SON DAKİKA

#Firari

HABER DEĞER - Firari haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Firari haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kara Haydar soruşturmasında yeni operasyon: Kayınvalide gözaltında, gelin aranıyor Haber

Kara Haydar soruşturmasında yeni operasyon: Kayınvalide gözaltında, gelin aranıyor

Van'daki Milyonluk Düğünde İkinci Dalga: Anne Gözaltında, Fenomen Gelin Çağla Öz Firari MASAK Raporları sonrası ikinci dalga operasyon Sosyal medyada paylaşılan lüks yaşantıları ve milyonluk takıların konuşulduğu ihtişamlı düğünleriyle adını duyuran internet ünlüsü Çağla Öz ile "Vanlı Kara Haydar" lakaplı Mehmet Fatih Tançalan’ın evliliği adli makamların markajına girdi. Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen kara para aklama soruşturması kapsamında düğünün hemen ardından tutuklanan Mehmet Fatih Tançalan'ın ardından, soruşturma genişletilerek aile üyelerine sıçradı. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından gerçekleştirilen geriye dönük hesap hareketleri ve varlık transferi incelemeleri tamamlanarak şüpheli para trafiğinde rol oynayan isimler deşifre edildi. Kayınvalide İstanbul'da yakalandı Hazırlanan MASAK raporu doğrultusunda düğmeye basan mali polis ekipleri, eş zamanlı operasyonlar düzenledi. Operasyon kapsamında tutuklu bulunan Mehmet Fatih Tançalan’ın kayınvalidesi N.O. İstanbul'da, M.S.T. ise Van’ın Muradiye ilçesinde gözaltına alındı. Soruşturmanın en kritik isimlerinden biri olan ve lüks paylaşımlarıyla tanınan fenomen gelin Çağla Öz Tançalan hakkında da savcılık tarafından gözaltı kararı çıkarıldı. Emniyet güçlerinin adresinde bulamadığı Çağla Öz Tançalan'ın firari durumda olduğu belirlenirken, her yerde arandığı bildirildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne dair yürütülen soruşturmada kritik karar Haber

Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne dair yürütülen soruşturmada kritik karar

Soruşturmada kritik eşik: Mezar açılıyor Türk istihbarat tarihinin kritik isimlerinden biri olan ve Ergenekon davası sürecinde Silivri Cezaevi'nde şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren eski MİT yöneticisi Kaşif Kozinoğlu dosyası yeniden raflardan indirildi. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, ölüm şüphelerinin netleştirilmesi amacıyla feth-i kabir yani mezarın açılması yönünde karar alındı. Soruşturmanın bu yeni aşamasında, Kozinoğlu'nun vefat ettiği dönemde cezaevinde görev yaptığı tespit edilen 11 personel hakkında gözaltı talimatı verildi. Emniyet güçlerinin operasyonuyla şüphelilerden 10'u yakalanarak gözaltına alınırken, bir kişinin yurt dışında olduğu ve firari konumda bulunduğu tespit edildi. İhmal ve müdahale gecikmesi iddiaları dosyada Tutukluluğunun sekizinci ayında, kritik ifade vermesine çok kısa bir süre kala 12 Kasım 2011 tarihinde yaşamını yitiren Kozinoğlu'nun ölüm gününe dair ortaya çıkan yeni ayrıntılar dikkat çekiyor. Soruşturma dosyasına giren bilgilere göre, olay sabahı duş aldıktan sonra koğuşunda fenalaşan Kozinoğlu için diğer koğuştaki mahkumlar acil yardım butonuna bastı. Ancak güvenlik kameralarından elde edilen iddialara göre, merkezi uyarı panosunu takip eden bir gardiyanın çağrıya müdahale etmek bir yana, radyonun sesini açarak alarm sesini bastırmaya çalıştığı öne sürüldü. Aynı dakikalarda acil sağlık ekibinin de yemek molasında olması nedeniyle ilk müdahalede vahim bir gecikme yaşandığı iddia ediliyor. Geçmişten bugüne Kaşif Kozinoğlu dosyası Özel Harp Dairesi'ndeki uzun soluklu askerlik kariyerinin ardından 1995 yılında kendi isteğiyle emekli olarak MİT bünyesine katılan Kaşif Kozinoğlu; Orta Asya, Bosna-Hersek, Suriye ve Afganistan gibi ülkenin dış güvenlik politikaları açısından hayati önem taşıyan bölgelerde operasyonel görevler üstlenmişti. MİT Dış Operasyonlar Dairesi Başkanlığı görevini yürüten ve son olarak Eylül 2010'da "Baş Müşavir" unvanıyla Asya Bölgesi'ne atanan Kozinoğlu'nun cezaevindeki ani ölümünün ardından hazırlanan ilk otopsi ve adli tıp raporlarında, dokularda herhangi bir zehir veya kimyasal etkileşime rastlanmadığı, ölümün kalp krizi neticesinde gerçekleştiği ifade edilmişti. Buna rağmen aradan geçen 15 yıllık süreçte hem zehirlenme iddiaları hem de cezaevi içindeki ihmal zinciri kamuoyunun vicdanında ve tartışmaların odağında kalmaya devam etmişti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Eski İçişleri Bakanı Şahin'e tahsisli araçlarda şüpheli faaliyetler ortaya çıktı Haber

Eski İçişleri Bakanı Şahin'e tahsisli araçlarda şüpheli faaliyetler ortaya çıktı

Soruşturmada yeni araçlar ve şüpheli hareketler Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Alihan Kuriş Suç Örgütü soruşturmasında, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adına tahsis edilen araçların kullanımına ilişkin dikkat çekici yeni bilgilere ulaşıldı. Firari Hilmi Tuna Kuriş’in yakalandığı 34 SL 313 plakalı aracın ardından, Şahin adına tahsisli 34 S 7815 ve 34 RM 8677 plakalı iki aracın daha tahsis amacı dışında ve soruşturmanın odağındaki faaliyetlerde kullanıldığı belirlendi. Soruşturma kapsamında eski İçişleri Bakanlığı özel kalem personeli Ömür Yücel gözaltına alınırken, 13 Ağustos’ta Almanya’ya gittiği tespit edilen Ömer Sipahioğlu’nun yakalanması için çalışmaların sürdüğü öğrenildi. Kuriş'in kaçışındaki araç trafiği Soruşturmadaki araç trafiğinin ilk halkası, 21 Ağustos 2026 tarihinde Muğla girişindeki CNS Kavşağı’nda durdurulan 34 SL 313 plakalı araçla ortaya çıkmıştı. Söz konusu araçta, sürücü Mehmet Özmen ile birlikte firari durumdaki Hilmi Tuna Kuriş ve Erhan Yılmaz yakalanmıştı. Yapılan incelemede, aracın bir şirket adına tescilli olduğu ancak 17 Aralık 2025 - 17 Aralık 2030 tarihleri arasında eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adına tahsis edildiği belirlenmişti. Bu gelişmenin ardından adli makamlar, Şahin adına tahsis edilen diğer araçların kimler tarafından ve hangi amaçlarla kullanıldığını mercek altına aldı. Diplomatik pasaportlu Belarus vatandaşları ve yoğun trafik Yürütülen çalışmalarda, 34 S 7815 plakalı aracın da 10 Ağustos 2026 - 10 Ağustos 2029 tarihleri arasında İdris Naim Şahin adına tahsis edildiği tespit edildi. Araç kayıtlarında ve PTS (Plaka Tanıma Sistemi) incelemelerinde, aracın İstanbul, Muğla, Ankara ve Bursa arasında yoğun bir şehirler arası trafik oluşturduğu belirlendi. Dosyadaki en çarpıcı detaylardan biri ise diplomatik pasaport taşıyan üç Belarus vatandaşının bu araçla taşınması oldu. 6 Ağustos'ta Bodrum Havalimanı'ndan ülkeye giren şahısların, 21 Ağustos'ta söz konusu tahsisli araç içerisinde Güvercinlik-Torba güzergâhında bulunduğu tespit edildi. Aracı kullanan kişinin Ömür Yücel olduğu değerlendirilirken, Belarusluların Bursa'da başka bir araca teslim edildiği, 22 Ağustos'ta ise Minsk'e giden uçakla Türkiye'den ayrıldıkları belirlendi. Ayrıca bu kişilerin kullandığı GSM hatlarının olaydan kısa süre önce Ömür Yücel adına aktive edildiği saptandı. Üçüncü araç ve geçmiş ihbar bağlantısı Araştırmalarda, İdris Naim Şahin adına tahsis edilen 34 RM 8677 plakalı üçüncü bir aracın da Yücel ailesinin kullanımında olduğu ortaya çıktı. Öte yandan, soruşturma kapsamında gözaltına alınan Ömür Yücel'in ortak olduğu şirket ve bağlantılı isimler üzerinden, 14 Eylül 2011 tarihli eski bir ihbar kaydı da yeniden incelemeye alındı. Elektronik şirketleri üzerinden yürütülen bazı iddiaların yer aldığı ihbarda adı geçen Mehmet Özmen’in, Kuriş ve Yılmaz’ın yakalandığı 34 SL 313 plakalı aracı kullanan kişi olması soruşturma makamlarının dikkatini çekti. Şahin adına tahsis edilen araçların tahsis amacı dışına çıkarak farklı kişiler tarafından kullanılmasındaki ağ ve şüpheli faaliyetler adli makamlarca ayrıntılı şekilde araştırılıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Cumhurbaşkanı Erdoğan  suç duyurusunda bulundu Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan suç duyurusunda bulundu

Türkiye Cumhuriyeti'nin demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçen 15 Temmuz darbe girişiminin ardındaki karanlık noktaları aydınlatmaya yönelik adli süreçler kararlılıkla sürdürülüyor. Bu kapsamda, 10 yıldır kırmızı bültenle aranırken yakalanan FETÖ üyesi firari Burkay Karatepe hakkında kritik bir hukuki adım atıldı. 05 Ağustos 2026 saat 18:55 itibarıyla kamuoyuna yansıyan gelişmelere göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın avukatı Hüseyin Aydın tarafından Muğla Cumhuriyet Başsavcılığına sunulan dilekçede, hem suikast girişiminin failinden hem de 10 yıllık firar süresince kendisine yataklık edenlerden hesap sorulması talep edildi. Kamu davası talep edildi Muğla Cumhuriyet Başsavcılığına sunulan şikayet dilekçesinde, Burkay Karatepe ile birlikte firari olduğu dönemde kendisine yardım ve yataklık eden tüm şahıslar hakkında "Cumhurbaşkanına suikast", "Anayasayı ihlal", "devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak", "terör örgütüne üye olmak" ve "suçluyu kayırma" suçlarından soruşturma yürütülerek kamu davası açılması istendi. Dilekçede, FETÖ mensupları tarafından gerçekleştirilen darbe girişiminin bir parçası olarak, suç tarihinde Marmaris'te bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik olarak Karatepe'nin de içerisinde yer aldığı bir grup tarafından fiili bir askeri operasyon gerçekleştirildiği hatırlatıldı. "Kaos ve karışıklık hedeflendi" Karatepe'nin, terör örgütü elebaşının talimatları doğrultusunda seçilmiş ilk cumhurbaşkanı olan ve Anayasa gereği devletin ve milletin birliğini temsil eden Erdoğan'ın varlığını ortadan kaldırmaya teşebbüs ettiği vurgulanan açıklamada, şu değerlendirmelere yer verildi: "Şüphelinin bu şekilde sadece cumhurbaşkanına suikast ve anayasayı ihlal suçunu değil, aynı zamanda iştirak ettiği eylemler nedeniyle ülkenin genelinde bir kaos ve karışıklık çıkarmak suretiyle devletin bağımsızlığını zayıflatmayı ve devletin birliğini bozmayı hedeflediği de açıktır. Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türk milletinin birliğini temsil eden Sayın Cumhurbaşkanımız, hem şahsına yönelen eylemleri nedeniyle hem de Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milletinin birliğine yönelen eylemleri nedeniyle şüpheliden şikayetçi olduğu gibi eylem tarihinden bugüne kadar geçen 10 yıllık süre zarfında şüphelinin yakalanmasına mani olmak için yer temin eden ve yardım eden kişilerden de şikayetçidir." 10 yıllık firar süresince adaletten kaçmasına olanak tanıyan iş birlikçilerin de yargı önüne çıkarılmasının amaçlandığı bu başvuru ile dosyadaki adli ve idari süreçlerin derinleştirilmesi bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

BİZİ SIRTIMIZDAN VURDULAR! Kim bu ADİL ÖKSÜZ? Haber

BİZİ SIRTIMIZDAN VURDULAR! Kim bu ADİL ÖKSÜZ?

Akademisyen kimliğini bir "kamuflaj" olarak kullanan Öksüz, darbe sürecini Ankara'daki gizli bir villada yöneterek kalkışmanın onayını Fetullah Gülen'den aldı. Akademik Maske Altında Gizli İhanet 1967 yılında Kahramanmaraş Andırın'da doğan Adil Öksüz, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden mezun olduktan sonra Sakarya Üniversitesi'nde yardımcı doçent olarak görev yaptı. Çevresine "kendi halinde bir akademisyen" imajı çizen Öksüz, arka planda örgüt hiyerarşisinde çift kimlikli bir hayat sürdürüyordu. İdari ve akademik görevlerini, yurt dışı seyahatleri ve örgüt içindeki temasları için birer "paravan" olarak kullanan Öksüz, FETÖ hiyerarşisinde de yer almayı sürdürdü. "Hava Kuvvetleri İmamı" ve Gizli Villa FETÖ'nün kamu kurumlarına sızdırdığı "mahrem imamlar" yapılanmasının en kritik ismi olan Öksüz, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Hava Kuvvetleri yapılanmasından doğrudan sorumluydu.İstihbarat raporlarına göre Öksüz, doğrudan örgüt elebaşı Fetullah Gülen'den talimat alan ve Hava Kuvvetleri unsurlarını yöneten en üst düzey sivil yönetici konumundaydı.2016 Haziran ayından itibaren Ankara'da "danışmanlık merkezi" adı altında kullanılan 3 katlı bir villayı karargah haline getirdi ve Haziran ayı sonunda darbe hazırlıklarını başlattı. "Şapka" kod adlı gizli tanığın ifadeleriyle de doğrulanan süreçte, örgüt mensubu askerlerle burada darbe planlarını olgunlaştıran Öksüz, sürekli villanın katları arasında mekik dokuyarak darbeyi planlayan askerlerle kritik toplantılar düzenledi. Pensilvanya'dan Onaylı Darbe Öksüz'ün darbe öncesi seyahat trafiği, eylemin merkeziyle olan bağlantısını net bir şekilde ortaya koydu. 2016'nın Mart ve Haziran aylarında defalarca ABD'ye uçan Öksüz'ün, darbe planının son onayını almak üzere 11 Temmuz 2016'da Ankara Esenboğa'dan ABD'ye gitti. Darbeden sadece iki gün önce 13 Temmuz 2016'da Türkiye'ye döndüğü HTS kayıtları ve havalimanı verileri belgelenerek "Namık" kod adlı hainin bu trafiği, yargı dosyalarına darbe hazırlığının en somut delillerinden biri olarak girdi. Adliye Kapısından Yürüyerek Kaçtı 15 Temmuz gecesi darbenin komuta merkezi olan Akıncı Üssü'nde jandarma ekiplerince yakalanan Öksüz, üzerindeki GPS cihazına rağmen "tarla bakmaya gelmiştim" savunmasını sundu. Ancak yargı içindeki FETÖ yapılanması devreye girdi ve FETÖ yapılanması sayesinde 18 Temmuz 2016'da çıkarıldığı mahkemede adli kontrol şartıyla serbest kalan Öksüz, savcılığın itirazı da reddedilince, darbenin sivil anahtarı adliye kapısından elini kolunu sallayarak ayrıldı. Ardından Sakarya'ya geçerek kayınpederinin evinde bıraktığı aracıyla izini kaybettirdi. İhanet Zincirinde Algı Operasyonu: "Timsah" Projesi Örgüt, Öksüz'ün kaçış sürecini korumak için devasa bir algı operasyonuna imza attı. İtirafçı beyanlarına göre, MİT'ten sızdırılan şablonlarla sahte belgeler üretilerek Öksüz, "Timsah" kod adıyla MİT ajanı gibi gösterilmeye çalışılarak devletin terörle mücadelesi bulandırılmak istendi. Bu dezenformasyon faaliyetiyle, örgüt kendi militanını korumaya çalışırken, aynı zamanda devletin güvenlik birimlerine karşı algı operasyonu yürüttü. Örgüt medyası ve sosyal medya üzerinden bu sahte belgeler sistematik şekilde dolaşıma sokuldu. Firari Hainin İzinde Serbest bırakıldıktan sonra Sakarya'ya geçerek "34 SIR 49" plakalı aracını kayınpederinin garajına bırakan ve izini kaybettiren Öksüz, 10 yıldan beri beri kırmızı bültenle aranıyor. 2019'da dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Gülen yapılanmasının Hava Kuvvetleri imamı hakkında "Nerede olduğunu biliyoruz ancak açıklayamayız" demişti. Almanya'da olduğu iddia edildi ancak bilgi doğrulanmadı. Kaçmasına yardım eden kişiler ise yargılandı. 24 Ekim 2024 Perşembe günü Gülen'in cenazesinde tabutun arkasında duran bir kişi Öksüz'e benzetildi, ancak kimse emin olamadı. On yıl geçti, Adil Öksüz'le ilgili gizem hala çözülemedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

ABD'nin en büyük dolandırıcısı Türkiye'de yakalandı Haber

ABD'nin en büyük dolandırıcısı Türkiye'de yakalandı

Yaklaşık bir yıldır firari olan Hilmi'nin yakalanması, ABD yönetiminde geniş yankı uyandırdı. FBI ve Türk güvenlik birimlerinden ortak operasyon FBI Direktörü Kash Patel, operasyonun detaylarını sosyal medya hesabından duyururken, İbrahim Haldun Hilmi'nin Mayıs 2025'ten bu yana arananlar listesinin başında yer aldığını belirtti. Medicare sistemini hedef alan ve 3,7 milyar dolar tutarındaki devasa dolandırıcılık planının kilit organizatörlerinden biri olmakla suçlanan Hilmi, FBI Miami Ofisi, ABD Adalet Bakanlığı ve Türkiye'deki güvenlik birimlerinin koordineli çalışması neticesinde ele geçirildi. Operasyonun başarıyla sonuçlanmasında emeği geçen tüm birimlere teşekkür eden Patel, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın sürece olan katkısına dikkat çekerek, "Bu dosya, onun yorulmak bilmeyen çalışmaları olmadan tamamlanamazdı" ifadelerini kullandı. "Dünyanın hiçbir yerinde güvenli liman yok" Yakalanan Hilmi'nin ABD'ye getirilmesinin ardından sürece ilişkin sert bir açıklama yapan ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, adaletin tecelli edeceğini vurguladı. Vance, "Bu dolandırıcı Mayıs 2025'te Türkiye'ye kaçtı ancak ABD'li yetkililer onu Miami'ye geri getirdi. Amerikan halkına karşı işlediği suçlar nedeniyle adalet önüne çıkacak" dedi. Vance'in "Amerikan halkından çalarsanız, dünyanın hiçbir yerinde sizin için güvenli liman olmayacak" sözleri ise Trump yönetiminin finansal suçlarla mücadele konusundaki kararlılığını gözler önüne serdi. Beyaz Saray'dan "Dolandırıcılıkla mücadele" vurgusu İbrahim Haldun Hilmi'nin Miami'de hakim karşısına çıkarılacağı belirtilirken, operasyon FBI'ın dolandırıcılıkla mücadele karnesindeki önemli başarılardan biri olarak kaydedildi. FBI Direktörü Patel, bu sonucun, Başkan Yardımcısı JD Vance liderliğindeki Beyaz Saray görev gücünün vergi mükelleflerinin parasını hedef alan suçlulara karşı yürüttüğü stratejik operasyonların bir parçası olduğunu vurguladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Otokoç Genel Müdürlüğü’ne silahlı saldırıda 5 tutuklama Haber

Otokoç Genel Müdürlüğü’ne silahlı saldırıda 5 tutuklama

Olayla bağlantılı olduğu belirlenen ve aralarında 4'ü suça sürüklenen çocuk (SSÇ) statüsündeki şüphelinin de bulunduğu 5 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi. Soruşturma kapsamında hızlı operasyon Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Maltepe Aydınevler Mahallesi'ndeki genel müdürlük binasının kurşunlanması olayıyla ilgili başlatılan geniş kapsamlı soruşturma titizlikle devam ediyor. Saldırı sonrası gerçekleştirilen teknik ve fiziki takipler neticesinde olaya karıştığı tespit edilen 8 şüphelinin kimliği kısa sürede belirlendi. Savcılık talimatıyla harekete geçen emniyet birimleri, zanlılardan 4’ü çocuk olmak üzere toplam 5 kişiyi gözaltına aldı. 5 şüpheli cezaevine gönderildi Adliyeye sevk edilen ve savcılıktaki işlemlerinin ardından tutuklama talebiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine çıkarılan 5 şüphelinin tamamı hakkında tutuklama kararı verildi. Saldırıya karıştığı tespit edilen diğer 3 firari şüpheliyi yakalamak için ise jandarma ve emniyet birimlerinin bölgedeki koordineli çalışmaları aralıksız sürüyor. Saldırıların zamanı dikkat çekici İş insaı Rahmi Koç'un İzmir'deki hastane açılışında yaptığı ırkçı Kürt kadın fıkrasından sonra peş peşe yaşanan saldırılar dikkat çekti. Koç söz konusu fıkrada, "Doktor, Kürt kadının derdini dinlemiş. ‘Hanımefendi, perdenin arkasına gidin, soyunun,’ deyince kadın, ‘Doktor bey, ilk sen soyun’ demiş’" ifadelerini kullanmıştı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.