SON DAKİKA

#Hesap Verebilirlik

HABER DEĞER - Hesap Verebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hesap Verebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABD diplomasisinde damat krizi: Trump'ın damadı Jared Kushner hakkında dava açıldı Haber

ABD diplomasisinde damat krizi: Trump'ın damadı Jared Kushner hakkında dava açıldı

Başkent Washington'da kamu etiği ve hesap verebilirlik alanında faaliyet gösteren bağımsız bir denetim kuruluşu, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın diplomatik müzakerelerdeki rolüne ilişkin yargıya başvurdu. Dava dilekçesinde, Kushner’ın resmi ve hukuki bir dayanağı olmaksızın ABD heyetlerini temsilen kritik diplomatik temaslarda yer aldığı ileri sürüldü. Menfaat çatışması iddiası Açılan davada; İran, Ukrayna ve Gazze başta olmak üzere yürütülen kritik müzakerelerde ABD heyetini temsilen Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'a eşlik eden Kushner'ın görevden el çektirilmesi istendi. Dava dilekçesinde, yabancı varlıkları yöneten bir yatırım şirketinin sahibi olan Kushner'ın "özel temsilci" sıfatıyla bu süreçlere katılımının ciddi boyutta menfaat çatışmasına yol açabileceği iddia edildi. Ayrıca Kushner’ın, üstlendiği iddia edilen hükümet görevi için gerekli güvenlik ve kamu incelemelerinden usulüne uygun şekilde geçirilmediği, böylelikle hükümetin şeffaflık yükümlülüklerinden kaçınıldığı öne sürüldü. Kushner’ın ticari ilişkileri ve diplomatik faaliyetleri ABD Kongresi'nin de gündeminde yer alıyor. ABD Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi'nin Demokrat üyeleri, Kushner'ın şirketinin askeri tedarikçilere yatırım yapan İsrailli bir grubun en büyük hissedarı olduğu iddialarının ardından, şahsın Orta Doğu'daki finansal yatırımlarına ilişkin kapsamlı bir inceleme başlatmıştı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Küresel adalet mücadelesine prestijli ödül: 2026 Nobel Barış Ödülü Navi Pillay'in oldu Haber

Küresel adalet mücadelesine prestijli ödül: 2026 Nobel Barış Ödülü Navi Pillay'in oldu

Norveç'in başkenti Oslo'daki Nobel Enstitüsünde gerçekleştirilen resmi açıklamayla, uluslararası toplumun huzur ve istikrarında hukukun üstünlüğünün taşıdığı hayati rol bir kez daha vurgulandı. Norveç Nobel Komitesi, barışın ancak evrensel adalet mekanizmaları ve hesap verebilirlik ilkeleri üzerine inşa edilebileceğinin altını çizerek tarihi bir karara imza attı. Uluslararası hukuku ve adaleti güçlendiren ömürlük çaba Norveç Nobel Komitesi tarafından paylaşılan gerekçede, Pillay'in küresel barış mimarisine yaptığı katkılara dikkat çekildi. Komite açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Norveç Nobel Komitesi, barışın sağlanması ve uluslararası hukukun güçlendirilmesi konusundaki çabaları dolayısıyla 2026 Nobel Barış Ödülü'nü Navi Pillay'e verme kararı almıştır. Pillay; savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım suçlarıyla ilgili yargılamalara yönelik kararlı çalışmalarıyla uluslararası hukuka benzersiz ve silinmez katkılar sağlamıştır." Komite ayrıca, Navi Pillay'in görev süresi boyunca devletleri ve liderleri hesap vermeye zorladığını, kriz bölgelerindeki mağdurlara umut ışığı olduğunu ve evrensel hukuk kurallarının herkes için bağlayıcı olduğunu savunduğunu belirtti. Apartheid rejiminden küresel adalet zirvelerine Kariyerine Güney Afrika'da ırk ayrımcılığına (apartheid) karşı verdiği insan hakları savunuculuğuyla başlayan Pillay, ülkesinin Natal eyaletinde hukuk bürosu açan ilk beyaz olmayan kadın avukat ve sonrasında yüksek mahkemeye atanan ilk siyahi kadın yargıç unvanlarını elde etti. Uluslararası alanda Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliği ve Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) gibi en üst düzey kurum ve mahkemelerde görev yapan Pillay; özellikle Ruanda Soykırımı davalarında cinsel şiddetin ve tecavüzün sistematik bir "soykırım ve insanlık suçu" olarak uluslararası ceza hukuku literatürüne girmesini sağlayan emsal kararların öncüsü olmuştu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Cumhurbaşkanı Erdoğan BM'ye seslendi: "Veto imtiyazı kaldırılmalı" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan BM'ye seslendi: "Veto imtiyazı kaldırılmalı"

"Dünya 5'ten büyüktür" vurgusu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bloomberg için kaleme aldığı "BM, Güvenlik Konseyi'nin veto hakkını kaldırmalıdır" başlıklı makalesinde, Birleşmiş Milletler’in (BM) küresel sorunların çözümünde daha etkin ve adil bir yapıya kavuşması gerektiğini belirtti. Günümüzde kalıcı barışın birbirinden uzaklaşan ve iletişim kurmayan blokların çoğalmasıyla sağlanamayacağını ifade eden Erdoğan, farklı coğrafyaların deneyim, kapasite ve iradesinin ortak bir zeminde buluşturulması gerektiğini kaydetti. Küresel karar alma mekanizmalarının bugünün şartlarına uyum sağlamasının artık ertelenemez olduğunu vurgulayan Erdoğan, BM Güvenlik Konseyi’nin hâlâ İkinci Dünya Savaşı sonrasının yapısını yansıttığına işaret ederek şu değerlendirmelerde bulundu: "Farklı coğrafyaların tecrübesini, kapasitesini ve iradesini küresel ve bölgesel meselelerin çözümüne dahil etmek mecburiyetindeyiz. 'Dünya 5'ten büyüktür' çağrımız, bu yönüyle daha geniş bir sorumluluk anlayışına davettir. Reform ihtiyacını artık somut bir yol haritasına dönüştürmek elzemdir. Bu yol haritasının merkezinde ise veto imtiyazının ilgası yer almalıdır. Çünkü Güvenlik Konseyine ayrıcalıklı yeni üyeler eklemek, karar alma gücünün birkaç devletin elinde toplanması sorununu çözmez ve imtiyazlı yapının kapsamını genişletir. Veto imtiyazının kaldırılması, anlamlı her türlü reformun hem başlangıç noktası hem de temel stratejik hedefi olmalıdır. Reform, aynı imtiyazın başka devletlere de tanınması anlamına gelemez. Genel Kurul bünyesinde, hiçbir devletin uluslararası toplumun çoğunluğunun iradesini kalıcı olarak engelleme yetkisine sahip olmaması ilkesi etrafında geniş bir koalisyon oluşturulmalıdır." Genel Kurul'un rolünün güçlendirilmesi ve hesap verebilirlik Güvenlik Konseyi ile Genel Kurul arasındaki dengenin yeniden kurulması gerektiğini dile getiren Erdoğan, Genel Kurul'un yetkilerinin güçlendirilmesinin elzem olduğunu ifade etti. Daimi üyeliklerin bulunmadığı, Güvenlik Konseyi üyelerinin Genel Kurul tarafından belirli süreler için dönüşümlü olarak seçildiği ve yeniden görev almak isteyen ülkelerin üye çoğunluğunun güvenini yeniden kazandığı bir yapının kurulması gerektiğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti: "Genel Kurul'un yetkileri güçlendirilmeli, daimi üyeliklerin bulunmadığı, Güvenlik Konseyi üyelerinin Genel Kurul tarafından belirli süreler için dönüşümlü olarak seçildiği, yeniden görev almak isteyen ülkelerin seçimlerde üyelerin çoğunluğunun güvenini yeniden kazandığı bir yapıyla Güvenlik Konseyinin temsil kapasitesi ve Genel Kurul karşısındaki hesap verebilirliği artırılmalıdır. Geleceğin uluslararası düzenini geçmişin hiyerarşilerini muhafaza ederek kuramayız. Dünya tarihi bakımından oldukça kısa sayılabilecek son çeyrek asırda yaşanan gelişmeler, hiçbir güç dengesinin ve hiçbir uluslararası nizamın baki olmadığını gösterdi. İnsanlığa barış, istikrar ve ortak refah vadeden sistem, yeni savaşları önlemekte, eşitsizlikleri azaltmakta ve değişen güç dengelerine cevap vermekte yetersiz kaldı." Gelişmekte olan ülkeler için finansman ve kalkınma hakkı Savaşlar, iklim krizi, düzensiz göç ve ekonomik kırılganlıkların devletler için güçlü kurumların, dayanıklı ekonomilerin ve caydırıcı savunma yeteneklerinin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirten Erdoğan; ticaret, lojistik, ulaştırma ve enerji koridorlarının güvenliği ile sürdürülebilirliğinin daha belirleyici hâle geldiğini ifade etti. Asya'nın ekonomik ağırlığının arttığına, Afrika'nın potansiyeliyle uyumlu daha güçlü bir temsil talep ettiğine ve gelişmekte olan ülkelerin kendi önceliklerini daha yüksek sesle dile getirdiğine işaret eden Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bazı bölgesel aktörlerin artan nüfuzu, kendi coğrafyalarında daha fazla sorumluluk üstlenmelerini beraberinde getiriyor. Her bölgenin meselelerini dışarıdan belirlenen yöntemlerle çözmek mümkün değildir. İlgili ülkelerin iradesini, yerel şartları ve müşterek menfaatleri esas alan yaklaşımların daha kalıcı ve istikrarlı sonuçlar üreteceğine inanıyoruz. Diplomatik kapasitesi, ekonomik imkanları ve farklı taraflarla iletişim kurabilme kabiliyeti bulunan ülkelerin barışın ve istikrarın tesisinde daha etkin roller üstlenmesi, kaçınılmaz bir gerekliliktir. Küreselleşmenin refahı yayacağı yönündeki beklentiler tam anlamıyla karşılanmadı. Gelir dağılımındaki adaletsizlikler derinleşirken teknoloji ve ekonomik bağımlılıklar yeni rekabet alanlarına dönüştü. Bu değişen koşullarda küresel adaletin temini için mesuliyetler hakkaniyetle paylaşılmalı, gelişmekte olan ülkelerin kalkınma hakkı ve ihtiyaç duydukları finansmana erişimi güvence altına alınmalıdır." Türkiye'nin çok taraflı diplomasi kararlılığı Böylesi bir değişimin geniş bir uluslararası iradenin ortaya konulmasını zaruri kıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin güçlü küresel ilişkileri ve çok taraflı diplomasi tecrübesini bu reform arayışının hizmetinde kullanmaya devam edeceğini vurguladı. Veto imtiyazının kaldırılması, seçilmiş üyelerin karar alma süreçlerinde daha fazla ağırlık kazanması ve Genel Kurul'un rolünün güçlendirilmesi yönündeki çabaları kararlılıkla desteklediklerinin altını çizen Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: "Farklı bölgelerden ülkelerin bu müşterek zeminde buluşması, uluslararası sistemin meşruiyetini ve temsil kabiliyetini güçlendirecektir. Bugünün dünyasında kalıcı barışın, birbirinden kopuk ve birbiriyle konuşmayan blokların çoğalmasıyla kurulamayacağı açıktır. 'Daha adil bir dünya' için farklı coğrafyaların tecrübesini, kapasitesini ve iradesini ortak bir zeminde buluşturmalıyız. Türkiye, köklü devlet geleneği, diplomatik kapasitesi ve farklı coğrafyalarla kurduğu güçlü ilişkilerle bu reform arayışında üzerine düşen sorumluluğu üstlenmeye devam edecektir." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kraliyetin kara kutusu açıldı: Epstein belgeleri Prens Andrew ve Sarah Ferguson’u yeniden gündeme taşıdı Haber

Kraliyetin kara kutusu açıldı: Epstein belgeleri Prens Andrew ve Sarah Ferguson’u yeniden gündeme taşıdı

ABD hükümeti tarafından kamuoyuna açıklanan milyonlarca sayfalık belge, İngiliz Kraliyet Ailesi ile hüküm giymiş finansör Jeffrey Epstein arasındaki bağlantılara ilişkin yeni detaylar ortaya koydu. Belgelerde, Prince Andrew, Duke of York ve eski eşi Sarah Ferguson ile Epstein arasındaki temaslar ve yazışmalar yer aldı. Yayımlanan yazışmalar tartışma yarattı Belgelere göre Ferguson’un Epstein ile duygusal ve mali destek içerikli mesajlaşmalar yürüttüğü, bazı ifadelerin kamuoyunda tepki çektiği aktarıldı. Yazışmalardan birinde Ferguson’un “Emrinizdeyim. Benimle evlenmeniz yeterli” ifadesini kullandığı öne sürüldü. Uzmanlar, bu belgelerin kraliyet çevresinde uzun süredir devam eden tartışmaları yeniden alevlendirdiğini belirtiyor. Tahliye sonrası ziyaret iddiası Dosyalarda, Ferguson’un 2009 yılında Epstein’ı tahliyesinden kısa süre sonra ABD’de ziyaret ettiği iddiası da yer aldı. Ziyaret sırasında kızlarının da yanında olduğu belirtilirken, bu durum çiftin kamuoyundaki konumunu zayıflatan unsurlar arasında gösterildi. Prens Andrew hakkında soruşturma baskısı arttı Belgelerin açıklanmasının ardından Andrew’un Epstein ile ilişkilerine dair yeni soru işaretleri gündeme geldi. Daha önce resmi görevlerinden çekilen ve unvanları sınırlandırılan Andrew’un, kamuoyu önünde yeniden savunma yapmak zorunda kalabileceği değerlendiriliyor. Kraliyet kaynakları, Andrew’un Epstein ile kurduğu dostluktan pişmanlık duyduğunu dile getirdiğini aktarıyor. Kraliyet içi mesafe büyüyor Epstein iddialarının ardından Andrew’un kraliyet içindeki rolü ciddi biçimde daraltılmıştı. Süreçte Charles III’ün kardeşinin bazı ayrıcalıklarını geri aldığı ve kamu görünürlüğünün azaltılması yönünde adımlar attığı bildirilmişti. Uzmanlara göre yayımlanan yeni belgeler, Andrew ve Ferguson’un yeniden itibar kazanmasını zorlaştırabilir. Düşük profil önerisi Kraliyet danışmanları, çiftin kamuoyu önünde daha düşük profil izlemesi gerektiğini vurguluyor. Yardım kuruluşlarının bir kısmının Ferguson ile ilişkilerini kesmesi, Epstein bağlantılarının kurumsal alanda da sonuç doğurduğunu gösteriyor. Geçmişteki skandallar yeniden hatırlandı Ferguson’un geçmişte medya gündemine yansıyan tartışmaları ve Epstein ile bağlarına dair açıklamaları da belgelerin ardından yeniden gündeme geldi. Analistler, yeni belge setinin yalnızca bireysel ilişkileri değil, kraliyet kurumunun şeffaflık ve hesap verebilirlik tartışmalarını da derinleştirdiğini belirtiyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Epstein belgeleri siyaset dünyasını sarstı! Eski bakan görevini apar topar bıraktı Haber

Epstein belgeleri siyaset dünyasını sarstı! Eski bakan görevini apar topar bıraktı

Fransa’nın eski Kültür Bakanı Jack Lang, Jeffrey Epstein ile geçmiş temaslarının ortaya çıkmasının ve hakkında mali soruşturma başlatılmasının ardından Paris merkezli Arap Dünyası Enstitüsü (IMA) başkanlığı görevinden istifa etti. Fransa Dışişleri Bakanlığı, kendi denetimlerindeki kurumun başındaki Lang’ın istifasının Bakan Jean-Noel Barrot tarafından kabul edildiğini açıkladı. İstifanın, dışişleri yetkilileriyle yapılması planlanan acil toplantı öncesinde gerçekleştiği bildirildi. Belgelerde adı yüzlerce kez geçti ABD Adalet Bakanlığı tarafından 30 Ocak’ta yayımlanan Epstein belgelerinde Lang’ın isminin 600’den fazla kez yer aldığı belirtildi. Dosyada, Lang ile reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlamalarıyla yargılanırken hapishanede ölü bulunan Epstein arasında 2012-2019 yılları arasında aralıklı yazışmalar bulunduğu aktarıldı. Yazışmalarda Paris’te kültürel ziyaret önerilerinin yer aldığı, ayrıca 2017’de Epstein’ın Lang’a Fas seyahati için özel uçağını tahsis ettiğine dair ifadelerin bulunduğu kaydedildi. Offshore iddiaları soruşturmayı derinleştirdi Fransa Ulusal Mali Savcılığı, Lang ve film yapımcısı kızı Caroline Lang hakkında “vergi dolandırıcılığı kaynaklı para aklama” suçlamasıyla soruşturma başlattı. Soruşturmanın, Epstein dosyalarında geçen offshore şirket bağlantılarına dayandığı bildirildi. Bağımsız araştırma sitesi Mediapart’a göre Epstein’ın 2016’da ABD’ye bağlı Virgin Adaları’nda kurduğu bir offshore şirketin hisselerinin yarısının Caroline Lang’a ait olduğu ortaya çıktı. Vasiyette 5 milyon euro iddiası Belgelerde Caroline Lang’ın adının da 900’den fazla kez geçtiği belirtilirken, gelişmelerin ardından Lang’ın Fransa Bağımsız Yapımcılar Sendikası’ndaki görevinden istifa ettiği aktarıldı. Mediapart, Epstein’ın vasiyetinde Caroline Lang’a 5 milyon euro bıraktığını yazdı. Caroline Lang ise France 2’ye yaptığı açıklamada böyle bir vasiyetten haberi olmadığını ve herhangi bir ödeme almadığını ifade etti. Doğrudan suç bağlantısına dair kanıt bulunmadı Le Monde ve Mediapart tarafından yapılan incelemelerde, yayımlanan ABD belgelerinde Jack Lang veya kızının Epstein’ın cinsel suçlarına doğrudan karıştığını gösteren bir kanıt bulunmadığı vurgulandı. Buna karşın ortaya çıkan temaslar ve mali iddialar, Fransa kamuoyunda şeffaflık ve hesap verebilirlik tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Fransız siyasetinin tanınan isimlerinden biriydi Jack Lang, 1980’ler ve 1990’larda Cumhurbaşkanı François Mitterrand döneminde Kültür Bakanı olarak görev yapmış ve Louvre Piramidi gibi büyük kültürel projelerde rol almıştı. 2013 yılından bu yana Arap Dünyası Enstitüsü’nün başkanlığını yürütüyordu. İstifanın ardından kurumun yönetimine ilişkin yeni adımların nasıl şekilleneceği merak konusu olurken, gelişmelerin Fransa’da siyaset ve kültür çevrelerinde uzun süre tartışılması bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Tecavüzden tutuklanan torpilli yeğen 2025’te kadroya alındı Haber

Tecavüzden tutuklanan torpilli yeğen 2025’te kadroya alındı

Kamuoyunda tartışmalı “ek ders karşılığı” istihdam uygulaması, 2025’te sessiz sedasız yapılan kadro geçişleriyle yeniden gündeme geldi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde yaklaşık 300 kişinin sözleşmeli ve ardından güvenceli statüye geçirildiği süreçte, Bakan Yardımcısı Zafer Tarıkdaroğlu’nun yeğeninin de bu kapsamda kadroya alındığı belirlendi. KPSS’siz kadro ve “tesadüf” savunması İddialara göre Fetullah P., Cumhurbaşkanlığı Kararı’ndan kısa süre önce Bursa Nilüfer Sosyal Hizmet Merkezi’nde “ek ders karşılığı” görevlendirildi. 27 Şubat 2025’te kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla birlikte sözleşmeli ve ardından kadrolu statüye geçirildi. Aynı dönemde on binlerce aday objektif alım ilanı beklerken, bu geçişler “torpil” eleştirilerini beraberinde getirdi. Cinsel saldırı iddiası ve tutuklama B.G. adlı bir kadın, 11 Aralık 2025’te Fetullah P.’nin kendisine cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla şikâyetçi oldu. Savcılık sürecinin ardından Fetullah P., 13 Aralık 2025’te “nitelikli cinsel istismar” suçlamasıyla tutuklandı. Olay sonrası bakanlık tarafından idari inceleme başlatıldı. Şikâyetten vazgeçme ve tahliye B.G.’nin şikâyetinden vazgeçmesi üzerine Fetullah P. tahliye edildi. Tahliyenin ardından görev yaptığı birime dönmek istediği, ancak kendisine şimdilik gelmemesinin bildirildiği öğrenildi. Bakan Yardımcısı’ndan açıklama Bakan Yardımcısı Tarıkdaroğlu, BirGün’den Timur Soykan’a yaptığı açıklamada, yeğeninin ek dersli başvurusundan sonradan haberdar olduğunu savundu. Kadroya geçiş kararının “tesadüf” olduğunu öne süren Tarıkdaroğlu, süreçte etkisi bulunmadığını ve sözleşmenin uzatılmamasını isteyeceğini söyledi. KPSS’siz kadro geçişleri, torpil iddiaları ve ağır bir suçlamayla gündeme gelen bu dosya; kamuda istihdam, şeffaflık ve hesap verebilirlik tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Olayla ilgili adli ve idari süreçlerin nasıl sonuçlanacağı yakından izleniyor.

BM’den kırmızı alarm: Sudan’daki savaş tamamen kontrolden çıktı Haber

BM’den kırmızı alarm: Sudan’daki savaş tamamen kontrolden çıktı

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Katar’da düzenlenen BM zirvesinde yaptığı konuşmada Sudan’daki savaşın geldiği noktayı “kontrolden çıkmış bir felaket” olarak tanımladı. Özellikle Darfur bölgesinde yer alan Faşir kentinin Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) kontrolüne geçmesi sonrası sivillerin kitlesel tehdit altında olduğunu söyleyen Guterres, “Bu artık sadece bir iç savaş değil, dünyanın en kötü insani krizlerinden biri” ifadelerini kullandı. “Yüz binlerce sivil kuşatma altında, ölümler açlık ve hastalıktan geliyor” Guterres, BM’nin sahadan sürekli insan hakları ihlali raporları aldığını belirterek, “Yetersiz beslenme, salgın hastalıklar, zorla yerinden edilme ve kitlesel infazlar artık günlük rutin haline geldi” dedi. Sudan’daki savaş nedeniyle on binlerce kişinin göç ettiğini, geride kalan yüz binlerce yurttaşın ise yardım erişiminden tamamen mahrum bırakıldığını vurguladı. “Ateşkes kaçınılmaz, Sudan’a silah akışı durdurulmalı” Guterres, taraflara derhal ateşkes çağrısı yaparken, uluslararası topluma da açık mesaj verdi: “Sudan’a daha fazla silah girmemesi artık olmazsa olmazdır. Bu savaşın durması için siyasi baskı, diplomatik birlik ve hesap verebilirlik mekanizmaları şarttır.” BM Genel Sekreteri, Sudan konusunda etkisi olan tüm ülkelerin aynı masaya oturması gerektiğini, aksi halde katliamın büyüyerek devam edeceğini söyledi. Sudan’da savaş nasıl başladı, neden durmuyor? Sudan, 15 Nisan 2023’ten bu yana ordu ile dış destekli HDK arasında ağır çatışmalara sahne oluyor. Ülkenin batısında bulunan Darfur, savaşın en kanlı hattı haline gelirken, HDK’nin sivilleri zorla yerinden ettiği, işkence ve infaz görüntülerinin sosyal medyaya yansıdığı biliniyor. Faşir’in düşmesiyle birlikte çatışmaların daha geniş bir bölgeye yayılmasından endişe ediliyor ve yeni bir kitlesel göç dalgası ihtimali gündemde.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.