SON DAKİKA

#Einstein

HABER DEĞER - Einstein haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Einstein haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Albert Einstein’ın teorisi bir yıldızın ölümünde doğrulandı: Uzay-zamanın büküldüğü an gözlendi Haber

Albert Einstein’ın teorisi bir yıldızın ölümünde doğrulandı: Uzay-zamanın büküldüğü an gözlendi

Yaklaşık 1 milyar ışık yılı uzaklıkta bulunan SN 2024afav adlı süpernovayı inceleyen astronomlar, evrenin en gizemli gök cisimlerinden biri olan magnetarın oluşum anını ilk kez doğrudan gözlemledi. Araştırmacılar, patlamadan gelen ışıkta görülen sıra dışı titreşimlerin, Albert Einstein’ın genel görelilik kuramında öngörülen uzay-zaman sürüklenmesi etkisini doğruladığını belirtiyor. Bir yıldızın ölümü magnetara dönüşebiliyor Büyük kütleli yıldızlar yaşamlarının sonunda çekirdeklerinin kendi kütle çekimi altında çökmesiyle süpernova patlaması yaşar. Bu patlama sırasında yıldızın dış katmanları uzaya savrulurken merkezde son derece yoğun bir kalıntı oluşur. Bazı durumlarda bu kalıntı inanılmaz hızlarla dönmeye başlar ve Dünya’nın manyetik alanından trilyonlarca kat güçlü bir manyetik alan üretir. Astronomlar bu tür nesnelere magnetar adını veriyor. Işıktaki “titreşimler” kritik ipucu verdi SN 2024afav süpernovasından gelen ışık, normal süpernovalardan farklı bir davranış sergiledi. Işık parlaklığı zirveye ulaştıktan sonra düzenli biçimde sönmek yerine küçük titreşimli parlama atımları gösterdi. Araştırmacılar bu durumun, patlamadan fırlayan bazı maddelerin tamamen kaçamayıp geri düşmesiyle magnetarın çevresinde oluşan gaz diskiyle bağlantılı olduğunu düşünüyor. Bu disk, hızla dönen magnetarın etkisiyle eğilerek hareket ediyor ve ortaya çıkan radyasyon salınımları astronomlara önemli ipuçları sağlıyor. Uzay-zaman “bal gibi sürükleniyor” Einstein’ın genel görelilik kuramına göre büyük ve hızlı dönen kütleler çevrelerindeki uzay-zaman dokusunu da birlikte sürükler. Bu etkiye bilim dünyasında Lense-Thirring presesyonu deniliyor. Gözlemlenen ışık titreşimleri tam da bu etkinin işareti olarak yorumlandı. Bu da uzay-zamanın bir süpernova kalıntısı etrafında ilk kez doğrudan gözlemlendiği anlamına geliyor. Magnetarın özellikleri şaşırtıcı Araştırmacılar yeni doğan magnetarın bazı özelliklerini de hesapladı: Dönüş süresi: 4,2 milisaniye Manyetik alan gücü: Dünya’nınkinden 300 trilyon kat daha güçlü Bu değerler, magnetarların evrendeki en ekstrem fizik koşullarına sahip cisimler arasında olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Bilim insanları için tarihi keşif Araştırmanın ortak yazarlarından Alex Filippenko, keşfin önemini şöyle değerlendirdi: “Bu, süper parlak bir süpernovanın çekirdek çökmesi sonucu bir magnetarın oluştuğuna dair kesin kanıt. Einstein’ın teorisinin açık bir etkisini görmek her zaman heyecan verici.” Bilim insanları, yeni nesil teleskopların devreye girmesiyle benzer keşiflerin çok daha sık yapılabileceğini ve evrenin en uç fizik süreçlerinin daha iyi anlaşılabileceğini düşünüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Telefon kameralarımızı Einstein’a borçluyuz Haber

Telefon kameralarımızı Einstein’a borçluyuz

1905 yılında genç bir doktora öğrencisi olan Albert Einstein, ışığın doğasına dair kaleme aldığı makaleyle yalnızca fizik dünyasını değil, günlük hayatımızı da kökten değiştirdi. O yıllarda hâkim görüş, ışığın dalga olduğu yönündeydi. Ancak Einstein, ışığın enerji paketçiklerinden – yani daha sonra foton adı verilen parçacıklardan – oluştuğunu öne sürdü. Bu parçacıkların bir yüzeye çarptığında elektronları serbest bırakabileceğini kanıtladı. Bu keşif fotoelektrik etki olarak tarihe geçti ve Einstein’a 1921 Nobel Fizik Ödülü’nü kazandırdı. Fotoelektrik etki, bugün kullandığımız birçok teknolojinin temelinde yer alıyor. Hırsız alarmlarındaki kızılötesi ışınlardan, Olimpiyatlardaki bitiş çizgisi sensörlerine; arabaların yağmur algılayıcılarından güneş panellerine kadar sayısız sistem bu prensibe dayanıyor. En kritik uygulamalardan biri ise kamera sensörleri. Akıllı telefonlarımızdaki CMOS sensörleri, gelen ışığı elektriğe çevirerek dijital görüntü oluşturuyor. Bu teknoloji 1990’larda NASA için geliştirilen bir uzay projesinden doğdu, bugün ise milyarlarca telefona girmiş durumda. Üstelik gelişmeler sürüyor. Dartmouth College’dan Eric Fossum, tek bir fotonu bile algılayabilen “foton sayaçları” üzerinde çalışıyor. Bu teknoloji, hem tıpta daha güvenli tomografi taramaları sağlayacak hem de karanlıkta dahi görmeyi mümkün kılacak. Einstein’ın teorisinin etkileri yalnızca Dünya ile sınırlı değil. 1960’larda Ay yüzeyinde gözlemlenen gizemli parıltının da fotoelektrik etkiyle oluştuğu anlaşıldı: Güneş ışığı, Ay tozuna çarpıyor, parçacıkları yüklüyor ve onların yüzeyden havalanmasına yol açıyordu. Bugün elimizdeki akıllı telefonla çektiğimiz her fotoğraf, aslında Einstein’ın 120 yıl önce sorduğu basit bir sorunun cevabına dayanıyor: “Işık neden oluşur?”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.