SON DAKİKA

#Ekonomik Güç

HABER DEĞER - Ekonomik Güç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomik Güç haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ayhan Bilgen'den Sermaye Kuşatmasına Karşı Çağrı Haber

Ayhan Bilgen'den Sermaye Kuşatmasına Karşı Çağrı

Ayhan Bilgen, "Halkweb.com.tr" sitesinde yayınlanan yazısında Türkiye’de ve dünyada siyasetin son yıllarda giderek kimlik tartışmaları etrafında şekillendiğini, bunun ise emek-sermaye ilişkileri gibi temel meselelerin geri plana itilmesine neden olduğunu savunuyor. Sol siyasetin tarihsel olarak eşitsizlik, adalet ve sermaye ilişkileri üzerinden şekillendiğini hatırlatan Bilgen, bugün yaşanan birçok siyasi krizin yalnızca kimlikler üzerinden okunmasının eksik ve yanıltıcı olduğunu belirtiyor. Bilgen’e göre Türkiye’de yaşanan siyasi gerilimler, CHP’deki tartışmalar, belediyelere yönelik soruşturmalar ve muhalefet içindeki ayrışmalar yalnızca kişiler veya partiler üzerinden değerlendirilemez. Bu süreçlerin arkasında ekonomik güç ilişkilerinin, sermayenin siyasetteki etkisinin ve güç odaklarının konum alış biçimlerinin de bulunduğunu ifade ediyor. Siyasetin yeniden toplumun ortak çıkarlarını merkeze alan bir zemine dönmesi gerektiğini vurgulayan Bilgen, bunun hem sol siyasetin geleceği hem de Türkiye’nin demokratikleşme süreci açısından önemli olduğunu dile getiriyor. Yazıda ayrıca Kürt siyaseti, Alevi siyaseti ve farklı toplumsal kesimlerin taleplerinin meşru olduğuna dikkat çekilirken, bu taleplerin sermaye düzeni ve ekonomik eşitsizliklerden bağımsız ele alınmasının yeni çıkmazlar üretebileceği savunuluyor. Bilgen, toplumsal sorunların yalnızca kimlik eksenli değil, aynı zamanda ekonomik ve sınıfsal boyutlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor. CHP’de yaşanan gelişmelerin yalnızca parti içi bir iktidar mücadelesi olarak görülmemesi gerektiğini belirten Bilgen, siyasetin yeniden kendi ilkeleriyle yüzleşmesi ve toplumun beklentilerine cevap verebilmesi için bir yenilenme ve arınma sürecine ihtiyaç duyulduğunu savunuyor. Türkiye’deki siyasi dönüşümün sadece bugünün aktörlerini değil, gelecekte ortaya çıkacak yeni siyasi dengeleri de şekillendireceğini ifade ediyor. Ayhan Bilgen yazısında şu ifadeleri kullandı: "Küresel ölçekte liberal politikalar, nasıl ırkçı, yabancı düşmanı, islamofobik, sağ milliyetçiliği dünyada 'saman alevi' gibi yükseltmiş, 'balon' gibi şişirmiş ise Türkiye’de de bu dalga kısa sürede bitecektir. Sol, titreyip kendine dönecek, yurtsever ve gerçek halk iradesiyle, yarınların Türkiye’sine ve bölgesel dönüşüm hamlesine öncülük edecektir. Bunu, Osmanlıcılık ve hilafet tartışmalarına kurban etme hevesleri de, engellemeye yetmeyecektir." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Özgür Özel Gladyonun Esiri mi? Haber

Özgür Özel Gladyonun Esiri mi?

Kemal Kılıçdaroğlu dönemi boyunca CHP'nin en önemli iddiası, farklı toplumsal kesimleri bir araya getiren geniş bir demokrasi bloğu oluşturabilmekti. Bu süreçte sosyal demokrat çevreler, sol hareketler, emek örgütleri, sendikalar, aydınlar ve çeşitli toplumsal muhalefet unsurları CHP'nin doğal müttefikleri olarak görülüyordu. Bu stratejinin başarılı olup olmadığı ayrı bir tartışma konusu olabilir; ancak partinin siyasal meşruiyetini daha çok emek, hak, özgürlük ve demokrasi söylemleri üzerinden kurmaya çalıştığı açıktı. Bugün ise CHP'nin çevresinde oluşan yeni siyasi atmosfer farklı soruları gündeme getiriyor. Parti içindeki etkili isimlerin profiline, belediyeler çevresinde oluşan ilişki ağlarına ve siyasal tercihlerin yönüne bakıldığında, CHP'nin geleneksel sosyal demokrat çizgiden uzaklaşarak daha pragmatik ve daha sistem içi bir hatta ilerlediği görülmektedir. Özellikle büyükşehir belediyeleri etrafında şekillenen ekonomik güç alanları, müteahhitlik ilişkileri ve yeni sermaye çevreleri üzerinden yürüyen tartışmalar, CHP'nin tarihsel kimliğiyle ilgili yeni soru işaretleri yaratmaktadır. Kılıçdaroğlu'nun CHP'sinden Özgür Özel'in CHP'sine Kemal Kılıçdaroğlu'nun liderliği boyunca CHP'ye yöneltilen en büyük eleştirilerden biri seçim kazanamamasıydı. Ancak aynı dönemde parti, Türkiye'deki çeşitli muhalif toplumsal kesimlerin buluşma zemini olma iddiasını da taşıyordu. Bugün ise eleştirilerin yönü değişmiş durumda. Parti içinde ve çevresinde yükselen bazı isimlerin geçmişlerine bakıldığında, CHP'nin tarihsel olarak mesafeli durduğu bazı siyasi ve ekonomik çevrelerle daha yakın ilişkiler kurduğu yönünde yorumlar yapılmaktadır. Özellikle milliyetçi çevrelerden gelen bazı aktörlerin parti içinde etkili pozisyonlara yükselmesi, sosyal demokrat seçmen tabanında tartışmalara neden olmaktadır. Bu nedenle bazı CHP seçmenleri şu soruyu sormaktadır: Değişen genel başkan mı, yoksa CHP'nin toplumsal karakteri de mi değişiyor? Bu soru önemlidir. Çünkü siyasal partiler etraflarında oluşan insan profiliyle de tanımlanırlar. Eğer bir partinin çevresinde emek örgütleri yerine sermaye çevreleri, sendikalar yerine ihale ağları, entelektüeller yerine profesyonel siyaset mühendisleri görünür hale geliyorsa, o partinin siyasal yönelimi hakkında yeni değerlendirmeler yapılması kaçınılmazdır. Tam da bu noktada CHP'nin bir halk hareketi olmaktan uzaklaştığını, giderek belediyeler etrafında örgütlenen yeni bir elitler koalisyonuna dönüştüğünü görmekteyiz. Özgür Özel: Ülkemizin batı ile entegre olmasını, NATO ile güçlü bir ittifakı destekliyoruz Özgür Özel'e yönelik eleştirilerin ikinci büyük ekseni ise dış politika ve uluslararası ilişkiler alanında ortaya çıkmaktadır. Özgür Özel, Brüksel ziyaretinde Avrupalı mevkidaşlarına sitem etmişti. Randevu alamadığı Avrupa Konseyi Başkanı'na ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşen İngiliz İşçi Partisi'ne yüklenen Özel, "Bizi bir başımıza bıraktınız" diyerek Türkiye'yi Batı'ya şikayet etmişti. İşte tam bu noktada bazı çevreler CHP'nin Batı ile kurduğu ilişkileri sorgulamaktadır. Avrupa Birliği kurumlarıyla, Batılı düşünce kuruluşlarıyla ve uluslararası siyasi ağlarla geliştirilen temasların doğal diplomatik ilişkiler mi olduğu, yoksa CHP'nin siyasal yönelimini etkileyen bir faktöre mi dönüştüğü sorulmaktadır. Anti-emperyalist çevreler özellikle son dönemde CHP yönetiminin Ortadoğu meselelerinde kullandığı dili dikkatle incelemektedir. İran, Filistin, İsrail, NATO ve bölgesel güç dengeleri konusunda yapılan açıklamalar zaman zaman partinin geleneksel ulusalcı ve sol tabanında rahatsızlık yaratmaktadır. Özel, Mart 2025’te CNN International’a verdiği mülakatta “Ülkemizin batı ile entegre olmasını, NATO ile güçlü bir ittifakı destekliyoruz” demişti. Bu nedenle bazı siyasi yorumcular doğrudan şu soruyu gündeme taşımaktadır: CHP'nin mevcut yönetimi gerçekten bağımsız bir siyasi iradenin temsilcisi midir, yoksa ulusal ve uluslararası güç merkezleri tarafından çizilen sınırlar içerisinde hareket eden yeni bir siyasal modelin parçası mıdır? Bu soru aynı zamanda "gladyo" tartışmalarının da çıkış noktasını oluşturmaktadır. Buradaki mesele gizli örgütlerden çok, görünmeyen güç ilişkileridir. Siyasetin yönünü belirleyen ekonomik çevreler, medya ağları, uluslararası lobi grupları ve bürokratik yapılar birçok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de zaman zaman tartışma konusu olmaktadır. Bugün Özgür Özel hakkında yürüyen tartışmaların merkezinde de tam olarak bu konu bulunmaktadır. Asıl mesele bir kişinin karakteri değildir, temsil ettiği siyasal hattın hangi güç ilişkileri üzerine kurulduğudur. CHP gerçekten emekten, halktan ve toplumsal muhalefetten güç alan bir hareket olarak mı yeniden şekillenmektedir? Yoksa küresel sermaye çevreleriyle, yeni ekonomik elitlerle ve sistem içi güç merkezleriyle uyumlu yeni bir siyasal modele mi dönüşmektedir? Türkiye siyasetinin önümüzdeki yıllarda vereceği cevaplardan biri de muhtemelen bu olacaktır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.