SON DAKİKA

#Hindistan

HABER DEĞER - Hindistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hindistan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AB’den dikkat çeken savaş yorumu: Tek kazanan Rusya Haber

AB’den dikkat çeken savaş yorumu: Tek kazanan Rusya

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa, Brüksel’de düzenlenen AB Büyükelçiler Konferansı’nda yaptığı konuşmada Ukrayna savaşı ve Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Costa, dünyada artan kutuplaşma ve kriz ortamına dikkat çekerek mevcut çatışma ortamının en büyük kazananının Rusya olduğunu söyledi. Rusya’nın yükselen enerji fiyatlarından faydalanarak Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşı finanse ettiğini belirten Costa, uluslararası sistemde dengelerin giderek daha kırılgan hale geldiğini vurguladı. Dünya yeni bir jeopolitik gerilim dönemine girdi Konuşmasında küresel düzende yaşanan dönüşüme dikkat çeken Costa, uluslararası sistemin ciddi bir kırılma sürecinden geçtiğini ifade etti. Costa’ya göre dünya, Rusya’nın barışı ihlal ettiği, Çin’in ticaret düzenini zorladığı ve ABD’nin kurallara dayalı uluslararası sistemi sorguladığı yeni bir jeopolitik gerçekliğe doğru ilerliyor. Costa, bu ortamda Avrupa’nın küresel vizyonunun stratejik bir değer taşıdığını belirterek AB’nin çok taraflı düzeni savunmaya devam edeceğini söyledi. Uluslararası hukuk ihlallerine sert vurgu AB’nin uluslararası hukuk ve insan hakları konularında net bir tavır sergilemesi gerektiğini ifade eden Costa, ihlallerin nerede gerçekleşirse gerçekleşsin kabul edilemeyeceğini dile getirdi. Costa, uluslararası hukukun ihlallerinin Ukrayna’dan Gazze’ye, Afrika’dan Latin Amerika’ya kadar dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleşmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. İnsan hakları ihlallerinin de İran, Sudan veya Afganistan gibi farklı coğrafyalarda yaşansa bile aynı şekilde reddedilmesi gerektiğini söyledi. Orta Doğu’daki savaş Avrupa’yı da etkileyebilir Orta Doğu’daki gerilimin giderek daha kaygı verici bir boyuta ulaştığını belirten Costa, bölgedeki tırmanmanın Avrupa ve küresel ekonomi açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. Costa, Hürmüz Boğazı’nın olası bir abluka riski üzerinden dünya ekonomisinin de büyük bir tehdit altında olduğunu belirterek gerginliğin daha fazla tırmanmaması gerektiğini söyledi. Rusya üzerindeki baskının sürmesi gerektiğini savundu Rusya’nın Ukrayna’daki savaşta enerji gelirlerinden faydalandığını belirten Costa, bu nedenle Moskova üzerindeki uluslararası baskının sürdürülmesi gerektiğini ifade etti. Costa, Avrupa’nın güvenliğini zayıflatmayacak adil ve kalıcı bir barış için Rusya’nın müzakereye zorlanması gerektiğini söyledi. AB’nin mevcut yaptırımları uzatmayı ve yeni bir yaptırım paketi hazırlamayı planladığını da sözlerine ekledi. AB küresel iş birliği ve ticaret ağını büyütüyor Konuşmasının devamında Avrupa Birliği’nin küresel ticaret ağını genişletmeye devam ettiğini belirten Costa, Mercosur ve Hindistan ile yapılan ticaret anlaşmalarının yaklaşık 3 milyar insanı kapsayan büyük bir ekonomik alan oluşturduğunu söyledi. AB’nin genişleme politikasına da değinen Costa, Ukrayna’nın üyelik başvurusunun Moldova ve Batı Balkan ülkelerinde yeni bir dinamizm yarattığını ifade etti. Costa’ya göre bu ülkelerin geleceği Avrupa Birliği içinde yer alıyor ancak katılım sürecinin liyakat temelinde ilerlemesi gerekiyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Avrupa’da enerji alarmı: Gaz depolarındaki kış stokları tükendi Haber

Avrupa’da enerji alarmı: Gaz depolarındaki kış stokları tükendi

Rus enerji şirketi Gazprom’dan yapılan açıklama, Avrupa’da enerji güvenliği konusundaki endişeleri yeniden gündeme taşıdı. Şirket, Avrupa genelindeki doğal gaz depolama tesislerinde doluluk oranının yüzde 30’un altına gerilediğini ve kışa hazırlık amacıyla depolanan gazın şubat ortasında tamamen tüketildiğini duyurdu. Gazprom’un açıklaması, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Avrupa gaz piyasasından tamamen çekilme ihtimalini gündeme getirmesinin ardından geldi. Avrupa depolarındaki gaz hızla tüketildi Gazprom tarafından yapılan yazılı açıklamada Avrupa ülkelerinin depolardaki gaz rezervlerini hızla kullandığı belirtildi. Açıklamada özellikle Hollanda’daki yeraltı depolarında doluluk oranının yüzde 10’un altına kadar düştüğüne dikkat çekildi. Şirket, Avrupa genelinde kış için depolanan gazın şubat ayının ortasında tamamen çekildiğini ve şu anda depolarda önceki yıllardan kalan stokların kullanılmaya başlandığını bildirdi. Avrupa’nın en büyük tedarikçisi Rusya’ydı Ukrayna savaşı öncesinde Rusya, Avrupa’nın en büyük doğal gaz tedarikçisi konumundaydı. Gazprom, yaklaşık yarım yüzyıl boyunca kurduğu boru hattı altyapısıyla 2022 yılına kadar Avrupa gaz pazarının yaklaşık yüzde 40’ını kontrol ediyordu. Ancak Batı’nın uyguladığı yaptırımlar ve siyasi gerilimler nedeniyle Avrupa ülkeleri Rus gazına olan bağımlılığı azaltmaya yöneldi. Bu süreçte Avrupa, sıvılaştırılmış doğal gaz tedariki için ABD, Katar ve Norveç gibi alternatif kaynaklara yöneldi. Gaz sevkiyatında büyük düşüş Gazprom verilerine göre Rusya’nın Avrupa’ya yaptığı doğal gaz ihracatı son yıllarda ciddi şekilde azaldı. Şirketin Avrupa’ya gönderdiği gaz miktarı 2021 yılında yaklaşık 201,7 milyar metreküp seviyesindeyken, bu rakam 2024 yılında 15 milyar metreküpe kadar geriledi. Rusya yeni pazarlar arıyor Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova yönetiminin Avrupa gaz piyasasından tamamen çekilme ihtimalini gündeme getirmiş ve hükümete bu yönde hazırlık yapılması talimatı vermişti. Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak ise Rus enerji şirketlerinin Avrupa dışında yeni pazarlar aradığını açıkladı. Novak, Hindistan, Çin, Tayland ve Filipinler gibi ülkelerle uzun vadeli enerji anlaşmaları yapılması için görüşmeler yürütüldüğünü belirtti. Enerji uzmanları, Avrupa’daki gaz depolarında yaşanan hızlı düşüşün kıtanın enerji güvenliği açısından yeni bir risk oluşturabileceğini değerlendiriyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ortadoğu’da yeni blok mu kuruluyor: Netanyahu’dan “altıgen ittifak” hamlesi Haber

Ortadoğu’da yeni blok mu kuruluyor: Netanyahu’dan “altıgen ittifak” hamlesi

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, kabine toplantısı öncesinde yaptığı konuşmada “altıgen ittifak” adını verdiği yeni bir bölgesel yapılanma hedefinden söz etti. Hindistan’dan Avrupa hattına uzanması planlanan ittifakın Türkiye’nin bölgesel etkisi bağlamında tartışıldığı belirtilirken açıklama jeopolitik dengelere ilişkin yeni değerlendirmeleri gündeme taşıdı. Altıgen ittifak tartışması büyüyor Netanyahu, Ortadoğu çevresinde ve içinde ittifaklar altıgeni olarak tanımladığı sistemin Hindistan, bazı Arap ve Afrika ülkeleri, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi gibi aktörleri kapsayabileceğini ifade etti. İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından paylaşılan metinlerde ittifakın detaylarının henüz netleşmediği, ancak bölgesel işbirliği ağlarının genişletilmesinin hedeflendiği aktarıldı. Hindistan Başbakanı Narendra Modi ziyareti öncesinde yapılan açıklamalar, planın stratejik ortaklıklar üzerinden şekillenebileceği yorumlarına yol açtı. Netanyahu’nun konuşması, bölgedeki güç dengeleri ve yeni ekonomik koridor projeleri bağlamında değerlendirmelere neden oldu. Osmanlı söylemi tartışma yarattı Netanyahu, İsrail Meclisi’nde düzenlenen özel oturumda Birinci Dünya Savaşı dönemine atıf yaparak İngiliz ordusu saflarında yer alan Hintli askerlerin bölgedeki gelişmelere katkı sağladığını öne sürdü. Osmanlı Devleti’ne yönelik “işgal” nitelemesi ise tarihsel yorumlar açısından tartışma yarattı ve açıklamalar farklı siyasi çevrelerde eleştirildi. Konuşmada tarihsel referansların güncel diplomatik ilişkilerle ilişkilendirilmesi, bölgesel söylemlerin sertleştiği yönünde değerlendirmelere yol açtı. İsrail ve Hindistan ilişkileri öne çıkıyor İsrail basınında yer alan değerlendirmelerde, Hindistan ile Türkiye arasında son dönemde artan gerilimin gölgesinde Tel Aviv-Yeni Delhi hattının güçlendiği öne sürüldü. Analizlerde, Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru IMEC gibi projelerin bu işbirliğinin ekonomik boyutunu oluşturabileceği ifade edildi. Haberlere göre üst düzey savunma yetkililerinin ittifaka ilişkin ön değerlendirme görüşmeleri yaptığı iddia edilirken, planın henüz resmi hükümet kararına dönüşmediği belirtildi. Bölgesel rekabet ve yeni denge arayışı Hint ve İsrail basınında yayımlanan yorumlarda, Türkiye’nin savunma sanayii ve diplomatik etkisinin bölgesel rekabetin önemli başlıklarından biri haline geldiği vurgulandı. Bu çerçevede olası ittifakın, bölgedeki güç dağılımını yeniden şekillendirebilecek bir girişim olarak ele alındığı ifade edildi. Modi’nin İsrail ziyareti sırasında İsrail parlamentosunda yaşanan protesto ise görüşmelerin iç politik yansımalarını da gündeme taşıdı. Muhalefetin özel oturumu protesto etmesi, ziyaretin yalnızca dış politika değil iç siyaset açısından da tartışmalı bir atmosferde gerçekleştiğini gösterdi. Netanyahu’nun gündeme taşıdığı ittifak fikrinin somut bir yapıya dönüşüp dönüşmeyeceği belirsizliğini korurken, bölgedeki diplomatik temasların önümüzdeki dönemde hızlanabileceği değerlendiriliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Dünyanın enerji kapısı kapanır mı? İran’dan Hürmüz çıkışı piyasaları tedirgin etti Haber

Dünyanın enerji kapısı kapanır mı? İran’dan Hürmüz çıkışı piyasaları tedirgin etti

ABD’nin bölgedeki askeri varlığını artırması ve İranlı yetkililerin savaş halinde Hürmüz Boğazı’nın kapatılabileceği yönündeki uyarıları, enerji piyasalarında endişeyi büyüttü. Küresel petrol akışının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği bu dar su yolunda yaşanabilecek bir aksamanın fiyatları hızla yukarı çekebileceği belirtiliyor. Hürmüz neden kritik bir boğaz Umman ile İran arasında yer alan Hürmüz Boğazı, dünyanın en önemli petrol “dar geçitlerinden” biri olarak kabul ediliyor. Günlük yaklaşık 17,8 ila 20,8 milyon varil petrol ve yakıtın bu hat üzerinden taşındığı, bunun da küresel enerji güvenliği açısından hayati olduğu ifade ediliyor. Kapanma ihtimali petrol fiyatlarını sıçratabilir Analizlere göre geçişin durması ya da yavaşlaması, enerji fiyatlarını hızla artırabilir ve küresel tedarik zincirlerinde gecikmelere yol açabilir. Uzmanlar, böylesi bir senaryoda petrolün varil fiyatının 100 doların üzerine çıkabileceğini öngörüyor. Asya ekonomileri en ağır darbeyi alabilir Boğazdan taşınan petrolün büyük bölümü Asya pazarlarına gidiyor ve özellikle Çin, Hindistan, Japonya ile Güney Kore en büyük ithalatçılar arasında yer alıyor. Bu nedenle su yolundaki bir kesintinin ekonomik güvenliği doğrudan etkileyebileceği değerlendiriliyor. İran tamamen kapatabilir mi tartışması sürüyor Uzmanlara göre İran ticari gemi trafiğini en azından geçici olarak aksatabilecek askeri kapasiteye sahip olsa da ABD donanmasının varlığı nedeniyle uzun süreli ve tam bir ablukanın sürdürülmesi zor görülüyor. Bununla birlikte mayınlar, füzeler ve deniz araçlarıyla geçişleri bozabilecek araçlara sahip olduğu belirtiliyor. Gerilim piyasaları anında etkiliyor ABD’nin ticari gemilere İran karasularından uzak durmaları yönünde uyarı yapmasının ardından petrol fiyatlarının kısa süreli yükselmesi, piyasanın bölgedeki risklere ne kadar hassas olduğunu gösterdi. Diplomasi sürerken risk masadan kalkmış değil ABD ile İran arasında dolaylı görüşmeler devam etse de tankerlerin alıkonulduğu olaylar ve sert açıklamalar, deniz ticaretinin güvenliğine dair kaygıları artırıyor. Washington yönetimi diplomasiye bağlı kalacağını belirtirken bölgedeki tansiyonun yüksek olduğu vurgulanıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Trump’tan sert hamle: İran’la ticaret yapan ülkelere yüzde 25 ek vergi Haber

Trump’tan sert hamle: İran’la ticaret yapan ülkelere yüzde 25 ek vergi

ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik ekonomik baskıyı artıracak yeni bir yaptırım paketine imza attı. Yürürlüğe giren kararnameye göre, İran ile ticaret yapan ülkeler ABD ile gerçekleştirdikleri ticarette yüzde 25 oranında ek gümrük vergisi ödemek zorunda kalacak. Washington yönetimi, adımı ulusal güvenlik gerekçesiyle savunurken kararın uluslararası ticaret dengelerini etkileyebileceği değerlendiriliyor. Karar “kesin ve nihai” olarak duyuruldu Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada yeni tarifelerin derhal uygulanacağını belirterek, İran’ın politikalarının ABD’nin ulusal çıkarlarını tehdit etmeyi sürdürdüğünü ifade etti. Başkan, alınan kararın geri adım atılmayacak netlikte olduğunu vurguladı. Hedefte İran’ın ticaret ortakları var Yeni düzenleme, yalnızca İran’ı değil; bu ülkeyle ekonomik ilişkilerini sürdüren devletleri de doğrudan ilgilendiriyor. İran’ın önemli ticaret partnerleri arasında gösterilen Çin, Hindistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye gibi ülkelerin ABD ile yürüttükleri ticaretin bu karardan etkilenebileceği öngörülüyor. Ekonomik baskı stratejisinin parçası Washington, söz konusu adımı İran’ın bölgesel ve iç politikadaki tutumuna karşı ekonomik araçlarla yanıt verme stratejisinin devamı olarak görüyor. Böylece ABD’nin Tahran yönetimine uyguladığı yaptırımların kapsamı daha da genişlemiş oldu. Küresel ticaret için yeni riskler gündemde Uzmanlar, ek gümrük vergilerinin küresel tedarik zincirlerinde aksamalara ve uluslararası ticarette maliyet artışlarına yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Kararın nasıl uygulanacağına ve hangi ülkelerin hangi ölçüde etkileneceğine dair ayrıntılı listenin ise henüz açıklanmadığı belirtiliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Nipah alarmı büyüyor: Ölümcül virüs sınırları aşıyor mu? Haber

Nipah alarmı büyüyor: Ölümcül virüs sınırları aşıyor mu?

Hindistan’da doğrulanan vakalar bölgesel endişe yarattı Hindistan hükümeti, Bangladeş, Butan ve Nepal’e komşu Batı Bengal eyaletinde iki Nipah virüsü vakasının doğrulandığını açıkladı. Enfekte olan iki kişinin de sağlık çalışanı olduğu ve yoğun bakımda tedavi altına alındığı bildirildi. Yetkililer, temaslı 196 kişinin tamamının semptomsuz olduğunu ve yapılan testlerin negatif çıktığını duyurdu. Yetkililer kamuoyu için acil bir risk görmüyor Sağlık otoriteleri, mevcut verilerin bireyler ve aileler açısından acil bir tehlikeye işaret etmediğini belirtiyor. Buna karşın Nipah virüsünün yüksek ölüm oranı ve spesifik bir tedavi ya da aşısının bulunmaması nedeniyle her vakanın yakından izlendiği vurgulanıyor. Nipah virüsü ciddi bir salgın potansiyeli taşıyor Nipah virüsü, hayvanlardan insanlara, kontamine gıdalar yoluyla ya da enfekte kişilerle temas sonucu bulaşabilen zoonotik bir hastalık olarak biliniyor. Virüs özellikle Hint Okyanusu çevresi, Güney ve Güneydoğu Asya ile Okyanusya’daki yarasa popülasyonlarında görülüyor. Evcil hayvanlar aracılığıyla bulaşabilmesi ve insandan insana geçişlerin mümkün olması, küresel salgın riskini artıran unsurlar arasında yer alıyor. Hastalık tablosu ağır ve ölümcül olabiliyor Enfekte kişilerde hastalık, hiçbir belirti göstermeden seyredebildiği gibi akut solunum yolu hastalığına ve ölümcül ensefalite kadar ilerleyebiliyor. Uzmanlara göre Nipah virüsünde ölüm oranı, virüsün türüne bağlı olarak yüzde 40 ile yüzde 75 arasında değişebiliyor. Komşu ülkeler sınır ve havalimanlarında önlem aldı Hindistan’daki gelişmelerin ardından Tayland, Batı Bengal’den gelen yolcular için havalimanlarında termal tarama uygulamasını başlattı. Nepal ise kara sınırlarında ve havalimanlarında gözetimi artırdı. Şu ana kadar Hindistan dışında doğrulanmış bir vaka bildirilmedi. Nipah salgınları bölgede yeni değil Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Nipah virüsü salgınları 1998’den bu yana Bangladeş, Hindistan, Malezya, Filipinler ve Singapur’da görüldü. Hindistan’da özellikle Kerala eyaleti, 2018’den bu yana tekrarlayan vakalarla dikkat çekiyor. Bangladeş’te ise hastalık endemik kabul ediliyor. Uluslararası yayılma riski düşük ama izleme sürüyor DSÖ, mevcut salgınlar için uluslararası yayılma riskini düşük olarak değerlendiriyor. Ancak kuruluş, Nipah virüsüne karşı henüz onaylanmış bir ilaç ya da aşı bulunmadığını hatırlatarak, risk faktörlerine karşı farkındalığın artırılmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Hindistan Nipah alarmında: Doktor ve hemşirelerde de görülünce karantina genişletildi Haber

Hindistan Nipah alarmında: Doktor ve hemşirelerde de görülünce karantina genişletildi

Hindistan’da Nipah virüsü vakalarının sağlık çalışanları arasında da tespit edilmesi, ülkede alarm seviyesini yükseltti. Batı Bengal eyaletinde en az beş vakanın doğrulanmasının ardından temaslı takibi hızlandırıldı, geniş çaplı karantina uygulamaları başlatıldı. Batı Bengal’de karantina çemberi genişletildi Hindistan’ın doğusundaki Batı Bengal eyaletinde yaklaşık 100 kişi karantinaya alındı. Independent’ın aktardığına göre, hastalardan birinin durumunun kritik olduğu bildirildi. 13 Ocak’ta Barasat kentinde Nipah şüphesiyle iki kişinin hastaneye yatırılması, sürecin seyrini belirleyen ilk işaretlerden biri oldu. Sağlık çalışanlarında vaka tespiti endişeyi artırdı Eyalet yönetimi, doktor ve hemşireler dahil olmak üzere beş vakanın teyit edildiğini açıkladı. Batı Bengal Eyalet Başkanı Nandini Chakravorty, bu kişilerle temaslı olan yurttaşların da yakın gözlem altında tutulduğunu belirterek, temaslı takibinin titizlikle sürdürüldüğünü söyledi. Nipah virüsü yüksek riskli kabul ediliyor Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), aşısı ve bilinen bir tedavisi bulunmayan Nipah virüsünü yüksek riskli patojenler arasında sınıflandırıyor. Uzmanlar, virüsün çoğunlukla yarasalardan ve enfekte meyvelerden insanlara geçtiğini, insandan insana bulaşın ise nadir ancak mümkün olduğunu vurguluyor. Belirtiler gripten nörolojik tablolara uzanabiliyor Nipah virüsü bulaşanlarda başlangıçta ateş, baş ağrısı, boğaz ve kas ağrıları görülebiliyor. İlerleyen aşamalarda baş dönmesi, şiddetli yorgunluk ve bilinç değişiklikleri ortaya çıkabiliyor. Sağlık otoriteleri, şüpheli belirtiler görülen yurttaşların derhal sağlık kuruluşlarına başvurması çağrısı yapıyor. Geçmiş salgınlar hatırlatılıyor, önlemler sıkılaştırılıyor Hindistan’da daha önce özellikle Kerala eyaletinde görülen Nipah salgınları, yüksek ölüm oranlarıyla hafızalarda yer etmişti. Yetkililer, mevcut tabloda erken teşhis, temaslıların eş zamanlı izlenmesi ve doğru bilgilendirmenin yayılımı sınırlamada kritik olduğunu vurguluyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Orta Asya’nın yaşayan mirası Kobız ve Yurt UNESCO listesine girdi Haber

Orta Asya’nın yaşayan mirası Kobız ve Yurt UNESCO listesine girdi

Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan’ın ortak başvurusu sonucu, Orta Asya’nın köklü kültürel unsurlarından Kobız ve Yurt, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne alındı. Karar, UNESCO Hükümetlerarası Komitesi’nin Hindistan’ın Yeni Delhi kentinde düzenlenen 20. oturumunda açıklandı. UNESCO’dan “tehdit altında” uyarısı UNESCO, Kobız ve Yurt geleneğinin bazı unsurlarının, deneyimli ustaların giderek azalması nedeniyle ciddi risk altında olduğuna dikkat çekti. Kurum, bu kültürel mirasın korunması ve genç kuşaklara aktarılması için acil önlemler alınması gerektiğini vurguladı. Hikâye anlatıcılığının mihenk taşı: Kobız Türk dünyasının en eski yaylı çalgılarından biri olarak kabul edilen Kobız’ın geçmişi MS 5–8. yüzyıllara kadar uzanıyor. Kepçe biçimindeki ahşap gövdesi, kemerli boynu ve deve derisinden yapılan zarı sayesinde derin ve rezonanslı bir ses sunan çalgı, özellikle Kazakistan’ın Kyzylorda ve Mangystau bölgelerinde yaygın olarak kullanılıyor. Kobız, tarih boyunca şamanik ritüellerden destan anlatıcılığına kadar birçok kültürel pratiğin ayrılmaz parçası oldu. “Ustalar azalıyor, zanaat yok olma tehlikesiyle karşı karşıya” Kobız icracısı Ermek Bayniyazov, zanaatın geleceğine dair endişesini şu sözlerle dile getirdi: “Gençliğimde bir köye girdiğinizde mutlaka Kobız’ı akort etmeyi ya da tamir etmeyi bilen birine rastlardınız. Bugün ise gerçek ustalar bir elin parmaklarını geçmiyor. Eğer bu ustalar çalışmayı bırakırsa, bilgi de onlarla birlikte kaybolur.” Göçebe yaşamın sembolü: Yurt Yurt, Karakalpaklar, Kazaklar ve Kırgızlar başta olmak üzere Orta Asya’nın göçebe ve yarı göçebe toplulukları için yüzyıllar boyunca temel yaşam alanı oldu. 19. yüzyılın sonuna kadar yaygın biçimde kullanılan Yurt, 1930’lu ve 1940’lı yıllardan itibaren daha çok mevsimlik göçler sırasında çobanlar tarafından kullanılmaya devam etti. Bugün ise Yurt, yalnızca bir barınak değil; Orta Asya kimliğinin ve kolektif hafızasının güçlü bir simgesi olarak kabul ediliyor.

Himalayalar’da su alarmı: Çin’in 168 milyar dolarlık barajı 1,5 milyar insanı tehdit ediyor Haber

Himalayalar’da su alarmı: Çin’in 168 milyar dolarlık barajı 1,5 milyar insanı tehdit ediyor

Çin, Tibet’te yer alan Yarlung Tsangpo Nehri’nin “Büyük Bükülme” olarak bilinen bölümünde, yaklaşık 168 milyar dolarlık dev bir hidroelektrik baraj projesini hayata geçiriyor. Proje, Çin’in enerji kapasitesini artırmayı ve karbon nötr hedeflerine katkı sunmayı amaçlarken, nehrin aşağı havzalarında yaşayan yaklaşık 1,5 milyar insan için ciddi su güvenliği endişeleri doğuruyor. Çin, Himalayalar’daki barajla enerji gücünü küresel ölçekte büyütmeyi hedefliyor Yaklaşık 2 bin metrelik yükseklik farkına sahip “Büyük Bükülme” bölgesi, dünyadaki en yüksek hidroelektrik potansiyellerden biri olarak kabul ediliyor. Çinli yetkililere göre bu proje, Üç Boğaz Barajı’nın yaklaşık üç katı kadar elektrik üretebilecek kapasiteye sahip. Üretilen enerjinin özellikle elektrikli araçlar, yapay zekâ merkezleri ve yüksek enerji tüketen süper bilgisayar tesisleri için kullanılacağı belirtiliyor. Proje yalnızca enerji değil, ulusal güvenlik stratejisinin de parçası olarak görülüyor Uzmanlara göre Tibet’te böylesine büyük bir altyapı yatırımı, Çin’in tartışmalı sınır bölgelerinde kontrolünü güçlendirme politikasının bir uzantısı. Çin yönetimi, Himalayalar boyunca inşa edilen barajlar ve ulaşım projeleriyle hem askeri hem de siyasi nüfuzunu artırmayı amaçlıyor. Bu durum, özellikle Hindistan ile ilişkilerde yeni gerilim başlıkları yaratıyor. Baraj sistemi nehir ekosistemini kökten değiştirecek ölçekte planlanıyor Projeye göre nehrin bir bölümü tünellerle yönlendirilerek beş kademeli hidroelektrik santraline aktarılacak. Her santral, bir öncekinden daha alçak bir noktada konumlanacak ve toplamda yaklaşık 150 kilometrelik bir sistem oluşturacak. Ancak rezervuarların ne kadar alanı sular altında bırakacağı ve tam yerleşim planı hâlâ kamuoyuyla paylaşılmış değil. Deprem, heyelan ve iklim krizi riskleri projenin en kırılgan noktası Yarlung Tsangpo Vadisi, dünyanın en derin kanyonlarından birine ev sahipliği yapıyor ve yoğun sismik hareketlilikle biliniyor. Uzmanlar, buzul gölü taşkınları, artan yağış rejimi ve iklim krizinin etkileri nedeniyle böylesi bir mega projenin tüm risklerinin mühendislik çözümleriyle tamamen ortadan kaldırılamayacağını vurguluyor. Yerel topluluklar yerinden edilme ve kültürel kayıp tehlikesiyle karşı karşıya Baraj inşaatı, bölgede yaşayan on binlerce kişinin, özellikle Monpa ve Lhoba topluluklarının yaşam alanlarını terk etmesine yol açıyor. Çinli yetkililer yeni konut ve ibadet alanları inşa edildiğini açıklasa da yerel halk, sosyal bağların ve kültürel hafızanın geri dönülmez biçimde zarar gördüğünü dile getiriyor. Hindistan ve Bangladeş için susuzluk ve kuraklık riski büyüyor Yarlung Tsangpo Nehri, Hindistan sınırları içinde Brahmaputra adını alarak tarım, balıkçılık ve içme suyu açısından hayati bir rol oynuyor. Hindistanlı yetkililer, Çin’in suyu ne zaman ve ne kadar bırakacağına dair şeffaf veri paylaşmamasının “su güvenliği” açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtiyor. Uzmanlara göre bu durum, iklim krizinin de etkisiyle Güney Asya’da kuraklık ve gıda krizlerini derinleştirebilir. Bölgede başlayan baraj yarışı ekolojik riskleri daha da artırıyor Çin’in hamlesine karşılık Hindistan da Brahmaputra üzerinde büyük ölçekli baraj projelerini hızlandırmış durumda. Uzmanlar, iki ülke arasında iş birliği yerine rekabetin hâkim olması halinde, nehir ekosisteminin ve milyonlarca yurttaşın yaşam hakkının daha büyük risk altına gireceği uyarısında bulunuyor. Bilim insanları şeffaflık ve uluslararası iş birliği çağrısı yapıyor Çevre örgütleri ve akademisyenler, projeden önce kapsamlı biyolojik çeşitlilik çalışmaları yapılmasını, su akışına dair verilerin aşağı havza ülkeleriyle paylaşılmasını talep ediyor. Aksi halde, Çin’in temiz enerji hedefiyle başlattığı bu mega proje, Güney Asya için uzun vadeli bir susuzluk ve kuraklık krizinin tetikleyicisi olabilir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.