SON DAKİKA

#Hukuk Devleti

HABER DEĞER - Hukuk Devleti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hukuk Devleti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Osman Kavala'dan 'AİHM kararı' açıklaması: "Somut delil olmadan özgürlük kısıtlanamaz" Haber

Osman Kavala'dan 'AİHM kararı' açıklaması: "Somut delil olmadan özgürlük kısıtlanamaz"

Özgürlük vurgusu Gezi Davası kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Osman Kavala, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Daire kararının kamuoyuna yansımasının ardından yazılı bir değerlendirme yaptı. Açıklamasında mahkûmiyet süreçlerinin geldiği aşamaya dikkat çeken Kavala, suç işlendiğine dair ikna edici ve somut kanıtlar ortaya konulmadığı sürece hiçbir bireyin özgürlük hakkından mahrum bırakılamayacağının altını çizdi. AİHM'in bu son Büyük Daire kararıyla, daha önce verdiği iki kararda olduğu gibi aynı temel ilkeyi yinelediğini belirten Kavala, ilk Gezi davasında 2020 yılında verilen beraat kararını da hatırlattı. Söz konusu beraat kararının, şahsının suç işlediğine dair herhangi bir delilin bulunmadığı gerçeğini açık ve net bir şekilde ortaya koyduğunu ifade etti. "Niyet okuma içeren akıl yürütmeler kabul edilemez" AİHM'in kararı çerçevesinde yargı pratiklerini eleştiren Kavala, mahkemelerin genel değerlendirmeler ve eylemlerin amaçlarına dair "niyet okuma" niteliğindeki varsayımlarla hüküm kuramayacağını belirtti. Kavala, bu duruma ilişkin AİHM son kararıyla mahkemelerin olaylarla ilgili genel değerlendirmeler ve faaliyetlerin amacı hakkında niyet okuma içeren akıl yürütmelerle mahkûmiyet kararı verebileceği anlayışının kabul edilemez olduğunu belirtmiş olsuğunu belirtti. Yasalarca suç olarak tanımlanmayan fiillerde bulunmayan vatandaşların özgürce yaşama haklarının ellerinden alınamayacağını dile getiren Kavala, bunun evrensel bir insan hakları prensibi olduğunu kaydetti. Temel hak ve hürriyetlerin korunmasının, aynı zamanda kamu kurumlarının bu ilkelere eksiksiz bir biçimde riayet etmesinin devletin vatandaşlarına karşı en temel borcu olduğunu belirten Kavala, AİHM kararlarının uygulanmasının da bu yükümlülüğün ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Açıklamasını bu konudaki hukuki zorunluluğa dikkat çekerek sonlandıran Kavala, "AİHM kararlarına uyulması asıl olarak bu yükümlülüğün yerine getirilmesi ile ilgilidir, bunun için gereklidir" dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bahçeli’den "Terörsüz Türkiye" mesajı: “Ya terör ya demokrasi, ya silah ya siyaset” Haber

Bahçeli’den "Terörsüz Türkiye" mesajı: “Ya terör ya demokrasi, ya silah ya siyaset”

"Terörsüz Türkiye hedefi emperyalizmin emellerine darbe vurdu" MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir’in sorularını yanıtlayan ve Türkgün Gazetesi'nde yayımlanan değerlendirmelerinde Bahçeli, sürecin geniş jeopolitik boyutuna dikkat çekti. "Şark Meselesi"nin ikinci perdesinin sahnelenmek istendiğini vurgulayan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Sürecin birinci aşaması, terör örgütüne silah bıraktırma ve bölgenin terör unsurlarından temizlenmesi olsa da Türkiye'nin dış politikada daha bağımsız hareket edebilmesi, yakın coğrafyasında barış ve istikrarın güçlenmesi, Doğu Akdeniz'den Kafkasya'ya, Orta Doğu'dan Avrupa'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada etkinliğinin artması 'Terörsüz Türkiye'nin hedefleri arasında yer almaktadır. Esasında bölgemizde 'Şark Meselesi'nde ikinci perdenin sahnelenmek istendiği görülmektedir. Hedef parçalanmış ve bölünmüş egemen devletlerdir. Ancak Türkiye yeni Sykes-Picot düzenini, Balfour'daki sinsi planları 'Terörsüz Türkiye' hedefiyle bozmuş, terörsüz bölgenin yeşermesiyle emperyalizmin bu coğrafyadaki emellerine darbe vurmuştur." "Bölge ülkelerinde merkezî otorite ve toprak bütünlüğü esastır" Türk barışının tarihi misyonuna vurgu yapan Bahçeli, bölgedeki istikrarın etnik, dini ve mezhepsel ayrışmaların son bulmasından geçtiğini belirtti. Bahçeli, komşu ülkelerdeki yapıya ilişkin görüşlerini şu sözlerle aktardı: "MHP, Türk tarihinden, köklü devlet kurumsallığından ve kadim medeniyet birikiminden aldığı ilhamla bölgesini de içine alacak şekilde Türk barışını inşa etmek arzusundadır. Türk barışı, başta Suriye olmak üzere Irak ve Lübnan gibi bölge ülkelerinde merkezi otoritelerin güçlendirilmesini, milli birliklerinin ve toprak bütünlüklerinin muhafaza edilmesini, demokratik hukuk devleti sisteminin tesis edilmesini hedeflemektedir. Bunun için de öncelikli olarak illegal silahlı yapıların ve terör örgütlerinin mutlaka ortadan kaldırılması gerekmektedir." "Milli bütünleşme ülkümüz tahkim Eeilecektir" Türkiye üzerinde oynanan oyunlara ve geçmişteki ayrıştırma çabalarına değinen Bahçeli, milletin kardeşliğinden ödün vermediğini ifade etti: "Ülkemiz üzerinde de araç, yöntem ve aktörleri değişse de amaç ve hedefleri değişmeyen benzer oyunlar oynanmıştır. Darbelerle Alevi-Sünni, Türk-Kürt gibi söylemlerle milletimiz ayrıştırılmak, bir çatışma iklimi oluşturulmak istenmiştir. Bu durum Türkiye'de istikrarsızlığa sebebiyet verse de Türk milleti bu oyunlara gelmemiş, kardeşliğinden taviz vermemiştir. Terörsüz Türkiye ile farklılıklarımızın aramızda tefrikaya yol açmasına müsaade edilmeyecek, ortak değerlerimizi besleyen ve zenginleştiren milli bütünleşme ülkümüz tahkim edilecektir." "Ya terör ya demokrasi, ya silah ya siyaset" Demokrasi ile terörün bir arada olamayacağını vurgulayan Bahçeli, demokratik siyasetin önünün açılması için şiddet sarmalının tamamen ortadan kalkması gerektiğini belirterek açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Demokrasi, milli kimliğimizin ve milliyetçilik anlayışımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Terörsüz Türkiye'de demokratik hukuk devleti tahkim edilecektir. Zira terörün ve şiddetin olduğu yerde insanların hür iradesinden, insan haklarından ve demokrasiden bahsetmek mümkün değildir. Terör ve şiddetin gölgesinde demokratik siyaset daralır, alternatif çözüm yolları tıkanır ve siyasi katılım süreçleri sağlıklı bir zeminde ilerlemez. O sebeple 'Ya terör ya demokrasi, ya silah ya siyaset' dedik ve herkesi Türkiye için bir olmaya davet ettik." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bakan Gürlek'ten Alihan Kuriş soruşturması  açıklaması: "İnanç kimliğine değil, suça bakılıyor" Haber

Bakan Gürlek'ten Alihan Kuriş soruşturması açıklaması: "İnanç kimliğine değil, suça bakılıyor"

Süleymancılar cemaatinin lideri Alihan Kuriş'in tutuklanmasıyla sonuçlanan soruşturmanın ardından T.C. Adalet Bakanlığı tarafından yürütülen sürece dair Adalet Bakanı Akın Gürlek önemli değerlendirmelerde bulundu. Gürlek, devletin yürüttüğü mücadelenin hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde sürdüğünü belirtti. "İnanç ve dini değerler kalkan olarak kullanılamaz" Operasyonların kapsamına ve amacına değinen Bakan Gürlek, kimliğe veya kisvelere bakılmaksızın suç unsurlarına odaklanıldığını şu sözlerle ifade etti: "Türkiye Cumhuriyeti Devleti, suç örgütleri ve çetelerle mücadelesini, kim olduklarına veya hangi kisve altında faaliyet gösterdiklerine bakmaksızın, hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kararlılıkla sürdürmektedir. Vatandaşlarımızın inançlarını ve dini duygularını istismar ederek suç işleyen ve bu yolla haksız kazanç elde eden yapılara karşı gerekli adımlar atılmaktadır. Alihan Kuriş Suç Örgütü de bu kapsamda yürütülen mücadelenin örneklerinden biridir. Burada temel ölçüt, herhangi bir inanç, dini yapı veya topluluğun kimliği değil; suç teşkil eden fiiller ve bu fiillerle bağlantılı yapılanmalardır. İnanç ve dini değerler, hiçbir şekilde suç faaliyetlerinin aracı veya kalkanı haline getirilemez. Devletimiz, hukukun açıkça suç saydığı eylemlerle mücadelede kararlı olduğu gibi, vatandaşlarımızın inanç ve ibadet özgürlüğünü koruma konusunda da aynı kararlılığını sürdürmektedir." Operasyonun detayları Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında daha önce 17 ilde eş zamanlı operasyonlar düzenlenmişti. 123 adreste gerçekleştirilen arama ve el koyma işlemlerinin ardından mahkemeye sevk edilen şüphelilerden Alihan Kuriş'in de aralarında bulunduğu 32 kişi tutuklanırken, 6 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmıştı. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporlarında, şüpheli yapı ile bağlantılı kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar TL'yi aşan tutarın yurt dışına çıkarıldığı tespit edilmişti. Şüpheliler hakkında "suç örgütü kurma ve yönetme", "suç örgütüne üye olma", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından soruşturma devam ediyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, suç örgütleri ve çetelerle mücadelesini, kim olduklarına veya hangi kisve altında faaliyet gösterdiklerine bakmaksızın, hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kararlılıkla sürdürmektedir. Vatandaşlarımızın inançlarını ve dini duygularını istismar… https://t.co/Kh8WOjakai — Akın Gürlek (@abakingurlek) August 17, 2026 haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kılıçdaroğlu'ndan 'Terörsüz Türkiye' sürecine destek: "Terörün bitmesi ve üniter devlet yapısı kırmızı çizgimizdir" Haber

Kılıçdaroğlu'ndan 'Terörsüz Türkiye' sürecine destek: "Terörün bitmesi ve üniter devlet yapısı kırmızı çizgimizdir"

CHP'nin 38. Olağan Kurultayı hakkında alınan mutlak butlan kararının ardından yeniden Genel Başkanlık görevine gelen Kemal Kılıçdaroğlu, çözüm sürecine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. 2013 yılındaki ilk çözüm sürecinde de sürece destek verdiklerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, sürecin gizli kapaklı yürütülmeyerek Meclis'e getirilmesi yönündeki o dönemki önerilerinin bugün kabul gördüğünü belirtti. Gerçekçi bir çözüm mimarisi için dört boyut Sorunun çözüm adresinin TBMM olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, gerçekçi bir çözüm mimarisinin en az dört boyutu içermesi gerektiğini belirterek şu önerilerde bulundu: "Bir, terör örgütünün doğrulanabilir biçimde silahsızlanması ve örgütsel tasfiyesi. İki, Türkiye'nin bütün yurttaşlarını kapsayan demokratik ve hukuki reformların yapılması. Üç, Irak ve Suriye'deki bağlantılı silahlı yapıların geleceğini kapsayan bölgesel güvenlik düzenlemesinin hayata geçirilmesi. Ve dört dış güçlerin vekil yapılanmalar üzerinden müdahalesini sınırlayacak bir egemenlik stratejisinin oluşturulması. Bu dört boyut her aşamada dikkate alınmak zorundadır." Türkiye'nin kendi iç barışını kurarken dış politik hesaplara karşı da dikkatli olması gerektiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, meselenin yalnızca bir güvenlik başlığı ya da örgütün silah bırakmasından ibaret olmadığını ifade etti. "Terörün bitmesi Türkiye için tarihsel bir fırsattır" Terörün sona ermesinin Türkiye için tarihi bir fırsat olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, sürecin Cumhuriyet'in kurucu ilkeleri ve Meclis'in meşruiyeti çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Bu süreç ancak cumhuriyetin kurucu ilkeleriyle Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin demokratik meşruiyeti, hukuk devleti, eşit yurttaşlık, üniter yapıyla, üretken kalkınmayla ve bağımsız dış politika iradesiyle başarıya ulaşabilir. Çünkü bugün konuştuğumuz mesele Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında Türkiye'nin nasıl bir ülke olacağı meselesidir. Bu gerçeği unutmamak gerekiyor. Bu nedenle asıl soru şudur; terör sonrasında nasıl bir Türkiye kurulacaktır? Silahların susması kendi başına kalıcı bir barışa dönüşecek midir? İşte onu yapabilecek vizyona ve iradeye sahip olan parti Cumhuriyet Halk Partisi'dir." "Sürecin tüm aşamaları TBMM Merkezli yürütülmeli" Farklı toplumsal aidiyetlerin çatışma alanı olmaktan çıkarılıp ortak güvence altına alınması gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, çağrısını şu sözlerle netleştirdi: "Çağrımız çok açık. Sürecin tüm aşamaları TBMM merkezli yürütülmeli. Çerçeve yasa açık hukuk ilkelerinin ürünü olmalı. Bu ülkeyi kuran parti olarak sorumluluğumuzu biliyoruz. Ülkemizin, bölgemizin huzuru açıkladığım çerçeve içinde bir çözüm Türkiye'yi rahatlatacaktır." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

MHP Genel Başkanı Bahçeli'den 'Çerçeve Yasa' açıklaması: "Mesele siyaset üstü ele alınmalı" Haber

MHP Genel Başkanı Bahçeli'den 'Çerçeve Yasa' açıklaması: "Mesele siyaset üstü ele alınmalı"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda yürütülen sürecin hukuki altyapısının güçlendirilmesinde kritik bir aşamaya gelindiğini belirtti. Birlik ve kardeşlik vurgusu Toplumsal mutabakatın önemine işaret eden Bahçeli, "Toplumsal mutabakat ile çatışmacı değil uzlaşmacı, ayrıştırıcı değil bütünleştirici, kavgacı değil barışçı, ötekileştirici değil kucaklayıcı, bölen değil birleştiren, kaostan değil huzurdan beslenen bir anlayışa, Türkiye’yi ve Türk milletini geleceğe birlikte taşıma iradesine ihtiyaç duyulmaktadır" ifadelerini kullandı. "Geri dönülmesi mümkün olmayan tarihi bir adım" Terörsüz Türkiye vizyonunun Batı'nın tuzaklarını bozma iradesi barındırdığını kaydeden Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu: "Terörsüz Türkiye, gelecek nesillerimizin huzuru ve refahı adına üstlenilmiş tarihi bir sorumluluktur. Bu politika bir demokratikleşme, bin yıllık kardeşliği gelecek bin yıla taşıma iradesidir." Hedefe ulaşma konusunda kararlı olduklarını belirten Bahçeli, "Başarmak için elimizden geleni yapacağız. Hiçbir politik oyun, gelecek yüzyılımızın inşası amacıyla attığımız adımlardan bizi geri döndüremeyecektir. Terörsüz Türkiye, ülkemizin geleceği için almış olduğumuz tarihi bir sorumluluk" diye konuştu. "Çerçeve yasaya tam destek verilmeli" Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde oluşturulan komisyonun ayrıntılı bir rapor hazırladığını hatırlatan Bahçeli, yasa yapım sürecine ilişkin şu çağrıyı yaptı: "Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında 'Millî dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu' oluşturulması çağrımız karşılık bulmuştur. Burada 'Terörsüz Türkiye' hedefi doğrultusunda, toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi, millî dayanışma ve kardeşliğin pekiştirilmesi, özgürlük, demokrasi ve hukuk devleti alanında yapılacak çalışmalar çok boyutlu ele alınmıştır. Bu gelişmeleri müteakip komisyon, detaylı raporunu hazırlamıştır. Bir devlet politikası olan Terörsüz Türkiye’ye ilişkin çerçevenin sağlam bir şekilde oluşturulması hususunda yasa yapımı sürecinde de önemli bir eşikte bulunmaktayız. Bu mesele siyaset üstü bir konu olarak görülmeli çerçeve yasaya tam destek verilmelidir." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Mehmet Uçum yazdı: 15-16 Temmuz Milli Demokratik Halk Devrimi Haber

Mehmet Uçum yazdı: 15-16 Temmuz Milli Demokratik Halk Devrimi

İkinci Kurtuluşun ve Milli Egemenliğin İnşası Makalesinde, birinci kurtuluşun Atatürk liderliğinde Anadolu’nun kapsayıcı felsefesine dayandığını hatırlatan Uçum, 15 Temmuz’u Cumhuriyet’in kuruluş felsefesindeki eksiklikleri tamamlayan bir "ikinci kurtuluş mücadelesi" olarak nitelendiriyor. 21. yüzyılın başından itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, antidemokratik ve vesayetçi rejim içinde bir "demokratik merkez" oluşturma çabası güdüldüğünü belirten Uçum, 15 Temmuz’un aslında bu demokratik merkez ile antidemokratik sistem arasındaki çatışmanın zirve noktası olduğunu ifade ediyor. Ona göre, 15 Temmuz’da halkımız, iç dinamikleri kullanarak ülkeyi işgal etmek isteyen emperyalist odaklara karşı, siyasi ve ekonomik olarak daha güçlü bir konumda verdiği bu mücadeleyle milli iradenin üstünlüğünü tescillemiştir. FETÖ'nün Karanlık Yüzü ve Barışçı Halk Devrimi Uçum, 15 Temmuz’un faillerini "siyasal gerici ve faşist" bir çete olarak tanımlıyor; örgütün ideolojik hattının çeşitliliğe kapalı, siyasal pratiğinin ise totaliter ve faşist karakterde olduğunu vurguluyor. Darbe kalkışmasının bir devirme ve işgal girişimi olduğunu belirten Uçum, bu hain girişimin halkın destansı direnişiyle yerle bir edildiğini kaydediyor. Türkiye demokrasisinin, refah toplumuna dayalı kırılgan Batı tipi demokrasilerden farklı olarak, toplumun kendini özgürce ifade etme ihtiyacından doğan "mayası güçlü" bir yapıya sahip olduğunun altını çizen Uçum, bu devrimci eylemin hiçbir sivil çatışmaya mahal vermeden, barışçı bir karakterle icra edilmesinin dünya siyaset literatürü açısından bir ilk olduğunu vurguluyor. Liderlik Tarzında Dönüşüm: Talep Demokrasisi Analizinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi liderliğine özel bir parantez açan Uçum, Türkiye’de temsil siyasetinin yerini "talep siyasetinin" aldığını savunuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "doğrudan ve organik siyasi liderlik" tipini temsil ettiğini belirten Uçum, bu tarzın "tez demokrasisi" yerine halkın doğrudan taleplerine dayanan "talep demokrasisini" merkeze aldığını ifade ediyor. Bu liderlik pratiğinin, Türkiye’de 15 Temmuz sonrası demokrasi kültürünün kalıcı hale gelmesinde ve devlet ile toplum arasındaki temel çelişkilerin çözülmesinde belirleyici rol oynadığına dikkat çekiliyor. Hukuk İçinde Kalma İlkesi ve Tasfiye Süreci Uçum, 15 Temmuz sonrasındaki tasfiye sürecini, devrimci bir dönemde hukuk devleti ilkelerinden taviz verilmeden yürütülen "hukuk içinde kalma ilkesinin" ilk somut örneği olarak takdim ediyor. Kamu görevinden ihraçlardan örgüt kapatmalarına kadar yapılan işlemlerin, idari ve yargısal süreçler içerisinde yürütüldüğünü belirten Uçum, devletin bürokratik kurumsal egemenliğinin parçalandığını ve halkın devletini inşa etme aşamasına geçildiğini belirtiyor. Makalede paylaşılan verilere göre, 26 gün süren demokrasi nöbetlerine 37,6 milyon kişinin katıldığı ve toplamda 40 milyonu aşkın bir iradenin meydanlarda demokrasiye sahip çıktığı ifade ediliyor. Türkiye’nin artık "Milli Devleti yeniden yapılandırma" döneminde olduğunu belirten Uçum, 15-16 Temmuz’un Türkiye’nin geleceğini şekillendiren en güçlü demokrasi manifestosu olduğunu vurguluyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bakan Tekin’den açlık grevindeki öğretmenler hakkında açıklama: "Bize gelen bir şikayet yok" Haber

Bakan Tekin’den açlık grevindeki öğretmenler hakkında açıklama: "Bize gelen bir şikayet yok"

Bakan Tekin, sorunun çözümü için eylem yönteminden önce idari yolların kullanılması gerektiğine vurgu yaptı. "Sorunları önce bize iletmeliydiler" Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyesi öğretmenlerin taban maaş, güvencesiz çalışma koşulları ve özlük hakları talepleriyle Ankara'da başlattıkları süresiz açlık grevine değinen Bakan Tekin, öğretmenlere çağrıda bulundu. Bakan Tekin, eylem yönteminin önceliğini sorgulayarak şunları kaydetti: " keşke açlık grevi yapmadan önce şikayetlerini gelip bakanlığa söyleselerdi. Bu işler önce bakanlığa söylenir." "Şikayet yoksa tedbir nasıl alınır?" Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu hatırlatan Bakan Tekin, idari mekanizmaların çalışması için resmi şikayetlerin şart olduğunu belirtti. Bakanlığa ulaşan herhangi bir şikayet dosyası bulunmadığını söyleyen Tekin, şikayet olmaksızın müdahale edilemeyeceğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Bakanlığımıza ulaşmış, çalıştıkları okullarla ilgili herhangi bir şikayet yok. Şikayet yoksa kim tedbir alacak? Hukuk devleti burası kabile devleti mi? Süreç nasıl başladı? Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri, özel okullarda görev yapan eğitimcilerin taban maaş hakkının geri getirilmesini, özlük haklarının iyileştirilmesini ve çalışma koşullarının güvence altına alınmasını talep ediyor. Kamu öğretmenleri ile özel sektörde çalışan öğretmenler arasındaki ücret uçurumuna dikkat çeken sendika temsilcileri, talepleri karşılanana kadar eylemlerine devam edeceklerini açıklamıştı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.