SON DAKİKA

#Esnaf

HABER DEĞER - Esnaf haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Esnaf haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hakkari kara teslim: 110 köy ve 247 mezra yolu ulaşıma kapandı Haber

Hakkari kara teslim: 110 köy ve 247 mezra yolu ulaşıma kapandı

Hakkâri’nin Yüksekova ilçesinde iki gün boyunca etkisini sürdüren yoğun kar yağışı hayatı durma noktasına getirdi. İl genelinde 110 köy ve 247 mezra yolu ulaşıma kapanırken, günlük yaşamda ciddi aksamalar yaşandı. İki gün aralıksız yağan karın ardından Yüksekova’da sabah saatleriyle birlikte karın etkileri daha belirgin hale geldi. İlçe genelinde araçlar tamamen karla kaplanırken, evlerin önleri kar yığınlarıyla doldu. Kaldırımlarda kar kalınlığı yer yer 2 metreyi buldu; birçok mahallede ulaşım güçlükle sağlandı. Çarşı merkezinde de tablo değişmedi. Esnaf, sabahın erken saatlerinden itibaren iş yerlerinin önünü küreklerle temizleyerek dükkanlarını açmaya çalıştı. Yoğun kar yağışı yalnızca Yüksekova’yı değil, Hakkâri genelini de olumsuz etkiledi. Edinilen bilgilere göre, kent genelinde 110 köy ve 247 mezra yolu ulaşıma kapandı. Kapalı yolların açılması için İl Özel İdaresi ekiplerinin sahada çalışmalarını sürdürdüğü bildirildi. Gece saatlerinde karın ağırlığına dayanamayan bazı halı sahaların tavanları çökerken, olası risklere karşı birçok esnaf iş yerlerinin çatılarını temizledi. Çatılarda oluşan buz sarkıtları ise vatandaşlar için tehlike oluşturmaya devam ediyor. Sabah saatlerinde dükkanının önünü temizleyen esnaf Menav Doğan, bu yıl kar yağışının oldukça yoğun geçtiğini belirterek, “Bu sene kar epey yağdı. Kar bizim memleketimizin bir gerçeği. Birkaç yıldır bu kadar yağmıyordu. Kar berekettir ama esnaf olarak mağdur olduk, müşteri yok” dedi. Çatısını temizleyen Ayhan Öztekin ise, “Gece saatlerinde bazı çatılar çöktü. Biz de erken saatlerde çatılarda biriken karları temizliyoruz. Buz sarkıtları çok fazla. Vatandaşlarımız dikkatli olsun ve çatılarını temizlesin” ifadelerini kullandı. Yetkililer, çatı çökmeleri ve buz sarkıtlarına karşı dikkatli olunması, zorunlu olmadıkça trafiğe çıkılmaması ve kapanan yollarla ilgili güncel duyuruların takip edilmesi çağrısında bulundu. Kar yağışının aralıklarla devam etmesi bekleniyor.

Bir tabak çorbayla dayanışma: Çorbacım ev yemekleri emekli ve öğrencinin yanında Haber

Bir tabak çorbayla dayanışma: Çorbacım ev yemekleri emekli ve öğrencinin yanında

Kış aylarında soğuyan hava, kent yaşamında sıcak bir tabak yemeğin değerini daha da artırıyor. Ankara’da bir aile işletmesi olarak faaliyet gösteren Çorbacım Ev Yemekleri, bu ihtiyaca yalnızca mutfakla değil, toplumsal sorumluluk duygusuyla da yanıt veriyor. İşletme sahibi Metin Yılmaz, kış aylarında ev yemeklerine olan ilginin arttığını, özellikle öğrenciler ve emekliler için bu ilginin bir zorunluluğa dönüştüğünü vurguluyor. Soğuk hava çorba ve sulu yemeği sofraların merkezine taşıyor Metin Yılmaz, kış aylarında satışların belirgin biçimde değiştiğini ifade ederek, havaların soğumasıyla birlikte çorba ve sulu yemeklere yönelimin net şekilde arttığını söylüyor. “Havalar soğuduğunda çorba satışlarımız ve sulu yemeklerimiz biraz daha üstüne koyarak gidiyor” diyen Yılmaz, sıcak yemeğin bu dönemde yurttaşlar için hem doyurucu hem de ihtiyaç haline geldiğini dile getiriyor. Özellikle çorbanın, kış aylarında günün her saatinde tercih edildiğini belirtiyor. Mercimek çorbası ve özel fasulyesiyle kuru fasulye ilk sırada Soğuk havalarda en çok tercih edilen ürünlerin başında mercimek çorbası geliyor. Bunun hemen ardından ise kuru fasulye öne çıkıyor. Yılmaz, kuru fasulyenin sıradan bir ürün olmadığını vurgulayarak, kendi bahçelerinde yetiştirilen “kuş şeker fasulyesi” kullandıklarını anlatıyor. Bu fasulyenin kabuk bırakmayan, gaz yapmayan bir tür olduğunu belirten Yılmaz, “10 dakikada şişer, 20 dakikada pişer ama düdüklü tencereye girmez; normal tencerede, kısık ateşte pişer” sözleriyle geleneksel pişirme yöntemlerinin önemine dikkat çekiyor. Ona göre fasulyenin lezzeti kadar hikâyesi de sofraya taşınıyor. Hızlı tüketime karşı ev yemeği vurgusu Günlük yaşam temposu içinde özellikle gençlerin ve öğrencilerin hızlı tüketime yöneldiğini ifade eden Yılmaz, bu durumu sağlıksız beslenme açısından endişe verici buluyor. “Gençlerimiz bu konuda ne yazık ki sağlıksız besleniyor” diyen Yılmaz, kış aylarında sulu ve sıcak ev yemeklerinin tercih edilmesinin hem beden hem de ruh sağlığı açısından önemli olduğunu söylüyor. Ev yemeğinin, yalnızca karın doyurmak değil, uzun vadede sağlıklı yaşam için de bir tercih olduğunu vurguluyor. Damak tadı, hijyen ve samimiyetle kurulan bağ Çorbacım Ev Yemekleri’ni tercih eden yurttaşlardan gelen geri dönüşlerin başında lezzet geliyor. Yılmaz, yemekleri “sevgi katarak” yaptıklarını ifade ederken, hijyenin ve güler yüzün işletmenin vazgeçilmez unsurları olduğunu söylüyor. Samimiyetin altını özellikle çizen Yılmaz, 15 yıldır aynı noktada esnaflık yaptıklarını ve müşterilerin yaklaşık yüzde 70–80’inin daimi olduğunu belirtiyor. Bu sürekliliğin, müşteriyle kurulan güven ilişkisi sayesinde mümkün olduğunu ifade ediyor. Uzun çalışma saatleri, mahalle esnafı disiplini İşletmenin çalışma düzenine de değinen Yılmaz, sabah saat 07.00’de kepenk açtıklarını, akşam saat 21.00’de kapattıklarını aktarıyor. Yaz aylarında bu saatlerin zaman zaman 22.00’yi, hatta 22.30’u bulabildiğini belirten Yılmaz, hafta sonu ise yalnızca cumartesi günleri hizmet verdiklerini, pazar günleri kapalı olduklarını söylüyor. Bu düzenin, hem aile işletmesi olmanın hem de mahalle esnafı geleneğinin bir parçası olduğunu dile getiriyor. Öğrenci ve emekliye yönelik destek bir tercih değil, sorumluluk Çorbacım Ev Yemekleri’ni benzer işletmelerden ayıran en önemli noktalardan biri, öğrenci ve emeklilere yönelik uygulanan destek politikası. Metin Yılmaz, öğrencilere yönelik kampanyalarla hem maddi hem de manevi destek olmaya çalıştıklarını ifade ediyor. Emekliler için ise mevcut hayat şartlarını göz önünde bulundurarak indirimler uyguladıklarını söylüyor. Yılmaz’a göre bu destekler bir lütuf değil, içinde bulunulan ekonomik koşullarda esnaf olmanın getirdiği toplumsal bir sorumluluk. Ankara’da bir tabak çorbanın, yalnızca sıcak bir yemek değil, aynı zamanda dayanışmanın somut bir ifadesi olabileceğini gösteren Çorbacım Ev Yemekleri, emekli ve öğrenciler için kentin küçük ama anlamlı duraklarından biri olmaya devam ediyor.

İran’da protesto dalgası büyüyor: Esnafın eylemine öğrenciler de katıldı Haber

İran’da protesto dalgası büyüyor: Esnafın eylemine öğrenciler de katıldı

İran’da derinleşen ekonomik kriz, sokak eylemlerini ülke geneline yaydı. Yüksek fiyatlar, yaygın enflasyon, vergi baskıları ve piyasa durgunluğuna karşı kepenk kapatan esnafa, üniversite öğrencileri de destek verdi. Birçok kentte kepenkler kapalı, yürüyüşler sürüyor Tahran başta olmak üzere Meşhed, İsfahan, Tebriz, Şiraz ve Ahvaz’da esnaf kepenk açmadı. Grevler yürüyüş ve kitlesel eylemlerle sürerken, doların yükselişiyle geçim koşullarının ağırlaştığı vurgulandı. Üniversitelerden destek: Öğrenciler sokakta Esnaf eylemlerine Şerif Üniversitesi, Tahran Üniversitesi, Şehid Beheshti Üniversitesi, Hacih Nasir Üniversitesi, İsfahan Üniversitesi ve Yezd Üniversitesi öğrencileri de katıldı. Kampüslerde ve kent merkezlerinde geniş çaplı protestolar düzenlendi. Pezeşkiyan’dan diyalog çağrısı Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada İçişleri Bakanı’na protesto temsilcileriyle diyalog kurulması talimatı verdi. Pezeşkiyan, “Para ve bankacılık sistemlerinde reform için adımlar atacağız. İnsanların geçimi benim günlük endişem. Hükümet sorunları gidermek için tüm gücüyle çalışıyor” ifadelerini kullandı. Ekonomik baskıların tetiklediği protestolar esnaf-öğrenci dayanışmasıyla genişlerken, hükümetin diyalog ve reform adımlarının sahadaki tansiyonu düşürüp düşürmeyeceği önümüzdeki günlerde netleşecek.

Pazar günü zincir marketler kapanıyor mu? TPF’den ortak mutabakat Haber

Pazar günü zincir marketler kapanıyor mu? TPF’den ortak mutabakat

Türkiye genelinde faaliyet gösteren zincir marketlere ilişkin dikkat çekici bir düzenleme gündemde. Türkiye Perakendeciler Federasyonu tarafından düzenlenen çalıştayda, pazar günleri zincir marketlerin kapalı olması yönünde karar birliği sağlandı. Esnaf, sanatkârlar ve perakende sektörünün temsilcileri, bu adımın “güçlü aile yapısı ve nitelikli istihdam” hedefiyle atılması gerektiğini vurguladı. “Bu sadece sektör değil, toplum meselesi” TPF Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Düzgün, perakende sektörünün kritik bir eşikten geçtiğini belirterek, Avrupa ülkelerinin çoğunda uygulanan pazar tatili modeline dikkat çekti. Düzgün, “Bu düzenleme aileyi korumaya, çalışanı elde tutmaya ve mesleği yeniden cazip kılmaya yönelik. Artık son sözü Ticaret Bakanlığımızın söylemesini bekliyoruz” dedi. Çalışanların aile hayatı vurgusu Çalıştaya katılan Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, zincir marketlerdeki pazar mesailerinin çalışanların aileleriyle aynı gün dinlenmesini engellediğini söyledi. Baran, aileyle geçirilen ortak dinlenme gününün uzun vadede verimliliği ve toplumsal dengeyi güçlendireceğini ifade etti. Küçük esnaf için koruma, istihdam için denge Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu Genel Başkanı Bendevi Palandöken ise pazar tatilinin küçük esnafı koruyacağını, çalışanların iş gücüne katılımını ve toplumsal huzuru artıracağını dile getirdi. Hukuki ve ekonomik boyutlar masaya yatırıldı Çalıştaya Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Bakan Yardımcısı Zafer Tarıkdaroğlu da katıldı. Program kapsamında “Aile Kurumu ve Hukuki Perspektif”, “Çalışan Psikolojisi ve İstihdam Sürekliliği”, “Ekonomik Sürdürülebilirlik ve Sosyal Denge” ile “Pazar Tatilinin Ekonomik Rasyoneli” başlıklı oturumlar düzenlendi. TPF öncülüğünde sağlanan mutabakat, zincir marketlerin pazar günü kapatılmasına yönelik güçlü bir iradeyi ortaya koyarken, gözler şimdi nihai karar için Ticaret Bakanlığı’na çevrildi.

Ziraat Bankası'ndan Rekor Kâr: Sosyal Adalet Nerede? Haber

Ziraat Bankası'ndan Rekor Kâr: Sosyal Adalet Nerede?

Türkiye derin bir ekonomik kriz yaşarken, devletin bankası Ziraat Bankası’nın 2025’in ilk 9 ayında elde ettiği 113,7 milyar TL’lik rekor kar, büyük bir şaşkınlık yarattı. İnsan hakları aktivisti Aydoğan Doğan, bu tabloyu “kapitalizmin en acımasız yüzü” olarak tanımladı. “Halk açlık sınırının altında ezilirken, geçim derdiyle boğuşurken, esnaf tefecilerin eline düşmüşken, devletin bankasının en kârlı kurum olması utanç verici bir durumdur. Bu bir başarı değil, açık bir sömürüdür” diyen Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ziraat Bankası bir zamanlar çiftçiyi, esnafı desteklemek için kurulmuştu. Bugün ise yüksek faizler, komisyonlar ve spekülatif işlemlerle halkın cebinden aldığı parayı kâr hanesine yazıyor.” 2025’te 10 büyük banka toplam 484,5 milyar TL kâr açıkladı. Aynı dönemde nüfusun %86’sı ‘geçim sıkıntısı yaşıyorum’ diyor, yılın ilk üç ayında 23 binin üzerinde esnaf kepenk indirdi. Bu rakamlar arasında korkunç bir uçurum var. Doğan, devletin bankalarının Hazine garantisiyle düşük riskle yüksek getiri elde ettiğini, bu getirinin kaynağının ise halkın vergileri ve alın teri olduğunu vurguladı: “Bu, devlet kapitalizminin en tipik örneği. Kamu bankaları özelleştirilmeden özelleştirilmiş gibi çalışıyor. İnsan hakları dediğimiz şey sadece ifade özgürlüğü değil; aç kalmama, insanca yaşama, borç batağına düşmeme hakkıdır. Bu haklar şu anda ayaklar altında.” “Bu 113 milyar TL, kaç ailenin karnını doyurur?” Aydoğan Doğan çözüm önerilerini de sıraladı: Bankalar gerçek anlamda kamulaştırılmalı ve işçi-emekçi denetimine açılmalı. Elde edilen kârlar sosyal yatırımlara yani ücretsiz konut, eğitim, sağlık alanlarına yönlendirilmeli. Esnafa sıfır faizli kredi verilerek tefeciliğin kökü kazınmalı. Borçlu halka acil af getirilmeli. “113 milyar TL’lik bir kâr açıklanıyorsa, önce şu soru sorulmalı: Bu para kaç ailenin açlığını bitirir, kaç gencin umudunu geri getirir?” diyen Doğan, sözlerini şu çağrıyla bitirdi: “Bu utanç ancak halkın örgütlü ve bilinçli mücadelesiyle aşılır. Sessiz kalmak, bu sömürüye ortak olmaktır.”

Balıkesir Sındırgı bir kez daha sallandı: 4.5 büyüklüğünde deprem paniği Haber

Balıkesir Sındırgı bir kez daha sallandı: 4.5 büyüklüğünde deprem paniği

Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde sabah saatlerinde 4.5 büyüklüğünde deprem meydana geldi. AFAD’ın verilerine göre 13.25 kilometre derinlikte kaydedilen deprem, İstanbul ve İzmir gibi çevre illerde de hissedilerek paniğe yol açtı. 10 Ağustos ve 27 Ekim’deki 6.1 büyüklüğündeki depremlerin ardından bölgede artçı sarsıntılar sürüyor. AFAD, depremin ardından “değerlendirme ve koordinasyon” toplantısı düzenledi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Balıkesir Valiliği iş birliğiyle bölgede yürütülen çalışmaların ele alındığı bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıya AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkilileri, belediye temsilcileri ve milletvekilleri katıldı. Görüşmede konteyner kentlerin kurulumu, hasar tespit raporları ve acil yıkım çalışmaları değerlendirildi. Sındırgı’da 10 Ağustos’tan bu yana 15 bin artçı deprem kaydedildi. Uzmanlara göre bölgede devam eden sarsıntılar “deprem fırtınası” olarak tanımlanıyor. İlk büyük depremin ardından geçen üç ayda 1600’e yakın bağımsız bölüm orta veya ağır hasar gördü. Sındırgı, bu süreçte afet bölgesi ilan edilmişti. Yetkililer, hasarlı binalara girilmemesi yönünde yurttaşları uyarıyor. Sındırgı halkı, sarsıntılara rağmen günlük yaşamına dönmeye çalışıyor. İlçede depremden etkilenen yurttaşlar, kontrollü yıkımların sürdüğü bölgelerde yaşamlarını yeniden kurmaya çalışıyor. Esnaf, onarılan dükkanlarını yavaş yavaş açarken kapalı pazar yerinde alışveriş hareketliliği başladı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ekipleri de sahada incelemelerine devam ediyor. Devlet kurumları, afetin izlerini silmek için ortak çalışma yürütüyor. AFAD tarafından yapılan açıklamada, “Devletimizin tüm kurumları, afetin izlerini silmek ve yurttaşların yaşamını normale döndürmek amacıyla omuz omuza çalışıyor” denildi. Sındırgı ve çevresinde artçı sarsıntıların bir süre daha sürebileceği, bölgedeki riskli yapıların tahliye sürecinin hızla sürdüğü bildirildi.

İtfaiye meydanı esnafı: Burası Ankara’nın hafızasıydı, şimdi ranta kurban ediliyor! Haber

İtfaiye meydanı esnafı: Burası Ankara’nın hafızasıydı, şimdi ranta kurban ediliyor!

Yıkım kararı geldi ama esnafın haberi olmadı: “Bize hiçbir bildirim sunulmadı” Ankara’nın Altındağ ilçesinde yer alan İtfaiye Meydanı, onlarca yıldır binlerce yurttaşın alışveriş yaptığı, küçük esnafın geçimini sağladığı tarihi bir ticaret noktasıydı. Ancak bölgede başlatılan kentsel dönüşüm ve yıkım çalışmaları, esnafı belirsizliğe sürükledi. Murat Kaya adlı esnaf, “Ne belediyeden ne de devletten kimse gelmedi. Elektrik, su kesilmedi ama yıkımın ne zaman olacağını da bilmiyoruz. Sadece söylenti var” diyerek sürecin tamamen bilgi eksikliğiyle yürütüldüğünü ifade etti. Esnaf, ellerine resmi bir tebligat ulaşmadığını, “Kendilerine göre yapıyorlar, biz kaderimize terk edildik” sözleriyle dile getirdi. “Bize sahip çıkan yok, sadece gövde gösterisi için geliyorlar” Esnafın iddiasına göre bölgede hiçbir resmi bilgilendirme yapılmadan ekipler zaman zaman yıkım hazırlıkları için geliyor, sonra ortadan kayboluyor. Kaya, bu durumu şöyle özetliyor: “Bir gün geliyorlar, iki dükkân yıkıp gidiyorlar. Sonra 15 gün ortada yoklar. Bu tamamen yıldırma politikası. Ne belediye, ne esnaflar derneği, ne de bir bakanlık sahip çıkıyor bize.” Bir diğer esnaf ise, “Biz burada 50 yıldır ticaret yapıyoruz. Vergimizi verdik, kimseye yük olmadık ama kimse yanımızda değil” diyerek çaresizliğini vurguladı. “Hükümet esnafın yanında diyorlar ama biz görmedik” İtfaiye Meydanı esnafı, devlet yetkililerinden herhangi bir destek ya da bilgilendirme almadıklarını da söyledi. Murat Kaya, “Ne bakanlıktan ne belediyeden kimse gelmedi. Hükümet ‘esnafın yanındayız’ diyor ama biz burada kimseyi görmedik. Devletin dışında işler dönüyor gibi” sözleriyle tepkisini dile getirdi. Bir başka esnaf ise, “Burada 400-500 esnaf var. Hepimiz vergi verdik, yıllarca bu ülkenin ekonomisine katkı sunduk. Şimdi kimse bizi duymuyor” diyerek sosyal devlet anlayışının işletilmediğini savundu. “Burası Ankara’nın hafızasıydı, şimdi ranta kurban ediliyor” İtfaiye Meydanı esnafı, bölgedeki yıkımın “kentsel dönüşüm” adı altında rant amaçlı olduğunu iddia ediyor. Kaya, “Buradan milyar dolarlar dönecek ama biz faydalanmayacağız. Üç-beş para babası kazanacak, küçük esnaf yok olacak” sözleriyle tepkisini dile getirdi. Bir başka esnaf ise, “Eskiden bakkallar vardı, şimdi her yer AVM oldu. Küçük esnafı bitirdiler. Şimdi sıra bizde” diyerek ekonomik dönüşümün yarattığı adaletsizliğe dikkat çekti. Esnaflar, “Bakkalın kokusunu özledik, burası bir kültürdü. O kültürü yok ediyorlar” ifadeleriyle İtfaiye Meydanı’nın Ankara için taşıdığı sosyal hafıza değerinin de yok edilmemesi gerektiğini belirtti. “Malımızı gasp ediyorlar, metrekaresi 10 liraya geliyor” Bazı esnaflar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan istimlâk sürecinde hak ettikleri bedellerin çok altında teklifler aldıklarını iddia etti. Bir esnaf, “Benim 50 milyon lira değerindeki dükkânıma 300 bin lira teklif ediyorlar. Bu gasp değil de nedir?” diyerek tepki gösterdi. Aynı yurttaş, sosyal devletin görevini hatırlatarak şunları söyledi: “Devlet esnafını korur. 20 yıl faizsiz ödeme imkânı sunsun, oraya alkışlarla gideriz. Ama şimdi resmen malımıza el koyuyorlar.” “Yeni çarşı sözü verdiler ama kiralar uçtu” Esnaflar, kendilerine “örnek mahallelerde yeni iş yerleri” vaat edildiğini, ancak bu yerlerde uygulanan yüksek TEFE-TÜFE oranları nedeniyle birçok kişinin sözleşmeden çekilmek zorunda kaldığını söyledi. Bir esnaf, “Ayda 40 bin lira kira, bir yılda yüzde 62 zam. Nasıl ödeyelim? 87 esnaf parasını geri çekti çünkü dayanamadı” diyerek ekonomik koşulların altından kalkamadıklarını anlattı. Bir başka esnaf ise, “Bize yeni yer değil, borç veriyorlar. Bizim yaşımız 60, 10 yıl yaşayacağımızı kim garanti eder? Evimize borç değil, huzur bırakmak istiyoruz” sözleriyle isyan etti. “Bizi denizden çıkarılmış balık gibi öldürmeyin” İtfaiye Meydanı esnafı, yıkımın yalnızca ekonomik değil, insani bir yıkım olduğunu vurguladı. Murat Kaya, duygusal sözlerle şunları söyledi: “Biz buradan çıkarsak denizden çıkarılmış balık gibi ölürüz. Burası bizim suyumuz, havamız. Bu sadece dükkân değil, bir yaşam alanı. Burada insanlık var, dostluk var.” Esnaflar, “Yıkmak kolay, yaşatmak zor. Ama biz yaşatılmak istiyoruz” diyerek yetkililere seslendi. “Güzelliği yok etmeyin, insanlığı bitirmeyin” Yıkım süreci ilerlerken, esnaflar belediyeye ve hükümete tek bir çağrıda bulunuyor: “Bu güzelliği yok etmeyin. Burası sadece bir çarşı değil, bir insanlık hikâyesi. Bizi yok saymayın.” İtfaiye Meydanı’nın onlarca yıldır Ankara halkının ortak hafızası olduğunu belirten esnaflar, “Yıkım kararıyla birlikte sadece dükkânlar değil, bir dönemin anıları da yok olacak” diyor. İtfaiye Meydanı’nda yıkım süreci devam ederken, yüzlerce esnafın ve onların geçimini sağladığı binlerce yurttaşın akıbeti belirsizliğini koruyor. Ankara’nın kalbinde yaşanan bu dönüşüm, yalnızca bir kentsel proje değil; “bir kentin belleğiyle hesaplaşması” olarak da yorumlanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.