SON DAKİKA

#Eğitim Kalitesi

HABER DEĞER - Eğitim Kalitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eğitim Kalitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

62 ilde tablo ağır: 71 bin ücretli öğretmen, açık 80 bini aştı Haber

62 ilde tablo ağır: 71 bin ücretli öğretmen, açık 80 bini aştı

En büyük yük büyükşehirlerde Verilere göre en fazla ücretli öğretmenin görev yaptığı il İstanbul oldu. İstanbul’da 21 bin 947 ücretli öğretmen bulunurken, Şanlıurfa 5 bin 894 ile ikinci sırada yer aldı. Ankara’da 3 bin 662, İzmir’de 3 bin 538 ve Gaziantep’te 3 bin 63 ücretli öğretmen görev yapıyor. Bu tablo, özellikle büyükşehirlerde öğretmen ihtiyacının kritik seviyelere ulaştığını gösteriyor. Eğitim fakültesi mezunları azınlıkta kaldı Araştırmada dikkat çeken bir diğer veri ise ücretli öğretmenlerin eğitim durumu oldu. Toplam 71 bin 757 öğretmenin; 30 bin 536’sı eğitim fakültesi mezunu35 bin 359’u lisans mezunu5 bin 862’si ön lisans mezunu Bu durum, eğitim fakültesi mezunlarının bile sistem içinde yeterince istihdam edilmediğini ortaya koyuyor. Özel eğitimde riskli tablo Özellikle özel eğitim alanında ortaya çıkan tablo, eğitim kalitesi açısından tartışma yarattı. 20 bin 979 ücretli öğretmenin görev yaptığı bu alanda, 2 bin 205 öğretmenin ön lisans mezunu olduğu belirtildi. Uzmanlık gerektiren bu alanda alan dışı görevlendirmeler eleştiri konusu oldu. Branş dağılımında dengesizlik Branş öğretmenliğinde 25 bin 10 ücretli öğretmen görev yaparken, ihtiyaç 40 bin 581 olarak açıklandı. Buna karşın bazı alanlarda norm fazlası görevlendirme yapılması, sistemde planlama sorununa işaret etti. Açık kapatılamıyor: 8 bin 692 fark var 55 ildeki toplam öğretmen açığının 80 bin 449 olduğu belirtilirken, mevcut ücretli öğretmen sayısının bu ihtiyacı karşılamaya yetmediği ve 8 bin 692 kişilik ek açık bulunduğu ifade edildi. Örneğin; İstanbul’da ihtiyaç 25 bin 532, mevcut sayı 21 bin 947Ankara’da ihtiyaç 4 bin 402, mevcut sayı 3 bin 662 “Ücretli öğretmenlik çözüm değil” Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, öğretmen açığının yıllardır geçici yöntemlerle kapatılmaya çalışıldığını vurguladı. Geylan, ücretli öğretmenlerin düşük ücretle ve sosyal güvenceden yoksun çalıştırıldığını belirterek, bu durumun eğitim kalitesini olumsuz etkilediğini ifade etti. 2026 yılı için planlanan 10 bin öğretmen atamasının yetersiz olduğunu dile getiren Geylan, en az ücretli öğretmen sayısı kadar kadrolu atama yapılması gerektiğini söyledi. Emeklilik krizi de büyütüyor Öte yandan, emeklilik hakkı kazanmış 123 binden fazla öğretmenin ekonomik nedenlerle görevde kalmaya devam etmesi, yeni atamaların önünde engel olarak gösterildi. Uzmanlara göre tablo net: Türkiye’de eğitim sistemi, kalıcı kadrolu istihdam politikalarına ihtiyaç duyuyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Akran zorbalığı alarmı: Neden artıyor ve ne yapılabilir? Haber

Akran zorbalığı alarmı: Neden artıyor ve ne yapılabilir?

Son yıllarda akran zorbalığı, hem okul ortamlarında hem de çevrim içi platformlarda kaygı verici bir artış gösteriyor. Uluslararası ve ulusal araştırmalar, zorbalığın yalnızca yaygınlaşmadığını; biçim değiştirerek daha görünmez ve yıkıcı hale geldiğini ortaya koyuyor. UNESCO verilerine göre dünya genelinde her üç öğrenciden biri akran zorbalığına maruz kalıyor. Türkiye’de ise ebeveynlerin önemli bir bölümü çocuklarının zorbalık yaşadığını belirtirken, vakaların büyük kısmının okul içinde gerçekleştiği ifade ediliyor. Akran zorbalığı nedir ve neden hafife alınmamalıdır? Akran zorbalığı, benzer yaş grubundaki çocuklar arasında kasıtlı, tekrarlayan ve güç dengesizliğine dayalı saldırgan davranışlar olarak tanımlanıyor. Bu durum, “çocuktur yapar” denilerek geçiştirilemeyecek kadar ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Uzmanlar, zorbalığı diğer çatışmalardan ayıran temel unsurun süreklilik ve taraflar arasındaki güç farkı olduğuna dikkat çekiyor. Zorbalığın türleri çeşitleniyor Akran zorbalığı; fiziksel, sözel, sosyal/duygusal ve siber biçimlerde ortaya çıkabiliyor. Fiziksel zorbalık doğrudan şiddet içerirken, sözel zorbalık hakaret ve tehditlerle ilerliyor. Sosyal zorbalık ise dışlama ve dedikodu gibi görünmez yollarla mağduru yalnızlaştırıyor. Son yıllarda hızla artan siber zorbalık ise sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları üzerinden 7/24 sürebilmesi nedeniyle en yıkıcı türlerden biri olarak değerlendiriliyor. Hangi yaş grupları ve ortamlar daha riskli? Araştırmalar, ilkokul ve ortaokul çağındaki çocukların zorbalığa daha açık olduğunu gösteriyor. Küçük yaş gruplarındaki çocukların fiziksel ve duygusal olarak daha savunmasız olması riski artırıyor. Ergenlik döneminde ise zorbalık biçim değiştirerek dijital mecralara kayıyor. Okullar, zorbalığın en sık görüldüğü ortamların başında geliyor; özellikle denetimin zayıf olduğu alanlarda güç ilişkileri daha görünür hale geliyor. Siber zorbalık neden bu kadar hızla yayılıyor? Dijital teknolojilerin yaygınlaşmasıyla zorbalık okul sınırlarının dışına taştı. Uzmanlara göre çocuklar, çevrim içi ortamda anonim olmanın verdiği rahatlıkla daha kolay saldırgan davranışlar sergileyebiliyor. UNICEF, siber zorbalığın çocukların ruh sağlığı üzerinde uzun vadeli ve derin etkiler bıraktığını vurguluyor. Artışın arkasındaki temel nedenler Uzmanlar artışın tek bir nedene indirgenemeyeceğini belirtiyor. Dijital medya kültürü, aile içi iletişim sorunları, sosyoekonomik eşitsizlikler, bireysel psikolojik faktörler ve okul iklimi bu artışı besleyen başlıca etkenler arasında gösteriliyor. Şiddetin normalleştiği ve cezasızlık algısının güçlendiği ortamlarda zorbalığın daha kolay yayıldığı ifade ediliyor. Okul iklimi ve eğitim politikalarının rolü Kalabalık sınıflar, yetersiz rehberlik hizmetleri ve net olmayan disiplin politikaları, zorbalıkla mücadeleyi zorlaştırıyor. Uzmanlar, okul yönetimlerinin net kurallar ve kararlı yaptırımlar uygulamasının önemine işaret ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı ise son yıllarda güvenli okul ortamı hedefiyle farkındalık ve önleyici programları yaygınlaştırdığını belirtiyor. Çözüm için neler yapılabilir? Uzmanlara göre çözüm, çocukları güçlendirmekle başlıyor. Çocukların sınırlarını tanıması, yardım istemekten çekinmemesi ve zorbalığı tanıyabilmesi kritik görülüyor. Ailelerin empati, saygı ve sınır koyma konusunda rol model olması; okulların ise rehberlik servislerini güçlendirmesi öneriliyor. Dijital ebeveynlik ve kontrollü ekran kullanımı da siber zorbalığın önlenmesinde önemli araçlar arasında yer alıyor. Toplumsal mücadele ve farkındalık şart Sivil toplum kuruluşları ve uluslararası kurumlar, zorbalığa karşı farkındalık kampanyaları yürütüyor. Uzmanlar, “seyirci kalma” kültürünün kırılmasının zorunlu olduğunu vurguluyor. Medyanın da bu konuda çözüm odaklı ve duyarlı bir dil kullanması gerektiği belirtiliyor. Akran zorbalığı, yalnızca bireysel bir sorun değil; çocuk hakları, eğitim kalitesi ve toplum sağlığını ilgilendiren çok boyutlu bir mesele olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, kalıcı çözümün ancak aileler, okullar ve karar alıcıların ortak ve kararlı adımlarıyla mümkün olabileceği görüşünde birleşiyor. Empati ve güven duygusunun güçlendiği bir eğitim ortamı, çocukların geleceğini korumanın temel anahtarı olarak görülüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.