SON DAKİKA

#Hukuk Devleti

HABER DEĞER - Hukuk Devleti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hukuk Devleti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’ten 27 Nisan değerlendirmesi: Demokrasi, hukukla güç kazanır! Haber

Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’ten 27 Nisan değerlendirmesi: Demokrasi, hukukla güç kazanır!

Türkiye’de 2007 yılında yaşanan 27 Nisan e-Muhtırası’nın yıl dönümünde açıklamalarda bulunan eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, geçmişteki askerî müdahalelerin demokratik sürece verdiği zarara dikkat çekerken, günümüzde de hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Vesayet eleştirisi Çelik, Türkiye’nin yakın tarihinde askerî vesayet anlayışının demokratik iradeyi zaman zaman gölgelediğini belirterek, bu tür müdahalelerin millet iradesini sınırlayan yaklaşımlar olduğunu dile getirdi. Bu anlayışın artık geride bırakılması gerektiğini ifade eden Çelik, demokratik standartların korunmasının önemine işaret etti. Muhtıra tartışması Açıklamasında yalnızca 27 Nisan sürecine değil, geçmişte farklı dönemlerde yaşanan müdahalelere de değinen Çelik, 2004 yılında YÖK Yasa Tasarısı sürecinde ortaya çıkan bazı açıklama ve bildirilerin de muhtıra niteliği taşıdığını belirtti. Bu tür girişimlerin demokratik işleyiş üzerinde baskı oluşturduğunu kaydetti. Demokrasi vurgusu Türkiye’nin demokrasi yolculuğunda yaşanan gerilimlerin tarihsel bir süreç olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Çelik, demokrasinin yalnızca vesayet odaklarına karşı durmakla sınırlı olmadığını vurguladı. Hukukun üstünlüğünün sağlanmasının, demokratik sistemin temel şartı olduğunu dile getirdi. Adalet uyarısı Çelik, günümüzde adalet duygusunun yeterince karşılık bulup bulmadığının tartışılması gerektiğini belirterek, yargı bağımsızlığına ilişkin soru işaretlerinin giderilmesinin önemine dikkat çekti. Farklı görüşlerin özgürce ifade edilebildiği bir ortamın, demokrasinin sağlıklı işleyişi açısından kritik olduğunu ifade etti. Hukuk çağrısı Adaletin olmadığı bir sistemde demokrasinin güçlenemeyeceğini belirten Çelik, hukukun üstünlüğünün tesis edilmediği bir yapıda cumhuriyetin de sağlam temeller üzerine inşa edilemeyeceğini söyledi. Türkiye’nin hem geçmişteki vesayetçi anlayışları hem de günümüzdeki keyfi uygulamaları aşması gerektiğini vurguladı. Gelecek mesajı Çelik, Türkiye’nin geleceğinin; çoğulculuk, hukuk devleti ve millet iradesinin birlikte var olduğu bir demokratik zemin üzerinde şekillenmesi gerektiğini ifade etti. Darbeler ve muhtıralar kadar, güncel antidemokratik uygulamalara karşı durmanın da toplumsal bir sorumluluk olduğunu belirtti. ???? 27 Nisan E-Muhtırası Dolayısıyla Bugün, 27 Nisan olarak hafızalara kazınmış müdahalenin yıl dönümü. Türkiye, geçmişte askerî vesayetin gölgesinde kalmış; demokratik iradenin önünün zaman zaman farklı yol ve biçimlerle kesildiği dönemler yaşamıştır. Bu tür müdahaleler, millet… pic.twitter.com/LGB3rL634y — Hüseyin Çelik (@hc_huseyincelik) April 27, 2026 27 Nisan e-Muhtırası’nda ne oldu? 27 Nisan e-Muhtırası, 27 Nisan 2007 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin internet sitesinden yayımlanan bir bildiriyle gündeme geldi. Bildiride, cumhurbaşkanlığı seçimi sürecine ilişkin laiklik vurgusu yapılırken, askerî makamların sürece müdahil olabileceği yönünde mesajlar yer aldı. Bu gelişme kamuoyunda “e-muhtıra” olarak adlandırıldı. Dönemin hükümeti ise söz konusu bildiriyi sert bir şekilde eleştirerek demokratik sürece müdahaleye karşı durduğunu açıkladı. Süreç, Türkiye’de sivil-asker ilişkileri ve demokratikleşme tartışmalarında önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

“Önce Siyaset Değişmeli” konferansı Ankara’da başladı Haber

“Önce Siyaset Değişmeli” konferansı Ankara’da başladı

Ankara’da The Green Park Hotel Ankara’da düzenlenen Demokrasi Platformu’nun “Önce Siyaset Değişmeli” başlıklı Bahar Konferansları-1 etkinliği bugün saat 14.00’te başladı. Türkiye siyasetinin mevcut sorunlarını ve çözüm önerilerini tartışmayı amaçlayan konferans, akademisyenler, siyasetçiler ve gazetecileri bir araya getirdi. Siyasetin dönüşümü masaya yatırılıyor Konferansın ana teması, Türkiye’de siyasal sistemin yapısal sorunları ve demokratik hukuk devleti çerçevesinde yeniden inşa ihtiyacı olarak öne çıktı. Etkinlikte konuşmacılar, siyaset kurumunun işleyişinden kuvvetler ayrılığı ilkesine, siyasal etik sorunlarından reform önerilerine kadar geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulunuyor. Alanında tanınmış isimler konuşmacı olarak yer aldı Konferansta eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve gazeteci-yazar Taha Akyol gibi isimler yer alırken; gazeteci Bekir Ağırdır, Prof. Dr. Doğu Ergil ve Prof. Dr. Hüseyin Çelik de farklı başlıklarda sunumlar gerçekleştiriyor. Katılımcılar, Türkiye’de siyaset kültürünün dönüşümü ve kamusal tartışma ortamının güçlendirilmesine yönelik görüşlerini paylaşıyor. Demokratik hukuk devleti vurgusu Etkinliğin açılışında yapılan değerlendirmelerde, demokratik hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve siyasal sistemde şeffaflık ile hesap verebilirliğin artırılması gerektiği vurgulandı. Konferansın, farklı görüşlerin bir araya gelerek tartışabildiği bir zemin oluşturmayı hedeflediği belirtildi. Siyasal ahlâk vurgusu öne çıktı Konferansta söz alan siyaset bilimci Prof. Dr. Doğu Ergil, siyasal etik tartışmasına dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Ergil, siyasal ahlâkın yalnızca teorik bir kavram olmadığını, doğrudan yönetim anlayışını belirleyen somut bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Ergil, “Siyasal ahlâk, soyut bir erdem değil, somut bir sorumluluktur. Devlet kutsal değildir ama malı herkesin olduğu için korunması gereken bir yapıdır. Yetki mutlak değil, bir emanettir ve alınan her karar hesap vermek içindir” ifadelerini kullandı. Yönetenlerin bu ilkelerden uzaklaşmasının toplumsal güveni zedeleyeceğini belirten Ergil, güven duygusunun zayıflaması halinde yalnızca siyasal sistemin değil, ekonomik ve hukuki yapının da ciddi biçimde zarar göreceğine dikkat çekti. Kamusal tartışma kültürüne katkı hedefi Demokrasi Platformu tarafından düzenlenen etkinliğin, Türkiye’de kamusal tartışma kültürünü geliştirmeyi ve siyaset alanında yeni perspektifler sunmayı amaçladığı ifade edildi. Konferansın gün boyunca devam etmesi ve farklı oturumlarla zenginleşmesi bekleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ankara’da siyaset ve demokrasi gündemi: Önemli isimler bir araya geliyor Haber

Ankara’da siyaset ve demokrasi gündemi: Önemli isimler bir araya geliyor

Türkiye’de siyasal sistem ve demokrasi tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde, farklı alanlardan önemli isimler Ankara’da düzenlenecek bir konferansta bir araya geliyor. Etkinlikte, siyaset kurumunun işleyişi ve çözüm önerileri masaya yatırılacak. Demokrasi Platformu tarafından düzenlenen “Bahar Konferansları” serisinin ilk buluşması, 5 Nisan’da Ankara’da gerçekleştirilecek. “Önce siyaset değişmeli” başlığıyla yapılacak konferansta, Türkiye’nin demokratikleşme süreci farklı yönleriyle ele alınacak. Hukuk, siyaset ve etik başlıkları öne çıkıyor Platformdan yapılan açıklamada, Türkiye’de yaşanan pek çok sorunun temelinde siyaset kurumunun işleyişine dair yapısal sorunların bulunduğu vurgulandı. Bu kapsamda konferansta hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı, siyasal etik ve siyasetin finansmanı gibi başlıkların tartışılacağı belirtildi. Alanında deneyimli isimler konuşacak Konferans programında Haşim Kılıç, Taha Akyol, Bekir Ağırdır, Doğu Ergil, Hüseyin Çelik ve Ertuğrul Günay gibi isimler yer alıyor. Katılımcıların, farklı perspektiflerden çözüm önerilerini paylaşması bekleniyor. Konferans 5 Nisan’da düzenlenecek Etkinlik, 5 Nisan 2026 Pazar günü saat 14.00 ile 17.00 arasında The Green Park Hotel’de gerçekleştirilecek. Konferansın basına açık olacağı ve kamuoyunun süreci yakından takip edebileceği ifade edildi. Türkiye toplumunda siyasal tartışmaların yoğunlaştığı bir dönemde düzenlenecek konferansın, farklı görüşlerin bir araya geldiği bir diyalog zemini oluşturması hedefleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Uluslararası Af Örgütü uyardı: Yasa değişikliği insan hakları ihlallerini derinleştirebilir Haber

Uluslararası Af Örgütü uyardı: Yasa değişikliği insan hakları ihlallerini derinleştirebilir

İsrail’de kabul edilen yeni yasa değişikliği uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. İnsan hakları örgütleri, düzenlemenin sonuçlarına ilişkin ciddi uyarılarda bulunurken, tartışmalar büyüyor. İsrail Parlamentosu Knesset’te kabul edilen düzenleme ile ölüm cezasının kapsamı genişletildi. Uluslararası Af Örgütü’ne göre bu değişiklik, özellikle Filistinliler açısından ciddi hak ihlalleri riskini artırıyor. Örgüt, yasanın yaşam hakkı ve adil yargılanma güvencelerini zayıflatabileceğini belirtiyor. Af hakkı kaldırılıyor iddiası Yeni düzenlemeye göre, ölüm cezasına çarptırılan kişiler için af hakkının bulunmayacağı ifade ediliyor. Bu durumun, yasayı uluslararası ölçekte en sert ölüm cezası uygulamalarından biri haline getirebileceği değerlendiriliyor. Ayrıca askeri mahkemelere geniş yetkiler verilmesi de eleştirilerin odağında yer alıyor. Askeri mahkemeler tartışma yaratıyor Düzenleme kapsamında, işgal altındaki bölgelerde askeri mahkemelerin ölüm cezası verme yetkisi genişletiliyor. İnsan hakları savunucuları, bu mahkemelerin yapısal olarak adil yargılama standartlarını karşılamadığı yönünde eleştiriler getiriyor. Bu durumun özellikle Filistinli sanıklar açısından eşitsizlik yaratabileceği belirtiliyor. Uluslararası çağrılar artıyor Uluslararası Af Örgütü, yasa değişikliğinin iptal edilmesi çağrısında bulunarak uluslararası toplumu harekete geçmeye davet etti. Açıklamalarda, söz konusu düzenlemenin mevcut ayrımcılık iddialarını daha da derinleştirebileceği vurgulandı. Tartışmalar büyüyor Yasanın kabul edilmesiyle birlikte hem hukuk çevrelerinde hem de uluslararası arenada tartışmaların artması bekleniyor. İnsan hakları, hukuk devleti ve uluslararası sözleşmeler bağlamında yeni bir tartışma sürecinin başladığı değerlendiriliyor. Türkiye toplumu da dahil olmak üzere küresel kamuoyunun yakından takip ettiği gelişmelerin, önümüzdeki dönemde diplomatik ve hukuki yansımaları olabileceği ifade ediliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bakan Tekin’den CHP’ye “Tosun Paşa” göndermesi: Siyasette sert sözler Haber

Bakan Tekin’den CHP’ye “Tosun Paşa” göndermesi: Siyasette sert sözler

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in CHP’ye yönelik yaptığı açıklamalar siyaset gündeminde yeni bir polemik başlattı. Erzurum’da yaptığı konuşmada CHP içindeki gelişmeleri eleştiren Tekin, partiyi “Tosun Paşa” filmine benzeterek dikkat çeken ifadeler kullandı. “CHP’yi film setine çevirdiler” Tekin, CHP içerisindeki tartışmaları eleştirerek partinin bir “film setine dönüştüğünü” savundu. Konuşmasında, Kemal Sunal’ın rol aldığı Tosun Paşa filmine gönderme yapan Tekin, partideki bazı isimleri film karakterlerine benzetti. Bu benzetmede, bir ismi “Şaban” karakterine, başka bir ismi ise “entrikacı Lütfü” karakterine benzettiği görüldü. “Entrikacı Lütfü” tartışması Tekin’in kullandığı “entrikacı Lütfü” ifadesi, siyasi kulislerde geniş yankı uyandırdı. Bakan, bu benzetmeyle CHP içinde rol paylaşımı ve güç mücadelesi yaşandığını öne sürdü. İsmini açıkça vermese de, yaptığı açıklamalarda belirli siyasi figürlere gönderme yaptığı yorumları yapıldı. Yargı ve muhalefet eleştirisi Tekin, konuşmasında yalnızca benzetmelerle sınırlı kalmayarak CHP’nin yargıya yönelik tutumunu da eleştirdi. Muhalefetin mahkeme süreçlerini tanımadığını iddia eden Tekin, bunun hukuk devleti açısından kabul edilemez olduğunu ifade etti. Ayrıca bazı kesimlerin hükümet politikalarına yönelik eleştirilerini de hedef alarak sert ifadeler kullandı. “Ülkem adına utanıyorum” çıkışı Bakan Tekin, CHP içerisindeki gelişmeleri izlerken “keyif aldığını” ancak ülke adına üzüldüğünü söyledi. Muhalefetin demokratik sistemin önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Tekin, mevcut tabloyu eleştirdi. Açıklamalar, iktidar ve muhalefet arasındaki sert siyasi dilin devam ettiğini bir kez daha gözler önüne serdi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Şimşirgil’den İsrail’e Övgü Haber

Şimşirgil’den İsrail’e Övgü

Tarihçi-yazar Ahmet Şimşirgil, X (Twitter) hesabından yaptığı ve İran liderliğine ilişkin “kullanım süresi bitti”, “ortadan kaldırıldı”, “bedelini ödüyor” gibi ifadeler içeren paylaşımıyla kamuoyunda geniş bir tartışma başlattı. Paylaşımın, somut delile dayanmayan iddialar içerdiği ve kolektif suçlama iması taşıdığı yönünde eleştiriler öne çıktı. “Sert eleştiri mi, meşruiyet atfı mı?” tartışması Şimşirgil’in paylaşımında yer alan ifadelerin, bir dış politika eleştirisinin ötesine geçerek şiddeti meşrulaştıran ve dini-siyasi kimlikler üzerinden genelleyici bir çerçeve kuran bir dil taşıdığı ileri sürüldü. Özellikle “bedelini ödüyor” ifadesinin, bir suikast veya ortadan kaldırılma iddiasına meşruiyet atfı içerdiği yönünde yorumlar yapıldı. Paylaşımda dile getirilen “ortadan kaldırıldı” iddiasının ise bağımsız kaynaklarla doğrulanmadığı vurgulandı. Hukukçular TCK 216’yı işaret ediyor Ceza hukuku uzmanları, tartışmanın ifade özgürlüğü sınırları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ifade özgürlüğünü güvence altına alırken, nefret söylemi ve düşmanlığa tahrik içeren ifadelerin koruma kapsamında olmadığına dikkat çekiliyor. Bu bağlamda, Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesi kapsamında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının hukuki incelemeye konu olabileceği ifade ediliyor. Uzmanlara göre; kanıta dayanmayan ortadan kaldırılma iddiası, toplulukları kriminalize eden genellemeler ve cezalandırma iması taşıyan dil, kamu barışını bozma tehlikesi bakımından tartışmalı bir zemin oluşturuyor. Yıllarca İsrail'in projelerine destek vermek ve İslam dünyasını mahvetmek için uğraştı. Şimdi destek verdikleri tarafından öldürüldüğü bildiriliyor. Bir süredir kullanım süresinin bittiği anlaşılıyordu. Hamaney muhtemelen ortadan kaldırıldı. İran yıllarca zalimlere verdiği… https://t.co/Dlw8qY0pUh — Ahmet Şimşirgil (@ahmetsimsirgil) February 28, 2026 Sosyal medyada yoğun tepki X platformunda çok sayıda kullanıcı paylaşımı eleştirerek şu değerlendirmelerde bulundu: “Ölüm ve ‘ortadan kaldırılma’ imaları gazetecilik ya da tarihçilik değildir.” “Bir halkı ‘bedel ödeyen’ diye hedef göstermek ifade özgürlüğü olamaz.” “Bu dil dış politika analizi değil, düşmanlaştırmadır.” “Anti-emperyalist söylemle emperyalist şiddeti meşrulaştırmak çelişkidir.” Bazı kullanıcılar ise savcılıkların re’sen inceleme başlatması çağrısında bulundu. İfade özgürlüğü ve hukuk devleti vurgusu Tartışma, Türkiye’nin hukuk devleti ilkesi ve laiklik vurgusu çerçevesinde de ele alınıyor. Uzmanlar, eleştirinin demokratik bir hak olduğunu; ancak eleştirinin toplulukları hedef alan, şiddeti ima eden ya da meşrulaştıran bir dile dönüşmesi halinde hukuki sorumluluk doğurabileceğini belirtiyor. Sonuç olarak, Şimşirgil’in paylaşımı; sert eleştiri sınırlarını aşıp aşmadığı, nefret söylemi ve kamu barışı açısından risk oluşturup oluşturmadığı yönüyle hukuki ve toplumsal tartışmanın merkezinde yer alıyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İsrail Ordusu'nda Türk vatandaş var mı? Haber

İsrail Ordusu'nda Türk vatandaş var mı?

Akalın, İsrail Ordusunda görev aldığı iddia edilen Türkiye ve diğer ülke vatandaşlarını Meclis Gündemine taşıdı. İYİ Parti Edirne Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Akalın, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, İsrail ordusunda görev aldığı iddia edilen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ile diğer ülke vatandaşlarının hukuki ve ahlaki sorumluluğunu gündeme taşıdı. Gazze Şeridi’nin uzun süredir yalnızca bombaların değil, hukukun ve insanlığın da hedef alındığı bir coğrafya hâline geldiğini ifade eden Akalın, İsrail’in Gazze’de Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkesi defalarca ihlal ettiğini, sözde ateşkesten bu yana yaklaşık 600 kişinin yaşamını yitirdiğini söyledi. Ekim 2023’ten bu yana hayatını kaybedenlerin sayısının ise 72 bini aştığını belirten Akalın, binlerce sivilin öldürüldüğünü, hastanelerin, okulların ve altyapının sistematik biçimde hedef alındığını vurguladı. Bu tablo karşısında artık tek tek olayların değil, ortaya çıkan sonucun konuşulması gerektiğini ifade eden Akalın, yaşananların uluslararası hukuk bakımından son derece ağır sonuçlar doğurduğunu söyledi. Savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar söz konusu olduğunda bireysel sorumluluğun esas olduğunu vurgulayan Akalın, “Emir aldım, üniforma giydim, mecbur kaldım” gibi gerekçelerin bu suçları ortadan kaldırmayacağını dile getirdi. Son dönemde kamuoyuna yansıyan ve resmî belgelere dayandığı belirtilen bilgilerin meselenin artık teorik bir tartışma olmadığını açıkça ortaya koyduğunu belirten Akalın, çok sayıda ülke vatandaşının İsrail Savunma Kuvvetleri bünyesinde aktif görev aldığına dair ciddi iddialar bulunduğunu ifade etti. Bu kişiler arasında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ve çifte vatandaşlık taşıyanların yanı sıra Özbekistan, Kazakistan ve diğer Müslüman ülkelerden yüzlerce kişinin de yer aldığına ilişkin verilerin kamuoyuna yansıdığını söyledi. Bu iddiaların görmezden gelinemeyecek bir ciddiyete ulaştığını belirten Akalın, şu sorunun kaçınılmaz hâle geldiğini ifade etti: “Bir devlet, kişilerin vatandaşlık bağını, uluslararası hukukun en ağır suçlarıyla ilgili ciddi şüpheler karşısında sorgulamadan sürdürebilir mi?” Bu yaklaşımın intikamcı değil, hukuk devleti olmanın zorunlu bir sonucu olduğunu vurgulayan Akalın, vatandaşlığın yalnızca bir aidiyet değil, aynı zamanda sorumluluk doğurduğunu dile getirdi. Akalın, bu sorumluluğun yalnızca Türkiye için değil, kendisini ümmet, adalet ve insanlık hakları söylemleriyle tanımlayan tüm Müslüman ülkeler için geçerli olduğunun altını çizdi. Bu aşamadan sonra sessizliğin ve tarafsızlığın hukuki ve ahlaki bir zaaf anlamına geleceğini ifade eden Akalın, söz konusu iddiaların mutlaka araştırılması, gerekli işlemlerin yapılması ve gerçeklerin kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılması gerektiğini söyledi.

‘Terörsüz Türkiye’ raporu Meclis’te kabul edildi: Kurtulmuş 7 başlığı tek tek açıkladı Haber

‘Terörsüz Türkiye’ raporu Meclis’te kabul edildi: Kurtulmuş 7 başlığı tek tek açıkladı

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda çalışmalar yürüten Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı 60 sayfalık ortak rapor kabul edildi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında yapılan 21’inci toplantıda oylanan rapor, 47 kabul, 2 ret ve 1 çekimser oyla komisyondan geçti. Rapor 7 ana bölümden oluşuyor Kurtulmuş, raporun 7 ana başlık altında hazırlandığını açıkladı. Buna göre birinci bölümde komisyonun çalışma süreci, ikinci bölümde temel hedefler, üçüncü bölümde Türk ve Kürt yurttaşlar arasındaki kardeşliğin tarihi kökleri ve kardeşlik hukuku ele alındı. Dördüncü başlıkta komisyonda dinlenen kişi ve kurumların söylem analizlerinden çıkan mutabakat alanları yer aldı. Beşinci bölüm PKK’nın kendisini feshetmesi ve silah bırakması sürecine, altıncı bölüm yasal düzenleme önerilerine, yedinci bölüm ise demokratikleşme başlığına ayrıldı. Rapor, sonuç ve değerlendirme kısmıyla sona eriyor. Ekler ve dijital paylaşım vurgusu yapıldı Ana rapora beş ek hazırlandığı belirtildi. Bu eklerde komisyon üyeleri, çalışma usul ve esasları, siyasi partilerin sunduğu raporların dijital bağlantıları ve QR kodları, şimdiye kadarki toplantı özetleri ile dinlenen kurum ve kişi listeleri yer alacak. 21’inci toplantının tam tutanağının da rapora ekleneceği ifade edildi. “Rapor af mahiyetinde değildir” Kurtulmuş, raporun bir af düzenlemesi niteliği taşımadığını özellikle vurgulayarak, metnin terör eylemleri ve şiddet ikliminin sona erdirilmesine yönelik iradeyi ortaya koyduğunu söyledi. Çalışmaların tamamlanmış bir süreç olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Kurtulmuş, raporun bir “nihayet değil, atılacak adımların mihenk taşı” olduğunu ifade etti. Kardeşlik ve milli dayanışma vurgusu TBMM Başkanı, Türkiye toplumunun uzun yıllar ağır bedeller ödediğini belirterek terör meselesinin kalıcı biçimde çözülmesinin yalnızca güvenlik politikalarıyla sınırlı olmadığını dile getirdi. Hukuk devleti pratiğinin güçlendirilmesi, demokratik siyasetin ve toplumsal bütünleşmenin ilerletilmesi gerektiğini söyledi. Bölgedeki istikrarsızlıkların emperyal müdahalelerle bağlantılı olduğunu belirten Kurtulmuş, çözümün daha fazla kardeşlik ve bütünleşmeden geçtiğini ifade etti. Yeni anayasa mesajı Kurtulmuş, yeni anayasa hazırlığının komisyonun doğrudan görev alanında olmadığını ancak Türkiye için ertelenemez bir sorumluluk olduğunu kaydetti. Meclis’in milli iradenin tecelligahı olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, sürecin toplumsal meşruiyet zemininde ilerlemesi gerektiğini söyledi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.