SON DAKİKA

#Fetö

HABER DEĞER - Fetö haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fetö haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MHP Lideri Bahçeli'den  'fon' ve 'yolsuzluk' açıklaması: "Suçlular açığa çıkarılacak ve hukuk önünde hesap verecek" Haber

MHP Lideri Bahçeli'den 'fon' ve 'yolsuzluk' açıklaması: "Suçlular açığa çıkarılacak ve hukuk önünde hesap verecek"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'de düzenlenen MHP Grup Toplantısı'nda konuştu. Konuşmasında finansal piyasalardaki usulsüzlüklerden belediyelerdeki idari soruşturmalara, dış politikadan Doğu Akdeniz ve bölgesel güvenlik başlıklarına kadar pek çok konuda sert ve net mesajlar verdi. İstanbul'daki sel felaketi Bahçeli, İstanbuldaki sel felaketi hakkında, "İstanbul'la birlikte bazı şehirlerimizde yaşanan aşırı yağış ve sel, can ve mal kayıplarıyla birlikte çok sayıda vatandaşımızın yaralanmasına sebep olmuştur. Öncelikle hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah'tan rahmet, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. İstanbul'da yaşanan sel önleyici tedbirlerle afetlere hazırlıklı olmanın ne denli önemli olduğunu bir kez daha açığa çıkarmıştır." ifadelerini kullandı. "Organize şekilde harama el uzatıldığı anlaşılmaktadır" Son dönemde kamuoyunu meşgul eden fon soruşturmalarına değinen MHP Lideri Bahçeli, finansal sistemin sağlıklı işlemesinin milli ekonomi açısından şart olduğunu vurguladı. Yürütülen adli ve idari süreçleri desteklediklerini belirten Bahçeli şu ifadeleri kullandı: "Geçtiğimiz haftadan bu yana hem fon soruşturması hem de İBB olmak üzere belediyelerdeki yolsuzluklara ilişkin yargı süreçleri devam etmektedir. Sürdürülebilir büyüme ve fiyat istikrarı sağlamaya yönelik politikaların etkili olması, finansal sistemin sağlıklı bir şekilde işlemesine bağlıdır. Fon soruşturmasına ilişkin gelişmelerden Türkiye ekonomisini hedef alan bir kanunsuzlukla, piyasayı bozucu işlemler yapıldığı, organize şekilde harama el uzatıldığı anlaşılmaktadır. Suçlular açığa çıkarılacak ve hukuk önünde hesap vereceklerdir." Sürecin bir arınma ve aklanma vesilesi olması gerektiğini ifade eden Bahçeli, "Nitekim suçluların açığa çıkarılması ve mağduriyetin giderilmesi yönünde atılan önemli adımlardan, konuya ilişkin yasal düzenlemenin Meclis Genel Kurulu gündeminde bulunmasından ve meselenin tüm boyutlarıyla aydınlatılarak sorumluların hesap vermesini sağlayacak güçlü siyasi iradenin ortaya konulmasından memnuniyet duyduğumuzu belirtmek istiyorum. Daha önce de vurguladığım gibi bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Adalet suçluyu cezalandırmanın yanında masumun da hakkını korumayı gerektirir. Cumhurbaşkanımızın isabetle fahiş kazancın bedelinin ödetileceğine ilişkin açıklaması adalete olan güvenimizi artırmıştır. Milletimiz emin olsun bazı sorunlarımız olsa da Türkiye ekonomisi sağlam temeller üzerindedir. " dedi. "Mahkemeler siyasi gösteri yeri değildir" İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) merkezli başlayan ve çeşitli belediyelere uzanan soruşturmalara da temas eden Bahçeli, adli süreçlerin polemik malzemesi yapılmaması gerektiğini belirtti: 3 Ekim 2026 tarihli yazılı açıklamada ifade ettiğim gibi, cümle halkın emek ve alın terinin hülasası olan devlet mülkünü omuzlarda taşımak büyük bir sorumluluktur. Devlet mülküne tasallut edenin adalet ve terbiyesi ise devlet ahlakındadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden başlayarak birçok belediyeye uzanan ihale, imar, ruhsat, taşınmaz, iştirak, personel ve kamu harcamaları gibi alanlarda oluşan her türlü çıkar ilişkisi, ceza hukukunu ilgilendiren bir problem olmanın yanında bir ahlak yoksulluğudur. Yargılama süreçleri devam ederken siyasi polemiklerle kişisel gündem oluşturmak yerine, yöneltilen iddialara hukuki zeminde cevap vermek ilgililerin hayrına olacaktır. Mahkemeler, siyasi gösterilerin değil, savunma hakkının esas alındığı yerlerdir. Milletimiz gelişmeleri yakından takip etmekte ve adaletin bir an evvel tecellisini beklemektedir." "Basın özgürlüğü suç işleme özgürlüğü değildir" Soruşturmalar kapsamında yürütülen basın özgürlüğü tartışmalarına da değinen MHP lideri, medyanın kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğuna saygı duyduklarını ancak hukukun üstünlüğünün esas olduğunu söyledi: "Soruşturmalar kapsamındaki bir başka konu da basın özgürlüğü tartışmalarına yöneliktir. Özgür basının demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri olduğuna, medyanın kamuoyunu bilgilendirme görevini özgürce yerine getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Bununla beraber özgürlük kadar sorumluluğun, reyting kadar da hukukun kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Basın özgürlüğü suç işleme özgürlüğü değildir, olmamalıdır. Nitekim medya kuruluşları da diğer bütün kurumlar gibi hukuk karşısında sorumluluk taşımaktadır. Asıl olan, basın özgürlüğünü savunurken hukuka aykırı eylemlere göz yuman bir hukuksuzluğa düşmemektir. Çünkü basın özgürlüğü demokrasinin güvencesiyse hukuka bağlılık ve etik sorumluluk da bu özgürlüğün temel dayanaklarıdır." Terörsüz Türkiye vurgusu Bahçeli yürütülen Terörsüz Türkiye süreci hakkında da konuşarak, "Türkiye'nin ekonomik, siyasi ve diplomatik başarılarla öne çıktığı, Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerinin kuvveden fiile dönüştüğü, kanunsuzlukların üzerine gidildiği bir ortamda huzur ve güven iklimini sabote etmeye yönelik hiçbir girişim kabul edilemezdir. Sosyal medya üzerinden oluşturulmaya çalışılan algıya, FETÖ hesaplarından yapılan kışkırtıcılığa itibar edilmemeli, resmî açıklamalar doğrultusunda hareket edilmelidir. Türkiye'nin güvensizlik temelinde yönlendirilmiş toplumsal tepkilerle karşı karşıya bırakılması girişimlerinin mutlaka önüne geçilmelidir." vurgusunu yaptı. "Terörsüz Türkiye terörsüz bölgeden ayrı düşünülemez" Bahçeli, "Terörsüz Türkiye hedefi, bu büyük gelecek tasavvurunun en önemli başlıklarından birisidir. Bu süreçte kararlılık kadar akıl, güvenlik kadar hukuk, devlet otoritesi kadar toplumsal mutabakat ve güven de önemlidir. Sınırlarımızın ötesinde varlığını sürdüren silahlı yapılar, komşu ülkelerin istikrarını bozduğu ölçüde Türkiye'nin güvenliğini de tehdit etmektedir. Bu nedenle terörsüz Türkiye hedefini terörsüz bölge vizyonundan ayrı düşünemeyiz. Önümüzdeki dönemde Türkiye'nin hedefi, güvenliğini sağlamış, millî birliğini güçlendirmiş bir ülke olarak teknoloji üreten, yüksek katma değerli sanayisini geliştiren, tarımda verimliliği artıran, enerjide dışa bağımlılığını azaltan ve gençlerine yeni fırsatlar sunan bir güç hâline gelmektir. Bu amaçla tüm kurumlarımızla birlikte üniversitelerimizin de bu hedefe odaklanması şarttır. Üniversitelerimizin, ülkemizin köklü sorunlarına ve milletimizin daha fazla refah beklentisine cevap verecek bilimsel çalışmalarını ülke yönetimine katkı sağlayacak bir yapıya dönüştürmesi gerekmektedir."açıklamasını yaptı. "Gençlerimiz avrupa'daki kaos senaryolarına kapılmamalı" Konuşmasında Türk gençliğine de seslenen Bahçeli, Fransa'da başlayan ve Avrupa geneline yayılan kitlesel eylemlere atıfta bulunarak gençlerin provokasyonlara karşı uyanık olmasını istedi: "Gençlerimiz ne Fransa'da başlayan ve neredeyse tüm Avrupa'ya yayılan kaos ve kargaşa üretmeye dönük eylemlere ne de öz benliğinden uzaklaştırılmaya çalışıldığı karanlık senaryolara heves etmemeli, tahriklere kapılmamalıdır. Vatanın bütün ümidinin onların anlayış, bilgi ve enerjisinde olduğunu unutmadan, bilimin ışığında Türk istiklali ve istikbali için kendilerini yetiştirmeye odaklanmalıdır." "Birleşik Kıbrıs tam bir hayaldir ve felakettir" Doğu Akdeniz ve Kıbrıs'taki son gelişmeleri de yakından takip ettiklerini bildiren Bahçeli, Kapalı Maraş ve Gazi Mağusa Limanı üzerinden Rum tarafıyla yürütülen temas iddialarına sert tepki gösterdi: "Rum basınına yansıyan ve yalanlamayan Kapalı Maraş’ın BM yönetimine verilmesi ve Gazi Mağusa limanının Avrupa Komisyonu gözetiminde işletilmesine yönelik kararlar Kıbrıs Türklerinin egemenlik hakları konusunda vahim bir tablo sunmaktadır. Birleşik Kıbrıs Federasyonu tam bir hayaldir ve Türk egemenliğinin de felaketidir. Kıbrıs asırlardır Türk’tür ve ebediyen Türk kalacaktır." Suriye ve Irak'taki Dönüşümü ve "Terörsüz bölge hedefi" Suriye ve Irak hattındaki askeri ve siyasi gelişmeleri de değerlendiren Bahçeli, Bağdat yönetiminin gayrimeşru silahlı yapıları tasfiye adımlarını ve Suriye'de YPG/SDG unsurlarının devlet kurumlarına entegrasyonu veya tasfiyesine yönelik süreçleri olumlu karşıladıklarını açıkladı. Bahçeli, İran'ın PJAK konusundaki açıklamalarının da sahaya yansımasıyla bölgesel barışın tesis edileceğini ve "Terörsüz Türkiye" hedefinin bölgesel bir boyut kazandığını ifade ederek, "Komşu ülkelerimizde yaşanan bu gelişmeler göstermektedir ki önemli mesafe kat eden Terörsüz Türkiye hedefimiz bölgesel bir boyut da kazanmaktadır. Diğer taraftan İran İçişleri Bakanı'nın eylül ayında gerçekleştirdiği Ankara ziyareti esnasında, “PJAK ve tüm kolları varlıklarını sona erdirmeli, silahlarını bırakmalıdır.” açıklamasının gereğinin de yerine gelmesiyle bölgesel barış için bir adım daha atılmış olacaktır." dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan bölgesel kriz uyarısı: "Tekerlerine çomak soktukça bizi rahat bırakmayacaklar" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan bölgesel kriz uyarısı: "Tekerlerine çomak soktukça bizi rahat bırakmayacaklar"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen "Muhtarlar Günü Buluşması" programında Türkiye'nin dört bir yanından gelen muhtarlarla bir araya geldi. İç ve dış siyasete ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, Türkiye'nin bölgesel kaos ortamında barış ve istikrar adası olarak kalmayı başardığını vurguladı. "Muhtar bile olamaz diyenler Külliye kapılarının açılmasını kabullenemedi" Konuşmasının ilk bölümünde muhtarlık müessesesi ile Cumhurbaşkanlığı makamı arasındaki bağa değinen Erdoğan, yerel yönetimlerin temel taşı olan muhtarların devlet kademesindeki temsil gücünün arttığını ifade etti. Geçmişteki siyasi söylemlere atıfta bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: "'Muhtar bile olamaz' diyerek güya bizi aşağıladıklarını zannedenler, benim muhtar kardeşlerime Cumhurbaşkanlığından başlayarak devletin tüm kapılarının açılmasını bir türlü kabullenemediler. Rahatsızlıklarının sebebi burada hasbihal etmemiz değildi. Rahatsızlıklarının sebebi sizin buraya kendi evinize gelir gibi gelmenizdi. Türkiye'nin eski Türkiye olmadığını kabullenmeye yanaşmadılar." Muhtarların özlük haklarında yapılan iyileştirmeleri de hatırlatan Erdoğan, 2002 yılında 97 lira olan muhtar ödeneğinin 2026 yılı itibarıyla 28 bin liranın üzerine çıkarıldığını ve SGK primlerinin 2017'den bu yana devlet tarafından karşılandığını aktardı. "Suriye'de siyonist İsrail orayı karıştırmak için elinden geleni yapıyor" Bölgesel denklemde tırmanan gerilimlere, Ortadoğu'daki sıcak çatışma noktalarına ve kriz alanlarına değinen Erdoğan, Türkiye'nin çevrelendiği güvenlik risklerini işaret etti. Kızıldeniz ve Suriye hattındaki gelişmeleri değerlendiren Erdoğan şu ifadeleri kullandı: "Husilerin Suudi Arabistan'ı hedef alan saldırıları tansiyonun tırmanmasına sebep oldu. Suriye'de Siyonist İsrail orayı karıştırmak için elinden geleni yapıyor. Etrafımız ateş çemberi, içerisinde bulunduğumuz durum tam olarak böyle. Böyle bir kaos ortamında Türkiye'ye zarar gelmemesi için gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Şimdiye kadar da bunda başarılı olduk." "Büyük devletlerin imtihanı büyük olur" Türkiye'nin emperyalist hesapları ve bölgeyi parçalama planlarını bozduğunu, bu nedenle doğrudan hedef alındığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel vesayet odaklarına karşı kararlılık mesajı verdi: "Bölgemizde kriz fırtınası yaşanıyor. Ülkemizi çatışmalardan uzak tuttuk. Provokasyonlara gelmedik, sağduyulu şekilde süreçleri yönettik. Bölgemizi lime lime etmek isteyenlerin tekerine çomak soktukça bizi asla rahat bırakmayacaklar. Unutmayın; büyük devletlerin imtihanı da büyük olur. Mazlumların yanında cesaretle durduk. Bizim de zaferlerimiz gibi imtihanlarımız büyük oldu. Biz de bunun şu anda tam ortasındayız. Bunların tekerlerine çomak soktukça bizleri rahat bırakamayacaklar. Bizimle uğraşmaya devam edecekler. Kimi zaman FETÖ gibi ajanlarla kimi zaman lobileriyle kimi zaman ekonomi tetikçileriyle kimi zaman sosyal medyadaki aparatlarıyla karşımıza çıkacaklar. Yolumuzdan alıkoymaya çalışacak, pençelerimizi sökmeye çalışacaklar ama buna izin vermeyeceğiz. Bunlara karşı boyun eğmeyeceğiz ve çok dikkatli olacağız." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "FETÖ emperyalizme hizmet etti, siyonizme uşaklık yaptı" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "FETÖ emperyalizme hizmet etti, siyonizme uşaklık yaptı"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi bünyesindeki Millet Kütüphanesi'nde tertiplenen Türkiye Maarif Vakfı 10. Yıl Programı'nda konuştu. "Geleceği İnşa Eden 10 Yıl" temasıyla düzenlenen törende Erdoğan; eğitimde fırsat eşitliği, uluslararası öğrenci hareketliliği, sömürgecilik karşıtı dış politika ilkeleri ve güncel gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. Sel felaketi ve Dündar Ziya Gültekin için taziye mesajı Konuşmasının başında İstanbul ve Antalya'da etkili olan şiddetli sağanak yağış ve sel felaketine değinen Erdoğan, "Öncelikle dün Antalya'da ve İstanbul'da yaşanan yoğun yağıştan, sel ve su baskınlarından etkilenen kardeşlerime geçmiş olsun diyor, hayatını kaybeden üç vatandaşımıza Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. AFAD başta olmak üzere devletimizin tüm kurumları koordinasyon içinde çalışmakta, vatandaşlarımıza gerekli ikazları yaparken eş zamanlı olarak sahada tüm tedbirleri almaktadır. Ülkemizin farklı bölgelerinde bugün ve yarın da devam edeceği anlaşılıyor. Yeni sıkıntıların önüne geçilebilmesi için halkımızın resmi kurumlarımızın uyarılarını dikkatle takip etmelerini istiyoruz." dedi. Gültekin hakkında ise, "Bugün bir üzüntü verici haberi de maalesef düzenden aldık. Üsküdar Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin kardeşimiz Ankara'ya gelirken Kaynaşlı'da geçirdiği trafik kazasında vefat etti. Gayretine, samimiyetine, Üsküdar sevdasına bizzat şahit olduğumuz Ziya kardeşimize Yüce Allah'tan gani gani rahmet diliyor, kederli ailesine, yakınlarına, AK Parti camiasına ve Üsküdar halkına sabır ve başsağlığı temenni ediyorum. Rabbim mekânını inşallah cennet eylesin." dedi. "Eğitime erişimi ve fırsat eşitliğini sağladık" Türkiye'nin geçmişte eğitim alanında yaşadığı kısıtlamalara ve katettiği mesafeye dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, kılık-kıyafet ve inanç özgürlüğünün eğitimdeki başarıya doğrudan katkı sağladığını savundu. Erdoğan, konuya ilişkin şu ifadeleri kaydetti: "Türkiye Maarif Vakfımızın 10 yılda ulaştığı bu seviye, iktidarlarımız süresince eğitim alanında imza attığımız tarihî devrimin de yansımasıdır. Son 24 yılda eğitim altyapımızı geliştirdik. Eğitime erişimi ve fırsat eşitliğini sağladık. Kurumsal kapasitemizi katbekat artırdık. Ders müfredatlarını yeni ihtiyaçlar doğrultusunda düzenledik. Okullarımızın yeşil ve dijital dönüşümlerini gerçekleştirdik. Yıllarca kendi evlatlarını kılık kıyafeti, inancı, siyasi görüşü sebebiyle yurt dışına gitmek zorunda bırakmış bir ülkeden, bugün kendi çocuklarına birinci sınıf eğitim vermekle kalmayıp her yıl yurt dışından on binlerce öğrenci çeken bir ülke konumuna gelmemiz Türkiye adına elbette büyük bir başarıdır. Eğitimde yaşanan tarihi dönüşümün en net sembolüdür." ifadelerini kullandı. "Türkiye küresel bir oyuncudur" Erdoğan ayrıca, "Dünyaya ve Türkiye'ye başkalarının penceresinden bakanlar hâlâ farkına varamamış olsalar da ülkemiz bugün küresel bir oyuncudur. Sadece savunma sanayisinde, sadece diplomaside, turizmde, dış ticarette değil, uluslararası eğitim vizyonu itibarıyla da artık yeni bir ligdeyiz. İnşallah sizlerin de gayretleriyle bu ligde yükselmeye devam edeceğiz." diyerek küresel bir mesaj verdi. "FETÖ emperyalizme hizmet etti, siyonizme uşaklık yaptı" Erdoğan son olarak, "Kıymetli misafirler, bundan 10 sene önce Türkiye Maarif Vakfımızın kuruluşunda ülkemizin yurt dışındaki eğitim faaliyetlerini güçlü, güvenilir ve kurumsal bir yapıya kavuşturma hedefimiz başat bir rol oynadı. FETÖ'nün yurt dışındaki eğitim yapılanmasının yol açtığı sorunların en az hasarla atlatılması da vakfımızın görev ve sorumlulukları arasındaydı. Biliyorsunuz, FETÖ yıllar boyunca farklı ülkelerde açtığı okulları kendi yapılanmasını geliştirmek, örgüte eleman devşirmek, ekonomik imkânlar elde etmek ve uluslararası nüfuz kazanmak amacıyla kullandı. Üstelik bu ihanet şebekesi bütün bunları güya Türkiye adına hareket ediyormuş izlenimi uyandırarak yapmaya çalıştı. Türkiye'den beslendiler. Milletimizin iyi niyetini, alicenaplığını sömürdüler. Ama küresel emperyalizme hizmet ettiler. Siyonizme uşaklık yaptılar." ifadeleribni kullandı. Tarihte sömürgecilik ayıbı bulunmayan bir milletin temsilcileri olduklarını savunan Erdoğan, "Biz Rum Suresi'nin 22. ayetinde buyurulduğu üzere renklerin ve dillerin farklı olmasını Cenab-ı Allah'ın yaratmasındaki sonsuz kudretin bir tecellisi olarak kabul ederiz. Kimsenin diliyle, kültürüyle, derisinin rengiyle, etnik kökeniyle ilgilenmeyiz" dedi. Program, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Maarif Ödülleri'ni kazanan öğretmen ve öğrencilere plaketlerini takdim etmesiyle sona erdi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında adli tıp süreci tamamlandı: Örnekler yeniden kabrine konuluyor Haber

Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında adli tıp süreci tamamlandı: Örnekler yeniden kabrine konuluyor

Türk siyasi ve istihbarat tarihinin en karanlık sayfalarından biri olarak kayda geçen ve yıllardır kuşkularını koruyan Kaşif Kozinoğlu'nun Silivri Cezaevi'ndeki şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada somut bir aşama geride kaldı. Adalet Bakanı Akın Gürlek'in sosyal medya hesabından duyurduğu, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından yeniden ele alınan dosya kapsamında gizlilik kararı sürdürülürken, soruşturmayı derinleştiren özel ekip çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Fethi kabir işleminin ardından örnekler iade ediliyor Başsavcılığın talebi üzerine 12 Eylül tarihinde gerçekleştirilen fethi kabir işlemiyle Kaşif Kozinoğlu'nun mezarı açılmış ve Adli Tıp Kurumu'na incelenmek üzere örnekler alınmıştı. Adli Tıp'taki kapsamlı laboratuvar incelemelerinin tamamlandığı bildirilirken, alınan örneklerin usulüne uygun şekilde yeniden kabrine konulması için resmi işlemlerin başlatıldığı kaydedildi. Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması hedeflenen soruşturmada elde edilen bulguların başsavcılık tarafından titizlikle değerlendirildiği ifade edildi. Geniş çaplı operasyonlar ve tutuklamalar Soruşturmanın ilk dalgasında, olayın meydana geldiği dönemde Silivri Cezaevi'nde görev yapan 10 şüpheli gözaltına alınmış, şüphelilerden birinin FETÖ kapsamında yurt dışında firari olduğu belirlendiği tespit edilmişti. Adliyeye sevk edilen zanlılardan biri tutuklanırken, 7'si adli kontrol şartıyla olmak üzere 9 kişi serbest bırakılmıştı. Soruşturmanın boyutları ilerleyen günlerde medya çalışanlarına, sağlık personeline ve dönemin adli bürokrasisine uzandı. Yürütülen operasyonlarda bir muhabir, bir kameraman ve 7 sağlık çalışanı gözaltına alındı. Hakimlik, aralarında muhabirin de bulunduğu 3 şüphelinin tutuklanmasına karar verirken, kameramanın da yer aldığı 6 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uyguladı. Yargı ve infaz kurumundaki sorumluluk zincirine yönelik adımlarda ise olayın yaşandığı tarihte görev yapan Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ile cezaevi savcısı Necip Doğan tutuklandı. Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşları emekli deniz yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ile jandarma albay Hasan Atilla Uğur hakkında adli kontrol hükümleri uygulanırken, eski gazeteci Osman Arslan tutuklandı; dönemin cezaevi müdürü Ömer Vatan ile vardiya amiri Kazım Beyke adli kontrolle serbest bırakıldı. Ambulans şoförü Süleyman Kaba ise jandarmadaki ifadesinin ardından serbest kaldı. Soruşturma kapsamında toplam tutuklu sayısının 9'a yükseldiği bildirildi. Medya bağlantıları ve siyasi figürler dosyada Dosya kapsamındaki iddialar ve bağlantılar, soruşturmanın magazin ve medya ayağına da sıçradı. Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan "bilgi sahibi" sıfatıyla savcılığa ifade verirken, yapım hakkında da inceleme başlatıldı. Dizide "Ömer Baba" karakterini oynayan Emin Olcay ile "Kazım Kaşifoğlu" karakterini canlandıran Sedat Savtak "tanık" sıfatıyla dinlendi. Senaryo sürecine dahli olduğu tespit edilen eski emniyet müdürü Bayram Özbek de tutuklanan isimler arasında yer aldı. Ayrıca Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek "bilgi sahibi" sıfatıyla ifade verirken, FETÖ davası hükümlüsü Enver Altaylı da soruşturma çerçevesinde tutuklanan isimler arasında kayda geçti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Mahkemeden Kılıçdaroğlu davasında ara karar: Yakalama ve zorla getirilme ihtarı Haber

Mahkemeden Kılıçdaroğlu davasında ara karar: Yakalama ve zorla getirilme ihtarı

Mahkeme, 5 celsedir duruşmalara katılmayan Kılıçdaroğlu'nun mazeretini son kez kabul ederek, bir sonraki duruşmaya gelmemesi durumunda hakkında zorla getirilme veya yakalama kararı çıkarılacağını ihtar etti. Kemal Kılıçdaroğlu'nun 2016-2019 yıllarındaki bazı sosyal medya paylaşımları ve konuşmalarında "FETÖ ve PKK terör örgütleri mensuplarını övdüğü" iddiasıyla açılan dava, Ankara 35. Ağır Ceza Mahkemesindeki dosyaların devredilmesi sonrasında Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmada Kılıçdaroğlu'nu avukatı temsil etti. Birleştirme ve beraat talepleri reddedildi Duruşmada söz alan Kılıçdaroğlu’nun avukatı Uğur Çelik, müvekkilinin siyasi programının yoğunluğu nedeniyle hazır edilemediğini belirterek suç unsurlarının oluşmadığını savundu. Derhal beraat talebinde bulunan avukat, aksi takdirde dosyanın Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ilgili davayla birleştirilmesini talep etti. Mahkeme Başkanı ise 5 duruşmadır celsenin ertelendiğini hatırlatarak, "Kendisi de uymak zorundadır ve diğer tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları gibi gelmek zorundadır duruşmaya. Bir sonraki celse hazır edilmeli" diyerek birleştirme talebini reddetti. Mahkemeden açık ihtar: Sonraki celse 19 Kasım'da Savcılığın eksik hususların giderilmesini talep etmesinin ardından ara kararını açıklayan mahkeme, Kılıçdaroğlu'nun bir sonraki celse mahkeme huzurunda hazır edilmesine hükmetti. Heyet, aksi takdirde hakkında zorla getirilme ya da ifade almaya yönelik yakalama kararı çıkartılacağını bildirdi. Davanın bir sonraki duruşması 19 Kasım tarihine ertelendi. MHP Genel Başkan Yardımcıları Feti Yıldız, İzzet Ulvi Yönter ve İsmail Faruk Aksu'nun şikayet dilekçesi üzerine hazırlanan iddianamede; Kılıçdaroğlu'nun 2016-2019 yıllarındaki paylaşımlarında terör örgütleri mensuplarını ve PKK propagandasından hüküm giyen Selahattin Demirtaş'ı övdüğü öne sürülüyor. Yürütülen soruşturma sonucunda Kılıçdaroğlu hakkında "zincirleme şekilde suçu ve suçluyu övme" suçundan yargılama talep edilmişti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Eski MASAK başkanları Adliyede: Siyasal casusluk soruşturmasında  ifade verdiler Haber

Eski MASAK başkanları Adliyede: Siyasal casusluk soruşturmasında ifade verdiler

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından MASAK'ın sistemlerine yönelik yürütülen "siyasal veya askeri casusluk" soruşturması kapsamında yeni bir aşamaya geçildi. Yürütülen soruşturma çerçevesinde, 2012-2018 yılları arasında MASAK Başkanı olarak görev yapmış olan Mürsel Ali Kaplan, İbrahim Hakkı Polat ve Osman Dereli savcıya ifade verdi. Başsavcılık, eski başkanların ifadelerinin 28 Eylül Pazartesi günü alınacağını daha önce kamuoyuna duyurmuştu. 6 şüpheli adliyeye sevk edildi Operasyonlar kapsamında gözaltına alınan 6 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından İstanbul Adliyesi'ne getirildi. Savcılık, şüphelilerden E.A., G.E., İ.A.A. ve Z.Y.'nin tutuklanmasını talep ederken, Z.Ö. ve M.Y.'nin adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasını isteyerek dosyayı sulh ceza hakimliğine sevk etti. Hazırlanan sevk yazısında şüphelilere "devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal casusluk amacıyla temin etme" suçlamasının yöneltildiği bildirildi. "PEP" sistemi ve usulsüz sorgulama iddiası Soruşturmanın merkezinde, MASAK'ın veri sistemlerinde yer alan ve siyasi nüfuz sahibi kişilerin bilgilerini koruma altına alan "PEP" sisteminin devre dışı bırakılması yer alıyor. Başsavcılığın paylaştığı bilgilere göre, bu koruma sistemi kapatıldıktan sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yakınları ve bazı bakanlar hakkında sorgulamalar gerçekleştirildi ve iddiaya göre yönetici log kayıtları tutulmadı. Sevk yazısında yer alan detaylara göre PEP sistemi, 4 Ağustos 2015 tarihinde dönemin MASAK Başkanı İbrahim Hakkı Polat'ın onayıyla devreye alındı. Sistem, 2 Eylül 2016'da ise yine dönemin MASAK Başkanı Osman Dereli'nin onayıyla kapatıldı ve bu durum personelden gizlendi. Yazıda, PEP kapsamındaki kişilerin en yoğun şekilde 2 Eylül 2016 ile 31 Aralık 2018 tarihleri arasında sorgulandığı kaydedildi. Yazılım şirketine FETÖ bağlantısı mercek altında Soruşturma dosyasında MASAK'ın EMİS yazılımını 2012'den bu yana geliştiren AGMLAB A.Ş. de titizlikle inceleniyor. Dosyaya göre, 20 Haziran 2012'den sonra kurumun bakım ihalesi doğrudan bu şirkete verildi. Şirketin ortakları arasında, FETÖ'nün sözde Deniz Kuvvetleri sivil imamı olduğu belirtilen ve Akıncı Üssü'nde yakalanan Hakan Çiçek'in de bulunduğu ifade edildi. Soruşturmada bu tür şirketlerin "stratejik kurumların yazılımlarına sızmak ve devletin hassas verilerine ulaşabilmek" amacıyla kurulduğu iddiası üzerinde duruluyor. Bakan Gürlek'ten kararlılık vurgusu Soruşturmanın ilk dalgası 25 Eylül'de İstanbul merkezli olmak üzere Ankara'yı da kapsayacak şekilde gerçekleştirilmişti. Adalet Bakanı Akın Gürlek o gün yaptığı açıklamada, toplam 22 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığını duyurmuştu. Bakan Gürlek'in paylaştığı verilere göre, 5 şüpheli gözaltına alınırken, yurt dışında bulunduğu tespit edilen 16 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarıldı; 1 şüpheliyi yakalama çalışmaları ise devam ediyor. Öte yandan soruşturma kapsamında AGMLAB A.Ş. ve MRD A.Ş. şirketlerinin yönetimi kayyım olarak TMSF'ye devredildi. Gürlek açıklamasında, "Devletimizin mali istihbarat ağına yönelik casusluk faaliyeti yürütenler hukuk önünde hesap verecektir" ifadelerine yer vermişti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Araştırmacı-yazar Mehmet Sabri Akgönül: "Mansur Yavaş'ın siyasal hayatı bitmiştir" Haber

Araştırmacı-yazar Mehmet Sabri Akgönül: "Mansur Yavaş'ın siyasal hayatı bitmiştir"

Araştırmacı-yazar Mehmet Sabri Akgönül, katıldığı egündem adlı youtube kanalında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın CHP’den istifa kararını, 2023 seçim süreçlerini ve Kaşif Kozinoğlu dosyasını tüm detaylarıyla masaya yatırdı. Programda, Yavaş'ın hamlesinden muhalefetin adaylık krizine ve derin devlet dosyalarına kadar pek çok konuda dikkat çekici değerlendirmelerde bulunuldu. Siyasi Hayatının Sonu mu? Akgönül değerlendirilmesinde "Mansur Yavaş'ın siyasal hayatı bitmiştir." dedi. Nedeni olarak yaptığı açıklamada, "Çünkü Mansur Yavaş bu saatten sonra kendisine "Beni Erdoğan'ın karşısına çıkarmayın" diyebilecek bir siyasal parti veya bir siyasal eğilim arayacak. Onu da herkes Erdoğan'ın karşısına çıkarmak isteyecektir. Zaten Mansur Yavaş gibi adamlar Erdoğan'ın karşısına çıkmazlar. Bu kadar akıllı adamlardı, adamlardılar. 2023 seçimlerini de değerlendiren Akgönül, "Çıksalar zaten 2023'te çıkarlardı. Çıkmadılar. 2023'te çıksalardı da bu oyunların ölçülerini alırlar. 2023 yılıyla ilgili birazdan detaylı bazı bilgiler de verebiliriz. Çünkü fırtına aslında orada başlıyor. Ben Mansur Yavaş'ın siyasal hayatının bittiğini düşünüyorum. Hatta bence Mansur Yavaş'ın belediye başkanlığı hayatı da bundan sonra bitecek. Yani Nisan 2019'da Mansur Yavaş belediye başkan adayı da olmayacaktır" dedi. Mansur Yavaş'ın Siyasi Geçmişi Mansur Yavaş'ın daha önce de siyasi kariyeri hakkında açıklamada bulunan Akgönül, "6-8 ay sonra bir partiye geçerse, söz gelimi yeni parti veya 2 yıl sonra yeniden CHP'ye geçerse —ki biliyorsun o CHP'den ayrılıp yeniden CHP'ye geri dönmüşlüğü de vardı. Aslında Mansur Yavaş'ın CHP ile kurduğu ilişki çok zikzaklıdır. 2014'te CHP'ye giriyor. 2014'teki yerel seçimlerde yine CHP'den aday olarak gösteriliyor. 2014'te %1 farkla... ve orada büyük bir şey vardı, büyük bir infial kopmuştu, elektrikler kesilmişti vesaire. %1 oy farkla Melih Gökçek'e kaybediyor. 2016'da ayrılıyor, CHP'den ayrılıyor. 2018'de yeniden geliyor, bak arada 2 yıl var. 2018'de yeniden geliyor. 2019'da CHP Ankara Belediye Başkan adayı gösteriliyor. %50 küsür oy alıyor. Zaten 2023'te de şey, 2024'te de %60 oy alıyor. Dolayısıyla aslında 2 yıl sonra yeniden CHP'ye dönebilir Mansur Yavaş." ifadelerini kullandı. Akgönül ayrılışın sebebini de değerlendirerek, "Eğer siyasal bir hamle yaptıysa o da yeni partili seçmenlerin kendisine Ankara özelinde bundan sonra muhalefet etmesini engellemek için. Çünkü yeni partililer aslında Mansur Yavaş'a ciddi ciddi bir kimilerine göre karalama kampanyası, kimilerine göre artık gerçeği saklamama ihtiyacı olsun diye Mansur Yavaş'ın aslında Ankara'ya da bir faydasının olmadığını, Ankara'ya da bir hizmet üretmediğini söylemeye başlıyorlardı." dedi. Yavaş ardından ilçe belediylerinin de ardı arkasına istfa etmeleri hakkında Akgönül, "Sadece Mansur Yavaş değil diğer ilçe belediyeleri de istifa etti. Evet. Ama onlar hepsi yedi ilçe belediye başkanı istifa etti. Ben bu istifaların Ankara dışına da taşacağını düşünüyorum. Hepsi sadece bir ya da iki kişi hariç Mansur Yavaş'ın ismini vererek istifa ettiler. Yani "Mansur Başkan'la birlikteyiz" diye. Bu zaten kaçınılmaz. Yani sen Büyükşehirle iş tutan bir ilçe belediye başkanı olmaya çalışacaksın ve dahası zaten seni Mansur Yavaş getirdi. Yani zaten Mansur Yavaş'ın CHP listelerine soktuğu adamlardı bu giden belediye başkanları. Orada bence racona aykırı bir durum yok. Burada esas durum şu: Yani Mansur Yavaş 2028'de Cumhurbaşkanı adayı olmayacak. Bu bir. İki, eğer bağımsız kalırsa Nisan 2029'da da belediye başkanı adayı olmayacak."dedi. "Bağımsız kalırsa Nisan 2029'da belediye başkanı adayı olmayacak" Akgönül Yavaş'In bağımsız kalırsa belediye başkanı adayı olmayacağı tespitinde bulunarak, "Mansur Yavaş'ın kişisel bir karizması yok. Yani kişisel karizması %20'lerdedir. Hatta şunu diyebilirim: MHP'den belediye başkan adayı olduğunda %27 oy almıştı. 2014 yerel seçimlerinden önce değil mi? Evet, %27 oy almıştı. O da hani Mansur Yavaş'ın kişisel karizması belki %15-20'dir. Yani belediyeleri biz sizinle geçen hafta analiz ettik. Ben bu yüzden belediyelerin kapatılması gerektiğini savunmuştum. Belediyelerde partizanlar seçim yaparlar. Sempatizanlar seçim yapmazlar. Yani "ben şu belediye başkanının hizmetini çok iyi buluyorum, onu tercih ediyorum" diyen bir tane aklı başında insan yoktur. Çünkü hiçbir belediye başkanı çok iyi hizmet yapmaz. Belediye başkanları politik bir kariyer inşa etmek için belediye başkanı olurlar. Ve bunu da partiler üzerinden yaparlar. Parti dışı bir belediye başkanı olmaz." dedi. Demirtaş ve Cumhurbaşkanı değerlendirmesi Akgönül Demirtaş tahliyesi hakkında çıkacağını öngördüğünü söyledi. Cumhurbaşkanının adaylığı hakkında ise, "Cumhurbaşkanlığı mevcut seçim tarihinden, 2028 yılındaki seçim tarihinden bir gün önce bile yapılan seçimde aday olabilir. Erken seçim olacağını düşünüyoruz. Tabii aslında hukuki teknik anlamıyla 2028 Nisan ayında bir seçim yapılacak. Bu erken seçim olmayacak. Hukuki anlamda bu öne alınmış seçim olacak. Öne alınan bir seçimde veya erken seçimde ki ikisinde de meclisin onayı lazım. Meclisin onayını aldığında halihazırda iki dönem cumhurbaşkanlığı yapmış biri yeniden cumhurbaşkanı adayı olabilir." dedi. "Kaşif Kozinoğlu bir kahramandır ve bir şehittir" Son dönemde ölümü ile ilgili soruşturma yürütülen eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu dosyası hakkında da kritik açıklamalarda bulundu. Kozinoğlu'nu bir şehit olarak nitelendiren Akgönül, "Fethi kabir yapılmıştı ve bu fethi kabirde Kaşif Kozinoğlu'nun vücut bütünlüğünün büyük oranda bozulmadığı, 15 yıllık yeraltında değil mi, defnedilmesine rağmen bu bizim inancımıza göre şehitlere verilen bir payedir aslında. Bu yüzden ben Kaşif Kozinoğlu'nun kahraman olduğunu ve bir şehit olduğunu düşünüyorum. Niye kahramandır'ı söylüyorum? Burada bir tersine çevirme yapalım. Ekrem Dumanlı vardı bilirsiniz. Zaman Gazetesi'nin genel yayın yönetmeni ve aynı zamanda bir numaralı FETÖ'cü. Hatta bana göre o mahrem imamların biridir. Ekrem Dumanlı Kaşif Kozinoğlu'nun öldürülmesinden, bana göre öldürülmesinden sonra ya da şüpheli ölümünden sonra diyelim ama ben onun şehit edildiğini düşünüyorum, öldürülmesinden sonra bir yazı yazmıştı: "Kaşifinizden kahraman çıkmaz" demişti. Bu hitabı üzerime alınıyorum. Yani aslında "Kaşifimiz kahramandı"yı Ekrem Dumanlı'nın yazısına bir cevap olarak bence herkesin vermesi gerekir." dedi. Kurtlar Vadisi hakkında değerlendirme Akgönül dizi hakkında yürütülen soruşturmaya da atıfta bulunarak, "Her kim yaptıysa suyu bulandırıyor arkadaşlar. Hatta hatırlayın en son o Ömer Baba karakterini canlandıran Emin Olcay da ifade vermeye gitti. Yani böyle bir şey olabilir mi? Emin Olcay ne bilsin yani Kaşif Kozinoğlu cinayeti ile ilgili ne bilsin? Dün, dün dediğim yani birkaç gün önce Sabah Gazetesi'ne röportaj veriyor. Raci Şaşmaz ve Necati Şaşmaz'ı kötülüyor. Bir diss atıyor kendince. Ertesi gün savcılıktan ifadesine başvurulmak için bile değil, bilgi almak için o sıfatla çağrılıyor. Abi bu adam ne bilsin yani?" dedi. Dizinin tarihinden itibaren değerlendirmelerde bulunan Akgönül, " Kurtlar Vadisi ilk çıktığından beri 2002'den beri zaten MİT içerisindeki kapışmanın, Milli İstihbarat Teşkilatı içerisindeki kapışmanın bir tarafı olarak konuşuyordu. Her zaman konuşuyordu. Bak 2004 yılında çok şaşıracaksın, dönemin MİT başkanı Şenkal Bey'e, Şenkal Atasagun'a Kurtlar Vadisi ile ilgili bir rapor gidiyor. Raporu kim yazıyor? Kaşif Kozinoğlu. Ve raporda ne diyor? "Bu dizinin konsept danışmanı Soner Yalçın ama akıl babası, akıl vereni Hasan Atilla Uğur" diyor. Peki Hasan Atilla Uğur ne oluyor? Bugün Kaşif Kozinoğlu'nun bana göre cinayet şüphelisi ki sağlık problemleri el vermediği için cezaevine konulmadı ama şu anda ev hapsinde. Zaten o da Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölümünde bir payı var Hasan Atilla Uğur'un ve bana göre güçlü bir payı var." diye konuştu. Hasan Atilla Uğur'un savcılık ifadeleri Akgönül soruşturmanın önemli ismi Hasan Atilla Uğur hakkında da açıklamalarda bulundu. Açıklamasında "Rasim Ozan Kütahyalı Kaşif Kozinoğlu cinayeti için "kokteyl cinayet" dedi. Daha doğrusu "kokteyl operasyon". Doğru telaffuz edelim: kokteyl operasyon. Kokteyl operasyon şu demek: Başfail FETÖ'cüdür ama zamanında Ergenekoncu olarak bilinenlerden de destek almıştır. Dolayısıyla bence cinayeti FETÖ işletti ama dönemin Ergenekoncularından da bazılarından —Ergenekon örgütünden değil, Ergenekonculardan bazılarından— da destek aldı. İşte bu destekçilerden zaten ikisi Kaşif Kozinoğlu rahmetlinin koğuş arkadaşıydı. Ve orada dikkat et sen Hasan Atilla Uğur'un savcılıktaki ifadelerini? Ne diyor? Hiçbir şey demiyor. "Hatırlamıyorum" diyor. "Hatırlamıyorum". "Hangi ilacı verdin?", "Hatırlamıyorum". "Çıktığında elinin arkasında bir şey var saklıyorsun, değnek mi iğne mi her neyse artık bir şey var saklıyorsun, ne var?", "Hatırlamıyorum" diyor. Şimdi savcılık bu kadar çok nisyan ile malul olan birine onun hatırlayacağı bir şeyler söylemeli." kaydetti. "Kaşif Kozinoğlu cinayetinin veya şüpheli ölümünün en bilgili kişisidir" Akgönül Perinçek'in soruşturmada bilgili olduğunu değerlendirerek, "Peki kimdir acaba hatırlayanlar? Kim olabilir? Doğu Perinçek. Bence Doğu Bey, Doğu Perinçek Kaşif Kozinoğlu cinayetinin veya şüpheli ölümünün en bilgili kişisidir. Yani Raci Şaşmaz ve Bahadır Özdener'i çağıracağına, Emin Olcay'ı çağıracağına, Doğu Perinçek'i bilgi verme sıfatıyla... Ama ne sanık ne tanık. Hani burada da Doğu Bey'i biz zan altında bırakmayalım. Çünkü Kaşif Kozinoğlu ölmeden önce Doğu Perinçek'e bir sürü mektup gönderiyor. Bunlar var. "Kaşif Kozinoğlu'nun Mezara Götürmediği Sırlar" diye kitap olarak yayınlanıyor. Kaynak Yayınları'nın genel yayın yönetmeni ve Doğu Perinçek bilgi verme sıfatıyla savcılığa davet edilmelidir." dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.