SON DAKİKA

#Hukukun Üstünlüğü

HABER DEĞER - Hukukun Üstünlüğü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hukukun Üstünlüğü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldız: "Terörsüz Türkiye kapsamlı bir devlet politikasıdır" Haber

MHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldız: "Terörsüz Türkiye kapsamlı bir devlet politikasıdır"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Türkiye'nin gündemindeki "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin sosyal medya hesabından dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Yıldız, bu vizyona dair düşüncelerini şu sözlerle aktardı: "Terörsüz Türkiye' vizyonu salt bir güvenlik politikası olarak görülmekten ziyade devletin bekası, iç cephenin güçlendirilmesi, hukukun üstünlüğü, demokratik katılım, toplumsal dayanışma ve ekonomik kalkınmayı kapsayan, toplumsal bütünlüğü, milli dayanışmayı ve devletin stratejik geleceğini esas alan kapsamlı bir devlet politikasıdır. Durmadan, yorulmadan ve bıkmadan farklı duyarlılıkları olan insanları sürece dahil edelim, hiç kimseyi dışarıda bırakmayalım. Bize benzemeyenlere sabırla gerçekleri gösterelim. Her şeyin başında sürecin ruhuna uygun özenli bir dil kullanalım." "Çerçeve yasanın detayları halkımıza anlatılmalı" Açıklamasında TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaşan çerçeve yasaya da değinen MHP'li Yıldız, yasanın halka en doğru şekilde aktarılması gerektiğini belirtti. Yıldız, bu husustaki çağrısını şu ifadelerle dile getirdi: "Terörsüz Türkiye sürecine ait çerçeve yasanın amacını, münfesih terör örgütü PKK/KCK ve bununla bağlı her türlü oluşumu, kişi bakımından kimlerin kanunun kapsamında olduğunu, hangi suçların istisna tutulduğunu, örgütün fiili varlığına son verildiğine, silah ve mühimmatın teslimine dair teyit ve tespit mekanizmasını, Milli Güvenlik Kurulu kararını, kanunun yürürlük tarihini tekrar tekrar insanımıza anlatalım." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bakan Gürlek'ten Alihan Kuriş soruşturması  açıklaması: "İnanç kimliğine değil, suça bakılıyor" Haber

Bakan Gürlek'ten Alihan Kuriş soruşturması açıklaması: "İnanç kimliğine değil, suça bakılıyor"

Süleymancılar cemaatinin lideri Alihan Kuriş'in tutuklanmasıyla sonuçlanan soruşturmanın ardından T.C. Adalet Bakanlığı tarafından yürütülen sürece dair Adalet Bakanı Akın Gürlek önemli değerlendirmelerde bulundu. Gürlek, devletin yürüttüğü mücadelenin hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde sürdüğünü belirtti. "İnanç ve dini değerler kalkan olarak kullanılamaz" Operasyonların kapsamına ve amacına değinen Bakan Gürlek, kimliğe veya kisvelere bakılmaksızın suç unsurlarına odaklanıldığını şu sözlerle ifade etti: "Türkiye Cumhuriyeti Devleti, suç örgütleri ve çetelerle mücadelesini, kim olduklarına veya hangi kisve altında faaliyet gösterdiklerine bakmaksızın, hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kararlılıkla sürdürmektedir. Vatandaşlarımızın inançlarını ve dini duygularını istismar ederek suç işleyen ve bu yolla haksız kazanç elde eden yapılara karşı gerekli adımlar atılmaktadır. Alihan Kuriş Suç Örgütü de bu kapsamda yürütülen mücadelenin örneklerinden biridir. Burada temel ölçüt, herhangi bir inanç, dini yapı veya topluluğun kimliği değil; suç teşkil eden fiiller ve bu fiillerle bağlantılı yapılanmalardır. İnanç ve dini değerler, hiçbir şekilde suç faaliyetlerinin aracı veya kalkanı haline getirilemez. Devletimiz, hukukun açıkça suç saydığı eylemlerle mücadelede kararlı olduğu gibi, vatandaşlarımızın inanç ve ibadet özgürlüğünü koruma konusunda da aynı kararlılığını sürdürmektedir." Operasyonun detayları Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında daha önce 17 ilde eş zamanlı operasyonlar düzenlenmişti. 123 adreste gerçekleştirilen arama ve el koyma işlemlerinin ardından mahkemeye sevk edilen şüphelilerden Alihan Kuriş'in de aralarında bulunduğu 32 kişi tutuklanırken, 6 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmıştı. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporlarında, şüpheli yapı ile bağlantılı kişi ve şirketler üzerinden 100 milyar TL'yi aşan tutarın yurt dışına çıkarıldığı tespit edilmişti. Şüpheliler hakkında "suç örgütü kurma ve yönetme", "suç örgütüne üye olma", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından soruşturma devam ediyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, suç örgütleri ve çetelerle mücadelesini, kim olduklarına veya hangi kisve altında faaliyet gösterdiklerine bakmaksızın, hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kararlılıkla sürdürmektedir. Vatandaşlarımızın inançlarını ve dini duygularını istismar… https://t.co/Kh8WOjakai — Akın Gürlek (@abakingurlek) August 17, 2026 haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: "Terörsüz Türkiye hedefinden dönüş yoktur" Haber

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: "Terörsüz Türkiye hedefinden dönüş yoktur"

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarla, Meclis gündemine taşınan yeni kanun teklifine ve yürütülen sürece dair önemli açıklamalarda bulundu. Geniş bir mutabakat zeminiyle hazırlanan tasarının Gazi Meclis'in takdirine sunulmasını, terör belasının ülke gündeminden kalıcı olarak sökülüp atılması adına tarihi bir adım olarak nitelendirdi. "Hukukun üstünlüğü değişmez ölçümüzdür" Sürecin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dirayetli liderliğinde yürütüldüğünü belirten Çiftçi, atılan adımların milletin çözüm iradesini ve devletin kudretini açıkça ortaya koyduğunu ifade etti. Açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Şehitlerimizin aziz hatırası, gazilerimizin fedakarlıkıkları ile milletimizin birliği, devletimizin güvenliği ve hukukun üstünlüğü, bu süreçte attığımız her adımın değişmez ölçüsüdür." "Terörsüz Türkiye hedefinden dönüş yok" Ülkenin terör tehdidinden tamamen arındırılmasının milli birlik ve beraberliği daha da güçlendireceğini vurgulayan Bakan Çiftçi, yurt içinde ve bölgede huzur ortamının tahkim edileceğini kaydetti. Açıklamasının devamında kararlılık mesajını yineleyerek şunları kaydetti: "Türkiye’yi terör tehdidinden kalıcı olarak kurtaracak, milli birlik ve beraberliğimizi daha da perçinleyecek, ülkemizde ve bölgemizde huzuru güçlendireceğiz. Terörsüz Türkiye hedefinden dönüş yoktur. Kazanan devletimiz, kazanan milletimiz, kazanan Türkiye olacaktır." Bakan Çiftçi mesajında ayrıca, hazırlanan kanun teklifinin tüm ülke ve millet için hayırlara vesile olması temennisinde bulunurken, terörün güvenliğin yanı sıra ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerinin ele alındığı bir videoya da paylaşımlarında yer verdi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Zübeyir Gülabi: Türkiye’nin temel sorunu hukuksuzluk ve örgütsüzlük Haber

Zübeyir Gülabi: Türkiye’nin temel sorunu hukuksuzluk ve örgütsüzlük

Gülabi, özellikle KHK’lılar, sivil toplumun çöküşü, Kürt meselesi, eğitim sistemi ve ekonomik kriz başlıklarında dikkat çeken açıklamalarda bulundu. “Türkiye’de sivil toplum çökertildi” Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, Türkiye’de toplumun yalnızlaştığını ve devlet karşısında kendisini ifade edecek mekanizmaları kaybettiğini söyledi. Gülabi’ye göre modern demokrasilerde insanların yalnızlaşmasını önleyen sendikalar ve sivil toplum kuruluşları, Türkiye’de özellikle 2016’dan sonra işlevsiz hale getirildi. Gülabi, “Sivil toplum kuruluşları artık toplumun değil, devletin ve hükümetin uzantısı gibi çalışıyor. İnsanlar bağış yaptıkları için, bir yardım kuruluşuna destek oldukları için cezalandırıldı. Bu yüzden toplum artık örgütlenmekten korkuyor” dedi. Sendikaların da aynı süreçte zayıflatıldığını savunan Gülabi, “Bir dönem Türkiye’nin en güçlü kurumları olan sendikalar bugün dişi çekilmiş, tırnakları sökülmüş bir aslana dönüştürüldü. İşçiler ve yurttaşlar taleplerini dile getiremez hale geldi” ifadelerini kullandı. “Toplum konuşamıyor, çünkü korkuyor” Zübeyir Gülabi, Türkiye’de insanların yaşadıkları sorunları açıkça dile getiremediğini söyledi. “Geçinemiyorum” diyen yurttaşların bile baskıyla karşılaştığını savunan Gülabi, toplumun suskunluğunun nedeninin korku olduğunu ifade etti. “Bir pazarda ‘geçinemiyorum’ diyen teyzenin kapısına ertesi gün polis gidiyor. İnsanlara ‘bilginize başvuracağız’ deniyor ama aslında korkutuluyorlar. Böyle bir yerde toplum konuşamaz” diyen Gülabi, Türkiye’nin giderek bir “polis devleti” görünümü kazandığını söyledi. “Liberalizm ekonomiden önce özgürlüğü savunur” Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, liberalizmin yalnızca ekonomiyle ilgili bir görüş olmadığını, esas olarak özgürlük fikrine dayandığını söyledi. Gülabi, “Liberal teori özgürlüğün teorisidir. Asıl mesele serbest piyasa değil; temel haklar, hürriyetler ve bireyin özgürlüğüdür” dedi. Gülabi, liberal düşüncenin Türkiye toplumunun tarihsel karakterine de uygun olduğunu savunarak, “Mustafa Kemal Atatürk ‘Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir’ diyordu. Türk toplumunun karakteri de budur” ifadelerini kullandı. “3 milyon kişi hakkında işlem yapıldı” Canlı yayının en dikkat çeken bölümlerinden biri KHK’lılar ve “KHK mağdurları” başlığı oldu. Gülabi, Türkiye’de yaklaşık 3 milyon 200 bin kişi hakkında işlem yapıldığını, yüz binlerce kişinin kamu görevinden çıkarıldığını söyledi. “Yaklaşık 400 bin kişi kamudan ihraç edildi. Sivil meslekleri de kattığınızda 1 milyona yakın KHK mağduru var. 3 milyon kişi hakkında soruşturma açıldı, 600 bin kişi ceza aldı” diyen Gülabi, bu cezaların çoğunun gazeteye abone olmak, sendikaya üye olmak, bankaya para yatırmak ya da bir okulda çalışmak gibi nedenlerle verildiğini savundu. Gülabi, “Bugün insanlar suçlarını öğrenmek isteyen mahkûmlar haline geldi. Ceza alıyorlar ama hangi suçu işlediklerini bilmiyorlar” ifadelerini kullandı. “Kürt meselesi hukukla çözülmeli” Kürt meselesine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, sorunun güvenlik değil, hukuk meselesi olduğunu söyledi. “Kürtlere bakış açımız diye bir şey yok. Herkes eşit yurttaştır. Devletin görevi bütün yurttaşlarına eşit hak ve özgürlük sağlamaktır” diyen Gülabi, dil yasağı ve inanç yasağı gibi uygulamaların kabul edilemeyeceğini söyledi. Gülabi, Kürt meselesinin yıllardır güvenlik eksenli ele alındığını savunarak, “Önce hukuk konuşulmalıydı. Kürt hakları ile PKK meselesi birbirine bağlandı. Bu nedenle sorun çözülemedi” ifadelerini kullandı. “Türkiye’de eğitim sistemi çöktü” Zübeyir Gülabi, Türkiye’de eğitim sisteminin de büyük bir kriz içinde olduğunu söyledi. Özellikle öğretmenlerin ve okulların giderek değersizleştirildiğini savunan Gülabi, 50 bin öğretmenin görevden alınmasının eğitim sistemini çökerttiğini öne sürdü. “Öğretmen artık öğrencinin hayatına dokunan, rehberlik eden kişi olmaktan çıkarıldı. Öğretmenler yalnızca mesaiye gidip gelen memurlara dönüştürüldü” diyen Gülabi, okullarda yaşanan şiddet olaylarının da bu süreçle bağlantılı olduğunu savundu. Gülabi ayrıca okulların merkezi yönetim yerine yerel yönetimler tarafından yönetilmesi gerektiğini belirterek, “Bir ilkokulla bakanın ne işi olur? Sorunlar belediyeler ve okul aile birlikleri eliyle yerelde çözülmeli” dedi. “Türkiye fakir değil, kötü yönetiliyor” Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Gülabi, Türkiye’nin kaynakları olan bir ülke olduğunu ancak kötü yönetildiğini söyledi. “Türkiye fakir bir ülke değil. Ama bütün yetki tek bir kişide toplandı. Bu yüzden ekonomi kötü yönetiliyor” diyen Gülabi, ülkede büyük bir israf düzeni oluştuğunu savundu. Zübeyir Gülabi, kamu ihaleleri ve yandaş şirketler üzerinden oluşan ekonomik yapıyı eleştirerek, “Dünya ekonomisinin yalnızca yüzde 1’ini oluşturan Türkiye’den, devletten en fazla ihale alan müteahhitlerin çıkması normal değil” dedi. “Hukukun üstünlüğü olmadan hiçbir sorun çözülmez” Canlı yayının sonunda Ankara’da düzenledikleri sempozyuma da değinen Gülabi, Liberal Parti’nin temel hedefinin “korku duvarını yıkmak” olduğunu söyledi. “Biz özgürlüğün buz kırıcılarıyız” diyen Gülabi, sempozyumun sonuç bildirgesinde hukukun üstünlüğü, ifade özgürlüğü, inanç özgürlüğü ve seçme-seçilme hakkının öne çıktığını söyledi. Liberal Parti Genel Başkanı Zübeyir Gülabi, Türkiye’de yaşanan bütün sorunların temelinde hukuksuzluk olduğunu savunarak, “Hukukun üstünlüğüne dönmeden ne ekonomi düzelir ne eğitim ne de toplumsal barış sağlanabilir” dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

12 yıl sonra sürpriz dönüş: Mazot 80 TL olmuş, duydum geldim Haber

12 yıl sonra sürpriz dönüş: Mazot 80 TL olmuş, duydum geldim

Cumhuriyet Halk Partisi’nde 24 Mart 2026 tarihinde dikkat çeken bir gelişme yaşandı. 2014 yılında partiden ayrılan ve kendi siyasi oluşumunu kuran Emine Ülker Tarhan, 12 yıl aranın ardından yeniden CHP saflarına katıldı. Dönüş kararı, parti içinde ve Ankara kulislerinde geniş yankı uyandırdı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, grup toplantısı öncesinde yaptığı açıklamayla Tarhan’ın partiye katıldığını duyurdu ve rozetini bizzat taktı. Rozeti Özgür Özel taktı Tarhan’ın dönüşü, CHP grup toplantısı öncesinde duyuruldu. Özgür Özel, Tarhan’ın geçmişte partiye önemli katkılar sunduğunu vurgulayarak “baba ocağına dönüş” ifadelerini kullandı. Aynı dönemde birlikte görev yaptıklarını hatırlatan Özel, Tarhan’ı kürsüye davet ederek kamuoyuna tanıttı. Kürsüde ilk sözler dikkat çekti Yıllar sonra yeniden CHP kürsüsüne çıkan Emine Ülker Tarhan’ın sözleri kısa sürede gündem oldu. Konuşmasına “Mazot 80 lira olmuş, duydum geldim” ifadeleriyle başlayan Tarhan, hem ekonomik tabloya hem de küresel gelişmelere dikkat çekti. Tarhan, geri dönüşünü “omuz vermek” olarak tanımlarken, toplumsal ve siyasal süreçlere dair eleştirilerde bulundu. “Çağırdınız, geldim” mesajı verdi Konuşmasında savaşlar, toplumsal adalet ve hukukun üstünlüğü gibi başlıklara değinen Tarhan, dünyadaki çatışmalara ve insani kayıplara dikkat çekti. Sözlerini “Çağırdınız, geldim” diyerek tamamlayan Tarhan, parti tabanına net bir mesaj verdi. Siyasi geçmişiyle dikkat çeken isim Hukukçu kimliğiyle tanınan Emine Ülker Tarhan, geçmişte CHP Grup Başkanvekilliği görevinde bulunmuş, ardından partiden ayrılarak Anadolu Partisi’ni kurmuştu. Ancak söz konusu parti seçimlerde düşük oy oranı almasının ardından feshedilmişti. Ankara kulislerinde yankı uyandırdı Tarhan’ın yeniden CHP’ye katılması, siyasi dengeler açısından dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre bu dönüş, parti içindeki birlik mesajı açısından önemli bir adım olarak görülürken, önümüzdeki süreçte siyasi etkileri daha net ortaya çıkacak. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

ABD’de hemşirenin vurulması krizi: Federal ve eyalet yetkilileri karşı karşıya Haber

ABD’de hemşirenin vurulması krizi: Federal ve eyalet yetkilileri karşı karşıya

ABD’de hemşire olarak çalışan 37 yaşındaki Alex Jeffrey Pretti’nin vurularak yaşamını yitirmesi, federal ve eyalet yetkililerini karşı karşıya getirdi. Olayın ardından İç Güvenlik Bakanlığı ve ICE yetkilileri Pretti’nin güvenlik güçlerine saldırdığını öne sürerken, eyalet yönetimi ve bazı Kongre üyeleri bu açıklamaların soruşturma tamamlanmadan yapıldığını savundu. İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, Pretti’nin ICE ekiplerine saldırdığını iddia ederken, Gümrük ve Sınır Koruma Komutanı Gregory Bovino da ABD basınına yaptığı açıklamada Pretti’nin “azami hasar vermeyi ve kolluk kuvvetlerini öldürmeyi amaçladığını” ileri sürdü. ABD Başkanı Donald Trump’ın Politika ve İç Güvenlik Danışmanı Yardımcısı Stephen Miller ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Pretti’yi “potansiyel bir suikastçı” olarak nitelendirdi. Eyaletten sert tepki: ‘Soruşturma yokken hikâye uyduruluyor’ Minnesota Valisi Tim Walz, Pretti’nin öldürülmesine ilişkin henüz herhangi bir soruşturma sonuçlanmadan federal yönetimin kamuoyuna tek taraflı bir anlatı sunduğunu belirterek Trump yönetimini “hikâyeler uydurmakla” suçladı. Minnesota Başsavcısı Keith Ellison da Pretti’nin “gün ışığında, herkesin gözü önünde” federal ajanlar tarafından vurulduğunu söyledi. Ellison, “Hukukun üstünlüğü ve adalet duygusu, bu ölümle ilgili tam, adil ve şeffaf bir soruşturmayı zorunlu kılıyor,” ifadelerini kullandı. Kongre’de de görüş ayrılığı Pretti’nin vurulması, yalnızca federal ve eyalet yönetimleri arasında değil, Kongre’de de tartışma yarattı. Demokrat ve Cumhuriyetçi bazı Kongre üyeleri olayla ilgili bağımsız soruşturma çağrısında bulundu. Louisiana Senatörü Bill Cassidy’nin de aralarında olduğu küçük bir Cumhuriyetçi grup, Gaziler İşleri Hastanesi’nde hemşire olarak çalışan Pretti’nin ölümüne ilişkin “tam kapsamlı federal ve eyalet ortak soruşturması” talep etti. Cassidy, “ICE ve İç Güvenlik Bakanlığı’nın güvenilirliği tehlikede,” diyerek Trump yönetiminin resmi anlatısını sorgulayan en üst düzey Cumhuriyetçi isimlerden biri oldu. Senato’daki Demokratlar ise ICE için 10 milyar dolar kaynak ayrılmasını içeren ve hükümetin kapanmasını önlemek amacıyla 30 Ocak’a kadar geçirilmesi gereken iki partili harcama paketini engelleme hazırlığında olduklarını açıkladı. Medya analizleri federal iddiaları zayıflattı Öte yandan New York Times, Washington Post ve CNN gibi ABD’nin önde gelen medya kuruluşları, olay anına ait görüntüleri inceleyerek federal yetkililerin iddialarıyla çelişen bulgulara ulaştı. Görüntü analizlerine göre, Pretti’nin ruhsatlı silahının, vurulmadan önce ICE ajanları tarafından alındığı tespit edildi. Pretti’nin ölümüne ilişkin tartışmalar sürerken, kamuoyunda olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve bağımsız bir soruşturma yürütülmesi çağrıları giderek güçleniyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Ahmet Özer, Bahçeli görüşmesinin perde arkasını anlattı Haber

Ahmet Özer, Bahçeli görüşmesinin perde arkasını anlattı

Görüşmenin merkezinde “Terörsüz Türkiye” süreci yer aldı “Kent uzlaşısı” davası kapsamında bir süre tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen Ahmet Özer, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Ankara’da bir araya geldi. Özer, görüşmede “Terörsüz Türkiye” sürecinin kapsamlı biçimde ele alındığını, sürecin hızlanması ve hukuki zeminin güçlendirilmesi konusunda karşılıklı değerlendirmeler yapıldığını aktardı. Bahçeli’nin, barışa ilişkin yasal düzenlemelerin mümkünse yılbaşından önce hayata geçirilmesini istediği belirtildi. Silah yakma eylemi “en anlamlı adım” olarak değerlendirildi Özer’in aktardığına göre Bahçeli, PKK’nın silah yakma eylemini sembolik ve politik açıdan en güçlü adım olarak nitelendirdi. Silahların gömülmesinin geleceğe dönük kuşkular yaratabileceğini, teslim edilmesinin ise yeni gerilimler doğurabileceğini belirten Bahçeli’nin, yakmanın “bir daha silaha dönülmeyeceğinin en net göstergesi” olduğu görüşünü dile getirdiği ifade edildi. İBB soruşturmaları ve yargıya güven konusu da konuşuldu Görüşmede İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturmaların da gündeme geldiğini söyleyen Özer, davalarda olumlu karar veren hâkimlerin sıkça değiştirilmesinin hukuk devletine olan güveni zedelediğini vurguladığını aktardı. Bahçeli’nin de bu değerlendirmeye katıldığını belirten Özer, yargı süreçlerinin öngörülebilir ve şeffaf olması gerektiği konusunda ortak bir hassasiyet oluştuğunu dile getirdi. Gizli tanık ve itirafçı uygulamalarına mesafe vurgusu yapıldı Özer, Bahçeli’nin gizli tanık ve itirafçı beyanları üzerinden yürütülen yargılamalara temkinli yaklaştığını da aktardı. Bu tür uygulamaların adil yargılanma hakkı bakımından sorunlu olabileceği, MHP kurmayları tarafından da daha önce dile getirilen bir eleştiri olarak görüşmede yeniden ifade edildi. Demirtaş için dikkat çeken çıkış: “Türkiye’nin yararına olur” Görüşmenin en çarpıcı başlığının Selahattin Demirtaş olduğunu belirten Özer, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması gerektiğini vurguladığını söyledi. Özer’in aktardığına göre Bahçeli, Demirtaş’ın bir an önce özgürlüğüne kavuşmasının Türkiye toplumunun yararına olacağını ve barış sürecine katkı sunacağını düşündüğünü açıkça ifade etti. Kürt meselesi ve toplumsal barış vurgusu öne çıktı Özer, Bahçeli’nin kendisinin ve Ahmet Türk’ün geçmişte Kürt meselesinin çözümüne yönelik çalışmalarını bildiğini ve bu katkıların önemine dikkat çektiğini de sözlerine ekledi. Görüşmenin genel çerçevesinin, çatışmasızlık, hukukun üstünlüğü ve Türkiye toplumunda kalıcı barışın tesisi üzerine kurulduğu ifade edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.