SON DAKİKA

#Ergenekon

HABER DEĞER - Ergenekon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ergenekon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Araştırmacı-yazar Mehmet Sabri Akgönül: "Mansur Yavaş'ın siyasal hayatı bitmiştir" Haber

Araştırmacı-yazar Mehmet Sabri Akgönül: "Mansur Yavaş'ın siyasal hayatı bitmiştir"

Araştırmacı-yazar Mehmet Sabri Akgönül, katıldığı egündem adlı youtube kanalında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın CHP’den istifa kararını, 2023 seçim süreçlerini ve Kaşif Kozinoğlu dosyasını tüm detaylarıyla masaya yatırdı. Programda, Yavaş'ın hamlesinden muhalefetin adaylık krizine ve derin devlet dosyalarına kadar pek çok konuda dikkat çekici değerlendirmelerde bulunuldu. Siyasi Hayatının Sonu mu? Akgönül değerlendirilmesinde "Mansur Yavaş'ın siyasal hayatı bitmiştir." dedi. Nedeni olarak yaptığı açıklamada, "Çünkü Mansur Yavaş bu saatten sonra kendisine "Beni Erdoğan'ın karşısına çıkarmayın" diyebilecek bir siyasal parti veya bir siyasal eğilim arayacak. Onu da herkes Erdoğan'ın karşısına çıkarmak isteyecektir. Zaten Mansur Yavaş gibi adamlar Erdoğan'ın karşısına çıkmazlar. Bu kadar akıllı adamlardı, adamlardılar. 2023 seçimlerini de değerlendiren Akgönül, "Çıksalar zaten 2023'te çıkarlardı. Çıkmadılar. 2023'te çıksalardı da bu oyunların ölçülerini alırlar. 2023 yılıyla ilgili birazdan detaylı bazı bilgiler de verebiliriz. Çünkü fırtına aslında orada başlıyor. Ben Mansur Yavaş'ın siyasal hayatının bittiğini düşünüyorum. Hatta bence Mansur Yavaş'ın belediye başkanlığı hayatı da bundan sonra bitecek. Yani Nisan 2019'da Mansur Yavaş belediye başkan adayı da olmayacaktır" dedi. Mansur Yavaş'ın Siyasi Geçmişi Mansur Yavaş'ın daha önce de siyasi kariyeri hakkında açıklamada bulunan Akgönül, "6-8 ay sonra bir partiye geçerse, söz gelimi yeni parti veya 2 yıl sonra yeniden CHP'ye geçerse —ki biliyorsun o CHP'den ayrılıp yeniden CHP'ye geri dönmüşlüğü de vardı. Aslında Mansur Yavaş'ın CHP ile kurduğu ilişki çok zikzaklıdır. 2014'te CHP'ye giriyor. 2014'teki yerel seçimlerde yine CHP'den aday olarak gösteriliyor. 2014'te %1 farkla... ve orada büyük bir şey vardı, büyük bir infial kopmuştu, elektrikler kesilmişti vesaire. %1 oy farkla Melih Gökçek'e kaybediyor. 2016'da ayrılıyor, CHP'den ayrılıyor. 2018'de yeniden geliyor, bak arada 2 yıl var. 2018'de yeniden geliyor. 2019'da CHP Ankara Belediye Başkan adayı gösteriliyor. %50 küsür oy alıyor. Zaten 2023'te de şey, 2024'te de %60 oy alıyor. Dolayısıyla aslında 2 yıl sonra yeniden CHP'ye dönebilir Mansur Yavaş." ifadelerini kullandı. Akgönül ayrılışın sebebini de değerlendirerek, "Eğer siyasal bir hamle yaptıysa o da yeni partili seçmenlerin kendisine Ankara özelinde bundan sonra muhalefet etmesini engellemek için. Çünkü yeni partililer aslında Mansur Yavaş'a ciddi ciddi bir kimilerine göre karalama kampanyası, kimilerine göre artık gerçeği saklamama ihtiyacı olsun diye Mansur Yavaş'ın aslında Ankara'ya da bir faydasının olmadığını, Ankara'ya da bir hizmet üretmediğini söylemeye başlıyorlardı." dedi. Yavaş ardından ilçe belediylerinin de ardı arkasına istfa etmeleri hakkında Akgönül, "Sadece Mansur Yavaş değil diğer ilçe belediyeleri de istifa etti. Evet. Ama onlar hepsi yedi ilçe belediye başkanı istifa etti. Ben bu istifaların Ankara dışına da taşacağını düşünüyorum. Hepsi sadece bir ya da iki kişi hariç Mansur Yavaş'ın ismini vererek istifa ettiler. Yani "Mansur Başkan'la birlikteyiz" diye. Bu zaten kaçınılmaz. Yani sen Büyükşehirle iş tutan bir ilçe belediye başkanı olmaya çalışacaksın ve dahası zaten seni Mansur Yavaş getirdi. Yani zaten Mansur Yavaş'ın CHP listelerine soktuğu adamlardı bu giden belediye başkanları. Orada bence racona aykırı bir durum yok. Burada esas durum şu: Yani Mansur Yavaş 2028'de Cumhurbaşkanı adayı olmayacak. Bu bir. İki, eğer bağımsız kalırsa Nisan 2029'da da belediye başkanı adayı olmayacak."dedi. "Bağımsız kalırsa Nisan 2029'da belediye başkanı adayı olmayacak" Akgönül Yavaş'In bağımsız kalırsa belediye başkanı adayı olmayacağı tespitinde bulunarak, "Mansur Yavaş'ın kişisel bir karizması yok. Yani kişisel karizması %20'lerdedir. Hatta şunu diyebilirim: MHP'den belediye başkan adayı olduğunda %27 oy almıştı. 2014 yerel seçimlerinden önce değil mi? Evet, %27 oy almıştı. O da hani Mansur Yavaş'ın kişisel karizması belki %15-20'dir. Yani belediyeleri biz sizinle geçen hafta analiz ettik. Ben bu yüzden belediyelerin kapatılması gerektiğini savunmuştum. Belediyelerde partizanlar seçim yaparlar. Sempatizanlar seçim yapmazlar. Yani "ben şu belediye başkanının hizmetini çok iyi buluyorum, onu tercih ediyorum" diyen bir tane aklı başında insan yoktur. Çünkü hiçbir belediye başkanı çok iyi hizmet yapmaz. Belediye başkanları politik bir kariyer inşa etmek için belediye başkanı olurlar. Ve bunu da partiler üzerinden yaparlar. Parti dışı bir belediye başkanı olmaz." dedi. Demirtaş ve Cumhurbaşkanı değerlendirmesi Akgönül Demirtaş tahliyesi hakkında çıkacağını öngördüğünü söyledi. Cumhurbaşkanının adaylığı hakkında ise, "Cumhurbaşkanlığı mevcut seçim tarihinden, 2028 yılındaki seçim tarihinden bir gün önce bile yapılan seçimde aday olabilir. Erken seçim olacağını düşünüyoruz. Tabii aslında hukuki teknik anlamıyla 2028 Nisan ayında bir seçim yapılacak. Bu erken seçim olmayacak. Hukuki anlamda bu öne alınmış seçim olacak. Öne alınan bir seçimde veya erken seçimde ki ikisinde de meclisin onayı lazım. Meclisin onayını aldığında halihazırda iki dönem cumhurbaşkanlığı yapmış biri yeniden cumhurbaşkanı adayı olabilir." dedi. "Kaşif Kozinoğlu bir kahramandır ve bir şehittir" Son dönemde ölümü ile ilgili soruşturma yürütülen eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu dosyası hakkında da kritik açıklamalarda bulundu. Kozinoğlu'nu bir şehit olarak nitelendiren Akgönül, "Fethi kabir yapılmıştı ve bu fethi kabirde Kaşif Kozinoğlu'nun vücut bütünlüğünün büyük oranda bozulmadığı, 15 yıllık yeraltında değil mi, defnedilmesine rağmen bu bizim inancımıza göre şehitlere verilen bir payedir aslında. Bu yüzden ben Kaşif Kozinoğlu'nun kahraman olduğunu ve bir şehit olduğunu düşünüyorum. Niye kahramandır'ı söylüyorum? Burada bir tersine çevirme yapalım. Ekrem Dumanlı vardı bilirsiniz. Zaman Gazetesi'nin genel yayın yönetmeni ve aynı zamanda bir numaralı FETÖ'cü. Hatta bana göre o mahrem imamların biridir. Ekrem Dumanlı Kaşif Kozinoğlu'nun öldürülmesinden, bana göre öldürülmesinden sonra ya da şüpheli ölümünden sonra diyelim ama ben onun şehit edildiğini düşünüyorum, öldürülmesinden sonra bir yazı yazmıştı: "Kaşifinizden kahraman çıkmaz" demişti. Bu hitabı üzerime alınıyorum. Yani aslında "Kaşifimiz kahramandı"yı Ekrem Dumanlı'nın yazısına bir cevap olarak bence herkesin vermesi gerekir." dedi. Kurtlar Vadisi hakkında değerlendirme Akgönül dizi hakkında yürütülen soruşturmaya da atıfta bulunarak, "Her kim yaptıysa suyu bulandırıyor arkadaşlar. Hatta hatırlayın en son o Ömer Baba karakterini canlandıran Emin Olcay da ifade vermeye gitti. Yani böyle bir şey olabilir mi? Emin Olcay ne bilsin yani Kaşif Kozinoğlu cinayeti ile ilgili ne bilsin? Dün, dün dediğim yani birkaç gün önce Sabah Gazetesi'ne röportaj veriyor. Raci Şaşmaz ve Necati Şaşmaz'ı kötülüyor. Bir diss atıyor kendince. Ertesi gün savcılıktan ifadesine başvurulmak için bile değil, bilgi almak için o sıfatla çağrılıyor. Abi bu adam ne bilsin yani?" dedi. Dizinin tarihinden itibaren değerlendirmelerde bulunan Akgönül, " Kurtlar Vadisi ilk çıktığından beri 2002'den beri zaten MİT içerisindeki kapışmanın, Milli İstihbarat Teşkilatı içerisindeki kapışmanın bir tarafı olarak konuşuyordu. Her zaman konuşuyordu. Bak 2004 yılında çok şaşıracaksın, dönemin MİT başkanı Şenkal Bey'e, Şenkal Atasagun'a Kurtlar Vadisi ile ilgili bir rapor gidiyor. Raporu kim yazıyor? Kaşif Kozinoğlu. Ve raporda ne diyor? "Bu dizinin konsept danışmanı Soner Yalçın ama akıl babası, akıl vereni Hasan Atilla Uğur" diyor. Peki Hasan Atilla Uğur ne oluyor? Bugün Kaşif Kozinoğlu'nun bana göre cinayet şüphelisi ki sağlık problemleri el vermediği için cezaevine konulmadı ama şu anda ev hapsinde. Zaten o da Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölümünde bir payı var Hasan Atilla Uğur'un ve bana göre güçlü bir payı var." diye konuştu. Hasan Atilla Uğur'un savcılık ifadeleri Akgönül soruşturmanın önemli ismi Hasan Atilla Uğur hakkında da açıklamalarda bulundu. Açıklamasında "Rasim Ozan Kütahyalı Kaşif Kozinoğlu cinayeti için "kokteyl cinayet" dedi. Daha doğrusu "kokteyl operasyon". Doğru telaffuz edelim: kokteyl operasyon. Kokteyl operasyon şu demek: Başfail FETÖ'cüdür ama zamanında Ergenekoncu olarak bilinenlerden de destek almıştır. Dolayısıyla bence cinayeti FETÖ işletti ama dönemin Ergenekoncularından da bazılarından —Ergenekon örgütünden değil, Ergenekonculardan bazılarından— da destek aldı. İşte bu destekçilerden zaten ikisi Kaşif Kozinoğlu rahmetlinin koğuş arkadaşıydı. Ve orada dikkat et sen Hasan Atilla Uğur'un savcılıktaki ifadelerini? Ne diyor? Hiçbir şey demiyor. "Hatırlamıyorum" diyor. "Hatırlamıyorum". "Hangi ilacı verdin?", "Hatırlamıyorum". "Çıktığında elinin arkasında bir şey var saklıyorsun, değnek mi iğne mi her neyse artık bir şey var saklıyorsun, ne var?", "Hatırlamıyorum" diyor. Şimdi savcılık bu kadar çok nisyan ile malul olan birine onun hatırlayacağı bir şeyler söylemeli." kaydetti. "Kaşif Kozinoğlu cinayetinin veya şüpheli ölümünün en bilgili kişisidir" Akgönül Perinçek'in soruşturmada bilgili olduğunu değerlendirerek, "Peki kimdir acaba hatırlayanlar? Kim olabilir? Doğu Perinçek. Bence Doğu Bey, Doğu Perinçek Kaşif Kozinoğlu cinayetinin veya şüpheli ölümünün en bilgili kişisidir. Yani Raci Şaşmaz ve Bahadır Özdener'i çağıracağına, Emin Olcay'ı çağıracağına, Doğu Perinçek'i bilgi verme sıfatıyla... Ama ne sanık ne tanık. Hani burada da Doğu Bey'i biz zan altında bırakmayalım. Çünkü Kaşif Kozinoğlu ölmeden önce Doğu Perinçek'e bir sürü mektup gönderiyor. Bunlar var. "Kaşif Kozinoğlu'nun Mezara Götürmediği Sırlar" diye kitap olarak yayınlanıyor. Kaynak Yayınları'nın genel yayın yönetmeni ve Doğu Perinçek bilgi verme sıfatıyla savcılığa davet edilmelidir." dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kozinoğlu'nun tutuklama sevk yazısında Zekeriya Öz'ün imzası çıktı Haber

Kozinoğlu'nun tutuklama sevk yazısında Zekeriya Öz'ün imzası çıktı

Zekeriya Öz'ün imzasıyla mahkemeye sevk edilmişti Eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun 2011 yılında tutuklanması sürecine ait resmi belgeler gün yüzüne çıktı. 10 Mart 2011 tarihli İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Soruşturma Bürosu belgesinde, Kozinoğlu’nun tutuklanması talebiyle İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi nöbetçi hakimliğine sevk edilmesini talep eden ismin dönemin İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz olduğu görüldü. Söz konusu belgede Kozinoğlu hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" ve "devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etme amacı dışında kullanma, hile ile alma, çalma" suçlamalarının yer aldığı belirtildi. Zekeriya Öz tarafından imzalanan sevk yazısında, suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ile suç için öngörülen cezanın üst haddi tutuklama gerekçesi olarak gösterildi. Öz 2015'ten bu yana firari durumda aranıyor Ergenekon ve 17-25 Aralık soruşturmalarında görev yapan Zekeriya Öz hakkında ilerleyen süreçte FETÖ/PDY kapsamında soruşturmalar yürütülmüştü. Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından 2015 yılında meslekten ihraç edilen Öz hakkında, 17 Aralık soruşturmasına ilişkin çeşitli suçlamalarla dava açılmıştı. Söz konusu dava kapsamında Öz hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis ile çeşitli suçlardan toplam 27 yıl 6 aydan 72 yıla kadar hapis cezası talep edildiği kaydedildi. 2015 yılından bu yana hakkında yakalama kararı bulunan ve Almanya'ya kaçtığı bilinen Öz, firari olarak aranıyor. Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturma yeniden başlatıldı Öte yandan Kaşif Kozinoğlu’nun 12 Kasım 2011’de Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturmanın 2026 yılında yeniden başlatıldığı bilgisi paylaşıldı. Silivri Sulh Ceza Hakimliği'nin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla daha önce verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kaldırıldı. Soruşturma kapsamında, Kozinoğlu’nun cezaevinde bulunduğu dönemde görev yapan bazı kişiler hakkında adli işlemler gerçekleştirildiği ifade edildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ergenekon kumpaslarında kritik perde: Zekeriya Öz ve 20 isim için yeni karar Haber

Ergenekon kumpaslarında kritik perde: Zekeriya Öz ve 20 isim için yeni karar

Başsavcılığın itirazı sonucunda karar bozuldu FETÖ/PDY terör örgütünün talimatları doğrultusunda sahte deliller üretmek, hukuka aykırı arama, gözaltı, tutuklama ve dinleme gibi usulsüzluklere imza attıkları belirtilen eski yargı mensuplarıyla ilgili yargı hattında kritik bir eşik aşıldı. Aralarında eski İstanbul Savcısı Zekeriya Öz'ün de yer aldığı 21 ihraç hakim ve savcı hakkında yerel mahkemenin hükmettiği zamanaşımı kararına Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından itiraz edildi. Başsavcılık tarafından sunulan itiraz dilekçesinde, şüphelilerin gerçekleştirdiği fiillerin sıradan veya "münferit adli hata" kapsamında değerlendirilemeyeceğinin altı çizildi. Söz konusu eylemlerin Anayasa'yı ihlal suçunun icrai hareketleri ile zamanaşımı sürelerine tabi olmayan işkence suçu kapsamında ele alınması gerektiği savunularak zamanaşımı kararının kaldırılması talep edildi. Yapılan incelemenin ardından İstanbul Anadolu 26. Ağır Ceza Mahkemesi, 10 Temmuz 2026 tarihli kesin kararıyla Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği zamanaşımı hükmünü tamamen kaldırdı. Yargılama sürecinin önünün yeniden açılması doğrultusunda dosya, Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. "Son soruşturmanın açılması" talebi Hakkındaki zamanaşımı kararı kaldırılarak "son soruşturmanın açılması" talebiyle yargı yolu yeniden açılan 21 ihraç hakim ve savcının listesi şu şekilde: Zekeriya Öz — Eski İstanbul Savcısı Fikret Seçen — Eski İstanbul Savcısı Süleyman Pehlivan — Eski İstanbul Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel — Eski İstanbul Savcısı Nihat Taşkın — Eski İstanbul Savcısı Ercan Şafak — Eski İstanbul Savcısı Mehmet Murat Yönder — Eski İstanbul Savcısı Mehmet Murat Dalku — Eski İstanbul Savcısı Hasan Hüseyin Özese — Eski İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Üye Hâkimi Hüsnü Çalmuk — Eski İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Üye Hâkimi Metin Özçelik — Eski İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi Üye Hâkimi Ömer Diken — Eski İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Üye Hâkimi Mehmet Karababa — Eski İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi Üye Hâkimi Dr. Sedat Sami Haşıloğlu — Eski İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Üye Hâkimi Davut Bedir — Eski İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi Üye Hâkimi İdris Asan — Eski İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi Üye Hâkimi Rüstem Eryılmaz — Eski İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Üye Hâkimi Yakup Hakan Günay — Eski İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Üye Hâkimi Ali Efendi Peksak — Eski İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi Üye Hâkimi Murat Üründü — Eski İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi Üye Hâkimi haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Eski MİT görevlisi  Kozinoğlu’nun mezarı 15 yıl sonra bugün açılıyor Haber

Eski MİT görevlisi Kozinoğlu’nun mezarı 15 yıl sonra bugün açılıyor

Silivri'deki üpheli ölüme ilişkin feth-i kabir işlemi Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nde 2011 yılında hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturma derinleşerek devam ediyor. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi doğrultusunda, Kozinoğlu’nun kesin ölüm nedeninin tespiti ve ölümünde üçüncü kişilerin müdahalesinin bulunup bulunmadığının ortaya çıkarılması amacıyla bugün feth-i kabir işlemi gerçekleştiriliyor. Adli Tıp Kurumu bünyesinde 3 adli tıp uzmanı, bir kimyager ve bir otopsi teknikerinden oluşan uzman ekip tarafından yürütülen çalışmada; mezardan alınacak kemik, toprak ve doku numunelerinin yanı sıra ceza infaz kurumu kamera kayıtları, 112 Acil Çağrı Merkezi kayıtları ve hastane belgeleri de incelemeye alındı. Bu kapsamda cezaevindeyken kendisine farklı bir ilaç verilip verilmediği de araştırılıyor. Elde edilecek verilerin ardından Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulu tarafından kapsamlı bir mütalaa hazırlanacak. Soruşturma kapsamında iki dalga operasyon Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada operasyonlar peş peşe geldi. İlk dalgası 7 Eylül Pazartesi günü gerçekleştirilen operasyonda, o dönem cezaevinde görev yaptığı belirtilen 11 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Şüphelilerden 10’u yakalanırken bir kişinin yurt dışında firari olduğu tespit edildi. Gözaltına alınan 10 şüpheliden, olay tarihinde jandarma eri olarak görev yaptığı belirtilen bir kişi tutuklanırken, 7 şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı. Soruşturmanın ikinci dalgasında ise aralarında bir kameraman, bir muhabir ve sağlık çalışanlarının da yer aldığı 9 şüpheli gözaltına alındı. Adalet Bakanı Akın Gürlek de konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, Kaşif Kozinoğlu’nun kritik bir devlet görevlisi olduğuna dikkat çekerek, "Maalesef o dönemde Ergenekon kumpası kapsamında tutukluluk süreci geçirirken sağlıklı, spor yapan ve öz bakımına dikkat eden bir kişi olmasına rağmen şüpheli şekilde hayatını kaybetti" ifadelerini kullandı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Devrimciye son veda: Gazi Yalçın Küçük’e askeri tören Haber

Devrimciye son veda: Gazi Yalçın Küçük’e askeri tören

6 Nisan’da hayatını kaybeden devrimci bilim insanı ve yazar Prof. Dr. Yalçın Küçük için Ankara’da cenaze töreni düzenlendi. Küçük, Cebeci Asri Mezarlığı’nda gerçekleştirilen törenin ardından toprağa verildi. Törene farklı siyasi çevrelerden, akademiden ve basın dünyasından çok sayıda isim katıldı. Cebeci’de son yolculuk Yalçın Küçük’ün naaşı, Ankara Cebeci Asri Mezarlığı içerisinde bulunan İsmet Oğultürk Camisi’ne getirildi. Burada kılınan cenaze namazının ardından Küçük, Cebeci Asri Mezarlığı’nda toprağa verildi. Tören boyunca yoğun bir katılım gözlemlendi. Kalabalık bir katılım gerçekleşti Cenaze törenine başta ailesi olmak üzere akademisyen dostları, eski öğrencileri ve sosyalist siyasetin farklı kesimlerinden temsilciler katıldı. Küçük’ün uzun yıllar birlikte çalıştığı gazeteciler ve yayıncılar da törende yer aldı. Ergenekon-Balyoz süreçlerinde birlikte yargılanan isimler de cenazede hazır bulundu. Eski 1. Ordu Komutanı Hurşit Tolon, CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Şule Perinçek, eski Devlet Bakanı Ufuk Söylemez, eski milletvekili Oğuz Oyan, eski Yargıtay üyesi Hamdi Yaver Aktan ve TKP Parti Meclisi üyesi Aydemir Güler törende yer alan isimler arasında dikkat çekti. Gazetecilerden ise Soner Yalçın, Murat Yetkin, Zihni Erdem ve Mehmet Ali Güller başta olmak üzere çok sayıda isim son görev için hazır bulundu. Askeri tören düzenlendi Kıbrıs Gazisi olan Yalçın Küçük için askeri tören de gerçekleştirildi. Türk bayrağına sarılı naaş, askerlerin omuzlarında taşındı. Tören sırasında duygusal anlar yaşanırken, kalabalık zaman zaman sloganlarla Küçük’e veda etti. Bir yurttaşın “Devrimi yapacağız Yalçın Hoca, sana söz” sözleri dikkat çekti. Ailesi taziyeleri kabul etti Cenaze töreninde Küçük’ün eşi Temren Küçük ve oğlu Ömer Devrim Küçük taziyeleri kabul etti. Cami avlusunda toplanan kalabalık, Küçük’ü entelektüel mirasına atıf yapan sloganlarla uğurladı. Çelenk gönderenler Yalçın Küçük için birçok kurum ve isim çelenk gönderdi. Çelenk gönderenler arasında Odatv ve gazeteci Soner Yalçın, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB Başkan Vekili Nuri Arslan, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve Şule Perinçek, Prof. Dr. Mehmet Haberal yer aldı. Ayrıca Türkiye Komünist Partisi, Türkiye İşçi Partisi, Birleşik Komünist Parti, Devrim Partisi ve Kırmızı Kedi Yayınevi de çelenk gönderen kurumlar arasında bulundu. Fikir dünyasında iz bıraktı Akademik çalışmaları ve siyasi yazılarıyla uzun yıllar Türkiye’de tartışmaların merkezinde yer alan Yalçın Küçük, ardında geniş bir düşünsel miras bırakarak son yolculuğuna uğurlandı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yalçın Küçük hayatını kaybetti: Türkiye devrimci bir aydınını yitirdi Haber

Yalçın Küçük hayatını kaybetti: Türkiye devrimci bir aydınını yitirdi

Türkiye’de devrimci düşünce geleneğinin önemli isimlerinden Yalçın Küçük, bir süredir mücadele ettiği sağlık sorunları nedeniyle 6 Nisan 2026’da Ankara’da hayatını kaybetti. Akademisyen, yazar ve siyasal figür kimliğiyle uzun yıllar boyunca Türkiye toplumunun düşünsel ve politik tartışmalarında etkili oldu. “Türkiye en üretken aydınlarından birini yitirdi” Kemal Okuyan, Küçük’ün ardından yaptığı açıklamada, “Türkiye en üretken, özgün, tutkulu ve devrimci aydınlarından birini yitirdi. Ufuk açtı, heyecan verdi” ifadelerini kullandı. Okuyan, Küçük’ün düşünsel üretiminin binlerce insan üzerinde derin izler bıraktığını vurguladı. Yalçın Küçük kimdir? 1938 yılında İskenderun’da doğan Yalçın Küçük, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni 1960 yılında birincilikle tamamladı. Öğrencilik yıllarında Fikir Kulüpleri Federasyonu ve Dev-Genç gibi yapılarda aktif rol aldı. Mezuniyetinin ardından Devlet Planlama Teşkilatı’nda görev yapan Küçük, daha sonra akademik kariyerine yöneldi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptı. 1960’lar ve 1970’ler boyunca sosyalist düşünceye dair çalışmalarıyla öne çıktı. Siyasal faaliyetleri ve yazıları nedeniyle birçok kez yargılandı, tutuklandı ve üniversiteden uzaklaştırıldı. 12 Eylül Darbesi sonrasında da görevinden alınan Küçük, cezaevi süreçleri ve sürgün yılları yaşadı. 1998’de Türkiye’ye döndü, 2000 yılında tahliye edildi. Akademik çalışmaları ve politik yazılarıyla Türkiye’de tartışmalı ancak etkili bir düşünsel miras bıraktı. Eserleriyle geniş bir külliyat oluşturdu Yalçın Küçük, “Türkiye Üzerine Tezler”, “Bir Yeni Cumhuriyet İçin”, “Aydın Üzerine Tezler” ve “Emperyalist Türkiye” gibi çok sayıda kitabıyla Türkiye’nin siyasal ve toplumsal yapısına ilişkin kapsamlı analizler ortaya koydu. Ekonomi, tarih, siyaset ve ideoloji alanlarında kaleme aldığı eserler, uzun yıllar boyunca farklı kesimler tarafından tartışılmaya devam etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Barışın Yarım Kalan Nefesi: Tahir Elçi Haber

Barışın Yarım Kalan Nefesi: Tahir Elçi

“İnsanlığın bu ortak mekânında silah, çatışma, operasyon istemiyoruz. Savaşlar, çatışmalar, operasyonlar bu alandan uzak olsun diyoruz.” Bazı insanlar vardır; zaman geçtikçe, tıpkı kökleri derine inen bir çınar gibi daha da görünür hâle gelirler. Unutulmazlar, aksine her yıl daha berrak bir hakikatin ortasında belirirler. Bu topraklarda her geçen gün büyüyen bir vicdan çağrısına dönüşen isimlerden biri de hiç kuşkusuz Tahir Elçi’dir. Dört Ayaklı Minare’nin gölgesinde kurşunlanan bedeni toprağa düşmüş olabilir; ama ruhu hâlâ Diyarbakır’ın, Amed'in semalarında dolaşıyor. Barışa uzanan bir el gibi süzülerek, bu coğrafyaya bir daha savaş, çatışma ve acı gelmesin diye fısıldamayı sürdürüyor. Bazen adaletin işlemediği bir an gelir; mahkeme salonuna bir güvercin konar. Lice davasında olduğu gibi… O narin beden, kapıya ilişen bir sessizlikle “Ben buradayım” der. O ses bugün hâlâ Tahir Elçi’nin sesidir. Tahir Elçi’yi yalnızca bir baro başkanı ya da bir avukat olarak tarif etmek yetersizdir. O, 90’lı yılların faili meçhul karanlığında ölümle burun buruna çalışan bir hukukçuydu. Ergenekon’un, JİTEM’in ve devlet içindeki hukuksuz yapıların karşısına dikilen bir adalet savunucusuydu. Yıllarca: • Yakılan köylerin izini sürdü, • Asit kuyularına atılan gençlerin dosyalarını açtı, • Kayıplarını arayan annelerin sesini duyurdu, • İşkence odalarının karanlığını raporlarla aydınlattı, • Ve Türkiye'nin, Türkiye Kürdistanı'nın dört bir yanında insanlığa karşı işlenen ağır suçları hukuk terazisine taşıdı. Kuşkonar’ın bombalanmasını milim milim inceleyen; tanıklarla, belgelerle hakikati ortaya çıkaran bir hafıza işçisiydi. Diyarbakır Barosu’nun başına geçtiğinde bir makam sahibinden çok, mağdurların dili oldu. Lice’nin, Cizre’nin, Şırnak’ın, Dargeçit’in acılarını kendi bedeninde taşıdı. Her dosyada bir halkın yükünü omzuna aldı. Bu nedenle Elçi, sadece bir baro başkanı değil; binlerce insanın Tahir abisiydi. Çözüm Süreci ve Son Çırpınış 2015’e gelindiğinde çözüm süreci çözülmenin eşiğindeydi. Siyasi açıklamalar umut verse de sahada karanlık bir hazırlığın izleri beliriyordu. Bunu herkesten önce fark edenlerden biri Tahir Elçi’ydi. Bir gün Silvan’da, ertesi gün Lice’de, sonra Cizre’deydi. Gerginliği düşürmeye, çatışmayı durdurmaya, devlet ile halk arasındaki yarılmayı onarmaya çalışıyordu. Baroya bile nadiren uğrar olmuştu; çünkü barış hızla elden kayıyordu. Yine de geri çekilmedi. Çünkü barışın kapısının kapanması demek, binlerce hayatın kararması demekti. O kapının kapanmasına bedenini koydu. Ve o yüzden, Dört Ayaklı Minare’nin ayaklarının altında şu tarihi cümleyi kurdu: “Bu ortak mekânda silah istemiyoruz.” Bu, halka bir çağrı, devlete bir uyarı, tarihe bırakılmış bir vasiyetti. Yarıda Kalan Barışımızdır Tahir Elçi 28 Kasım 2015’te, yıllarca faili meçhullerle mücadele ettiği bu kentin ortasında katledildi. Birçok kişi onun ölümünü “çatışmanın ortasında kalmış talihsiz bir an” diye açıkladı. Oysa yere düşen sadece bir insan değildi; barışın kendisiydi. Tahir Elçi o gün yalnızca bir basın açıklaması yapmıyordu. Barışa kasteden karanlığa sesleniyordu. Ve o karanlık, onu canlı yayında, herkesin gözünün içine bakarak susturdu. Unutulan Cesaret: İmralı Çağrısı Bugün Türkiye yeniden İmralı temaslarını tartışırken, hafızanın tozlu bir köşesine itilmiş bir gerçeği hatırlamak gerekir: 2015’te en cesur çıkışlardan birini yapan kişi Tahir Elçi’ydi. “İmralı ile görüşme yapılmalıdır; çözümün adresi bellidir” diyenlerden biriydi. O dönemki yoğun linç kampanyalarına rağmen bu cümleyi kurdu. Çünkü biliyordu: Barış, doğru adreslerden gelmeden gelmez. Bugün gelinen noktayı ise RED sorunsalı gölgelemektedir. Tahir Elçi, sadece anmalarda adı geçen bir figür değildir. Bu coğrafyanın vicdanıdır, hafızasıdır, barış ihtimalinin simgesidir. Bu topraklar barışı gerçekten konuştuğunda, en önde duran hep oydu. En cesur cümleleri o kurdu. En ağır bedelleri gerektiren zamanlarda bile geri adım atmadı. Ve kapanmak üzere olan barış kapısına kendi bedenini koydu. Bugün hâlâ Diyarbakır'ın, Amed'in sokaklarında, Sur’un taşlarında, Lice’nin dağlarında, Cizre’nin kavşaklarında yankılanan bir ses var: “Bu coğrafyada artık savaş değil, barış olsun.” Ve o ses hâlâ Tahir Elçi’nin sesidir. Sevgili Tahir abinin anısını, emeklerini ve cesaretini bir kez daha minnetle yad ediyorum. ŞİYAR KAYMAZ

“Ergenekon sadece bir destan değil, kültürel bir köprü Haber

“Ergenekon sadece bir destan değil, kültürel bir köprü

“Ergenekon: Köklerle bağ kuran bir hikâye” İstanbul doğumlu Emre Erdur, yıllarca eğlence ve tasarım sektöründe çalıştıktan sonra, 2019’dan itibaren tüm enerjisini Ergenekon Destanı adlı çok ciltli çizgi roman projesine adadı. Bu epik hikâye, bir milletin yeniden doğuşunu, bağımsızlık mücadelesini ve kültürel hafızasını konu alıyor. “Ergenekon çok biliniyor ama aslında hiç bilinmiyor,” diyor Erdur. “Halkın zihninde sadece ‘bozkurt, dağları eritme’ gibi semboller var. Ama destanın ardındaki tarihî gerçekleri araştırmak, benim için hem kişisel hem de kültürel bir görevdi.” Mimarlıktan mitolojiye: Görsel anlatımın gücü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi mezunu olan Erdur, mimarlık eğitiminin görsel hikâye anlatımına büyük katkı sağladığını söylüyor: “Bir mimar olarak çevreyi anlamak, analiz etmek ve tasarlamak zorundasınız. Bu bakış açısı, çizgi roman sahnelerinin kompozisyonunu oluştururken bana güçlü bir temel sağladı.” Araştırmanın kalbi: Kazakistan Projenin en önemli aşamalarından biri, Kazakistan’daki saha çalışmaları oldu. Erdur, Astana’daki Ulusal Müze’yi ziyaret etti, tarihçi Doç. Dr. Talgat Moldabay ile iş birliği yaptı: “O müzede o döneme ait zırhları, giysileri ve eşyaları görmek, karakterleri yaratırken bana derin bir ilham verdi. Orada, toprağın hafızasını hissettim. Bazen bir hikâyeyi anlamak için o toprakta yürümek gerekir.” Modern mitolojiler arasında Ergenekon’un yeri Marvel ve Netflix gibi platformların mitolojik anlatılara yöneldiği bir dönemde Erdur, Ergenekon’un “kişisel değil, toplumsal bir kader” anlattığını vurguluyor: “Bu bir bireyin kahramanlık hikâyesi değil; bir milletin yok olmanın eşiğinden dönüp yeniden var oluşunun öyküsü. Belki de dünyadaki en saf epik anlatıdır bu.” Genç kuşaklara Miras: Çizgi romanla kültürel aktarım Erdur’a göre çizgi romanlar, genç nesillere tarihi ve kültürü aktarmanın en etkili modern yollarından biri: “Sosyal medya çağında gençler için klasik kitaplar yeterince cazip olmayabilir. Ama çizgi romanlar, hem görselliğiyle dikkat çeker, hem de derin bir anlatı sunar. Ergenekon, hayal kurdurmaz; sana bir vatan verir.” Gelecek planı: Oyunlar, animasyon ve Kızıl Elma kitabı Erdur, projesini sadece çizgi romanla sınırlamıyor. Masa oyunları, animasyon, ve hatta uzayda geçen gelecek hikâyeleriyle bu evreni genişletmeyi planlıyor. Yeni projelerden biri olan “Kızıl Elma Kitabı”, Türk dünyasının gelecekteki rolünü sorgulayan siber savaş ve küresel strateji temalı bir hikâye olacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.