SON DAKİKA

#Enfeksiyon

HABER DEĞER - Enfeksiyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enfeksiyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Aylarca teşhis konulamadı, 18 yaşında hayata veda etti! Haber

Aylarca teşhis konulamadı, 18 yaşında hayata veda etti!

Teşhis konulamayan hastalık sonrası aileden ağır ihmâl iddiaları geldi. Kocaeli’de 18 yaşındaki Dilara Gezgin’in yaşamını yitirmesi, geride derin bir acı ve yanıt bekleyen sorular bıraktı. Yaklaşık 6,5 ay boyunca süren tedavi sürecine rağmen hastalığına kesin bir teşhis konulamayan genç kızın ölümü, ailesini isyan noktasına getirdi. Acılı aile, kızlarının tedavi sürecinde ihmaller yaşandığını ve üzerinde adeta deney yapıldığını öne sürdü. Hastaneye yürüyerek gitti, aylarca yoğun bakımda kaldı Edinilen bilgilere göre Dilara Gezgin, karın ağrısı ve enfeksiyon şikâyetiyle hastaneye başvurdu. İlk değerlendirmelerin ardından Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’ne sevk edilen genç kız, burada uzun süre tedavi altına alındı. Yapılan tetkik ve tahlillerde net bir bulguya ulaşılamazken, Dilara’nın sağlık durumu giderek ağırlaştı. Tüm müdahalelere rağmen genç kız kurtarılamadı. “Sadece karın ağrısı ve enfeksiyonu vardı” Baba Yaşar Gezgin, kızının hastaneye ilk gidişinde durumunun ağır olmadığını belirterek, akciğerde sıvı tespit edilmesi sonrası yoğun bakım sürecinin başladığını anlattı. Akciğerdeki sıvının boşaltıldığını ve ardından ağır antibiyotik tedavisine geçildiğini ifade eden Gezgin, buna rağmen kızının bir türlü iyileşmediğini söyledi. Aylarca net tanı konulamadı Aile, hem hastane laboratuvarlarında hem de dış merkezlerde yapılan tüm testlerin negatif çıktığını, buna rağmen “verem olabilir” denilerek sürecin belirsizlik içinde yürütüldüğünü dile getirdi. Baba Gezgin, ameliyat önerildiğini ancak solunum riski nedeniyle operasyonun yapılamadığını aktardı. İlaç sonrası kalbi durdu iddiası Yaşar Gezgin’in anlatımına göre, kızına verem tedavisine yönelik olduğu söylenen bir ilaç verildi. Günlerdir aç olan Dilara’nın ilacı aldıktan kısa süre sonra kalbinin durduğu, uzun süre kalp masajı yapıldığı ve bu olaydan sonra bilincinin bir daha yerine gelmediği belirtildi. Genç kızın aylarca yoğun bakımda yaşam mücadelesi verdiği ifade edildi. “Kızımı eve götürmem istendi” Baba Gezgin, kızının durumunun ağır olduğu bir dönemde hastane tarafından eve götürülmesinin istendiğini öne sürerek, buna karşı çıktığını ve sürecin takipçisi olacağını söyledi. Aile, yaşananların detaylı şekilde araştırılmasını talep ediyor. “Hastaneye kendi ayaklarıyla gitti, cenazesini aldık” Dilara Gezgin’in cenazesi, kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi. Aile fertleri, genç kızın neden hayatını kaybettiğine dair hâlâ net bir yanıt alamadıklarını belirterek, adalet çağrısında bulundu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Dünyada HIV gerilerken Türkiye’de alarm: Vakalar artışta Haber

Dünyada HIV gerilerken Türkiye’de alarm: Vakalar artışta

HIV/AIDS, dünya genelinde kontrol altına alınmaya başlanmışken Türkiye’de tersine bir seyir izliyor. Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen “Nilüfer’de Sağlık” buluşmalarında ele alınan tablo, hem yerel yönetimleri hem de sağlık camiasını harekete geçirdi. Uzmanlar, erken tanının ve damgalamayla mücadelenin hayati önemde olduğuna dikkat çekti. Türkiye’de vaka sayıları yükseliyor Programda konuşan Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emin Halis Akalın, dünyada yeni HIV enfeksiyonlarının pek çok bölgede azaldığını, ancak Türkiye’de rakamların artış eğiliminde olduğunu vurguladı. Resmi kayıtlara göre yaklaşık 60 bin kişinin tanı aldığını belirten Akalın, tanı almamış kişilerle birlikte bu sayının çok daha yüksek olabileceğini ifade etti. Akalın, güncel yaklaşımda “HIV pozitif” yerine “HIV ile yaşayan birey” ifadesinin kullanıldığını belirterek, etkili tedaviler sayesinde bu kişilerin yaşam beklentisinin HIV ile yaşamayan yurttaşlarla aynı düzeye ulaştığını söyledi. Bulaşma yollarına dair yanlış bilinenler Seminerde söz alan Doç. Dr. Uğur Önal ise toplumda yaygın olan yanlış algılara dikkat çekti. HIV’in en sık korunmasız cinsel temas yoluyla bulaştığını belirten Önal, tokalaşma, sarılma, aynı ortamda bulunma ya da ortak çatal-bıçak kullanımının bulaşma yolu olmadığının altını çizdi. Düzenli tedaviyle kanda virüsün tespit edilemeyecek düzeye indirilebildiğini hatırlatan Önal, bu durumda bireyin bulaştırıcı kabul edilmediğini ve sağlıklı bir yaşam sürebildiğini vurguladı. Erken tanı ve anonim test çağrısı Akademisyenler, erken tanının hem bireysel sağlık hem de toplum sağlığı açısından en güçlü korunma aracı olduğunu ifade etti. Nilüfer Belediyesi bünyesindeki gönüllü danışmanlık ve anonim test hizmetlerinin, damgalanma ve ayrımcılıkla mücadelede önemli bir rol üstlendiği kaydedildi. Seminer, katılımcıların sorularının yanıtlanmasıyla sona ererken, uzmanlar HIV/AIDS konusunda açık bilgiye dayalı, ötekileştirmeyen ve kapsayıcı bir yaklaşımın yaygınlaştırılması gerektiğini yineledi.

Kalp krizine yeni tehdit: Sıradan viral enfeksiyonlar da tetikleyici olabilir Haber

Kalp krizine yeni tehdit: Sıradan viral enfeksiyonlar da tetikleyici olabilir

Kalp krizlerinin sadece yüksek kolesterol, kötü beslenme ve stres gibi yaşam tarzı faktörlerinden kaynaklandığı düşünülüyordu. Ancak yeni araştırmalara göre, kalp krizini tetikleyen etkenlerden biri de sık görülen viral enfeksiyonlar olabilir. Özellikle idrar yolu enfeksiyonları (UTI) ve grip gibi hastalıklar, gizli kalan bakterileri uyararak enflamasyonu artırıyor ve kalp krizine neden olabilecek pıhtı oluşumunu tetikliyor. Finlandiya ve Oxford Üniversitesi’nden araştırmacıların yaptığı çalışmada, kalp krizi geçiren hastaların damarlarında oral bakterilere ait DNA izlerine rastlandı. Bu bakterilerin, arterlerde biyofilm adı verilen koruyucu bir yapı oluşturduğu ve yıllarca bağışıklık sisteminden gizlenerek vücutta kalabildiği tespit edildi. Ancak kişi, grip veya UTI gibi bir enfeksiyon geçirdiğinde, bu biyofilmler aktive oluyor, bakteriler yayılıyor ve bağışıklık sistemi devreye giriyor. Bu da: Enflamasyonun artmasına, Damar plaklarının çatlamasına, Kan pıhtılarının oluşmasına neden oluyor. Bu süreç, sonunda kalp krizine yol açabilecek ani bir damar tıkanıklığına neden olabiliyor. Profesör Pekka Karhunen, “Bakterilerin koroner arter hastalığında rol oynadığı uzun süredir düşünülüyordu ancak bu çalışmayla birlikte ilk kez doğrudan genetik kanıtlar ortaya koyduk” dedi. Araştırma, klasik risk faktörlerini (kolesterol, sigara, stres) geçersiz kılmamakla birlikte, kalp krizlerinin bulaşıcı hastalıklarla bağlantılı olabileceği fikrini gündeme getiriyor. Bilim insanları, gelecekte grip veya UTI gibi enfeksiyonlara karşı geliştirilecek aşıların, kalp krizi riskini azaltmak için de kullanılabileceğini öne sürüyor. Bu bulgular, aynı zamanda kalp damar hastalıklarının erken teşhisi için yeni tanı stratejileri geliştirilmesine de ışık tutabilir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.