SON DAKİKA

#Hava Kuvvetleri

HABER DEĞER - Hava Kuvvetleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hava Kuvvetleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABD itiraf etti: Uzaya silah konuşlandırılmış Haber

ABD itiraf etti: Uzaya silah konuşlandırılmış

"Yörüngedeki silah ABD güçlerini korumak için gerekli" Uzaydaki askeri rekabet her geçen gün tırmanırken ABD'den stratejik bir itiraf geldi. ABD Hava Kuvvetleri Bakanı Troy Meink, yörüngeye silah konuşlandırıldığını ilk kez kamuoyuna duyurdu. Yörüngedeki silahın ABD güçlerini "düşmanların" olası saldırılarından korumak amacıyla hayata geçirildiğini savunan Meink, geliştirilen sistemin teknik yetenekleri veya ne zaman yörüngeye yerleştirildiği konusunda ise bilgi vermekten kaçındı. Rusya ve Çin'in uzaydaki askeri çalışmalarına karşılık kapasitelerini artırdıklarını belirten ABD Uzay Kuvvetleri, uzay kontrolünün rekabet ve üstünlük alanı olduğuna dikkat çekti. Kuvvet yetkilileri tarafından yapılan açıklamada, "Uzay kontrolü, uzay alanında rekabet etmek ve kontrol sağlamak için gerekli görev alanlarını kapsar. Bunun için gerektiğinde rakiplerin kabiliyetlerini bozma, zayıflatma ve hatta yok etme amacıyla kinetik ve kinetik olmayan yöntemler kullanır" ifadelerine yer verildi. Washington yönetimi; Çin’in uzay ve karşı-uzay kabiliyetleri geliştirdiğini, Rusya’nın ise uzayı doğrudan bir savaş alanı olarak gördüğünü savunuyor. Trump’ın Kararnamesi Atılan bu adımın arkasında ABD Başkanı Donald Trump’ın geçtiğimiz yıl imzaladığı kritik başkanlık kararnamesi bulunuyor. Trump yönetimi, uzay tabanlı yeteneklerin ve önleyici füzelerin, ülkeyi hava kaynaklı tehditlerden korumayı hedefleyen "Altın Kubbe" savunma sisteminin en kilit parçası olduğunu savunuyor. İmzalanan kararname ile ABD Uzay Kuvvetleri'nin yalnızca pasif bir varlık koruma gücü olmaktan çıkıp, gerektiğinde aktif saldırı kapasitesine de sahip olması öngörülmüş; bu durum uzay tabanlı savunma ve önleyici sistemlerin geliştirilmesinin önünü tamamen açmıştı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

1980 Travması: Havacı Paşa Tahsin Şahinkaya Kimdir? Haber

1980 Travması: Havacı Paşa Tahsin Şahinkaya Kimdir?

Askeri Kariyeri ve Zirveye Tırmanış 1925 yılında Amasya’nın Merzifon ilçesinde dünyaya gelen Tahsin Şahinkaya, 1943 yılında Harp Okulu’ndan topçu asteğmen rütbesiyle mezun olduktan sonra havacılık sınıfına geçiş yapmış ve 1957 yılında Hava Harp Akademisi’ni tamamlamıştır. TSK bünyesinde uzun yıllar boyunca kritik kademelerde görev üstlenen Şahinkaya, 1965-1969 yılları arasında tuğgeneral rütbesiyle 6. Ana Jet Üs Komutanlığı gibi birliklerde komutanlık yapmış, 1969-1973 yılları arasında tümgeneral rütbesiyle Hava Harp Akademisi Komutanlığı, HKK Harekât Daire Başkanlığı ve Hava Harp Okulu Komutanlığı görevlerini yürütmüştür. Ardından 1973-1977 yılları arasında korgeneral rütbesiyle HKK İdari Kurmay Yarbaşkanlığı, 1. Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlığı ve CENTO Türk Askeri Temsil Heyeti Başkanlığı görevlerinde bulunan Şahinkaya, 1977 yılında orgeneralliğe terfi ederek Millî Güvenlik Konseyi Genel Sekreterliği'ne atanmış, 1978'den itibaren ise Hava Kuvvetleri Komutanlığı görevini üstlenmiştir. 12 Eylül 1980 darbesini gerçekleştiren cuntanın asli unsurlarından biri olan Şahinkaya, darbe sonrasında da Hava Kuvvetleri Komutanlığı ile MGK Üyeliği görevlerini birlikte yürüttükten sonra 6 Aralık 1983 tarihinde kendi isteğiyle emekliye ayrılmıştır. 12 Eylül 1980 darbesini gerçekleştiren cuntanın asli unsurlarından biri olan Şahinkaya, darbe sonrasında Hava Kuvvetleri Komutanlığı görevinin yanı sıra MGK Üyeliği görevini de yürüttü. 6 Aralık 1983 tarihinde ise kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Servetine Dair İddialar Tahsin Şahinkaya, askerî kimliğinin yanı sıra hakkında ortaya atılan devasa servet iddialarıyla da uzun yıllar kamuoyunun gündeminde kaldı. Zaman zaman Time dergisi tarafından dünyanın en zengin 50 generalinden biri olarak gösterildiği ve servetinin milyar dolarlarla ifade edildiği öne sürüldü. Bu iddiaların kökeni 1970'li yılların sonlarına, Türk Hava Kuvvetleri'nin gerçekleştirdiği büyük çaplı uçak alımlarına dayanıyordu. 19. Mart 1976'da Northrop uçak şirketinin Türkiye dahil bazı ülkelerde uçak alımları için rüşvet dağıttığını açıklaması ve 1986'da Amerikan Kongresi'nde General Dynamics şirketinin eski başkan yardımcısının Türkiye'ye rüşvet verildiğini itiraf etmesi, Şahinkaya'yı hedef haline getirdi. Her ne kadar bu iddiaları ve suçlamaları kesin bir şekilde reddetmiş olsa da, dönemin siyasi ve hukuki mekanizmalarının (özellikle Anayasa'nın geçici 15. maddesinin koruması altında) olay üzerine gitmemesi bu iddiaların dosyasını kapatmadı. Tarihi Yargılama Süreci ve Davanın Düşmesi 2010 yılında gerçekleştirilen anayasa değişikliği referandumu ile 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasını engelleyen geçici 15. madde kaldırıldı. Bu gelişmenin ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya hakkında tarihi bir dava açıldı. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi, 18 Haziran 2014 tarihli kararında Evren ve Şahinkaya’yı, 1979’da verdikleri muhtırayla ve 1980 darbesiyle Anayasa'yı ve TBMM'yi ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı; ardından bu cezayı takdiri indirimle müebbet hapse çevirdi. Yargılama sürecinde sağlık sorunları nedeniyle duruşmalara hastane odasından telekonferans (SEGBİS) yoluyla katılan Şahinkaya, Kenan Evren'in ardından darbe davasının hayatta kalan son sanığı konumundaydı. Vefatı ve Sonrası Kenan Evren’in 9 Mayıs 2015’teki vefatından kısa bir süre sonra, çoklu organ yetmezliği nedeniyle tedavi gördüğü İstanbul Haydarpaşa GATA Hastanesi’nde yoğun bakıma alınan Tahsin Şahinkaya, 9 Temmuz 2015 tarihinde 90 yaşında hayatını kaybetti. Üsküdar Selimiye Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verilen Şahinkaya'nın ölümü, hukuki süreçleri de doğrudan etkiledi. Sanıkların vefatı nedeniyle Yargıtay aşamasındaki 12 Eylül davası düşerken, mahkeme süreçleri ilerleyen yıllarda rütbelerin geri alınması ve mal varlıklarına el konulması gibi hukuki tartışmalarla uzun süre gündemde kalmaya devam etti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yüksek Askeri Şura toplanıyor: Gözler Komuta kademesindeki kritik kararlarda Haber

Yüksek Askeri Şura toplanıyor: Gözler Komuta kademesindeki kritik kararlarda

Geleneksel süreç gereği Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kurul üyelerinin Anıtkabir ziyaretiyle start alacak çalışmalar, akabinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde devam edecek. Tek gün içinde neticelenmesi öngörülen zirvede çıkacak nihai kararlar, Cumhurbaşkanı'nın onay süzgecinden geçtikten sonra resmen yürürlüğe girecek. Şura masasında yeni isimler yer alacak Külliye'de gerçekleştirilecek kritik toplantıya devletin üst kademesi tam kadro iştirak edecek. Toplantı masasında; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin hazır bulunacak. Bununla birlikte Adalet Bakanı Akın Gürlek, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, kariyerlerinde ilk defa YAŞ masasında şura üyesi sıfatıyla koltuğa oturacak. Toplantıda ayrıca Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile kuvvet komutanları da görev yapacak. Kuvvet Komutanlıklarında görev süresi ve değişim ihtimalleri Geçtiğimiz dönem göreve getirilen Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel'in mevcut görev süreleri halihazırda devam ediyor. Buna karşın, görev sürelerinin sonuna gelen Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu ile Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu'nun sürelerinin uzatılıp uzatılmayacağı masadaki en önemli başlıklar arasında bulunuyor. Şura'dan bu iki komutanın emekliye sevk edilmesi yönünde karar çıkması durumunda; Deniz Kuvvetleri için Donanma Komutanı Oramiral Kadir Yıldız, Hava Kuvvetleri için ise Muharip Hava Kuvveti Komutanı Orgeneral Rafet Dalkıran kuvvet komutanlığı için en güçlü alternatifler olarak öne çıkıyor. Üst rütbe terfileri değerlendiriliyor Komuta kademesindeki bu kritik dengelerin yanı sıra, alt kadrolardaki general ve amiral kadrolarının terfi dosyaları da incelemeden geçecek. Kara Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinden Korgeneral Zorlu Topaloğlu ile Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinden Korgeneraller İsmail Günaydning, Erdoğan Gür ve İsmail Üner'in bir üst rütbeye terfi edip etmeyecekleri bugün netlik kazanacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

CIA’in "Gölge Adamı" Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasına girdi Haber

CIA’in "Gölge Adamı" Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasına girdi

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve 27 kişinin gözaltına alınıp 19 şüphelinin tutuklandığı genişletilmiş soruşturma kapsamında, kamuoyunda "CIA’in Türkiye’deki gölge adamı" olarak anılan Enver Altaylı’nın adı ilk kez resmen dosyaya girdi. Soruşturma kapsamında, kazanın meydana geldiği gün bölgede F-4 savaş uçağıyla uçuş yaptığı iddia edilen eski Hava Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Ali Armağan’a, aralarında Enver Altaylı'nın da bulunduğu kritik isimlerle irtibatı soruldu. Armağan iddiaları reddederken, Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Mustafa Selami Ekici ise suikast iddiaları kapsamında Altaylı'nın rolüne dikkat çekti. "Enver Altaylı kazayı saat 15.15'te biliyormuş" Daha önce de dosyada FETÖ bağlantısına dikkat çektiklerini hatırlatan Avukat Mustafa Selami Ekici, BBP yöneticilerine kazaya ilişkin ilk bilginin Enver Altaylı tarafından iletildiğini savundu. Konuya ilişkin çarpıcı detaylar paylaşan Ekici, şu ifadeleri aktardı: "Muhsin Yazıcıoğlu’nun da dostu olan camiadan bir yakınımız, kazadan uzun zaman sonra bana Yazıcıoğlu’nun helikopterinin düştüğünü daha haberlere çıkmadan saat 15.15’te BBP’li yöneticilere söylediği bilgisini verdi. Ben de bilgiyi nereden aldığını sordum. 'Enver Altaylı'dan' cevabını verdi. Helikopterdeki gazeteci İsmail Güneş saat 15.26’da 112'yi arayıp helikopterin düştüğünü bildirmişti. Enver Altaylı ise 15.15’te kazanın yaşandığını biliyormuş." Ercüment Güler iddiası ve arama-kurtarma çalışmaları Kazanın ardından arama-kurtarma çalışmalarını yönlendiren emekli Yarbay Ercüment Güler’in de soruşturma kapsamında incelenmesi gerektiğini belirten Ekici, Güler ile Altaylı arasında bağlantı olabileceğine dair iddiaların araştırılması gerektiğini vurguladı. Ekici, "Benim çözemediğim, 'Ercüment Güler' diye biri var. Arama-kurtarmada en aktif kişi. Tüm sivil ve askeri personel emrinde. Bu adam sorgulanmadı. Saat 18.00 itibarıyla kaza yeri 1 km'ye 1 km tespit ediliyor. Ama enkaz 50 km tam tersi istikamette aranıyor. Enver Altaylı’nın adamı olduğu yönünde bilgiler var" değerlendirmesinde bulundu. "Yazıcıoğlu'nun son anlarına ilişkin görüntüler var" iddiası Kazaya ilişkin yeni bir iddiayı daha gündeme taşıyan Ekici, Yazıcıoğlu’nun kazadan sonra bir süre hayatta olduğuna dair görüntüler bulunduğunu ileri sürdü. Bu görüntülerle ilgili bilgi sahibi olan kişilerin şüpheli şekilde hayatını kaybettiğini iddia eden Ekici, konuyla ilgili şu ifadeleri aktardı: "Kazadan sonra enkazın başında siyah giyimli kişilerin yaka kamerasından çekildiği düşünülen bir görüntü olduğu iddiası geldi. Görüntülerde Yazıcıoğlu’nun oturur pozisyonda olduğu, bu kişilerin ona yaklaştığı belirtiliyor. BBP'nin kurucularından eski MKYK üyesi Emrullah Önalan bu görüntüyü izlediğini söyledi. Önalan’a görüntüyü polis muhabirliği yapan kıdemli gazeteci Ahmet Akpak izletmiş. Görüntü Akpak’a da bir Özel Kuvvetler mensubundan gelmiş. Akpak’ın şeker komasına girیب öldüğünü öğrendik. Bu kez Akpak’ın oğluyla temasa geçtik. Ancak o da 1 ay sonra bir taraftar kavgasında öldürüldü." Adil Öksüz ile yoğun irtibat tespiti Soruşturma dosyasına giren bilgiler, olay günü bölgede bulunduğu öne çıkan eski Kurmay Başkanı Ali Armağan’ın örgüt bağlantılarını da gözler önüne serdi. Armağan’ın 2010 yılından itibaren örgütsel faaliyetlerde yer aldığı ve örgütün Hava Kuvvetleri yapılanmasında kritik isimlerden Adil Öksüz ile toplam 152 kez irtibat kurduğu belirlendi. Öksüz’ün evinde yapılan aramada ele geçirilen bir kitapta Armağan’ın eşine ait parmak izlerinin bulunması da dosyadaki deliller arasında yer aldı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ankara'da düşen eğitim helikopterinde pilot şehit oldu Haber

Ankara'da düşen eğitim helikopterinde pilot şehit oldu

Ankara'nın Sincan ilçesi Temelli Mahallesi sınırlarında, saat 10.00 sıralarında eğitim uçuşu gerçekleştiren TUSAŞ'a ait R-44 tipi eğitim helikopteri bilinmeyen bir nedenle boş araziye düştü. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda kurtarma ve sağlık ekibi sevk edildi. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırılan yaralı personelden Pilot Emekli Albay Yasaözden Bakkal, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Yaralanan Hava Kuvvetleri personeli Binbaşı Bilgehan Kurtoğlu’nun ise tedavisine devam edildiği bildirildi. Adalet Bakanı Gürlek açıklama yaptı Kazaya ilişkin açıklama yapan Adalet Bakanı Akın Gürlek, derin üzüntü duyduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Ankara’nın Sincan ilçesinde eğitim uçuşu sırasında kaza kırıma uğrayan TUSAŞ’a ait helikopterde bulunan Pilot Emekli Albay Yasaözden Bakkal’ın hayatını kaybettiğini derin bir üzüntüyle öğrendim. Merhuma Yüce Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve TUSAŞ camiasına başsağlığı diliyorum. Yaralanan Hava Kuvvetleri personeli Binbaşı Bilgehan Kurtoğlu’na acil şifalar temenni ediyorum." Bakan Gürlek, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 1 Cumhuriyet başsavcı vekili koordinesinde 2 Cumhuriyet savcısının görevlendirildiğini belirterek, adli soruşturmanın tüm yönleriyle titizlikle sürdürüldüğünü kaydetti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

BİZİ SIRTIMIZDAN VURDULAR! Kim bu Kemal BATMAZ ? Haber

BİZİ SIRTIMIZDAN VURDULAR! Kim bu Kemal BATMAZ ?

1954 yılında Nevşehir'de doğan, İstanbul Teknik Üniversitesi Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği'nden mezun olduktan sonra 2015'te bir emlak şirketi kurmuştur. Ancak savcılık, incelemeleri sonucunda emlak şirketinin hiçbir gayrimenkulün alım satım ve kiralama işi gerçekleştirmediğini, faaliyetlerinin tabelada kaldığını tespit edilmişti. Örgütün "ekonomik kuluçka merkezi" Kaynak Holding'de genel müdürlüğe kadar yükselen Kemal Batmaz; 15 Temmuz gecesi Akıncı Üssü'nde Adil Öksüz ile omuz omuza darbeyi yöneten, örgüt hiyerarşisinde Adil Öksüz’den sonra "Hava Kuvvetleri Sorumlusu" koltuğunu devralan karanlık bir figürdü. ABD'ye ilk kez 1997'de gittiği belirlenen Batmaz, Darbenin ilk hazırlık hareketlerini başlatması olasılığı yüksek olan Batmaz'ın, FETÖ içerisinde "Adil Öksüz'ün üstü veya eşiti olduğu, bu değilse ancak bir altında bulunabileceği" değerlendirildi. "Arsa Bakmaya Gelmiştim" Yalanının İkinci Adresi 15 Temmuz darbe girişiminin Akıncı Üssü'ndeki "harekat merkezinde" 143. Filo'da kameralara takılan Kemal Batmaz, yakalandığında Adil Öksüz ile aynı "ezber" savunmayı yaptı: "Kazan ilçesine arsa bakmaya gelmiştim." Ancak gerçekler, mahkeme kayıtlarına giren görüntüler ve bilirkişi raporlarıyla kısa sürede gün yüzüne çıktı. Görüntülerde, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'a kendisini Gülen'le görüştürmeyi teklif eden Tuğgeneral Hakan Evrim'in kendisine başıyla selam verdiği tespit edildi. Bu görüntüler Batmaz'ın örgüt içerisindeki mutlak otoritesini ve "sivil yönetici" konumunu kanıtlayan en somut detaylardan biriydi. "Namık" ile Pensilvanya Rotası Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Harun Kodalak ve soruşturma savcısı Ramazan Dinç’in yaptığı araştırma kapsamında, Kemal Batmaz’ın ihanet trafiği Adil Öksüz ile adeta paralel ilerledi. 11 Temmuz 2016'da, darbe talimatlarını almak üzere Öksüz ile aynı uçakla ABD'ye uçtuğu, 13 Temmuz'da yine aynı uçakla Atatürk Havalimanı’ndan yurda döndüğü resmi kayıtlarla belgelendi. Örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in Pensilvanya'daki karargahına sık sık giden Batmaz'ın, 2016 yılı Ocak ayındaki ABD ziyaretinde ise İmam doğrudan Fetullah Gülen'in yanında kalacağını" beyan ettiği ortaya çıktı. "Tesadüf "Dedi Başsavcılık, darbe planlarını ve organizasyonunu Öksüz ile yaptığını değerlendirdiği Batmaz'ın darbe girişiminin hemen ardından Akıncı Üssü çevresinde gözaltına alınıp, tutuklandı ve Sincan Cezaevine koydu. Cumhuriyet Savcısı, yeni delillerin ardından Batmaz'ın bir kez daha ifadesini aldığında, Öksüz ile ABD dönüşü Atatürk Havalimanında aynı karede yer aldıkları fotoğraflar gösterilince bunun "tesadüf" olduğunu ileri sürerek, tıpkı Öksüz gibi Akıncı Üssü civarında bulunmasına ilişkin "arsa bakmaya gitmiştim" savunmasını tekrarladı. Mektupla İtiraf: "Muhterem Efendim" Mahkeme salonlarında "darbe ile ilgim yok" diyen Batmaz'ın, gerçek yüzü bir mektup operasyonuyla deşifre oldu. Duruşma salonunda örgüt elebaşı Fetullah Gülen'e ulaştırılmak üzere gizlice bir not hazırlayan Batmaz, notta "Muhterem efendim" diyerek bağlılığını bildiriyor, savcılara verdiği ifadelerde nasıl "güvenli" cevaplar verdiğini anlatıyordu. Jandarma ekiplerinin dikkati sayesinde ele geçirilen bu not, Batmaz'ın darbeci kimliğini kendi el yazısıyla tescillediği bir itiraf belgesi oldu. İhanetin Faturası: 79 Kez Ağırlaştırılmış Müebbet Adil Öksüz ile birlikte FETÖ'nün "Hava Kuvvetleri yapılanmasını" yöneten Kemal Batmaz, yargılandığı Akıncı Üssü darbe girişimi davasında en ağır cezaya çarptırılan isimlerden biri oldu. "Yönetici" sıfatıyla, 77 vatandaşın şehit edilmesi ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs başta olmak üzere işlediği tüm suçlardan dolayı, 79 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, 3 bin 901 yıl 6 ay hapis cezası verildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

BİZİ SIRTIMIZDAN VURDULAR! Kim bu ADİL ÖKSÜZ? Haber

BİZİ SIRTIMIZDAN VURDULAR! Kim bu ADİL ÖKSÜZ?

Akademisyen kimliğini bir "kamuflaj" olarak kullanan Öksüz, darbe sürecini Ankara'daki gizli bir villada yöneterek kalkışmanın onayını Fetullah Gülen'den aldı. Akademik Maske Altında Gizli İhanet 1967 yılında Kahramanmaraş Andırın'da doğan Adil Öksüz, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden mezun olduktan sonra Sakarya Üniversitesi'nde yardımcı doçent olarak görev yaptı. Çevresine "kendi halinde bir akademisyen" imajı çizen Öksüz, arka planda örgüt hiyerarşisinde çift kimlikli bir hayat sürdürüyordu. İdari ve akademik görevlerini, yurt dışı seyahatleri ve örgüt içindeki temasları için birer "paravan" olarak kullanan Öksüz, FETÖ hiyerarşisinde de yer almayı sürdürdü. "Hava Kuvvetleri İmamı" ve Gizli Villa FETÖ'nün kamu kurumlarına sızdırdığı "mahrem imamlar" yapılanmasının en kritik ismi olan Öksüz, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Hava Kuvvetleri yapılanmasından doğrudan sorumluydu.İstihbarat raporlarına göre Öksüz, doğrudan örgüt elebaşı Fetullah Gülen'den talimat alan ve Hava Kuvvetleri unsurlarını yöneten en üst düzey sivil yönetici konumundaydı.2016 Haziran ayından itibaren Ankara'da "danışmanlık merkezi" adı altında kullanılan 3 katlı bir villayı karargah haline getirdi ve Haziran ayı sonunda darbe hazırlıklarını başlattı. "Şapka" kod adlı gizli tanığın ifadeleriyle de doğrulanan süreçte, örgüt mensubu askerlerle burada darbe planlarını olgunlaştıran Öksüz, sürekli villanın katları arasında mekik dokuyarak darbeyi planlayan askerlerle kritik toplantılar düzenledi. Pensilvanya'dan Onaylı Darbe Öksüz'ün darbe öncesi seyahat trafiği, eylemin merkeziyle olan bağlantısını net bir şekilde ortaya koydu. 2016'nın Mart ve Haziran aylarında defalarca ABD'ye uçan Öksüz'ün, darbe planının son onayını almak üzere 11 Temmuz 2016'da Ankara Esenboğa'dan ABD'ye gitti. Darbeden sadece iki gün önce 13 Temmuz 2016'da Türkiye'ye döndüğü HTS kayıtları ve havalimanı verileri belgelenerek "Namık" kod adlı hainin bu trafiği, yargı dosyalarına darbe hazırlığının en somut delillerinden biri olarak girdi. Adliye Kapısından Yürüyerek Kaçtı 15 Temmuz gecesi darbenin komuta merkezi olan Akıncı Üssü'nde jandarma ekiplerince yakalanan Öksüz, üzerindeki GPS cihazına rağmen "tarla bakmaya gelmiştim" savunmasını sundu. Ancak yargı içindeki FETÖ yapılanması devreye girdi ve FETÖ yapılanması sayesinde 18 Temmuz 2016'da çıkarıldığı mahkemede adli kontrol şartıyla serbest kalan Öksüz, savcılığın itirazı da reddedilince, darbenin sivil anahtarı adliye kapısından elini kolunu sallayarak ayrıldı. Ardından Sakarya'ya geçerek kayınpederinin evinde bıraktığı aracıyla izini kaybettirdi. İhanet Zincirinde Algı Operasyonu: "Timsah" Projesi Örgüt, Öksüz'ün kaçış sürecini korumak için devasa bir algı operasyonuna imza attı. İtirafçı beyanlarına göre, MİT'ten sızdırılan şablonlarla sahte belgeler üretilerek Öksüz, "Timsah" kod adıyla MİT ajanı gibi gösterilmeye çalışılarak devletin terörle mücadelesi bulandırılmak istendi. Bu dezenformasyon faaliyetiyle, örgüt kendi militanını korumaya çalışırken, aynı zamanda devletin güvenlik birimlerine karşı algı operasyonu yürüttü. Örgüt medyası ve sosyal medya üzerinden bu sahte belgeler sistematik şekilde dolaşıma sokuldu. Firari Hainin İzinde Serbest bırakıldıktan sonra Sakarya'ya geçerek "34 SIR 49" plakalı aracını kayınpederinin garajına bırakan ve izini kaybettiren Öksüz, 10 yıldan beri beri kırmızı bültenle aranıyor. 2019'da dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Gülen yapılanmasının Hava Kuvvetleri imamı hakkında "Nerede olduğunu biliyoruz ancak açıklayamayız" demişti. Almanya'da olduğu iddia edildi ancak bilgi doğrulanmadı. Kaçmasına yardım eden kişiler ise yargılandı. 24 Ekim 2024 Perşembe günü Gülen'in cenazesinde tabutun arkasında duran bir kişi Öksüz'e benzetildi, ancak kimse emin olamadı. On yıl geçti, Adil Öksüz'le ilgili gizem hala çözülemedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

KAAN için kritik engel aşıldı: F110 Motor satışında süreç tamamlandı Haber

KAAN için kritik engel aşıldı: F110 Motor satışında süreç tamamlandı

KAAN’ın ilk bloklarında kullanılacak F110-GE-129E/F tipi jet motorlarının Türkiye’ye satışına ilişkin ABD Kongresi’ndeki 15 günlük resmi inceleme süreci, hiçbir yasama engeline takılmadan tamamlandı. İtiraz girişimleri sonuçsuz kaldı ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 24 Haziran 2026’da Kongre’ye yaptığı resmi bildirimle başlayan 15 günlük yasal inceleme süreci, 9 Temmuz itibarıyla sona erdi. Bu süre zarfında, Türkiye karşıtı bazı Kongre üyeleri tarafından satışı durdurmak amacıyla sunulan "ortak karar tasarısı", ne Temsilciler Meclisi ne de Senato gündemine alındı. Kongre'de herhangi bir "ortak ret kararı" çıkarılamaması sayesinde, satışın önündeki hukuki süreç başarıyla geride bırakılmış oldu. Satış paketi neleri kapsıyor? Yaklaşık 705 milyon dolar değerindeki bu stratejik anlaşma, KAAN platformunun güç ihtiyacını karşılamak üzere hazırlanan paket,KAAN’ın ilk üretim bloklarında kullanılacak onlarca F110-GE-129E/F turbofan motoru, motorların uçağa entegrasyonu, montajı ve dış modifikasyonları, Uçuş güvenliği için gerekli tüm sertifikasyon süreçleri ve yer/uçuş test faaliyetleri ve teknik veri paylaşımı ve mühendislik desteği içeriyor. KAAN için "ara çözüm" başarısı Türkiye, yerli motor projesi olan TF35000’in tamamlanmasına kadar geçecek sürede hava kuvvetlerinin operasyonel etkinliğini korumak adına "ara çözüm" olarak F110 motorlarını belirlemişti. KAAN’ın ilk uçuşlarını gerçekleştiren P0 prototipinde de kullanılan F110 motorlarının, Türk Hava Kuvvetleri envanterine girecek ilk seri üretim uçaklarında da kullanılacak olması, projenin takvimine uygun şekilde ilerlemesini sağlıyor. Bu gelişme, hem KAAN programının seri üretim aşamasına geçişi için kritik bir eşiğin aşıldığını hem de ABD-Türkiye savunma iş birliğinde önemli bir engelin kaldırıldığını gösteriyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Dezenformasyonla Mücadele Merkezi: "Taciz ve ihlal iddiaları gerçek dışıdır" Haber

Dezenformasyonla Mücadele Merkezi: "Taciz ve ihlal iddiaları gerçek dışıdır"

"Uçuşlar tedbir amaçlı gerçekleştirildi" DMM tarafından yapılan açıklamada, bazı basın organlarında yer alan "Türk uçaklarının Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ve Avrupalı bakanları taşıyan uçakları taciz ettiği" iddiasının tamamen asılsız olduğu belirtildi. Söz konusu olayla ilgili gerçekleri paylaşan merkez, 7 Haziran 2026 tarihinde Yunanistan-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) rotasındaki 6 hava trafiğinden 4'ünün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) hava sahasını ihlal ettiğini bildirdi. Bu durum üzerine KKTC’de nöbet tutan 2 Türk F-16 uçağının "derhal tedbir amaçlı" havalandığı ifade edildi. "Yunan hava sahası ihlal edilmedi" Uçuşların bölgedeki detaylarına dikkat çeken açıklamada, "Uçaklar, KKTC hava sahası üzerinde görev yapmış olup GKRY hava sahasını ihlal etmemiş, bahsi geçen trafiklere taciz yapılmamıştır" denildi. Ayrıca, 6 Haziran 2026 tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanlığının 115'inci Kuruluş Yıldönümü kapsamında gerçekleştirilen festival uçuşlarının da sadece "2'nci Ana Jet Üs Komutanlığı uçuş bölgesinde icra edildiği" ve Yunan hava sahasının ihlal edilmediği vurgulandı. DMM, bu tür iddiaların "uluslararası kamuoyunu manipüle etmek ve provokasyon oluşturmak amacıyla" ortaya atıldığını belirterek, halkın bu yalan haberlere itibar etmemesi gerektiğini kaydetti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.