SON DAKİKA

#Faili Meçhul

HABER DEĞER - Faili Meçhul haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Faili Meçhul haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Gürlek açıkladı: 5 yıllık cinayet çözüldü Haber

Bakan Gürlek açıkladı: 5 yıllık cinayet çözüldü

İki aile arasındaki kan davası nedeniyle işlendiği belirlenen cinayete ilişkin Batman ve Van'da düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 11 şüpheli yakalandı. Kan davası perde arkası 2021 yılında gerçekleşen Mehmet Şirin Çelik cinayeti, Batman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda yeniden ele alındı. Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı ile Jandarma ekiplerinin yürüttüğü kapsamlı soruşturma sonucunda, olayın Çelik ve Günbey aileleri arasında yıllardır süren husumet ve kan davası nedeniyle planlı bir şekilde gerçekleştirildiği ortaya çıkarıldı. Şüphelilerin iz kaybettirme planı boşa çıktı Soruşturma dosyasında yer alan bulgulara göre şüpheliler, olay günü suç mahallinde olmadıkları izlenimini oluşturmak için detaylı planlar yaptı. Şüphelilerin, teknik takibe takılmamak amacıyla cep telefonlarını olay öncesinde farklı bölgelerde bıraktıkları ve ardından cinayeti gerçekleştirdikleri öne sürüldü. Ancak JASAT ekiplerinin HTS ve PTS kayıtları, tanık beyanları ve istihbari bilgileri eşleştirmesiyle kurulan bu plan boşa çıkarıldı. Teknik takip ve saha çalışmaları, cinayetin ardındaki sır perdesini araladı. Adalet Bakanı Gürlek: "Adaletten Kaçış Mümkün Değil" Gelişmeleri sosyal medya hesabından duyuran Adalet Bakanı Akın Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri Bakanlığı ile koordineli bir şekilde hiçbir cinayetin karanlıkta kalmasına izin vermediklerini vurguladı. Bakan Gürlek, şu açıklamalarda bulundu: "Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, adaletten kaçışın mümkün olmadığını, suçluların cezasız kalmayacağını ve hiçbir cinayetin faili meçhul bırakılmayacağını bir kez daha ifade ediyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan'ın liderliğinde İçişleri Bakanlığımızla yürütülen güçlü iş birliği ve koordinasyon sayesinde, hiçbir cinayetin karanlıkta kalmasına, hiçbir failin adaletten kaçmasına müsaade etmiyoruz. Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımız,… — Akın Gürlek (@abakingurlek) June 12, 2026 Soruşturmayı yürüten Batman Cumhuriyet Başsavcılığı, Batman İl Jandarma Komutanlığı ve Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı ekiplerine teşekkür eden Bakan Gürlek, 5 yıllık dosyanın yeniden açılarak aydınlatılmasının adaletin tesisi açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Gözaltına alınan 11 şüphelinin emniyetteki işlemleri çok yönlü olarak devam ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

20 yıllık cinayet aydınlatıldı Haber

20 yıllık cinayet aydınlatıldı

Adalet Bakanlığı bünyesindeki Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı'nın 1000 kişilik kayıp dosyasını incelemesiyle ortaya çıkan gerçek, yıllardır süren belirsizliği sonlandırdı. DNA eşleşmesiyle ortaya çıktı Daire başkanlığının titiz çalışmaları sonucunda yürütülen DNA incelemeleri, mezarlıktaki cenazenin yıllardır haber alınamayan Gülcan Yazıcı olduğunu doğruladı. Bu gelişmenin ardından Bafra Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayı derinleştirerek olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen 3 şüpheli hakkında gözaltı kararı verdi. Bakan Gürlek: "Hiçbir dosya karanlıkta kalmayacak" Konuyla ilgili açıklama yapan Adalet Bakanı Akın Gürlek, olayın aydınlatılmasının devletin faili meçhul dosyalar konusundaki kararlılığını gösterdiğini belirtti. Bakan Gürlek, "Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımızın yürüttüğü çalışmalar; devletimizin hiçbir dosyayı karanlıkta bırakmayacağının en somut kanıtıdır. Failler yargı önünde hesap verene kadar her dosyanın takipçisi olmaya kararlılıkla devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Bafra Cumhuriyet Başsavcılığımızın yürüttüğü çalışmalar neticesinde 2006 yılından bu yana faili meçhul kalan ve kimliği tespit edilemediği için kimsesizler mezarlığına defnedilen bir kadın cesedinin, yıllardır kayıp olarak aranan Gülcan Yazıcı kardeşimize ait olduğu kesin olarak… — Akın Gürlek (@abakingurlek) June 3, 2026 haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Fenerbahçe otobüsüne yönelik 2015 saldırısı için kritik adım: Dosya yeniden açılıyor Haber

Fenerbahçe otobüsüne yönelik 2015 saldırısı için kritik adım: Dosya yeniden açılıyor

Fenerbahçe Spor Kulübü kafilesinin Rize deplasmanı dönüşü Trabzon'da uğradığı ve Türk spor tarihinin en karanlık olaylarından biri olarak kabul edilen silahlı saldırı dosyası raftan iniyor. Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, kamu vicdanını rahatsız eden bu olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için hukuki sürecin yeniden başlatıldığını belirtti. "Kanun yararına bozma" kararı alındı Soruşturmanın daha önce takipsizlik kararıyla sonuçlanmasının toplumda haklı bir adalet beklentisi yarattığını ifade eden Bakan Gürlek, bakanlık bünyesindeki uzman ekiplerin devrede olduğunu kaydetti. Gürlek, yürütülen yeni çalışmaya dair, "Vatandaşlarımızdan gelen haklı tepkileri ve adalet beklentisini dikkatle takip ettik. Bu kapsamda, Bakanlığımız bünyesinde faaliyet gösteren Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi tarafından söz konusu dosya yeniden ve titizlikle incelendi. Yapılan inceleme neticesinde, dosyaya ilişkin ‘kanun yararına bozma’ kararı dün itibarı ile alındı. Amacımız; bu menfur saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması, varsa ihmallerin ortaya çıkarılması ve sorumluların hukuk önünde hesap vermesinin sağlanmasıdır." dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı doğrultusunda hareket ettiklerini vurgulayan Gürlek, kamu vicdanını yaralayan hiçbir olayın üzerinin örtülmesine müsaade etmeyeceklerinin altını çizdi. 4 Nisan 2015'te ne olmuştu? Çaykur Rizespor ile oynanan lig maçının ardından İstanbul'a dönmek üzere Trabzon Havalimanı'na doğru yola çıkan Fenerbahçe takım otobüsü, Araklı yolunda silahlı saldırıya uğramıştı. İlk anlarda saldırıda taş kullanıldığı iddia edilse de yapılan teknik incelemelerde otobüsün pompalı silahla hedef alındığı kesinleşmişti. Saldırı sırasında otobüsün camları kırılmış ve direksiyon başındaki şoför yaralanmıştı. Facianın eşiğinden dönülen olayın ardından kafile zırhlı araçla havalimanına taşınarak İstanbul'a ulaştırılmıştı. Şüpheliler serbest bırakılmış, ilk ekip ihraç edilmişti Olayın ardından başlatılan adli süreçte oldukça hareketli ve tartışmalı gelişmeler yaşandı. Saldırıdan üç gün sonra, 7 Nisan 2015 tarihinde olayla bağlantılı olduğu düşünülen iki şüpheli gözaltına alındı. Zanlılar ilk sorgularında otobüsü takip ettiklerini ve silahı ateşlediklerini itiraf etsel de mahkemeye çıkarıldıklarında bu iddiaları bütünüyle reddetti. Bu gelişmenin üzerine iki şahıs, 8 Nisan günü adli kontrol şartı uygulanarak serbest bırakıldı. Uzun süre yavaşlayan soruşturma, 2019 yılında gelen yeni bir ihbar üzerine savcılığın tekrar delil arayışına girmesiyle yeni bir boyut kazandı. Bu süreçte, dosyayı ilk dönemde yürüten emniyet ve yargı personelinin Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile ilişiği tespit edilerek meslekten ihraç edildikleri kamuoyuna yansıdı. Fenerbahçe Spor Kulübü, olayın her yıl dönümünde "Aydınlanmayan Gün" vurgusu yaparak faillerin yakalanması yönündeki çağrılarını yinelemeye devam ediyordu. Adalet Bakanlığı'nın "kanun yararına bozma" hamlesiyle birlikte, 11 yıl önce yaşanan saldırının arkasındaki karanlık noktaların yeniden sorgulanması ve takipsizlik kararının hukuki yönden tekrar değerlendirilmesi bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Dorukhan Büyükışık soruşturması kapsamında  9 şehirde 26 şüpheli için gözaltı talimatı Haber

Dorukhan Büyükışık soruşturması kapsamında 9 şehirde 26 şüpheli için gözaltı talimatı

İzmir'in Narlıdere ilçesinde 2018 senesinde meydana gelen ve o dönem resmi kayıtlara "yüksekten düşme vakası" şeklinde geçen Dorukhan Büyükışık'ın ölümüyle ilgili adli süreç, kurulan özel birimlerin incelemeleriyle bambaşka bir boyuta taşındı. Adalet Bakanlığı bünyesinde yapılandırılan Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi ile İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ortak koordinasyonunda yürütülen titiz çalışmalar, sabahın ilk ışıklarıyla dev bir operasyon düğmesine basılmasını sağladı. Teknik veriler ve daraltılmış baz kayıtları dosyayı değiştirdi Soruşturmadaki bu sıcak gelişmenin perde arkasını sosyal medya mecrası üzerinden kamuoyuna aktaran Adalet Bakanı Akın Gürlek, faili meçhul kalan tüm olayların üzerine kararlılıkla gidildiğini hatırlattı. Soruşturmanın seyrini değiştiren teknik detaylara değinen Bakan Gürlek, "Dorukhan Büyükışık dosyasında elde edilen taze deliller; uzman bilirkişi raporları, derinlemesine yürütülen teknik araştırmalar, HTS veri analizleri ve daraltılmış baz istasyonu kayıtları, geçmişte delillerin sistematik bir şekilde karartıldığına dair ciddi emareleri ortaya koymuştur. Bu bulgular neticesinde belirlenen 26 zanlı hakkında adli yakalama emirleri çıkarılmış ve İzmir merkezli olmak üzere toplam 9 ilimizi kapsayan eş zamanlı operasyonlar şafak vakti itibarıyla başlatılmıştır. Gerçeğin gün yüzüne çıkması ve adaletin yerini bulması adına her türlü kurumsal imkanı sonuna kadar seferber etmeyi sürdüreceğiz." dedi. Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan'ın ortaya koyduğu güçlü irade doğrultusunda faili meçhul her dosyanın üzerine kararlı bir şekilde gidiyor, adaletin mutlaka tecelli etmesi için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. Bu çerçevede Adalet Bakanlığımız bünyesinde kurulan Faili Meçhul… — Akın Gürlek (@abakingurlek) May 21, 2026 Acılı baba Ethem Büyükışık: "Tam 5 kez sahte rapor düzenlediler" Oğlunun adalet mücadelesini yıllardır tek başına sırtlayan emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık ise katıldığı bir televizyon canlı yayınında çarpıcı iddialarda bulundu. Yıllar süren hukuk savaşında karşılaştığı organize engellere dikkat çeken acılı baba, cinayetin bilinçli bir biçimde örtbas edilmeye çalışıldığını savundu. Kamu görevlilerinin süreçteki rollerine değinen Büyükışık, şunları kaydetti: "Geçen bu uzun süreç zarfında, görevli bazı devlet memurlarının ve bürokratların vahim hatalara imza attığını, kanunları çiğnediğini ve bu evlat acısının üstünü örtmek için çabaladığını net bir şekilde saptadık. Bu yapının içindeki en dikkat çekici odaklardan biri de Adli Tıp Kurumu bünyesinde görev yapan 62 adli tıp uzmanıydı. Bu şahıslar, davanın çözümsüzlüğe mahkum edilmesi amacıyla tam beş farklı dönemde gerçeğe aykırı, sahte raporlar tanzim ettiler. Bugün bu operasyonla adalete olan inancımız yeniden tazelendi." Geçmişte ne olmuştu? 2018 yılında bir şantiyede cansız bedeni bulunan Dorukhan Büyükışık’ın vefatının ardından, babasının kararlı fikri takibiyle ilk etapta olay yerinde görev yapan 8 polis memuru hakkında görevi kötüye kullanma suçlamasıyla dava açılmıştı. Söz konusu emniyet mensuplarının, savcılık talimatı bulunmasına rağmen bölgedeki güvenlik kamerası kayıtlarını sağlıklı bir biçimde incelemedikleri, görüntülerin asıl nüshalarını muhafaza altına almadıkları ve delil toplama sürecinde ciddi ihmaller sergiledikleri adli raporlara yansımıştı. Yargı trafiğinin hızlanmasıyla birlikte, geçtiğimiz şubat ayında da aynı inşaat alanında görevli dört şantiye bekçisi ile bir işçi hakkında "kasten öldürme" suçlamasıyla ağır ceza mahkemesinde yeni bir dava açılmıştı. İzmir merkezli operasyonların ardından gözaltına alınan 26 yeni şüphelinin jandarma komutanlığındaki sorgularına başlandığı bildirildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Adalet Bakanı Gürlek: Rojin Kabaiş'in telefonu Çin'e gönderilecek Haber

Adalet Bakanı Gürlek: Rojin Kabaiş'in telefonu Çin'e gönderilecek

Van’da 2024 yılında kaybolduktan sonra cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş, Adalet Bakanı Akın Gürlek ile bir araya geldi. Görüşmede soruşturmanın seyrine ilişkin bilgi veren Bakan Gürlek, daha önce İspanya’ya gönderilen Rojin’in telefonunun, yeni bir teknik inceleme süreci için bu kez Çin’e gönderileceğini duyurdu. "Devlet bu işin sonuna kadar gidecek" Görüşme sonrası açıklamalarda bulunan Bakan Gürlek, olayın aydınlatılması için devletin tüm imkanlarının seferber edildiğini vurguladı. Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın sürece dahil olduğunu belirten Gürlek, "Hayatının baharında hayalleri yarım kalmış bir genç kızımız. Biz devlet olarak bu işin sonuna kadar üzerine gideceğiz" ifadelerini kullandı. Özel teknik destek ve uzman ekipler devrede Bakan Gürlek, Daire Başkanlığı’nın doğrudan soruşturma yetkisi olmasa da adli makamlara teknik destek sağladığını ifade etti. Alanında uzman bir ekibin dosyayı titizlikle incelediğini kaydeden Gürlek, "Yeni bir delil varsa veya özel bir ekip kurulması gerekiyorsa savcımızla irtibat halinde bunu sağlıyoruz. Daraltılmış baz verileri gibi teknik konularda soruşturma makamını destekliyoruz" dedi. Kabaiş ailesi ve avukatlarının taleplerini dinleyen Bakan, adaletin tesisi için her türlü ihtimalin değerlendirildiğini belirtti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Rojin Kabaiş dosyasında kritik adım: Yeni ekip kuruldu Haber

Rojin Kabaiş dosyasında kritik adım: Yeni ekip kuruldu

Adalet Bakanı Akın Gürlek, AK Parti TBMM Grup Toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Gürlek, kamuoyunda yakından takip edilen Rojin Kabaiş soruşturmasına ilişkin önemli bilgiler paylaşarak, dosyada kritik rol oynayan cep telefonunun yeniden incelemeye alındığını duyurdu. Telefon yeniden inceleniyor Daha önce teknik inceleme için yurt dışına, İspanya’ya gönderilen cep telefonuyla ilgili yeni bir süreç başlatıldığını belirten Gürlek, bakanlık bünyesinde özel bir teknik ekip kurulduğunu ifade etti. Gürlek, “Cep telefonunu çözersek soruşturmada çok önemli bir mesafe alacağımızı düşünüyoruz” dedi. Gürlek, özellikle kamuoyunda hassasiyet oluşturan faili meçhul dosyalar üzerinde titizlikle çalışıldığını vurguladı. Kadın ve çocuklara yönelik suçların aydınlatılmasının toplum açısından büyük önem taşıdığını belirten Gürlek, bu tür dosyalarda olumlu sonuçlara ulaşmak için yoğun çaba sarf edildiğini dile getirdi. Soruşturmada umutlu beklenti Rojin Kabaiş dosyasında yeni kurulan teknik ekibin çalışmalarına başladığını aktaran Gürlek, sürecin yakından takip edildiğini söyledi. Başsavcılıkların da dosya üzerinde çalıştığını belirten Gürlek, yeniden başlatılan teknik incelemenin soruşturmada önemli bir aşama kaydedilmesini sağlayabileceğini ifade etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Barışın Yarım Kalan Nefesi: Tahir Elçi Haber

Barışın Yarım Kalan Nefesi: Tahir Elçi

“İnsanlığın bu ortak mekânında silah, çatışma, operasyon istemiyoruz. Savaşlar, çatışmalar, operasyonlar bu alandan uzak olsun diyoruz.” Bazı insanlar vardır; zaman geçtikçe, tıpkı kökleri derine inen bir çınar gibi daha da görünür hâle gelirler. Unutulmazlar, aksine her yıl daha berrak bir hakikatin ortasında belirirler. Bu topraklarda her geçen gün büyüyen bir vicdan çağrısına dönüşen isimlerden biri de hiç kuşkusuz Tahir Elçi’dir. Dört Ayaklı Minare’nin gölgesinde kurşunlanan bedeni toprağa düşmüş olabilir; ama ruhu hâlâ Diyarbakır’ın, Amed'in semalarında dolaşıyor. Barışa uzanan bir el gibi süzülerek, bu coğrafyaya bir daha savaş, çatışma ve acı gelmesin diye fısıldamayı sürdürüyor. Bazen adaletin işlemediği bir an gelir; mahkeme salonuna bir güvercin konar. Lice davasında olduğu gibi… O narin beden, kapıya ilişen bir sessizlikle “Ben buradayım” der. O ses bugün hâlâ Tahir Elçi’nin sesidir. Tahir Elçi’yi yalnızca bir baro başkanı ya da bir avukat olarak tarif etmek yetersizdir. O, 90’lı yılların faili meçhul karanlığında ölümle burun buruna çalışan bir hukukçuydu. Ergenekon’un, JİTEM’in ve devlet içindeki hukuksuz yapıların karşısına dikilen bir adalet savunucusuydu. Yıllarca: • Yakılan köylerin izini sürdü, • Asit kuyularına atılan gençlerin dosyalarını açtı, • Kayıplarını arayan annelerin sesini duyurdu, • İşkence odalarının karanlığını raporlarla aydınlattı, • Ve Türkiye'nin, Türkiye Kürdistanı'nın dört bir yanında insanlığa karşı işlenen ağır suçları hukuk terazisine taşıdı. Kuşkonar’ın bombalanmasını milim milim inceleyen; tanıklarla, belgelerle hakikati ortaya çıkaran bir hafıza işçisiydi. Diyarbakır Barosu’nun başına geçtiğinde bir makam sahibinden çok, mağdurların dili oldu. Lice’nin, Cizre’nin, Şırnak’ın, Dargeçit’in acılarını kendi bedeninde taşıdı. Her dosyada bir halkın yükünü omzuna aldı. Bu nedenle Elçi, sadece bir baro başkanı değil; binlerce insanın Tahir abisiydi. Çözüm Süreci ve Son Çırpınış 2015’e gelindiğinde çözüm süreci çözülmenin eşiğindeydi. Siyasi açıklamalar umut verse de sahada karanlık bir hazırlığın izleri beliriyordu. Bunu herkesten önce fark edenlerden biri Tahir Elçi’ydi. Bir gün Silvan’da, ertesi gün Lice’de, sonra Cizre’deydi. Gerginliği düşürmeye, çatışmayı durdurmaya, devlet ile halk arasındaki yarılmayı onarmaya çalışıyordu. Baroya bile nadiren uğrar olmuştu; çünkü barış hızla elden kayıyordu. Yine de geri çekilmedi. Çünkü barışın kapısının kapanması demek, binlerce hayatın kararması demekti. O kapının kapanmasına bedenini koydu. Ve o yüzden, Dört Ayaklı Minare’nin ayaklarının altında şu tarihi cümleyi kurdu: “Bu ortak mekânda silah istemiyoruz.” Bu, halka bir çağrı, devlete bir uyarı, tarihe bırakılmış bir vasiyetti. Yarıda Kalan Barışımızdır Tahir Elçi 28 Kasım 2015’te, yıllarca faili meçhullerle mücadele ettiği bu kentin ortasında katledildi. Birçok kişi onun ölümünü “çatışmanın ortasında kalmış talihsiz bir an” diye açıkladı. Oysa yere düşen sadece bir insan değildi; barışın kendisiydi. Tahir Elçi o gün yalnızca bir basın açıklaması yapmıyordu. Barışa kasteden karanlığa sesleniyordu. Ve o karanlık, onu canlı yayında, herkesin gözünün içine bakarak susturdu. Unutulan Cesaret: İmralı Çağrısı Bugün Türkiye yeniden İmralı temaslarını tartışırken, hafızanın tozlu bir köşesine itilmiş bir gerçeği hatırlamak gerekir: 2015’te en cesur çıkışlardan birini yapan kişi Tahir Elçi’ydi. “İmralı ile görüşme yapılmalıdır; çözümün adresi bellidir” diyenlerden biriydi. O dönemki yoğun linç kampanyalarına rağmen bu cümleyi kurdu. Çünkü biliyordu: Barış, doğru adreslerden gelmeden gelmez. Bugün gelinen noktayı ise RED sorunsalı gölgelemektedir. Tahir Elçi, sadece anmalarda adı geçen bir figür değildir. Bu coğrafyanın vicdanıdır, hafızasıdır, barış ihtimalinin simgesidir. Bu topraklar barışı gerçekten konuştuğunda, en önde duran hep oydu. En cesur cümleleri o kurdu. En ağır bedelleri gerektiren zamanlarda bile geri adım atmadı. Ve kapanmak üzere olan barış kapısına kendi bedenini koydu. Bugün hâlâ Diyarbakır'ın, Amed'in sokaklarında, Sur’un taşlarında, Lice’nin dağlarında, Cizre’nin kavşaklarında yankılanan bir ses var: “Bu coğrafyada artık savaş değil, barış olsun.” Ve o ses hâlâ Tahir Elçi’nin sesidir. Sevgili Tahir abinin anısını, emeklerini ve cesaretini bir kez daha minnetle yad ediyorum. ŞİYAR KAYMAZ

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.