SON DAKİKA

#Elektronik Harp

HABER DEĞER - Elektronik Harp haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Elektronik Harp haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çin, Rusya ve Kuzey Kore hattı yeni bir stratejik cephe mi oluşturuyor? Haber

Çin, Rusya ve Kuzey Kore hattı yeni bir stratejik cephe mi oluşturuyor?

Son yıllarda küresel jeopolitik dengeler hızla değişirken, Çin, Rusya ve Kuzey Kore arasındaki ilişkiler yeni bir güvenlik mimarisinin habercisi olarak değerlendiriliyor. Özellikle Rusya’nın Ukrayna savaşı sonrası Kuzey Kore ile geliştirdiği askeri iş birliği ve Çin’in bu dengeyi koruma çabası, yalnızca kara ve deniz değil, uzay ve teknoloji alanlarında da yeni bir rekabet sürecini tetikliyor. Uzmanlara göre bu üçlü yapı, gelecekteki savaşların doğasını köklü biçimde değiştirebilir. Rusya-Kuzey Kore ittifakı güçleniyor Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 2024 yılında Pyongyang’a yaptığı ziyaret ve Kim Jong Un ile imzaladığı kapsamlı stratejik ortaklık anlaşması, iki ülke arasında fiili bir askeri ittifakın başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Kuzey Kore’nin Rusya’ya sağladığı topçu mühimmatı, füze sistemleri ve asker desteği, Ukrayna savaşında doğrudan etkili oldu. İstihbarat raporlarına göre Pyongyang, Rusya’nın cephede kullandığı mühimmatın yaklaşık yarısını sağladı. Kuzey Kore sahada deneyim kazanıyor Rusya’ya gönderilen binlerce Kuzey Kore askeri, modern savaş teknikleri konusunda sahada doğrudan deneyim kazanıyor. Bu askerler insansız hava araçları kullanımı, elektronik harp ve topçu koordinasyonu gibi alanlarda eğitim alarak ülkeye geri dönüyor. Bu durum, Kuzey Kore’nin klasik ve sınırlı görülen askeri yapısını daha modern ve esnek bir yapıya dönüştürmesine olanak sağlıyor. Ayrıca Ukrayna sahası, Pyongyang için adeta bir “canlı test laboratuvarı” işlevi görüyor. Teknoloji transferi hız kazanıyor Analizlere göre Rusya, Kuzey Kore’ye uydu teknolojileri, elektronik harp sistemleri ve gelişmiş savunma ekipmanları konusunda destek sağlıyor. Bu iş birliği, Pyongyang’ın gözetleme kapasitesini artırırken aynı zamanda düşman uydularına karşı saldırı yeteneklerini geliştirmesine zemin hazırlıyor. Kuzey Kore lideri Kim Jong Un’un düşman uydularını hedef alabilecek sistemlerin geliştirilmesini onaylaması, uzayın artık doğrudan askeri rekabet alanı haline geldiğini gösteriyor. Çin denge politikası izliyor Çin, Kuzey Kore’nin tamamen Rusya’ya yakınlaşmasını engellemek için diplomatik ve ekonomik ilişkilerini yeniden güçlendirme yoluna gidiyor. Üst düzey temasların artması ve ticaretin pandemi öncesi seviyelere yaklaşması, Pekin’in Pyongyang üzerindeki etkisini koruma çabasını yansıtıyor. Ancak bu durum, Çin’in Kuzey Kore üzerindeki baskı kapasitesini de sınırlıyor. Çünkü aşırı baskı, Pyongyang’ın tamamen Moskova’ya yönelmesine neden olabilir. Savaş riski küreselleşiyor Uzmanlara göre Kore Yarımadası’nda çıkabilecek bir savaş artık yalnızca Kuzey ve Güney Kore arasında kalmayacak. Rusya ve Çin’in doğrudan ya da dolaylı müdahalesi, çatışmayı küresel bir krize dönüştürebilir. Bu senaryoda yalnızca konvansiyonel güçler değil, nükleer silahlar ve uzay tabanlı sistemler de devreye girebilir. Bu da modern savaşın çok katmanlı ve kontrol edilmesi zor bir yapıya evrilmesine neden oluyor. Yeni savaş doktrini şekilleniyor Çin, Rusya ve Kuzey Kore’nin stratejik yakınlaşması, savaşın artık tek bir alanda değil; uzay, siber alan ve fiziksel cephelerin eş zamanlı kullanıldığı bir modele dönüştüğünü gösteriyor. Bu yeni doktrinde amaç, doğrudan çatışmadan ziyade karşı tarafın iletişim, istihbarat ve koordinasyon altyapısını çökertmek. Bu nedenle uzay sistemleri, modern savaşın en kritik bileşenlerinden biri haline geliyor. Güç dengesi yeniden kuruluyor Ortaya çıkan tablo, Çin’in uzay stratejisiyle sınırlı olmayan, çok daha geniş bir güç mücadelesine işaret ediyor. Rusya’nın askeri deneyimi, Kuzey Kore’nin agresif kapasitesi ve Çin’in stratejik denge politikası birleştiğinde, dünya yeni ve daha karmaşık bir güvenlik dönemine giriyor. Bu süreçte uzay, yalnızca keşif alanı değil; küresel güç rekabetinin en kritik sahalarından biri olarak öne çıkıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Çin’in uzay stratejisinin gerçek amacı ne? Haber

Çin’in uzay stratejisinin gerçek amacı ne?

Küresel rekabet atmosferin ötesine taşınırken, Çin’in uzay politikaları giderek daha fazla mercek altına alınıyor. ABD ile süregelen rekabet, klasik savaş anlayışının ötesine geçerek uydu sistemleri, siber kapasite ve elektronik harp üzerinden şekilleniyor. Uzmanlara göre bugün “uzay savaşı” denildiğinde kastedilen, lazerli çatışmalardan çok, kritik altyapıların kontrolüne dayalı teknolojik üstünlük yarışı. Çin uzayı klasik bir keşif alanı olarak görmüyor Çin Halk Kurtuluş Ordusu bünyesinde oluşturulan Stratejik Destek Gücü, uzay, siber ve elektronik harp alanlarını tek merkezde topluyor. Bu yapı, Çin’in uzayı askeri planlamanın ayrılmaz bir parçası haline getirdiğini açık biçimde ortaya koyuyor. Modern orduların iletişim, istihbarat ve navigasyon sistemlerinin büyük ölçüde uydulara bağlı olması, bu alanı son derece kritik hale getiriyor. Bu nedenle uzayda üstünlük, doğrudan yeryüzündeki askeri ve siyasi gücü etkileyen bir faktör olarak değerlendiriliyor. Anti-uydu teknolojileri, sistemleri etkisiz hale getirmeye odaklanıyor Çin, 2007 yılında gerçekleştirdiği testle bir meteoroloji uydusunu imha ederek anti-uydu kapasitesini göstermişti. Bu test uluslararası alanda ciddi endişelere yol açarken, uzayda oluşan enkaz sorunu da gündeme gelmişti. Ancak günümüzde yaklaşım değişmiş durumda. Fiziksel imha yerine; elektronik karıştırma (jamming), sinyal kesme, lazerle sensör körleme ve siber müdahaleler gibi yöntemler ön plana çıkıyor. Bu teknikler hem daha düşük maliyetli hem de saldırının kaynağını gizleme avantajı sağladığı için tercih ediliyor. ABD ile Çin arasındaki rekabet uzay teknolojileri üzerinden yeni bir boyuta taşınıyor United States ile Çin arasındaki rekabet, yalnızca ekonomi ya da kara ve deniz gücüyle sınırlı kalmıyor. NASA ve Çin Ulusal Uzay İdaresi arasındaki dolaylı yarış, Ay görevlerinden uydu ağlarına kadar geniş bir alanda sürüyor. ABD’nin United States Space Force’u kurarak uzayı resmi bir askeri alan olarak tanımlaması, Çin’in de bu alandaki yatırımlarını hızlandırmasına neden oldu. Böylece iki ülke arasında görünmeyen ama sürekli devam eden bir rekabet ortaya çıktı. Mevcut uluslararası hukuk uzaydaki yeni tehditleri düzenlemekte yetersiz kalıyor 1967 tarihli Outer Space Treaty, uzayın barışçıl kullanımını esas alsa da günümüz teknolojik gelişmelerine tam anlamıyla yanıt veremiyor. Antlaşma, kitle imha silahlarını yasaklıyor ancak anti-uydu sistemleri ya da elektronik harp faaliyetleri gibi modern tehditleri açıkça kapsamıyor. Bu boşluk, büyük güçlerin gri alanlarda hareket etmesine ve açık bir çatışma ilan edilmeden rekabet yürütmesine zemin hazırlıyor. Uzayda doğrudan savaş ihtimali düşük olsa da görünmeyen bir mücadele çoktan başlamış durumda Uzmanlara göre kısa vadede uzayda klasik anlamda silahlı çatışmalar beklenmiyor. Ancak bu durum rekabetin olmadığı anlamına gelmiyor. Bugün uzayda yürütülen mücadele; uyduların devre dışı bırakılması, GPS sinyallerinin bozulması ve iletişim ağlarının kesintiye uğratılması gibi yöntemlerle sürdürülüyor. Bu nedenle uzay, sessiz ama son derece etkili bir mücadele alanı haline gelmiş durumda. Çin’in uzay stratejisi, kriz anlarında üstünlük kurmaya dayanıyor Çin’in yaklaşımı, doğrudan bir savaş başlatmaktan ziyade, olası bir küresel kriz durumunda kritik sistemleri kontrol edebilecek kapasiteyi inşa etmeye odaklanıyor. Bu çerçevede uzay, yalnızca bilimsel keşiflerin değil, aynı zamanda küresel güç dengelerinin yeniden şekillendiği stratejik bir alan olarak öne çıkıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Baykar’dan yeni nesil vuruş gücü: “Sivrisinek” ilk kez sahada Haber

Baykar’dan yeni nesil vuruş gücü: “Sivrisinek” ilk kez sahada

Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen K2 kamikaze İHA ve “Sivrisinek” dolanan mühimmat, Keşan Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nde gerçekleştirilen demo faaliyetinde kamuoyuna tanıtıldı. Yeni nesil sistemler, yapay zekâ destekli sürü kabiliyetleriyle dikkat çekti. Otonom sürü formasyonlarıyla uçtular Demo faaliyetinde 5 adet K2 kamikaze İHA, kısa sürede peş peşe kalkış yaparak “sağ kademe”, “çizgi”, “V” ve “Turan” formasyonlarında uçuş gerçekleştirdi. Bu uçuşlara 10 adet “Sivrisinek” dolanan mühimmat da katılarak sürü yapısını tamamladı. Operasyona Bayraktar TB2, Bayraktar TB3 ve Bayraktar AKINCI da eşlik ederek görüntüleme yaptı. GNSS’siz navigasyon ve yapay zekâ öne çıktı Testin en kritik aşamalarından biri, elektronik harp ortamlarına karşı geliştirilen çözümler oldu. Yapay zekâ destekli görsel navigasyon sistemi sayesinde platformlar, GNSS (uydu konumlandırma sistemi) olmadan konum belirleyerek uçuş gerçekleştirdi. Bu sayede sistemlerin, sinyal karıştırmanın yoğun olduğu ortamlarda bile görev yapabileceği gösterildi. Otomatik hedef tespiti ve taarruz Demo kapsamında “Sivrisinek” mühimmatlarından oluşan sürü, belirlenen hedef koordinatlarına otonom şekilde yönelerek dalış gerçekleştirdi. Sürüden ayrılan bir K2 kamikaze İHA da yüksek hızla hedef bölgeye dalış yaparak taarruz kabiliyetini sergiledi. Testin sonunda farklı platformlardan oluşan 18 hava aracı, “V” formasyonunda uçuş yaparak gösteriyi tamamladı. 1000 kilometreyi aşan menzil “Sivrisinek” dolanan mühimmat, 1000 kilometreyi aşan menziliyle dikkat çekiyor. Yapay zekâ destekli sistem sayesinde sürü içerisindeki araçlar birbirleriyle anlık veri paylaşımı yapabiliyor. Bu özellik, hedeflerin ortak şekilde tespit edilmesini ve görev paylaşımının otonom olarak yapılmasını sağlıyor. İlk kez SAHA 2026’da sergilenecek Yeni nesil sistemler, 5-9 Mayıs tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek SAHA 2026 kapsamında kamuoyuna ilk kez geniş çapta tanıtılacak. Baykar ihracatta liderliğini sürdürüyor Baykar, son yıllarda savunma ve havacılık sektöründe ihracat liderliğini sürdürüyor. Şirket, 2025 yılında 2,2 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaşarak kendi rekorunu kırdı. Gelirlerinin büyük bölümünü ihracattan elde eden Baykar, insansız hava araçları alanında küresel pazarda öncü konumunu koruyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

NATO’dan Türkiye’ye savunma sanayisi övgüsü: Türkiye’den çok şey öğrenebiliriz Haber

NATO’dan Türkiye’ye savunma sanayisi övgüsü: Türkiye’den çok şey öğrenebiliriz

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, yaptığı açıklamada, “Türkiye bir savunma sanayisi devrimi yaşadı. Türkiye’nin yaptıklarından çok şey öğrenebiliriz” ifadelerini kullandı. “Türkiye savunma sanayisinde devrim yaptı” NATO Genel Sekreteri Rutte, özellikle son yıllarda Türkiye’nin yerli ve milli savunma projelerinde önemli ilerleme kaydettiğini vurguladı. Rutte, NATO ülkelerinin savunma üretim kapasitesini artırmaya çalıştığı bir dönemde, Türkiye’nin geliştirdiği modelin dikkat çekici olduğunu belirtti. Türkiye’nin insansız hava araçları, zırhlı araçlar, mühimmat ve elektronik harp sistemleri gibi alanlarda önemli bir üretim gücü oluşturduğunu söyleyen Rutte, bu tecrübenin diğer müttefikler için de yol gösterici olabileceğini ifade etti. NATO içinde dikkat çeken çıkış Mark Rutte’nin sözleri, Türkiye’nin NATO içindeki savunma sanayisi rolüne yönelik son dönemde yapılan en güçlü açıklamalardan biri olarak değerlendiriliyor. Türkiye, özellikle Baykar üretimi İHA ve SİHA’lar ile Bayraktar TB2, Bayraktar Kızılelma ve ANKA gibi projeler sayesinde NATO içinde öne çıkıyor. Ayrıca ASELSAN, ROKETSAN ve TUSAŞ gibi şirketlerin geliştirdiği sistemler de birçok ülke tarafından yakından takip ediliyor. Savunma harcamaları tartışılırken geldi Mark Rutte’nin açıklamaları, NATO içinde savunma harcamalarının artırılması ve Avrupa ülkelerinin üretim kapasitesini yükseltmesi tartışmalarının sürdüğü bir dönemde geldi. Son yıllarda birçok NATO ülkesi savunma harcamalarını artırsa da, savunma sanayisinde dışa bağımlılık ve üretim hızının düşüklüğü eleştiri konusu olmaya devam ediyor. Rutte, bu nedenle Türkiye’nin kısa sürede oluşturduğu üretim kapasitesinin dikkatle incelenmesi gerektiğini savundu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Japonya’dan kritik hamle: Elektronik harp uçağı test edildi Haber

Japonya’dan kritik hamle: Elektronik harp uçağı test edildi

Japonya, savunma teknolojilerinde yeni bir aşamaya geçti. Kawasaki EC-2 SOJ adlı elektronik harp uçağı ilk uçuşunu gerçekleştirirken, bu gelişme hem askeri kapasite hem de bölgesel dengeler açısından dikkat çekti. Ancak test süreciyle birlikte bazı teknik tartışmalar da gündeme geldi. Elektronik harp kapasitesi dikkat çekti Yeni nesil uçak, düşman radarlarını ve elektronik sistemleri doğrudan çatışma alanına girmeden devre dışı bırakma özelliğine sahip. Bu teknoloji sayesinde Japonya’nın yüksek riskli bölgelerde daha düşük kayıpla operasyon yürütebileceği belirtiliyor. Uzmanlar, elektronik harp sistemlerinin modern savaşın en kritik unsurlarından biri haline geldiğini vurguluyor. Modern savaşın yeni aracı EC-2 SOJ’un, Japonya’nın savunma stratejisinde caydırıcılığı artırması bekleniyor. Elektronik sistemleri hedef alabilen bu tür platformlar, klasik askeri güçten ziyade teknolojik üstünlüğü ön plana çıkarıyor. Bu gelişme, Japonya’nın askeri doktrininde de önemli bir dönüşümün işareti olarak değerlendiriliyor. Zayıf noktası tartışma yarattı Uçağın ilk testinin ardından en çok konuşulan konu ise ağırlığı oldu. Bazı savunma uzmanları, yüksek ağırlığın uçağı düşük maliyetli insansız hava araçlarına karşı savunmasız hale getirebileceğini belirtti. Bu durum, modern savaşta giderek daha fazla kullanılan ucuz ve sürü halinde hareket eden İHA’lara karşı risk oluşturabileceği gerekçesiyle eleştiriliyor. Bölgesel dengelere mesaj Japonya’nın bu hamlesi, yalnızca savunma kapasitesini artırmakla sınırlı görülmüyor. Uzmanlara göre bu adım, aynı zamanda bölgedeki güç dengelerine yönelik stratejik bir mesaj taşıyor. Özellikle Çin’in son yıllarda elektronik harp ve füze sistemlerine yaptığı yatırımlar dikkate alındığında, Tokyo’nun bu testle caydırıcılığını artırmayı hedeflediği ifade ediliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Trump, Maduro operasyonunda kullanılan gizli silahın adını açıkladı: Discombobulator Haber

Trump, Maduro operasyonunda kullanılan gizli silahın adını açıkladı: Discombobulator

Trump, New York Post’a verdiği röportajda, operasyonun en kritik unsurunun bu silah olduğunu vurgulayarak, “İçeri girdik, düğmelere bastılar ama hiçbir şey çalışmadı. Rus ve Çin yapımı füzeleri vardı ama tek bir tanesini bile ateşleyemediler” ifadelerini kullandı. ABD Başkanı’na göre Discombobulator, Venezuela ordusunun radar, füze ve elektronik savunma altyapısını eş zamanlı olarak felç etti. “Teknik detaylar gizli” Silahın nasıl çalıştığına dair ayrıntı vermekten kaçınan Trump, bu bilgilerin gizli olduğunu ve açıklanmasının yasaklandığını belirtti. Ancak Discombobulator’ın, klasik askeri saldırı yöntemlerinden farklı olarak elektronik harp ve “dezoryantasyon” temelli bir teknolojiye dayandığını ima etti. Trump, bu sayede operasyonun kısa sürede tamamlandığını ve ABD askerlerinin hiçbir kayıp vermediğini savundu. Tanık ifadeleri: “Kafam içeriden patlayacak sandım” Operasyon sırasında sahada bulunan ve kimliği açıklanmayan Venezuela güvenlik görevlilerinin ifadeleri ise silahın yalnızca teknik sistemleri değil, insan sağlığını da etkilediğini ortaya koyuyor. Bir tanık, radarların aniden kapandığını, ardından yoğun bir ses dalgası hissettiklerini belirterek, “Sanki kafam içeriden patlayacakmış gibi hissettim. Birçoğumuzun burnu kanadı, bazıları kan kusmaya başladı. O dalgadan sonra yere yığıldık, ayağa kalkamadık” dedi. Operasyonun bilançosu ABD basınında yer alan bilgilere göre, seçkin Delta Force birliklerinden yaklaşık 20 askerin katıldığı operasyonun 2 saat 20 dakika sürdüğü, aralarında Venezuela ve Küba askerlerinin de bulunduğu 83 kişinin hayatını kaybettiği öne sürüldü. ABD yönetimi, Maduro’yu uzun süredir “uyuşturucu terörizmi” faaliyetleriyle suçluyor ve bu operasyonun uluslararası hukuk çerçevesinde gerçekleştirildiğini savunuyor. Küresel yankı Trump’ın Discombobulator açıklaması, modern savaş teknolojilerinin ulaştığı noktaya dair küresel ölçekte tartışmaları da beraberinde getirdi. Askeri uzmanlar, elektronik harp, ses dalgaları ve sinir sistemi üzerinde etkili olabilecek teknolojilerin gelecekte çatışmaların seyrini kökten değiştirebileceğine dikkat çekiyor. Ancak söz konusu silahın gerçekten bağımsız ve yeni bir teknoloji mi olduğu, yoksa mevcut sistemlerin bir kombinasyonu mu olduğu konusunda henüz bağımsız doğrulama bulunmuyor. Trump’ın açıklamalarıyla birlikte, ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri ve siyasi stratejisinin önümüzdeki dönemde uluslararası arenada daha fazla tartışma yaratması bekleniyor. haberdeger.com ​​​​​​​Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.