SON DAKİKA

#Genelkurmay Başkanı

HABER DEĞER - Genelkurmay Başkanı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Genelkurmay Başkanı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

1980 Travması: Darbenin Mimarı Kenan Evren Kimdir? Haber

1980 Travması: Darbenin Mimarı Kenan Evren Kimdir?

Manisa’dan Harp Okulu’na: Askeri Kariyerin Basamakları Tam adıyla Ahmet Kenan Evren, 17 Temmuz 1917 tarihinde Manisa’nın Kula ilçesinde dünyaya geldi. Her ikisi de Balkan göçmeni olan bir ailenin dördüncü ve son çocuğu olarak doğdu. Babası Hayrullah Evren, Düyun-u Umumiye (Genel Borçlar) teşkilatında aşar kontrol memuru olarak görev yapmış, anne tarafı ise Bulgaristan'ın Ziştov kentinden göç ederek Soma’ya yerleşmişti. Resmi nüfus cüzdanı doğumundan altı ay sonra Alaşehir'de çıkarıldığı için resmî kayıtlara 1 Ocak 1918 doğumlu olarak geçti. Eğitim hayatına Alaşehir'de ilkokulla başlayan Evren, ortaokulu Manisa'da, liseyi ise İstanbul'da Maltepe Askeri Lisesi'nde tamamladı. 1938 yılında Kara Harp Okulu'ndan topçu asteğmen olarak mezun olan Evren, Şubat 1939'da teğmenliğe yükseldi. Çeşitli topçu birliklerinde batarya takım komutanlığı ve batarya komutanlığı yaptıktan sonra 1946 yılında Kara Harp Akademisi'ne girdi ve 1949'da kurmay yüzbaşı unvanıyla mezun oldu. Bu aşamadan sonra Genelkurmay Eğitim Şubesi kısım amirliği, 1. Ordu Harekât Dairesi başkan yardımcılığı ve Kara Harp Akademisi'nde öğretmenlik gibi kritik görevler üstlendi. Askeri kariyerindeki uluslararası dönemeçlerden biri, Kore Savaşı'nın ardından 1958-1959 yıllarında Güney Kore'de kalan Türk Tugayı'nda Harekât ve Eğitim Şube Müdürü ile Kurmay Başkanı olarak görev yapmasıydı. Türkiye'ye döndükten sonra Ordu Donatım Okulu Kurmay Başkanlığı, 2. Ordu Harekât Eğitim Başkanlığı, 227. Piyade Alayı komutanlığı, 9. Kolordu kurmay başkanlığı ve Kara Kuvvetleri Okullar Dairesi başkanlığı görevlerini yürüttü. 1964'te tuğgeneralliğe, 1967'de tümgeneralliğe terfi etti. Bu süreçte 58. Er Eğitim Tümeni Komutanlığı ve 2. Ordu kurmay başkanlığı yaptıktan sonra, 1970 yılında korgeneralliğe yükselerek 11. Kolordu komutanlığı ve Kara Kuvvetleri Denetleme Kurulu başkanlığı görevlerinde bulundu. 1974'te orgeneral rütbesiyle Genelkurmay İkinci Başkanlığı'na, 1976-1977 yıllarında ise Ege Ordusu Komutanlığı'na getirildi. Genelkurmay Başkanlığına Giden Yol Kenan Evren'in Genelkurmay Başkanlığı koltuğuna oturması, TSK içindeki dengelerin ve kıdem geleneğinin altüst olduğu sancılı bir süreçin sonucunda gerçekleşti. 1 Haziran 1977'de, "Kanlı 1 Mayıs" olaylarının ardından Kara Kuvvetleri Komutanı Namık Kemal Ersun, olası bir darbe hazırlığı içinde olduğu iddiasıyla dönemin başbakanı Süleyman Demirel tarafından 200 askerle birlikte resen emekliye sevk edildi. Geleceğin Genelkurmay Başkanı gözüyle bakılan Ersun'un tasfiye edilmesi orduda büyük bir sarsıntı yarattı. Bu karışıklık ortasında Genelkurmay Başkanı Semih Sancar'ın görev süresi bir yıl uzatılırken, Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na kimin getirileceği konusunda Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk ile Başbakan Süleyman Demirel arasında anlaşmazlık çıktı. Korutürk 1. Ordu Komutanı Adnan Ersöz'ü, Demirel ise 3. Ordu Komutanı Ali Fethi Esener'i savunurken, iki liderin de geri adım atmaması üzerine her iki komutan da 30 Ağustos 1977'de emekliye ayrıldı. Böylece kıdem sırasına göre Orgeneral Kenan Evren, 5 Eylül 1977'de beklenmedik bir şekilde Kara Kuvvetleri Komutanı oldu. Kısa bir süre sonra, 6 Mart 1978'de ise Türkiye Cumhuriyeti'nin 17. Genelkurmay Başkanı olarak atandı. "Adresi Meçhul Mektup"tan 12 Eylül Şafağına 1970'lerin sonlarına doğru Türkiye; ekonomik krizler, sağ-sol çatışmaları, siyasi cinayetler ve meclisin cumhurbaşkanını seçemez duruma gelmesiyle tam bir kaosa sürüklenmişti. Bu ortamda askerî kanat, baskılarını giderek artırdı. 27 Aralık 1979'da Kenan Evren ve kuvvet komutanları tarafından imzalanarak Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'e sunulan ve tarihe "adresi meçhul mektup" olarak geçen uyarı belgesinde, iki büyük siyasi parti olan AP ile CHP'ye ülkeyi birlikte yönetme ve sorunları çözme çağrısı yapıldı. Korutürk bu mektubu 2 Ocak 1980'de hükümete ve partilere iletti ancak siyasi çekişmeler durdurulamadı. Evren, 30 Ağustos 1980'deki Zafer Bayramı konuşmasında da müdahale sinyallerini açıkça verdi. Takvimler 12 Eylül 1980 Cuma gününü gösterdiğinde, sabaha karşı TRT radyolarından okunan "Ordu yönetime el koydu" bildirisiyle Türkiye bir kez daha tank sesleriyle uyandı. Kenan Evren liderliğinde; Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Nejat Tümer ve Jandarma Genel Komutanı Sedat Celasun'dan oluşan Milli Güvenlik Konseyi (MGK) kuruldu. Evren; Genelkurmay Başkanlığı ve MGK başkanlığının yanı sıra Devlet Başkanlığı unvanını da üstlendi. Darbenin gerekçesi resmi bildirilerde "devlet otoritesini yeniden tesis etmek, kardeş kavgasını önlemek ve ülkenin bölünmesini engellemek" olarak duyuruldu. Siyasi partiler kapatıldı; Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan ve Alparslan Türkeş gibi liderler önce Hamzakoy'a, ardından Zincirbozan'a sürgüne gönderildi. Parlamento feshedildi ve tüm ülkede sıkıyönetim ilan edildi. Darbe yönetimini kurumsallaştırmak amacıyla 20 Eylül'de eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Bülent Ulusu'ya hükümeti kurma görevi verildi. Acı Reçete ve Türk-İslam Sentezi 12 Eylül darbesi, yalnızca iç güvenlik gerekçesiyle yapılan bir müdahale değil, aynı zamanda Türkiye ekonomisini küresel sermayeye ve serbest piyasa ekonomisine entegre etmeyi amaçlayan 24 Ocak 1980 kararlarının topluma baskıyla kabul ettirilmesinin kilit aracıydı. Mehmet Ali Birand'ın 12 Eylül Saat 04.00 kitabında aktardığına göre, IMF yetkilileri askeri rejimin getirdiği sıkı disiplinin ekonomik kararların uygulanmasını kolaylaştırdığını açıkça övüyordu. Sıkıyönetim rejimi sayesinde sendikal muhalefet tamamen ezildi, grevler yasaklandı, işçi hakları askıya alındı ve halkın alım gücü büyük ölçüde düştü. İdeolojik alanda ise 1970'lerin güçlü sol muhalefetine karşı bir kalkan olarak Türk-İslam sentezi resmi devlet ideolojisi haline getirildi. Eğitim ve kültür hayatı bu eksende yeniden dizayn edildi. Karanlık Bilanço Kenan Evren döneminde Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en ağır insan hakları ihlallerine ve hukuksuzluklarına sahne oldu. Resmî raporlara ve insan hakları belgelendirmelerine göre 12 Eylül rejiminin bıraktığı bilanço şu acı tabloydu: 650 bin kişi gözaltına alındı; gözaltı süreleri günlerce, aylarca sürdü. 1 milyon 683 bin kişi sakıncalı olarak fişlendi. Açılan 210 bin dava kapsamında yüz binlerce insan yargılandı. Mahkemelerde toplam 6 bin 353 kişi için idam cezası istendi, mahkemeler 517 kişiye idam cezası verdi ve bunlardan 50'si (48 erkek, 2 adli suçlu) infaz edildi. İdam edilenlerin en sembolik ve trajik ismi, yaşı büyütülerek darağacına gönderilen 17 yaşındaki Erdal Eren oldu. Kenan Evren, Muş gezisinde yaptığı bir konuşmada idamları savunurken tarihe kazınan "Şimdi ben, bunu yakaladıktan sonra mahkemeye vereceğim ve ondan sonra da idam etmeyeceğim, ömür boyu ona bakacağım... Asmayalım da besleyelim mi?" sözlerini sarf etti. Yıllar sonra bir belgeselde ise idam kararlarını imzalarken elinin hiç titremediğini ve vicdan azabı çekmediğini ifade etti. Cezaevlerinde sistematik ve yaygın işkenceler uygulandı. Resmi rakamlara göre 171 kişi işkence altında hayatını kaybetti, yüzlerce insan sakat kaldı. Açlık grevleri ve ölüm oruçlarında mahkumlar yaşamını yitirdi. 30 bin kişi sakıncalı bulunarak kamu görevinden ve işinden atıldı. 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı, 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurt dışına kaçmak zorunda kaldı. Basın, sanat ve kültür üzerindeki baskılar en üst seviyeye çıktı. Mamak Sıkıyönetim Komutanlığı'nca Bilim ve Sosyalizm Yayınları'na ait 113 bin 607 kitap yakıldı, yayıncı İlhan Erdost katledildi. Toplamda 39 ton kitap, gazete ve dergi SEKA'da imha edildi. Yüzlerce gazeteci yargılandı, gazeteler günlerce kapatıldı. Yılmaz Güney'in filmleri dahil 937 film yasaklandı. 23 bin 667 derneğin faaliyeti durduruldu. 1982 Anayasası ve Çankaya Yılları Askeri rejimin gölgesinde, üyeleri MGK tarafından atanan Danışma Meclisi tarafından hazırlanan anayasa, "hayır" oylarının rengi olan mavinin kullanımının yasaklandığı ve propagandaların tek taraflı yürütüldüğü bir ortamda halk oylamasına sunuldu. 7 Kasım 1982'de yapılan referandumda %91,37 oranında "evet" oyuyla 1982 Anayasası kabul edildi. Bu sonuç, anayasanın geçici 1. maddesi gereğince Kenan Evren'i otomatik olarak Türkiye'nin 7. Cumhurbaşkanı yaptı. 1 Temmuz 1983'te Genelkurmay Başkanlığı görevini Kara Kuvvetleri Komutanı Nurettin Ersin'e devrederek askerlikten emekli olan Evren, 6 Kasım 1983 genel seçimlerinin ardından iktidara gelen ANAP lideri Turgut Özal ile cumhurbaşkanlığı süresince genel anlamda uyumlu bir çalışma yürüttü. Dış politikada Pakistan lideri Ziya ül Hak ile yakın ilişkiler kurdu, İslam Konferansı Örgütü'nün zirvelerinde Türkiye'yi temsil etti. Cumhurbaşkanlığı görevi 9 Kasım 1989'da sona eren Evren, yerini Turgut Özal'a bırakarak Marmaris'e yerleşti. Emeklilik yıllarında resim yapmaya başlayan Evren, kişisel sergiler açtı, anılarını altı ciltlik Kenan Evren'in Anıları adıyla yayımladı ve kurduğu Kenan Evren Eğitim Kültür Vakfı ile ilgilendi. Bu dönemde yaptığı tabloların doğayı, çiçekleri ve huzurlu manzaraları yansıtması, sebep olduğu büyük toplumsal acılarla tezat oluşturduğu için kamuoyunda sıkça eleştirildi. Yargılama Süreci ve Tarihi Mahkûmiyet Kenan Evren'in dokunulmazlık zırhı, uzun yıllar boyunca anayasaya konulan maddelerle korundu. 2000 yılında Adana Savcısı Sacit Kayasu Evren hakkında iddianame hazırlasa da bu girişim sonuçsuz kalmış, Kayasu meslekten ihraç edilmiş ve AİHM kararıyla haklı bulunmuştu. Dönüm noktası ise 12 Eylül 2010 anayasa referandumu oldu. Referandumda %57,88 "evet" oyu çıkmasıyla birlikte, darbecilerin yargılanmasını ömür boyu garanti altına alan 1982 Anayasası'nın Geçici 15. maddesi yürürlükten kaldırıldı. Bu hukuki gelişmeyle birlikte Türkiye'nin dört bir yanından savcılıklara binlerce suç duyurusu yağdı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma sonucunda Ocak 2012'de hazırlanan iddianame ile Kenan Evren ve dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya şüpheli sıfatıyla yargı önüne çıkarıldı. 765 sayılı TCK'nın devlet kuvvetleri aleyhine cürümlerini düzenleyen 146. maddesi uyarınca yargılanan sanıklar, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle hakim karşısına çıktı. Sağlık durumu nedeniyle duruşmalara bizzat katılamayan Evren, tedavi gördüğü Ankara GATA'daki odasından sesli ve görüntülü bilişim sistemi (SEGBİS) aracılığıyla savunma yaptı ve mahkemedeki ifadesinde "Biz o gün doğru olanı yaptık. Bugün de olsa aynı şekilde ihtilal yapardık" diyerek yaptıklarını savundu. Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlayan ve mahkemenin kapatılmasının ardından Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam eden dava, 18 Haziran 2014 tarihinde karara bağlandı. Mahkeme, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya'yı "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nı ve TBMM'yi ortadan kaldırmaya ve görevini yapmasını engellemeye teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Ardından takdiri indirim uygulayarak cezayı müebbet hapse çevirdi ve Askeri Ceza Kanunu'nun 30. maddesi gereğince rütbelerinin erliğe düşürülmesine hükmetti. Yargıtay aşamasındaki temyiz süreci devam ederken, 9 Mayıs 2015 tarihinde Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde (GATA) çoklu organ yetmezliği ve solunum yetmezliği nedeniyle 98 yaşında vefat etti. Ölümünün ardından 12 Mayıs 2015'te Genelkurmay Başkanlığı'nda sivil katılımın neredeyse yalnızca ailesiyle sınırlı kaldığı askeri bir tören düzenlendi; cenazesi Ahmet Hamdi Akseki Camii'nde kılınan namazın ardından Devlet Mezarlığı'nda toprağa verildi. Evren'in ölümüyle birlikte, hukuki süreç devam ettiği için kamu davası düşmüş oldu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yüksek Askeri Şura toplanıyor: Gözler Komuta kademesindeki kritik kararlarda Haber

Yüksek Askeri Şura toplanıyor: Gözler Komuta kademesindeki kritik kararlarda

Geleneksel süreç gereği Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kurul üyelerinin Anıtkabir ziyaretiyle start alacak çalışmalar, akabinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde devam edecek. Tek gün içinde neticelenmesi öngörülen zirvede çıkacak nihai kararlar, Cumhurbaşkanı'nın onay süzgecinden geçtikten sonra resmen yürürlüğe girecek. Şura masasında yeni isimler yer alacak Külliye'de gerçekleştirilecek kritik toplantıya devletin üst kademesi tam kadro iştirak edecek. Toplantı masasında; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin hazır bulunacak. Bununla birlikte Adalet Bakanı Akın Gürlek, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, kariyerlerinde ilk defa YAŞ masasında şura üyesi sıfatıyla koltuğa oturacak. Toplantıda ayrıca Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile kuvvet komutanları da görev yapacak. Kuvvet Komutanlıklarında görev süresi ve değişim ihtimalleri Geçtiğimiz dönem göreve getirilen Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel'in mevcut görev süreleri halihazırda devam ediyor. Buna karşın, görev sürelerinin sonuna gelen Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu ile Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu'nun sürelerinin uzatılıp uzatılmayacağı masadaki en önemli başlıklar arasında bulunuyor. Şura'dan bu iki komutanın emekliye sevk edilmesi yönünde karar çıkması durumunda; Deniz Kuvvetleri için Donanma Komutanı Oramiral Kadir Yıldız, Hava Kuvvetleri için ise Muharip Hava Kuvveti Komutanı Orgeneral Rafet Dalkıran kuvvet komutanlığı için en güçlü alternatifler olarak öne çıkıyor. Üst rütbe terfileri değerlendiriliyor Komuta kademesindeki bu kritik dengelerin yanı sıra, alt kadrolardaki general ve amiral kadrolarının terfi dosyaları da incelemeden geçecek. Kara Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinden Korgeneral Zorlu Topaloğlu ile Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinden Korgeneraller İsmail Günaydning, Erdoğan Gür ve İsmail Üner'in bir üst rütbeye terfi edip etmeyecekleri bugün netlik kazanacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Katil Netanyahu’dan kritik uyarı: Karmaşık ve zor günler yaşıyoruz Haber

Katil Netanyahu’dan kritik uyarı: Karmaşık ve zor günler yaşıyoruz

İran ile ABD arasındaki gerilim sürerken İsrail yönetimi olası senaryolara karşı hazırlıklarını artırdı. İsrail Meclisi’nde konuşan Başbakan Binyamin Netanyahu, ülkenin “karmaşık ve zor günlerden” geçtiğini belirterek muhalefete birlik ve işbirliği çağrısında bulundu. Netanyahu’dan birlik çağrısı İsrail Meclisi’nde yaptığı konuşmada saldırı ihtimaline dikkat çeken Netanyahu, mevcut gelişmelerin belirsizlik içerdiğini söyledi. Her türlü senaryoya hazır olduklarını belirten Netanyahu, iç siyasi polemiklerin bir kenara bırakılması gerektiğini savunarak muhalefetin hükümetle işbirliği yapması çağrısında bulundu. İsrail toplumuna da birlik mesajı veren Netanyahu, yaklaşan Purim Bayramı öncesinde “omuz omuza durma” vurgusu yaptı. İran’a sert mesaj Netanyahu, İran’ın İsrail’e yönelik olası bir saldırısına karşı güçlü karşılık verileceğini ifade ederek Tahran yönetimine caydırıcı mesajlar gönderdi. Başbakan, kimsenin mevcut sürecin nasıl sonuçlanacağını öngöremediğini belirterek bölgesel risklerin arttığına işaret etti. Güvenlik toplantısı için Meclis’ten ayrıldı Konuşmasının ardından Meclis’i erken terk eden Netanyahu’nun Başbakanlık Ofisi’nde sınırlı katılımlı bir güvenlik toplantısı düzenlediği aktarıldı. Toplantıda İran gündeminin ele alındığı; Savunma Bakanı, Genelkurmay Başkanı ve güvenlik-istihbarat birimlerinin üst düzey temsilcilerinin hazır bulunduğu bildirildi. Nükleer görüşmeler sürerken gerilim yükseliyor İran ile ABD arasında Umman’ın arabuluculuğunda yürütülen nükleer görüşmelerin yeni turunun 26 Şubat’ta Cenevre’de yapılması planlanıyor. Görüşmelerde özellikle uranyum zenginleştirme oranı ve stoklar öne çıkarken, diplomatik süreç devam etse de bölgede askeri gerilim artmaya devam ediyor. ABD ile İsrail arasındaki yakın koordinasyon dikkat çekerken Tahran yönetimi olası bir saldırı durumunda İsrail’in hedef olabileceği uyarısında bulunuyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Trump’tan İran mesajı: Anlaşma olmazsa kötü bir gün olacak Haber

Trump’tan İran mesajı: Anlaşma olmazsa kötü bir gün olacak

ABD Başkanı Donald Trump, İran’la yürütülen gerilime ilişkin yaptığı açıklamada diplomatik çözümü tercih ettiğini ancak anlaşma sağlanamaması halinde İran ve halkı için “kötü bir gün” yaşanabileceğini ifade etti. Trump, İran politikası konusunda son kararın kendisine ait olduğunu vurguladı. Trump, Genelkurmay Başkanı hakkındaki iddiaları yalanladı Trump, sanal medya hesabından yaptığı paylaşımda ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine’in İran’la savaşa karşı olduğu yönündeki haberleri “yalan” olarak nitelendirdi. Söz konusu iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirten Trump, Caine’in olası bir askeri kararda ordunun başında görevini yerine getireceğini söyledi. “Kararı ben veririm” mesajı İran’a yönelik olası askeri adım konusunda nihai kararın başkanlık makamında olduğunu dile getiren Trump, bir saldırı kararı alınması halinde bunun uygulanacağını ifade etti. Trump, Caine’in savaş görmek istemediğini ancak askeri bir karar alınırsa ordunun bunu yönetebileceğini düşündüğünü aktardı. Diplomasi vurgusu, askeri seçenek uyarısı Trump açıklamasında diplomasiye öncelik verdiğini belirterek, İran’la anlaşma sağlanmasının tercih edilen yol olduğunu söyledi. Ancak anlaşma olmaması halinde İran ve halkı açısından ağır sonuçlar doğabileceği uyarısında bulundu. Gerilim yeniden gündemde Trump’ın açıklamaları, Washington ile Tahran arasındaki nükleer program ve bölgesel güvenlik başlıklarında süren gerilimin yeniden yükseldiği bir dönemde geldi. ABD yönetiminin hem diplomatik temasları hem de askeri seçenekleri birlikte değerlendirdiği yorumları yapılıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İran’dan ABD’ye sert mesaj: Saldırırsanız üslerinizi vururuz Haber

İran’dan ABD’ye sert mesaj: Saldırırsanız üslerinizi vururuz

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD’nin İran topraklarına saldırması halinde Tahran yönetiminin bölgedeki Amerikan üslerini hedef alacağı uyarısında bulundu. Katar’da düzenlenen Al Jazeera Forumu’nda konuşan Arakçi’nin açıklamaları, müzakere sinyallerine rağmen ABD–İran hattında tansiyonun yüksek kaldığını ortaya koydu. “ABD topraklarına değil, üslerine saldırırız” Arakçi, Washington’a doğrudan saldırmanın mümkün olmadığını ancak bölgedeki askeri varlıkların hedef alınabileceğini belirterek caydırıcılık mesajı verdi. İranlı bakan, ülkesinin uranyum zenginleştirmeyi “vazgeçilmez bir hak” olarak gördüğünü yineledi ve bu konuda ABD ile “güven verici” bir anlaşmaya varmaya hazır olduklarını ifade etti. Müzakereler sonrası temkinli iyimserlik 6 Şubat’ta Umman’da gerçekleştirilen görüşmelerin ardından hem Arakçi hem de ABD Başkanı Donald Trump olumlu mesajlar vermişti. Trump, gelecek hafta yeni bir görüşme yapılabileceğini belirtirken, anlaşma sağlanamaması durumunda sonuçların “çok ağır” olabileceği uyarısında bulundu. Arakçi ise bir sonraki toplantı için henüz tarih belirlenmediğini ancak tarafların en kısa sürede yeniden bir araya gelme konusunda hemfikir olduğunu söyledi. Füze programı “kırmızı çizgi” İran yönetimi, füze programının müzakerelerde pazarlık konusu olmayacağını net bir dille yineledi. Arakçi, bu programın tamamen savunma amaçlı olduğunu belirterek “Ne şimdi ne de gelecekte müzakere edilebilir” dedi. Genelkurmay’dan bölgesel savaş uyarısı İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Seyyid Abdülrahim Musavi de ülkeye yönelik herhangi bir askeri eylemin daha geniş çaplı bir bölgesel çatışmayı tetikleyebileceğini söyledi. Musavi, İran hava kuvvetlerinin tehditlere karşı kararlı şekilde yanıt vermeye hazır olduğunu vurguladı. Gerilim tırmanıyor Son haftalarda artan karşılıklı açıklamalar, iki ülke arasında olası bir çatışma ihtimalini yeniden gündeme taşıdı. ABD’nin bölgede önemli bir askeri varlık oluşturduğu bilinirken, İran’ın nükleer programı Batılı ülkeler tarafından eleştirilmeye devam ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Avrupa’da savaş paniği: İsviçre Genelkurmay Başkanı’ndan çarpıcı itiraf Haber

Avrupa’da savaş paniği: İsviçre Genelkurmay Başkanı’ndan çarpıcı itiraf

Rusya-Ukrayna savaşı Avrupa’nın güvenlik mimarisini sarsmaya devam ederken, tarafsızlığıyla bilinen İsviçre’den dikkat çekici bir itiraf geldi. İsviçre Genelkurmay Başkanı Thomas Suessli, ülkesinin tam ölçekli bir saldırıya karşı kendini savunabilecek durumda olmadığını söyledi. Açıklama, Avrupa’da artan savaş endişelerini yeniden gündeme taşıdı. “Savunma kapasitemiz yokmuş gibi davranmalıyız” Suessli, Neue Zürcher Zeitung gazetesine verdiği röportajda, ordunun kritik altyapıya yönelik siber saldırılar ve devlet dışı aktörlerin eylemlerine karşı hazırlıklı olduğunu ancak ağır silah ve teçhizat konusunda ciddi eksiklikler yaşandığını vurguladı. “Ülkemizi uzaktan gelebilecek tehditlere ya da tam ölçekli bir saldırıya karşı savunabilecek durumda değiliz” diyen Suessli, kamuoyunun bu gerçekle yüzleşmesi gerektiğini belirtti. “Askerlerin yalnızca üçte biri tam teçhizatlı” 24 Şubat 2022’de Ukrayna’ya yönelik saldırının Avrupa’da yarattığı kırılmaya dikkat çeken Suessli, “Gerçek bir acil durumda askerlerimizin yalnızca üçte birinin tam teçhizatlı olacağını bilmek son derece ağır bir durum” ifadelerini kullandı. Suessli’ye göre, halk ve siyasetçiler ordunun kapasitesi konusunda yanıltıcı bir güven duygusuna kapılmamalı. “Ukrayna sandığımız kadar uzak değil” İsviçre’de savaş ihtimalinin hafife alınmasının nedenlerini sıralayan Genelkurmay Başkanı, ülkenin 180 yıldır savaş yaşamaması, coğrafi konumu ve tarafsızlık politikalarının bu algıyı beslediğini söyledi. Ancak bu düşüncenin hatalı olduğunu vurgulayan Suessli, “Ukrayna ile aramızda sadece iki ülke var: Macaristan ve Avusturya” diyerek tehdidin yakınlığına dikkat çekti. Tarafsızlık tek başına koruma sağlamıyor Tarafsızlığın otomatik bir güvenlik kalkanı olmadığını ifade eden Suessli, “Silahsız olan ve savaşa sürüklenen pek çok tarafsız ülke var. Tarafsızlık, ancak silahla savunulabildiği ölçüde bir değere sahiptir” dedi. 2050 uyarısı: ‘Bu süre çok uzun’ İsviçre’nin savunma bütçesindeki planlanan artışların mevcut tehditler karşısında yetersiz olduğunu savunan Suessli, ordunun tam anlamıyla hazır hale gelmesinin ancak 2050’yi bulabileceğini söyledi. “Mevcut tehdit dikkate alındığında bu süre kabul edilemez derecede uzun” diyerek acil önlem çağrısında bulundu. İsviçre Genelkurmay Başkanı’nın açıklamaları, tarafsız ülkelerin dahi kendilerini güvende hissetmediği bir Avrupa tablosunu ortaya koyarken, kıtada savaş endişesinin giderek derinleştiğini bir kez daha gözler önüne serdi.

İsrail Genelkurmay Başkanı Zamir: Ordumuza hazırlık talimatı verdik Haber

İsrail Genelkurmay Başkanı Zamir: Ordumuza hazırlık talimatı verdik

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Gazze Tümeni’nde üst düzey komutanlarla yaptığı toplantının ardından önemli açıklamalarda bulundu. Ateşkes ve esir takası anlaşması çerçevesinde belirlenen “Sarı Hat” üzerinde operasyonların devam ettiğini belirten Zamir, hattın İsrail kontrolünde olmayan bölgesine yönelik yeni bir askeri harekât ihtimaline karşı hazırlık talimatı verdiğini duyurdu. “Büyük çaplı operasyona hazır olun” Zamir, değerlendirme toplantısında ordunun her an geniş çaplı saldırı başlatabilecek seviyede hazır olması gerektiğini vurguladı. Gazze’deki mevcut ateşkesin kırılgan olduğuna dikkat çeken Genelkurmay Başkanı, “Sarı Hat üzerindeki görevlerimiz sürüyor. Ancak hattın bizim kontrolümüzde olmayan kısmı için orduya hazırlıklı olma emrini verdim” dedi. “Hamas’ın varlığına izin vermeyeceğiz” Hamas’ı tamamen ortadan kaldırmayı hedeflediklerini belirten Zamir, sürecin diplomatik yollarla çözülememesi halinde askeri seçeneğin devreye sokulacağını söyledi. “Gazze’nin silahsızlandırılmasını sağlamakta kararlıyız. Bu anlaşmayla olmazsa, operasyonlarla sağlanacak” ifadelerini kullandı. Sahadaki faaliyetler devam ediyor İsrail ordusu, ateşkes anlaşmasında sınır hattı olarak tanımlanan Sarı Hat boyunca devriye ve denetim faaliyetlerini sürdürüyor. Bölgedeki gerilim, yeni bir operasyon ihtimali nedeniyle yeniden tırmanmış durumda.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.