SON DAKİKA

#Ergenekon

HABER DEĞER - Ergenekon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ergenekon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Devrimciye son veda: Gazi Yalçın Küçük’e askeri tören Haber

Devrimciye son veda: Gazi Yalçın Küçük’e askeri tören

6 Nisan’da hayatını kaybeden devrimci bilim insanı ve yazar Prof. Dr. Yalçın Küçük için Ankara’da cenaze töreni düzenlendi. Küçük, Cebeci Asri Mezarlığı’nda gerçekleştirilen törenin ardından toprağa verildi. Törene farklı siyasi çevrelerden, akademiden ve basın dünyasından çok sayıda isim katıldı. Cebeci’de son yolculuk Yalçın Küçük’ün naaşı, Ankara Cebeci Asri Mezarlığı içerisinde bulunan İsmet Oğultürk Camisi’ne getirildi. Burada kılınan cenaze namazının ardından Küçük, Cebeci Asri Mezarlığı’nda toprağa verildi. Tören boyunca yoğun bir katılım gözlemlendi. Kalabalık bir katılım gerçekleşti Cenaze törenine başta ailesi olmak üzere akademisyen dostları, eski öğrencileri ve sosyalist siyasetin farklı kesimlerinden temsilciler katıldı. Küçük’ün uzun yıllar birlikte çalıştığı gazeteciler ve yayıncılar da törende yer aldı. Ergenekon-Balyoz süreçlerinde birlikte yargılanan isimler de cenazede hazır bulundu. Eski 1. Ordu Komutanı Hurşit Tolon, CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Şule Perinçek, eski Devlet Bakanı Ufuk Söylemez, eski milletvekili Oğuz Oyan, eski Yargıtay üyesi Hamdi Yaver Aktan ve TKP Parti Meclisi üyesi Aydemir Güler törende yer alan isimler arasında dikkat çekti. Gazetecilerden ise Soner Yalçın, Murat Yetkin, Zihni Erdem ve Mehmet Ali Güller başta olmak üzere çok sayıda isim son görev için hazır bulundu. Askeri tören düzenlendi Kıbrıs Gazisi olan Yalçın Küçük için askeri tören de gerçekleştirildi. Türk bayrağına sarılı naaş, askerlerin omuzlarında taşındı. Tören sırasında duygusal anlar yaşanırken, kalabalık zaman zaman sloganlarla Küçük’e veda etti. Bir yurttaşın “Devrimi yapacağız Yalçın Hoca, sana söz” sözleri dikkat çekti. Ailesi taziyeleri kabul etti Cenaze töreninde Küçük’ün eşi Temren Küçük ve oğlu Ömer Devrim Küçük taziyeleri kabul etti. Cami avlusunda toplanan kalabalık, Küçük’ü entelektüel mirasına atıf yapan sloganlarla uğurladı. Çelenk gönderenler Yalçın Küçük için birçok kurum ve isim çelenk gönderdi. Çelenk gönderenler arasında Odatv ve gazeteci Soner Yalçın, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB Başkan Vekili Nuri Arslan, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve Şule Perinçek, Prof. Dr. Mehmet Haberal yer aldı. Ayrıca Türkiye Komünist Partisi, Türkiye İşçi Partisi, Birleşik Komünist Parti, Devrim Partisi ve Kırmızı Kedi Yayınevi de çelenk gönderen kurumlar arasında bulundu. Fikir dünyasında iz bıraktı Akademik çalışmaları ve siyasi yazılarıyla uzun yıllar Türkiye’de tartışmaların merkezinde yer alan Yalçın Küçük, ardında geniş bir düşünsel miras bırakarak son yolculuğuna uğurlandı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yalçın Küçük hayatını kaybetti: Türkiye devrimci bir aydınını yitirdi Haber

Yalçın Küçük hayatını kaybetti: Türkiye devrimci bir aydınını yitirdi

Türkiye’de devrimci düşünce geleneğinin önemli isimlerinden Yalçın Küçük, bir süredir mücadele ettiği sağlık sorunları nedeniyle 6 Nisan 2026’da Ankara’da hayatını kaybetti. Akademisyen, yazar ve siyasal figür kimliğiyle uzun yıllar boyunca Türkiye toplumunun düşünsel ve politik tartışmalarında etkili oldu. “Türkiye en üretken aydınlarından birini yitirdi” Kemal Okuyan, Küçük’ün ardından yaptığı açıklamada, “Türkiye en üretken, özgün, tutkulu ve devrimci aydınlarından birini yitirdi. Ufuk açtı, heyecan verdi” ifadelerini kullandı. Okuyan, Küçük’ün düşünsel üretiminin binlerce insan üzerinde derin izler bıraktığını vurguladı. Yalçın Küçük kimdir? 1938 yılında İskenderun’da doğan Yalçın Küçük, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni 1960 yılında birincilikle tamamladı. Öğrencilik yıllarında Fikir Kulüpleri Federasyonu ve Dev-Genç gibi yapılarda aktif rol aldı. Mezuniyetinin ardından Devlet Planlama Teşkilatı’nda görev yapan Küçük, daha sonra akademik kariyerine yöneldi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptı. 1960’lar ve 1970’ler boyunca sosyalist düşünceye dair çalışmalarıyla öne çıktı. Siyasal faaliyetleri ve yazıları nedeniyle birçok kez yargılandı, tutuklandı ve üniversiteden uzaklaştırıldı. 12 Eylül Darbesi sonrasında da görevinden alınan Küçük, cezaevi süreçleri ve sürgün yılları yaşadı. 1998’de Türkiye’ye döndü, 2000 yılında tahliye edildi. Akademik çalışmaları ve politik yazılarıyla Türkiye’de tartışmalı ancak etkili bir düşünsel miras bıraktı. Eserleriyle geniş bir külliyat oluşturdu Yalçın Küçük, “Türkiye Üzerine Tezler”, “Bir Yeni Cumhuriyet İçin”, “Aydın Üzerine Tezler” ve “Emperyalist Türkiye” gibi çok sayıda kitabıyla Türkiye’nin siyasal ve toplumsal yapısına ilişkin kapsamlı analizler ortaya koydu. Ekonomi, tarih, siyaset ve ideoloji alanlarında kaleme aldığı eserler, uzun yıllar boyunca farklı kesimler tarafından tartışılmaya devam etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Barışın Yarım Kalan Nefesi: Tahir Elçi Haber

Barışın Yarım Kalan Nefesi: Tahir Elçi

“İnsanlığın bu ortak mekânında silah, çatışma, operasyon istemiyoruz. Savaşlar, çatışmalar, operasyonlar bu alandan uzak olsun diyoruz.” Bazı insanlar vardır; zaman geçtikçe, tıpkı kökleri derine inen bir çınar gibi daha da görünür hâle gelirler. Unutulmazlar, aksine her yıl daha berrak bir hakikatin ortasında belirirler. Bu topraklarda her geçen gün büyüyen bir vicdan çağrısına dönüşen isimlerden biri de hiç kuşkusuz Tahir Elçi’dir. Dört Ayaklı Minare’nin gölgesinde kurşunlanan bedeni toprağa düşmüş olabilir; ama ruhu hâlâ Diyarbakır’ın, Amed'in semalarında dolaşıyor. Barışa uzanan bir el gibi süzülerek, bu coğrafyaya bir daha savaş, çatışma ve acı gelmesin diye fısıldamayı sürdürüyor. Bazen adaletin işlemediği bir an gelir; mahkeme salonuna bir güvercin konar. Lice davasında olduğu gibi… O narin beden, kapıya ilişen bir sessizlikle “Ben buradayım” der. O ses bugün hâlâ Tahir Elçi’nin sesidir. Tahir Elçi’yi yalnızca bir baro başkanı ya da bir avukat olarak tarif etmek yetersizdir. O, 90’lı yılların faili meçhul karanlığında ölümle burun buruna çalışan bir hukukçuydu. Ergenekon’un, JİTEM’in ve devlet içindeki hukuksuz yapıların karşısına dikilen bir adalet savunucusuydu. Yıllarca: • Yakılan köylerin izini sürdü, • Asit kuyularına atılan gençlerin dosyalarını açtı, • Kayıplarını arayan annelerin sesini duyurdu, • İşkence odalarının karanlığını raporlarla aydınlattı, • Ve Türkiye'nin, Türkiye Kürdistanı'nın dört bir yanında insanlığa karşı işlenen ağır suçları hukuk terazisine taşıdı. Kuşkonar’ın bombalanmasını milim milim inceleyen; tanıklarla, belgelerle hakikati ortaya çıkaran bir hafıza işçisiydi. Diyarbakır Barosu’nun başına geçtiğinde bir makam sahibinden çok, mağdurların dili oldu. Lice’nin, Cizre’nin, Şırnak’ın, Dargeçit’in acılarını kendi bedeninde taşıdı. Her dosyada bir halkın yükünü omzuna aldı. Bu nedenle Elçi, sadece bir baro başkanı değil; binlerce insanın Tahir abisiydi. Çözüm Süreci ve Son Çırpınış 2015’e gelindiğinde çözüm süreci çözülmenin eşiğindeydi. Siyasi açıklamalar umut verse de sahada karanlık bir hazırlığın izleri beliriyordu. Bunu herkesten önce fark edenlerden biri Tahir Elçi’ydi. Bir gün Silvan’da, ertesi gün Lice’de, sonra Cizre’deydi. Gerginliği düşürmeye, çatışmayı durdurmaya, devlet ile halk arasındaki yarılmayı onarmaya çalışıyordu. Baroya bile nadiren uğrar olmuştu; çünkü barış hızla elden kayıyordu. Yine de geri çekilmedi. Çünkü barışın kapısının kapanması demek, binlerce hayatın kararması demekti. O kapının kapanmasına bedenini koydu. Ve o yüzden, Dört Ayaklı Minare’nin ayaklarının altında şu tarihi cümleyi kurdu: “Bu ortak mekânda silah istemiyoruz.” Bu, halka bir çağrı, devlete bir uyarı, tarihe bırakılmış bir vasiyetti. Yarıda Kalan Barışımızdır Tahir Elçi 28 Kasım 2015’te, yıllarca faili meçhullerle mücadele ettiği bu kentin ortasında katledildi. Birçok kişi onun ölümünü “çatışmanın ortasında kalmış talihsiz bir an” diye açıkladı. Oysa yere düşen sadece bir insan değildi; barışın kendisiydi. Tahir Elçi o gün yalnızca bir basın açıklaması yapmıyordu. Barışa kasteden karanlığa sesleniyordu. Ve o karanlık, onu canlı yayında, herkesin gözünün içine bakarak susturdu. Unutulan Cesaret: İmralı Çağrısı Bugün Türkiye yeniden İmralı temaslarını tartışırken, hafızanın tozlu bir köşesine itilmiş bir gerçeği hatırlamak gerekir: 2015’te en cesur çıkışlardan birini yapan kişi Tahir Elçi’ydi. “İmralı ile görüşme yapılmalıdır; çözümün adresi bellidir” diyenlerden biriydi. O dönemki yoğun linç kampanyalarına rağmen bu cümleyi kurdu. Çünkü biliyordu: Barış, doğru adreslerden gelmeden gelmez. Bugün gelinen noktayı ise RED sorunsalı gölgelemektedir. Tahir Elçi, sadece anmalarda adı geçen bir figür değildir. Bu coğrafyanın vicdanıdır, hafızasıdır, barış ihtimalinin simgesidir. Bu topraklar barışı gerçekten konuştuğunda, en önde duran hep oydu. En cesur cümleleri o kurdu. En ağır bedelleri gerektiren zamanlarda bile geri adım atmadı. Ve kapanmak üzere olan barış kapısına kendi bedenini koydu. Bugün hâlâ Diyarbakır'ın, Amed'in sokaklarında, Sur’un taşlarında, Lice’nin dağlarında, Cizre’nin kavşaklarında yankılanan bir ses var: “Bu coğrafyada artık savaş değil, barış olsun.” Ve o ses hâlâ Tahir Elçi’nin sesidir. Sevgili Tahir abinin anısını, emeklerini ve cesaretini bir kez daha minnetle yad ediyorum. ŞİYAR KAYMAZ

“Ergenekon sadece bir destan değil, kültürel bir köprü Haber

“Ergenekon sadece bir destan değil, kültürel bir köprü

“Ergenekon: Köklerle bağ kuran bir hikâye” İstanbul doğumlu Emre Erdur, yıllarca eğlence ve tasarım sektöründe çalıştıktan sonra, 2019’dan itibaren tüm enerjisini Ergenekon Destanı adlı çok ciltli çizgi roman projesine adadı. Bu epik hikâye, bir milletin yeniden doğuşunu, bağımsızlık mücadelesini ve kültürel hafızasını konu alıyor. “Ergenekon çok biliniyor ama aslında hiç bilinmiyor,” diyor Erdur. “Halkın zihninde sadece ‘bozkurt, dağları eritme’ gibi semboller var. Ama destanın ardındaki tarihî gerçekleri araştırmak, benim için hem kişisel hem de kültürel bir görevdi.” Mimarlıktan mitolojiye: Görsel anlatımın gücü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi mezunu olan Erdur, mimarlık eğitiminin görsel hikâye anlatımına büyük katkı sağladığını söylüyor: “Bir mimar olarak çevreyi anlamak, analiz etmek ve tasarlamak zorundasınız. Bu bakış açısı, çizgi roman sahnelerinin kompozisyonunu oluştururken bana güçlü bir temel sağladı.” Araştırmanın kalbi: Kazakistan Projenin en önemli aşamalarından biri, Kazakistan’daki saha çalışmaları oldu. Erdur, Astana’daki Ulusal Müze’yi ziyaret etti, tarihçi Doç. Dr. Talgat Moldabay ile iş birliği yaptı: “O müzede o döneme ait zırhları, giysileri ve eşyaları görmek, karakterleri yaratırken bana derin bir ilham verdi. Orada, toprağın hafızasını hissettim. Bazen bir hikâyeyi anlamak için o toprakta yürümek gerekir.” Modern mitolojiler arasında Ergenekon’un yeri Marvel ve Netflix gibi platformların mitolojik anlatılara yöneldiği bir dönemde Erdur, Ergenekon’un “kişisel değil, toplumsal bir kader” anlattığını vurguluyor: “Bu bir bireyin kahramanlık hikâyesi değil; bir milletin yok olmanın eşiğinden dönüp yeniden var oluşunun öyküsü. Belki de dünyadaki en saf epik anlatıdır bu.” Genç kuşaklara Miras: Çizgi romanla kültürel aktarım Erdur’a göre çizgi romanlar, genç nesillere tarihi ve kültürü aktarmanın en etkili modern yollarından biri: “Sosyal medya çağında gençler için klasik kitaplar yeterince cazip olmayabilir. Ama çizgi romanlar, hem görselliğiyle dikkat çeker, hem de derin bir anlatı sunar. Ergenekon, hayal kurdurmaz; sana bir vatan verir.” Gelecek planı: Oyunlar, animasyon ve Kızıl Elma kitabı Erdur, projesini sadece çizgi romanla sınırlamıyor. Masa oyunları, animasyon, ve hatta uzayda geçen gelecek hikâyeleriyle bu evreni genişletmeyi planlıyor. Yeni projelerden biri olan “Kızıl Elma Kitabı”, Türk dünyasının gelecekteki rolünü sorgulayan siber savaş ve küresel strateji temalı bir hikâye olacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.