SON DAKİKA

#Göç

HABER DEĞER - Göç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Göç haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

LGBTİ+ derneklerinden ortak çağrı: Bombalar özgürlük getirmez Haber

LGBTİ+ derneklerinden ortak çağrı: Bombalar özgürlük getirmez

Türkiye’de faaliyet gösteren çeşitli LGBTİ+ dernekleri, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin ortak bir açıklama yayımladı. Açıklamada “Bombalar özgürlük getirmez, ABD ve İsrail’in emperyalist savaşına hayır” denilerek çatışmalara karşı barış çağrısı yapıldı. Dernekler, LGBTİ+ hareketinin özgürlük mücadelesinin barış mücadelesinden ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı. Açıklamada, yakın tarihte LGBTİ+’ların birçok farklı coğrafyada ağır hak ihlalleriyle karşı karşıya kaldığı hatırlatıldı. Nazi Almanyası döneminde LGBTİ+’lara yönelik soykırım politikaları, IŞİD’in saldırıları, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı, İran’daki rejimin LGBTİ+’lara yönelik idam uygulamaları ve farklı ülkelerde yürütülen baskıcı politikaların bu sürecin örnekleri arasında gösterildi. “Savaşın yarattığı yıkıma sessiz kalmayacağız” Dernekler açıklamalarında, savaşların toplumun en kırılgan kesimlerini hedef aldığına dikkat çekti. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Mücadelesini verdiğimiz dünya bu değil ve biz LGBTİ+ örgütleri olarak ne bu savaşa ne de bu savaşın sebep olduğu yıkıma sessiz kalmayacağız.” Açıklamada ayrıca savaşların yalnızca askeri hedefleri değil, sivilleri de doğrudan etkilediği vurgulandı. Bombardımanların mahalleleri, okulları ve evleri hedef alabildiği; savaşın sağlık, barınma ve su gibi temel ihtiyaçlara erişimi zorlaştırdığı ifade edildi. “Savaş ortamı baskıyı artırıyor” LGBTİ+ dernekleri, savaş ortamının LGBTİ+ bireyler üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekti. Militarist söylemin güçlenmesiyle birlikte heteronormatif ve otoriter politikaların da güç kazandığı belirtilerek, farklı kimliklerin daha fazla hedef haline geldiği ifade edildi. Açıklamada ayrıca zorunlu askerlik, militarizasyon ve paramiliter yapıların LGBTİ+ bireyler için doğrudan tehdit oluşturabildiği, savaşın tetiklediği göç ve sığınma süreçlerinde LGBTİ+’ların ayrımcılığa maruz kalabildiği vurgulandı. “Tarafımız barış” Dernekler açıklamanın sonunda uluslararası topluma çağrıda bulunarak, çatışmaların durdurulması ve diplomatik çözüm yollarının devreye sokulması gerektiğini belirtti. Açıklamada şu çağrı yapıldı: “Savaşa karşı tarafımız barıştır. Acilen çatışmasızlık ilan edilmeli, siviller korunmalı ve askeri operasyonlar durdurularak diplomatik yollar devreye sokulmalıdır.” Dernekler ayrıca uluslararası kurumların çifte standart uygulamadan uluslararası hukuku işletmesi ve halkların kendi kaderini tayin hakkının korunması gerektiğini vurguladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bakan Fidan’a açıkça soruldu: İran Türkiye’ye saldırır mı? Haber

Bakan Fidan’a açıkça soruldu: İran Türkiye’ye saldırır mı?

Hakan Fidan, medya kuruluşlarının Ankara temsilcileriyle bir araya geldiği iftar programında İran merkezli savaş gündemine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Bölgedeki gelişmelerin hem Orta Doğu’nun geleceğini hem de küresel istikrarı riske atabilecek nitelikte olduğunu belirten Fidan, Türkiye’nin önceliğinin karşılıklı saldırıların durması ve diplomasinin yeniden devreye girmesi olduğunu vurguladı. İran’ın Türkiye’ye saldırma ihtimali olup olmadığı yönündeki soruya yanıt veren Fidan, “İran konusundan bağımsız olarak söylüyorum: Türkiye kendini her zaman korur. Bunun için gerekli iradeye de yeteneğe de sahibiz” ifadelerini kullandı. Fidan, İran’ın bölgedeki ABD üslerini hedef almasının daha büyük bir güvenlik krizine yol açabileceğini dile getirirken, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının küresel enerji ve finans piyasalarında ciddi dalgalanmalara neden olabileceğine dikkat çekti. Çatışmanın tırmanarak tüm bölgeyi içine çeken bir istikrarsızlığa dönüşmesinin en olumsuz senaryo olduğunu belirten Fidan, enerji arz güvenliğinin de risk altında olduğunu ifade etti. Savaşın süresine ilişkin değerlendirmede bulunan Fidan, İsrail ve ABD’nin İran’ı ileride tehdit oluşturamayacak bir noktaya getirmeyi hedeflediğini, İran’ın ise Körfez’deki enerji hedeflerini vurarak maliyet üretmeye çalıştığını söyledi. Çatışmanın en erken İran’ın askeri kabiliyetlerinin ciddi ölçüde etkisiz hale getirilmesiyle, en geç ise rejim değişikliğiyle sona erebileceğini dile getirdi. İran’daki PKK varlığına ilişkin soruya da yanıt veren Fidan, bölgedeki Kürt grupların hareketliliğini yakından takip ettiklerini belirtti. “Terörsüz Türkiye için terörsüz bölge gerekir” ifadesini kullanan Fidan, sürecin Meclis’teki siyasi uzlaşmalarla şekilleneceğini kaydetti. Kuzey Kıbrıs’a yönelik olası bir risk konusunda ise mevcut tabloda ciddi bir tehdit görmediklerini ifade eden Fidan, Körfez ülkelerinin İran’a karşılık verdiğine dair iddiaları da duyduklarını ancak resmi teyit bulunmadığını söyledi. Bölgedeki Türk vatandaşlarının durumuna ilişkin bilgi veren Fidan, İran’da çifte vatandaşlar dahil yaklaşık 20 bin Türk vatandaşı bulunduğunu, şu ana kadar yaralanan ya da hayatını kaybeden herhangi bir vatandaş olmadığını açıkladı. Türkiye’nin İran’la üç sınır kapısından geçişlerin sürdüğünü belirten Fidan, ilgili kurumlarla birlikte olası göç dalgasına karşı tüm planlamaların yapıldığını ifade etti. Fidan ayrıca İran’ın şu aşamada kendi vatandaşlarının sınırdan çıkışına izin vermediğini ve bu nedenle İran’dan Türkiye’ye yönelik bir göç hareketi yaşanmadığını söyledi. Türkiye’nin çok katmanlı diplomasi yürüttüğünü belirten Fidan, Avrupa Birliği ve Körfez ülkeleriyle yoğun temas halinde olduklarını, çatışmaların sona ermesi için girişimlerin sürdüğünü kaydetti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Vizyonda bu hafta: Komediden korkuya 8 yeni film seyirciyle buluştu Haber

Vizyonda bu hafta: Komediden korkuya 8 yeni film seyirciyle buluştu

Sinema salonlarında bu hafta komediden drama, aksiyondan animasyona geniş bir yelpazede sekiz yeni film vizyona girdi. Uluslararası yapımların yanı sıra yerli korku ve gerilim filmlerinin de yer aldığı haftada, göç, aile, kimlik ve hayatta kalma temaları öne çıktı. Göç ve vicdan hikâyesi: “Ben Bir Yabancıydım” Brandt Andersen’in yönettiği “Ben Bir Yabancıydım”, Akdeniz’de yolları kesişen dört yabancının hikâyesi üzerinden savaş, göç ve merhamet temalarını ele alıyor. Suriyeli bir doktorun küçük kızıyla Halep’ten kaçışıyla başlayan film, vicdan ve sorumluluk arasındaki çatışmayı dramatik bir anlatımla beyaz perdeye taşıyor. Orta yaş krizi ve kimlik arayışı perdeye taşınıyor Bradley Cooper imzalı “Sesim Geliyor Mu?”, boşanma sürecindeki bir adamın New York komedi sahnesinde yeni bir anlam arayışını konu alıyor. Dram ve komediyi bir araya getiren yapım, ortak ebeveynlik ve bireysel dönüşüm üzerine odaklanıyor. Aksiyon ve gerilimde hayatta kalma mücadelesi Ric Roman Waugh’un yönettiği “Sığınak”, İskoçya’da ıssız bir adada yaşayan eski bir askerin bir kızı kurtarmasıyla değişen hayatını anlatıyor. Aksiyon ve gerilim unsurlarını bir araya getiren film, geçmiş travmalar ve koruma içgüdüsü ekseninde ilerliyor. Biyografi ve sanat: Chopin’in Paris yılları “Chopin, Chopin!” ünlü besteci Frederic Chopin’in hastalıklarla mücadele ederken müziğinde yarattığı dönüşümü ve Paris sosyetesindeki var olma çabasını ele alıyor. Film, izleyiciyi 19. yüzyılın kültürel atmosferine götürüyor. Sağlık emekçilerinin görünmeyen yükü “Gece Vardiyası”, personel eksikliği yaşayan bir acil serviste çalışan bir hemşirenin tükenmişlik sürecini merkezine alıyor. Yapım, sağlık sektöründeki yoğun tempo ve sistemsel baskıları gerçekçi bir dille aktarıyor. Yerli yapımlarda gerilim ve korku öne çıktı Can Evrenol’un yönettiği “Cam Sehpa”, sıradan bir evlilik hikâyesinden yola çıkarak beklenmedik bir trajediye uzanan gerilimli bir anlatı kuruyor. Bülent Terzioğlu imzalı “Muamma: Cenin-i Cin” ise paranormal olaylar üzerinden aile içi sırları ve inanç çatışmalarını işliyor. Animasyonda epik bir intikam hikâyesi Mamoru Hosoda’nın yönettiği “Scarlet”, babasının intikamını almak isteyen bir prensesin öte dünyada çıktığı yolculuğu anlatıyor. Film, nefret ve merhamet arasındaki dengeyi fantastik bir anlatıyla ele alıyor. Bu hafta vizyona giren yapımlar, farklı türleri ve temalarıyla sinema salonlarında geniş bir izleyici kitlesine hitap ederken, hem uluslararası hem yerli sinemanın çeşitliliğini bir kez daha ortaya koyuyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

10 milyonu aşarsa kapılar kapanabilir mi İsviçre kritik karara gidiyor Haber

10 milyonu aşarsa kapılar kapanabilir mi İsviçre kritik karara gidiyor

İsviçre’de seçmenler, 14 Haziran 2026’da yapılacak referandumda ülke nüfusunun 2050’ye kadar 10 milyonla sınırlandırılmasını öngören öneriyi oylayacak. Sağ görüşlü İsviçre Halk Partisi’nin desteklediği girişim, nüfusun 9,5 milyonu aşması halinde göç ve ikamet politikalarının sıkılaştırılmasını zorunlu kılmayı hedeflerken hükümet ve pek çok siyasi aktör öneriye karşı çıkıyor. Nüfus artışı alarmı tartışmayı tetikledi Girişimin arkasındaki siyasi hareket, hızlı nüfus artışının konut, altyapı ve çevre üzerinde baskı yarattığını savunuyor. Ülke nüfusunun 1990’larda yaklaşık 7 milyon seviyesinden bugün 9 milyonu aşmasına dikkat çekilirken, artışın büyük ölçüde göç kaynaklı olduğu belirtiliyor. 9,5 milyon eşiği aşılırsa sert önlemler gündeme gelebilir Plan kabul edilirse nüfus 9,5 milyona ulaştığında iltica kuralları, aile birleşimi ve oturum izinleri gibi alanlarda kısıtlamalar devreye girecek; ayrıca bazı uluslararası anlaşmaların yeniden müzakere edilmesi gerekecek. Gerekirse Avrupa Birliği ile serbest dolaşım anlaşmasının sonlandırılması bile tartışmaya açılabilecek. Ekonomi ve iş gücü kaygısı muhalefeti güçlendiriyor Federal Konsey, iş dünyası temsilcileri ve birçok siyasi parti ise önerinin iş gücü açığı yaratabileceği ve ekonomik refaha zarar verebileceği uyarısında bulunuyor. Sağlık, inşaat ve hizmet gibi sektörlerin yabancı çalışanlara bağımlı olduğu vurgulanırken, planın uluslararası ilişkileri de zorlayabileceği ifade ediliyor. Toplum ikiye bölünmüş durumda Son anketler seçmenlerin yaklaşık yüzde 48’inin öneriye sıcak baktığını gösteriyor; bu da referandumun sonucunun oldukça çekişmeli geçebileceğine işaret ediyor. İsviçre’nin doğrudan demokrasi sistemi gereği yeterli imza toplayan girişimler halk oylamasına sunulabiliyor ve kabul edilirse doğrudan yürürlüğe girebiliyor. Bugün 9,1 milyonluk ülke yarının sınırını mı tartışıyor 2025 verilerine göre yaklaşık 9,1 milyon nüfusa sahip ülkede yabancı doğumluların oranı son yıllarda yüzde 30 civarında seyrediyor. Bu tablo, referandumu yalnızca demografik değil aynı zamanda göç politikaları açısından da Avrupa’nın yakından izlediği bir oylama haline getiriyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

14 şehrin adı geçiyor: İstanbul’dan Anadolu’ya “büyük göç planı” iddiası Haber

14 şehrin adı geçiyor: İstanbul’dan Anadolu’ya “büyük göç planı” iddiası

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda yürütüldüğü öne sürülen çalışmanın, Marmara Bölgesi’nde özellikle sanayi tesisleri ve organize sanayi bölgelerinin (OSB) deprem riskleri açısından yeniden değerlendirilmesini hedeflediği belirtiliyor. Bu kapsamda İstanbul, Tekirdağ, Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Yalova, Kocaeli ve Sakarya’da bulunan toplam 77 OSB ile büyük sanayi tesisleri, ulaşım ve enerji altyapılarının risk durumlarının tespit edilmesine yönelik bir analiz sürecinin başlatıldığı ifade ediliyor. Kandilli Rasathanesi ile ortak çalışma iddiası Türkiye gazetesinde yer alan habere göre, söz konusu çalışmanın Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ile birlikte yürütülmesi planlanıyor. Elde edilecek veriler doğrultusunda, sanayi bölgelerinin gelecekteki yer seçimlerine rehberlik edecek bir planlama dokümanı hazırlanması bekleniyor. Yetkililerin, Marmara Bölgesi’ndeki sanayi yoğunluğunu azaltarak üretimin ülke geneline daha dengeli yayılmasını amaçladığı; böylece hem deprem riskinin azaltılması hem de ekonomik faaliyetlerin farklı bölgelere taşınması hedeflendiği aktarılıyor. Listede 14 şehir olduğu öne sürülüyor Haberde, İstanbul ve çevresinden taşınması planlanan sanayi yatırımları ve buna bağlı nüfus hareketleri için 14 ilin öne çıktığı iddia edildi. Göç ve yeni sanayi havzaları için adı geçen illerin şunlar olduğu belirtiliyor: Kastamonu, Samsun, Ankara, Amasya, Eskişehir, Yozgat, Kırşehir, Nevşehir, Aksaray, Kayseri, Konya, Niğde, Karaman ve Mersin. Bu illerin seçilmesinde, deprem risk haritalarında dördüncü ve beşinci derece risk grubunda yer almalarının etkili olduğu öne sürülüyor. Özellikle fay hatları üzerinde bulunan ve yoğun sanayi barındıran Bursa, Kocaeli ve Tekirdağ gibi illerdeki riskin, bu planın temel gerekçelerinden biri olduğu ifade ediliyor. Sanayi ve nüfus dengesi hedefleniyor İddialara göre, Kocaeli’nde Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarının önemli bir bölümünün bulunması ve Bursa’nın en fazla OSB’ye sahip illerden biri olması, Marmara Bölgesi’ndeki kırılganlığı artırıyor. Yeni planla birlikte, hem sanayi yatırımlarının hem de buna bağlı nüfusun Anadolu’ya daha dengeli bir şekilde dağıtılması amaçlanıyor. Resmî makamlar tarafından henüz doğrulanmayan bu iddialar, İstanbul ve Marmara Bölgesi’nin geleceği açısından “büyük göç” tartışmalarını yeniden gündeme taşımış durumda. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yılbaşı alarmı: Ülke genelinde 4 gün boyunca kesintisiz güvenlik uygulaması Haber

Yılbaşı alarmı: Ülke genelinde 4 gün boyunca kesintisiz güvenlik uygulaması

Yılbaşı sürecinde olası güvenlik risklerine karşı kapsamlı önlemler devreye alındı. İçişleri Bakanlığı, Emniyet, Jandarma, Sahil Güvenlik, AFAD ve Göç İdaresi başta olmak üzere tüm birimleriyle ülke genelinde geniş çaplı bir güvenlik planını hayata geçirdi. 12 bin 687 noktada denetim, 325 bin personel sahada İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın verdiği bilgilere göre, 4 günlük yılbaşı tedbirleri kapsamında 12 bin 687 uygulama noktası oluşturuldu. Toplam 325 bin 267 personel görevlendirilirken, bunların 298 bini asayiş, 27 bini trafik alanında görev yapacak. Sahada 44 bin 68 ekip, 720 hava aracı, 238 deniz unsuru ve 430 dedektör köpeği aktif olacak. Kaçak alkol, uyuşturucu ve aranan şahıslara darbe Yerlikaya, son bir ayda yürütülen operasyonların bilançosunu da paylaştı. Buna göre 306 bin litre kaçak ve sahte alkol ele geçirildi, 816 şüpheli hakkında işlem yapıldı. Uyuşturucuyla mücadelede ise 3,5 ton uyuşturucu madde ve 14 milyon adet hap yakalanırken, 3 bin 406 kişi tutuklandı. Ayrıca çeşitli suçlardan haklarında kesinleşmiş hapis cezası bulunan 19 bin 616 kişi yakalandı. Kameralar, PTS ve yüz tanıma sistemleri aktif Yılbaşı tedbirleri boyunca güvenlik güçleri ileri teknolojiyle desteklenecek. Türkiye genelinde 31 bin 424 KGYS noktası, 107 bin 423 kamera, 4 bin 366 Plaka Tanıma Sistemi noktası, 6 bin 708 yüz tanıma kamerası ve 1.064 mobil PTS aktif olarak kullanılacak. Görevli 115 bin 854 kolluk personeli yaka kamerasıyla sahada olacak. AFAD ve Göç İdaresi de teyakkuzda AFAD, yılbaşı gecesi 81 ilde 1.410 personel ve 396 araç ile 7/24 esasına göre görev yapacak. Göç İdaresi Başkanlığı ise düzensiz göçle mücadele kapsamında 375 Mobil Göç Noktası Aracı ve 4 bin 575 personel ile denetimlerini en üst seviyeye çıkardı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “Hiçbir iç ve dış tehdide karşı boşluk bırakmayacağız” mesajı vererek, yılbaşı sürecinde yurttaşların huzur ve güvenliği için tüm devlet imkanlarının seferber edildiğini vurguladı. 2026’nın Türkiye halkı ve tüm dünya için barış, sağlık ve esenlik getirmesi temennisinde bulundu.

ABD’de Green Card çekilişi askıya alındı: Program süresiz durduruldu Haber

ABD’de Green Card çekilişi askıya alındı: Program süresiz durduruldu

ABD’de yaşama ve çalışma imkânı sunan Çeşitlilik Vizesi (Green Card) Programı, perşembe günü alınan kararla süresiz olarak durduruldu. Kararın, kim tarafından alındığı, hangi kurumları kapsadığı ve gerekçesinin ne olduğu resmi açıklamalarla netleşti. Trump talimat verdi, program durduruldu Donald Trump, Brown Üniversitesi ve MIT kampüslerinde yaşanan silahlı saldırıların ardından Green Card çekilişi olarak bilinen Çeşitlilik Vizesi Programı’nın askıya alınması yönünde talimat verdi. Talimat doğrultusunda programın süresiz olarak durdurulduğu bildirildi. İç Güvenlik Bakanlığı kararı duyurdu Kristi Noem, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Trump’ın talimatıyla ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri’ne programın durdurulması emrinin iletildiğini açıkladı. Noem, paylaşımında saldırıya atıf yaparak, “Bu kişinin ülkemize girmesine asla izin verilmemeliydi” ifadelerini kullandı. Üniversite kampüslerindeki saldırılar kararın gerekçesi oldu. Yetkililer, Brown Üniversitesi ve Massachusetts Institute of Technology kampüslerinde meydana gelen silahlı saldırıların ardından güvenlik endişelerinin arttığını belirtti. Alınan kararın, göç politikalarında daha sıkı denetim hedefinin bir parçası olduğu ifade edildi. Çeşitlilik Vizesi Programı ne sağlıyordu? Çeşitlilik Vizesi Programı, ABD’de az temsil edilen ülkelerden gelen kişilere her yıl kura yoluyla yaklaşık 50 bin kalıcı oturma izni (Green Card) verilmesini öngörüyordu. Programa başvuran adaylar, kura sonrasında ABD’ye kabul edilmeden önce kapsamlı güvenlik taramasından geçiriliyordu. Başvuru sayıları milyonları buluyordu 2025 yılı çekilişine yaklaşık 20 milyon kişi başvurmuş, kazananların eşleri de dâhil edildiğinde 131 binden fazla kişi seçilmişti. Saldırı şüphelisinin geldiği Portekiz yurttaşlarına ise 2025 çekilişinde yalnızca 38 kişilik kontenjan ayrıldığı belirtildi. Göç politikalarında yeni bir döneme işaret ediyor Green Card çekilişinin süresiz askıya alınması, ABD’nin göç politikalarında daha sert ve güvenlik odaklı bir döneme girildiği şeklinde yorumlanıyor. Kararın, dünya genelinde ABD’de yaşamak ve çalışmak isteyen milyonlarca yurttaşı doğrudan etkilemesi bekleniyor.

Şili neden solcu bir hükümetten sağa döndü? Haber

Şili neden solcu bir hükümetten sağa döndü?

Latin Amerika’da uzun yıllar boyunca istikrarın ve güvenliğin sembolü olarak görülen Şili, son seçimlerle birlikte keskin bir siyasi yön değişikliğine gitti. Seçmenler, güvenlik ve göç konularında artan endişeler nedeniyle, sol yönetimi geride bırakarak sağcı aday José Antonio Kast’ı devlet başkanlığına taşıdı. Bu tercih, yalnızca bir iktidar değişimini değil, aynı zamanda toplumsal korkuların siyaseti nasıl şekillendirdiğini de gözler önüne serdi. Güvenlik algısı sandığın kaderini belirledi Şili’de son yıllarda organize suç, uyuşturucu ticareti, araç gaspı ve şiddet olaylarının görünürlüğü arttı. Resmî verilere göre bazı suç türlerinde düşüş yaşansa da, seçmen nezdinde “güvende olma hissi” ciddi biçimde zayıfladı. Bu durum, sert güvenlik politikaları vadeden Kast’ın söylemlerini geniş bir kitle için cazip hale getirdi. Göç meselesi toplumsal kırılma yarattı Şili’de 2018’den bu yana yabancı nüfus yaklaşık yüzde 46 arttı. Özellikle Venezuela’daki krizden kaçan yüz binlerce göçmenin ülkeye gelişi, kamu hizmetleri, iş piyasası ve mahalle yaşamı üzerinde baskı yarattı. Kast, düzensiz göçü suçla ilişkilendiren sert bir dil kullandı ve sınır duvarı, toplu sınır dışı gibi vaatlerle seçmenin korkularına seslendi. Eleştirmenler bu dili “yabancı düşmanlığı” olarak nitelese de, mesaj geniş bir karşılık buldu. Sol iktidara tepki birikti Şili’deki sağa dönüş yalnızca Kast’ın söylemleriyle açıklanmıyor. Sol hükümetin suçla mücadelede yetersiz kaldığı algısı, göç politikalarında kontrolsüzlük eleştirileri ve reform süreçlerinde yaşanan tıkanmalar, seçmen nezdinde ciddi bir hayal kırıklığı yarattı. Bu tablo, “daha sert bir yönetim” arzusunu güçlendirdi. Pinochet gölgesi neden hâlâ etkili? Kast’ın, Şili’nin eski askeri diktatörü Augusto Pinochet hakkında kullandığı olumlu ifadeler ülkeyi ikiye böldü. Bir kesim için Pinochet dönemi işkence, kayıplar ve baskıyla anılırken, diğer bir kesim o dönemi “düzen ve güvenlik” ile özdeşleştiriyor. Kast’ın seçilmesi, Şili toplumunda geçmişle yüzleşmenin hâlâ tamamlanmadığını gösterdi. Latin Amerika’da sağa dönüş dalgası Şili, Arjantin, Ekvador ve El Salvador gibi ülkelerin ardından soldan sağa yönelen son halka oldu. Kimi ülkelerde bu değişim ekonomik kriz ve enflasyonla, kimilerinde ise suç ve göç korkusuyla şekillendi. Şili örneği, güvenlik söyleminin günümüz Latin Amerika siyasetinde ne kadar güçlü bir mobilizasyon aracı haline geldiğini ortaya koyuyor. Yeni dönemde ne bekleniyor? Kast’ın partisi parlamentoda çoğunluğa sahip değil. Bu durum, sert güvenlik yasaları ve göç politikalarının hayata geçirilmesini zorlaştırabilir. Ancak birçok seçmen için, somut sonuçlardan önce “kontrolün yeniden sağlandığı” hissi önemli. Bu da Şili’de önümüzdeki dönemin, güvenlik–özgürlük dengesinin sert biçimde tartışıldığı bir süreç olacağını gösteriyor.

Efrin’den Hollanda’ya uzanan sanat yolculuğu Haber

Efrin’den Hollanda’ya uzanan sanat yolculuğu

Efrin’den Amsterdam’a uzanan bir hikâye Suriye’nin Efrin kentinden Hollanda’ya uzanan yolculuk, Nîroz Horî için yalnızca coğrafi bir göç değil, aynı zamanda sanatsal bir dönüşüm anlamına geliyor. Yaklaşık altı yıldır Hollanda’da yaşayan Horî, evinin küçük bir bölümünü atölyeye çevirerek çizim ve animasyon üretimlerini burada sürdürüyor. Güneş, zeytin dalı ve Kürt folklorik motifleriyle şekillenen çalışmaları, Efrin’in hafızasını Avrupa’nın merkezine taşıyor. Sanat, acıyı ve direnişi anlatan bir dil olarak kuruluyor Horî’nin eserleri yalnızca görsel bir estetik sunmuyor; aynı zamanda Kürt yurttaşların yaşadığı acıları, savaşın ve zorunlu göçün bıraktığı izleri hikâye karakterleri üzerinden görünür kılıyor. Sanatçı, Efrin savaşı sonrası yoğun bir duygusal kırılmayla üretmeye başladığını belirterek, bu süreci “toplumsal hafızayı sanatla kayıt altına alma çabası” olarak tanımlıyor. Uluslararası alanda dikkat çeken bir imza Nîroz Horî’nin çalışmaları yalnızca Avrupa’da değil, Orta Doğu’da da ilgi görüyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nin Şarika kentinde düzenlenen bir sanat organizasyonunda ödüle layık görülen Horî, bu başarının kendisi için bir varış noktası değil, uzun bir yolculuğun başlangıcı olduğunu vurguluyor. Asıl hedefinin animasyon alanında daha güçlü bir yer edinmek ve yarattığı karakterleri ekranlara taşımak olduğunu ifade ediyor. Otizmli oğlundan ilham alan bir sanatsal dönüşüm Horî’nin sanatında belirleyici olan bir diğer unsur ise otizmli oğlu. Sanatçı, oğluyla kurduğu bağın üretim pratiğini derinden etkilediğini ve bu deneyimi toplumsal faydaya dönüştürmek istediğini söylüyor. Bu doğrultuda çocuk kitapları ve animasyon projeleri üzerinde çalışan Horî, otizmli çocukların dünyayı algılama biçimlerini daha “yumuşak” ve kapsayıcı bir dille anlatmayı amaçlıyor. Rojava’daki çocuklara uzanan bir sorumluluk Sanatçının gelecek hedeflerinin merkezinde Rojava’daki otizmli çocuklar yer alıyor. Horî, bu çocukların büyük ölçüde ihmal edildiğini ve destek mekanizmalarından yoksun bırakıldığını belirterek, üreteceği kitap ve animasyonlarla hem farkındalık yaratmayı hem de doğrudan destek sunmayı hedefliyor. Ona göre sanat, yalnızca bireysel bir ifade alanı değil; Türkiye toplumu ve bölge halkları için ortak bir vicdan çağrısı olma potansiyeli taşıyor. Bir sanat manzarasından fazlası Nîroz Horî’nin çizgileri, Efrin’den Hollanda’ya uzanan bir kimlik hikâyesini görünür kılıyor. Bu hikâye; göç, aidiyet, engellilik ve kültürel hafızanın iç içe geçtiği, sınırları aşan bir anlatı sunuyor. Horî’nin sanatı, bugün yalnızca bir estetik üretim değil, aynı zamanda geleceğe bırakılan toplumsal bir tanıklık olarak şekilleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.