SON DAKİKA

#Etnik Temizlik

HABER DEĞER - Etnik Temizlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Etnik Temizlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gazze’de 1000 Gün Haber

Gazze’de 1000 Gün

"İran'ın vekillerini vurma" gerekçesiyle başlayan süreç, bölgedeki devletlerin altyapılarının yok edildiği ve on binlerce insanın hayatını kaybettiği tarihi bir felakete evrildi. Etnik temizlik(!) ve yıkım Ekim 2023’ten bu yana geçen 1000 günde Gazze’de tarihin gördüğü en büyük insan yapımı felaketlerden biri yaşandı. 21 bin 500’den fazlası çocuk ve 12 bin 500’den fazlası kadın olmak üzere toplam 73 bin 66 Filistinli hayatını kaybetti. Gazze Şeridi’ndeki yapıların en az yüzde 90’ı yerle bir edildi. Yaklaşık 2 milyon 400 bin Filistinli, defalarca zorla yerinden edilerek etnik temizliğe maruz bırakıldı. İsrail’in Gazze’deki soykırım operasyonlarının yarattığı yıkımın bilançosu en az 80 milyar dolara ulaştı. Bölgesel yayılma sürüyor: Lübnan, Yemen ve Suriye İsrail ordusu, Gazze dışındaki hedeflere yönelik saldırılarını sistematik bir şekilde genişletti: 2 Mart 2026’da yoğunlaşan saldırılarla Lübnan’ın güneyinde yaklaşık 600 kilometrekarelik bir alanı "tampon bölge" bahanesiyle işgal etti. Husileri hedef alan hava saldırıları, 28 Ağustos 2025’te Başbakan Ahmet Galib er-Rehavi ve bazı bakanların ölümüyle sonuçlanan bir krize dönüştü. 8 Aralık 2024’te Baas rejiminin devrilmesinin ardından İsrail, "gelecek tehdit" bahanesiyle yüzlerce hava saldırısı düzenledi ve güneydeki tampon bölgeyi işgal etti. Doğrudan hesaplaşma İsrail ile İran arasındaki gerilim, karşılıklı suikastlar ve küçük çaplı saldırıların ardından 13 Haziran 2025’te "doğrudan savaşa" evrildi. 12 gün süren bu ilk safhada nükleer tesisler ve askeri altyapı hedef alındı. 28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in başlattığı ortak "ikinci raunt" saldırıları ise Hürmüz Boğazı’nın kapanmasına ve Körfez’deki ABD üslerinin vurulmasına kadar uzanan, tüm dünyayı ekonomik krize sürükleyen küresel bir boyuta ulaştı. Bu çatışmalarda İran kaynaklarına göre 3 bin 500, uluslararası kaynaklara göre ise 6 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Uzun süren savaş, 17 Haziran 2026’da devlet başkanlarının imzaladığı Mutabakat Zaptı ile resmi olarak sona erdirilmeye çalışılırken, bölgedeki derin siyasi ve ekonomik hasarın etkileri hala hissediliyor. Diplomasi ve hukuk süreç yetersiz kaldı İsrail yönetimi, bu süreçte ağır uluslararası baskıyla karşı karşıya kaldı: Uluslararası Ceza Mahkemesi, Başbakan Binyamin Netanyahu ve Yoav Gallant hakkında yakalama kararı çıkardı. İsrail, Uluslararası Adalet Divanı’nda soykırım suçlamasıyla yargılandı. 9 Eylül 2025’te Katar’da müzakere heyetine yönelik düzenlenen saldırı, uluslararası toplumda "kırılma anı" olarak kabul edildi ve İsrail’i Ekim 2025’teki ateşkese razı eden dış baskının fitilini ateşledi. Bugün 1000. gününe giren süreçte İsrail, Batı Şeria’daki işgalini de 1967’den bu yana görülen en yüksek seviyeye taşıyarak "vaadedilmiş topraklar" iddiasıyla bölgedeki istikrarsızlığı derinleştirmeye devam ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

En az 2 bin kişiyi öldürdüğünü itiraf eden ‘Ebu Lulu’ kimdir? Haber

En az 2 bin kişiyi öldürdüğünü itiraf eden ‘Ebu Lulu’ kimdir?

Sudan’ın Darfur bölgesi, El-Faşir’de yaşanan kitlesel şiddetin merkezindeki isimlerden biri olarak anılan El-Fatih (al-Fateh) Abdullah İdris —nam-ı diğer “Ebu Lulu” veya “El-Faşir Kasabı”— bir çevrim içi yayında “2 bin kişiyi öldürdüğünü” ve daha fazlasını öldürme niyetinde olduğunu söyledi; sosyal medya videolarında gördüğü ve bazı tanıkların aktardığı görüntüler İdris’in sivillere yönelik infazlara karıştığı iddialarını güçlendiriyor. Bu iddialar hem saha raporları hem de uydu verileriyle birlikte uluslararası alarma yol açtı. Ebu Lulu, Darfur’da savaş başlamadan önce yerel bir savaşçı olarak biliniyordu ve El-Faşir’in HDK/RSF tarafından ele geçirilmesiyle kısa sürede öne çıktı. Uzun yıllara yayılan Darfur çatışma geçmişinde bilinen bir aktör olarak görünmeyen İdris’in ismi, El-Faşir’in paramiliter güçlerin kontrolüne geçmesiyle sosyal medyada yayılan infaz görüntüleriyle geniş yankı buldu; bazı medya analizleri ve bölge uzmanları onun daha önce yerel düzeyde tanındığını, ancak son saldırılarla görünürlüğünün dramatik biçimde arttığını belirtiyor. Sosyal medyada dolaşan videolar ve tanık ifadeleri Ebu Lulu’yu “infaz sembolü” haline getirdi. Çok sayıda kısa klipte, El-Faşir civarında İdris’e atfedilen kişilerin sivillere yönelik şiddet uyguladığı ve bazı kayıtların doğrudan çevrim içi hesaplardan yayıldığı iddia ediliyor; bağımsız doğrulamayı zorlaştıran iletişim kesintilerine karşın uluslararası haber kuruluşları ve insan hakları gözlemcileri söz konusu görüntüleri, tanıklıkları ve sağlık kuruluşu raporlarını karşılaştırarak ciddi insan hakları ihlali iddiaları olduğunu vurguladı. BM ve uluslararası kuruluşlar olayları toplu infaz, tecavüz ve etnik hedefleme bağlamında değerlendiriyor. Birleşmiş Milletler yetkilileri, El-Faşir’de toplu katliam ve sivillere yönelik cinsel şiddet iddialarına dair “güvenilir raporlar” aldıklarını bildirirken, bazı kurumlar ve uzmanlar yaşananları savaş suçu veya etnik temizlik/soykırım riski çerçevesinde ele alıyor; uydu görüntüleri ve saha raporları olayların ölçeğine dair kaygıları artırdı ve bağımsız soruşturma çağrılarını tetikledi. Ebu Lulu tek “suçlu” mu sorusu, HDK/RSF içindeki sorumluluk tartışmasını gündeme getirdi. El-Faşir’den gelen görüntüler ve raporlar İdris’in öne çıkan bir isim olduğunu gösterse de BM ve insan hakları gözlemcileri, benzer eylemlere karışan farklı milis grupların ve yerel komutanların da sorumlu olduğunu belirtiyor; bazı açıklamalarda HDK/RSF yetkilileri başlangıçta bağlantıyı reddetti, ardından gözaltılar ve tutuklama haberleri geldi ancak gözlemciler bunun kapsamlı bir hesap verebilirlikten çok “günah keçisi” gösterimi olabileceği uyarısında bulunuyor. İdris’in iddialarının bağımsız doğrulanması iletişim ve erişim engelleri nedeniyle halen sınırlı; resmi soruşturmalar ve uluslararası incelemeler bekleniyor. Saha erişiminin kısıtlı olması, iletişim hatlarının kopması ve çatışma koşulları nedeniyle çeşitli kaynaklar ölü sayıları ve olay ayrıntıları hakkında farklı rakamlar veriyor; bu nedenle uluslararası medya, insan hakları örgütleri ve uydu analizleri şu aşamada en önemli doğrulama kaynakları olarak takip ediliyor. Bağımsız soruşturmalar tamamlandıkça iddiaların kesin çerçevesi netleşecek.

Sudan’da katliam sessizliği: Faşir’de binlerce sivil öldürüldü, dünya izliyor Haber

Sudan’da katliam sessizliği: Faşir’de binlerce sivil öldürüldü, dünya izliyor

Sudan tarihinin en kanlı saldırılarından biri yaşanıyor Doğu Afrika ülkesi Sudan, Darfur bölgesinde yaşanan yeni kuşatma ve saldırılar nedeniyle büyük bir insani yıkımla karşı karşıya. Yerel kaynaklar, sadece 48 saat içinde 2 binden fazla sivilin öldüğünü, yüzlercesinin kaybolduğunu ve binlercesinin kaçmak zorunda bırakıldığını bildiriyor. 26 Ekim’de, aylarca kuşatma altında tutulan Faşir kenti, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) çok yönlü saldırısıyla düştü. HDK’nın, Birleşik Arap Emirlikleri’nden doğrudan askeri ve lojistik destek aldığı öne sürülüyor. Toplu infaz videoları yayıldı: Erkekler kurşuna diziliyor, kadınlar kaçırılıyor Kentin HDK kontrolüne geçmesinin ardından sosyal medyaya düşen görüntüler, bölgedeki sivil katliamının boyutunu ortaya koydu. Videolarda: Sivillerin evlerinden zorla çıkarıldığı, Erkeklerin toplu halde infaz edildiği, Kadınların milisler tarafından kaçırıldığı, Sokaklarda yakılan cesetlerin bırakıldığı görüntülendi. Faşir’den kaçmayı başaran yurttaşların aktardığı bilgilere göre, milisler mahalle mahalle tarama yapıyor, barikatlarda genç erkekleri öldürüyor, kadınları alıkoyuyor. “İnsanın dayanamayacağı görüntüler” – Sudanlı aktivist isyan etti Sudanlı insan hakları savunucusu Maha Bakhit, Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Dünden beri ulaştırılan görüntüler insanın dayanabileceği gibi değil. Faşir’de sistematik tecavüz, infaz ve aç bırakma politikası uygulanıyor. Dünya sessiz, insanlar ise kaderine terk edildi.” Bakhit, neredeyse iki yıldır kuşatma altında yaşayan kente hiçbir insani koridor açılmadığını, uluslararası medyanın Sudan'ı “unuttuğunu” belirtti. Uluslararası toplumdan yine ses yok Birleşmiş Milletler ve insan hakları kuruluşları aylar önce uyarıda bulunmasına rağmen, ne yaptırım uygulanıyor ne de siviller için güvenli koridor açılıyor. Uzmanlara göre Faşir’de yaşananlar, “etnik temizlik” ve “savaş suçu” tanımına giriyor. Sudan ordusu ile HDK arasındaki çatışmalar, Nisan 2023’te başlayan iç savaşın en ağır evresine girmiş durumda. Uzmanların uyarısı: “Bu yalnızca başlangıç olabilir” Afrika Çalışmaları uzmanları, Faşir’in düşmesinin ardından Darfur’un tamamında yeni bir soykırım dalgası beklendiğini, komşu ülkelere göç akınının hızlanacağını ve bölgenin Libya–Suriye benzeri bir savaş coğrafyasına dönüşeceğini belirtiyor. “Sadece silahlar değil, açlık da bir savaş aracı haline geldi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.