SON DAKİKA

#İddianame

HABER DEĞER - İddianame haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İddianame haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

1980 Travması: Savcı Sacit Kayasu’nun Hikayesi Haber

1980 Travması: Savcı Sacit Kayasu’nun Hikayesi

Darbenin lideri Kenan Evren hakkında ilk suç duyurusunda bulunup iddianame hazırlayan Kayasu, mesleğinden ihraç edilmiş, uzun yıllar avukatlık yapması dahi engellenmiş ve hukuk mücadelesini uluslararası platformlara taşımıştır. İlk İddianame ve Yargı Soruşturması 21 Ekim 1952’de Denizli’nin Babadağ ilçesinde dünyaya gelen Sacit Kayasu, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra uzun yıllar serbest avukatlık yaptı. Ardından adalete daha etkin bir şekilde katkıda bulunabilmek amacıyla hâkimlik ve savcılık mesleğine geçiş yaptı; Çamlıhemşin, Oğuzeli, Iğdır, Adıyaman, Ödemiş ve Adana’da görev yaptı. Adana Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı sırada, 1982 Anayasası'nın darbecileri koruyan Geçici 15. maddesine rağmen, Ağustos 1999'da bir vatandaş olarak Ankara DGM'ye dilekçe veren Kayasu, sonuç alamayınca 28 Mart 2000 tarihinde dönemin 7. Cumhurbaşkanı ve Millî Güvenlik Konseyi Başkanı Kenan Evren hakkında "darbe yapmak ve anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs etmek" suçlamalarıyla bir iddianame hazırladı. İddianamesinde, darbe suçunun zaman aşımına uğrayacağına dikkat çekerek 12 Eylül yöneticilerinin yargılanması gerektiğini vurguladı. Ancak bu girişim, yargı ve bürokrasi içinde hemen tepkiyle karşılandı. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), Kayasu’nun gazetecilere açıklama yaptığı ve iddianame sureti dağıttığı gerekçesiyle soruşturma izni verdi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2001 yılının Nisan ayında Kayasu’yu "görevini kötüye kullandığı" ve "askeri kuvvetleri tahkir ve tezyif ettiği" gerekçesiyle hapis cezasına mahkûm etti; ceza daha sonra para cezasına çevrilerek ertelendi. Meslekten İhraç ve Tecrit Süreci 20 Nisan 2000'de görevinden uzaklaştırılan Kayasu, HSYK kararıyla 27 Şubat 2003’te meslekten ihraç edildi. Emeklilik hakkını elde ettiği için öncesinde emekliliğini talep etmiş olan Kayasu, görevden uzaklaştırılmakla kalmadı; avukatlık yapmak istediğinde de İstanbul Barosu talebini reddetti. Yaptığı itiraz sonucunda Türkiye Barolar Birliği aracılığıyla Baro levhasına kayıt olabildi. Yaşadığı bu süreçte başından geçenleri “Günaydın Savcı Bey” ve “10. Köyün Savcısı” adlı kitaplarında kaleme alan Kayasu, iç hukuk yollarından sonuç alamayınca hakkını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşıdı. AİHM ve HSYK Mücadelesi 13 Kasım 2008’de AİHM, Sacit Kayasu’nun başvurusunu karara bağlayarak Türkiye’yi mahkûm etti. Mahkeme, görevini yapan bir savcıya verilen cezaların "yıldırıcı" nitelikte olduğunu ve Türkiye'nin hem bir savcının ifade özgürlüğünü kısıtladığını hem de mahkemede hakkını aramasına engel olduğunu oy birliğiyle hükme bağlayarak, Türkiye'yi 41 bin avro tazminata mahkûm etti. AİHM kararının ardından HSYK’ya başvurarak mesleğe iade ve özlük haklarını talep eden Kayasu, dönemin kurul üyelerinden sonuç alamadı. 2011 yılında HSYK, ihracın kaldırılmasına karar verse de kendi isteğiyle emekli olduğu gerekçesiyle mesleğe iade talebini reddetti. Bunun üzerine Kayasu, hakkını aramayan veya geciktiren HSYK üyeleri hakkında da suç duyurusunda bulundu. Haziran 2009'da yaptığı bir açıklamada, "İddianamem hazır, görev bekliyorum" diyerek darbecilerin yargılanması gerektiğindeki kararlılığını sürdürdü. MirasıSacit Kayasu'nun 2000 yılında hazırladığı iddianame, yıllar sonra Türkiye'nin kaderini değiştiren hukuki bir milat haline geldi. 2010 anayasa referandumuyla Geçici 15. maddenin kaldırılmasının ardından açılan tarihi 12 Eylül davasında, Kayasu'nun yıllar evvel hazırladığı o ilk metin önemli bir zemin oluşturdu. Karaciğer kanseri nedeniyle bir süredir tedavi gören eski Cumhuriyet Savcısı Sacit Kayasu, 28 Kasım 2014 tarihinde İstanbul'da hayatını kaybetti. Vefatının ardından Şakirin Camii’nde kılınan cenaze namazı sonrasında Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Adalet Bakanı Akın Gürlek açıkladı: 6 cinayet dosyası daha aydınlatıldı Haber

Adalet Bakanı Akın Gürlek açıkladı: 6 cinayet dosyası daha aydınlatıldı

Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı'ndan yeni başarılar Adalet Bakanı Akın Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ve İçişleri Bakanlığı ile koordinasyon içinde faili meçhul cinayet dosyalarının kararlılıkla üzerine gidildiğini açıkladı. 24 Nisan 2026’da Bakanlık bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın koordinasyonunda 6 cinayet dosyasının daha aydınlatıldığını bildiren Gürlek, şimdiye kadar 46 dosyada 52 maktul ve 7 yaralının bulunduğu faili meçhul olayların üzerindeki sır perdesinin kaldırıldığını belirtti. Gürlek, "Hiçbir cinayet karanlıkta kalmayacak, hiçbir fail adaletten kaçamayacaktır" ifadelerini kullandı. Aydınlatılan Dosyalardaki kritik gelişmeler Bakan Gürlek’in paylaştığı bilgilere göre, uzun süredir çözülemeyen dosyalar ve atılan adımlar kapsamında Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde 2020 yılında yol kenarındaki sulama kanalında ağır yaralı bulunan ve bir gün sonra hayatını kaybeden 7 yaşındaki Medine Kesmeni’nin ölümüne ilişkin dosyada, olay yerindeki araç parçaları, Plaka Tanıma Sistemi (PTS) ve baz kayıtları ile yeni tanık ifadeleri yeniden değerlendirildi ve şüpheli Erkan Edincik, "ihmali davranışla kasten öldürme" suçundan tutuklandı. Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde 2014 yılında dere yatağında bulunan ve 12 yıl boyunca kimliği belirlenemeyen kemiklerin, DNA incelemesi sonucunda 2013 yılında kaybolan Dilek Kalkan’a ait olduğu tespit edilirken, dosyanın yeniden açılmasıyla 7 şüpheliden 6’sı gözaltına alındı ve bir şüphelinin yakalanması için çalışmaların sürdüğü bildirildi. İzmir’in Torbalı ilçesinde ise 8 Mart 2026’da evine girmeye çalışan kişilerin peşinden gittikten sonra silahla öldürülen Mehmet Köstekçi’nin dosyasında kamera görüntüleri, HTS ve baz kayıtları incelenerek belirlenen 8 şüphelinin tamamı yakalandı. Soruşturmalar kapsamında Muş’un Hasköy ilçesinde 2011 yılında silahlı saldırı sonucu öldürülen Felemez Kulaç’ın dosyasında, 1988 yılına uzanan husumet ile olay öncesi ve sonrasındaki hareketlilik HTS, baz ve PTS kayıtları üzerinden yeniden ortaya çıkarılarak 11 kişi gözaltına alındı. Nevşehir’in Ürgüp ilçesinde 2008 yılında öldürülerek yol kenarına bırakılan Sedat Ünal’ın dosyası da yeniden incelenirken, 18 yıl önceki kriminal bulgular, DNA verileri ve HTS kayıtlarının değerlendirilmesiyle maktulün son görüldüğü ruhsatsız kumarhaneden olay yerine kadar olan hareketliliği tespit edilerek 7 şüpheli hakkında kasten öldürme suçundan adli işlem başlatıldı. Siirt’in Baykan ilçesinde 2024 yılında kaybolan Mekiye Akyel’in dosyasında ise 190 bin metrekarelik alanda yüzlerce personelin katılımıyla arama yapıldı; dijital veriler, HTS ve PTS kayıtları, tanık anlatımları ile şüphelilerin çelişkili ifadeleri değerlendirilerek soruşturma sonucunda eski eşi ve yakınlarının da aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında "töre saikiyle tasarlayarak kasten öldürme" ve "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından iddianame hazırlandı. "Hiçbir dosyanın üzerini örtmeyeceğiz" Dosyaların aydınlatılmasında görev alan Cumhuriyet başsavcılıklarına, jandarma teşkilatlarına, JASAT ekiplerine, Adli Tıp Kurumu’na ve çalışmalara katkı sunan tüm personele teşekkür eden Bakan Gürlek, "Hiçbir cinayeti unutmayacağız. Hiçbir dosyanın üzerini örtmeyeceğiz. Hiçbir failin cezasız kalmasına izin vermeyeceğiz" dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Alparslan Kuytul soruşturmasında gizli tanıktan darp iddiası Haber

Alparslan Kuytul soruşturmasında gizli tanıktan darp iddiası

Kuytul 'a yönelik soruşturma derinleşiyor Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kamuoyunda "Kuytulcular" olarak bilinen yapılanmaya karşı yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame tamamlandı. Operasyon dalgasında aralarında Alparslan Kuytul ile eşi Semra Kuytul'un da bulunduğu 35 şüpheli tutuklanırken, 18 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış, 3 kişi ise savcılık sorgusunun ardından salıverilmişti. Geçmişte 2021 yılında iş insanı Koray Sarısaçlı'nın kaçırılması olayını azmettirdiği iddiasıyla da hakim karşısına çıkan Kuytul'un bu yeni dosyası, Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Kabul edilen iddianamede, yapılanmanın kendi içindeki karanlık işleyişine ve disiplin mekanizmalarına dair gizli tanık anlatımları dikkat çekti. "Kuytul'un bilgisi dışında ceza verilemezdi" İddianamede yer alan bilgilere göre gizli tanık, yapılanma içerisinde ödül ve ceza mekanizmalarının tamamen liderin onayıyla işletildiğini, Kuytul'un haberi olmadan kimsenin kendi başına karar alamadığını öne sürdü. Dosyaya yansıyan bir olayda, çarşıda kasetçilik yaptığı belirtilen bir şahsın bir kadına cep telefonuyla mesaj atması üzerine yapıdan bazı isimlerin bir araya gelerek bu kişiyi darp ettiği, ancak bu durumu sonradan öğrenen Kuytul'un habersiz iş yapıldığı gerekçesiyle cezayı veren kendi adamlarına tepki gösterdiği iddia edildi. Sırtında sopa kırdığı iddiası Gizli tanık beyanının en sarsıcı kısmını ise yapıdan ayrılmayıp itaate devam eden H.K. isimli şahsın yaşadıkları oluşturdu. Tanık, Kuytul'un H.K.'yi darp ettiğini ve sırtında sopa kırdığını öne sürdü. İddianamede bu iddiaya dayanak teşkil eden H.K.'nin avukat huzurunda alınan ifadesine de yer verildi. H.K. ifadesinde, yeğenine sarkıntılık ettiği iddia edilen bir kişiyi uyarmak amacıyla arkadaşlarıyla birlikte hareket ettiklerini, olayın Kuytul tarafından duyulması üzerine vakıf merkezine çağrıldığını anlattı. H.K., Kuytul'un kendisine bir sopa vererek birlikte hareket ettiği arkadaşını dövmesini istediğini, kendisinin "sormaya gerek görmediklerini" söylemesi üzerine ise Kuytul'un elindeki sopayla kendisini darp ettiğini öne sürdü. Öte yandan, H.K.'nin yaşanan bu olay nedeniyle herhangi bir şikayette bulunmadığı da iddianamede kayıt altına alındı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Tutuklu Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey CHP’den istifa etti Haber

Tutuklu Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey CHP’den istifa etti

Görevden uzaklaştırılan ve tutuklu bulunan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı. Bozbey, istifa kararını sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla kamuoyuna duyurdu. Kararının gerekçesine ilişkin değerlendirmede bulunan Bozbey, kendisiyle ilgili parti içindeki tartışmalara ve devam eden hukuki sürece dikkat çekti. Bozbey, “Benimle ilgili değerlendirmelerin parti yöneticileri tarafından kamuoyu önünde tartışıldığı bir ortamın, devam eden hukuki sürecin selameti açısından doğru olmadığına inanıyorum” ifadelerini kullandı. Bozbey hakkındaki yargılama sürüyor Mustafa Bozbey, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 31 Mart 2026’da gözaltına alınmış, 4 Nisan’da ise tutuklanmıştı. İçişleri Bakanlığı, tutuklama kararının ardından Bozbey’i geçici tedbir kapsamında Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırmıştı. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 862 sayfalık iddianame Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmişti. Sanıklar hakkında “suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme”, “rüşvet alma”, “imar kirliliğine neden olma” ve “kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi” suçlamaları yöneltilmişti. Bozbey suçlamaları reddetti 20 Temmuz’da ilk kez hakim karşısına çıkan Bozbey, hakkındaki suçlamaları kabul etmedi. Bozbey savunmasında, “Ben örgüt suçlamasını da, suç örgütü yöneticisi ya da üyesi olduğum yönündeki bütün iddiaları da kesinlikle kabul etmiyorum. Yüzü aşkın gündür cezaevindeyim” dedi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kılıçdaroğlu’ndan CHP Belediyelerine sıkı denetim: "Şaibeye geçit yok" Haber

Kılıçdaroğlu’ndan CHP Belediyelerine sıkı denetim: "Şaibeye geçit yok"

Yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla gündeme gelen CHP'li belediyeleri mercek altına almaya hazırlanan Kılıçdaroğlu, parti içi denetim mekanizmalarını hiç olmadığı kadar sert bir şekilde işletmeye hazırlanıyor. "İnkâr etmeyeceğiz, gerçekleri kamuoyuna açıklayacağız" Genel Merkez, geçmişte alışılagelmiş olan "iddianame boş" söylemini terk ederek, somut bir denetim sürecine geçiyor. Kılıçdaroğlu'nun kurmayları, yeni stratejiyi "İnkâr etmek yerine tek tek denetleyeceğiz. Önceden olduğu gibi ‘iddianame boş’ deyip geçmek yerine iddiaları araştıracağız. 1000 sayfalık bir iddianame için 10 dakikada ‘içi boş’ demek inandırıcı bir yöntem değil. İsnat edilen suçlamalarla ilgili gerçek neyse onları kamuoyuna açıklayacağız" ifadeleriyle tarif ediyor. Bu kararlılıkla hareket eden yönetim, belediyelerdeki olası usulsüzlükleri yargı sürecine taşınmadan önce tespit ederek gerekli önlemleri almayı hedefliyor. Bu süreçte en önemli adımlardan biri, Kılıçdaroğlu'nun önceki dönemlerinde de uyguladığı mali disiplin yönteminin yeniden devreye sokulması olacak. Genel Merkez bünyesinde kurulacak özel bir komisyonla; emekli Sayıştay denetçileri sahaya inerek belediye başkanları ile bir araya gelecek. Bu uzman kadro, ihalelerden işe alımlara, harcama kalemlerinden mali tablolara kadar her detayı inceleyerek raporlayacak. Hazırlanan raporlarda aykırı bir durum tespit edilmesi halinde ise disiplin mekanizmaları hiç vakit kaybetmeden işletilecek. Kurultay tartışmaları ve adaylık çağrısı Denetim süreci parti içi siyasi atmosferi etkilerken, kurultay tartışmaları da gündemdeki yerini koruyor. Özel kanadının 20 Temmuz’a kadar olağanüstü kurultay talebine karşı Genel Merkez, olağan kurultay sürecini işleteceklerini vurguluyor. Kurultay sürecinin 5-6 ayı bulabileceğine dikkat çeken kurmaylar, bu süreci şaibesiz bir şekilde tamamlamaya odaklandıklarını belirterek, "Arkadaşlarımız da gelsinler aday olsunlar. Tabanın kendi yanlarında olduğunu düşünüyorlarsa zaten kazanırlar. Başımızın üstünde yerleri var" mesajını veriyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Mustafa Bozbey hakkında 402 yıla kadar hapis istemi Haber

Mustafa Bozbey hakkında 402 yıla kadar hapis istemi

Görevden uzaklaştırılan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in de aralarında bulunduğu 63 sanık için hazırlanan 862 sayfalık iddianamede, sanıkların "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme, rüşvet ve suçtan kaynaklanan mal varlığını aklama" gibi ağır suçlardan cezalandırılması talep ediliyor. İddianame: "Örgütlü yapı ve usulsüzlükler" Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianame, belediye bünyesinde faaliyet gösteren iki ayrı suç örgütünün yapısını gözler önüne seriyor. İddianamede, dönemin Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in "örgüt lideri" olduğu, kamu gücünü kullanarak örgüt içindeki kırılmaları önlediği ve suçtan elde edilen gelirleri aile üyeleri aracılığıyla akladığı öne sürülüyor. Bozbey’in, belediye mevzuatına aykırı şekilde "koordinatör başkan yardımcısı" ünvanı ihdas ederek Turgay Erdem’e "tek imza" yetkisi verdiği, bu yetkinin imar kanununa muhalefet edilerek rüşvet karşılığı usulsüz proje onaylarında kullanıldığı tespit edildi. Paravan firmalar ve "mimari" kılıfı Soruşturma detaylarında, rüşvetin gizlenmesi için oldukça karmaşık bir yöntem izlendiği vurgulanıyor. İddianamede, imar projelerinin örgüt liderinin talimatıyla Mustafa Bozbey’in yakını İldam Aydın Bozbey’e ait olan "TİBA Mimarlık" firmasına yaptırıldığı, burada rayiç bedelin çok üzerinde ücretler alınarak rüşvetin ticari bir bedel gibi gösterildiği belirtiliyor. MASAK raporlarına göre, birçok tapu devri satış olarak gösterilse de hesap hareketlerinde herhangi bir para akışı bulunamadığı, ayrıca şirketler ve aile bireyleri arasında "Fide AŞ Borç" gibi isimler altında yoğun para transferleri gerçekleştirildiği tespit edildi. Turgay Erdem için 946 yıl hapis talebi İddianamede en yüksek hapis cezası talebi, dönemin Nilüfer Belediye Başkanı ve örgüt yöneticisi olduğu iddia edilen Turgay Erdem için yapıldı. Erdem'in, müteahhit firmalardan elden teslim aldığı rüşveti örgüt üyeleri arasında paylaştırdığı ve nakit para trafiğini yönettiği belirtilerek, 946 yıla kadar hapsi istendi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey için ise 402 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Operasyon süreci ve tutuklamalar 31 Mart 2026 tarihinde başlayan operasyonlar kapsamında, başta Bozbey olmak üzere eşi Seden Bozbey ve birçok belediye çalışanı gözaltına alınmıştı. Soruşturmanın derinleşmesiyle tutuklu sayısı 37'ye yükselirken, yurt dışında bulunan bazı şüpheliler için yakalama çalışmalarının devam ettiği bildirildi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Tanju Özcan hakkında şantaj davası açıldı! 3 sanıkla birlikte yargılanacak Haber

Tanju Özcan hakkında şantaj davası açıldı! 3 sanıkla birlikte yargılanacak

Bolu’da gündeme gelen şantaj iddiasına ilişkin soruşturma tamamlandı. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame kabul edilirken, görevden uzaklaştırılan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ile birlikte 3 kişi hakkında dava açıldı. Sanıkların önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkması bekleniyor. İddianamede dikkat çeken suçlamalar yer aldı Hazırlanan iddianamede Tanju Özcan’ın, mağdur kadın Ö.Ç’ye yönelik “şantaj” suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve adli para cezasıyla cezalandırılması talep edildi. Ayrıca Özcan hakkında belirli haklardan yoksun bırakılma yönünde de hüküm kurulması istendi. Diğer sanıklar da aynı suçtan yargılanacak Dosyada yer alan diğer sanıklar Boluspor Başkanı E.B., şoför Mehmet Eren A. ve belediye meclis üyesi H.E.S. hakkında da “iştirak halinde şantaj” suçlaması yöneltildi. Bu üç sanığın da Özcan ile birlikte aynı ceza aralığında yargılanacağı belirtildi. Ek suçlamalar: Hürriyetten yoksun bırakma ve tehdit Sanıklardan Mehmet Eren A. hakkında ayrıca daha ağır suçlamalar da yer aldı. İddianamede, “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” ve “kadına karşı tehdit” suçlarından 2 ila 7 yıl arasında hapis cezası talep edildi. Olay şikayet üzerine ortaya çıktı Soruşturmanın, 16 Şubat’ta Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan bir şikayetle başladığı belirtildi. İddialara göre Mehmet Eren A., Özcan ile iletişime geçerek elinde özel mesaj ve ses kayıtları bulunduğunu öne sürdü ve çeşitli taleplerde bulundu. Dosyada, mağdur kadının ifadeleri ve taraflar arasındaki iletişim kayıtlarının da yer aldığı aktarıldı. Dijital deliller dosyaya girdi İddianamede, mağdurun telefonunda yapılan incelemelerde Özcan ile 100’ün üzerinde WhatsApp görüşmesi tespit edildiği belirtildi. Bu mesajlaşmaların dosyaya delil olarak eklendiği ifade edildi. Yargılama süreci başlıyor Sanıkların suçlamaları kabul etmediği belirtilirken, tanık beyanları ve kamera kayıtlarının da dosyada yer aldığı kaydedildi. Mahkeme sürecinin önümüzdeki günlerde başlayacağı ve davanın kamuoyu tarafından yakından takip edileceği ifade ediliyor. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

İBB davasında gerginlik: Mahkeme salonu boşaltıldı Haber

İBB davasında gerginlik: Mahkeme salonu boşaltıldı

Aralarında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 401 sanığın yargılandığı İBB davasının ilk duruşması İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Duruşmada zaman zaman gergin anlar yaşanırken mahkeme başkanı, yaşanan tartışmaların ardından salonun boşaltılması yönünde karar verdi. Dava kapsamında 107’si tutuklu toplam 401 sanık yargılanıyor. İmamoğlu ile hakim arasında tartışma Duruşma sırasında salonda bulunan bazı avukatların “Adil yargılama istiyoruz” sloganı atmasının ardından mahkeme başkanı ile Ekrem İmamoğlu arasında sözlü tartışma yaşandı. Söz almak isteyen İmamoğlu’na mahkeme başkanı izin vermedi. Mahkeme başkanının “Hayır, söz vermiyorum. Bu şekilde devam edemezsiniz” demesi üzerine İmamoğlu’nun buna itiraz ettiği aktarıldı. Hakim, tartışma sırasında İmamoğlu’na “Bir daha izin almadan konuşursanız salondan çıkarılırsınız” uyarısında bulundu. Duruşma haftada dört gün yapılacak Mahkeme başkanı duruşmanın planlanan takvimine ilişkin de bilgi verdi. Buna göre ilk etapta tutuklu sanıkların savunmaları alınacak ve yargılamalar haftada dört gün yapılacak. Mahkeme heyeti, yargılamanın yaklaşık bir buçuk ay sürmesinin planlandığını, ikinci aşamada ise tutuksuz sanıkların dinleneceğini açıkladı. Siyasi isimler de duruşmayı takip etti Silivri’de görülen duruşmayı takip etmek üzere çok sayıda siyasetçi ve milletvekili de mahkeme salonunda yer aldı. Duruşmaya CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP milletvekilleri, TİP milletvekili Ahmet Şık ve çeşitli siyasi parti temsilcileri katıldı. Duruşma öncesinde konuşan Dilek İmamoğlu, davanın canlı yayınlanması talebinin sürdüğünü belirtti. Savcılık 2 bin 430 yıla kadar hapis istiyor İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan yaklaşık 3 bin 800 sayfalık iddianame, 25 Kasım 2025’te mahkeme tarafından kabul edilmişti. Savcılık, İmamoğlu’nun “suç örgütü lideri” olduğu iddiasıyla 2 bin 430 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını talep ediyor. Sanıklar hakkında suç örgütü kurma ve yönetme, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, dolandırıcılık, suç gelirlerini aklama ve kişisel verileri hukuka aykırı şekilde paylaşma gibi suçlamalar yöneltiliyor. Dava kapsamında 106’sı tutuklu, 170’i adli kontrolle serbest, 7’si hakkında yakalama kararı bulunan toplam 402 kişi yargılanıyor. Mahkeme heyeti, davanın nisan sonuna kadar haftada dört gün devam edeceğini açıkladı. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.