombiya’ya da benzer müdahale olasılığını gündeme getirmişti. Bu durum, bölgesel güvenlik ve egemenlik tartışmalarını derinleştirdi. Petro’nun savunma yaklaşımı Bir saldırı ihtimali söz konusu olduğunda hükümetin diyalog yolunu tercih ettiğini söyleyen Petro, Kolombiya’nın zorlu coğrafi koşullarına ve halk desteğine vurgu yaptı. Kısaca: Kolombiya lideri Petro, ABD’nin askeri müdahale söylemlerini artık “gerçek bir tehdit” olarak gördüğünü açıkladı ve bu tehdidin sadece diplomatik süreçlerle bertaraf edilebileceğini belirtti.

ABD müdahalesi Türkiye siyasetinde ortak tepki yarattı Haber

ABD müdahalesi Türkiye siyasetinde ortak tepki yarattı

ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’ya yönelik operasyonu Türkiye siyasetinde geniş yankı uyandırdı. İktidar ve muhalefet partileri, farklı gerekçelerle de olsa açıklamalarında egemenlik, uluslararası hukuk ve halk iradesi vurgusunda birleşti. Partilerin açıklamalarında ağırlıklı olarak uluslararası hukukun ihlali, egemenlik hakkı, emperyalizm ve halk iradesi vurguları öne çıktı. Yapılan değerlendirmelerde, müdahalenin yalnızca Venezuela’yı değil, küresel düzeni ilgilendiren sonuçlar doğurabileceği ifade edildi. AK Parti (Adalet ve Kalkınma Partisi) Parti Sözcüsü Ömer Çelik, ABD’nin müdahalesini uluslararası hukuku ve siyasi meşruiyeti ihlal eden bir eylem olarak nitelendirdi. Çelik, “Siyasi tapu yalnızca ve yalnızca o ülkenin halkına aittir” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sessizliği kamuoyunda tartışma yaratırken, parti açıklamalarında egemenlik vurgusu öne çıktı. BBP (Büyük Birlik Partisi) Genel Başkan Mustafa Destici, operasyonu “hukuk dışı” ve “küresel zorbalık” olarak tanımlayarak ABD’yi “eşkıyalık ve haydutluk”la suçladı. CHP (Cumhuriyet Halk Partisi) Genel Başkan Özgür Özel, müdahaleyi “emperyalist işgal” olarak nitelendirdi, Erdoğan’ın sessizliğini eleştirdi ve geçmişteki Maduro desteğini hatırlattı. Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, jeopolitik hesapların faturasının halka kesildiğini söyledi. Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, “Güç değil hukuk kazanmalıdır” diyerek egemenlik ihlaline dikkat çekti. CTP (Cumhuriyetçi Türk Partisi – Kıbrıs) Merkezi Yürütme Kurulu açıklamasında, müdahalenin uluslararası hukuka aykırı olduğu belirtilerek halkların kaderinin zorla tayin edilemeyeceği vurgulandı. DEM Parti Dış İlişkiler Komisyonu Eşsözcüleri Ebru Günay ve Berdan Öztürk, operasyonu egemenlik gaspı olarak tanımladı. Açıklamada, müdahalenin tüm bölgeyi tehdit ettiği ve halk iradesini hedef aldığı belirtildi. DEVA Partisi Genel Başkan Ali Babacan, devletlerin eşitliği ilkesinin açık biçimde çiğnendiğini vurguladı. DP (Demokrat Parti) Genel Başkan Gültekin Uysal, saldırının ve Maduro’nun kaçırılmasının iktidar için “bir turnusol testi” olduğunu söyleyerek hükümetin sessizliğini eleştirdi. DSP (Demokratik Sol Parti) Demokrat Sol Parti Genel Başkanı Önder Aksakal, Venezuela’ya yönelik ABD müdahalesinin uluslararası hukuk kapsamında meşru olmadığını vurguladı. Birleşmiş Milletler’in kurucu üyelerinden birine karşı bu yöntemin uygulanmasının, bundan sonra hiçbir devletin güvende olmadığını gösterdiği ifade edildi. EHP (Emekçi Hareket Partisi) Parti yönetimi, müdahaleyi küresel bir tehdit olarak nitelendirerek AKP iktidarına sert eleştiriler yöneltti. EMEP (Emek Partisi) Parti yönetimi, saldırının hedefinin Venezuela’nın enerji kaynakları olduğunu belirtti. “Barbarlık yenilecek, direnen halklar kazanacak” ifadeleri kullanıldı. ESP (Ezilenlerin Sosyalist Partisi) Saldırıya karşı sol partilerle ortak açıklamada yer aldı. Gelecek Partisi Genel Başkan Ahmet Davutoğlu, bu tür müdahalelerin dünyayı kalıcı çatışmalara sürükleyebileceği uyarısında bulundu. HÜDA-PAR Parti yönetimi, operasyonun arkasında Venezuela’nın doğal kaynaklarının bulunduğunu savunarak işgal vurgusu yaptı. İYİ Parti Genel Başkan Musavat Dervişoğlu, otoriterliğin ya da yozlaşmanın dış müdahaleyi meşrulaştıramayacağını belirterek ABD’nin yöntemini sert sözlerle eleştirdi. MHP (Milliyetçi Hareket Partisi) Genel Başkan Devlet Bahçeli, müdahaleyi hukuksuz bir darbe girişimi olarak nitelendirdi ve 15 Temmuz’la kıyasladı. Saadet Partisi Genel Başkan Mahmut Arıkan, operasyonu “açık bir emperyal saldırı” olarak tanımladı ve halk iradesine bomba yağdırılamayacağını söyledi. SMF, TÖP, THK Bu yapılar, sol partilerle birlikte ortak açıklamalarda yer alarak müdahaleyi küresel tehdit olarak niteledi. Sol Parti Saldırıyı “emperyalist haydutluk” olarak tanımladı ve “Yankee Go Home” çağrısı yaptı. TDP (Toplumcu Demokrasi Partisi – Kıbrıs) Emperyalist saldırganlığı sert biçimde kınadı, yaptırımların sivilleri hedef aldığına dikkat çekti. TİP (Türkiye İşçi Partisi) ABD Ankara Büyükelçiliği önünde protesto düzenledi. Açıklamada, hedefin Venezuela’nın doğal kaynakları olduğu vurgulandı. TKP (Türkiye Komünist Partisi) Genel Sekreter Kemal Okuyan, saldırıyı pervasız bir emperyalist hamle olarak nitelendirdi ve dayanışma çağrısı yaptı. Vatan Partisi Saldırıyı kınayarak sol partilerle ortak tepki gösterdi. Yeşil Sol Parti Müdahaleyi doğal varlıkların yağmalanması ve rejim değişikliği dayatması olarak tanımladı. Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Fatih Erbakan, operasyonu açık işgal olarak nitelendirdi ve emperyalizme karşı net tutum çağrısı yaptı. Zafer Partisi Genel Başkan Ümit Özdağ, müdahalenin uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirterek, bunun küresel çatışmaları tetikleyebileceği uyarısında bulundu.

Trump’tan tartışmalı açıklama: Geçiş sağlanana kadar Venezuela’yı biz yöneteceğiz! Haber

Trump’tan tartışmalı açıklama: Geçiş sağlanana kadar Venezuela’yı biz yöneteceğiz!

ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela’nın başkenti Caracas’a düzenlenen saldırıların ardından düzenlediği basın toplantısında, operasyonun kapsamı ve sonrasına ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Trump, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşi Cilia Flores’in alıkonulmasının ardından, ülkede yönetimin “makul bir geçiş süreci” tamamlanana kadar ABD kontrolünde olacağını savundu. “İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana görülmemiş bir operasyon” iddiası Trump, Venezuela’ya yönelik saldırıyı “İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana görülmemiş” büyüklükte bir askeri operasyon olarak tanımladı. Operasyonun amacının “diktatör Maduro’yu adalete teslim etmek” olduğunu öne süren Trump, çok sayıda helikopter ve savaş uçağı kullanılmasına rağmen ABD tarafında herhangi bir can kaybı yaşanmadığını ve hava araçlarının zarar görmediğini iddia etti. “Geçiş sağlanana kadar yönetimde kalacağız” mesajı Venezuela’da uzun süredir devam eden siyasi krizin tekrar etmesini istemediklerini dile getiren Trump, “Güvenli, uygun ve makul bir geçiş yapabileceğimiz zamana kadar Venezuela’yı yönetmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Trump, Venezuela’nın halkın iyiliğini gözetmeyen başka aktörlerin eline geçmesine izin vermeyeceklerini savundu. Maduro ve Flores için ABD’de yargılama hazırlığı Trump, Maduro ve eşi Cilia Flores’in “ABD ve yurttaşlarına karşı ölümcül narko-terörizm” suçlamasıyla New York Güney Bölgesi tarafından itham edildiğini açıkladı. İkilinin şu anda New York’a doğru giden bir gemide bulunduğunu söyleyen Trump, yargılamanın New York veya Miami’de yapılmasına karar verileceğini ifade etti. Petrol ambargosu sürecek, ABD şirketleri devreye girecek Trump, Venezuela petrolüne uygulanan ambargonun tamamen yürürlükte kalacağını ve ABD Donanması’nın bölgedeki askeri varlığını koruyacağını belirtti. ABD’nin talepleri karşılanana kadar bu durumun değişmeyeceğini söyleyen Trump, Amerikan petrol şirketlerinin Venezuela’da devreye sokulacağını, milyarlarca dolarlık yatırımla petrol altyapısının onarılacağını ve üretimin yeniden başlatılacağını dile getirdi. Bölgesel gerilim mesajlarla derinleşti Trump, açıklamasında Gustavo Petro’ya da atıfta bulunarak Kolombiya’ya yönelik sert ifadeler kullandı. Bu sözler, Venezuela merkezli krizin yalnızca iki ülkeyle sınırlı kalmayıp bölgesel bir gerilime dönüşebileceği yorumlarına yol açtı. Trump’ın açıklamaları, ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri ve siyasi müdahalesinin uluslararası hukuk, egemenlik ve bölgesel istikrar açısından yeni ve daha derin tartışmaları beraberinde getirdi.

İran’dan ABD’nin Venezuela saldırısına uluslararası hukuk vurgulu kınama Haber

İran’dan ABD’nin Venezuela saldırısına uluslararası hukuk vurgulu kınama

Saldırının ardından İran Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri müdahalesinin uluslararası hukuku ve Birleşmiş Milletler Şartı’nı ihlal ettiği ifade edildi. Açıklamada, saldırının bölgesel ve küresel barış açısından ciddi riskler barındırdığı vurgulandı. BM Şartı’na aykırılık vurgusu yapıldı Bakanlık açıklamasında, ABD’nin Venezuela’ya yönelik silahlı saldırısının Birleşmiş Milletler Şartı’nda yer alan amaç ve ilkelere açıkça aykırı olduğu belirtildi. Bu çerçevede BM’ye çağrı yapılarak, söz konusu saldırının net biçimde kınanması istendi. Egemenliğe müdahale istikrarsızlık uyarısı getirdi İran Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin BM üyesi bağımsız bir devlete yönelik askeri müdahalesinin bölgesel istikrarsızlığı derinleştireceği uyarısında bulundu. Açıklamada, bu tür girişimlerin yalnızca hedef alınan ülkeyi değil, geniş coğrafyayı etkileyen sonuçlar doğuracağı ifade edildi. Uluslararası barış ve güvenlik tehlikede Açıklamanın devamında, söz konusu saldırının bölgesel ve uluslararası barış ile güvenliğin ihlali anlamına geldiği vurgulandı. İran, uluslararası toplumu egemenlik ilkesine saygı ve çatışmaların diplomatik yollarla çözümü konusunda sorumluluk almaya çağırdı.

Pekin: Taiwan silah satışı kırmızı çizgiyi aştı Haber

Pekin: Taiwan silah satışı kırmızı çizgiyi aştı

Çin Dışişleri Bakanlığı, ABD yönetiminin Taiwan’a yönelik büyük ölçekli bir silah satış paketini onaylamasının ardından kapsamlı bir açıklama yaptı. Açıklamada, kararın hangi ilkelere aykırı olduğu, bölgesel barışa nasıl etki edeceği ve Çin’in nasıl karşılık vereceği net ifadelerle ortaya kondu. Silah satışı tek Çin ilkesinin açık ihlali olarak değerlendirildi. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun, ABD’nin Taiwan’a 11 milyar doları aşan silah satış paketini onaylamasının, tek Çin ilkesini ve Çin ile ABD arasında imzalanan üç ortak bildiriyi ciddi biçimde ihlal ettiğini söyledi. Guo, bu adımın Çin’in egemenliğine, güvenliğine ve toprak bütünlüğüne ağır zarar verdiğini vurguladı. “Taiwan Boğazı barış ve istikrarı baltalanıyor.” Guo Jiakun, ABD’nin gelişmiş silahları Taiwan’a satacağını açıkça ilan etmesinin, Taiwan Boğazı’ndaki barış ve istikrarı ciddi şekilde zedelediğini ifade etti. Bu tutumun, “Taiwan’ın bağımsızlığı” yönündeki ayrılıkçı güçlere son derece yanlış ve tehlikeli bir mesaj verdiğini belirtti. Pekin, paketi kesin dille reddetti ve kınadı. Çin tarafı, söz konusu satış paketinin bugüne kadar kayıtlara geçen en büyük silah satışlarından biri olduğunu belirterek kararı kesinlikle reddettiğini ve şiddetle kınadığını açıkladı. Pekin yönetimi, bu tür adımların bölgesel gerilimi tırmandırmaktan başka bir sonuç doğurmayacağını savundu. “Taiwan Boğazı savaş riskine sürükleniyor.” Açıklamada, Taiwan’daki ayrılıkçı çevrelerin zorla bağımsızlık arayışı içinde olduğu, halkın kaynaklarının silahlanmaya yönlendirildiği ve adanın tehlikeli bir gerilim alanına dönüştürüldüğü ifade edildi. Bu yaklaşımın Taiwan’ı korumayacağı, aksine bölgeyi artan askerî risk ve savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakacağı kaydedildi. “Aşılamaz kırmızı çizgi” uyarısı yapıldı. Guo Jiakun, Taiwan meselesinin Çin’in temel çıkarlarının özü olduğunu ve Çin-ABD ilişkilerinde asla aşılmaması gereken bir kırmızı çizgi teşkil ettiğini söyledi. Çin hükümeti ve Çin halkının ulusal egemenlik ve toprak bütünlüğünü savunma konusundaki kararlılığının hafife alınmaması gerektiğini dile getirdi. ABD’ye çağrı, Çin’den karşılık mesajı. Pekin yönetimi, Amerika Birleşik Devletleri’ni tek Çin ilkesine ve ortak bildirilere bağlı kalmaya, liderler düzeyinde verilen taahhütleri yerine getirmeye ve Taiwan’ı silahlandırmaya yönelik tehlikeli adımları derhal durdurmaya çağırdı. Çin, egemenliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak için kararlı ve güçlü önlemler alacağını yineledi. Bu açıklamalar, Taiwan meselesinin yalnızca bölgesel değil, küresel dengeleri de etkileyen bir başlık olmaya devam ettiğini bir kez daha gözler önüne serdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.