SON DAKİKA

#Hukuk

HABER DEĞER - Hukuk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hukuk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

 Gündüz kuşağına yasal fren: 12. Yargı Paketi ile yeni dönem Haber

 Gündüz kuşağına yasal fren: 12. Yargı Paketi ile yeni dönem

Türkiye’de milyonlarca izleyiciye ulaşan gündüz kuşağı programları, içerik yapıları nedeniyle yargı reformunun radarına girdi. 12. Yargı Paketi kapsamında ele alınan yeni düzenleme, özellikle kayıp kişilerin aranması, aile içi ihtilafların çözümü ve suçlu tespiti gibi süreçlerin ekrana taşınma biçimine yeni kısıtlamalar getirmeyi planlıyor. Bu adımla, televizyon stüdyolarının "gayriresmi mahkeme" gibi işlev görmesinin önüne geçilmesi amaçlanıyor. "Yargılama benzeri içerik" denetimi Adalet Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre, paketin en kritik başlığını "yargılama benzeri içerikler" oluşturuyor. Programlarda kişilerin sorgulanması, suç isnat edilmesi ve özel hayatın gizliliğini ihlal eden canlı yayın itiraflarının adli süreçleri olumsuz etkilediği vurgulanıyor. Yeni düzenleme ile RTÜK denetimlerine ek olarak, bu tür yayınların formatlarına ve kullanılan dile yönelik daha sert ve net kurallar getirilmesi bekleniyor. Yargı süreçlerinin selameti korunacak Hazırlanan taslakta, devam eden soruşturmaların ve kovuşturmaların gizliliğini ihlal eden yayınlar için yaptırımların ağırlaştırılması öngörülüyor. Özellikle stüdyoda yapılan "yüzleşme" sahnelerinin ve tanıkların mahkeme öncesi ekranda beyan vermesinin, adil yargılanma hakkına zarar verdiği tespiti yapıldı. Yeni çerçeve ile yayıncıların, adli makamların yetki alanına giren konularda daha dikkatli bir yayın politikası izlemesi zorunlu kılınacak. Medya ve hukuk dünyasında yeni tartışma Düzenleme hazırlıkları sürerken, medya dünyası ve hukukçular arasında da tartışmalar başladı. Bazı uzmanlar bu adımın çocukların ve ailenin korunması açısından şart olduğunu savunurken, bazıları ise yayın özgürlüğünün sınırlandırılmaması gerektiğini dile getiriyor. 12. Yargı Paketi'nin önümüzdeki günlerde Meclis gündemine gelmesiyle birlikte, gündüz kuşağı programlarının geleceği de netleşmiş olacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Fatih Erbakan: Bize de sıra gelebilir Haber

Fatih Erbakan: Bize de sıra gelebilir

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, T24’ün YouTube kanalında gazeteci Şirin Payzın’ın sorularını yanıtladı. Muhalefet belediyelerine ve belediye başkanlarına yönelik soruşturmaları değerlendiren Erbakan, hukuk devletinde soruşturma ve yargılamaların normal olduğunu söyledi. Ancak gözaltı ve tutuklama yöntemlerine tepki gösterdi. “İktidara ayrı, muhalefete ayrı hukuk uygulanıyor” Fatih Erbakan, “Şafak operasyonlarıyla gözaltına almalar, tutuklu yargılamalar ve bundan da önemlisi iktidara ayrı, muhalefete ayrı hukuk işletilmesi uygun değil” dedi. Erbakan, bir yurttaşın kendisine “Aman dikkat edin, sizi de almasınlar. İktidar kendisine rakip olacak herkesi içeri tıkıyor” dediğini aktararak, toplumda bu yönde bir algının oluştuğunu savundu. Yıllarca “millet iradesi” ve “sandık” söylemini kullanan iktidarın bugün farklı bir görüntü verdiğini ileri süren Erbakan, “Sandıkta elde edemediğini bu şekilde elde ediyor” düşüncesinin toplumda yaygınlaştığını söyledi. “Bizim de akıbetimiz öyle olabilir” Gazeteci Şirin Payzın’ın, “Sıra bize de gelebilir diye düşünüyor musunuz?” sorusuna yanıt veren Fatih Erbakan, partisinin oy oranı yükselirse benzer bir tabloyla karşılaşabileceklerini ifade etti. Erbakan, “Biz de anketlerde yüzde 40-50-60 gibi oylara ulaştığımız takdirde, Mansur Yavaş gibi, bizim de akıbetimiz öyle olabilir diye düşünüyorum ister istemez” dedi. Erbakan’ın açıklamaları, son dönemde muhalefete yönelik operasyon ve soruşturmalar üzerinden yaşanan tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Mansur Yavaş: Gelsinler bakalım, korktuğumuz bir durum yok Haber

Mansur Yavaş: Gelsinler bakalım, korktuğumuz bir durum yok

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde 2023 Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde belediye imkânlarının kampanya faaliyetlerinde kullanıldığı iddiasıyla başlatılan süreçte, İçişleri Bakanlığı tarafından Mansur Yavaş ve 8 belediye çalışanı hakkında soruşturma izni verildi. Soruşturma izninin, mülkiye müfettişlerinin hazırladığı rapor sonrası, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi imzasıyla 24 Şubat 2026 tarihinde verildiği belirtildi. “Ortada bir ilgimiz olmadığını söylüyorlar ama yine de deniyorlar” Soruşturma kararının ardından konuşan Mansur Yavaş, kendisine yönelik suçlamaların somut bir temele dayanmadığını savundu. Danıştay’a başvuracaklarını belirten Yavaş, “Bir ilgisi bulunmamış diyorlar ama ‘olsun, bir deneyelim’ anlayışı var. Danıştay’a başvuruyoruz. Perşembe günü tüm detayları, İçişleri Bakanı’nın kimlere ne dediğini belgeleriyle anlatacağım” ifadelerini kullandı. “Müfettişler geliyor, tekrar tekrar inceleme yapılıyor” Son dönemde belediyeye yönelik denetimlerin arttığını söyleyen Mansur Yavaş, açıklamasında şu sözlere yer verdi: “Son zamanlarda müfettişler geliyor, inceliyor, bir olumsuzluk bulamayınca ‘bir kez daha inceleyin’ diyorlar. Gelsinler bakalım. Allah’ın izniyle kendimizden korktuğumuz bir durum yok.” Yavaş ayrıca, belediyeye yönelik uygulamaların “çifte standart” içerdiğini savunarak, “Herkes bu çifte standardı görüyor. Devlette böyle olmamalı” dedi. ABB: “Ortada somut delil yok, hukuk zorlanıyor” Kararın ardından Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan açıklamada, soruşturma izninin somut delile dayanmadığı belirtildi. Açıklamada, karar metninde Yavaş’ın doğrudan emir ya da talimat verdiğine dair herhangi bir bulgu bulunmadığının açıkça yazıldığı vurgulandı. Belediye açıklamasında, “Ortada somut bir delil bulunmaksızın soruşturma izni verilmesi hukukun zorlanmasıdır” denildi. Ayrıca seçim döneminde belediye kaynaklarının kullanılmaması konusunda hassas davranıldığı, Mansur Yavaş’ın kampanya sürecinde belediye başkanlığı maaşını dahi almadığı ifade edildi. Soruşturmanın merkezinde Karabük ve Çankırı’daki mitingler var İddialara göre soruşturmanın temelini, 2023 seçim sürecinde Karabük ve Çankırı’da düzenlenen mitinglerde belediyeye ait araçlar, ses sistemleri ve personelin kullanıldığı yönündeki suçlamalar oluşturuyor. Dosyada, belediyeye ait altı aracın mitinglerde kullanıldığı ve bazı organizasyonların ABB personeli tarafından yürütüldüğü öne sürülüyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Burhanettin Duran’dan Benjamin Netanyahu’ya tepki gösterdi: Hesap verecektir! Haber

Burhanettin Duran’dan Benjamin Netanyahu’ya tepki gösterdi: Hesap verecektir!

Türkiye ile İsrail arasında artan sözlü gerilimde yeni bir açıklama geldi. Burhanettin Duran, Benjamin Netanyahu’nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan açıklamalarına sert sözlerle karşılık verdi. “Açıklamalar çaresizlik göstergesi” Duran, Netanyahu’nun açıklamalarını “çaresizlik” olarak nitelendirerek, İsrail Başbakanı’nın bölgedeki politikalarını eleştirdi. Açıklamada, Netanyahu’nun uluslararası hukuk önünde sorumluluk taşıdığı vurgulandı. “İnsanlığa karşı suçlardan hesap verecek” Duran, sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Gazze’de soykırım gerçekleştiren ve bölgede yedi ülkeye saldıran Netanyahu, çaresizlik içinde Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef almaktadır. İnsanlığa karşı işlediği suçlardan er ya da geç hesap verecektir.” Türkiye’den “adalet” vurgusu Açıklamada Türkiye’nin uluslararası alanda daha adil ve güvenli bir dünya hedefi doğrultusunda hareket ettiği belirtilirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde bu mücadelenin süreceği ifade edildi. Gerilim tırmanıyor Netanyahu’nun açıklamalarıyla başlayan ve karşılıklı sert ifadelerle devam eden süreç, Türkiye-İsrail hattında diplomatik gerilimin yükseldiğine işaret ediyor. Gazze’de soykırım gerçekleştiren ve bölgede yedi ülkeye saldıran Netanyahu, çaresizlik içinde Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef almaya cüret etmektedir. Netanyahu, hakkında tutuklama kararları bulunan, dostu kalmamış bir suçludur. Siyasi varlığını sürdürme stratejisi olarak bölgeyi… — Burhanettin Duran (@burhanduran) April 11, 2026 haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ankara’da siyaset ve demokrasi gündemi: Önemli isimler bir araya geliyor Haber

Ankara’da siyaset ve demokrasi gündemi: Önemli isimler bir araya geliyor

Türkiye’de siyasal sistem ve demokrasi tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde, farklı alanlardan önemli isimler Ankara’da düzenlenecek bir konferansta bir araya geliyor. Etkinlikte, siyaset kurumunun işleyişi ve çözüm önerileri masaya yatırılacak. Demokrasi Platformu tarafından düzenlenen “Bahar Konferansları” serisinin ilk buluşması, 5 Nisan’da Ankara’da gerçekleştirilecek. “Önce siyaset değişmeli” başlığıyla yapılacak konferansta, Türkiye’nin demokratikleşme süreci farklı yönleriyle ele alınacak. Hukuk, siyaset ve etik başlıkları öne çıkıyor Platformdan yapılan açıklamada, Türkiye’de yaşanan pek çok sorunun temelinde siyaset kurumunun işleyişine dair yapısal sorunların bulunduğu vurgulandı. Bu kapsamda konferansta hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı, siyasal etik ve siyasetin finansmanı gibi başlıkların tartışılacağı belirtildi. Alanında deneyimli isimler konuşacak Konferans programında Haşim Kılıç, Taha Akyol, Bekir Ağırdır, Doğu Ergil, Hüseyin Çelik ve Ertuğrul Günay gibi isimler yer alıyor. Katılımcıların, farklı perspektiflerden çözüm önerilerini paylaşması bekleniyor. Konferans 5 Nisan’da düzenlenecek Etkinlik, 5 Nisan 2026 Pazar günü saat 14.00 ile 17.00 arasında The Green Park Hotel’de gerçekleştirilecek. Konferansın basına açık olacağı ve kamuoyunun süreci yakından takip edebileceği ifade edildi. Türkiye toplumunda siyasal tartışmaların yoğunlaştığı bir dönemde düzenlenecek konferansın, farklı görüşlerin bir araya geldiği bir diyalog zemini oluşturması hedefleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Siyasette yeni sayfa mı açılıyor: Öcalan’dan dikkat çeken mesaj Haber

Siyasette yeni sayfa mı açılıyor: Öcalan’dan dikkat çeken mesaj

PKK lideri olarak bilinen Abdullah Öcalan tarafından paylaşıldığı belirtilen yeni mesajda silahlı mücadelenin anlamını yitirdiği, demokratik siyaset ve entegrasyon vurgusunun öne çıktığı ifadeler yer aldı. 27 Şubat 2025 çağrısına atıf yapılan metin, Türkiye toplumunda çözüm, barış ve yeni siyaset tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Silah yerine siyaset vurgusu öne çıktı Mesajda, demokratik siyasetin hayata geçtiği yerde silahın anlamsızlaşacağı görüşü dile getirilirken, örgütsel düzeyde fesih ve silahlı mücadele stratejisinin sona erdirilmesinin zihinsel dönüşümü de içerdiği ifade edildi. Şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik siyaset ve entegrasyona geçişin mümkün olduğu savunularak yeni dönemin müzakere kapasitesini güçlendirdiği öne sürüldü. Metinde, sürece katkı sunduğu belirtilen siyasi aktörlere atıf yapılarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel dahil olmak üzere farklı kesimlerin rolünün önemli olduğu ifade edildi. Ayrıca yaşamını yitiren siyasetçi Sırrı Süreyya Önder anıldı. Birlik ve birlikte yaşam söylemi öne çıkarıldı Mesajda Türkiye toplumunun farklı kimliklerinin tarihsel olarak iç içe olduğu vurgulanarak birlikte yaşamın yeniden tartışılması gerektiği ifade edildi. Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki metinlerde yer alan birlik vurgusuna atıf yapılırken demokratik cumhuriyet talebinin bu ruhun canlandırılması olarak tanımlandığı aktarıldı. Şiddet ve çatışma döngüsünün kırılmasının hedeflendiği belirtilen metinde, kısa vadeli siyasi hesapların sorunun çözümünü zorlaştırabileceği değerlendirmesi yer aldı. Negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçiş çağrısı yapılarak yeni bir siyaset döneminin kapısının aralandığı savunuldu. Demokratik entegrasyon ve hukuk tartışması Metinde demokratik toplum, uzlaşı ve entegrasyon kavramlarının yeni dönemin temel yapı taşları olduğu ifade edildi. Pozitif inşa sürecinin herhangi bir kurumu ele geçirmekten ziyade toplumun tüm kesimlerinin sorumluluk almasını hedeflediği belirtilirken, devletin demokratik dönüşüme duyarlı olması gerektiği vurgulandı. Demokratik entegrasyonun barış yasalarını gerektireceği ve siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel boyutları olan bir hukuk mimarisini zorunlu kılacağı ifade edildi. Güncel krizlerin önemli nedenlerinden birinin demokratik hukuk eksikliği olduğu savunularak hukuksal güvencelerin güçlendirilmesi çağrısı yapıldı. Vatandaşlık ve özgür yurttaşlık tartışması Mesajda vatandaşlık ilişkisinin etnik kimlik yerine devletle kurulan bağ üzerinden tanımlanması gerektiği görüşü dile getirildi. Din, dil ve düşünce özgürlüğünü temel alan özgür yurttaşlık anlayışının savunulduğu metinde anayasal vatandaşlık kavramının kimliklerin özgürce ifade edilmesini kapsaması gerektiği belirtildi. Ayrıca kadınların demokratik entegrasyonun önemli bir itici gücü olduğu vurgulanarak aile içi şiddet, kadın cinayetleri ve ataerkil yapıya karşı mücadele başlıklarının demokratik dönüşüm sürecinin parçası olduğu ifade edildi. Mesajın, Türkiye toplumunda çözüm, demokrasi ve birlikte yaşam tartışmalarını yeniden hızlandırması beklenirken, siyasi aktörlerden gelecek olası değerlendirmeler merakla takip ediliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.