SON DAKİKA

#Hukuk Mücadelesi

HABER DEĞER - Hukuk Mücadelesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hukuk Mücadelesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kahramanmaraş'taki okul katliamı davasında Ayla Öğretmenin ailesine 5 Milyon TL'lik tazminat Haber

Kahramanmaraş'taki okul katliamı davasında Ayla Öğretmenin ailesine 5 Milyon TL'lik tazminat

Emsal kararla mal varlığına haciz getirildi Kahramanmaraş'ta 15 Nisan tarihinde İsa Aras Mersinli'nin, tutuklu babası polis başmüfettişi Uğur Mersinli'ye ait silahlarla Ayser Çalık Ortaokulu'na düzenlediği silahlı saldırıda 9 öğrenci ile 1 öğretmen hayatını kaybetti. Yaşanan bu facianın ardından olaya ilişkin yürütülen soruşturma tamamlanarak ceza davası açıldı. Bu süreçte, saldırıda yaşamını yitiren 56 yaşındaki matematik öğretmeni Ayla Kara'nın ailesi de hukuk mücadelesi başlattı. Ailenin avukatı ve aynı zamanda Ayla Kara'nın kayınbiraderi olan Özcan Kara aracılığıyla Kahramanmaraş 9'uncu Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurularak şüpheli Uğur Mersinli'nin tüm mal varlığına ihtiyati haciz konulması talep edildi. Mahkeme ailenin bu talebini kabul etti ve Mersinli'nin tüm mal varlığına ihtiyati haciz kararı işlendi. Mahkemenin gerekçesi ve tazminat davası Hakim, verilen ihtiyati haciz kararının gerekçesinde Türk Medeni Kanunu'na atıfta bulunarak anne ve babanın, çocuklarının üçüncü kişilere verdiği zararlardan maddi ve manevi olarak sorumlu olduğunu belirtti. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına değinen hakim, 15 yaşından küçük bir çocuğun birisini öldürecek boyutta bir suça sürüklenmesini ve ateşli silaha erişebilmesini aile içi denetim, eğitim ve gözetim eksikliği olarak gördüğünü vurguladı. Kararda şu ifadelere yer verildi: "Özetle, 15 yaşından küçük bir çocuğun işlediği cinayet nedeniyle anne ve baba hapis cezası almayabilir ancak mağdur yakınlarının uğradığı tüm maddi ve manevi zararları kendi mal varlıklarıyla ödemek zorundadır." Bu kararın akabinde aile, Uğur Mersinli hakkında Kahramanmaraş 4'üncü Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 5 milyon 100 bin liralık maddi ve manevi tazminat davası açtı. Avukat Özcan Kara, açılan davayla ilgili olarak, zararlar bilirkişi raporlarıyla netleştiği zaman o miktar üzerinden davaya ıslahla artırma imkanıyla devam edeceklerini ifade etti. Sanık anne ve baba 4 Eylül'de hakim karşısına çıkacak İsa Aras Mersinli'nin, öğretmen Ayla Kara ile öğrenciler Adnan Göktürk Yeşil, Almina Ağaoğlu, Bayram Nabi Şişik, Belinay Nur Poyraz, Furkan Sancak Balal, Kerem Erdem Güngör, Yusuf Tarık Gül, Zeynep Kılıç ve Şuranur Sevgi Kazancı'yı öldürmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan baba Uğur Mersinli ile anne Peyman Pınar Mersinli, 4 Eylül'de ilk kez hakim karşısına çıkacak. Kahramanmaraş 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek davada Uğur Mersinli "Olası kastla öldürme" suçundan 10 kez müebbet, "Olası kastla yaralama" suçundan da 30 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanacak. Anne Peyman Pınar Mersinli ise "Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan 22,5 yıla kadar hapis istemiyle hakim karşısına çıkacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yılbaşı piyangosu kazananlar ne yaptı? Haber

Yılbaşı piyangosu kazananlar ne yaptı?

Her yılın son günlerinde milyonlarca insan için aynı hayal kuruluyor: Bir bilet, yeni bir hayat. Yılbaşı piyangosu; borçlardan, geçim derdinden, sıradanlıktan kurtuluşun sembolü gibi sunuluyor. Ancak geçmiş yıllara bakıldığında büyük ikramiyeyi kazananların hikâyeleri, bu hayalin çoğu zaman sandığımız kadar parlak olmadığını gösteriyor. Para geliyor, hayat değişiyor ama mutluluk çoğu kez kapıyı çalmıyor. Kazanan ama kaybeden talihliler Türkiye’de yılbaşı piyangosu denince akla gelen bazı isimler, bugün “şans” kavramını yeniden sorgulatıyor. Ahmet Sarı (Dazkırı, 1932 doğumlu) 1964 yılbaşı çekilişinde 10 bin TL kazanan Sarı, parasını koyun alarak değerlendirdi ve kısa sürede zenginleşti. Ancak servet tükenince evliliği de dağıldı. Bugün Denizli’de bir huzurevinde yaşayan Sarı, “hiç param kalmadı” diyerek geçmişine bakıyor. Ahmet Bayram (1960 doğumlu) 2005 yılında 1 milyar 250 milyon TL kazandığında hayatı bir gecede değişti. İlk işi eşinden boşanmak oldu. Paranın büyük kısmını pavyonlarda ve gece kulüplerinde harcadı. Servet eridikçe borçlar arttı, psikolojik çöküş derinleşti. Bayram, bir süre sonra yaşamına son verdi. Kudret Şendil (1942 doğumlu) Türk piyango tarihinde ender rastlanan bir durum yaşadı: Dört kez ikramiye kazandı. Ancak kazandığı her parayı gece hayatında tüketti. Yıllar sonra yeniden kâğıt toplayarak geçinmeye başladı ve dar bir gecekonduda yaşamını sürdürdü. Ayhan Yalçınkaya (1978, Edirne) 1995’te 10 milyar TL kazandı. Memuriyeti bıraktı, iş kurdu. Girişimler başarısız olunca tekrar devlet kapısına döndü. Hayatındaki huzursuzluk hiç dinmedi. Yıllar sonra “Keşke o bileti almasaydım” diyerek pişmanlığını dile getirdi. Yeşim Akyol (1975 doğumlu) 2003’te 2 milyon TL kazanan tek kadın talihliydi. Parayı aldıktan sonra aldatıldığını öne sürerek 8 yıllık evliliğini bitirmek istedi. Ancak mahkeme ikramiyeyi evlilik birliği malı saydı ve paraya üç yıl boyunca el konuldu. Kazanç, özgürlük değil yeni bir hukuk mücadelesi getirdi. Para geliyor, denge gidiyor Bu hikâyelerde ortak bir çizgi var: Paranın gelişiyle birlikte hayatın dengesi bozuluyor. Çoğu talihli, ani zenginliğe hazırlıksız yakalanıyor. Harcama kontrolü kayboluyor, aile ilişkileri geriliyor, çevre hızla değişiyor. Bir anda “yardım istenen”, “borç talep edilen” biri hâline gelmek, psikolojik baskıyı daha da artırıyor. Uzmanlara göre sorun paranın kendisi değil; paranın geliş hızının insanın ruhsal ve sosyal altyapısını aşması. Kısacası, piyango çoğu zaman yalnızca cüzdanı değil, hayatın tamamını altüst ediyor. İsimsiz kazananlar: Sessizliği seçenler Bir başka dikkat çekici detay ise kazananların büyük bölümünün medyadan uzak durmayı tercih etmesi. Örneğin 2023 yılbaşı çekilişinde Manisa/Akhisar’da satılan çeyrek biletle 25 milyon TL kazanan talihli, kamuoyuna yalnızca “adını vermek istemeyen kişi” olarak yansıdı. Resmî kaynaklar, birçok büyük ikramiye sahibinin kimliğini gizli tuttuğunu doğruluyor. Bu tercihin arkasında güvenlik kaygıları, aile baskısı ve sosyal çevrede yaşanabilecek dönüşüm korkusu yatıyor. Görünmez kalmak, belki de parayla gelen yükten korunmanın bir yolu. Talih kuşu her zaman mutluluk getirmiyor Yılbaşı piyangosu, milyonlar için hâlâ umut demek. Ancak geçmiş örnekler, büyük ikramiyenin her zaman “mutlu son” anlamına gelmediğini açıkça gösteriyor. Kimileri serveti tüketip başladığı yere dönüyor, kimileri ailesini, kimileri ise hayatını kaybediyor. Ortaya çıkan tablo net: Para, doğru yönetilmediğinde bir kurtuluş değil, yeni bir sınav oluyor. Ve bazen talih kuşu, saadet yerine ağır bir yük bırakıp uçup gidiyor.

Çanakkale’de doğa için adalet mesaisi: Aynı gün üç kritik duruşma Haber

Çanakkale’de doğa için adalet mesaisi: Aynı gün üç kritik duruşma

Çanakkale’de yaşam alanlarını korumak için yürütülen hukuk mücadelesi dün yoğun bir güne sahne oldu. Ayvacık ilçesinde planlanan jeotermal ve rüzgâr enerji projelerine karşı açılan üç davanın duruşması art arda görülürken, köylüler ve doğa savunucuları adliye önünde bir araya gelerek taleplerini dile getirdi. JES projesinin tarım ve turizm üzerindeki etkileri mahkeme gündemindeydi Ayvacık ilçesine bağlı Büyükhusun köyünde Bakrom AŞ tarafından yapılması planlanan Jeotermal Enerji Santrali için verilen “ÇED Olumlu” kararının iptali istemiyle açılan dava, Çanakkale 2. İdare Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada söz alan yurttaşlar ve avukatlar, JES projesinin bölgedeki tarımsal üretimi olumsuz etkileyeceğini, aynı zamanda turizmi tehdit edeceğini belirterek kararın iptalini talep etti. RES projelerinde “parça parça ÇED” uygulaması tartışıldı Günün ilerleyen saatlerinde Ayvacık’ın Cemaller ve Söğütlü köyleri yakınında planlanan Ilgardere Rüzgâr Enerji Santrali projelerine ilişkin iki ayrı duruşma yapıldı. Or Enerji AŞ tarafından yürütülen ve dört ayrı ÇED sürecine bölünen projeye köylüler uzun süredir itiraz ediyor. Mevcut türbinlerin etkilerini hâlihazırda yaşadıklarını ifade eden yurttaşlar, meraların ve tarlaların hemen yanına kurulması planlanan yeni türbinlerin yaşam alanlarını tehdit ettiğini vurguladı. Bilirkişi raporları sonrası iptal talebi güçlendi RES projelerine ilişkin daha önce alınan yürütmeyi durdurma kararlarının ardından, bilirkişi raporlarının da köylüler lehine sonuçlandığı hatırlatıldı. Bu aşamada çevre örgütleri ve bölge halkı, ÇED kararlarının tamamen iptal edilmesini talep ediyor. Adliye önünde ortak çağrı yapıldı Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tarafından Çanakkale Adliyesi önünde yapılan basın açıklamasında, enerji şirketlerinin ÇED yönetmeliğini dolanmak için projeleri bilinçli biçimde parçalara ayırdığı belirtildi. Bu yöntemin dava süreçlerini hem yurttaşlar hem de doğa savunucuları açısından daha yorucu ve masraflı hale getirdiği ifade edildi. Çevresel riskler ve halkın ihtiyaçları vurgulandı Açıklamada JES ve RES projelerinin yol açabileceği ağır metal kirliliği, su rejiminde bozulma, gürültü, kuş ölümleri ve tarımsal verim kaybı gibi risklere dikkat çekildi. Enerji politikalarının şirket kârı yerine, Türkiye toplumu açısından halkın gerçek ihtiyaçları ve doğanın korunması temelinde planlanması gerektiği dile getirildi. Çanakkale’de görülen bu üç dava, yalnızca yerel bir çevre mücadelesini değil, aynı zamanda doğa ile kalkınma arasındaki tercihin nasıl yapılacağına dair ülke genelindeki tartışmayı da yeniden gündeme taşıdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.