SON DAKİKA

#Hukukun Üstünlüğü

HABER DEĞER - Hukukun Üstünlüğü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hukukun Üstünlüğü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YENİ Parti Şahinbey Belediye Meclis Üyesi Cumhurbaşkanına hakaretten tutuklandı Haber

YENİ Parti Şahinbey Belediye Meclis Üyesi Cumhurbaşkanına hakaretten tutuklandı

Gaziantep siyasetinde hareketli saatler yaşandı. YENİ Parti Şahinbey Belediye Meclis Üyesi Ali Yıldırım, yürütülen idari ve adli soruşturma çerçevesinde "Cumhurbaşkanına hakaretten gözaltına alındı. Emniyet ve adliyedeki işlemlerinin ardından Yıldırım, nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklanarak cezaevine gönderildi. YENİ Parti Gaziantep İl Başkanı açıklama yaptı Gelişmenin kamuoyuna yansımasının ardından YENİ Parti Gaziantep İl Başkanı Erhan Deniz Güngen, sosyal medya hesabı üzerinden yazılı bir açıklama yayımladı. Sürecin takipçisi olacaklarını vurgulayan Güngen, "YENİ Parti Şahinbey Belediye Meclis Üyemiz Sayın Ali Yıldırım’ın, 'Cumhurbaşkanına hakaret' suçlaması kapsamında tutuklanmış olmasını kamuoyunun dikkatine sunuyoruz. Öncelikle ifade etmek isteriz ki hukuk devleti ilkesinin temel unsurlarından biri, herkesin hukuk önünde eşit olması, masumiyet karinesinin korunması ve adil yargılanma hakkının güvence altında bulunmasıdır. Hiç kimse hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadan suçlu muamelesi yapılamaz." YENİ Parti Gaziantep İl Başkanlığı olarak adli sürecin her aşamasını izleyeceklerini belirten Güngen, partilerinin adalet ve hukukun üstünlüğü ilkesine olan bağlılığını yineleyerek açıklamasını tamamladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kılıçdaroğlu'ndan "arınma" vurgusu: "Sadece bizi değil; AK Parti'yi de, diğer partileri de arındıracağız" Haber

Kılıçdaroğlu'ndan "arınma" vurgusu: "Sadece bizi değil; AK Parti'yi de, diğer partileri de arındıracağız"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Gençlik Kolları İl Koordinasyon Toplantısı’nın kapanışında yaptığı konuşmada siyasetin ahlaki temellerine, savunma sanayindeki gelişmelere ve ülke gündemine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Siyasetin ahlaki temelleri ve siyasi ahlak kanunu Konuşmasında Türkiye'nin kirlilikten arınması gerektiğine dikkat çeken Kılıçdaroğlu, siyasetin ahlaki temellerinin güçlü olması şartını yineledi. Siyasi Ahlak Kanunu'nun vazgeçilmezleri olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: Siyaseti kirlilikten arındıracağız. Ahlaki temelleri güçlü olan bir siyaseti yeniden inşa edeceğiz. Yine söylüyorum: Siyasi Ahlak Kanunu vazgeçilmezimizdir. Siyaset kirlilikten arınmadığı sürece Türkiye huzur bulamaz. Kaynaklar yerli yerinde harcanamaz. Bir avuç kişi zenginleşirken milyonlar fakirleşir. O nedenle unutmamanız gereken temel nokta, bu ülkenin kesinlikle bir Siyasi Ahlak Kanunu’na ihtiyacı var. Siyasetin ahlaki temellerini inşallah Cumhuriyet Halk Partisi'nin önderliğinde bu ülkeye kazandıracağız. Bu temeller olmadan siyaset yürümez, Türkiye aydınlığa kavuşmaz. O nedenle beraber, birlikte yapacağız" Savunma sanayi ve rekabet vurgusu Tarihsel süreçten örnekler vererek savunma sanayinin önemine değinen Kılıçdaroğlu, Osmanlı'nın Sanayi Devrimi'ni kaçırdığını, Cumhuriyet'in ise ilk yıllardan itibaren ekonomik bağımsızlığa öncelik verdiğini hatırlatarak, "1923'te İzmir İktisat Kongresi toplandı. Ekonomik bağımsızlığı olmayanın tam bağımsızlığı olmayacağını Gazi Mustafa Kemal biliyordu. Eğer ekonomik olarak birilerine muhtaçsanız o zaman sizin bağımsızlığınız su götürür diyordu" dedi. Türkiye'nin 1937'de dünyada uçak ihraç eden beş ülkeden biri olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, NATO'ya üyelik sürecinden sonra yaşanan ambargoları ve Kıbrıs Barış Harekâtı'nın Türk dış politikası ile savunma sanayindeki kırılma noktalarını şu sözlerle anlattı: "Türkiye, NATO'ya girer. Kıbrıs Barış Harekâtı'na kadar el bebek, gül bebek... Bir sorun yoktur. 5 Haziran 1964. Kıbrıs'ta olaylar olur. Soydaşlarımız katledilir. İnönü müdahale etmek ister ama Amerikan Başkanı Johnson çok ağır bir mektup yazar dönemin Başbakanı İsmet İnönü'ye. Benzer olay 20 Temmuz 1974'te olur. Kıbrıs'ta olaylar oluyor. Soydaşlarımız öldürülüyor. Bütün dünya seyirci ama seyirci olmayan bir kişi var: Rahmetli Bülent Ecevit. Ve Kıbrıs'a müdahale eder. Eğer bugün Doğu Akdeniz'de Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir hakkı varsa, Bülent Ecevit'i rahmetle anmak ve onu asla unutmamak gerekiyor. Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde söz sahibi olmasının temel taşlarını döşeyen lider, Bülent Ecevit'tir" "Türkiye kendi güvenliğini korumak zorundadır" Bugün savunma sanayi alanında yapılan çalışmaları önemsediklerini ve gurur duyduklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, sektördeki mevcut yapıya ilişkin şu eleştirilerde bulundu: "Yapanlardan, sanayicilerimizden, mühendislerimizden gurur duyuyoruz. Kimsenin unutmaması gereken iki temel nokta var: İnönü'ye Johnson'ın yazdığı mektup ve Bülent Ecevit'in Kıbrıs'a yaptığı harekat. Bütün bunların çıkış noktası, tetikleyicisi bu iki olaydır. Türkiye kendi özüne dönmüştür, kendi sanayine dönmüştür. 'Ben üretmezsem başarılı olamam, ben üretemezsem kendimi savunamam.' Üstelik ateş çemberi içinde olan bir bölgede Türkiye kendi varlığını, kendi güvenliğini korumak zorundadır; el aleme avuç açmadan. Ve Türkiye bugün bu noktadadır. Evet, bugün uçaklar yapıyoruz, helikopterler yapıyoruz. tank konusunda belki hatırlarsınız, iktidarı çok sert eleştirmiştim. Aynı eleştirilerim bugün için de geçerlidir, onu da belirtmek isterim. Bugün savunma sanayimizin önemli bir sorunu var: Rekabete açık değil. Rekabet olmazsa savunma sanayisinde beklediğimiz gelişmeleri sağlayamazsınız. Savunma sanayi bir kişiye veya bir şirkete teslim edilemez. Rekabet olmalı. En iyisini, en güzelini, en ihtiyaç duyulanı kim yapıyorsa onun öne çıkması lazım. Dolayısıyla rekabete açık bir yapının olması gerekiyor. Savunma sanayinin, yüksek teknolojiye ihtiyaç duyulan bir alandır." CHP'nin dört temel felsefesi CHP'nin dört temel felsefesini hukukun üstünlüğü, üreten Türkiye, sosyal devlet ve sürdürülebilirlik olarak özetleyen Kılıçdaroğlu şu sözlerle açıkladı: "Birincisi: Hukukun üstünlüğü. Eğer bunu sağladığımız andan itibaren bu olayların tamamını tartışabiliriz. Biz bugün yapılanları küçümsemiyoruz ama geçmişi unutturmayacağız. Geçmişin temelinde Cumhuriyet Halk Partililerin emeği vardır. En ağır bedelleri ödeyen parti Cumhuriyet Halk Partisi'dir ama bu yolu açan partinin de Cumhuriyet Halk Partisi olduğunu hiç kimsenin unutmaması gerekir. Biz ülkemizi seviyoruz. Savunmada güçlü olmak istiyoruz. Cumhuriyeti kurduk ama ülkemizde henüz arzu ettiğimiz demokrasi yok. Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmak inşallah bize nasip olacaktır. Kirlilikten arınmış, herkesin düşüncesini özgürce ifade edebildiği gerçek anlamda bir demokrasi özlemimiz var. İkincisi: Üreten Türkiye. Türkiye'nin üretmesi lazım ama ne üretecek Türkiye? Katma değeri yüksek ürün üretmek zorundadır Türkiye. Katma değeri yüksek ürün ürettiğinizde dünyada söz sahibi olursunuz. Üçüncüsü sosyal devlet. Tamam, demokrasiyi getirdik. Ama biri aç, biri yoksulsa olmaz. Herkesin huzur içinde yaşadığı, herkesin ekmeğini özgürce bölüştüğü, yolsuzluğun hırsızlığın olmadığı, hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir devlet. Anne çocuğunu iyi besleyemediği için çocuk okula aç gidiyor. Ya bir tas çorbayı 21. yüzyılın Türkiye'sinde bir çocuğa veremez misiniz siz ya? Su veremez misiniz bu çocuğa? Tuvaletine kağıt koyamaz mısınız bu çocuğun? Milyarları götürenlere bir şey demiyorlar." Fon vurguna dair kritik mesajlar Son dönemde gndemi meşgul eden fon soruşturması hakkında da konuşan Kılıçdaroğlu, "Fon vurguncuları aldı malı götürdü. Herkes parayı dışarıya götürdü. Efendim, 'tutuklarım sizi, içeri atarım.' E, 5 milyar gitti, 10 milyar gitti, 100 milyar dolar gitti zaten. Ne olacak? 'Üç beş gün kalırız, üç beş yıl kalırız, on on beş yıl kalırız, gider yurt dışında krallar gibi yaşarız' diyorlar. Fon vurguncularını örgütlü suçlar çerçevesinde değerlendirmeniz ve dava açmanız gerekir. Böyle olabilirse belki Türkiye o paraları yeniden getirebilir. Dolayısıyla hakkı, hukuku ve adaleti savunuyorsak sadece kendimiz için değil; bu ülkede kim yaşıyorsa hepsi için eşit kuralları getireceğiz ve onları savunacağız. Dördüncüsü: Sürdürülebilirlik. Hayat, dünya hızla değişiyor. Değişime ayak uyduramayanlar geride kalırlar. Değişime, dünyadaki gelişmelere, bilime, kültüre, sanata ayak uyduramayan toplumlar bir süre sonra tarih sahnesinden çekiliyorlar. Biz değişimi her dönem yakalamak, akılcı politikalarla üretmek ve dünyada söz sahibi olmak istiyoruz." dedi. "Akdeniz'de haklarımız var" Doğu Akdeniz'deki hakların korunmasının önemine de değinen Kılıçdaroğlu, "Doğu Akdeniz'de haklarımız vardır. Petrolde, doğal gazda bizim haklarımız vardır. Akdeniz'de haklarımız vardır. Güçlü olursanız söz sahibi olursunuz, güçlü olmazsanız söz sahibi olamazsınız. Libya'yla yapılan anlaşma çok önemlidir. Ege'de sorunlarımız var, çözülmesi lazım. Orta Doğu'da terörün bitmesi, barışın gelmesi, Türkiye'nin o bölgeye çok daha fazla ekonomik ve kültürel ilgi göstermesi gerekir. Orta Doğu halklarıyla kardeşiz, akrabayız onlarla. Orta Doğu'nun dominant ülkesi, üreten ülkesi, saygın ülkesi olmak durumundayız" dedi. "Yolsuzluk yapanların adresi bellidir" Partisinin ahlaki duruşuna vurgu yapan Kılıçdaroğlu, rüşvetle irade satın alınmasını asla kabul etmediklerini ifade etti. Belediye başkanlarına yönelik uyarılarda bulunan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı: "CHP, diğer partilere benzemez. CHP'nin kurultaylarında para pul dönmez. Bir kişiyi ikna etmek ayrı, o kişinin iradesini satın almak ayrı. Ben gelirim, siz beni ikna edersiniz, ben buna eyvallah derim; ben sizi ikna ederim, eyvallah derim. Ama hiç sizi dinlemeden cebinize parayı koyup 'Şuna gidin oy verin' derseniz onlar gerçek CHP'li değildir. İçimize sızdılar ve Türkiye bir arınma dönemi yaşadı, CHP bir arınma dönemi yaşadı. Sadece bizi değil, Türkiye'yi kirlilikten arındıracağız. AK Parti'yi de, diğer partileri de arındıracağız. Artık bu milletin soyulmasını istemiyoruz, vatandaşın alın terine değer verilmesini istiyoruz. Kirliliği asla kabul etmiyoruz. Tartışmaya, iknaya, oturup konuşmaya evet; ama rüşvetle irade satın almaya hayır diyoruz ve bu büyük bir ahlaksızlıktır, bunu kabul etmiyorum. Hiçbir belediye başkanı, halka hizmet etmekten, beldeye hizmet etmekten çekinmemeli. Ama parayı kendisi için, yakınları için harcıyorsa ve hâlâ 'Ben CHP'liyim' diyorsa sakın CHP'de kalmasın. Derhal ama derhal istifa edip başka bir yere... Yolsuzluk yapanların adresi bellidir. Bakın, buraya da yakın: AK Parti Genel Merkezi. İstiyorlarsa hep beraber AK Parti Genel Merkezi'ne gitsinler." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bahçeli'den fon vurgunları ve yolsuzluk çıkışı: "En ağır şekilde cezalandırılmasını milli vazife" Haber

Bahçeli'den fon vurgunları ve yolsuzluk çıkışı: "En ağır şekilde cezalandırılmasını milli vazife"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Türkiye’nin Yakın Tarihimizde Yaşadığı Badireler ile Fon Soruşturması ve Belediyelerdeki Yolsuzluklar" başlığıyla kapsamlı bir yazılı açıklama yaptı. Son dönemde gündemi sarsan fon soruşturması ve belediyelere yönelik tartışmalara net bir çerçeve çizen Bahçeli, hukukun üstünlüğü ve adalet vurgusunda bulundu. "Mağduriyetlerin giderilmesi için yol haritası belirlendi" Fon soruşturması kapsamında yaşananların dar kapsamlı bir grubun kanunları ihlal ederek piyasayı manipüle etme çabası olduğunu ifade eden Bahçeli, devlet kurumlarının duruma müdahale ettiğini belirtti. Sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesi gerektiğini vurgulayan MHP lideri, şunları kaydettti: "Son günlerde yaşanan Fon soruşturması kapsamındaki gelişmeler dar kapsamlı bir grubun kanunları ihlalle piyasayı maniple ettiği yönündedir. Devlet kurumları ve yetkili kişilerin açıklamalarından duruma vaziyet edildiği, suç işleyenlerin tespit, mağdur olanların da mağduriyetlerinin giderilmesi için yol haritasının belirlendiği, uygulamaya başlandığı anlaşılmaktadır." Finansal piyasaların güven üzerine kurulduğunu ve yaşanan manipülasyon iddialarının yalnızca para kaybedenleri değil, tüm ekonomiyi ve toplumsal güveni sarstığını belirten Bahçeli, gözetim ve denetim mekanizmalarındaki eksikliklerin giderilmesi gerektiğinin altını çizdi. "Belediyelerdeki hukuksuzlukların üstünü örtmeye çalışmayın" Açıklamasında belediyelerdeki yolsuzluk iddialarına da değinen Bahçeli, fon piyasasındaki olaylar ile yerel yönetimlerdeki iddiaların karıştırılmaması gerektiğini belirtti. Muhalefet kanadına seslenen Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Dikkatinizi çekmek isterim: kamuoyuna yansıyan itiraflar belediyelerde isteme ve çökme yoluyla, cebren açık bir yolsuzluk ve rüşvet çarkının söz konusu olduğunu göstermektedir. Fon piyasasındaki olaylar ise yapılan manipülasyonlar saklı olmak üzere isteğe bağlı bir tasarruftur. Bir gerçeğe dikkat çekerek, adı yeni zihniyeti eski olan siyasilere, toplumu istismar etmeye, farklı bir yere yönlendirmeye bu yolla da belediyelerinizde yapılan hukuksuzlukların üstünü örtmeye çalışmayın, bu hikayeye kimseyi inandıramazsınız demek istiyorum." "Bunlar bir arınma fırsatı olarak değerlendirilmeli" Yaşanan gelişmelerin bir kriz olarak görülmemesi, aksine sistemin arınması için bir fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret eden Bahçeli, adaletin devletin temeli olduğunu vurguladı. MHP'nin duruşunu net bir şekilde özetleyen Bahçeli, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Devlet idaresini milletimizin bir emaneti olarak gören Milliyetçi Hareket Partisi, yolsuzluklara, rüşvete, yağmacılığa ve kayırmacılığa meydan vermemeyi; bu suçları işleyenlerin de hukuk kuralları çerçevesinde en ağır şekilde cezalandırılmasını millî bir vazife olarak görmektedir. Devlet mülküne tasallut edenin adaletle terbiyesi ise devlet ahlakındadır." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Yavaş'tan gözaltına alınan Vahap Seçer hakkında açıklama: "Hukuk herkese eşit uygulanmalıdır" Haber

Yavaş'tan gözaltına alınan Vahap Seçer hakkında açıklama: "Hukuk herkese eşit uygulanmalıdır"

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile iki belediye başkanının gözaltına alınması siyaset gündemindeki yerini korurken, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’tan konuya ilişkin resmi bir açıklama geldi. Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı değerlendirmede, seçilmiş yerel yöneticilere yönelik gözaltı uygulamalarını eleştiren Yavaş, hukukun üstünlüğü ve eşitlik vurgusu yaptı. "Belediyelerde evrakın kaybolması söz konusu olamaz" Seçilmiş belediye başkanları hakkında yürütülen soruşturma süreçlerinde temel ilkelerin göz ardı edilmemesi gerektiğinin altını çizen Mansur Yavaş, kaçma ya da delil karartma şüphesi bulunmayan başkanların gözaltı yöntemi yerine yasaya uygun şekilde ifadeye çağrılması gerektiğini belirtti. Yavaş, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Seçilmiş belediye başkanlarının, kaçma ya da delil karartma şüphesi bulunmadığı sürece, yasaya uygun şekilde ifadeye davet edilmeleri gerektiğine inanıyoruz. Kamu zararı olup olmadığı ise Sayıştay denetimleri ve yargılama sonucunda ortaya çıkacak hukuki bir meseledir ve belediyelerdeki hiçbir evrakın kaybolması söz konusu değildir." "Fon meselesi gibi ciddi iddialar varken adalet ilkesi hatırlatılmalı" Hukukun uygulanmasında çifte standartlardan kaçınılması gerektiğini belirten Yavaş, yakın dönemde kamuoyunu sarsan büyük skandallara dikkat çekti. Adaletin farklı şekillerde tatbik edilmesinin sistemin kendisine zarar vereceğini ifade eden Yavaş, şunları kaydetti: "Bugün binlerce insanı mağdur eden fon meselesi başta olmak üzere, kamuoyunun yanıt beklediği çok ciddi iddialar ve kamu zararı tartışmaları varken bir kez daha aynı ilkeyi hatırlatıyorum: Hukuk herkese eşit uygulanmalıdır. Çünkü adaletin farklı uygulanması, en büyük zararı hukuk sistemimize verir." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

MHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldız: "Terörsüz Türkiye kapsamlı bir devlet politikasıdır" Haber

MHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldız: "Terörsüz Türkiye kapsamlı bir devlet politikasıdır"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Türkiye'nin gündemindeki "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin sosyal medya hesabından dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Yıldız, bu vizyona dair düşüncelerini şu sözlerle aktardı: "Terörsüz Türkiye' vizyonu salt bir güvenlik politikası olarak görülmekten ziyade devletin bekası, iç cephenin güçlendirilmesi, hukukun üstünlüğü, demokratik katılım, toplumsal dayanışma ve ekonomik kalkınmayı kapsayan, toplumsal bütünlüğü, milli dayanışmayı ve devletin stratejik geleceğini esas alan kapsamlı bir devlet politikasıdır. Durmadan, yorulmadan ve bıkmadan farklı duyarlılıkları olan insanları sürece dahil edelim, hiç kimseyi dışarıda bırakmayalım. Bize benzemeyenlere sabırla gerçekleri gösterelim. Her şeyin başında sürecin ruhuna uygun özenli bir dil kullanalım." "Çerçeve yasanın detayları halkımıza anlatılmalı" Açıklamasında TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaşan çerçeve yasaya da değinen MHP'li Yıldız, yasanın halka en doğru şekilde aktarılması gerektiğini belirtti. Yıldız, bu husustaki çağrısını şu ifadelerle dile getirdi: "Terörsüz Türkiye sürecine ait çerçeve yasanın amacını, münfesih terör örgütü PKK/KCK ve bununla bağlı her türlü oluşumu, kişi bakımından kimlerin kanunun kapsamında olduğunu, hangi suçların istisna tutulduğunu, örgütün fiili varlığına son verildiğine, silah ve mühimmatın teslimine dair teyit ve tespit mekanizmasını, Milli Güvenlik Kurulu kararını, kanunun yürürlük tarihini tekrar tekrar insanımıza anlatalım." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bakan Gürlek'ten Alihan Kuriş soruşturması  açıklaması: "İnanç kimliğine değil, suça bakılıyor" Haber

Bakan Gürlek'ten Alihan Kuriş soruşturması açıklaması: "İnanç kimliğine değil, suça bakılıyor"

Süleymancılar cemaatinin lideri Alihan Kuriş'in tutuklanmasıyla sonuçlanan soruşturmanın ardından T.C. Adalet Bakanlığı tarafından yürütülen sürece dair Adalet Bakanı Akın Gürlek önemli değerlendirmelerde bulundu. Gürlek, devletin yürüttüğü mücadelenin hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde sürdüğünü belirtti. "İnanç ve dini değerler kalkan olarak kullanılamaz" Operasyonların kapsamına ve amacına değinen Bakan Gürlek, kimliğe veya kisvelere bakılmaksızın suç unsurlarına odaklanıldığını şu sözlerle ifade etti: "Türkiye Cumhuriyeti Devleti, suç örgütleri ve çetelerle mücadelesini, kim olduklarına veya hangi kisve altında faaliyet gösterdiklerine bakmaksızın, hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kararlılıkla sürdürmektedir. Vatandaşlarımızın inançlarını ve dini duygularını istismar ederek suç işleyen ve bu yolla haksız kazanç elde eden yapılara karşı gerekli adımlar atılmaktadır. Alihan Kuriş Suç Örgütü de bu kapsamda yürütülen mücadelenin örneklerinden biridir. Burada temel ölçüt, herhangi bir inanç, dini yapı veya topluluğun kimliği değil; suç teşkil eden fiiller ve bu fiillerle bağlantılı yapılanmalardır. İnanç ve dini değerler, hiçbir şekilde suç faaliyetlerinin aracı veya kalkanı haline getirilemez. Devletimiz, hukukun açıkça suç saydığı eylemlerle mücadelede kararlı olduğu gibi, vatandaşlarımızın inanç ve ibadet özgürlüğünü koruma konusunda da aynı kararlılığını sürdürmektedir." Operasyonun detayları Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında daha önce 17 ilde eş zamanlı operasyonlar düzenlenmişti. 123 adreste gerçekleştirilen arama ve el koyma işlemlerinin ardından mahkemeye sevk edilen şüphelilerden Alihan Kuriş'in de aralarında bulunduğu 32 kişi tutuklanırken, 6 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmıştı. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporlarında, şüpheli yapı ile bağlantılı kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar TL'yi aşan tutarın yurt dışına çıkarıldığı tespit edilmişti. Şüpheliler hakkında "suç örgütü kurma ve yönetme", "suç örgütüne üye olma", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından soruşturma devam ediyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, suç örgütleri ve çetelerle mücadelesini, kim olduklarına veya hangi kisve altında faaliyet gösterdiklerine bakmaksızın, hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kararlılıkla sürdürmektedir. Vatandaşlarımızın inançlarını ve dini duygularını istismar… https://t.co/Kh8WOjakai — Akın Gürlek (@abakingurlek) August 17, 2026 haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: "Terörsüz Türkiye hedefinden dönüş yoktur" Haber

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: "Terörsüz Türkiye hedefinden dönüş yoktur"

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarla, Meclis gündemine taşınan yeni kanun teklifine ve yürütülen sürece dair önemli açıklamalarda bulundu. Geniş bir mutabakat zeminiyle hazırlanan tasarının Gazi Meclis'in takdirine sunulmasını, terör belasının ülke gündeminden kalıcı olarak sökülüp atılması adına tarihi bir adım olarak nitelendirdi. "Hukukun üstünlüğü değişmez ölçümüzdür" Sürecin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dirayetli liderliğinde yürütüldüğünü belirten Çiftçi, atılan adımların milletin çözüm iradesini ve devletin kudretini açıkça ortaya koyduğunu ifade etti. Açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Şehitlerimizin aziz hatırası, gazilerimizin fedakarlıkıkları ile milletimizin birliği, devletimizin güvenliği ve hukukun üstünlüğü, bu süreçte attığımız her adımın değişmez ölçüsüdür." "Terörsüz Türkiye hedefinden dönüş yok" Ülkenin terör tehdidinden tamamen arındırılmasının milli birlik ve beraberliği daha da güçlendireceğini vurgulayan Bakan Çiftçi, yurt içinde ve bölgede huzur ortamının tahkim edileceğini kaydetti. Açıklamasının devamında kararlılık mesajını yineleyerek şunları kaydetti: "Türkiye’yi terör tehdidinden kalıcı olarak kurtaracak, milli birlik ve beraberliğimizi daha da perçinleyecek, ülkemizde ve bölgemizde huzuru güçlendireceğiz. Terörsüz Türkiye hedefinden dönüş yoktur. Kazanan devletimiz, kazanan milletimiz, kazanan Türkiye olacaktır." Bakan Çiftçi mesajında ayrıca, hazırlanan kanun teklifinin tüm ülke ve millet için hayırlara vesile olması temennisinde bulunurken, terörün güvenliğin yanı sıra ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerinin ele alındığı bir videoya da paylaşımlarında yer verdi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.