SON DAKİKA

#Enflasyon

HABER DEĞER - Enflasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enflasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Altında yön bu akşam netleşecek: Fed kararı kritik eşik olacak Haber

Altında yön bu akşam netleşecek: Fed kararı kritik eşik olacak

Küresel piyasalarda belirsizlik sürerken, yatırımcılar bu akşam açıklanacak Fed faiz kararına kilitlendi. Özellikle Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmeler ve ekonomik daralma endişeleriyle birlikte altın ve dolar fiyatlarında yön arayışı hız kazanırken, Fed’den çıkacak mesajların piyasalar üzerinde belirleyici olması bekleniyor. Powell’ın son toplantısı olacak ABD Merkez Bankası’nın nisan ayı faiz kararı, görev süresi 15 Mayıs 2026’da sona erecek olan Fed Başkanı Jerome Powell’ın başkanlığındaki son toplantı olma özelliği taşıyor. Bu nedenle yalnızca faiz kararı değil, Powell’ın vereceği mesajlar da yakından takip ediliyor. Faiz sabit kalabilir, mesajlar belirleyici olacak Piyasalarda genel beklenti, Fed’in bu toplantıda faiz oranlarını değiştirmeyeceği yönünde. Ancak yatırımcılar açısından asıl kritik nokta, Powell’ın enflasyon ve olası faiz indirim sürecine dair vereceği sinyaller olacak. Faiz indirim beklentilerinin öne çekilmesi ya da ötelenmesi, piyasalarda sert fiyat hareketlerine yol açabilir. Altında düşüş sinyalleri güçleniyor Son günlerde gerileyen altın fiyatlarında teknik görünüm zayıf seyrediyor. Gram altın 6.680 TL seviyelerine kadar inerken, göstergeler aşağı yönlü baskının sürdüğüne işaret ediyor. Fed’den faiz indirimlerini geciktirecek mesajlar gelmesi halinde altındaki düşüşün hızlanabileceği değerlendiriliyor. Yükseliş için zemin zayıf Küresel büyüme beklentilerinin aşağı yönlü revize edilmesi ve jeopolitik risklerin ekonomik etkileri, altın üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Uzmanlar, mevcut koşullarda güçlü ve kalıcı bir yükseliş trendi için yeterli zeminin oluşmadığı görüşünde. Dolar tarafında dengeler hassas Dolar cephesinde ise daha karmaşık bir tablo öne çıkıyor. Jeopolitik riskler ve küresel belirsizlikler doları desteklerken, ABD’nin artan bütçe yükü ve borç dinamikleri aşağı yönlü riskleri artırıyor. Bu nedenle doların kısa vadede sınırlı yükseliş potansiyeli taşısa da uzun vadede baskı altında kalabileceği ifade ediliyor. Piyasalar kritik saatleri bekliyor Tüm bu gelişmeler ışığında yatırımcılar, Fed’in açıklayacağı karar ve Powell’ın vereceği mesajlara odaklanmış durumda. Bu akşam yapılacak açıklamaların, hem altın hem de döviz piyasalarında kısa vadeli yönü belirlemesi bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

ABD’de akaryakıt fiyatları 3 yılın zirvesinde: Küresel kriz sinyali mi? Haber

ABD’de akaryakıt fiyatları 3 yılın zirvesinde: Küresel kriz sinyali mi?

ABD’de akaryakıt fiyatlarında yaşanan sert yükseliş, hem iç piyasada hem de küresel enerji dengelerinde yeni bir krizin habercisi olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, jeopolitik gerilimlerin petrol arzını tehdit ettiğini ve fiyatların önümüzdeki dönemde daha da artabileceğini belirtiyor. Fiyatlar son 3 yılın zirvesinde ABD genelinde benzin fiyatları ortalama galon başına 4,18 dolara çıkarak 2022’de Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası görülen seviyelere yeniden ulaştı. Bu artış, son yılların en dikkat çekici yükselişlerinden biri olarak kaydedildi. Gerilim piyasaları etkiliyor Fiyat artışının arkasında, ABD ile İran arasında yaklaşık iki aydır devam eden gerilim yer alıyor. The Wall Street Journal ve Associated Press kaynaklı haberlere göre taraflar arasında özellikle Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik görüşmelerde uzlaşma sağlanamıyor. Hürmüz Boğazı kritik rol oynuyor Küresel petrol taşımacılığının önemli bir kısmının geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizlik, enerji piyasalarında büyük tedirginlik yaratıyor. Uzmanlar, bu hattaki olası bir aksamanın petrol arzını ciddi şekilde daraltabileceği ve fiyatları daha da yukarı çekebileceği uyarısında bulunuyor. Enerji krizi endişesi büyüyor Küresel ölçekte artan jeopolitik riskler, yeni bir enerji krizi ihtimalini güçlendiriyor. Petrol arzında yaşanabilecek kesintilerin, yalnızca ABD’de değil Avrupa ve Asya piyasalarında da fiyat baskısını artıracağı değerlendiriliyor. Tüketici üzerindeki baskı artıyor Artan akaryakıt fiyatları, günlük yaşam maliyetlerini doğrudan etkilerken tüketiciler üzerinde ciddi bir ekonomik baskı oluşturuyor. Uzmanlar, mevcut belirsizliklerin devam etmesi halinde hem enerji hem de genel enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskının süreceğini ifade ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Konut piyasasında yeni dönem: Fiyatlar artıyor, reel kazanç sınırlı Haber

Konut piyasasında yeni dönem: Fiyatlar artıyor, reel kazanç sınırlı

Türkiye genelinde ortalama metrekare fiyatı 40 bin 380 TL’ye yükselirken, ortalama konut fiyatı 5 milyon 47 bin 500 TL seviyesine ulaştı. Buna rağmen enflasyondan arındırılmış veriler, piyasada gerçek anlamda güçlü bir değer artışı olmadığını gösteriyor. Büyükşehirler satışta öne çıkıyor Rapora göre konut satışlarının büyük bölümü büyükşehirlerde yoğunlaşıyor. Özellikle İstanbul, 21 bin 665 adetlik satışla açık ara lider konumda yer aldı. İstanbul’da metrekare fiyatı 63 bin 446 TL’ye, ortalama konut fiyatı ise 7 milyon TL’nin üzerine çıktı. Ancak yıllık nominal artış yüzde 32,4 olsa da reel artış yalnızca yüzde 0,9’da kaldı. Ankara ve İzmir’de tablo benzer Ankara, 10 bin 236 satışla ikinci sırada yer alırken, ortalama konut fiyatı yaklaşık 4,7 milyon TL olarak kaydedildi. Reel artış ise yüzde 1,6 seviyesinde kaldı. İzmir’de ise metrekare fiyatı 50 bin TL’yi aşarken, ortalama konut fiyatı 6,1 milyon TL’ye ulaştı. Buna rağmen reel bazda fiyatlar yüzde 5,6 geriledi. Antalya’da fiyat yüksek ama ivme yavaşlıyor Antalya, 5 bin 651 satışla öne çıkan iller arasında yer aldı. Metrekare fiyatı 53 bin TL seviyesine ulaşırken, ortalama konut fiyatı 5,8 milyon TL olarak ölçüldü. Ancak burada da reel artışın negatif seviyeye gerilediği görüldü. Satışlar düşüyor, kredili alımlar artıyor Mart 2026’da Türkiye genelinde toplam 113 bin 367 konut satışı gerçekleşti. Bu rakam bir önceki aya göre yüzde 9, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 2,1 düşüşe işaret ediyor. İkinci el konut satışlarında da gerileme yaşanırken, kredili satışlarda dikkat çekici bir artış görüldü. Kredili satışlar yıllık bazda yüzde 35,9 yükseldi. Yabancıya satışta düşüş sürüyor Yabancıya konut satışları ise düşüş trendini koruyor. Mart 2026’da 1.353 konut yabancılara satıldı. Bu sayı hem aylık hem de yıllık bazda gerilemeye işaret ediyor. “Nominal artış var, reel kazanç yok” Endeksa & Emlakjet CEO’su Görkem Öğüt, piyasada fiyatların nominal olarak artmaya devam ettiğini ancak enflasyon etkisi çıkarıldığında reel kazancın oldukça sınırlı kaldığını belirtti. Uzmanlara göre, piyasada artık bölgesel ayrışma daha belirgin hale gelirken, yatırımcılar için gerçek getiriyi belirleyen unsur enflasyon karşısındaki performans olacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Asgari ücrette temmuz düğümü: Ara zam artık tercih değil, zorunluluk! Haber

Asgari ücrette temmuz düğümü: Ara zam artık tercih değil, zorunluluk!

İsa Karakaş’ın dikkat çektiği gibi, bugün yaşanan tablo “ara zam olur mu?” sorusundan çok, “ara zam yapılmazsa ne olur?” sorusunu gündeme getiriyor. Çünkü mevcut ücret, temel ihtiyaçları karşılamaktan uzaklaşmış durumda. Asgari ücret daha dört ayda eridi Yılbaşında yapılan zamla net 28 bin 75 liraya yükselen asgari ücret, yüksek enflasyon ve savaşın tetiklediği enerji-gıda zamları nedeniyle hızla değer kaybetti. Türk-İş’in mart ayı verilerine göre açlık sınırı 32 bin 793 liraya çıktı. Nisan verilerinde bu rakamın 34 bin lirayı aşması bekleniyor. Bu da asgari ücretlinin daha yılın ilk üçte birinde yaklaşık 6 bin liralık bir kayıp yaşadığı anlamına geliyor. Bu tablo, hükümetin yıl başında yaptığı zammın kısa sürede eridiğini ve ücretin en temel ihtiyacı olan gıda harcamalarını dahi karşılayamaz hale geldiğini gösteriyor. Sorun sadece düşük ücret değil, ücretin işlevini kaybetmesi Asgari ücret uzun yıllar boyunca işe yeni başlayanların veya düşük gelirli işlerin maaşı olarak görülüyordu. Ancak bugün Türkiye’de milyonlarca yurttaş için fiilen “ortalama ücret” haline geldi. Bu nedenle asgari ücrette yaşanan erime, yalnızca belirli bir kesimi değil, toplumun büyük bölümünü etkiliyor. Ücretin reel olarak gerilemesi, kiradan market fiyatlarına kadar her alanda yoksullaşmayı derinleştiriyor. İsa Karakaş, “Asgari ücret artık başlangıç ücreti değil, ortalama ücret haline geldi” diyerek bu değişime dikkat çekiyor. Hükümet “yılda bir kez zam” diyor, geçmiş başka bir şey söylüyor İktidar uzun süredir asgari ücrette yılda tek zam politikasını savunuyor. Ancak hem yasal düzenleme hem de geçmiş uygulamalar, yıl içinde ikinci bir artış yapılmasının önünde herhangi bir engel olmadığını gösteriyor. Türkiye’de yüksek enflasyon dönemlerinde asgari ücret geçmişte yılda iki, üç hatta dört kez artırıldı. Özellikle 2000-2002 döneminde ücretler neredeyse her mevsim yeniden belirlendi. Bugünkü hayat pahalılığı düşünüldüğünde, temmuz ayında yeni bir artış yapılması olağanüstü değil, geçmiş uygulamaların devamı niteliğinde görülüyor. Dolayısıyla mesele, “yapılabilir mi?” değil; hükümetin bunu yapmak isteyip istemediği. Asıl tartışma: Asgari Ücret Komisyonu kimi temsil ediyor? Temmuz öncesi en büyük tartışmalardan biri de Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısı. Komisyonda hükümet, işveren ve işçi temsilcileri yer alsa da, kararlar oy çokluğuyla alınıyor. Bu da hükümet ile işveren aynı yönde hareket ettiğinde işçi tarafının etkisini fiilen ortadan kaldırıyor. İsa Karakaş, komisyonda asgari ücretliyi doğrudan temsil eden kimsenin bulunmadığını savunuyor. Karakaş’a göre masada oturanların hiçbiri asgari ücretle çalışmıyor; bu nedenle milyonlarca emekçinin gerçek yaşam koşulları karar süreçlerine yansımıyor. Bu nedenle her yıl yapılan görüşmeler, işçiler açısından çoğu zaman sonucu baştan belli bir pazarlık görüntüsü veriyor. Temmuz kararı yalnızca ekonomik değil, siyasi de olacak Temmuz ayında yapılacak olası bir ara zam, yalnızca maaşları değil, hükümetin toplumdaki ekonomik hoşnutsuzluğa nasıl yanıt vereceğini de gösterecek. Çünkü milyonlarca yurttaş için mesele artık “daha iyi yaşamak” değil; ay sonunu getirebilmek, marketten temel gıdayı alabilmek ve kirayı ödeyebilmek. Ara zam yapılmaması halinde, asgari ücretin yıl sonuna kadar açlık sınırının çok daha altında kalacağı ve yoksulluğun daha da derinleşeceği değerlendiriliyor. Bu nedenle temmuz ayı, yalnızca takvimde bir dönemeç değil; milyonlarca emekçi için hayatta kalma sınavı anlamına geliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Merkez Bankası’nın kritik günü: Faiz kararı savaşın gölgesinde açıklanacak Haber

Merkez Bankası’nın kritik günü: Faiz kararı savaşın gölgesinde açıklanacak

Küresel piyasalarda, ABD, İsrail ve İran arasındaki gerilimin ne kadar süreceğine dair belirsizlik sürerken, gözler Ankara’ya çevrildi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, mart ayındaki toplantısında politika faizini yüzde 37’de sabit bırakmış, gecelik borç verme faizini yüzde 40, gecelik borçlanma faizini ise yüzde 35,5 seviyesinde tutmuştu. Piyasaların ana beklentisi: Faiz değişmeyecek Ekonomistlerin büyük bölümü, Merkez Bankası’nın bugünkü toplantıda politika faizinde değişikliğe gitmeyeceği görüşünde. Savaş nedeniyle petrol fiyatlarının yükselmesi, Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim ve kur üzerindeki baskı nedeniyle, Merkez Bankası’nın “bekle-gör” politikası izlemesi bekleniyor. Hatice Karahan da geçen günlerde yaptığı açıklamada, “Temkinli ve veri odaklı bir yaklaşım benimsemeye devam edeceğiz” diyerek, savaşın enflasyon üzerindeki etkilerine dikkat çekmişti. Bazı analistler faiz artışı bekliyor Buna karşın, bazı uluslararası kuruluşlar Merkez Bankası’nın sürpriz bir adım atabileceğini düşünüyor. Bank of America, Merkez Bankası’nın güvenilirliğini artırmak ve piyasa faizleriyle uyum sağlamak için politika faizini 300 baz puan artırarak yüzde 40’a çıkarabileceğini savunuyor. Benzer şekilde, bazı piyasa katılımcıları, fiilen yüzde 40 civarında oluşan piyasa faizinin resmi politika faizine yansıtılmasının daha olası hale geldiğini belirtiyor. Ancak bu durumda bile efektif faiz koşullarında büyük bir değişiklik beklenmiyor. Faiz indirimi beklentisi yıl sonuna ertelendi S&P Global Market Intelligence ekonomistleri, jeopolitik riskler ve yükselen enerji fiyatları nedeniyle Merkez Bankası’nın yıl sonuna kadar sıkı para politikasını sürdürmek zorunda kalacağını düşünüyor. Kuruluş, faiz indirimlerinin aralık ayından önce gündeme gelmesini beklemiyor. Fitch Ratings bünyesindeki Frank Gill de yaz sonuna kadar faiz indirimi ihtimalini düşük görüyor. Çünkü savaşın yarattığı belirsizlik, döviz kuru ve enflasyon üzerindeki baskıyı artırıyor. Bugünkü karar, yalnızca faiz oranını değil; Merkez Bankası’nın önümüzdeki aylarda nasıl bir yol izleyeceğine dair vereceği mesajlar nedeniyle de piyasalar açısından kritik önem taşıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

“Yaşlı dostu Türkiye” sözüne karşın emekliler geçinemiyor Haber

“Yaşlı dostu Türkiye” sözüne karşın emekliler geçinemiyor

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 21-22 Nisan’da Ankara’da düzenlenecek 2. Yaşlılık Şurası öncesinde yaptığı açıklamada, yaşlıların haklarının güçlendirileceği, ayrımcılığın önleneceği ve bakım hizmetlerinin güvence altına alınacağı “yaşlı dostu Türkiye modeli”ni hedeflediklerini söyledi. Bakanlık, yaşlı nüfus oranının yüzde 11,1’e yükseldiğini ve Türkiye’nin artık “çok yaşlı toplum” sınıfına girdiğini belirtiyor. Ancak bu tablo karşısında en büyük sorunlardan biri, yaşlı yurttaşların ve özellikle emeklilerin giderek derinleşen geçim krizi. “Yaşlı dostu” model ile gerçekler arasında büyük uçurum var Bakan Göktaş’ın açıklamalarında bakım hizmetleri, aktif yaşlanma, yaşlı dostu kentler ve yaşlı hakları gibi başlıklar öne çıktı. Ancak yaşlı yurttaşların günlük hayatındaki en temel sorun olan emekli maaşları ve yoksulluk, açıklamada neredeyse hiç yer almadı. Türkiye’de en düşük emekli maaşı, büyükşehirlerde tek bir kişinin kira, gıda, ilaç ve fatura giderlerini karşılamaya yetmiyor. Özellikle kronik hastalığı bulunan yaşlı yurttaşlar, artan ilaç ve sağlık harcamaları nedeniyle maaşlarının önemli bölümünü daha ayın ilk günlerinde tüketiyor. Birçok emekli, maaşıyla geçinemediği için ileri yaşına rağmen çalışmak zorunda kalıyor. Pazarlarda akşam saatlerinde ucuz sebze-meyve bekleyen, torununa harçlık veremeyen ya da faturalarını ödeyebilmek için borçlanan emeklilerin sayısı her geçen gün artıyor. Şura toplanıyor ama emekli maaşları konuşulmuyor Bakanlığın açıkladığı 7 komisyon başlığı arasında “uzun dönem bakım hizmetleri”, “yaşlı dostu kentler” ve “gümüş ekonomi” bulunuyor. Ancak emekli aylıklarının yetersizliği, yaşlı yoksulluğu ve alım gücündeki düşüş başlıkları açık biçimde yer almıyor. Oysa yaşlı yurttaşların büyük bölümü için en acil mesele, sosyal hayata katılım ya da dijitalleşmeden önce temel yaşam ihtiyaçlarını karşılayabilmek. Uzmanlara göre, “yaşlı dostu” bir modelden söz edebilmek için önce emekli maaşlarının açlık ve yoksulluk sınırının altında kalmaması, yaşlıların sağlık, barınma ve beslenme hakkına erişebilmesi gerekiyor. “Aktif yaşlanma” mı, mecburi çalışma mı? Bakanlığın üzerinde durduğu “aktif yaşlanma” kavramı, yaşlıların toplumsal yaşam içinde üretken ve sağlıklı şekilde yer almasını ifade ediyor. Ancak Türkiye’de çok sayıda emekli için “aktif yaşlanma”, emeklilikten sonra da çalışmak zorunda kalmak anlamına geliyor. Ekonomik kriz ve yüksek enflasyon nedeniyle emekliler, emeklilik yaşında yeniden iş arıyor; güvenlik görevlisi, pazarcı, kurye ya da gündelik işçi olarak çalışıyor. Sosyal politika uzmanları, yaşlıların çalışmasının bir tercih değil zorunluluk haline geldiği bir ülkede “yaşlı dostu toplum” söyleminin ikna edici olmadığını belirtiyor. Gerçek çözüm: Hak temelli sosyal güvence Yaşlılık Şurası’ndan çıkacak raporların, önümüzdeki yılların politikalarını belirlemesi bekleniyor. Ancak uzmanlar, yalnızca yeni komisyonlar ve çalıştaylar düzenlemenin yeterli olmadığını vurguluyor. Gerçek bir “yaşlı dostu Türkiye” için emekli maaşlarının insanca yaşam düzeyine çıkarılması, ücretsiz ve erişilebilir sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, yaşlıların barınma ve bakım hakkının güvence altına alınması gerektiği ifade ediliyor. Aksi halde, “yaşlı dostu Türkiye” söylemi, düşük maaşlarla yaşam mücadelesi veren milyonlarca emekli için yalnızca kağıt üzerinde kalan bir vaat olmaktan öteye geçemeyecek. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Mahmut Arıkan’dan Erdoğan’a: En büyük tehdit Amerika Haber

Mahmut Arıkan’dan Erdoğan’a: En büyük tehdit Amerika

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP’yi hedef alan açıklamalarına yanıt verdi. Arıkan, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu en büyük tehdidin CHP değil, ABD olduğunu belirterek dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. “Bu coğrafya için en büyük tehdit ABD’dir” Arıkan, Erdoğan’ın “CHP, bu coğrafya için en büyük tehdittir” sözlerine karşı çıkarak, “Tam 47 kez CHP dedi, 1 kez bile Amerika demedi. Bu coğrafya için en büyük tehdit CHP değil, ABD’dir” ifadelerini kullandı. Bu çıkış, siyasi tartışmaları yeniden alevlendirdi. Yerel yönetimler üzerinden eleştiri Konuşmasında yerel yönetimlere de değinen Arıkan, belediyelere yönelik baskıların arttığını savundu. Özellikle sosyal yardımlar ve yerel hizmetler üzerinden iktidarın müdahalede bulunduğunu öne sürdü. Ekonomi politikalarına tepki Arıkan, hükümetin ekonomi politikalarını da eleştirerek yüksek enflasyon ve hayat pahalılığına dikkat çekti. Vatandaşın geçim sıkıntısı yaşadığını belirten Arıkan, mevcut ekonomik yönetimin sürdürülebilir olmadığını ifade etti. Siyasi tartışma büyüyor Arıkan’ın açıklamaları, iktidar ve muhalefet arasındaki söylem gerilimini yeniden gündeme taşıdı. Önümüzdeki günlerde siyasi aktörlerden gelecek yeni açıklamaların tartışmayı daha da büyütmesi bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Mart ayı enflasyonu açıklandı Haber

Mart ayı enflasyonu açıklandı

Mart ayına ilişkin enflasyon rakamları açıklandı. TÜİK'in açıkladığı Tüketici Fiyat Endeksi verilerine göre enflasyon Mart ayında yıllık yüzde 30,87 arttı, aylık yüzde 1,94 arttı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) bugün, yılın üçüncü enflasyon verilerini oluşturacak olan Mart ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. TÜFE'deki (2025=100) değişim 2026 yılı Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 1,94 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 10,04 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 30,87 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 32,82 artış olarak gerçekleşti. En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 32,36 artış, ulaştırmada yüzde 34,35 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 42,06 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana harcama gruplarının yıllık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 8,25, ulaştırmada 5,45 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda 6,04 yüzde puan oldu. Tüfe gıda ve alkolsüz içeceklerde aylık yüzde 1,80 arttı En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun aylık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 1,80 artış, ulaştırmada yüzde 4,52 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 1,91 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana grupların aylık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 0,46, ulaştırmada 0,75 ve konutta 0,22 yüzde puan oldu. Endekste kapsanan 174 alt sınıftan (Amaca Göre Bireysel Tüketim Sınıflaması-COICOP 2018 5'li Düzey) 2026 yılı Mart ayı itibarıyla, 40 alt sınıfın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 7 alt sınıfın endeksinde değişim olmadı. 127 alt sınıfın endeksinde ise artış gerçekleşti. Özel kapsamlı tüfe göstergesi (b) yıllık yüzde 30,11 arttı, aylık yüzde 1,45 arttı İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE'deki değişim, 2026 yılı Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 1,45 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 8,03 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 30,11 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 32,50 artış olarak gerçekleşti.

Altın için kritik tarih! Haber

Altın için kritik tarih!

Küresel piyasalarda altın fiyatlarında yaşanan geri çekilme, yatırımcıların kafasını karıştırdı. Ancak finans analisti İslam Memiş, bu düşüşlerin kalıcı olmadığını savunarak özellikle önümüzdeki haftaya dikkat çekti. Memiş’e göre piyasada yaşanan hareketler “manipülasyon fiyatlaması” ve bu seviyeler önemli bir alım fırsatı sunuyor. Düşüşün arkasındaki iki kritik neden Altın fiyatlarındaki sert gerilemenin nedenlerini değerlendiren Memiş, iki temel faktöre işaret etti: Petrol fiyatlarının 111-115 dolar bandına yükselmesi ve dolar endeksinin yeniden 100 seviyesinin üzerine çıkması. Bu iki gelişmenin değerli metaller üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Memiş, mevcut geri çekilmenin geçici olduğunu ifade etti. “İlave yapmanın tam zamanı” Memiş, özellikle altın borcu olanlar, düğün yapacaklar ve dövizini değerlendirmek isteyen yatırımcılar için bu seviyelerin önemli bir fırsat sunduğunu vurguladı. “Bu düşüşler kalıcı değil” diyen analist, yatırımcıların panik yerine stratejik hareket etmesi gerektiğini belirtti. Gözler pazartesiye çevrildi Uzman isim, petrol fiyatlarında beklenen geri çekilmenin altın fiyatlarını yeniden yukarı yönlü harekete geçireceğini öngörüyor. Memiş’e göre ons altın kısa sürede yeniden 4.950–4.970 dolar bandını test edebilir. Bu yükseliş için kritik zaman ise “önümüzdeki hafta” olarak işaret ediliyor. Gram altında kritik eşik: 7 bin TL İç piyasada gram altının 7.020 TL seviyelerinde olduğunu belirten Memiş, bu rakamların “ucuz” kaldığını ifade etti. Dijital ve fiziki piyasalar arasındaki farklara dikkat çeken analist, özellikle fiziki alımlarda fiyatların daha farklı seyredebileceğini söyledi. “Mayıs ve Haziran’da bu fiyatlar aranacak” Küresel enflasyon ve stagflasyon riskine dikkat çeken Memiş, uzun vadede altının değer kazanacağını savundu. Mevcut fiyatların ilerleyen aylarda “çok aranacağını” belirten analist, yatırımcılara kısa vadeli dalgalanmalara değil, uzun vadeli tabloya odaklanmaları çağrısında bulundu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.