SON DAKİKA

#Ekonomik Kriz

HABER DEĞER - Ekonomik Kriz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomik Kriz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hava trafiğine İran engeli: THY, AJet ve Pegasus’tan iptal kararı Haber

Hava trafiğine İran engeli: THY, AJet ve Pegasus’tan iptal kararı

İran’da ekonomik kriz karşıtı protestoların 12’nci gününde yeniden şiddetlenmesi ve güvenlik risklerinin artması, hava ulaşımını da etkiledi. Yaşanan gelişmelerin ardından Türk Hava Yolları (THY), AJet ve Pegasus, İran’ın başkenti Tahran başta olmak üzere bazı kentlere planlanan uçuşlarını iptal etti. İran’daki protestolar hava trafiğini durma noktasına getirdi İran genelinde son günlerde yoğunlaşan protestolarda yurttaşların sokaklara çıktığı, güvenlik güçlerinin sert müdahalelerde bulunduğu ve bazı bölgelerde internet erişiminin kısıtlandığı bildirildi. Tahran, Tebriz, Meşhed gibi büyük kentlerde yaşanan bu gelişmeler, havalimanı operasyonlarını da doğrudan etkiledi. THY’den Tahran, Tebriz ve Meşhed seferlerine iptal Türk Hava Yolları, İran’daki güvenlik durumunu gerekçe göstererek 9 ve 10 Ocak 2026 tarihlerinde Tahran, Tebriz ve Meşhed’e planlanan toplam 17 seferini iptal etti. Şirketten yapılan açıklamada, yolcuların güncel uçuş bilgilerini resmi kanallar üzerinden takip etmeleri istendi. AJet ve Pegasus da uçuşlarını durdurdu Sabiha Gökçen Havalimanı çıkışlı AJet seferlerinin de İran’daki gelişmeler nedeniyle iptal edildiği açıklandı. Pegasus Havayolları’nın ise İran’dan Türkiye’ye ve Türkiye’den İran’a planlanan uçuşlarını durdurduğu görüldü. Havayolu şirketleri, iptallere ilişkin bilgilendirmelerin yolculara doğrudan yapılacağını bildirdi. Gözler İran’daki gelişmelerde Hava yolu şirketlerinin, İran’daki güvenlik durumuna göre yeni kararlar alabileceği belirtilirken, uçuşların ne zaman normale döneceği belirsizliğini koruyor. Bölgedeki siyasi ve toplumsal gelişmelerin, hava trafiğini etkilemeye devam etmesi bekleniyor.

Haydut Amerika vuruyor, dünya susuyor! Haber

Haydut Amerika vuruyor, dünya susuyor!

3 Ocak 2026 sabahı Venezuela’nın başkenti Caracas’ta art arda patlamalar yaşandı. Elektrik kesintileri, iletişim sorunları ve sivil bölgelerde yükselen duman, ülkede yeni bir travmanın başlangıcı oldu. ABD’nin askeri hedeflere yönelik saldırı düzenlediği iddiaları gündeme gelirken, yaşananların doğrudan muhatabı olan Venezuela halkı bir kez daha belirsizliğin ve korkunun içine sürüklendi. Dünya ise bu tabloya karşı sessiz kaldı. Bombalar düşüyor, bedeli halk ödüyor Patlamaların ardından Caracas’ın birçok mahallesinde elektrik ve su kesintileri yaşandı. Hastanelerde jeneratörlerle hizmet verilmeye çalışılırken, gıda ve yakıt tedariki daha da zorlaştı. Zaten yıllardır ağır ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve yaptırımlarla boğuşan Venezuela halkı, yeni saldırılarla birlikte bir kez daha yaşam mücadelesinin ortasında kaldı. Sokaklarda korku hâkim; evlerinden çıkamayan yurttaşlar, “bir sonraki patlamanın nerede olacağını” bilmeden bekliyor. Dünya kamuoyu sessiz, tepkiler cılız Caracas’ta yaşananlar sosyal medyada yankı bulsa da uluslararası toplumdan güçlü bir tepki gelmedi. Birleşmiş Milletler ve büyük güçler, olayları “izlemekle yetinen” açıklamalarla geçiştirdi. Küresel medyada ise kriz, kısa başlıklarla aktarılırken sivil halkın yaşadığı insani tablo çoğu zaman arka planda kaldı. İnsan hakları örgütleri, saldırıların siviller üzerindeki etkilerine dikkat çekse de somut bir uluslararası girişim gündeme gelmedi. Olağanüstü hal ve seferberlik çağrısı Venezuela yönetimi, saldırıların ardından ülkede olağanüstü hal ilan edildiğini duyurdu. Devlet Başkanı Nicolás Maduro, ulusal savunma planlarının devreye sokulduğunu açıklarken halkı “ülkeyi savunmaya” çağırdı. Resmi açıklamalarda saldırıların “egemenliğe açık bir müdahale” olduğu vurgulandı. Hükümet cephesine göre hedef sadece askeri noktalar değil, aynı zamanda ülkenin siyasi bağımsızlığı. Trump’ın iddiası krizi büyüttü Krizin ortasında ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımla gerilimi tırmandırdı. Trump, Maduro ve eşinin “yakalanarak ülkeden çıkarıldığını” iddia etti. Bu açıklama bazı haber sitelerinde yer bulsa da, uluslararası ajanslar tarafından doğrulanmadı. Açıklama, sahadaki insani krizin önüne geçerek tartışmayı farklı bir yöne sürükledi. Uluslararası basın ne dedi? Güvenilir haber ajansları olan Reuters ve The Guardian, Caracas’taki patlamaları ve ABD’nin saldırılarını haberleştirdi; ancak Maduro’nun gözaltına alındığına dair herhangi bir teyide yer vermedi. Bağımsız doğrulama platformları da iddianın tek kaynağının Trump olduğunu vurgulayarak bilgiyi yalanladı. Maduro kimdir, kriz neden derinleşti? 2013’ten bu yana Venezuela Devlet Başkanı olan Nicolás Maduro, uzun süredir ABD yaptırımları, ekonomik çöküş ve siyasi kutuplaşma ile anılan bir lider. Petrol gelirlerine dayalı ekonominin çökmesi, milyonlarca yurttaşı yoksulluk sınırının altına sürükledi. Son saldırılar ise bu kırılgan tabloyu daha da ağırlaştırdı. Yaşananlar, yalnızca bir lider ya da iktidar mücadelesi değil; doğrudan halkın yaşam hakkını etkileyen bir kriz olarak öne çıkıyor. Sessizlik büyüyor, mağduriyet derinleşiyor Caracas’ta patlayan bombalar kadar, dünyanın sessizliği de Venezuela halkını yaralıyor. İddialar, karşılıklı suçlamalar ve teyitsiz açıklamalar sürerken, asıl bedeli ödeyenler yine siviller oluyor. Elektriksiz kalan evler, dolmayan hastaneler ve korku içinde bekleyen çocuklar… Venezuela’da yaşananlar, uluslararası siyasetin gölgesinde kalan büyük bir insani krize dönüşmüş durumda. Dünya izliyor, halk ise yalnız bırakılıyor.

İran’da protesto dalgası büyüyor: Esnafın eylemine öğrenciler de katıldı Haber

İran’da protesto dalgası büyüyor: Esnafın eylemine öğrenciler de katıldı

İran’da derinleşen ekonomik kriz, sokak eylemlerini ülke geneline yaydı. Yüksek fiyatlar, yaygın enflasyon, vergi baskıları ve piyasa durgunluğuna karşı kepenk kapatan esnafa, üniversite öğrencileri de destek verdi. Birçok kentte kepenkler kapalı, yürüyüşler sürüyor Tahran başta olmak üzere Meşhed, İsfahan, Tebriz, Şiraz ve Ahvaz’da esnaf kepenk açmadı. Grevler yürüyüş ve kitlesel eylemlerle sürerken, doların yükselişiyle geçim koşullarının ağırlaştığı vurgulandı. Üniversitelerden destek: Öğrenciler sokakta Esnaf eylemlerine Şerif Üniversitesi, Tahran Üniversitesi, Şehid Beheshti Üniversitesi, Hacih Nasir Üniversitesi, İsfahan Üniversitesi ve Yezd Üniversitesi öğrencileri de katıldı. Kampüslerde ve kent merkezlerinde geniş çaplı protestolar düzenlendi. Pezeşkiyan’dan diyalog çağrısı Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada İçişleri Bakanı’na protesto temsilcileriyle diyalog kurulması talimatı verdi. Pezeşkiyan, “Para ve bankacılık sistemlerinde reform için adımlar atacağız. İnsanların geçimi benim günlük endişem. Hükümet sorunları gidermek için tüm gücüyle çalışıyor” ifadelerini kullandı. Ekonomik baskıların tetiklediği protestolar esnaf-öğrenci dayanışmasıyla genişlerken, hükümetin diyalog ve reform adımlarının sahadaki tansiyonu düşürüp düşürmeyeceği önümüzdeki günlerde netleşecek.

Öğretmenler Günü’nde Atatürk’ün eşit eğitim devrimi yeniden hatırlatıldı Haber

Öğretmenler Günü’nde Atatürk’ün eşit eğitim devrimi yeniden hatırlatıldı

Türkiye genelinde 24 Kasım Öğretmenler Günü, bu yıl ekonomik kriz, öğretmen atamaları, güvencesiz çalışma ve eğitimin ticarileşmesi tartışmaları gölgesinde kutlanıyor. Eğitim sendikaları ve demokratik kitle örgütleri, Atatürk’ün “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür yurttaş” idealine dayanan eşit eğitim anlayışının bugün büyük ölçüde aşındığını belirtti. Açıklamalarda, kamusal eğitimin bir yurttaşlık hakkı olduğu, “parası olanın nitelikli eğitim aldığı, olmayanın dışarıda kaldığı” bir düzenin toplumsal eşitsizliği büyüttüğü ifade edildi. Atatürk’ün yurttaş eşitliğine dayalı eğitim devrimi yeniden gündemde Eğitim örgütleri, Atatürk’ün eğitimi yalnızca bireysel bir ilerleme değil, toplumsal eşitlik için temel bir kamusal hizmet olarak tanımladığına dikkat çekti. Cumhuriyet’in ilk yıllarında uygulanan karma eğitim, parasız yatılı okullar, Köy Enstitüleri ve halk eğitimi politikalarının, Türkiye toplumunu sınıfsal ve bölgesel eşitsizliklerden arındırmayı amaçladığı vurgulandı. Bugün ise eğitimin piyasa kurallarına terk edilmesiyle sınıfsal uçurumların derinleştiği, dezavantajlı mahallelerdeki yurttaşların temel eğitim hakkına erişiminin bile zorlaştığı ifade edildi. “Eğitim bir ticarete dönüşemez” Sendikalar, özel okul ücretlerindeki aşırı artış ve dershane–kurs sisteminin yaygınlaşması nedeniyle eğitimin fiilen özelleştiğini dile getirdi. “Bir ülkenin geleceği, parası olan azınlığın ayrıcalığına bırakılamaz” diyen eğitimciler, sosyal adaletin ancak eşit ve kamusal eğitimle sağlanabileceğini belirtti. Açıklamalarda, öğretmenlerin düşük ücretle çalıştırılması, ek ders bağımlılığı ve güvencesizlik gibi yapısal sorunların da eğitim sistemini niteliksizleştirdiği vurgulandı. ‘Fikri hür yurttaş’ için bilimsel ve laik eğitim talebi Eğitimciler, Atatürk’ün en büyük hedeflerinden birinin bilimsel düşünceye dayalı, özgür bireyler yetiştiren bir eğitim sistemi olduğunu hatırlattı. Son yıllarda müfredatta yapılan değişiklikler, bilimsel ders saatlerinin azaltılması ve okul türleri arasındaki uçurumlar nedeniyle toplumun bilgiye erişim eşitsizliği arttı. Uzmanlara göre bu durum, yalnızca eğitim kalitesini değil, Türkiye’de demokrasinin geleceğini de tehdit ediyor. Öğretmenlerin mesleki saygınlığı için kamucu bir model talebi Öğretmenler Günü’nde en çok gündeme gelen konulardan biri de öğretmenlerin ekonomik koşulları oldu. Birçok öğretmen geçim sıkıntısı, gelecek kaygısı ve güvencesizlik nedeniyle mesleki motivasyonun düştüğünü belirtiyor. Eğitim sendikaları, “Öğretmeni güçlendirmeden, toplumu güçlendiremezsiniz” diyerek kamucu, eşitlikçi ve toplum yararını önceleyen bir eğitim modelinin zorunlu olduğunu savunuyor. Türkiye toplumunun ortak talebi: Eşit, parasız, nitelikli eğitim 24 Kasım vesilesiyle yapılan açıklamalarda ortak vurgu şu oldu: “Eğitim bir yurttaşlık hakkıdır; piyasa malı değildir.” Eğitimciler, Atatürk’ün kamucu ve halkçı vizyonuna yeniden dönülmesi gerektiğini belirterek Türkiye’nin tüm çocuklarına eşit ve nitelikli eğitim sunulmasının toplumsal barış ve demokratikleşme için zorunlu olduğunun altını çizdi.

Ziraat Bankası'ndan Rekor Kâr: Sosyal Adalet Nerede? Haber

Ziraat Bankası'ndan Rekor Kâr: Sosyal Adalet Nerede?

Türkiye derin bir ekonomik kriz yaşarken, devletin bankası Ziraat Bankası’nın 2025’in ilk 9 ayında elde ettiği 113,7 milyar TL’lik rekor kar, büyük bir şaşkınlık yarattı. İnsan hakları aktivisti Aydoğan Doğan, bu tabloyu “kapitalizmin en acımasız yüzü” olarak tanımladı. “Halk açlık sınırının altında ezilirken, geçim derdiyle boğuşurken, esnaf tefecilerin eline düşmüşken, devletin bankasının en kârlı kurum olması utanç verici bir durumdur. Bu bir başarı değil, açık bir sömürüdür” diyen Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ziraat Bankası bir zamanlar çiftçiyi, esnafı desteklemek için kurulmuştu. Bugün ise yüksek faizler, komisyonlar ve spekülatif işlemlerle halkın cebinden aldığı parayı kâr hanesine yazıyor.” 2025’te 10 büyük banka toplam 484,5 milyar TL kâr açıkladı. Aynı dönemde nüfusun %86’sı ‘geçim sıkıntısı yaşıyorum’ diyor, yılın ilk üç ayında 23 binin üzerinde esnaf kepenk indirdi. Bu rakamlar arasında korkunç bir uçurum var. Doğan, devletin bankalarının Hazine garantisiyle düşük riskle yüksek getiri elde ettiğini, bu getirinin kaynağının ise halkın vergileri ve alın teri olduğunu vurguladı: “Bu, devlet kapitalizminin en tipik örneği. Kamu bankaları özelleştirilmeden özelleştirilmiş gibi çalışıyor. İnsan hakları dediğimiz şey sadece ifade özgürlüğü değil; aç kalmama, insanca yaşama, borç batağına düşmeme hakkıdır. Bu haklar şu anda ayaklar altında.” “Bu 113 milyar TL, kaç ailenin karnını doyurur?” Aydoğan Doğan çözüm önerilerini de sıraladı: Bankalar gerçek anlamda kamulaştırılmalı ve işçi-emekçi denetimine açılmalı. Elde edilen kârlar sosyal yatırımlara yani ücretsiz konut, eğitim, sağlık alanlarına yönlendirilmeli. Esnafa sıfır faizli kredi verilerek tefeciliğin kökü kazınmalı. Borçlu halka acil af getirilmeli. “113 milyar TL’lik bir kâr açıklanıyorsa, önce şu soru sorulmalı: Bu para kaç ailenin açlığını bitirir, kaç gencin umudunu geri getirir?” diyen Doğan, sözlerini şu çağrıyla bitirdi: “Bu utanç ancak halkın örgütlü ve bilinçli mücadelesiyle aşılır. Sessiz kalmak, bu sömürüye ortak olmaktır.”

HD Strateji Genel Seçim Anketini Yayınladı: AKP Geriliyor, CHP Yaklaşıyor, Anahtar Artık Gözüküyor Haber

HD Strateji Genel Seçim Anketini Yayınladı: AKP Geriliyor, CHP Yaklaşıyor, Anahtar Artık Gözüküyor

HD Strateji, 10-12 Kasım tarihleri arasında 33 ilde 2500 yurttaşla gerçekleştirdiği telefon tabanlı “Genel Seçim Anketi”ni yayımladı. Sonuçlar, Türkiye siyasetindeki dengelerin hızla değiştiğine işaret ediyor. Ankete göre AKP hâlâ birinci, ancak oy oranı %33,7’ye gerileyerek dikkat çekici bir erozyon gösteriyor. CHP ise %27,4’e yükselerek farkı kapatıyor. Yerel seçimlerdeki muhalefet başarılarının ulusal tabloya yansımaya başladığı görülüyor. MHP %11,8’le yerini korurken, DEM Parti doğu illerinde oy kayıpları yaşıyor. Yeni partiler ZAFER ve ANAHTAR, milliyetçilik ve göç tartışmalarının etkisiyle oy topluyor.İyi Parti oyları hızla Anahtar Parti'ye akıyor. HD Strateji Yönetim Kurulu Başkanı Aydoğan Doğan, sonuçları şu sözlerle değerlendirdi: Bu anket, 2023’ten beri ilk kez muhalefetin ulusal ölçekte anlamlı bir yükseliş ivmesi yakaladığını gösteriyor. Ekonomik kriz, deprem sonrası toparlanma ve yereldeki yönetim performansları, seçmen davranışını kökten değiştiriyor. AKP Lider Ama Zayıflıyor: Fark Tarihin En Dar Seviyesinde HD Strateji’nin ulusal ortalamasına göre: AKP: %33,7 (-1,9 puan) CHP: %27,4 (+2,1 puan) MHP: %11,8 DEM Parti: %8,2 (-0,6 puan) İYİ Parti: %4,7 (-5 puan) ANAHTAR: %4,3 ZAFER: %3,3 Toplamda küçük partilerin oyu %16’ya ulaşıyor. Bu tablo, “oy bölünmesi” riskinin iktidar bloku açısından artığı anlamına geliyor. Analiz 1: AKP’nin ‘Gizli Kayıp’ Tuzağı Anket bulgularına göre AKP’nin yaşadığı düşüşün arka planında: Enflasyon ve işsizlik nedeniyle artan hoşnutsuzluk, Deprem bölgelerinde yerel yönetim performansına yönelik eleştiriler, Yeniden Refah ve Zafer Partisi’nin muhafazakâr oyları çekmesi, gibi faktörler bulunuyor. HD Strateji’ye göre AKP tabanında toplam %5,8’lik bir “muhafazakâr oy göçü” yaşanıyor. İl Bazlı Tablo: İstanbul ve Ankara’da CHP Yükselişi, Doğu’da DEM Çöküşü Araştırmanın il bazlı verileri, siyasal fay hatlarını daha görünür kılıyor: İl AKP CHP DEM Öne Çıkan Değişim İstanbul 32.1 25.1 10.4 CHP, İmamoğlu etkisiyle ivmeleniyor Ankara 36.7 31.3 5.3 Yavaş’ın sosyal ve çevresel projeleri CHP’ye +0.7 getirdi İzmir 35.4 25.7 8.8 CHP -15.2 puan kaybetti, muhafazakârlaşma AK Parti’yi +10.1 büyüttü Konya 34.9 25.3 8.7 AK Parti -5.8 gerilese de destekler tabanı tuttu Diyarbakır 32.2 30.5 9.5 DEM Parti -51.4 puanla tarihî bir çöküş yaşadı Analiz 2: Yerel Yönetimlerin ‘Domino Etkisi’ Batı’da CHP Rüzgârı: İstanbul ve Ankara’da CHP belediyelerinin sosyal yardımlar, altyapı ve şeffaf yönetim yaklaşımı nedeniyle oylarını %3-5 artırdığı görülüyor. İzmir’de Alarm: Deprem sonrası yardım süreçlerine yönelik eleştiriler, CHP’yi beklenmedik biçimde zayıflatıyor. Konya’da AKP Geriliyor Ama Üstünlük Sürüyor: Konya’da AKP’nin oy oranı %34,9’a düşerek -5,8 puanlık bir kayba işaret ediyor. Buna rağmen kent, muhafazakâr seçmen yapısı sayesinde iktidar için hâlâ güçlü bir dayanak noktası. CHP’nin %25,3’e yükselmesi, genç seçmenin ve kent merkezindeki hizmet odaklı beklentilerin muhalefeti görünür kıldığını gösteriyor. Tarım destekleri AKP tabanını büyük ölçüde tutarken, ekonomik sıkışmışlık ve yerel yönetim performansına dair tartışmalar kademeli bir çözülme yaratıyor Doğu’da DEM Parti Krizi: Diyarbakır ve Van’da DEM’in %50’nin üzerinde kayıp yaşaması, Kürt seçmenin CHP ve AKP arasında yeniden dağıldığına işaret ediyor. HD Strateji’ye göre bu çöküş, sol blokta HÜDA-PAR ve TİP’e yeni bir alan açabilir. Yeni Partilerin Yükselişi: Göç ve güvenlik politikaları etrafında şekillenen tartışmalar, ZAFER Partisi’ni İstanbul’da %6’ya, ANAHTAR Partisi’ni Şanlıurfa’da %7,4’e kadar taşıyor. Bu artışın en büyük kaybedeni ise İYİ Parti. “Sıkıntılı Denge” – Siyasette Kartlar Yeniden Dağılıyor HD Strateji anketi, Türkiye’nin siyasal dengelerinde sert bir rekabet dönemine girildiğini gösteriyor: Muhalefetin toplam oy artışı +3,5 puan, İktidar blokunun toplam kaybı -2,8 puan, Yeni partilerin toplam etkisi %12’nin üzerinde, Bu tablo, 2028 seçimlerinin tamamen ekonomik gidişat ve yerel yönetim performansları tarafından belirleneceğini gösteriyor. Aydoğan Doğan, raporun sonunda şu uyarıyı yapıyor: Ekonomik kriz derinleşirse CHP’nin 2028’de birinci parti olma ihtimali güçlenir. Ancak DEM Parti’nin doğuda yaşadığı erozyonun, sol ittifakın bütünlüğünü tehdit ettiğini de görmezden gelemeyiz. Yeniden Refah Partisi'nin 3.bir yol olma çabası ve ittifak arayışlarını,Anahtar Parti 'nin de içinde olduğu bir denklemde düşünmek artık çok da zorlama bir ihtimal değil! Türkiye siyaseti yeni bir döneme mi giriyor? Yanıtı önümüzdeki aylarda ekonomik tablo ve yerel yönetim performansı verecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.