SON DAKİKA

#Hayvan Hakları

HABER DEĞER - Hayvan Hakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hayvan Hakları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Demetevler Metro’daki köpek iddiasında soruşturma derinleşti Haber

Demetevler Metro’daki köpek iddiasında soruşturma derinleşti

Ankara’da kamuoyuna yansıyan hayvan hakları iddialarının ardından Ankara Büyükşehir Belediyesi ve EGO Genel Müdürlüğü, Demetevler Metro İstasyonu’nda yaşandığı öne sürülen olaya ilişkin sürecin titizlikle sürdürüldüğünü açıkladı. Belediyeden yapılan duyuruda, ilk ihbarın 3 Ocak 2026 tarihinde 153 Çağrı Merkezi’ne ulaştığı ve bunun üzerine derhal teftiş sürecinin başlatıldığı belirtildi. Kamera kayıtları incelendi, veterinerle temas kuruldu Açıklamaya göre iddiaya konu alanlardaki kamera kayıtları saniye saniye incelendi ve tüm görüntüler güvence altına alındı. Ayrıca hayvanseverler tarafından köpeğin götürüldüğü veteriner hekimle iletişime geçilerek, olayla ilgili ayrıntılı bilgi alındı. Köpek mezardan çıkarıldı, bağımsız inceleme başlatıldı Süreçte kamuoyunda herhangi bir soru işareti kalmaması için ek adımlar atıldığı vurgulandı. Bu kapsamda, hayvanseverlerle yeniden iletişime geçilerek 15 yaşındaki “Matmazel” isimli köpeğin gömüldüğü yerden çıkarılarak bağımsız ve uzman bir kurum tarafından tekrar incelenmesi talep edildi. Talep doğrultusunda Ankara Barosu yetkilileri sürece dahil oldu ve köpek, darp iddialarının tespiti amacıyla Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’ne götürüldü. Yetkililer, incelemenin yaklaşık 15 gün sürebileceğini bildirirken, Ankara Büyükşehir Belediyesi bu sürenin kısaltılması ve dosyaya öncelik verilmesi için resmi talepte bulundu. Bakanlık sürece dahil edildi, yasal işlem başlatıldı Belediye açıklamasında, köpeğin herhangi bir yurttaş adına kayıtlı olmaması nedeniyle, resmi prosedür gereği Tarım ve Orman Bakanlığı’na da başvuru yapıldığı belirtildi. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 28/A maddesi kapsamında bakanlık yetkilileri tarafından adli sürecin başlatıldığı ifade edildi. İddiaya konu kişiler görevden uzaklaştırıldı Soruşturmanın sağlıklı yürütülmesi amacıyla, iddialarda adı geçen kişilerin geçici olarak görevlerinden uzaklaştırıldığı bilgisi paylaşıldı. Ankara Büyükşehir Belediyesi, sürecin şeffaflıkla sürdürüleceğini ve inceleme sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılacağını bildirdi.

Can dostlar için artan yemekler seferber ediliyor Haber

Can dostlar için artan yemekler seferber ediliyor

Manisa Büyükşehir Belediyesi ile Manisa Organize Sanayi Bölgesi (MOSB) arasında, sokak hayvanlarının beslenmesine yönelik anlamlı bir protokol imzalandı. Proje sayesinde OSB’deki fabrikalardan artan yemekler, israf edilmeden sterilize edilerek Hayvan Yaşam Merkezi’ndeki can dostlara ulaştırılacak. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Manisa Organize Sanayi Bölgesi (MOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Sait Türek’i ziyaret etti. Görüşmede Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, Genel Sekreter Yardımcısı Ulaş Aydın ve MOSB yönetim kurulu üyeleri de hazır bulundu. İmzalanan protokol kapsamında, Yunusemre’de bulunan Hayvan Yaşam Merkezi’ndeki sahipsiz hayvanların beslenme ihtiyacı, OSB'deki fabrikalardan sağlanan hijyenik artan yemeklerle karşılanacak. Hem israf önlenecek hem can dostlar doyacak Protokolün hem çevre hem de hayvan hakları açısından önemine değinen Manisa Büyükşehir Belediye Başkan Besim Dutlulu, “Manisa’mızın gururu olan Organize Sanayi Bölgemiz ile anlamlı bir iş birliğine imza attık. Bu projeyle tesislerimizde konaklayan can dostlarımızın beslenmesini sürdürülebilir hale getirirken, aynı zamanda ciddi bir gıda israfının da önüne geçiyoruz. Desteklerinden dolayı Sayın Sait Türek’e teşekkürlerimi sunuyorum. Büyükşehir Belediyesi olarak sanayimizle ortak projeler üretmeye devam edeceğiz” dedi. “Daha büyük projelere imza atacağız” MOSB Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Sait Türek ise iş birliğinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek şunları söyledi: “Büyükşehir Belediyemiz ile zaten yakın bir çalışma içerisindeyiz. Daha önce Cumhuriyet Kavşağı projesini de birlikte hayata geçirmiştik. Bugün ise ‘pati dostu’ bir adımla hijyenik koşullarda toplanan yemekleri can dostlarımıza ulaştıracağız. Önümüzdeki süreçte Manisa için daha büyük projelere birlikte imza atmayı hedefliyoruz.”

Ankara’daki barınaklarda 10 ayda 17 bin köpek öldü Haber

Ankara’daki barınaklarda 10 ayda 17 bin köpek öldü

Ankara’da sahipsiz hayvanlara ilişkin tablo, belediyeye ait barınaklardan gelen resmi verilerle yeniden tartışma konusu oldu. Ankara Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki hayvan bakım evlerine ilişkin Ekim ayı denetim formlarına göre, son 10 ayda barınaklara alınan on binlerce köpekten binlercesi yaşamını kaybetti. Toplanan köpeklerin neredeyse yarısı öldü “Sahipsiz Hayvanları İzleme ve Denetim Formu”na yansıyan bilgilere göre, 10 aylık süreçte barınaklara toplam 41 bin 142 köpek toplandı. Bu köpeklerden 17 bin 790’ının ölüm kaydının “doğal nedenler” başlığı altında tutulduğu belirtildi. Veriler, barınaklara alınan her iki köpekten birine yakınının hayatta kalamadığını gösteriyor. Yeni yasa sonrası barınaklardaki tablo ağırlaştı Kamuoyunda “Katliam Yasası” olarak anılan 7527 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılan değişikliklerin yürürlüğe girmesinin ardından, sahipsiz hayvanların belediyeler tarafından yoğun biçimde toplanmaya başlandığı biliniyor. Hayvan hakları savunucuları, bu süreçte barınak koşullarının yetersizliği ve denetimsizlik nedeniyle hayvan ölümlerinin arttığını dile getiriyor. Şeffaflık talebi karşılıksız kaldı Konuya ilişkin bilgi almak amacıyla Ankara Büyükşehir Belediyesi yetkilileriyle iletişime geçilmek istendi ancak belediyeden herhangi bir geri dönüş sağlanamadı. Barınaklardaki ölümlerin nedenlerine dair ayrıntılı ve bağımsız bir açıklamanın yapılmaması, tepkileri daha da artırdı. Hayvan hakları açısından alarm zilleri Uzmanlar ve hayvan hakları savunucuları, yüksek ölüm oranlarının münferit olaylarla açıklanamayacağını belirterek, barınak koşullarının, veteriner hizmetlerinin ve denetim mekanizmalarının acilen kamuoyuna açık biçimde incelenmesi gerektiğini vurguluyor. Tartışma, sahipsiz hayvan politikalarının yalnızca “toplama” odaklı değil, yaşam hakkını merkeze alan bir anlayışla yeniden ele alınması çağrılarını güçlendiriyor.

Tarkan’dan güçlü çağrı: Avcılık tamamen yasaklansın Haber

Tarkan’dan güçlü çağrı: Avcılık tamamen yasaklansın

Sanatçı Tarkan, hayvanlara yönelik şiddet ve avcılık tartışmalarının yeniden gündeme geldiği bir dönemde, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla net bir çağrıda bulundu. Tarkan, hayvanların yaşam hakkının koşulsuz biçimde korunması gerektiğini belirterek avcılığın yasaklanmasını istedi. “Her canlının yaşama hakkı vardır” vurgusu öne çıktı Paylaşımında hayvanların en az insanlar kadar yaşama hakkına sahip olduğunu dile getiren Tarkan, insanların kendilerini üstün görerek başka canlıların yaşamına son verme hakkı olmadığını ifade etti. Bu anlayışın ne vicdanla ne de insanlıkla bağdaşmadığını söyledi. Yaşam alanlarının tersine çevrildiğine dikkat çekti Tarkan, hayvanların insanların yaşam alanlarını değil, insanların hayvanların yaşam alanlarını işgal ettiğini vurguladı. İşe gelmediğinde hayvanları öldürmenin ya da yok etmenin bir seçenek olamayacağını belirterek, bu bakış açısının değişmesi gerektiğini savundu. Avcılığa karşı net ve kararlı duruş Sanatçı, daha önce de dile getirdiği avcılık karşıtı tutumunu yineleyerek, “Hep söyledim, söylemeye devam edeceğim. Avcılık yasaklansın” ifadeleriyle çağrısını yineledi. Hayvanların yaşam hakkının yasal güvence altına alınması gerektiğini belirtti. Toplumda yankı uyandırdı Tarkan’ın paylaşımı kısa sürede sosyal medyada geniş yankı buldu. Çok sayıda yurttaş, sanatçının çağrısına destek vererek hayvan haklarının daha güçlü biçimde korunması gerektiğini dile getirdi. Açıklama, hayvan hakları ve avcılık tartışmalarını yeniden kamuoyunun gündemine taşıdı.

Ankara’da toplumsal cinsiyet temelli şiddet masaya yatırıldı Haber

Ankara’da toplumsal cinsiyet temelli şiddet masaya yatırıldı

25 Kasım 2025 Salı, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında, Ankara’da Türk Hukuk Kurumu Salonunda “Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddet” konulu panel düzenlendi. Panel, yaklaşık iki buçuk yıldır şiddete karşı ortak zemin oluşturmaya çalışan ve kendilerini “Biz Susmuyoruz” bileşenleri olarak tanımlayan 17 farklı demokratik kitle örgütünün ortak etkinliği olarak gerçekleştirildi. Panelin kolaylaştırıcılığını Sosyal Demokrat Avukatlar Derneği Başkanı Av. Elif Kabadayı Tatar üstlenirken, konuşmacı olarak Ufuk Üniversitesi Öğretim Görevlisi Av. Dr. Nezahat Doğan Demiray ve Ankara Barosu Gelincik Merkezi Başkan Yardımcısı Av. Sanem Küçükarzuman yer aldı. Etkinliğe salon desteği sunan Türk Hukuk Kurumu ve hazırlık sürecine katkı veren Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı da moderatör tarafından ayrıca teşekkürle anıldı. “Şiddetle mücadele, 17 örgütün ortak toplumsal uzlaşı çağrısıdır” Açılış konuşmasını yapan Elif Kabadayı Tatar, birbirinden çok farklı alanlarda çalışan örgütlerin neden bir araya geldiğini anlattı. Çevre, hayvan hakları, kadın hakları, hukuk ve tüketici örgütlerinden oluşan geniş yelpazeye dikkat çeken Tatar, salonu şu sözlerle selamladı: “Hayvan hakları derneğinden kadın örgütüne, avukatlardan şiddetsiz toplum derneğine uzanan bir yelpazemiz var. Belki ‘Bu kadar farklı yapı nasıl yan yana geldi?’ diye soruluyor; yanıtı basit: Şiddete bir yerde dur demek zorundaydık.” Yaklaşık iki buçuk yıl önce birkaç demokratik kitle örgütünün bir araya gelerek süreci başlattığını aktaran Tatar, kimsenin adının diğerinin önüne geçmemesi için özellikle öncülük vurgusundan kaçındıklarını belirtti ve şöyle devam etti: “Nisan ayında ‘Şiddete Karşı Toplumsal Uzlaşı Metni’ hazırladık ve hem kurumlara hem bireylere imza çağrısı yaptık. Başlangıçta 23 kuruluşken bugün 35 kuruluşa ulaştık. Federasyonlar, konfederasyonlar da düşünülürse aslında çok daha büyük bir kitleyiz.” Bugünkü panelin ise bu 35 kurumdan 17’sinin ortak organizasyonu olduğunu vurgulayan Tatar, panele dair temel hedefi “yalnızca farkındalık değil, birlikte değiştirebileceğimiz acı bir gerçeği görünür kılmak” sözleriyle özetledi. Mirabal Kardeşler’in mirası hatırlatıldı: “Direnişçi ruhlarına buradan selam olsun” Panelde 25 Kasım’ın tarihsel arka planı da ayrıntılı biçimde anlatıldı. Tatar, Birleşmiş Milletler’in 1999’da aldığı kararla bugünü “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” ilan ettiğini hatırlattı; ancak bu tarihin köklerinin çok daha geriye uzandığını vurguladı. Konuşmasında, Dominik Cumhuriyeti’nde diktatörlüğe karşı siyasal mücadele yürüten Mirabal Kardeşlerin hikâyesini anımsatan Tatar, diktatörün “Bu ülke için iki tehdit var: kilise ve Mirabal Kardeşler” sözleriyle kardeşleri hedef gösterdiğini vurguladı. Cezaevindeki eşlerini ziyaretten dönerken üç kız kardeşin vahşice katledilip arabalarıyla uçurumdan aşağı atıldığını hatırlatan Tatar, şu sözlerle salona seslendi: “Mirabal Kardeşler’in direnişçi ruhlarına buradan bir selam gönderelim. Her türlü baskıya boyun eğmeyen kadınların hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz.” Latin Amerika kadın hareketinin, Birleşmiş Milletler’den çok önce 25 Kasım’ı mücadele ve anma günü olarak sahiplendiğini anlatan Tatar, bugünkü etkinliği de bu tarihsel mirasın devamı olarak tanımladı. “Toplumsal cinsiyet temelli şiddet, en yaygın insan hakları ihlallerinden biri” Ufuk Üniversitesi Öğretim Görevlisi Av. Dr. Nezahat Doğan Demiray, konuşmasında şiddetin yalnızca bireyler arası çatışma değil, devlet, hukuk ve toplum tarafından yeniden üretilen yapısal bir mesele olduğunun altını çizdi. Toplumsal cinsiyet kavramının hukukun gündemine çok geç girdiğini belirten Demiray, Birleşmiş Milletler verilerine atıfla, mevcut gidişat değişmezse hukuksal anlamda toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için 286 yıla ihtiyaç olduğu bilgisini paylaştı ve şunları söyledi: “İnsan hakları ‘ölmeden önce’ kavuşulması gereken haklardır. Kadınlara ‘sabredin, çocuklarınız görür, torunlarınız görür’ denilen bir eşitlik, insan hakları değil oyalama politikasıdır.” Demiray, yapısal şiddet kavramını da örneklerle anlatarak, kişinin doğduğu yer, cinsiyeti, sınıfsal konumu ve kimliği nedeniyle hayatının baştan belirlenmesini “gözle görülmeyen ama hayatı kuşatan şiddet” olarak nitelendirdi. Toplumsal cinsiyet temelli şiddetin, yalnızca kadınlara ve kız çocuklarına değil, LGBTİ+ bireylere, çocuklara ve tüm kırılgan gruplara yönelen saldırıları kapsadığını vurgulayan Demiray, “eşitsizliğin olduğu her yerde şiddet vardır” diyerek sözlerini sürdürdü. “Kadınlar ölürken devlet, ‘önlenebilir olanı önlemekle’ yükümlü” Panelin ikinci konuşmacısı Av. Sanem Küçükarzuman, sahadaki deneyimleri üzerinden kadına yönelik şiddetin boyutlarını anlattı. Küçükarzuman, 2025 yılı boyunca en az 411 kadının öldürüldüğünü, yalnızca son beş günde 12 kadının cinayete kurban gittiğini belirterek tabloyu şöyle özetledi: “Bu rakamların her biri bir yaşam, bir hikâye. Şiddet, dünya çapında en yaygın insan hakları ihlallerinden biri; ama hâlâ çoğu zaman ‘aile içi mesele’ diye küçültülüyor.” Küçükarzuman, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Kanunun hâlâ yürürlükte olduğunun altını çizdi; buna rağmen bütçe ayrılmaması, sığınakların yetersizliği, şiddet önleme ve izleme merkezlerinin etkin işletilmemesi ve hukuki mekanizmaların eksik uygulanması nedeniyle şiddetin önlenemediğini vurguladı: “İstanbul Sözleşmesi devlete açıkça şunu söylüyordu: Sen sadece olanı cezalandırmayacaksın, önlenebilir olan şiddeti önlemek zorundasın. Kadınlar ölürken bu yükümlülüğü hatırlatmaya devam edeceğiz.” Koruyucu ve önleyici tedbirlerin, ekonomik bağımsızlığı olmayan kadınlar için hayati önem taşıdığını hatırlatan Küçükarzuman, şiddete maruz kalanların başvurabileceği mekanizmaları da tek tek anlattı; 6284 kapsamında kadının beyanının esas olduğuna, tedbir kararlarının ücretsiz olduğuna dikkat çekti. “Farklı alanlardaki örgütler, şiddete karşı aynı cümlede buluşuyor” Paneli düzenleyen 18 gönüllü kuruluş (etkinliğe 17’si fiilen katıldı) şöyle sıralandı: Alevi Düşünce Ocağı Derneği, Ankara Dayanışma Derneği, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Çiğdem Eğitim, Çevre ve Dayanışma Derneği, Doğal Yaşam Derneği, Doğa Kültürü Derneği, Hasanoğlan Köy Enstitüsü Atatürk Öğretmen Okulu Mezunları Derneği, Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu, Hukuk İktisat ve Siyaset Araştırmaları Derneği, Kadın ve Mücadele Derneği, Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme Derneği, Sosyal Demokrat Avukatlar Derneği, Tüketici Dernekleri Federasyonu, Tüketici Hakları Derneği, Tüm Öğretim Elemanları Derneği, Türkiye Gençlik Birliği Derneği, Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği, Şiddetsiz Toplum Derneği Moderatör, bu farklı alanlarda çalışan örgütleri birleştiren ortak paydaları “şiddete karşı toplumsal uzlaşı” olarak tanımladı ve “Hiçbir demokratik kitle örgütünün adı diğerinin gölgesinde kalmasın diye, etkinliklerimizi ‘Biz Susmuyoruz’ üst başlığıyla ve tüm düzenleyici kuruluşların isimleriyle duyurmayı tercih ediyoruz” dedi. “Şiddetsiz, eşit ve özgür bir toplum için umutsuzluğa yer yok” Panelin kapanışında, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı mücadelenin yalnızca kadınların değil, tüm toplumun ortak görevi olduğu vurgulandı. Demiray, “Toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanmadıkça, kağıt üzerindeki hiçbir hak gerçek anlamda kullanılamaz” derken; Küçükarzuman, “Şiddetle mücadele, örgütlü olduğumuzda mümkün. Umutsuzluk bize yasak; çünkü her gün kapımızı çalan kadınlar var” sözleriyle salona seslendi. Etkinlik, şiddete karşı mücadelede dayanışmayı büyütme çağrısıyla son buldu.

İstanbul Valiliği’nden sokak hayvanları için talimat: Toplama faaliyetleri ivedilikle yapılsın Haber

İstanbul Valiliği’nden sokak hayvanları için talimat: Toplama faaliyetleri ivedilikle yapılsın

Okullar açılmadan uyarı İstanbul Valiliği, sahipsiz sokak hayvanlarıyla ilgili açıklama yaptı. Vali Davut Gül imzalı yazı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilçe kaymakamlıklarına gönderildi. Yazıda, okulların açılmasına az bir süre kaldığı hatırlatılarak, “Valiliğimize sahipsiz hayvanlarla ilgili şikayetler gelmeye devam etmekte olup, yaz tatilinin bitmesi ve okulların açılmasıyla birlikte özellikle bazı bölgelerde sürü halinde dolaşan köpeklerin vatandaşlarımızın can güvenliğine tehdit oluşturduğu görülmektedir” denildi. “Toplama faaliyetleri ivedilikle yapılmalı” Valilik yazısında, sahipsiz sokak hayvanlarına yönelik işlemlerin hızla yapılması gerektiği belirtildi. “İlimiz genelinde başta okul çevreleri olmak üzere vatandaşlarımızın yoğun bulunduğu tüm alanlarda, çevre sağlığı, kamu düzeni ve halk güvenliği açısından sahipsiz hayvanlara yönelik toplama faaliyetlerinin meri mevzuat hükümleri çerçevesinde ivedilikle yapılması hususunda bilgilerinizi ve gereğini önemle rica ederim” ifadeleri yer aldı. Yerel yönetimlere görev hatırlatması Valilik, geçtiğimiz yıl yürürlüğe giren kanunu da hatırlattı. Yazıda, sahipsiz hayvanların yerel yönetimler tarafından toplatılacağı hükmüne dikkat çekilerek, ilgili birimlerin bu çerçevede hızlı hareket etmesi istendi.

Aksaray'da köpeğe tecavüz skandalı Haber

Aksaray'da köpeğe tecavüz skandalı

Sözcü'den Müslüm Evci'nin özel haberine göre, Aksaray'da yaşanan ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran bir olay, hayvan hakları konusunu yeniden gündeme taşıdı. Annesinin yanında kaldığı Yeşilova beldesinde köpeği Maya'nın kaybolmasıyla dehşet verici bir sürecin içine giren Serap Koç, olayın aydınlatılması için mücadele ediyor. Koç'un girişimleriyle Konya Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi tarafından hazırlanan rapor, Maya'nın bir insan tarafından tecavüze uğradığını kanıtladı. Maya'nın 13 saatlik gizemi Olayın başlangıcını anlatan Serap Koç, köpeği Maya'nın 12 Mayıs 2025 tarihinde sabah saatlerinde evden çıktığını ve yaklaşık 13 saat boyunca kayıp olduğunu belirtti. Gece geç saatlerde eve döndüğünde köpeğinin yemek yemediğini, su içmediğini ve anormal davranışlar sergilediğini söyleyen Koç, Maya'nın anal ve genital bölgelerinde şişlik ve kanama olduğunu fark etti. Bu durum üzerine veterineriyle iletişime geçen Koç, köpeğinin tecavüze uğramış olabileceği ihtimalini öğrendi. Rapor ile kanıtlandı, yasal süreç bekleniyor Veterinerin ön muayenesi sonrasında, Aksaray Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün başvurusuyla Konya Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi tarafından bir rapor hazırlandı. Raporda, Maya'dan alınan örneklerde insan spermine ait hücrelerin bulunduğu belirtilerek cinsel istismar kesinleşmiş oldu. Serap Koç, bu raporun ardından savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu ve CİMER'e şikayetler yazdığını ancak yasal süreçte bir ilerleme kaydedilmediğini ifade etti. "Üstünün kapatılmasını istemiyorum" Köpeği Maya'nın büyük bir travma yaşadığını belirten Koç, durumuyla ilgili endişelerini dile getirdi. "Bunu yapanın çocuklara da yapma olasılığı çok yüksek. O yüzden sessiz kalmayı düşünmüyorum," diyen Koç, olayın üzerinin kapatılmaması için sonuna kadar mücadele edeceğini vurguladı. Emniyet ekiplerinin kamera kayıtlarını incelediğini ancak henüz bir bulguya rastlanmadığını söyleyen Koç, soruşturmanın titizlikle yürütülmesini ve failin bir an önce bulunmasını talep etti. Aksaray'daki bu korkunç olay, hem hayvanlara yönelik şiddetin vahametini hem de adli süreçlerin işleyişiyle ilgili soruları gündeme getirdi. Serap Koç'un çabalarıyla ortaya çıkan bu skandalın ardından, soruşturmanın hızlandırılarak failin yakalanıp adalet karşısına çıkarılıp çıkarılmayacağı merakla bekleniyor. Kaynak: SÖZCÜ / MÜSLÜM EVCİ

Başakşehir’de kediyi işkenceyle öldüren cani tutuklandı Haber

Başakşehir’de kediyi işkenceyle öldüren cani tutuklandı

Olay, Başak Mahallesi’nde bulunan bir sitede saat 14.30 sıralarında yaşandı. Tadilat için binaya gelen Burak Alan, bahçede gördüğü Cezve isimli kediyi sevecekmiş gibi kucağına alarak içeri girdi. Ancak binada, kediye dakikalarca işkence eden Alan, hayvanı yerlere çarpıp tekmeledi. Dehşet anları güvenlik kamerası kayıtlarına yansıdı. Site sakinleri şikayet etti, şüpheli gözaltına alındı Görüntüleri izleyen site sakinleri durumu hemen kedi sahibi Serpil Daşçı’ya bildirdi. Daşçı, kamera kayıtlarıyla birlikte karakola giderek şikâyetçi oldu. Polis ekipleri kısa sürede Burak Alan’ı gözaltına aldı. Kedi sahibi: “Onu bebekliğinden beri büyüttüm, bu bir insanın yapabileceği şey değil” Acılı sahibi Serpil Daşçı, “Bebekliğinden beri bende, adı Cezve’ydi. Annesini köpek boğmuştu, ben büyüttüm. O bir can. Böyle bir vahşeti kimse hak etmiyor” diyerek yaşananlara tepki gösterdi. Adalet Bakanı’ndan açıklama: “Asla cezasız kalmayacak” Görüntülerin sosyal medyada yankı uyandırmasının ardından Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da açıklama yaptı. Tunç, “Bu şiddet ne vicdanen ne de hukuken kabul edilebilir. Hayvanlara yönelik şiddet asla cezasız kalmayacak” dedi. Tutuklama kararı verildi Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüpheli Burak Alan, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olayla ilgili adli süreç sürüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.