SON DAKİKA

#Feth-I Kabir

HABER DEĞER - Feth-I Kabir haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Feth-I Kabir haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eski Bakan Denizolgun soruşturmasında kayıp  telefon çelişkisi: Kardeş ve yeğene dava açıldı Haber

Eski Bakan Denizolgun soruşturmasında kayıp telefon çelişkisi: Kardeş ve yeğene dava açıldı

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 7 Eylül 2016 tarihinde Beykoz'daki evinde ölü bulunmasıyla kapanan dosya, yeni deliller ve iddialar ışığında yeniden yargı gündemine taşındı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan kapsamlı soruşturma sonucunda; eski bakanın özel doktoru Nurettin Demirkol, kız kardeşi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş, yeğeni Hilmi Tuna Kuriş ve üç Adli Tıp Kurumu (ATK) görevlisinin de aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında 3 ayrı kamu davası açıldı. Delil niteliğindeki cep telefonu kayıp Hazırlanan iddianamenin en çarpıcı başlıklarından birini, eski bakanın ölümünün ardından olay yerinden alınan ancak daha sonra izine ulaşılamayan cep telefonu oluşturdu. Olay yerinde parmak izi incelemesi yapıldıktan sonra muhafaza altına alınan cihazın, mahkeme kararıyla Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş'e teslim edildiği belirlendi. Tanık sıfatıyla ifadesine başvurulan avukat Abdurrahim Çelik, tereke eşyalarını bir çuval içerisinde teslim aldığını, içerisindeki eşyalara tek tek bakmadığını ancak eşya listesinin bulunduğunu belirtti. Çelik, çuvalı Hilmi Tuna Kuriş’in yönlendirmesiyle Kısıklı'daki eve götürerek orada çalışan bir kişiye teslim ettiğini ifade etti. 2026 soruşturmasında cihaza ulaşılamadı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen başka bir soruşturma kapsamında cihaz yeniden gündeme geldi. Arama tutanaklarında telefonun yer almaması üzerine IMEI bilgileri ve fotoğrafları emniyete gönderildi; ancak 30 Eylül tarihli tutanakla eski bakana ait telefonun hiçbir yerde bulunamadığı resmen kayda geçirildi. Başsavcılık tarafından hazırlanan iddianamede, ortadan kaybolan bu telefonda yer alan mesajların, fotoğrafların ve notların "kasten öldürme" suçundan yürütülen soruşturma bakımından kritik deliller içerebileceği vurgulandı. Cihazın yok edilmesinin TCK 281/1 maddesinde düzenlenen "Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme" suçunu oluşturduğu belirtilerek, sanıkların 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. Feth-i Kabir ve diğer suçlamalar Soruşturma kapsamında daha önce Denizolgun'un mezarında feth-i kabir işlemi yapılarak örnekler alınmış, ilk rapordaki çelişkiler ve otopsi sürecindeki usulsüzlükler mercek altına alınmıştı. Bu doğrultuda; özel doktor Nurettin Demirkol hakkında "yalan tanıklık" suçundan dava açılırken, Adli Tıp Kurumu görevlileri hakkında "resmi belgede sahtecilik" suçlamasıyla yasal işlem başlatıldı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Eski MİT görevlisi  Kozinoğlu’nun mezarı 15 yıl sonra bugün açılıyor Haber

Eski MİT görevlisi Kozinoğlu’nun mezarı 15 yıl sonra bugün açılıyor

Silivri'deki üpheli ölüme ilişkin feth-i kabir işlemi Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nde 2011 yılında hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturma derinleşerek devam ediyor. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi doğrultusunda, Kozinoğlu’nun kesin ölüm nedeninin tespiti ve ölümünde üçüncü kişilerin müdahalesinin bulunup bulunmadığının ortaya çıkarılması amacıyla bugün feth-i kabir işlemi gerçekleştiriliyor. Adli Tıp Kurumu bünyesinde 3 adli tıp uzmanı, bir kimyager ve bir otopsi teknikerinden oluşan uzman ekip tarafından yürütülen çalışmada; mezardan alınacak kemik, toprak ve doku numunelerinin yanı sıra ceza infaz kurumu kamera kayıtları, 112 Acil Çağrı Merkezi kayıtları ve hastane belgeleri de incelemeye alındı. Bu kapsamda cezaevindeyken kendisine farklı bir ilaç verilip verilmediği de araştırılıyor. Elde edilecek verilerin ardından Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulu tarafından kapsamlı bir mütalaa hazırlanacak. Soruşturma kapsamında iki dalga operasyon Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada operasyonlar peş peşe geldi. İlk dalgası 7 Eylül Pazartesi günü gerçekleştirilen operasyonda, o dönem cezaevinde görev yaptığı belirtilen 11 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Şüphelilerden 10’u yakalanırken bir kişinin yurt dışında firari olduğu tespit edildi. Gözaltına alınan 10 şüpheliden, olay tarihinde jandarma eri olarak görev yaptığı belirtilen bir kişi tutuklanırken, 7 şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı. Soruşturmanın ikinci dalgasında ise aralarında bir kameraman, bir muhabir ve sağlık çalışanlarının da yer aldığı 9 şüpheli gözaltına alındı. Adalet Bakanı Akın Gürlek de konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, Kaşif Kozinoğlu’nun kritik bir devlet görevlisi olduğuna dikkat çekerek, "Maalesef o dönemde Ergenekon kumpası kapsamında tutukluluk süreci geçirirken sağlıklı, spor yapan ve öz bakımına dikkat eden bir kişi olmasına rağmen şüpheli şekilde hayatını kaybetti" ifadelerini kullandı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne dair yürütülen soruşturmada kritik karar Haber

Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne dair yürütülen soruşturmada kritik karar

Soruşturmada kritik eşik: Mezar açılıyor Türk istihbarat tarihinin kritik isimlerinden biri olan ve Ergenekon davası sürecinde Silivri Cezaevi'nde şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren eski MİT yöneticisi Kaşif Kozinoğlu dosyası yeniden raflardan indirildi. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, ölüm şüphelerinin netleştirilmesi amacıyla feth-i kabir yani mezarın açılması yönünde karar alındı. Soruşturmanın bu yeni aşamasında, Kozinoğlu'nun vefat ettiği dönemde cezaevinde görev yaptığı tespit edilen 11 personel hakkında gözaltı talimatı verildi. Emniyet güçlerinin operasyonuyla şüphelilerden 10'u yakalanarak gözaltına alınırken, bir kişinin yurt dışında olduğu ve firari konumda bulunduğu tespit edildi. İhmal ve müdahale gecikmesi iddiaları dosyada Tutukluluğunun sekizinci ayında, kritik ifade vermesine çok kısa bir süre kala 12 Kasım 2011 tarihinde yaşamını yitiren Kozinoğlu'nun ölüm gününe dair ortaya çıkan yeni ayrıntılar dikkat çekiyor. Soruşturma dosyasına giren bilgilere göre, olay sabahı duş aldıktan sonra koğuşunda fenalaşan Kozinoğlu için diğer koğuştaki mahkumlar acil yardım butonuna bastı. Ancak güvenlik kameralarından elde edilen iddialara göre, merkezi uyarı panosunu takip eden bir gardiyanın çağrıya müdahale etmek bir yana, radyonun sesini açarak alarm sesini bastırmaya çalıştığı öne sürüldü. Aynı dakikalarda acil sağlık ekibinin de yemek molasında olması nedeniyle ilk müdahalede vahim bir gecikme yaşandığı iddia ediliyor. Geçmişten bugüne Kaşif Kozinoğlu dosyası Özel Harp Dairesi'ndeki uzun soluklu askerlik kariyerinin ardından 1995 yılında kendi isteğiyle emekli olarak MİT bünyesine katılan Kaşif Kozinoğlu; Orta Asya, Bosna-Hersek, Suriye ve Afganistan gibi ülkenin dış güvenlik politikaları açısından hayati önem taşıyan bölgelerde operasyonel görevler üstlenmişti. MİT Dış Operasyonlar Dairesi Başkanlığı görevini yürüten ve son olarak Eylül 2010'da "Baş Müşavir" unvanıyla Asya Bölgesi'ne atanan Kozinoğlu'nun cezaevindeki ani ölümünün ardından hazırlanan ilk otopsi ve adli tıp raporlarında, dokularda herhangi bir zehir veya kimyasal etkileşime rastlanmadığı, ölümün kalp krizi neticesinde gerçekleştiği ifade edilmişti. Buna rağmen aradan geçen 15 yıllık süreçte hem zehirlenme iddiaları hem de cezaevi içindeki ihmal zinciri kamuoyunun vicdanında ve tartışmaların odağında kalmaya devam etmişti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Süleymancıların eski lideri Denizolgun’u kim öldürdü?: Yeğeninden  dikkat çeken iddialar Haber

Süleymancıların eski lideri Denizolgun’u kim öldürdü?: Yeğeninden dikkat çeken iddialar

"Bulunamadı" denen otopsi görüntüleri ortaya çıktı Süleymancı cemaatinin eski lideri ve eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 yılında evinde hayatını kaybetmesine ilişkin hukuki süreçte sarsıcı iddialar gündeme geldi. Merhum bakanın yeğeni, eski AK Parti İstanbul Milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun, amcasının ölümüne dair Adli Tıp Kurumu (ATK) sürecinde karanlık noktaların bulunduğunu öne sürdü. Soruşturmanın, eski Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) üyesi Prof. Dr. Ahmet Gökçen’in 13 Ağustos 2026’da gözaltına alınmasının ardından genişletildiğini belirten Denizolgun; Sabah gazetesinin aktardığı bilgilere göre Gökçen’in, ölüm raporunun ATK’da sümen altı edilmesinde kilit bir rol oynadığını ve tüm iddialara rağmen 14 Ağustos 2026’ya kadar kurumda bilirkişilik yapmaya devam ettiğini iddia etti. Feth-i Kabir kararı sonrası görüntüler çıktı Soruşturma dosyasındaki en çarpıcı çelişkinin otopsi kayıtlarında yaşandığını belirten Denizolgun, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Şubat 2026’dan itibaren otopsi görüntülerini üç kez talep ettiğini söyledi. Ancak ATK’nın 16 Temmuz 2026 tarihinde mahkemeye ve başsavcılığa "görüntülerin bulunmadığını" bildirdiğini aktaran Denizolgun, süreçle ilgili feth-i kabir kararı verilmesinin ardından, daha önce bulunmadığı iddia edilen otopsi görüntüleri birdenbire ortaya çıktı ve başsavcılığa gönderildi. Ancak bu görüntüler de kesik kesik ve farklı biçimlerde iletildiğini söyledi. Nefessiz bırakılma ihtimali dışlanamaz Ortaya çıkan ve dosyaya dahil edilen otopsi görüntüleri üzerinden yapılan yeni bilirkişi incelemesinde, ölüm şekline ilişkin kritik değerlendirmelerin yer aldığı bildirildi. Bilirkişi raporunda; maktulün göğsüne baskı uygulanmasıyla birlikte ağız ve burnunun kapatılarak nefessiz bırakılması ihtimalinin bilimsel açıdan kesinlikle dışlanamayacağı vurgulandı. Öte yandan Denizolgun, soruşturma dosyası açısından hayati önem taşıyan fiziki numunelerin ise ATK bünyesinde imha edildiğini öne sürdü. Eski HSK üyesi Prof. Dr. Ahmet Gökçen’in 2005’te başlayan ATK bilirkişilik sürecinin 2010’daki HSK üyeliğiyle kesildiği, ancak 2015 yılından gözaltına alındığı tarihe kadar yeniden ATK Trafik ve İhtisas Dairesi’nde görevlendirildiği kaydedildi. Yargı makamlarının olayla ilgili derinlemesine incelemesi sürüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Eski Bakan Denizolgun'un ölümünde cinayet şüphesi Haber

Eski Bakan Denizolgun'un ölümünde cinayet şüphesi

2016'daki "Doğal Ölüm" raporu Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun, 8 Eylül 2016 tarihinde İstanbul Beykoz’daki evinde ölü olarak bulunmuştu. O dönem Adli Tıp Kurumu (ATK) Morg İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan ve Dr. Yusuf İslam Duman’ın imzasını taşıyan raporda, ölüm nedeni "beyin kanamasına bağlı doğal ölüm" olarak kayda geçirilmişti. Soruşturma derinleştikçe, ilk raporu hazırlayan Dr. Duman’ın FETÖ üyesi olduğu, hücre yapılanmasında "Zafer" kod adını kullandığı ve ByLock kullandığı bilgileri ortaya çıktı. Ailenin ısrarlı hukuki girişimleri neticesinde süreç yeniden ivme kazandı. Denizolgun’un ailesi, 3 Ekim 2024 ve 15 Mayıs 2025 tarihlerinde Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak ölümün tüm yönleriyle araştırılmasını ve suikast şüphesinin incelenmesini talep etti. "Cinayetin ATK’de üstünün örtüldüğü" iddiaları üzerine dosya Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na sevk edildi. 36 saatlik kayıp süre Yeğeni Fatih Süleyman Denizolgun, 20 Ocak 2026’da sunduğu şikâyet dilekçesinde Alihan Kuriş, kardeşi Hilmi Tuna Kuriş ve anneleri Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş’i baş şüpheliler olarak gösterdi. Dilekçede, bu kişilerin Denizolgun’un ölüm günü ve çevresindeki hareketlerinin mercek altına alınması istendi. Ayrıca, eski bakanın cesedinin bulunmasından önceki 36 saatlik zaman diliminde neden kayıp olduğunun aydınlatılması talep edildi. İkinci otopsi Yürütülen soruşturma kapsamında savcılık, 2016 yılındaki otopsiye ait video kayıtlarını şubat, haziran ve temmuz aylarında Adli Tıp Kurumu’ndan üç kez talep etti. Kurumdan gelen ilk yanıtlarda "Elimizde böyle bir kayıt yok" denilerek talepler geri çevrildi. Ailenin 13 Ağustos’ta Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi Başkanlığına başvurmasının ardından süreçte kırılma yaşandı. Daha önce kayıt olmadığı iddia edilen otopsi görüntüleri ile 145 adet fotoğraf, 18 Ağustos’ta savcılığa teslim edildi. Aynı gün feth-i kabir kararı alınarak Denizolgun’un cenazesi yeniden otopsiye tabi tutuldu. Gerçekleştirilen ikinci otopside cinayet bulgularının yoğunlukta olduğunun tespit edilmesi üzerine Alihan Kuriş ve diğer şüpheliler hakkında “adam öldürme” suçundan soruşturma başlatıldı. Öte yandan, 2016’daki ilk otopsi raporunu imzalayan doktorlar ile görüntüleri göndermediği tespit edilen ATK yetkilisi hakkında da “resmî belgede sahtecilik” suçundan tahkikat açıldı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Eski Bakan Arif Ahmet Denizolgun’un mezarı açıldı Haber

Eski Bakan Arif Ahmet Denizolgun’un mezarı açıldı

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un şüpheli ölümüne yönelik Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının talebiyle feth-i kabir işlemi gerçekleştirildi. Karacaahmet Mezarlığı'nda sabah saatlerinde başlayan ve geniş güvenlik önlemleri altında yürütülen çalışmalar yaklaşık 3 saat sürdü. Karar kapsamında Denizolgun’un kabri açılarak ölüm nedeninin kesin tespiti için adli inceleme süreci başlatıldı. Soruşturmada öne çıkan şüpheli unsurlar Denizolgun'un vefatına dair dosyada yer alan ve uzun süredir kamuoyunda tartışılan şüpheli unsurlar arasında; ölüm olayının resmi makamlara bildirilmesindeki şüpheli gecikme, ceset üzerinde bulunduğu ileri sürülen dikkat çekici bulgular ve dönemin Adli Tıp incelemelerinin eksik veya hatalı yapıldığına yönelik iddialar yer alıyor. Süreci, faili meçhul ve şüpheli ölüm dosyalarının yeniden incelenmesinde başsavcılıklarla koordinasyon görevi yürüten Adalet Bakanlığı Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı da yakından takip ediyor. Kısa süre önce Denizolgun ailesinin de söz konusu daire başkanlığına resmi başvuruda bulunduğu belirtildi. Feth-i kabir işlemi sonrasında elde edilen bulgular, ölüm nedeninin kesin olarak belirlenmesi ve yıllardır süregelen şüphelerin tamamen aydınlatılması için Adli Tıp Kurumu tarafından titizlikle incelenecek. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.