SON DAKİKA

#Ekonomik Kalkınma

HABER DEĞER - Ekonomik Kalkınma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomik Kalkınma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Kurum: "D-8 ülkelerinin iradesi COP31'in başarısı için kritik" Haber

Bakan Kurum: "D-8 ülkelerinin iradesi COP31'in başarısı için kritik"

Beşiktaş'ta gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye'nin COP31 başkanlığı vizyonunu paylaşan Bakan Kurum, iklim değişikliğinin artık sadece çevresel değil, ekonomik kalkınma ve gıda güvenliğini de kapsayan küresel bir sorun olduğunu ifade etti. Kurum, "İklim değişikliğine uyumun hızlandırıldığı, finansman ve teknolojiye erişimin güçlendirildiği, şehirlerin dayanıklılığının artırıldığı ve doğa temelli çözümlerin yaygınlaştırıldığı bir uygulama platformu olarak görüyoruz" şeklinde değerlendirdi. 2035 için somut hedefler Bonn sürecinde uluslararası topluma sundukları 2035 küresel uygulama hedeflerine değinen Kurum, bu vizyonun elektrifikasyon, atık yönetimi ve enerji verimliliği gibi kritik alanları kapsadığını belirtti. Bakan Kurum bu hedeflerle ilgili olarak, "2035 yılına kadar küresel elektrifikasyon oranının yüzde 35'e yükseltilmesini, küresel atık üretimindeki artış hızının yarıya indirilmesini, binalarda enerji kullanım yoğunluğunun en az yüzde 25 azaltılmasını, üretim ve imalat sektöründe küresel döngüsel malzeme kullanım oranının en az yüzde 15'e çıkarılmasını, tüm çocukların ve gençlerin iklim değişikliği ile iklime dirençli tarım konusunda nitelikli eğitime erişimini ve iklim finansmanının sahaya daha hızlı, daha etkili ve daha kapsayıcı biçimde ulaşmasını destekleyen küresel uygulama hedeflerini ortaya koyduk" ifadelerini kullandı. "İklim Uygulama Köprüsü" ile finansman desteği Gelişmekte olan ülkelerin iklim hedeflerini projelendirme ve finansmana erişim konularında yaşadığı zorluklara çözüm üretmek amacıyla "İklim Uygulama Köprüsü" girişimini başlattıklarını belirten Kurum, "İklim Uygulama Köprüsü, bu ihtiyaca cevap vermeyi amaçlamaktadır. Bu girişimle ülkelerin kendi önceliklerinden hareketle Ulusal Katkı Beyanlarını ve Ulusal Uyum Planlarını uygulanabilir proje portföylerine dönüştürmelerini desteklemeyi hedefliyoruz" şeklinde konuştu. İstanbul Deklarasyonu ile güçlü mesaj Toplantının, Antalya’da yapılacak COP31 öncesinde önemli bir eşik olduğunu vurgulayan Kurum, D-8 üyelerinin bir milyarı aşan nüfusuyla güçlü bir siyasi irade sergilediğini dile getirdi. Bakan Kurum, "Bu toplantımızın en önemli çıktılarından biri olan İstanbul Deklarasyonu'nun, D-8 ülkelerinin çevre ve iklim alanındaki ortak vizyonunu ortaya koyan güçlü bir siyasi irade beyanı olacağına, Antalya'da gerçekleştirilecek COP31'e de önemli katkılar sunacağına inanıyorum" ifadeleriyle sözlerini noktaladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İran Meclis Başkanı Kalibaf: "ABD’ye güven sorunu sürüyor" Haber

İran Meclis Başkanı Kalibaf: "ABD’ye güven sorunu sürüyor"

ABD’nin bölgedeki yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda İran’ın hiçbir adım atmayacağını vurgulayan Kalibaf, "adım karşılığında adım" ilkesinin mutabakatın temelini oluşturduğunu belirtti. Hürmüz Boğazı ve uluslararası hukuk vurgusu Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelere değinen Kalibaf, bölgedeki stratejik hamlelerini uluslararası hukuk çerçevesinde sürdüreceklerini ifade etti. Boğazlara kıyısı bulunan ülkelerin hem hakları hem de yükümlülükleri olduğunu hatırlatan Meclis Başkanı, "Biz uluslararası hukuk çerçevesinde hareket edeceğiz. Uluslararası hukuka göre boğazlara kıyısı bulunan ülkelerin hem hakları hem de yükümlülükleri vardır. Bu haklardan biri de sundukları hizmetler karşılığında diğer ülkelerin ücret ödemesidir. Savaşın ortasında bir paylaşım yapmış ve 'Hürmüz Boğazı artık asla eski koşullarına dönmeyecek' demiştim. Bugün de aynı görüşteyim" ifadelerini kullandı. "ABD’ye güven sorunu sürüyor" Mutabakat metninde yer alan "yeniden imar ve ekonomik kalkınma" kapsamında İran’a ödenecek 300 milyar dolarlık savaş tazminatına da değinen Kalibaf, ABD yönetimine karşı duyulan şüpheyi dile getirdi. Nihai bir anlaşmaya varılsa ve bu anlaşma Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından onaylansa dahi ABD'nin güvenilir olmadığını savunan Kalibaf, "Nihai bir anlaşmaya varılsa ve hatta bu anlaşma Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla onaylansa bile yine de güvenilir değildir" açıklamasını yaptı. Kalibaf, süreçteki yükümlülüklerin mütekabiliyet esasına dayandığını ise şu sözlerle özetledi: "Mutabakat metninde üstlendiğimiz her yükümlülük, 'adım karşılığında adım' ilkesi temelinde kabul edilmiştir. 13'üncü madde de tam olarak bu esasa göre düzenlenmiştir. Buna göre, ABD yükümlülüklerini yerine getirmezse, biz de herhangi bir adım atmayacağız." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İzmir Ekonomi Kulübü'nde Türkiye'nin NATO üyeliği ve güvenlik politikaları ele alındı Haber

İzmir Ekonomi Kulübü'nde Türkiye'nin NATO üyeliği ve güvenlik politikaları ele alındı

İzmir Ekonomi Kulübü tarafından düzenlenen "Ortak Gelecek İçin Ortak Akıl ile Vizyon Arayışları" toplantısında, "Milli Güvenliğin Ekonomik Boyutu: Türkiye'nin NATO Üyeliği" başlıklı sunumuyla katılımcıların karşısına çıkan Dr. Zekeriya Akçam, milli güvenlik ile ekonomik kalkınma arasındaki ilişkiyi kapsamlı bir çerçevede ele aldı. Toplantının açılış konuşmasını Kulüp Başkanı Dr. Sıddık Topaloğlu yaparken, moderatörlüğü İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Attila Acar üstlendi. İş dünyası, akademi, bürokrasi ve sivil toplum temsilcilerinin katıldığı etkinlikte, Türkiye'nin NATO içindeki konumu, savunma harcamalarının ekonomik etkileri ve küresel güç dengelerindeki değişimler değerlendirildi. Konuşmasında NATO'nun yalnızca bir savunma ittifakı olmadığını belirten Akçam, örgütün aynı zamanda İkinci Dünya Savaşı sonrasında şekillenen uluslararası düzenin ve ABD liderliğindeki küresel güç mimarisinin önemli kurumsal araçlarından biri olduğunu ifade etti. Türkiye'nin 1952 yılında NATO'ya katılımının da yalnızca diplomatik bir tercih değil, dönemin uluslararası güvenlik koşullarının ortaya çıkardığı stratejik bir zorunluluk olduğunu söyledi. Akçam, Türkiye'nin dış politika tercihlerini anlamada yapısal gerçekçilik (neo-realizm) yaklaşımının önemli olduğunu belirterek, devletlerin güvenlik politikalarının büyük ölçüde uluslararası sistemin yapısı tarafından şekillendirildiğini vurguladı. Cumhuriyet'in ilk yıllarında uygulanan denge ve tarafsızlık politikasının dönemin uluslararası şartlarının bir sonucu olduğunu ifade eden Akçam, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Sovyet tehdidinin ortaya çıkmasıyla Türkiye'nin NATO üyeliğine yöneldiğini kaydetti. Sunumunun son bölümünde güncel gelişmelere değinen Akçam, Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu'daki çatışmalar ve İran kaynaklı gerilimlerin mevcut uluslararası sistemin dönüşüm geçirdiğini gösterdiğini söyledi. Soğuk Savaş sonrasında NATO'nun önemini yitireceği yönündeki beklentilerin gerçekleşmediğini belirten Akçam, düzensiz göç, terörizm ve bölgesel çatışmaların küresel güvenlik açısından ciddi tehditler oluşturmaya devam ettiğini ifade etti. Türkiye'nin jeopolitik konumu ve güvenlik ihtiyaçları dikkate alındığında NATO üyeliğinin stratejik önemini koruduğunu dile getiren Akçam, Türkiye'nin hem ulusal güvenliği hem de bölgesel istikrar açısından ittifak içerisinde güçlü bir konumda bulunmasının kritik önemde olduğunu söyledi. NATO'nun gelecekte de uluslararası güvenlik mimarisinin temel unsurlarından biri olacağını belirten Akçam, Türkiye'nin bu yapı içerisindeki rolünün önemini sürdüreceğini vurguladı haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Çin’den Trump’ın Hürmüz çağrısına yanıt: Askeri operasyonlar derhal durdurulmalı Haber

Çin’den Trump’ın Hürmüz çağrısına yanıt: Askeri operasyonlar derhal durdurulmalı

Orta Doğu’da tırmanan gerilim ve Hürmüz Boğazı çevresindeki askeri hareketlilik uluslararası siyasetin gündemindeki yerini koruyor. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, ABD tarafının Hürmüz Boğazı bağlamında Çin’e yönelik açıklamalarına yanıt vererek tüm tarafları askeri operasyonları durdurmaya çağırdı. “Gerilim küresel ticareti tehdit ediyor” Lin Jian, düzenlediği olağan basın toplantısında Hürmüz Boğazı ve çevresindeki sularda yaşanan gelişmelerin yalnızca bölgesel değil küresel etkiler doğurabileceğini söyledi. Sözcü, bölgede artan askeri gerilimin uluslararası mal ve enerji ticaret koridorlarını sekteye uğratabileceğini belirterek bunun küresel barış ve istikrar açısından ciddi riskler taşıdığını ifade etti. “Askeri operasyonlar derhal durdurulmalı” Çinli sözcü, taraflara gerilimi düşürme çağrısı yaparak şu ifadeleri kullandı: “Tüm taraflara derhal askeri operasyonlarını durdurma, gerilimin daha da tırmanmasından kaçınma ve bölgede yaşanan çalkantıların küresel ekonomik kalkınma üzerinde daha büyük bir etki yaratmasını önleme çağrısında bulunuyoruz.” Pekin diplomatik temasları sürdürüyor Lin Jian, Çin’in mevcut durum hakkında ilgili taraflarla diplomatik temaslarını sürdürdüğünü belirtti. Pekin yönetiminin gerilimin düşürülmesine katkı sağlayacak adımları desteklemeye devam edeceğini ifade eden sözcü, bölgede diyalog ve diplomasi yolunun öne çıkarılması gerektiğini vurguladı. Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği stratejik bir enerji koridoru olarak biliniyor ve bölgede yaşanan her gerilim küresel enerji piyasalarını doğrudan etkiliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Hong Kong–Türkiye hattında yeni dönem: Yatırımlar için güvence anlaşması Haber

Hong Kong–Türkiye hattında yeni dönem: Yatırımlar için güvence anlaşması

Yatırım ilişkilerinde çerçeve netleşti Hong Kong Ticaret ve Ekonomik Kalkınma Bürosu (CEDB) tarafından yapılan açıklamada, Hong Kong’un bugüne kadar 33 ekonomiyle 24 yatırım anlaşması imzaladığı belirtildi. Son anlaşmayla birlikte Hong Kong ile Türkiye arasındaki yatırım ilişkilerinin daha öngörülebilir ve güvenli bir zemine oturtulması amaçlanıyor. Yatırımcı güveni ve ekonomik kalkınma vurgusu CEDB Başkanı Algernon Yau Ying-wah, anlaşmanın yatırım güvencelerini güçlendireceğini ve bunun yatırımcı güvenini artırarak Hong Kong ile Türkiye arasındaki yatırımı genişleteceğini ifade etti. Yau’ya göre bu adım, her iki tarafın ekonomik kalkınmasına da doğrudan katkı sağlayacak. Adil muamele ve hukuki güvence taahhüdü Anlaşma uyarınca Hong Kong Özel İdari Bölgesi Hükümeti ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, yatırımcılara adil ve eşit muamele sağlanması ve yatırımların hukuki güvence altına alınması konusunda karşılıklı taahhütte bulunuyor. Kamulaştırma, tazminat ve transfer hükümleri düzenlendi Metinde; kamulaştırma süreçleri, tazminatın esasları, sermaye ve kazanç transferlerinin serbestisi ile yatırım uyuşmazlıklarının çözümüne ilişkin mekanizmalar ayrıntılı biçimde yer alıyor. Bu düzenlemelerin, olası riskleri azaltarak yatırım kararlarını kolaylaştırması bekleniyor. İki ekonomi arasında sermaye akışı hedefleniyor Uzmanlar, anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte Hong Kong–Türkiye hattında karşılıklı yatırımların artabileceğini, özellikle finans, ticaret ve üretim alanlarında yeni işbirliklerinin gündeme gelebileceğini değerlendiriyor. Anlaşma, Türkiye toplumu açısından da uzun vadede istihdam ve büyüme potansiyeli taşıyan bir adım olarak görülüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Fas ve Rusya arasında yeni balıkçılık anlaşması Haber

Fas ve Rusya arasında yeni balıkçılık anlaşması

Moskova’da stratejik imza Fas Dışişleri, Afrika İşbirliği ve Faslı Gurbetçiler Bakanı Nasser Bourita ile Rusya Federal Balıkçılık Ajansı Başkanı İlya Şestakov, Cuma günü Moskova’da yeni Balıkçılık İşbirliği Anlaşması’nı imzaladı. Anlaşma, Fas-Rusya Hükümetlerarası Ortak Komisyonu’nun 8. oturumu kapsamında, Rusya Federasyonu Başbakan Yardımcısı Dmitriy Patruşev ve Bourita’nın eş başkanlığında düzenlenen toplantıda hayata geçirildi. Yeni protokol, 31 Aralık 2024’te süresi dolan önceki anlaşmanın yerine geçiyor ve Rus gemilerinin Fas Atlantik sularında yasal çerçeveye uygun şekilde faaliyet göstermesine imkân tanıyor. Sürdürülebilir avcılık için sıkı düzenlemeler Dört yıllık yeni anlaşma; Yıllık av kotasının belirlenmesini, Biyolojik dinlenme dönemlerinde avlanmanın yasaklanmasını, Ve Atlantik kıyılarında izin verilen balıkçılık bölgelerinin sınırlarının korunmasını öngörüyor. Bu çerçevede Fas, aşırı avlanmayı önleme, deniz ekosistemini koruma ve yasadışı, bildirilmeyen ve düzenlenmemiş (YİU) balıkçılıkla mücadele konularında öncü bir yaklaşım sergiliyor. Bilimsel ve teknik işbirliği güçleniyor Anlaşma aynı zamanda Fas Ulusal Balıkçılık Araştırma Enstitüsü (INRH) ile Rusya’daki muadili arasında yeni bir bilimsel işbirliği programını da içeriyor. Bu kapsamda iki ülke, deniz ekosistemlerinin korunması, balık stoklarının izlenmesi ve ortak eğitim çalışmaları yürütmek üzere bilgi ve teknik kapasite paylaşacak. Faslı denizcilere yeni istihdam fırsatları Yeni anlaşma, sadece çevresel sürdürülebilirlik açısından değil, ekonomik kalkınma açısından da önemli kazanımlar sağlayacak. Faslı denizcilerin Rus gemilerinde istihdam edilmesi, özellikle ülkenin güney liman kentlerinde ekonomik hareketlilik yaratacak. Bu adım, Faslı denizcilerin bölgesel ekonomi içinde kilit aktörlere dönüşmesini hedefliyor. Eğitim ve burs programları da anlaşmada Protokol, denizcilik alanında insan kaynağını güçlendirmeyi amaçlıyor. Anlaşmaya göre, Faslı öğrenci ve yöneticiler, Rusya’nın denizcilik ve balıkçılık alanındaki uzmanlaşmış kurumlarında burs ve staj imkanlarından yararlanabilecek. Bu adım, Fas’ın ulusal becerilerini ve teknik bilgi altyapısını güçlendirmeyi hedefliyor. Sorumlu ortaklık vurgusu Yeni işbirliği anlaşması, Fas ve Rusya’nın deniz kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir kalkınma konusundaki kararlılığını yansıtıyor. İki ülke, bu anlaşmayla birlikte, deniz çevresinin korunması ve mavi ekonominin geliştirilmesi konusunda uzun vadeli bir ortak vizyon ortaya koydu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.