SON DAKİKA

#Hayat Pahalılığı

HABER DEĞER - Hayat Pahalılığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hayat Pahalılığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Fransa'da kriz derinleşiyor: Macron sendika dışı tüm eylemlerin yasaklanacağını duyurdu Haber

Fransa'da kriz derinleşiyor: Macron sendika dışı tüm eylemlerin yasaklanacağını duyurdu

Fransa'da hayat pahalılığı ve yüksek akaryakıt fiyatlarına karşı 17 Ekim'de düzenlenen Sarı Yelekliler eylemlerinde yaşanan kitlesel şiddet ve yağma olaylarının ardından Elysee Sarayı hareketlendi. Güvenlik Konseyi toplantısı öncesinde basına açıklamalarda bulunan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, meşru örgütler ve sendikal kuruluşlar tarafından organize edilmeyen gösterilere yönelik sert tedbirlerin devreye sokulacağını duyurdu. "Sendikal örgütler tarafından talep edilmeyen eylemler yasaklanacak" Gelecek gün ve haftalarda izlenecek güvenlik stratejisine ilişkin bilgi veren Macron, iş yerlerini ve kamu düzenini korumak amacıyla hareket edildiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Gelecek gün ve haftalarda sendikal örgütler tarafından talep edilmeyen eylemler yasaklanacak. Yapabildiğimiz her yerde engelleyeceğiz. Genel kanı, gelecek günlerde eylem olmaması yönünde. Eylem yapmak isteyen insanlar için, eğer bunlar sendikal kuruluşlarsa valilikler alternatif yollar önerecek." Macron'un kararına solcu milletvekilleri otoriterleşme eleştirisiyle tepki gösterirken, Hükümet Sözcüsü Maud Bregeon alınan kararların "hukuk devleti çerçevesinde" olduğunu ve valiliklerin kamu düzeni açısından ciddi risk oluşturan gösterileri yasaklama yetkisinin bulunduğunu savundu. Valiliklerden üst üste eylem ve sokağa çıkma yasakları Macron'un açıklamalarının hemen ardından yerel valilikler de yasak kararlarını peş peşe yayımlamaya başladı. Loiret Valiliği, Orleans şehrinde 24 Ekim'de aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) Partisi'nin miting yapacağı gün sol gruplar tarafından planlanan eylemlerin kamusal düzen açısından risk teşkil edeceği gerekçesiyle yasaklandığını duyurdu. Rhone Valiliği ise Lyon genelinde hafta sonu yapılması planlanan tüm gösterilere yasak getirdi. Bouches-du-Rhone Valiliği tarafından yapılan açıklamada da 24 Ekim itibarıyla vilayet genelinde tüm eylemler geçici olarak yasaklanırken, gece saatlerinde yürürlükte olan kısmi sokağa çıkma yasağının hafta sonu itibarıyla yerel saatle 23.00-05.00 arasında yetişkinleri de kapsayacak şekilde uygulanacağı bildirildi. Adalet Bakanı Darmanin'den ek cezalar ve sınırdışı talebi Fransa Adalet Bakanı Gerald Darmanin, 17 Ekim’deki olaylarda şiddet ve yağmaya karışanlara karşı yargının kararlı duracağını ifade etti. Savcılara talimat verdiğini belirten Darmanin; eylemlere katılma yasağı, oy kullanma hakkı dahil sivil hakların askıya alınması ve sosyal medya platformlarından çıkarılma gibi ek cezalar isteneceğini söyledi. Darmanin ayrıca, kamu malına zarar veren veya kamu görevlilerine şiddet uygulayan yabancı uyruklular için Fransa topraklarına giriş yasağı da uygulanabileceğini kaydetti. 17 ekim gösterilerinin ağır bilançosu Öğrencilerin de destek verdiği 17 Ekim'deki gösterilerde ülke genelinde ağır hasar meydana gelmişti. Olaylar sırasında yaklaşık 2 bin 500 kişi gözaltına alınırken, 1000'i aşkın polis, jandarma ve itfaiye eri yaralanmıştı. 3 bine yakın iş yerinin zarar gördüğü veya yağmalandığı olayların ardından hükümet; Paris, Lille, Lyon, Nice ve Marsilya gibi büyük şehirlerde kısmi sokağa çıkma yasağı ilan etmişti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Fransa'da tansiyon düşmüyor: Sokağa çıkma yasakları uzatıldı Haber

Fransa'da tansiyon düşmüyor: Sokağa çıkma yasakları uzatıldı

Fransa’da 17 Ekim tarihinde başlayan kitlesel eylemlerin ardından bazı şehirlerde yürürlüğe konulan kısmi sokağa çıkma yasaklarının süresi uzatılıyor. Başkent Paris ve Lyon'da uygulanan kısıtlama kararlarının bir gün daha geçerli olacağı açıklandı. Paris Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan sosyal medya açıklamasında, kent merkezindeki belirli bölgelerde sokağa çıkma kısıtlamasının sürdürüleceği kaydedildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Başbakan Sebastien Lecornu ve İçişleri Bakanı Laurent Nunez'in talimatları doğrultusunda Paris Emniyet Müdürlüğü reşit olmayanların olduğu gibi yetişkinlerin de bugün 23.00 ila yarın 06.00 saatlerinde Cumhuriyet Meydanı ve Halles bölgesinde bulunmasını yasaklama kararı aldı." Öte yandan Lyon kentinin bağlı bulunduğu Rhone vilayeti valiliği de yazılı bir açıklama yayımlayarak iki gündür yürürlükte olan kısmi sokağa çıkma yasağının bugün de uygulanacağını kamuoyuna bildirdi. 2 bin 500 kişi gözaltına alındı Öğrencilerin de katılım sağladığı Sarı Yelekliler hareketi; hayat pahalılığı ve yüksek akaryakıt fiyatlarını protesto etmek amacıyla 17 Ekim'de ülke genelinde kitlesel eylemler düzenlemişti. Şiddet olaylarının da yaşandığı gösteriler sırasında Limoges Belediye Binası ile Lyon kentindeki turizm ofisi ateşe verilmiş, ülke genelindeki müdahalelerde yaklaşık 2 bin 500 kişi gözaltına alınmıştı. Yerel makamlar eylemlerin yayılmasını engellemek adına Paris, Lille, Lyon ve Nice başta olmak üzere kritik bölgelerde kısmi sokağa çıkma yasağı kararları almıştı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Fransa'da sokaklar alev alev: Macron hayat pahalılığı gösterilerinin cezalandırılacağını açıkladı Haber

Fransa'da sokaklar alev alev: Macron hayat pahalılığı gösterilerinin cezalandırılacağını açıkladı

Fransa genelinde derinleşen ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve geçim sıkıntısına karşı 17 Ekim’de geniş katılımla düzenlenen protesto gösterileri, Fransa'daki devlet idaresi ile sokak arasındaki gerilimi bir kez daha gözler önüne serdi. Gösterilerin ardından sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, halkın yükselen sosyo-ekonomik tepkisini ve eylemlere sert tepki gösterdi. Kolluk güçlerine açık destek verdi Gösteriler sırasında kamu binalarına, valiliklere ve ticari işletmelere yönelik gerçekleşen müdahaleleri öne çıkaran Macron, devletin polis unsurlarına destek vererek şu ifadeleri kullandı: "Cumhuriyetimizde şiddete asla yer yoktur. Kırıp dökenler, valilikleri olduğu gibi ticari işletmeleri de hedef alan saldırılar düzenleyenler, hatta belediyelerimizi yağmalayanlar yargılanacak ve cezalandırılacak. Gösteri hakkının güvencesi olan güvenlik güçlerine, ulusun desteğini söylüyorum. Kaos tohumları ekenlere, kurumlarımızı yıkmaktan başka bir şey istemeyenlere ve barışçıl taleplerini ifade edenleri bundan alıkoyanlara karşı hep birlikte kenetleneceğiz." Fransa yönetiminin, derinleşen toplumsal hoşnutsuzluk ve hayat pahalılığı karşısında halkın somut taleplerine çözüm üretmek yerine kolluk kuvvetlerinin sert müdahalelerine ve adli yaptırımlara sığınması dikkat çekiyor. Neden eylem yapılıyor? Fransa'da tırmanan enflasyon ve ağırlaşan geçim şartları karşısında 17 Ekim’de Sarı Yeleklilerin öncülüğünde başlayan kitlesel eylemler, emniyet güçlerinin sert müdahalesiyle çatışma alanına dönüştü. Başkent Paris başta olmak üzere ülke genelindeki protestolarda çok sayıda araç ateşe verilirken, Limoges kentindeki tarihi belediye binasında büyük çaplı yangın çıktı. Fransız medyasının güvenlik kaynaklarına dayandırdığı bilgilere göre Paris'teki Magenta Bulvarı'nda yaşanan arbede sırasında "kalp ve solunum durması" sonucu bir kişi yaşamını yitirdi. 171 çocuk polis gözetiminde Fransa İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamada; çıkan olaylarda 500'den fazla polis, jandarma ve itfaiye görevlisinin yaralandığı, ülke genelinde ise bin 800'den fazla kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Paris Polisi, sadece başkentte 855 kişinin gözaltına alındığını duyurarak bunun tarihi bir rekor olduğunu kaydetti. Paris Savcılığı ise gözaltına alınan eylemcilerden 171'inin çocuk yaşta olduğunu ve en az 517 kişinin halen emniyette gözetim altında tutulduğunu doğruladı. İçişleri Bakanı Nunez'e istifa çağrısı Güvenlik güçlerinin göstericilere yönelik orantısız güç kullanımı ve ülkedeki kaos tablosu siyasetin de gündemine oturdu. Fransa Yeşiller Partisi lideri Marine Tondelier, kolluk kuvvetlerinin tutumunu "tam bir felaket" olarak tanımlayarak İçişleri Bakanı Laurent Nunez’i derhal istifa etmeye çağırdı. Tondelier sosyal medya üzerinden yaptığı sert açıklamada, "İnsanların ve malların güvenliğini garanti altına alacak uygun bir güvenlik düzenlemesini öngöremeyen Laurent Nunez, durumun açıkça kontrolünü kaybetmiş durumda ve olayların boyutunu da belli ki hafife aldı" ifadelerini kullandı. Fransa yönetiminin sokaktan yükselen haklı talepleri güvenlikçi politikalarla bastırma ısrarı, ülkedeki toplumsal fay hatlarını her geçen saat daha da derinleştiriyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bakan Şimşek'ten emekli ve memura maaşı açıklaması: "Maaşlar en az enflasyon kadar artacak" Haber

Bakan Şimşek'ten emekli ve memura maaşı açıklaması: "Maaşlar en az enflasyon kadar artacak"

"Savaş sadece petrol ve doğalgaz üzerinden etkilemiyor" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Bloomberg HT ve Habertürk ortak yayınında ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. OVP'nin fonksiyonlarına değinen Şimşek, "OVP'nin 2 temel fonksiyonu var. Kamu açısından bağlayıcı. Özel sektör açısından bir yol haritası" dedi. Savaşın etkilerini değerlendiren Şimşek, "Savaş sadece petrol ve doğalgaz üzerinden etkilemiyor. Bütün emtia fiyatlarında artış var. Bu artış enflasyonu olumsuz etkiliyor. Bizde enflasyon yüksek olduğu için görece olarak daha fazla etkiliyor" ifadelerini kullandı. Bütçe hedefleri hakkında da konuşan Şimşek, "OVP açısından en bağlayıcı hedef bütçedir. Çünkü kamunun önemli ölçüde kontrolündedir. Bütçe açığının milli gelire oranında hedefimizden daha iyi performans gösterdik. 2026'da eşel mobil uyguladık, ciddi bir gelirden feragat ettik. Buna rağmen yüzde 3,5 hedef karşısında yüzde 3,1 performans göstereceğimizi söylüyoruz" diye konuştu. "Enflasyon en az 7 puan aşağıda olurdu" Enflasyondaki sapmalara ve dış şoklara dikkat çeken Şimşek, "Bu sene savaş olmasaydı, enflasyon bugün itibariyle en az 7 puan aşağıda olurdu" dedi. Enflasyondaki atalet nedenlerini açıklayan Şimşek, "Enflasyonda modelin öngördüğünden daha fazla atalet var. Çünkü geçmişe endeksleme güçlü. Kirada, eğitimde ve ücretlerde endekslemeler oldukça güçlü. Kur tarafında yüzde 30-40'lık bir geçişkenlik var" ifadelerini kullandı. "Hayat pahalılığı en büyük önceliğimiz" Hayat pahalılığıyla mücadelenin süreceğini vurgulayan Şimşek, "Hayat pahalılığı bizim en büyük önceliğimizdir. Seçim sürecinde de dezenflasyondan vazgeçmeyeceğiz. Sürdürülebilir büyüme için dezenflasyona ihtiyacımız var" şeklinde konuştu. Milyonlarca memur ve emeklinin merakla beklediği maaş artışlarına da değinen Bakan Şimşek, "Kamu çalışanlarının ve emeklilerin maaşları en az enflasyon kadar artacak. Hayat pahalılığı ile mücadele bizim en büyük önceliğimiz, seçim sürecinde de dezenflasyondan vazgeçmeyeceğiz. Uzun bir süredir, çalkantı dönemleri hariç TL'ye rağbet var" açıklamasında bulundu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

KKTC'de asgari ücrete yüzde 16,95 zam geldi Haber

KKTC'de asgari ücrete yüzde 16,95 zam geldi

Yapılan görüşmeler sonucunda oy çokluğuyla kabul edilen yüzde 16,95’lik artışla birlikte, ülkede yeni asgari ücret tutarları netleşti. Yeni düzenlemeye göre brüt asgari ücret 70 bin 893 TL olurken, net asgari ücret 61 bin 677 TL seviyesine yükseldi. Net maaşa yaklaşık 9 bin TL'lik artış Yılın ilk döneminde net 52 bin 738 TL olarak uygulanan asgari ücrete, bu güncellemeyle 8 bin 939 TL eklenmiş oldu. Komisyon yetkilileri, yapılan düzenlemenin ekonomik göstergelerdeki değişimler ve çalışanlar üzerindeki yaşam maliyeti baskısını hafifletmek için "kaçınılmaz" olduğunu belirtti. Yeni tarife ile birlikte net aylık ücret 61.677 TL, brüt aylık ücret 70.893 TL, haftalık ücret 16.359,92 TL, günlük ücret 3.271,98 TL ve saatlik ücret 408,99 TL olarak belirlendi. Türkiye ile ücret farkı dikkat çekiyor KKTC’deki bu son artışın ardından net asgari ücret, Türkiye’de uygulanan 28 bin 75 TL'lik rakamın yaklaşık 2,2 katına ulaştı. Ancak ekonomi çevreleri, bu farkın sadece nominal ücretler üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Uzmanlar, "KKTC ve Türkiye arasındaki döviz kuru hareketleri, vergi yükümlülükleri, sosyal güvenlik sistemleri, yerel fiyat düzeyleri ve genel hayat pahalılığı gibi yapısal ekonomik dinamiklerin bu farkın oluşmasında temel etken olduğunu" belirtiyor. KKTC'deki asgari ücret belirleme sisteminin yüksek enflasyon karşısında esnekliğini koruyacağını ifade eden yetkililer, komisyonun ekonomik gelişmeleri takip ederek ilerleyen dönemde ücretleri yeniden değerlendirebileceğini kaydetti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Asgari ücrette temmuz düğümü: Ara zam artık tercih değil, zorunluluk! Haber

Asgari ücrette temmuz düğümü: Ara zam artık tercih değil, zorunluluk!

İsa Karakaş’ın dikkat çektiği gibi, bugün yaşanan tablo “ara zam olur mu?” sorusundan çok, “ara zam yapılmazsa ne olur?” sorusunu gündeme getiriyor. Çünkü mevcut ücret, temel ihtiyaçları karşılamaktan uzaklaşmış durumda. Asgari ücret daha dört ayda eridi Yılbaşında yapılan zamla net 28 bin 75 liraya yükselen asgari ücret, yüksek enflasyon ve savaşın tetiklediği enerji-gıda zamları nedeniyle hızla değer kaybetti. Türk-İş’in mart ayı verilerine göre açlık sınırı 32 bin 793 liraya çıktı. Nisan verilerinde bu rakamın 34 bin lirayı aşması bekleniyor. Bu da asgari ücretlinin daha yılın ilk üçte birinde yaklaşık 6 bin liralık bir kayıp yaşadığı anlamına geliyor. Bu tablo, hükümetin yıl başında yaptığı zammın kısa sürede eridiğini ve ücretin en temel ihtiyacı olan gıda harcamalarını dahi karşılayamaz hale geldiğini gösteriyor. Sorun sadece düşük ücret değil, ücretin işlevini kaybetmesi Asgari ücret uzun yıllar boyunca işe yeni başlayanların veya düşük gelirli işlerin maaşı olarak görülüyordu. Ancak bugün Türkiye’de milyonlarca yurttaş için fiilen “ortalama ücret” haline geldi. Bu nedenle asgari ücrette yaşanan erime, yalnızca belirli bir kesimi değil, toplumun büyük bölümünü etkiliyor. Ücretin reel olarak gerilemesi, kiradan market fiyatlarına kadar her alanda yoksullaşmayı derinleştiriyor. İsa Karakaş, “Asgari ücret artık başlangıç ücreti değil, ortalama ücret haline geldi” diyerek bu değişime dikkat çekiyor. Hükümet “yılda bir kez zam” diyor, geçmiş başka bir şey söylüyor İktidar uzun süredir asgari ücrette yılda tek zam politikasını savunuyor. Ancak hem yasal düzenleme hem de geçmiş uygulamalar, yıl içinde ikinci bir artış yapılmasının önünde herhangi bir engel olmadığını gösteriyor. Türkiye’de yüksek enflasyon dönemlerinde asgari ücret geçmişte yılda iki, üç hatta dört kez artırıldı. Özellikle 2000-2002 döneminde ücretler neredeyse her mevsim yeniden belirlendi. Bugünkü hayat pahalılığı düşünüldüğünde, temmuz ayında yeni bir artış yapılması olağanüstü değil, geçmiş uygulamaların devamı niteliğinde görülüyor. Dolayısıyla mesele, “yapılabilir mi?” değil; hükümetin bunu yapmak isteyip istemediği. Asıl tartışma: Asgari Ücret Komisyonu kimi temsil ediyor? Temmuz öncesi en büyük tartışmalardan biri de Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısı. Komisyonda hükümet, işveren ve işçi temsilcileri yer alsa da, kararlar oy çokluğuyla alınıyor. Bu da hükümet ile işveren aynı yönde hareket ettiğinde işçi tarafının etkisini fiilen ortadan kaldırıyor. İsa Karakaş, komisyonda asgari ücretliyi doğrudan temsil eden kimsenin bulunmadığını savunuyor. Karakaş’a göre masada oturanların hiçbiri asgari ücretle çalışmıyor; bu nedenle milyonlarca emekçinin gerçek yaşam koşulları karar süreçlerine yansımıyor. Bu nedenle her yıl yapılan görüşmeler, işçiler açısından çoğu zaman sonucu baştan belli bir pazarlık görüntüsü veriyor. Temmuz kararı yalnızca ekonomik değil, siyasi de olacak Temmuz ayında yapılacak olası bir ara zam, yalnızca maaşları değil, hükümetin toplumdaki ekonomik hoşnutsuzluğa nasıl yanıt vereceğini de gösterecek. Çünkü milyonlarca yurttaş için mesele artık “daha iyi yaşamak” değil; ay sonunu getirebilmek, marketten temel gıdayı alabilmek ve kirayı ödeyebilmek. Ara zam yapılmaması halinde, asgari ücretin yıl sonuna kadar açlık sınırının çok daha altında kalacağı ve yoksulluğun daha da derinleşeceği değerlendiriliyor. Bu nedenle temmuz ayı, yalnızca takvimde bir dönemeç değil; milyonlarca emekçi için hayatta kalma sınavı anlamına geliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

KKTC’de protestolar büyüdü: Eylemciler meclis bahçesine girdi Haber

KKTC’de protestolar büyüdü: Eylemciler meclis bahçesine girdi

Kuzey Kıbrıs’ta ekonomik politikalar nedeniyle başlayan protestolar büyüyerek meclis önüne taşındı. Sendikaların çağrısıyla toplanan yurttaşlar, polis barikatlarını aşarak meclis bahçesine kadar ilerledi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’de sabah saatlerinden itibaren toplanan binlerce yurttaş, hayat pahalılığına karşı düzenlenen eylemler kapsamında yeni meclis külliyesine yürüdü. “Birlik, mücadele, dayanışma” ve “Hükümet istifa” sloganları atılan eylemde tansiyon zaman zaman yükseldi. Barikatlar aşıldı, gözaltılar yaşandı Polis ve çevik kuvvet ekiplerinin kurduğu barikatlar eylemciler tarafından aşılırken, çok sayıda kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Buna rağmen kalabalığın meclis bahçesine kadar ilerlediği aktarıldı. Tartışmanın merkezinde ekonomik kararlar var Protestoların odağında, hükümetin hayat pahalılığı artış ödeneğini dondurma kararı bulunuyor. Söz konusu düzenlemenin meclisten geçmemesi üzerine kararın kanun hükmünde kararname ile yürürlüğe sokulması, “halk iradesinin yok sayıldığı” eleştirilerine neden oldu. Muhalefetten sert tepki Sıla Usar İncirli, eylem sırasında yaptığı açıklamada hükümeti sert sözlerle eleştirdi. İncirli, yaşanan gerilimden hükümeti sorumlu tutarak kararların toplumda ciddi bir tepkiye yol açtığını ifade etti. Siyasi kriz derinleşiyor Protestoların büyümesiyle birlikte ülkede siyasi tansiyonun yükseldiği görülüyor. Türkiye toplumu ve bölgedeki gelişmeleri takip eden çevreler açısından bu sürecin nasıl ilerleyeceği merak konusu olmaya devam ediyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Polisler ve emekliler tek ses olamıyor! Haber

Polisler ve emekliler tek ses olamıyor!

Balıkesir Emekli Emniyet Mensupları Derneği (BALEMDER) Başkanı Metin Yılmaz, görevdeki ve emekli polislerin ortak sorunlarına rağmen güçlü bir çatı yapılanma oluşturulamamasının çözüm yollarını tıkadığını söyleyerek, “Birlik olmadan hak aramak zorlaşıyor" dedi. Görevdeki ve emekli polislerin yıllardır benzer yapısal sorunlarla mücadele etmesine karşın, bu kesimi güçlü biçimde temsil edecek etkili bir çatı yapılanmanın hâlâ oluşturulamaması dikkat çekiyor. Polis emeklileri adına değerlendirmelerde bulunan BALEMDER Yönetim Kurulu Başkanı Metin Yılmaz, temsilde yaşanan dağınıklığın sorunların çözümünü zorlaştırdığını vurguladı. Görevdeki polislerin uzun çalışma saatleri, ağır mesai koşulları, yetersiz sosyal haklar ve mesleki yıpranma ile karşı karşıya olduğunu belirten Yılmaz, emekli polislerin ise düşük maaşlar ve artan hayat pahalılığı nedeniyle ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığını ifade etti. “Görevdeyken yıpranan polis, emekli olduğunda da geçim mücadelesi veriyor” diyen Yılmaz, sorunların görevle sınırlı kalmadığını dile getirdi. Türkiye genelinde çok sayıda polis emeklileri derneği bulunduğunu hatırlatan Yılmaz, bu tabloya rağmen güçlü bir temsilin ortaya çıkmadığını söyledi. “Bir meslek için onlarca dernek var ama ortak bir ses yok. Talepler parçalı olunca kamuoyunda ve karar vericiler nezdinde etkili olamıyoruz” ifadelerini kullanan Yılmaz, ciddi bir koordinasyon sorunu yaşandığını kaydetti. Türkiye’de “kamu yararına çalışan” statüsüne sahip bir polis emeklileri derneği bulunduğunu anımsatan Yılmaz, bu yapının önemli bir misyon taşımasına rağmen tüm emeklileri kapsayamadığını belirtti. Üye sayısının sınırlı olmasının, yeni derneklerin ve yerel platformların ortaya çıkmasına yol açtığını ifade etti. Polislerin ve polis emeklilerinin yasal düzenlemeler gereği sendikal faaliyet yürütemediğine dikkat çeken Yılmaz, bunun sivil toplum faaliyetlerinin önünde engel olmadığını vurguladı. “Sendika yok diye susmak zorunda değiliz. Demokratik ve hukuki sınırlar içinde sivil toplum anlayışıyla sorunlarımızı dile getirebiliriz” dedi. Gelinen noktada iki temel seçeneğin bulunduğunu ifade eden Yılmaz, “Ya mevcut kamu yararına çalışan dernek yapısını genişleterek kapsayıcı bir çatıya dönüşecek ya da daha katılımcı, daha demokratik ve temsil gücü yüksek yeni bir çatı yapılanma kurulacak” değerlendirmesinde bulundu. Yılmaz, hangi yol tercih edilirse edilsin temel ilkenin değişmemesi gerektiğini belirterek, “Kişisel beklentilerden, siyasi tartışmalardan ve yerel hesaplardan uzak durulmalı. Tek hedef, polislerin ve polis emeklilerinin ortak menfaatleri olmalı. Çünkü dağınık yapı sorunları büyütür, birlik ise çözüm üretir" diye konuştu.

20 bin liralık emekli maaşına tepkiler sürerken AKP’den savunma Haber

20 bin liralık emekli maaşına tepkiler sürerken AKP’den savunma

Tepki çeken teklif Meclis’te AKP Grup Başkanı Abdullah Güler tarafından TBMM’ye sunulan kanun teklifine göre, 2026 yılı için en düşük emekli maaşı 20 bin lira olarak belirlendi. Ancak bu rakam, 28 bin 75 lira olan asgari ücretin oldukça altında kaldı. Artan hayat pahalılığı, kira ve temel gıda fiyatları karşısında teklif, emekli yurttaşlar tarafından yetersiz bulundu. Muhalefet cephesinde ise tepkiler sert oldu. CHP, emekli maaşlarının yeniden düzenlenmesi talebiyle Meclis’te “terk etmeme eylemi” başlattı. AKP’den savunma: “Popülizm yapmıyoruz” Tepkiler sürerken AKP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Büyükgümüş, partisinin emekliler için “her zaman en iyisini düşündüğünü” savundu. Büyükgümüş, eleştirileri “popülist siyaset” olarak nitelendirerek, emeklilerin hassasiyetlerinin siyasi malzeme yapılmaması gerektiğini öne sürdü. Büyükgümüş, “Emekli büyüklerimizin duyguları üzerinden bir aldı-kaçtı siyaseti yürütmüyoruz. Hesabımızı kitabımızı yaparak, Türkiye’nin imkânları çerçevesinde en makul çözümü üretmeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı. “Dezenflasyon var” iddiası Ekonomi politikalarına da değinen Büyükgümüş, hükümetin hedeflerine “adım adım ulaştığını” savundu. Güçlü bir dezenflasyon sürecinden söz eden Büyükgümüş, enflasyonun kalıcı biçimde düşeceğini iddia etti. Ancak emekli yurttaşlar açısından tablo farklı. Artan temel ihtiyaç fiyatları karşısında 20 bin liralık maaş, milyonlarca emekliyi yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkûm ediyor. Geçim gerçeği ile söylem arasındaki uçurum Ekonomistler ve sendikalar, emekli maaşlarının yalnızca “bütçe dengesi” üzerinden değil, yaşam maliyetleri ve insanca yaşam hakkı temelinde ele alınması gerektiğini vurguluyor. Açıklanan rakam ise hükümetin söylemleri ile emekli yurttaşların gündelik yaşamı arasındaki uçurumu bir kez daha görünür kıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.