SON DAKİKA

#Faili Meçhul

HABER DEĞER - Faili Meçhul haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Faili Meçhul haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Adalet Bakanı Akın Gürlek duyurdu: 4 faili meçhul cinayet daha aydınlatıldı Haber

Adalet Bakanı Akın Gürlek duyurdu: 4 faili meçhul cinayet daha aydınlatıldı

Türkiye genelinde adli birimlerin yürüttüğü titiz çalışmalar sonucunda, geçmiş yıllarda karanlıkta kalmış cinayet dosyalarında önemli bir dönüm noktasına ulaşıldı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda, Cumhuriyet Başsavcılıkları ve kolluk kuvvetlerinin ortaklaşa yürüttüğü operasyonlarla 4 ildeki uzun soluklu dosyaların çözüldüğünü duyurdu. Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla güncel teknolojik imkânların, DNA analizlerinin, HTS iletişim kayıtlarının ve tanık beyanlarının yeniden titizlikle incelendiğini belirten Bakan Gürlek, yıllardır beklenen dosyaların birer birer aydınlatıldığını kaydetti. Aydınlatılan olayların detayları şu şekilde sıralandı: 21 yıllık Ömer Faruk Akıllı dosyası 2005 yılında Konya-Ankara karayolunda başından ateşli silahla vurularak öldürülmüş halde bulunan Ömer Faruk Akıllı cinayetine dair yapılan açıklamada "Konya-Ankara karayolunda 2005 yılında başından ateşli silahla vurularak öldürülmüş hâlde bulunan Ömer Faruk Akıllı’nın dosyasında, maktulün Bursa’da çalıştığı otelde yaşanan bir anlaşmazlığın ardından alıkonulmuş olabileceğine ilişkin bulgular elde edildi. Tanık beyanları ve iletişim kayıtları yeniden incelendi. Elde edilen deliller doğrultusunda düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 7 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden 5’i tasarlayarak öldürme suçundan tutuklandı, 2’si hakkında adli kontrol kararı verildi." denildi. 16 Yıllık yenidoğan dosyası 2010 yılında Onikişubat ilçesinde boş bir arazide cansız bedeni bulunan yeni doğmuş bebeğin dosyası, hastane kayıtları ve tanık beyanlarının çapraz sorgusuyla çözüldü. Gürlek dosyayı "Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde 2010 yılında boş bir arazide cansız bedeni bulunan yeni doğmuş bebeğin dosyası yeniden ele alındı. Hastane kayıtlarında gebelik bilgisi bulunmasına rağmen doğum kaydı olmayan kişiler tespit edilerek tanık beyanlarıyla birlikte değerlendirildi. Yürütülen çalışmalar sonucunda 2 şüpheli yakalandı. Şüphelilerden biri, bebeği doğumun ardından boş araziye bıraktığını beyan etti. Adli makamlara sevk edilen şüphelilerden 1’i tutuklandı, 1’i hakkında adli kontrol kararı verildi." şekliden ifade etti. 25 yıllık Bahaddin Sefer dosyası Mersin'de 2007 yılında bir evin avlusunda betonla kapatılmış bir buzdolabının içerisinde cesedi bulunan Bahaddin Sefer'in dosyası yeniden açıldı. Açıklamada, "Mersin’de 2007 yılında bir evin avlusunda, betonla kapatılmış bir buzdolabının içerisinde cansız bedeni bulunan Bahaddin Sefer’in dosyası yeniden ele alındı. En son 2001 yılı civarında görüldüğüne ilişkin bilgiler doğrultusunda farklı illerde 32 kişiden ifade alındı. Tanık beyanları ve iletişim kayıtları yeniden incelendi. Elde edilen bulgular doğrultusunda Mersin merkezli 6 ilde 6 şüpheliye yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyon kapsamında 6 şüpheli gözaltına alındı." denildi. 20 yıllık İbrahim Akgöl dosyası Hatay'ın Samandağ ilçesinde 2006 yılında deniz kıyısında bıçaklanarak öldürülen İbrahim Akgöl'ün dosyası 20 yıl sonra aydınlatıldı. Açıklamada, "Hatay’ın Samandağ ilçesinde, 2006 yılında deniz kıyısında bıçaklanarak öldürülen İbrahim Akgöl’ün dosyası 20 yıl sonra yeniden ele alındı. Soruşturma kapsamında HTS kayıtları ve tanık beyanları incelendi. 16 ilde, 10’u ceza infaz kurumlarında bulunan toplam 52 kişinin bilgisine başvuruldu. Elde edilen bulgular doğrultusunda 12 şüpheliye yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyon kapsamında 11 şüpheli gözaltına alındı, 1 şüphelinin ceza infaz kurumunda bulunduğu belirlendi. Soruşturmaları titizlikle yürüten Konya, Kahramanmaraş, Mersin ve Samandağ Cumhuriyet Başsavcılıklarımıza; Kahramanmaraş, Mersin ve Hatay İl Emniyet Müdürlüklerimize; Konya İl Jandarma Komutanlığımıza ve emeği geçen tüm kamu görevlilerimize teşekkür ediyorum." denildi. Akın son olarak Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, adalet bekleyen ailelerimizi yalnız bırakmayacak, toplum vicdanındaki yaraların sarılması ve sorumluların adalet önünde hesap vermesi için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Zsmanın Cinayetlerin Üzerini Örtmesine İzin Vermeyecek, Adaletin Tecellisi İçin Mücadelemizi Sürdüreceğiz!" dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Adalet Bakanı Akın Gürlek duyurdu: 3 faili meçhul cinayet dosyası daha aydınlatıldı Haber

Adalet Bakanı Akın Gürlek duyurdu: 3 faili meçhul cinayet dosyası daha aydınlatıldı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinesinde Cumhuriyet Başsavcılıkları ve emniyet birimlerinin çalışmaları neticesinde geçmişe dönük faili meçhul dosyaların aydınlatıldığını duyurdu. Bakan Gürlek, bugüne kadar 64 ayrı dosyada toplam 71 cinayetin aydınlatıldığını ifade etti. Bakan Gürlek'in sosyal medya hesabı üzerinden paylaştığı bilgilere göre, adli ve kolluk birimlerinin titiz incelemeleriyle çözüme ulaştırılan üç dosyanın detaylarını paylaştı: "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde; aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, faili meçhul dosyaların aydınlatılması, hakikatin ortaya çıkarılması ve sorumluların adalet önünde hesap vermesi için mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımızın koordinasyonunda, Cumhuriyet Başsavcılıklarımız ve kolluk birimlerimizin titiz çalışmaları sonucunda İzmir, Mersin ve Osmaniye’de 10 ila 21 yıl öncesine dayanan üç ayrı dosyada önemli gelişmeler kaydedildi." İzmir'de 21 yıllık dosya yeniden açıldı İzmir'in Menemen ilçesinde 2005 yılından bu yana kendisinden haber alınamayan Muharreme Oral'ın dosyasında, gizli tanık ifadesi ile aile bireylerinin iletişim kayıtları birlikte değerlendirildi. Maktulün bir kuyuya atıldığı iddiası üzerine 19 Ekim 2026 tarihinde düzenlenen operasyonda 5 şüpheli gözaltına alındı. Maktulün cansız bedenine ulaşılması amacıyla yer altı görüntüleme ve tarama cihazlarıyla başlatılan arama tarama faaliyetlerinin sürdüğü aktarıldı. Açıklamada, "İzmir’de 2005 yılından bu yana kendisinden haber alınamayan Muharreme Oral’ın dosyasında, aile bireyleri tarafından öldürüldüğüne ilişkin gizli tanık beyanıyla şüphelilerin iletişim kayıtları birlikte değerlendirildi. Bir kuyuya atıldığı iddiası üzerine 19 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştirilen operasyonda 5 şüpheli gözaltına alındı. Muharreme Oral’ın cansız bedenine ulaşılması amacıyla yer altı görüntüleme ve tarama cihazlarıyla yürütülen çalışmalar devam ediyor." ifadeleri kullanıldı. Mersin'deki kaçırılma olayında 7 gözaltı Mersin'de 9 Ekim 2016 tarihinde kaçırılan ve bir daha kendisinden haber alınamayan Furkan Coşkun'un dosyasında, tanık beyanları ve iletişim trafikleri yeniden mercek altına alındı. Bazı tanıklar ile şüpheliler arasında irtibat tespit edilmesi üzerine 20 Ekim 2026 tarihinde 9 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı. Şüphelilerden 7'si gözaltına alınırken, 2 şüphelinin halihazırda ceza infaz kurumunda olduğu belirlendi. Açıklamada, "9 Ekim 2016 tarihinde kaçırılan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Furkan Coşkun’un dosyasında, tanık beyanları ve iletişim kayıtları yeniden incelendi. Bazı tanıklarla şüpheliler arasında iletişim bağlantıları tespit edilmesi üzerine 20 Ekim 2026 tarihinde 9 şüpheli hakkında işlem başlatıldı. Şüphelilerden 7’si gözaltına alınırken, 2’sinin ceza infaz kurumunda bulunduğu belirlendi. Furkan Coşkun’un akıbetinin aydınlatılmasına yönelik soruşturma sürdürülüyor." denildi. Osmaniye'de beton altından kemik parçaları çıkarıldı Osmaniye'de 2016 yılından bu yana kayıp olan Mehmet Çabuk dosyasında derinleştirilen soruşturmada, cezaevinde bulunan bir şüphelinin itirafı doğrultusunda sonuca ulaşıldı. Şüphelinin, Mehmet Çabuk'u 27 Ocak 2016 tarihinde öldürerek bir evin bahçesine gömdüğünü beyan etmesi ve yer göstermesi üzerine kazı yapıldı. Beton zeminin yaklaşık 4 metre altında insan kemiği parçalarına ulaşıldı. Söz konusu kalıntılar kimlik tespiti ile kesin ölüm sebebinin saptanması amacıyla Adli Tıp Kurumuna sevk edildi. Soruşturma kapsamında 2 şüpheli tutuklanırken, 1 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi. Açıklamada, "2016 yılında kaybolan Mehmet Çabuk’un dosyasında, yeni beyanlar üzerine derinleştirilen soruşturmada cezaevinde bulunan bir şüpheli, Mehmet Çabuk’u 27 Ocak 2016 tarihinde öldürerek bir evin bahçesine gömdüğünü itiraf etti. Şüphelinin yer göstermesi üzerine yapılan kazılarda beton zeminin yaklaşık 4 metre altında kemik parçalarına ulaşıldı. Kalıntılar kimlik tespiti ve kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumuna gönderildi. Soruşturma kapsamında 2 şüpheli tutuklandı, 1 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi. Yeni delillerin, teknik incelemelerin ve yıllar sonra ortaya çıkan beyanların sağladığı imkânlarla faili meçhul dosyaların üzerine kararlılıkla gitmeye devam edeceğiz." denildi. "Hiçbir dosyanın peşini bırakmayacağız" Soruşturmaları yürüten Menemen, Mersin ve Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılıklarına ile emniyet güçlerine teşekkür eden Adalet Bakanı Akın Gürlek, açıklamasını şu değerlendirmelerle tamamladı: "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde; aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, faili meçhul dosyaların aydınlatılması, hakikatin ortaya çıkarılması ve sorumluların adalet önünde hesap vermesi için mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Yeni delillerin, teknik incelemelerin ve yıllar sonra ortaya çıkan beyanların sağladığı imkânlarla faili meçhul dosyaların üzerine kararlılıkla gitmeye devam edeceğiz. Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, hakikatin izini sürmekten ve adaletin tecellisi için çalışmaktan vazgeçmeyeceğiz." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Sabahattin Ali'nin 78 yıllık faili meçhul dosyası için tarihi adım: 5 meslek örgütünden Adalet Bakanlığı'na başvuru Haber

Sabahattin Ali'nin 78 yıllık faili meçhul dosyası için tarihi adım: 5 meslek örgütünden Adalet Bakanlığı'na başvuru

Türk edebiyatının unutulmaz ismi Sabahattin Ali’nin 1948 yılında katledilmesine ilişkin kamu vicdanında kanayan yara için yayın, basın ve edebiyat dünyası güçlerini birleştirdi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Yayıncılar Birliği, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) ve PEN Yazarlar Derneği, usta yazarın akıbetinin aydınlatılması ve kayıp mezarının bulunması amacıyla Adalet Bakanlığı'na adli müracaatta bulundu. Otopsi kalıntıları ve gizlenen belgeler Adalet Bakanlığı'na sunulan ortak dilekçede, Sabahattin Ali'nin ölümüne ilişkin resmi anlatımın hukuk, edebiyat ve tarih çevrelerindeki şüpheleri gidermekten uzak olduğu kaydedildi. Yazarın dönemin güvenlik ve istihbarat birimlerinin takibi altındayken yakalandığına işaret edilen başvuruda; işkence yahut kötü muamele sonucu yaşamını yitirdiği yönündeki iddiaların bugüne dek bağımsız bir mekanizmayla soruşturulmadığına dikkat çekildi. Bulunan cenazenin kesin teşhisinin yapılmaması, otopsi sonrası kalıntıların akıbetinin kamuoyundan saklanması ve yargılama evrakındaki büyük eksikliklerin kuşkuları kronikleştirdiği vurgulandı. Adalet Bakanlığı'ndan üç somut talep Anayasa’nın "yaşam hakkı" ve "hukuk devleti" ilkelerine dayandırılan başvuruda, dosyanın Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı bünyesinde ele alınması istendi. Bu kapsamda meslek örgütleri; Sabahattin Ali'nin katledilmesine ilişkin tüm soruşturma belgeleri ile fail sıfatıyla yargılanan Ali Ertekin hakkındaki dava dosyası ve af kararının yeniden incelenmesini, Emniyet, jandarma, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ile devlet arşivlerindeki gizli kayıtların araştırmaya açılmasını ve yazarın naaşının gömüldüğü gizli alanın tespit edilerek aile fertlerinin rızası doğrultusunda DNA testlerinin gerçekleştirilmesini talep etti. "Zaman aşımı hakikati karartamaz" Olayın üzerinden onlarca yıl geçmesinin adli zaman aşımı tartışmalarını doğurabileceğini öngören meslek kuruluşları, bu durumun tarihsel gerçeğin gün yüzüne çıkarılmasına engel teşkil etmeyeceğinin altını çizdi. Gelişen adli tıp, antropoloji ve DNA teknolojilerinin maddi gerçeğe ulaşmayı son derece kolaylaştırdığına değinen hak savunucuları, elde edilecek tüm verilerin şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmasını istedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında adli tıp süreci tamamlandı: Örnekler yeniden kabrine konuluyor Haber

Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında adli tıp süreci tamamlandı: Örnekler yeniden kabrine konuluyor

Türk siyasi ve istihbarat tarihinin en karanlık sayfalarından biri olarak kayda geçen ve yıllardır kuşkularını koruyan Kaşif Kozinoğlu'nun Silivri Cezaevi'ndeki şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada somut bir aşama geride kaldı. Adalet Bakanı Akın Gürlek'in sosyal medya hesabından duyurduğu, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından yeniden ele alınan dosya kapsamında gizlilik kararı sürdürülürken, soruşturmayı derinleştiren özel ekip çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Fethi kabir işleminin ardından örnekler iade ediliyor Başsavcılığın talebi üzerine 12 Eylül tarihinde gerçekleştirilen fethi kabir işlemiyle Kaşif Kozinoğlu'nun mezarı açılmış ve Adli Tıp Kurumu'na incelenmek üzere örnekler alınmıştı. Adli Tıp'taki kapsamlı laboratuvar incelemelerinin tamamlandığı bildirilirken, alınan örneklerin usulüne uygun şekilde yeniden kabrine konulması için resmi işlemlerin başlatıldığı kaydedildi. Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması hedeflenen soruşturmada elde edilen bulguların başsavcılık tarafından titizlikle değerlendirildiği ifade edildi. Geniş çaplı operasyonlar ve tutuklamalar Soruşturmanın ilk dalgasında, olayın meydana geldiği dönemde Silivri Cezaevi'nde görev yapan 10 şüpheli gözaltına alınmış, şüphelilerden birinin FETÖ kapsamında yurt dışında firari olduğu belirlendiği tespit edilmişti. Adliyeye sevk edilen zanlılardan biri tutuklanırken, 7'si adli kontrol şartıyla olmak üzere 9 kişi serbest bırakılmıştı. Soruşturmanın boyutları ilerleyen günlerde medya çalışanlarına, sağlık personeline ve dönemin adli bürokrasisine uzandı. Yürütülen operasyonlarda bir muhabir, bir kameraman ve 7 sağlık çalışanı gözaltına alındı. Hakimlik, aralarında muhabirin de bulunduğu 3 şüphelinin tutuklanmasına karar verirken, kameramanın da yer aldığı 6 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uyguladı. Yargı ve infaz kurumundaki sorumluluk zincirine yönelik adımlarda ise olayın yaşandığı tarihte görev yapan Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ile cezaevi savcısı Necip Doğan tutuklandı. Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşları emekli deniz yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ile jandarma albay Hasan Atilla Uğur hakkında adli kontrol hükümleri uygulanırken, eski gazeteci Osman Arslan tutuklandı; dönemin cezaevi müdürü Ömer Vatan ile vardiya amiri Kazım Beyke adli kontrolle serbest bırakıldı. Ambulans şoförü Süleyman Kaba ise jandarmadaki ifadesinin ardından serbest kaldı. Soruşturma kapsamında toplam tutuklu sayısının 9'a yükseldiği bildirildi. Medya bağlantıları ve siyasi figürler dosyada Dosya kapsamındaki iddialar ve bağlantılar, soruşturmanın magazin ve medya ayağına da sıçradı. Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan "bilgi sahibi" sıfatıyla savcılığa ifade verirken, yapım hakkında da inceleme başlatıldı. Dizide "Ömer Baba" karakterini oynayan Emin Olcay ile "Kazım Kaşifoğlu" karakterini canlandıran Sedat Savtak "tanık" sıfatıyla dinlendi. Senaryo sürecine dahli olduğu tespit edilen eski emniyet müdürü Bayram Özbek de tutuklanan isimler arasında yer aldı. Ayrıca Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek "bilgi sahibi" sıfatıyla ifade verirken, FETÖ davası hükümlüsü Enver Altaylı da soruşturma çerçevesinde tutuklanan isimler arasında kayda geçti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kurtlar Vadisi'nde Kazım Kaşifoğlu'nu canlandıran Sedat Savtak ifadeye çağrıldı Haber

Kurtlar Vadisi'nde Kazım Kaşifoğlu'nu canlandıran Sedat Savtak ifadeye çağrıldı

Soruşturmada "Kurtlar Vadisi Pusu" detayı Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının, eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevindeki ölümüne ilişkin yeniden başlattığı soruşturma çok yönlü olarak sürdürülüyor. Soruşturmanın son dönemde odaklandığı başlıklardan biri de "Kurtlar Vadisi Pusu" dizisindeki sahneler ve dizide yer alan "Kazım Kaşifoğlu" karakteri oldu. Savcılık daha önce dizinin incelenmesine karar verirken, senaristler Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan "bilgi sahibi" sıfatıyla ifade vermişti. Bu gelişmelerin ardından dizide Kaşifoğlu karakterini canlandıran oyuncu Sedat Savtak'ın da dosya kapsamında şüpheli olarak değil, "bilgi sahibi" sıfatıyla ifadeye çağrıldığı öğrenildi. Dizideki karakter ile gerçek hayattaki Kaşif Kozinoğlu arasındaki benzerlik iddiaları ve dizideki sahnelerin ölüm zamanlamasıyla örtüşmesi soruşturmada incelenen konular arasında yer alıyor. Dizideki çarpıcı zamanlama Soruşturma dosyasına yansıyan bilgilere göre "Kurtlar Vadisi Pusu"nun 10 Kasım 2011'de yayımlanan 136. bölümünde Kazım Kaşifoğlu karakteri hücrede tutuluyor ve ölümle tehdit ediliyordu. Kaşif Kozinoğlu ise bu bölümden iki gün sonra, 12 Kasım 2011'de Silivri Cezaevi'nde yaşamını yitirmişti. Dizinin 8 Aralık 2011'de yayımlanan 139. bölümünde ise Kaşifoğlu karakterinin şırıngayla öldürüldüğü sahne yer almıştı. Sedat Savtak daha önce CNN Türk'te yaptığı açıklamada, karakteri canlandırdığı dönemde Kaşif Kozinoğlu'nu oynadığını bilmediğini, kendisine gerçek hayattaki Kozinoğlu hakkında herhangi bir bilgi aktarılmadığını söylemişti. Oyuncu, Kozinoğlu'nun ölüm haberini daha sonra gazeteden öğrendiğini ve karakterle Kozinoğlu arasında yapılan karşılaştırmayı görünce şaşırdığını ifade etmişti. Gazeteci İsmail Saymaz ise Savtak'ın televizyondaki açıklamalarının kendisine daha önce anlattıklarıyla çeliştiğini savunarak, Savtak'ın daha önceki görüşmelerinde karakterin Kozinoğlu'ndan esinlendiğini bildiği yönünde ifadeler kullandığını öne sürmüştü. Kozinoğlu dosyası 15 yıl sonra yeniden açıldı Kaşif Kozinoğlu, tutuklu bulunduğu Silivri 1 No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda 12 Kasım 2011'de rahatsızlanmış ve kaldırıldığı Silivri Devlet Hastanesi'nde hayatını kaybetmişti. Dönemin soruşturmasında 10 Nisan 2012'de kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişti. Ancak Adalet Bakanı Akın Gürlek'in açıklamasına göre dosya, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından yeniden incelendi. Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla takipsizlik kararı kaldırılarak soruşturma yeniden başlatıldı ve gizlilik kararı alındı. Soruşturma kapsamında bugüne kadar atılan adımlar neticesinde; olay tarihinde görev yapan şüpheliler, sağlık çalışanları, muhabir ve kameramanlar ile dönemin başsavcısı ve cezaevi savcısının da aralarında bulunduğu çok sayıda isim gözaltına alındı. Yapılan yargılamalar ve sevkler sonucunda soruşturmadaki tutuklu sayısı 6'ya yükselirken, haklarında adli kontrol tedbiri uygulanan şüphelilerin sayısı 15'e ulaştı. Ayrıca kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Kozinoğlu'nun mezarı açılarak fethi kabir işlemi gerçekleştirildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kaşif Kozinoğlu dosyasında yeni perde: Savcılar ve koğuş arkadaşı komutanlar adliyede Haber

Kaşif Kozinoğlu dosyasında yeni perde: Savcılar ve koğuş arkadaşı komutanlar adliyede

Soruşturmada kritik eşik: 4 şüpheli adliyede Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun Silivri Cezaevi'nde 12 Kasım 2011 tarihinde geçirdiği şüpheli rahatsızlık sonucu hayatını kaybetmesinin ardından Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma derinleşerek devam ediyor. Soruşturma kapsamında, olay tarihinde görev yapan dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören, cezaevi savcısı Necip Doğan ve Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşları olan emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ile emekli Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur'un jandarmadaki işlemleri tamamlandı. Sağlık kontrolünden geçirilen 4 kritik şüpheli, geniş güvenlik önlemleri altında Silivri Adliyesi'ne sevk edildi. Dosya nasıl yeniden açıldı? Adalet Bakanı Akın Gürlek, Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu Silivri 1 No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldığında hayatını kaybettiğini, olay sonrasında yürütülen ilk soruşturmada 10 Nisan 2012'de kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini hatırlatmıştı. Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı'nın dosyayı yeniden incelemesinin ardından, Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin kararıyla takipsizlik kararının kaldırıldığı ve soruşturmanın baştan başlatıldığı duyuruldu. Özel bir soruşturma ekibinin oluşturulduğu süreçte gizlilik kararı alınırken, olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı; bunlardan 10'unun gözaltına alındığı, 1 şüphelinin ise FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu tespit edildi. Daha önce gözaltına alınan 10 şüpheliden biri tutuklanırken, 7'si adli kontrolle olmak üzere 9 kişi serbest bırakılmıştı. Ayrıca bir muhabir, bir kameraman ve 7 sağlık çalışanının da aralarında bulunduğu yeni şüpheliler gözaltına alınmış, hakimlik sorgusunun ardından muhabirin de dahil olduğu 3 kişi tutuklanmış, kameramanın da aralarında bulunduğu 6 kişi hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmıştı. Böylece soruşturmada tutuklu sayısı 4'e, adli kontrol uygulanan şüpheli sayısı ise 13'e yükseldi. Fethi kabir işlemi ve dizi incelemesi Soruşturmanın en dikkat çekici aşamalarından biri de Kaşif Kozinoğlu'nun kesin ölüm nedeninin ve ölümünde üçüncü kişilerin müdahalesinin bulunup bulunmadığının netleştirilmesi amacıyla gerçekleştirilen fethi kabir işlemi oldu. Bunun yanı sıra soruşturma dosyası kapsamında, Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan "bilgi sahibi" sıfatıyla savcılığa ifade verirken, Başsavcılık tarafından Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin de incelenmesine karar verildiği bildirildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kozinoğlu soruşturmasında  Hasan Atilla Uğur'unda dahil olduğu 4 isim için gözaltı kararı Haber

Kozinoğlu soruşturmasında Hasan Atilla Uğur'unda dahil olduğu 4 isim için gözaltı kararı

Soruşturmada yeni dalga Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında yeni ve kritik gelişmeler yaşandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından derinleştirilen soruşturma doğrultusunda, Kozinoğlu’nun cezaevi sürecinde görev yapan yargı mensupları ile aynı koçuğu paylaştığı isimler mercek altına alındı. Yürütülen incelemeler neticesinde, olay tarihinde görev yapan eski Silivri Cumhuriyet Başsavcısı, eski cezaevi savcısı ve Kozinoğlu’nun iki koğuş arkadaşı olmak üzere toplam 4 şüpheli hakkında yakalama ve gözaltı kararı çıkarıldı. Hakkında gözaltı kararı verilenler arasında, ünlü isim Oğuzhan Uğur'un babası olan emekli asker Hasan Atilla Uğur'un da bulunduğu belirtildi. "Hiçbir şüpheli ölümü karanlıkta bırakmayacağız" Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, yıllar geçse de hiçbir şüpheli ölümün karanlıkta bırakılmayacağını vurguladı. Bakan Gürlek'in açıklamasında şu ifadeler yer aldı: "MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevindeki şüpheli ölümüne ilişkin, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız koordinesinde İstanbul İl Jandarma Komutanlığımızla yürütülen soruşturmada, maddi gerçeğin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması amacıyla çalışmalar titizlikle sürdürülmektedir. Soruşturma kapsamında bugün; olay tarihinde görev yapan eski Silivri Cumhuriyet Başsavcısı, eski cezaevi savcısı ve Kozinoğlu’nun iki koğuş arkadaşı olmak üzere 4 şüpheli hakkında yakalama ve gözaltı kararı verilmiştir." 3 şüpheli yakalandı İstanbul ve Ankara’da gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlar sonucunda 3 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Yetkililer, Kıbrıs’ta bulunduğu tespit edilen diğer şüpheli hakkındaki adli sürecin ise kararlılıkla devam ettiğini bildirdi. Faili Meçhul Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı'nın da katkı sunduğu soruşturma kapsamında; ölümün meydana geldiği gece yaşananlar, olayın ardından yürütülen adli işlemler, toplanan deliller ve önceki soruşturma süreci hiçbir soru işareti bırakılmayacak şekilde yeniden masaya yatırılıyor. Adli merciler, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve sorumluların tespiti için gereken bütün adli adımların atılacağını belirtti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Adalet Bakanı Akın Gürlek açıkladı: 6 cinayet dosyası daha aydınlatıldı Haber

Adalet Bakanı Akın Gürlek açıkladı: 6 cinayet dosyası daha aydınlatıldı

Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı'ndan yeni başarılar Adalet Bakanı Akın Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ve İçişleri Bakanlığı ile koordinasyon içinde faili meçhul cinayet dosyalarının kararlılıkla üzerine gidildiğini açıkladı. 24 Nisan 2026’da Bakanlık bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın koordinasyonunda 6 cinayet dosyasının daha aydınlatıldığını bildiren Gürlek, şimdiye kadar 46 dosyada 52 maktul ve 7 yaralının bulunduğu faili meçhul olayların üzerindeki sır perdesinin kaldırıldığını belirtti. Gürlek, "Hiçbir cinayet karanlıkta kalmayacak, hiçbir fail adaletten kaçamayacaktır" ifadelerini kullandı. Aydınlatılan Dosyalardaki kritik gelişmeler Bakan Gürlek’in paylaştığı bilgilere göre, uzun süredir çözülemeyen dosyalar ve atılan adımlar kapsamında Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde 2020 yılında yol kenarındaki sulama kanalında ağır yaralı bulunan ve bir gün sonra hayatını kaybeden 7 yaşındaki Medine Kesmeni’nin ölümüne ilişkin dosyada, olay yerindeki araç parçaları, Plaka Tanıma Sistemi (PTS) ve baz kayıtları ile yeni tanık ifadeleri yeniden değerlendirildi ve şüpheli Erkan Edincik, "ihmali davranışla kasten öldürme" suçundan tutuklandı. Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde 2014 yılında dere yatağında bulunan ve 12 yıl boyunca kimliği belirlenemeyen kemiklerin, DNA incelemesi sonucunda 2013 yılında kaybolan Dilek Kalkan’a ait olduğu tespit edilirken, dosyanın yeniden açılmasıyla 7 şüpheliden 6’sı gözaltına alındı ve bir şüphelinin yakalanması için çalışmaların sürdüğü bildirildi. İzmir’in Torbalı ilçesinde ise 8 Mart 2026’da evine girmeye çalışan kişilerin peşinden gittikten sonra silahla öldürülen Mehmet Köstekçi’nin dosyasında kamera görüntüleri, HTS ve baz kayıtları incelenerek belirlenen 8 şüphelinin tamamı yakalandı. Soruşturmalar kapsamında Muş’un Hasköy ilçesinde 2011 yılında silahlı saldırı sonucu öldürülen Felemez Kulaç’ın dosyasında, 1988 yılına uzanan husumet ile olay öncesi ve sonrasındaki hareketlilik HTS, baz ve PTS kayıtları üzerinden yeniden ortaya çıkarılarak 11 kişi gözaltına alındı. Nevşehir’in Ürgüp ilçesinde 2008 yılında öldürülerek yol kenarına bırakılan Sedat Ünal’ın dosyası da yeniden incelenirken, 18 yıl önceki kriminal bulgular, DNA verileri ve HTS kayıtlarının değerlendirilmesiyle maktulün son görüldüğü ruhsatsız kumarhaneden olay yerine kadar olan hareketliliği tespit edilerek 7 şüpheli hakkında kasten öldürme suçundan adli işlem başlatıldı. Siirt’in Baykan ilçesinde 2024 yılında kaybolan Mekiye Akyel’in dosyasında ise 190 bin metrekarelik alanda yüzlerce personelin katılımıyla arama yapıldı; dijital veriler, HTS ve PTS kayıtları, tanık anlatımları ile şüphelilerin çelişkili ifadeleri değerlendirilerek soruşturma sonucunda eski eşi ve yakınlarının da aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında "töre saikiyle tasarlayarak kasten öldürme" ve "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından iddianame hazırlandı. "Hiçbir dosyanın üzerini örtmeyeceğiz" Dosyaların aydınlatılmasında görev alan Cumhuriyet başsavcılıklarına, jandarma teşkilatlarına, JASAT ekiplerine, Adli Tıp Kurumu’na ve çalışmalara katkı sunan tüm personele teşekkür eden Bakan Gürlek, "Hiçbir cinayeti unutmayacağız. Hiçbir dosyanın üzerini örtmeyeceğiz. Hiçbir failin cezasız kalmasına izin vermeyeceğiz" dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bakan Gürlek'ten  Gülistan Doku hakkında açıklama: "Kimyasal maddelerle ortadan kaldırılmış olabilir" Haber

Bakan Gürlek'ten Gülistan Doku hakkında açıklama: "Kimyasal maddelerle ortadan kaldırılmış olabilir"

Adalette tavizsizlik Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ankara'daki bakanlık binasında İstanbul adliyelerinde görev yapan yargı muhabirlerini kabul ederek gündemdeki sıcak adli soruşturmalara dair önemli bilgiler verdi. Göreve geldikten sonra uyuşturucu, kara para, yasa dışı bahis ve çetelerle mücadeleye yönelik tavizsiz genelgeler yayımladıklarını belirten Gürlek, yargı mensuplarına şu tarihi mesajı verdiğini aktardı: "Ucu nereye giderse gitsin, kim çıkarsa çıksın, dosyanın kapağındaki ismi kapat, içindeki delillere bak. Kararını yalnızca hukuka ve delile göre ver." Bakan Gürlek ayrıca, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın henüz 4 ayda 46 maktulün yer aldığı 40 dosyayı aydınlattığını, Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasının da bu koordinasyonla sürdürüldüğünü kaydetti. Ahbap dosyasında 245 milyon dolar Ahbap Derneği ve Haluk Levent hakkındaki soruşturmanın mali boyutuna değinen Gürlek, yaklaşık 245 milyon dolarlık bir para trafiğinin incelendiğini bildirdi. MASAK raporları ve itirafçı beyanlarının dosyada yer aldığını belirten Gürlek, Amerika’daki bir klinik sahibinin ifadesini şu sözlerle aktardı: "Müşteki, Haluk Levent’in kliniğine gelerek yardım istediğini, ona 4 milyon 600 bin dolar verdiğini ve karşılığında senet düzenlendiğini söylüyor. Borçlu sıfatıyla imza var ancak ödeme yapılmadığı iddiası var. Paraların nereye gittiği, bazı taşınmazların neden doğrudan Levent adına değil de asistanı Yeliz Kaya ve Esin Önder Çağlayan adına devredildiğinin hukuki ve mali nedenleri inceleniyor. Ayrıca keşif heyeti raporlarında depolarda çürümeye terk edilmiş yeni malzemeler ortaya çıktı." Gülistan Doku dosyasında kan donduran 'kimyasal madde' şüphesi Tunceli'de 2020 yılından bu yana kayıp olan Gülistan Doku dosyasında, Umut Altaş’ın ifadesiyle önemli ilerlemeler sağlandığını ifade eden Gürlek, adli tıp ve savcılığın üzerinde durduğu korkunç senaryoyu paylaştı: "Dosyadaki bazı beyanlarda naaşın birkaç kez yer değiştirmiş olabileceğine ilişkin bilgiler bulunuyor. En son Pertek Yolu üzerindeki bir noktaya götürüldüğü yönünde beyanlar var. Ayrıca kimyasal maddeler kullanılarak naaşın tamamen ortadan kaldırılmış olma ihtimali de değerlendiriliyor." Geçmişte delil karartan kamu görevlilerine de değinen Gürlek, "Kişinin vali olması veya başka bir makamda bulunması önemli değil. Somut suç şüphesi varsa kişinin unvanına bakılmaz" diyerek kararlılık vurgusu yaptı. İBB'ye ek iddianame hazırlığı Kamuoyunda "Ekrem İmamoğlu davası" olarak bilinen ve mahkeme aşamasına geçen soruşturmada "tanıkların tehdit edildiği" iddialarını kesin bir dille yalanlayan Bakan Gürlek, ifadelerin avukat huzurunda alındığını vurguladı. Mevcut davanın dışında İBB'ye yönelik yeni dosyaların da sinyalini veren Gürlek, "Cumhuriyet başsavcılığı tarafından ek iddianameye konu olabilecek yeni delil, rapor ve hukuki değerlendirmeler üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Yeni bazı ihale raporları söz konusu" dedi. "Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü" soruşturmasının uluslararası boyut kazandığını belirten Gürlek, Almanya'dan adli yardım talebinde bulunulduğunu ve şu an 80 kişinin tutuklu olduğunu açıkladı. Hedeflerinin Kur'an kursları değil, dini duyguları istismar ederek üst kademeye lüks yaşam sağlayan mali yapı olduğunu kaydeden Gürlek, sosyal medyadaki "Menzil operasyonu" iddialarını ise yalanladı. Kozinoğlu, Davutoğlu ve Gökçek dosyaları masada Yıllardır aydınlatılamayan kritik dosyalara da değinen Gürlek 2011'de Silivri Cezaevi'nde şüpheli şekilde hayatını kaybeden MİT görevlisi Kâşif Kozinoğlu'nun dosyası, firari bir FETÖ'cü cezaevi personelinin itirafları sonrası yeniden açıldığını açıklayarak "Zehirlenme mi, kalp krizi mi, bir ilaç etkisi mi inceleniyor" dedi. Feshedilen Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu hakkında 2021 yılına ait bir video nedeniyle "cumhurbaşkanına hakaret" soruşturması yürütüldüğünü ve zaman aşımı süresinin dolmadığını belirten Gürlek, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek ve oğulları hakkında da ulaşan ihbarlar doğrultusunda savcılığın soruşturma başlattığını ve bazı kişilerin ifadelerinin alındığını teyit etti. Van'da ölü bulunan Rojin Kabaiş'in telefonundaki teknik incelemelerin de sürdüğü eklenildi. Toplumda oluşan cezasızlık algısını yıkmakta kararlı olduklarını belirten Adalet Bakanı Gürlek, sosyal medyada kaynağı belirsiz zenginliklerin teşhir edilmesine sert tepki gösterdi:"En son Van'da 'Kara Haydar' olarak kamuoyuna yansıyan bir olay oldu. İnsanların gözü önünde, kaynağı açıklanamayan yüksek miktarda para ve aşırı gösterişli yaşam görüntüleri üzerinden devletin ve kamu kurumlarının itibarıyla oynanmasına müsaade edilemez. Bir tarafta insanlar geçim sıkıntısı çekerken diğer tarafta kaynağı tartışmalı servetin, korumaların ve lüks hayatın sosyal medyada teşhir edilmesi toplumda ciddi rahatsızlık meydana getiriyor. Suç kim tarafından işlenirse işlensin aynı hukuk uygulanmalı." Bakan Gürlek, Meclis'te kabul edilen çerçeve yasa sürecine, velilik görevini ihmal edenlere yönelik yeni "Çocuk Paketi" düzenlemelerine ve gazetecilere yönelik fiziki saldırıların toplumun haber alma hakkına yapılmış bir ihlal olduğuna dikkat çekerek açıklamalarını tamamladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.