SON DAKİKA

#Fişleme

HABER DEĞER - Fişleme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fişleme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Öğrenciler barınma hakkını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya Haber

Öğrenciler barınma hakkını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya

Van’da, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi kampüsünde yaşanan şüpheli öğrenci ölümlerinin ardından başlayan protestolar, şimdi öğrenciler açısından ciddi bir barınma krizine dönüşmüş durumda. Protestolara katıldıkları gerekçesiyle haklarında emniyet kayıtları tutulan öğrenciler, KYK yurtlarından çıkarılma riskiyle karşı karşıya. Emniyet tarafından hazırlanan listeler yurt müdürlüklerine iletildi Edinilen bilgilere göre Van İl Emniyet Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve eylemler sırasında gözaltına alınan öğrencilerin yer aldığı listeler, KYK yurt müdürlüklerine gönderildi. Bu listeler doğrultusunda yurt yönetimleri, öğrencileri tek tek çağırarak savunma vermelerini talep etmeye başladı. Savunma talepleri 19 Kasım’daki kampüs eylemlerine dayandırılıyor Öğrencilere tebliğ edilen belgelerde, 19 Kasım 2024 tarihinde üniversite kampüsü içerisinde gerçekleştirilen yürüyüş ve protesto eylemleri gerekçe gösterildi. Belgelerde, “kanunsuz eyleme katılmak”, “trafiği engellemek” ve “görevli memura mukavemet” gibi iddialar yer aldı. Yönetmelik maddesi yurttan atılma tehdidini gündeme getiriyor Öğrencilerden savunma istenen gerekçe, Yurt Hizmetleri Yönetmeliği’nin 24/ç maddesi oldu. Bu madde, devletin güvenlik güçlerine karşı gelmek veya fiili saldırı iddialarını kapsıyor ve uygulanması hâlinde öğrencilerin yurtla ilişiğinin kesilmesine kadar varan sonuçlar doğurabiliyor. Öğrenciler psikolojik baskı altında savunma vermeye zorlandıklarını söylüyor Yurt müdürlüklerine çağrılan öğrenciler, savunma sürecinin ciddi bir baskı ortamında yürütüldüğünü belirtiyor. Öğrenciler, barınma haklarının ellerinden alınabileceği imasıyla savunma vermeye zorlandıklarını, bunun ise açık bir gözdağı anlamına geldiğini ifade ediyor. “Bu bir fişleme ve cezalandırma yöntemi” tepkisi yükseliyor Öğrenciler, katıldıkları eylemlerin demokratik ve barışçıl olduğunu, kampüste yaşanan ölümlere ve güvenlik zafiyetlerine dikkat çekmek amacı taşıdığını vurguluyor. Emniyet tarafından hazırlanan listelerin yurt yönetimlerine gönderilmesini ise açık bir fişleme ve cezalandırma girişimi olarak değerlendiriyorlar. Kampüsteki ölümler protestoların fitilini ateşlemişti Van YYÜ öğrencisi Rojin Kabaiş’in kaybolduktan günler sonra cansız bedenine ulaşılması ve ardından Efe Kaplan’ın ateşli silahla yaşamına son vermesi, üniversite kampüsünde büyük tepki yaratmıştı. Bu olayların ardından öğrenciler, üniversite yönetimini ve kampüs güvenliğini protesto etmek için rektörlük önünde eylemler düzenlemiş, çok sayıda öğrenci gözaltına alınmıştı. Barınma hakkı ve ifade özgürlüğü tartışması büyüyor Yaşanan son gelişmelerle birlikte, üniversite öğrencilerinin barınma hakkı, ifade özgürlüğü ve demokratik protesto hakkı yeniden kamuoyunun gündemine taşındı. Öğrenciler, hak arama mücadelesi nedeniyle yurtlardan çıkarılma tehdidiyle karşı karşıya bırakılmalarının kabul edilemez olduğunu vurguluyor.

“Çakar listesi” canlı yayında açıldı: Gazeteciler hedefte, bakanlık sessiz Haber

“Çakar listesi” canlı yayında açıldı: Gazeteciler hedefte, bakanlık sessiz

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, İstanbul’da denetime takıldığı ileri sürülen TBMM plakalı araç iddiasının ardından katıldığı canlı yayında sert konuştu. Başarır, Emniyet ve İçişleri Bakanlığını “yasadışı takip ve fişleme” ile suçlarken, “çakar” tartışmasının yalnızca siyasetçilere indirgenemeyeceğini söyledi ve bazı gazetecilerin de çakar kullandığını iddia ederek isimleri kamuoyuyla paylaştı. Canlı yayında isim verdi, tartışma büyüdü Başarır, Halk TV ekranlarında yaptığı açıklamada çakarlı araç kullandığını iddia ettiği gazetecileri tek tek saydı ve “Herkes için aynı hukuk” vurgusu yaptı. Açıklamanın hemen ardından sosyal medyada geniş yankı oluştu; iddialar kısa sürede “ayrıcalık” ve “eşitlik” başlıkları altında tartışılmaya başlandı. “Beni izleyen raporlar WhatsApp’tan elime geldi” dedi Başarır, kendisine ait olduğu ileri sürülen araç üzerinden yürütülen takibin “6 sayfalık istihbarat raporu”na dönüştüğünü, bu belgelerin defalarca kendisine gönderildiğini açıkladı. Araçla ilgili tüm yükümlülüklerin şahsı tarafından karşılandığını söyleyen Başarır, “Resmi aracı kullanmadım, şahsi aracımla dolaştım” ifadesini kullandı. Emniyet ve Bakanlığa açık çağrı yaptı Canlı yayında doğrudan İçişleri Bakanlığı ve Emniyet’e seslenen Başarır, çakar kullanımına dair kamuoyuna şeffaf bir açıklama yapılmasını istedi. “Kimin hangi yetkiye dayanarak çakar kullandığı açıklansın” çağrısı, tartışmanın devlet kapasitesi ve denetim mekanizmaları boyutuna taşınmasına yol açtı. Gazetecilerden karşı hamle geldi İddiaların ardından bazı gazeteciler sosyal medya üzerinden yanıt niteliğinde açıklamalar yaparak çakar kullanmadıklarını dile getirdi. Bu açıklamalar, kamuoyundaki “kim doğru söylüyor” sorusunu daha da görünür kıldı ve tartışmayı derinleştirdi. “Resmi araç suistimali” iddiası masada Olayın çıkış noktası olan trafik denetimi ve araçtan kimin çıktığına dair iddialar henüz resmî bir makam tarafından doğrulanmadı. Bu belirsizlik, tartışmanın yalnızca kişiler üzerinden değil, sistemsel denetim zafiyeti üzerinden yürütülmesine neden oldu. Türkiye toplumunda eşitlik talebi yükseliyor Tartışma, “ayrıcalıklar devleti mi, eşit hukukun devleti mi?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Türkiye toplumunda, çakar ve benzeri sembollerin “imtiyaz” anlamına gelmemesi, denetimin herkes için eşit işletilmesi yönündeki talep sosyal medyada güçlü biçimde dile getiriliyor. Gözler resmî açıklamada simlerin açıkça telaffuz edilmesiyle ivme kazanan tartışmada, İçişleri Bakanlığı ve ilgili kurumların yapacağı açıklamalar merakla bekleniyor. Kamuoyu, iddiaların somut verilerle aydınlatılmasını ve çakar kullanımına ilişkin kuralların şeffaf biçimde ortaya konmasını istiyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.