SON DAKİKA

#Gazetecilik

HABER DEĞER - Gazetecilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gazetecilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

RTÜK Sözcü TV ve Koza TV'ye idari para cezası verdi Haber

RTÜK Sözcü TV ve Koza TV'ye idari para cezası verdi

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) toplantısında "tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini" ihlal ettiği gerekçesiyle medya kuruluşlarına yönelik yaptırım kararları alındı. Sözcü TV'ye Murat Ağırel yorumu gerekçesiyle yaptırım RTÜK, Sözcü TV'de 25 Ekim tarihinde yayınlanan "Simge Fıstıkoğlu ile İyi Ki Hafta Sonu" isimli programı mercek altına aldı. Sunucu Simge Fıstıkoğlu’nun, gazeteci Murat Ağırel'in tutuklanmasıyla ilgili yaptığı değerlendirmelerde Ağırel'in gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklandığı yönünde kanaat oluşturduğu tespiti üzerine kanala idari para cezası verildi. Koza TV'ye "doğruluk ilkesi" ihlali kararı Kurul, Koza TV’de 21 Ekim ve 23 Ekim tarihlerinde yayınlanan, moderatörlüğünü Evren Özalkuş’un yaptığı "Doğrusunu İstersen" isimli programlar nedeniyle de yaptırım kararı aldı. Fon soruşturmasının ele alındığı yayınlarda, konuklar İYİ Parti Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu ve YENİ Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat’ın iddiaları üzerine sunucunun düzeltme yapmadığı ve konukların ifadelerini tasdik ettiği gerekçesiyle kanala ceza kesildi. RTÜK Üyesi Tuncay Keser'den karara tepki Alınan kararlara muhalefet eden RTÜK Üst Kurulu Üyesi Tuncay Keser, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu değerlendirmelerde bulundu: "RTÜK'ten SZC ve KOZA TV'ye yine ceza… İki hafta önce fon yolsuzluğu soruşturmasıyla ilgili yayınları nedeniyle üst sınırdan ceza alan SZC TV Murat Ağırel'in 'haksız yere tutuklandığı algısı oluşturduğu', Koza TV ise fon yolsuzluğu soruşturması ile ilgili siyasetçilerin yorumlarının, doğruluğundan emin olunmaksızın yayınladığı gerekçesiyle yaptırıma uğradı. Milyarlarca liralık fon yolsuzluğu soruşturması ile bağlantılı erişim engelleri ve televizyon yayınlarının peş peşe cezalandırılması, halkın haber alma hakkı ile basın ve ifade özgürlüğünü daraltan süreçlerdir." Yorum programlarındaki siyasi tartışmaların "haberde doğruluk" cenderesine alınmasının çoğulculuk ilkesine aykırı olduğunu vurgulayan Keser, "Yorum programlarında siyasi tartışma çerçevesinde ifade edilen görüşlerin, 'haberde doğruluk' cenderesine alınması ve cezalandırma yoluna gidilmesi, çoğulculuk ilkesine, RTÜK'ün düşünce çeşitliliğini koruma yükümlülüğüne aykırıdır. Gazeteci Murat Ağırel'in masumiyet karinesini hiçe sayan ve siyasi tartışma özgürlüğüne darbe vuran yaptırım kararlarına muhalefet ettim." dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Halk TV'ye kayyum atanması sonrası Cafer Mahiroğlu'ndan 10 soru Haber

Halk TV'ye kayyum atanması sonrası Cafer Mahiroğlu'ndan 10 soru

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şirketlerine el konulan ve TMSF bünyesindeki kayyum heyeti tarafından yönetimi devralınarak yayını kesilen Halk TV'de sular durulmuyor. Kanalın eski Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu, sosyal medya mecraları üzerinden yaptığı açıklamada operasyonun arkasındaki mali iddialar hakkıdan konuştu. Mahiroğlu açıklamasında şu değerlendirmede bulundu: "Halk TV, halkın kanalıdır; sahibi halktır. Bugüne kadar gücümüzü halktan alarak gazetecilik yaptık. Çok bedel ödedik ama asla diz çökmedik! Halkın doğru bilgilendirilmesi adına buradan tüm gazetecilere ve basının bütün paydaşlarına sesleniyorum. Mesele Cafer Mahiroğlu değil; diz çöktürülemeyen bir yayın organının patronuna yapılan operasyondur." Kayyum heyetine yöneltilen 10 sorusu Mahiroğlu yönetime şu soruları iletti: Halk TV belediyelere toplam kaç liralık fatura kesmiştir? Aynı dönemde Halk TV’nin aylık toplam fatura tutarları ve her bir yılın toplam cirosu ne kadardır? Bu faturalar hangi şirketlere, hangi tutarlarda kesilmiştir? Cafer Mahiroğlu’nun şahsi şirketlerinden Halk TV’ye veya Halk TV’den bu şirketlere herhangi bir fatura kesilmiş midir? Kesilmişse hangi hizmet karşılığında ve ne tutarda kesilmiştir? Halk TV’nin aylık toplam gideri ne kadardır? Belediyelerden elde edilen gelirlerin bu giderleri karşılama oranı nedir? “Halk TV belediyeler sayesinde ayakta kaldı” iddiasını destekleyen mali veriler var mıdır? Cafer Mahiroğlu, Halk TV’ye toplam ne kadar sermaye koymuştur? Cafer Mahiroğlu’nun şahsi hesapları ile şirketler arasında ne tutarda ve hangi amaçlarla para transferi yapılmıştır? Halk TV’nin ayakta kalması için diğer şirketlerden düzenli veya aralıklı olarak toplam ne kadar finansal destek sağlanmıştır? Bustech adlı firmadan Halk TV’ye herhangi bir para akışı olmuş mudur? Olmuşsa hangi tarihlerde, hangi tutarlarda ve ne amaçla gerçekleşmiştir? Bu konudaki MASAK raporunu kamuoyuna açıklar mısınız? Halk TV’nin banka hesaplarındaki toplam nakit tutarı ve alacak listesinde yer alan, tahsil edilmeyi bekleyen toplam tutar ne kadardır? Sorularının şeffaf bir şekilde cevaplanmasını talep eden Mahiroğlu, bağımsız haberciliği hedef alan idari ve adli müdahalelere karşı hukuki mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti. KAMUOYUNA AÇIK ÇAĞRIMDIR Halk TV, halkın kanalıdır; sahibi halktır. Bugüne kadar gücümüzü halktan alarak gazetecilik yaptık. Çok bedel ödedik ama asla diz çökmedik! Halkın doğru bilgilendirilmesi adına buradan tüm gazetecilere ve basının bütün paydaşlarına sesleniyorum. Mesele Cafer Mahiroğlu değil; diz çöktürülemeyen bir yayın organının patronuna yapılan operasyondur. Bu nedenle, kamuoyunu aydınlatmak adına kayyum heyetine şu soruları sorar mısınız? 1. Halk TV belediyelere toplam kaç liralık fatura kesmiştir? 2. Aynı dönemde Halk TV’nin aylık toplam fatura tutarları ve her bir yılın toplam cirosu ne kadardır? 3. Bu faturalar hangi şirketlere, hangi tutarlarda kesilmiştir? 4. Cafer Mahiroğlu’nun şahsi şirketlerinden Halk TV’ye veya Halk TV’den bu şirketlere herhangi bir fatura kesilmiş midir? Kesilmişse hangi hizmet karşılığında ve ne tutarda kesilmiştir? 5. Halk TV’nin aylık toplam gideri ne kadardır? Belediyelerden elde edilen gelirlerin bu giderleri karşılama oranı nedir? “Halk TV belediyeler sayesinde ayakta kaldı” iddiasını destekleyen mali veriler var mıdır? 6. Cafer Mahiroğlu, Halk TV’ye toplam ne kadar sermaye koymuştur? 7. Cafer Mahiroğlu’nun şahsi hesapları ile şirketler arasında ne tutarda ve hangi amaçlarla para transferi yapılmıştır? 8. Halk TV’nin ayakta kalması için diğer şirketlerden düzenli veya aralıklı olarak toplam ne kadar finansal destek sağlanmıştır? 9. Bustech adlı firmadan Halk TV’ye herhangi bir para akışı olmuş mudur? Olmuşsa hangi tarihlerde, hangi tutarlarda ve ne amaçla gerçekleşmiştir? Bu konudaki MASAK raporunu kamuoyuna açıklar mısınız? 10. Halk TV’nin banka hesaplarındaki toplam nakit tutarı ve alacak listesinde yer alan, tahsil edilmeyi bekleyen toplam tutar ne kadardır? Bu soruların cevaplarını belgeleriyle birlikte kamuoyuna açıklayın. — Cafer Mahiroglu (@cafermahiroglu) October 18, 2026 haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kayyım atanan Halk TV çalışanlarından ortak açıklama: "Bilme hakkınız engelleniyor" Haber

Kayyım atanan Halk TV çalışanlarından ortak açıklama: "Bilme hakkınız engelleniyor"

İstanbul'daki merkez binasına gece saatlerinde polis ekipleri ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) yetkililerinin gelmesiyle kayyım atanan Halk TV'de çalışanlar ortak bir bildiri yayımladı. Kanalın YouTube hesabı üzerinden paylaşılan açıklamayı, stüdyoda toplanan çalışanlar adına Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş okudu. "Canlı yayında veda edemedik" Operasyon anında ana kumandaya müdahale edildiğini ve canlı yayın yapmalarının engellendiğini söyleyen Suat Toktaş, yaşanan süreci şu sözlerle aktardı: “Türkiye’nin en büyük, en fazla izlenen kanalına el konuldu. Aslında bilme hakkınız engelleniyor. Aşağı yukarı 20 yıldır yayında olan bir kanala el konuldu. Gece yarısı bir operasyonla TMSF kayyum olarak atandı. Yüzlerce polisle gelindi, ana kumandaya hazırlıklı gelinmişti ve el konuldu. Dolayısıyla biz de yayında veda edemedik." "Sesimizi duyurmaya çalışacağız" Toktaş, "Fakat gazetecilik bitmez. Yayında veda edemedik ama bir biçimde sesimizi duyurmaya çalışacağız. Nasıl bir yol olur, hangi mecralardan olur, onu şu anda bilemiyoruz. Çok sıcak, onları planlarız, onları zaten duyarsınız. Biz burada Türkiye’nin sesi olmaya çalıştık. Türkiye’nin en büyük, en fazla izlenen kanalına el konuldu. Aslında bilme hakkınız engelleniyor. Çünkü burada çalışan herkes halkın haber alma özgürlüğü için çalıştı, bilme hakkınıza hizmet etmek için biz burada vardık. Gazetecilik yaparken sadece bir televizyon kanalında profesyonel bir anlayışla bakmadık. Türkiye’nin içinden geçtiği süreci tarihe aktaran bir resim çekmek, bunları tarihin hafızasına göndermek üzere bir bilinçle hareket ettik. Yayınlarımızın temel çizgisi de bu oldu." diyerek yaşananlara tepki gösterdi. "Toplumda herkesi kucakladık" Toktaş yayın politikalarında da bahsederek, "Epeyce de kapsayıcı bir yayıncılık yaptığımızı düşünüyoruz. İliç'te de vardık, Narin Güran’ın yanında da vardık, Cerattepe’de de vardık, Akbelen’de de vardık. Kimi zaman Kürt olduk, kimi zaman Türk olduk. Kimi zaman LGBT olduk, onların haklarını savunduk. Kimi zaman Alparslan Kuytul olduk, kimi zaman Selahattin Demirtaş olduk. Kimi zaman Selçuk Kozağaçlı olduk, kimi zaman Ekrem İmamoğlu, kimi zaman Can Atalay olduk. Onların sesi olmaya çalıştık. Şimdi o ses susturuluyor. Yani mağdur olan kim varsa onun yanında olmaya çalıştık. Toplumun herkesini kucaklamaya çalıştık. Kimi zaman cezaevlerinin sesi olduk. İnsan hakları ihlallerini yansıtan, hak haberciliği yapan çizgide duran bir yayıncılık yapmaya gayret ettik." dedi. Toktaş ayrıca, "Ama dediğim gibi, gazetecilik bitmez, bugünler geçer. Bunun ülkenin demokrasisine, basın özgürlüğüne herhangi bir faydası olmadığını göreceksiniz; siz de göreceksiniz. Biz 'Halk TV, yalnız değilsiniz' sloganıyla yayın yaptığı yıllarca halkı yanımızda hissetmek isteriz. Daha önce çok badireler atlattık. Arkadaşlığımız dövüldü, cezaevlerine atıldık, yayınlarımız durduruldu, frekans iptalleriyle sürekli tehdit edildik. Bu tehditler altında sesimizi kısmadık, doğru bildiğimiz neyse bunu vermeye çalıştık." diye ekledi. "Bu gidişat doğru bir gidişat değil" Açıklamada, "15 Temmuz darbe girişimine karşı çıkan insanlar burada, bunlara da karşı çıkmış bir ekibiz. Demokrasiye aykırı ne varsa onun karşısında durmuş bir ekibiz. Yarın bu çizgiye, bu gazetecilik anlayışına Türkiye’nin her zamankinden daha fazla ihtiyacı olacak. Çünkü bu gidişat doğru bir gidişat değil. Tarihin bugün iktidar yanında duranların yarın muhalefet olma ihtimali vardır. Buna inanıyoruz. Biz demokratik sınırlar içinde bir yayıncılık yaptık. Türkiye bu badireleri çok fazla atlattı. Yine demokratik sınırlar içinde devir teslimler olur, yarın biz onların da sesi oluruz. Burada oluruz, başka yerde oluruz." denildi. "Susturamadıkları için el koydular" Halk TV'nin uzun süredir ekonomik, yasal ve teknik baskılara maruz bırakıldığını savunan Toktaş, kanalın yönetim kuruluna yönelik adli süreçlere değindi. Toktaş açıklamasına şöyle devam etti: "Ama şu bir gerçek, ekonomik olarak boğulmaya çalışıldık. Zaten teknik olarak ya da yasal olarak epey baskı altına alınmış bir kanaldık. Ama sonuç olarak bir biçimde bu yayınları sürdürdük. Ekonomik abluka en önemli ablukalardan biriydi. Burada şunu söylemek lazım, Türkiye'nin bu şartlarında önce şöyle başlandı, kanal ekonomik olarak darboğaza alınırsa, boğazı sıkılırsa susturur. Dolayısıyla kanalın patronu Cafer Mahiroğlu'na yönelik hamlelerle başladı. Arkasından dosyaları bilmiyor olabilirsiniz, hepsine hakim birisi olarak söylüyorum, Türkiye'de olan şeyler oldu. Çeşitli gizli tanık ifadeleriyle ifadeler üzerine ifadeler alındı. Ve kanalın patronu üzerinden yürünmeye çalışıldı. Çünkü finansman kesildiğinde bu yayınların kesilmesini istiyorlardı ama o da geri durmadı. Planlamaları buydu. Geri durmadı. Geri durmadığı için ve susturamadıkları için ne bizi ne bu kanala finansman sağlayan patronu Cafer Mahiroğlu'nu susturamadıkları için bugün el koydular. Dediğim gibi tarihi bir gün. Gazetecilik tarihimize de geçen bir gün. Kişisel tarihimize de geçen bir gün. Buradaki arkadaşlarımızla biz burada elimizden geleni yaptık. Bundan sonra hangi mecrada ne olur onu bilemiyoruz. Ama tarih bunları yazar. Tarihin doğru tarafında durma gibi bir bilinçle hareket ettik. Bundan sonra da öyle olacaktır. Arkadaşlarım adına da onlarla konuştuğum için söyleyebiliyorum. Bu ifadeleri onlar adına da kullanabiliyorum." diyerek açıklamayı bitirdi. Açıklama, stüdyodaki kanal çalışanlarının alkışlarıyla sona erdi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Haber Editörümüz Ödül Aldı Haber

Haber Editörümüz Ödül Aldı

Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Mezunları Vakfı (İLEV) tarafından geleneksel olarak düzenlenen “Meslekte 50 Yıl Onur Ödülleri”, bu yıl da iletişim alanının duayen isimlerini bir araya getirdi. Gazetecilik, televizyon, radyo, sinema, halkla ilişkiler ve reklamcılık başta olmak üzere iletişim alanında yarım asrı aşan mesleki deneyime sahip isimler, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi (İLEF) Mahmut Tali Öngören Sinema Salonu’nda düzenlenen törenle ödüllerini aldı. İLEV ve İLEF iş birliğiyle gerçekleştirilen törende, fakültenin uygulama atölyelerinde başarı gösteren öğrencilere de “Öğrenci Emek Ödülleri” verildi. Haber sitemizin editörü Sümeyye Ela Er de eğitim programı kapsamındaki mesleki uygulamaları ve atölye çalışmalarındaki özverili çabalarından dolayı 2025-2026 Öğretim Yılı İLEF Öğrenci Emek Ödülü'ne layık görüldü. Mesleki hafıza yeni kuşaklara aktarıldı Etkinlik, İLEV ve İLEF’in yıllardır sürdürdüğü iletişim geleneğini görünür kılarken, mesleki hafızanın yeni kuşaklara aktarılmasına da katkı sundu. Törenin açılışında konuşan İLEV Başkanı Ayça Olcaytu İşçen, geleceğin iletişimcilerinin “gerçekliğin koruyucuları” olacağını ifade eden “İnsanlar her şeyden şüphe ettiğinde güvenebilecekleri doğru bilgiye ihtiyaç duyacak. Geleceğin iletişimcileri de bu güveni inşa eden kişiler olacak” dedi. Mesleğin etik ilkelerine de dikkat çeken İşçen, usta iletişimcilerin genç kuşaklara yalnızca mesleki deneyim değil, aynı zamanda sabretmeyi, sorgulamayı ve vicdanlı olmayı öğrettiğini belirterek, “Saygınlığın, tıklanma sayısından çok daha değerli olduğunu bize ustalarımız öğretti” ifadelerini kullandı. “Bir elimizde yapay zekâ, veriler ve algoritmalar olacak; diğer elimizde ise etik ilkeler, vicdan ve insan sevgisi bulunacak” diyen İşçen, geleceğin başarılı iletişimcilerinin teknolojiyi en iyi kullananlar değil, “en insan kalmayı başarabilenler” olacağını vurguladı. Bu anlamlı günde, 23’üncüsü düzenlenen “Meslekte 50 Yıl Onur Ödülleri”nin sahipleri şu isimlerden oluştu: Ahmet Hagur, Attila Aşut, Behzad Erdem Akdoğan, Bekir Metin, Besim Güçtenkorkmaz, Cengiz Yıldırım, Ekrem Çatay, Emire Yukay, Ercan Akyol, Fahrettin Fidan, Fedai Öztürk, Gönül Doğanöz, Hamit Önder Sürenkök, Hilmi Güver, İnci Derviş İnanç, Korkmaz Çakar, Mehmet Ali Solak, Prof. Dr. Metin Kazancı, Mihriban Sezen, Müşerref Seçkin, Nedret Çatay, Orhan Selim Ertanhan, Osman Yüksel, Prof. Dr. Oya Tokgöz, Selma Özinanır, Serpil Çelikkan, Sevinç Raşit Andız, Suat Altunol, Yaşar Ahmet Hızarcı, Yazgülü Aldoğan ve Yusuf Ağar. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

BBC’nin yayınlamadığı Gazze belgeseli BAFTA’dan ödülle döndü Haber

BBC’nin yayınlamadığı Gazze belgeseli BAFTA’dan ödülle döndü

İngiliz Film ve Televizyon Sanatları Akademisi (BAFTA) tarafından düzenlenen ödül töreninde, Gazze'deki sağlık çalışanlarının yaşadıklarını konu alan belgesel büyük başarı elde etti. İlk olarak kamu yayıncısı BBC tarafından sipariş edilen ve finanse edilen yapım, 2025 yılının Haziran ayında yayınlanmasına kısa bir süre kala kanal yönetimi tarafından durdurulmuştu. BBC’nin iptal kararı üzerine Channel 4 kanalında izleyiciyle buluşan belgesel, uluslararası düzeyde dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. "Susturulmayı kabul etmedik" Ödülü almak üzere sahneye çıkan gazeteci ve sunucu Ramita Navai, konuşmasında Gazze'deki sağlık çalışanlarının içinde bulunduğu koşullara dikkat çekti. Navai, bölgede 1700’den fazla sağlıkçının hayatını kaybettiğini ve yüzlercesinin gözaltına alındığını vurgulayarak ödülü İsrail hapishanelerindeki Filistinli sağlık çalışanlarına ithaf etti. Navai konuşmasında, "BBC’nin finanse ettiği ancak yayınlamayı reddettiği soruşturmanın bulguları bunlar. Susturulmayı ve sansürlenmeyi kabul etmedik" ifadelerini kullandı. Yapımcıdan BBC’ye sansür eleştirisi Belgeselin yapım şirketi Basement Films’in kurucusu Ben de Pear, törende BBC yönetimini hedef alan açıklamalarda bulundu. Belgeselin daha önce en az altı kez yayın tarihi aldığını ve kapsamlı bir denetim sürecinden geçtiğini hatırlatan Pear, ödülün kazanılmasının ardından BBC’ye hitaben, "Filmimizi yayınlamadığınıza göre bizi de bu geceki BAFTA yayınından çıkaracak mısınız?" sorusunu yöneltti. BAFTA ödül töreni, belgeselin yayınlanmadığı BBC One kanalında iki saat gecikmeli olarak yayınlandı. BBC'nin Gazze içeriklerindeki tutumu tartışılıyor BBC’nin "Gazze: Saldırı Altındaki Doktorlar" belgeselini yayınlamama kararı, o dönem gazetecilik çevrelerinde seslerin susturulması ve sansür iddialarıyla geniş çaplı tepki çekmişti. Kurum, 2025 yılının Şubat ayında da Gazze’deki çocukların yaşam mücadelesini anlatan bir başka yapımı yayınladığı için izleyicilerden özür dilemiş ve benzer bir tartışmanın odak noktası olmuştu. BAFTA ödülüyle birlikte, yayıncı kuruluşun Gazze konusundaki yayın politikası İngiliz basınında yeniden tartışılmaya başlandı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Pembe Pusula Gazetesi 15 yaşında: Kadınların sesi susmayacak Haber

Pembe Pusula Gazetesi 15 yaşında: Kadınların sesi susmayacak

Türkiye’nin Tek Kadın Gazetesi Pembe Pusula Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Neslihan Çelik Alkoçlar, 15. Kuruluş Yıldönümü ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla açıklama yayınladı. Açıklamasında dikkat çeken ifadelere yer veren Pembe Pusula Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Neslihan Çelik Alkoçlar, gazetenin kurulduğu günden bu yana kadınların eşitlik, adalet ve hak mücadelesinin sözcüsü olmaya çalıştıklarını vurgulayarak, kadınların sesini görünür kılan, sorunlarını gündeme taşıyan ve çözüm için yol gösteren öncü bir misyon üstlendiklerini söyledi. “Kadınlar, erkek egemen zihniyete kurban edilmeye devam ediyor” Tarih yazan bir kalemin, cesaretle atılmış bir imzanın ve kadınların sesini büyüten bir mücadelenin yıl dönümünü kutluyor olmanın gurur ve mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden Alkoçlar, 8 Mart’ta yalnızca bir gazetenin kuruluşunu değil, kadınların varoluş mücadelesini, özgürlüğe kanat çırpışlarını ve toplumsal hayattaki güçlü varlığını da gündeme taşıyacaklarını belirterek, “Biz sadece habercilik yapmadık, kadınlara varoluş mücadelesinin kutsallığı noktasında cesaret verdik, onların toplumun hücrelerine kadar yayılan kimi zaman hüzünlü kimi zaman gurur veren yaşam hikayelerini sayfalarımıza taşıdık. 15 yılda sadece dayanışma ruhunu büyütmedik aynı zamanda son 15 yılda acımasızca yaşamdan koparılan 4500 kadınımızın hatırasını sayfalarımıza taşıyarak toplumumuzun ve kurumlarımızın kadın cinayetleri ile yüzleşmesi ve cezasızlığın ortadan kalkmasına yönelik farkındalık oluşmasına yönelik örnek bir yayıncılık benimsedik. Dünyanın farklı coğrafyalarında erkek egemen zihniyet, güç ve iktidar savaşıyla her yeri kan gölüne çevirirken, kadınlar ve çocuklar her zaman olduğu gibi yaşam ve umut arasındaki trajedinin mağduru olmaya devam etmektedir. ‎Daha bir hafta önce İran’da bir kız okulunda 168 evladın öldürülmesi, Filistin’de 3 yıldır devam eden zulümde öldürülen kadın ve çocukların sayısı bize hem Türkiye’de hem de dünyada kadınların karşı karşıya olduğu vahşet ve riski derin ve yakıcı şekilde anlatmaktadır. Kadına yönelik şiddet, aile içi istismar, ekonomik eşitsizlik ve özellikle kadın cinayetleri, çağımızın en ağır insan hakları ihlalleri arasında yer alıyor. Her yıl binlerce kadın, yalnızca kadın olduğu için şiddete maruz kalıyor, hayatını kaybediyor ya da yaşam hakkını tehdit altında sürdürüyor. Erkek egemen zihniyetin devamlılığı için kadınlar kurban edilmeye devam ediyor.” dedi. “Kalem sustuğunda karanlık büyür. Kadın yazdığında tarih değişir” ‎“Kadın varsa toplum vardır” gerçeğiyle haykıran varoluş mücadelesinin verdiği ilham ve cesaretin Pembe Pusula’nın yolunu aydınlatmaya devam ettiğine dikkat çeken Neslihan Çelik Alkoçlar, kadınların sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal hayatta daha güçlü temsil edilmesi için atılan her adımda, geçmişin cesur kadınlarının izini gördüklerini, onların açtığı yolda daha kararlı yürüdüklerine işaret ederek; “Yaşamdan koparılan tüm kadınları saygı ve özlemle anıyor, kadınların özgür ve güvenli yaşayabildiği bir dünya için mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz. Kadın cinayetleri istatistik değildir. Her biri hayalleri, umutları ve yaşamları yarım bırakılmış kadınların hikâyesidir. Her isim, yitirdiğimiz bir hayatın yüreklerimizde açtığı yarayı, toplum vicdanına büyüyen kara lekeyi temsil ediyor. Özgecan Aslan, Pınar Gültekin, Emine Bulut, Şule Çet, Başak Cengiz, Münevver Karabulut, Nagehan Usta, Narin Güran ve daha niceleri… Bu isimler toplumsal şiddetin sembolü hâline gelmiş acı bir gerçek olarak hafızamızdaki ve vicdanımızdaki tazeliğini koruyor. 15 yıl önce yola çıkarken tek bir ilkemiz vardı: Kadınların sesi duyulmalı, kadınların hikâyeleri anlatılmalı ve adalet talebi görünür olmalı. Gazeteciliğin yalnızca haber vermek olmadığına inanıyoruz. Bize göre gazetecilik toplumun vicdanını canlı tutabildiği ölçüde büyüyecektir. Bu nedenle kadına yönelik şiddet başta olmak üzere dünyamızı sonsuz bir uçurumun eşiğine sürükleyen sorunları ve bu sorunların baş aktörlerinin kirli ve karanlık yüzlerini ifşa etmeyi, dünyayı güzelleştiren her bir kadının adını ve hikayesini yaşatmayı sorumluluğumuzun gereği olarak görüyoruz. Kuruluş yıldönümümüz olan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde bir kez daha söz veriyoruz: Kadınların sesi olmaya, adalet arayışını görünür kılmaya ve kadınların yaşam hakkını savunmaya devam edeceğiz. Çünkü her kadın adı hatırlandıkça, her hikâye anlatıldıkça, sessizlik biraz daha kırılır. Kalem sustuğunda karanlık büyür. Kadın yazdığında tarih değişir. Nice güçlü, cesur ve aydınlık yıllara…” diye konuştu.

Kenan Şener’in ifadesi ortaya çıktı: Milli güvenlik riski taşımadığını düşünüyorum Haber

Kenan Şener’in ifadesi ortaya çıktı: Milli güvenlik riski taşımadığını düşünüyorum

ANKA Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Kenan Şener, İncirlik Hava Üssü görüntüleriyle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında verdiği ifadede, yaptığı yayının milli güvenlik riski taşımadığını düşündüğünü söyledi. Şener, gazetecilik faaliyeti kapsamında hareket ettiğini belirtti. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, ANKA’nın sosyal medya hesabından “İncirlik Hava Üssü’nde operasyon hareketliliği” başlığıyla yapılan canlı yayın hakkında, 2565 Sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu’na muhalefet iddiasıyla re’sen soruşturma başlatmıştı. Soruşturma kapsamında Kenan Şener’in yanı sıra Koza TV Genel Müdürü Mehlika Bilen, Koza TV muhabiri Sergen Ölçer ve Adana Büyükşehir Belediyesi personeli Güral Bıçakçı gözaltına alınmıştı. Avukatları eşliğinde ifade veren Şener, saat 14.00 civarında diğer isimlerle birlikte Yüreğir Devlet Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirildi. Şener’in gün içinde adliyeye sevk edilmesi bekleniyor. Cumhuriyet gazetesinde yer alan habere göre Şener ifadesinde, “Milli güvenlik riski taşımadığını düşünüyorum. Milli güvenlik riski içeren bir yayının sorumluluğunu üstleniyorum. Ben herhangi bir hata yapıldığını düşünmüyorum. Gazetecilik açısından hata yapıldığını düşünmüyorum” ifadelerini kullandı. Soruşturmanın ardından ANKA Haber Ajansı da bir açıklama yayımlamıştı. Açıklamada, canlı yayının başlığının yanlış anlaşılmalara yol açtığının fark edildiği, söz konusu yayının tepkilerden önce sonlandırıldığı ve kaydın kaldırıldığı belirtilmişti. Ajans, kamuoyundan özür dilediğini duyurmuştu. Soruşturma sürecinin savcılık aşamasında nasıl ilerleyeceği merakla bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.