SON DAKİKA

#Fahiş Fiyat

HABER DEĞER - Fahiş Fiyat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fahiş Fiyat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Evden şirket kurma dönemi başlıyor: Noter ve sicil zorunluluğu kalkıyor Haber

Evden şirket kurma dönemi başlıyor: Noter ve sicil zorunluluğu kalkıyor

Türkiye’de şirket kuruluş süreçlerinde köklü bir değişiklik kapıda. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, elektronik imza ile tamamen dijital ortamda şirket kurulmasına imkân sağlayacak düzenlemenin son aşamaya geldiğini açıkladı. Yeni sistemle birlikte noter ve ticaret sicil müdürlüğüne gitme zorunluluğu ortadan kalkacak. Tüm süreç dijital ortama taşınıyor Yeni düzenleme kapsamında şirket kuruluşuna ilişkin tüm işlemler elektronik ortama aktarılacak. Kuruluş sürecinde yapılması gereken ödemeler dahil tüm adımlar online olarak tamamlanabilecek. Böylece girişimciler evlerinden ya da ofislerinden, bilgisayar başında elektronik veya mobil imza ile şirket kurabilecek. Bu adımın, bürokrasiyi azaltarak girişimciliği teşvik etmesi ve iş kurma süreçlerini hızlandırması bekleniyor. MERSİS sistemi genişletiliyor Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS) üzerinden yürütülen işlemler de yeni düzenlemeyle daha kapsamlı hale getirilecek. MERSİS mobil uygulaması sayesinde şirket kuruluşunun yanı sıra değişiklik ve yapı dönüşümü gibi işlemler de dijital ortamdan yapılabilecek. Bakanlık ayrıca yapay zekâ destekli çözümlerin sisteme entegre edilmesi için çalışmalar yürütüyor. Yapay zekâ ihracata entegre ediliyor Bakan Bolat, yapay zekânın ihracat süreçlerinde aktif şekilde kullanılmaya başlandığını belirtti. Kolay İhracat Platformu (KİP) ve E-KİP gibi sistemler üzerinden firmalara veri odaklı analiz, pazar önerileri ve stratejik rehberlik sunuluyor. Bu sistemler sayesinde ihracatçıların hedef pazar belirleme ve rekabet analizi süreçlerinin hızlandırılması hedefleniyor. KOBİ’lere dev finansman desteği Açıklamalarda KOBİ’lere yönelik destekler de dikkat çekti. 2026 yılı itibarıyla 100 milyar liralık finansman desteği paketi ve çalışan başına verilen desteklerin artırılması planlanıyor. Ayrıca Türk Eximbank ve İGE üzerinden sağlanan kredi ve kefalet desteklerinin genişletileceği ifade edildi. Tekstil ve ihracatta güçlü konum vurgusu Türkiye’nin tekstil ve hazır giyim sektöründe küresel ölçekte güçlü bir üretici olduğu belirtilirken, 2025 yılında toplam 31 milyar dolarlık ihracata ulaşıldığı kaydedildi. Orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracattaki payının ise %43,5 seviyesine çıktığı ifade edildi. Fahiş fiyatlara milyonluk cezalar Bakanlık, gıda ve temel tüketim ürünlerinde fahiş fiyat artışlarına karşı denetimlerin sürdüğünü açıkladı. 2026 yılı başından bu yana 222 binden fazla işletmenin denetlendiği ve yaklaşık 873 milyon TL ceza uygulandığı bildirildi. Yeni düzenlemeler de yolda Ayrıca otomotiv sektörüne yönelik iki yeni yönetmelik taslağı hazırlandı. Araç kiralama ve ekspertiz hizmetlerine standart getirilmesi, tüketici haklarının korunması ve kayıt dışılığın önlenmesi hedefleniyor. Yeni düzenlemelerin yürürlüğe girmesiyle birlikte Türkiye’de ticaretin dijitalleşmesi sürecinin hız kazanması ve iş yapma kolaylığının artması bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ramazan sofrası ekonominin aynası oldu Haber

Ramazan sofrası ekonominin aynası oldu

Ramazan ayının başlamasıyla birlikte Türkiye’de iftar sofralarının maliyeti yeniden ekonomi gündeminin başına oturdu. Hem evde kurulan sofraların hem de dışarıdaki iftar menülerinin ciddi biçimde zamlanması, yurttaşların tüketim alışkanlıklarını değiştirirken sosyal dayanışma, sosyal devlet ve piyasa tartışmalarını da görünür hale getirdi. İftar sofraları hayat pahalılığının sembolü haline geliyor Evde dört kişilik mütevazı bir iftar sofrasının maliyetinin belirgin biçimde yükselmesi, gıda enflasyonunun en somut göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor. Temel gıda ürünlerindeki artış, özellikle sabit gelirli yurttaşların davet kültürünü sınırlarken, daha sade sofralara yönelim dikkat çekiyor. Ekonomik iftar menülerinin dahi yüksek seviyelere çıkması, Ramazan’ın paylaşım kültürü ile piyasa fiyatları arasındaki gerilimi görünür kılıyor. Lüks iftarlar ile mütevazı sofralar arasındaki makas büyüyor Mahalle lokantalarında başlayan iftar menüleri ile otel ve lüks restoranlardaki fiyatlar arasındaki fark, gelir dağılımı tartışmasını derinleştiriyor. Orta segment bir iftarın bile aile bütçesinde ciddi bir kalem haline gelmesi, Ramazan sofralarının yalnızca dini değil sınıfsal bir tartışma başlığına dönüşmesine neden oluyor. Aynı akşam farklı ekonomik gerçekliklerin yaşanması, “sofra eşitsizliği” kavramını gündeme taşıyor. Denetimler ve piyasa müdahalesi tartışması öne çıkıyor Fiyat artışları sonrası gıda piyasasına yönelik denetimlerin artırılması, stokçuluk ve fahiş fiyat tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Bir kesim piyasa müdahalesinin zorunlu olduğunu savunurken, diğer kesim maliyet baskısının fiyatları kaçınılmaz biçimde yukarı çektiğini ifade ediyor. Bu tartışma, Ramazan döneminde gıdaya erişimin sosyal politika başlığı olarak ele alınmasına yol açıyor. Dayanışma ağları ve “yurttaş sofrası” kavramı güçleniyor Belediyelerin kurduğu halk iftarları, dayanışma mutfakları ve gıda kolisi uygulamaları sosyal ekonomi modellerinin sahadaki en görünür örnekleri arasında yer alıyor. Yardım taleplerindeki artış, gelir baskısının gündelik hayata yansımasını ortaya koyarken, paylaşım kültürünün kurumsal biçimlerde yeniden üretildiği görülüyor. Bu tablo, Ramazan’ın toplumsal dayanışma kapasitesini test eden bir dönem olduğunu gösteriyor. Tüketim alışkanlıkları değişiyor Yurttaşların daha planlı alışverişe yöneldiği, toplu davetlerin azaldığı ve ev içi tüketimin arttığı gözlemleniyor. İndirim takipleri, kooperatif alışverişi ve alternatif gıda ağlarına yönelim artarken, Ramazan’ın ekonomik davranışları yeniden şekillendirdiği ifade ediliyor. Ramazan ekonomisi ne söylüyor? Ortaya çıkan tablo üç temel eğilime işaret ediyor. İlk olarak gıda enflasyonu Ramazan’da görünür hale geliyor ve sofra maliyeti yurttaşın en somut enflasyon göstergesine dönüşüyor. İkinci olarak sınıfsal farklar sembolikleşiyor; farklı gelir gruplarının aynı dönemi bambaşka ekonomik deneyimlerle yaşadığı görülüyor. Üçüncü olarak sosyal dayanışma mekanizmaları yeniden önem kazanıyor ve piyasa fiyatlarının yarattığı boşluğu kolektif çözümler doldurmaya çalışıyor. Bu nedenle Ramazan sofraları artık yalnızca yemek değil; ekonomi politikalarının, sosyal devlet anlayışının ve toplumsal eşitlik tartışmasının aynası olarak okunuyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.