SON DAKİKA

#Egemenlik Ihlali

HABER DEĞER - Egemenlik Ihlali haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Egemenlik Ihlali haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Washington’dan gelen mesaj bölgeyi ayağa kaldırdı Haber

Washington’dan gelen mesaj bölgeyi ayağa kaldırdı

Amerika Birleşik Devletleri’nin 3 Ocak 2026’da Venezuela’da başlattığı askeri operasyon, bölgesel dengeleri sarsarken küresel ölçekte de sert tartışmalara yol açtı. Operasyon kapsamında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşi ülke dışına çıkarılarak ABD’ye götürüldü. Washington yönetimi, sürecin geçici bir yönetim planı ve yeni askeri adımlarla devam edebileceği mesajını verdi. Trump yönetimi müdahaleyi genişletiyor ABD Başkanı Donald Trump, operasyonun ardından yaptığı açıklamalarda Venezuela’yı “güvenli ve makul bir geçiş süreci tamamlanana kadar” yöneteceklerini söyledi. Trump, Maduro yönetimine bağlı unsurların işbirliği yapmaması halinde yeni askeri müdahalelerin de gündeme gelebileceğini belirtti. Bu çıkış, Latin Amerika’da “rejim değişikliği” endişelerini yeniden alevlendirdi. Küba operasyonun gölgesinde kaldı Venezuela’nın en yakın müttefiklerinden Küba, operasyonun en ağır sonuçlarını yaşayan ülkelerden biri oldu. ABD kaynaklarına göre, operasyon sırasında Venezuelalı unsurlarla birlikte görev yapan 32 Kübalı asker ve güvenlik mensubu hayatını kaybetti. Havana yönetimi bu kayıpların ardından ülkede yas ilan etti. ABD Senatosu’ndaki Trump yanlısı isimlerden Lindsey Graham ise Küba’ya yönelik sert ifadeler kullanarak, Washington’un bölgede daha geniş bir baskı politikasına hazırlandığının sinyalini verdi. Maduro–Küba güvenlik hattı hedefte Maduro yönetiminin uzun süredir savunma ve iç güvenlik alanlarında Küba’dan askeri danışmanlık ve operasyonel destek aldığı biliniyor. ABD cephesi ise bu ilişkiyi, Maduro iktidarını ayakta tutan temel unsurlardan biri olarak değerlendiriyor. Bu nedenle Küba bağlantısının, Venezuela operasyonunun kritik hedeflerinden biri olduğu ifade ediliyor. Trump’tan Latin Amerika’ya açık tehditler Trump, Venezuela özelinde yaptığı açıklamaların yanı sıra bölgedeki diğer ülkelere de sert mesajlar verdi. Kolombiya ve Meksika isim verilerek eleştirilirken, Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro uyuşturucu üretimi ve sol politikalar üzerinden hedef alındı. Bu açıklamalar, ABD’nin Latin Amerika genelinde daha agresif bir strateji izleyebileceği yorumlarına neden oldu. Bölgeden ve dünyadan tepkiler yükseliyor Latin Amerika’daki birçok hükümet, ABD’nin Venezuela müdahalesini egemenlik ihlali olarak nitelendirdi. Meksika, Brezilya ve Kolombiya başta olmak üzere çok sayıda ülke, bu adımın tehlikeli bir emsal oluşturduğu uyarısında bulundu. Uluslararası toplumda da operasyonun uluslararası hukuka aykırı olduğu yönündeki eleştiriler giderek artıyor. Yeni bir bölgesel krizin eşiğinde mi? Uzmanlara göre Washington’un Venezuela üzerinden Küba ve diğer Latin Amerika ülkelerine yönelttiği sert mesajlar, yalnızca askeri değil siyasi ve diplomatik sonuçlar da doğurabilecek bir sürecin başlangıcı olabilir. ABD’nin bu yaklaşımı, bölgede uzun süredir kırılgan olan dengeleri daha da hassas hale getiriyor.

“Dünya beşten büyüktür” demenin tam zamanı: Venezuela üzerinden küresel ikiyüzlülük teşhiri Haber

“Dünya beşten büyüktür” demenin tam zamanı: Venezuela üzerinden küresel ikiyüzlülük teşhiri

ABD ve müttefiklerinin Venezuela’ya yönelik askeri, siyasi ve ekonomik baskıları sürerken; Türkiye’de bu müdahalelere dair yükselen eleştiriler de sertleşiyor. Gazeteci-yazar Aydoğan Doğan, sosyal medya hesabından yaptığı art arda paylaşımlarla, “demokrasi” söylemi altında yürütülen müdahaleleri açık bir egemenlik ihlali olarak tanımladı. Doğan’a göre Karakas’ta patlayan her bomba, yalnızca Venezuela’yı değil, dünyanın tüm mazlum halklarını hedef alıyor. “Bu saldırılar demokrasi değil, açık bir sömürge girişimidir” Aydoğan Doğan, ABD ve müttefiklerinin Venezuela’ya yönelik hamlelerini “demokrasi ambalajlı küresel zorbalık” olarak nitelendirdi. Doğan, saldırıların esas amacının bir ülkenin halk iradesini, yeraltı kaynaklarını ve onurunu teslim almak olduğunu savundu. “Bugün Karakas sokaklarında patlayan her bomba, dünyanın tüm mazlum halklarının geleceğine atılmaktadır” ifadeleriyle, yaşananların bölgesel değil küresel bir tehdit olduğunun altını çizdi. “Dünya beşten büyüktür” sözü bugün samimiyet testinden geçiyor Doğan, yıllardır uluslararası platformlarda dile getirilen “Dünya beşten büyüktür” ifadesinin artık bir slogan olmaktan çıkıp somut bir duruşa dönüşmesi gerektiğini vurguladı. Bu sözün, sömürgeci güçlerin keyfi kararlarına, işgallerine ve ambargolarına karşı yükseltilmiş bir isyan olduğunu belirten Doğan, “Eğer dünya gerçekten beşten büyükse, o beşten birinin bir halkı açlıkla terbiye etmesine en gür sesle karşı çıkılmalıdır” dedi. Türkiye’deki sağ ve muhafazakâr kesimlere sert çağrı Aydoğan Doğan, özellikle Türkiye’de kendisini sağcı, muhafazakâr ya da İslamcı olarak tanımlayan çevrelerin Venezuela konusunda sergilediği sessizliği sert sözlerle eleştirdi. “Vicdan coğrafyaya hapsedilemez” diyen Doğan, bir müdahalenin yalnızca Ortadoğu’da yaşandığında suç sayılmasının ahlaki bir çelişki olduğunu ifade etti. Latin Amerika’daki bir halkın çığlığının da aynı duyarlılıkla görülmesi gerektiğini vurguladı. “Bu bir siyasi tercih değil, insanlık onurudur” Doğan’a göre Venezuela’da yaşananlar bir ideolojik tartışma değil, temel bir insanlık meselesi. Sömürüye karşı durmanın yalnızca ideolojiyle değil, tutarlılıkla mümkün olduğunu belirten Doğan, insan haklarının güçlülerin çizdiği sınırlar içinde savunulamayacağını dile getirdi. Venezuela’yı, dünya sistemindeki çarpıklığı gösteren bir ayna olarak tanımlayan Doğan, bu aynaya bakan herkesin kendi samimiyetini sorgulamak zorunda olduğunu söyledi. “Sessiz kalanlar tarihe not düşüyor” Aydoğan Doğan, sözlerini sert bir uyarıyla tamamladı. “Dünya beşten büyüktür” ilkesini savunduğunu söyleyen herkesin bugün Venezuela halkının yanında saf tutması gerektiğini ifade eden Doğan, aksi halde bu sözün boş bir slogana dönüşeceğini belirtti. Zulmün nerede olursa olsun karşısında durmanın insanlığın tek pusulası olduğunu vurgulayan Doğan’a göre, sessizlik de tarihe kaydedilen bir tutum.

Haydut Amerika vuruyor, dünya susuyor! Haber

Haydut Amerika vuruyor, dünya susuyor!

3 Ocak 2026 sabahı Venezuela’nın başkenti Caracas’ta art arda patlamalar yaşandı. Elektrik kesintileri, iletişim sorunları ve sivil bölgelerde yükselen duman, ülkede yeni bir travmanın başlangıcı oldu. ABD’nin askeri hedeflere yönelik saldırı düzenlediği iddiaları gündeme gelirken, yaşananların doğrudan muhatabı olan Venezuela halkı bir kez daha belirsizliğin ve korkunun içine sürüklendi. Dünya ise bu tabloya karşı sessiz kaldı. Bombalar düşüyor, bedeli halk ödüyor Patlamaların ardından Caracas’ın birçok mahallesinde elektrik ve su kesintileri yaşandı. Hastanelerde jeneratörlerle hizmet verilmeye çalışılırken, gıda ve yakıt tedariki daha da zorlaştı. Zaten yıllardır ağır ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve yaptırımlarla boğuşan Venezuela halkı, yeni saldırılarla birlikte bir kez daha yaşam mücadelesinin ortasında kaldı. Sokaklarda korku hâkim; evlerinden çıkamayan yurttaşlar, “bir sonraki patlamanın nerede olacağını” bilmeden bekliyor. Dünya kamuoyu sessiz, tepkiler cılız Caracas’ta yaşananlar sosyal medyada yankı bulsa da uluslararası toplumdan güçlü bir tepki gelmedi. Birleşmiş Milletler ve büyük güçler, olayları “izlemekle yetinen” açıklamalarla geçiştirdi. Küresel medyada ise kriz, kısa başlıklarla aktarılırken sivil halkın yaşadığı insani tablo çoğu zaman arka planda kaldı. İnsan hakları örgütleri, saldırıların siviller üzerindeki etkilerine dikkat çekse de somut bir uluslararası girişim gündeme gelmedi. Olağanüstü hal ve seferberlik çağrısı Venezuela yönetimi, saldırıların ardından ülkede olağanüstü hal ilan edildiğini duyurdu. Devlet Başkanı Nicolás Maduro, ulusal savunma planlarının devreye sokulduğunu açıklarken halkı “ülkeyi savunmaya” çağırdı. Resmi açıklamalarda saldırıların “egemenliğe açık bir müdahale” olduğu vurgulandı. Hükümet cephesine göre hedef sadece askeri noktalar değil, aynı zamanda ülkenin siyasi bağımsızlığı. Trump’ın iddiası krizi büyüttü Krizin ortasında ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımla gerilimi tırmandırdı. Trump, Maduro ve eşinin “yakalanarak ülkeden çıkarıldığını” iddia etti. Bu açıklama bazı haber sitelerinde yer bulsa da, uluslararası ajanslar tarafından doğrulanmadı. Açıklama, sahadaki insani krizin önüne geçerek tartışmayı farklı bir yöne sürükledi. Uluslararası basın ne dedi? Güvenilir haber ajansları olan Reuters ve The Guardian, Caracas’taki patlamaları ve ABD’nin saldırılarını haberleştirdi; ancak Maduro’nun gözaltına alındığına dair herhangi bir teyide yer vermedi. Bağımsız doğrulama platformları da iddianın tek kaynağının Trump olduğunu vurgulayarak bilgiyi yalanladı. Maduro kimdir, kriz neden derinleşti? 2013’ten bu yana Venezuela Devlet Başkanı olan Nicolás Maduro, uzun süredir ABD yaptırımları, ekonomik çöküş ve siyasi kutuplaşma ile anılan bir lider. Petrol gelirlerine dayalı ekonominin çökmesi, milyonlarca yurttaşı yoksulluk sınırının altına sürükledi. Son saldırılar ise bu kırılgan tabloyu daha da ağırlaştırdı. Yaşananlar, yalnızca bir lider ya da iktidar mücadelesi değil; doğrudan halkın yaşam hakkını etkileyen bir kriz olarak öne çıkıyor. Sessizlik büyüyor, mağduriyet derinleşiyor Caracas’ta patlayan bombalar kadar, dünyanın sessizliği de Venezuela halkını yaralıyor. İddialar, karşılıklı suçlamalar ve teyitsiz açıklamalar sürerken, asıl bedeli ödeyenler yine siviller oluyor. Elektriksiz kalan evler, dolmayan hastaneler ve korku içinde bekleyen çocuklar… Venezuela’da yaşananlar, uluslararası siyasetin gölgesinde kalan büyük bir insani krize dönüşmüş durumda. Dünya izliyor, halk ise yalnız bırakılıyor.

Putin’den Zaporijya için orduya talimat: Tam kontrol sağlayın Haber

Putin’den Zaporijya için orduya talimat: Tam kontrol sağlayın

Rusya-Ukrayna savaşında Zaporijya hattı yeniden kritik bir eşik haline geldi. Yıl sonuna yaklaşılırken Moskova’dan gelen talimat, cephede askeri hareketliliği artırırken diplomatik kanallarda da tansiyonu yükseltti. Cephe hattında çatışmalar yoğunlaştı Putin’in askeri değerlendirme toplantısında verdiği talimatın ardından Rus birlikleri, Zaporijya’nın kuzeyindeki Stepnohirsk ve Prymorskyi eksenlerinde yeni bir taarruz dalgası başlattı. Sahadan gelen bilgilere göre Huliaipole çevresinde çatışmalar şiddetlenirken, Ukrayna’ya ait lojistik hatlar füze saldırılarıyla hedef alındı. Zaporijya Nükleer Santrali’nde kritik adım Bölgedeki en hassas noktalardan biri olan Zaporijya Nükleer Santrali için de dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Çatışmalar nedeniyle hasar gören ana enerji besleme hattı, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu gözetiminde tamamlanan çalışmaların ardından yeniden devreye alındı. Rus yetkililer, güvenlik koşullarının sağlanması halinde santralin 2027’de tam kapasiteyle elektrik üretimine geçebileceğini ifade ediyor. Müzakere masasında “Zaporijya” şartı Diplomatik cephede ise Moskova’nın tutumu değişmedi. Putin, olası barış görüşmelerinin başlayabilmesi için Ukrayna birliklerinin Zaporijya dahil Rusya tarafından ilhak edildiği ilan edilen bölgelerden tamamen çekilmesini şart koştu. Kiev yönetimi bu talebi, egemenlik ihlali olarak değerlendirerek reddetmeyi sürdürüyor. Zirve öncesi güç gösterisi mi? Uzmanlar, Zaporijya’daki askeri hareketliliğin Ocak 2026’da yapılması planlanan uluslararası güvenlik zirvesi öncesinde tarafların sahadaki pozisyonlarını güçlendirme hamlesi olarak okunması gerektiğine dikkat çekiyor. Bölgedeki gelişmelerin, hem askeri dengeyi hem de olası müzakere sürecinin seyrini belirlemesi bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.