SON DAKİKA

#İnsan Hakları

HABER DEĞER - İnsan Hakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İnsan Hakları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Osman Kavala yeniden yargılanma talebinin reddedilmesi hakkında konuştu: "Karar yargının itibarına zarar veriyor" Haber

Osman Kavala yeniden yargılanma talebinin reddedilmesi hakkında konuştu: "Karar yargının itibarına zarar veriyor"

Gezi Parkı davası kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan ve yaklaşık 9 yıldır cezaevinde bulunan iş insanı Osman Kavala, yeniden yargılanması yönündeki başvurusunun reddedilmesinin ardından bir mesaj yayımladı. Yayımladığı yazılı açıklamada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) hakkında verdiği ihlal kararlarına dikkat çeken Kavala, yargı sürecine dair değerlendirmelerde bulundu. "Adaletin inkârı olarak nitelendirilmişti" AİHM kararlarına atıfta bulunarak hukuki sürecin özgürlüğünü kısıtladığını belirten Osman Kavala, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "25 Ağustos tarihli AİHM kararında maruz kaldığım yargısal işlemler, adaletin inkârı olarak nitelendirilmişti. Bunun ana nedeni suç işlemiş olduğuma dair bir bulgu olmadan ve olmadığının bilinmesine rağmen hukukun özünü zedeleyen işlemlerle özgürlüğümün kısıtlanmasının sürdürülmesi oldu. 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin vahim bir insan hakları ihlaline son vermek yerine AİHM’e bireysel başvuru hakkı ve CMK maddelerini keyfi biçimde yorumlayarak yeniden yargılamayı reddetmesi yargının itibarına da zarar veriyor." Osman Kavala'nın avukatları aracılığıyla yeniden yargılanma istemiyle yaptığı başvuru, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından karara bağlanmıştı. Mahkeme heyeti, AİHM Büyük Dairesi’nin Kavala hakkında verdiği hak ihlali kararına dayanılarak yapılan yeniden yargılama başvurusunu kabul etmeyerek reddetmişti. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Kayyım atanan Halk TV çalışanlarından ortak açıklama: "Bilme hakkınız engelleniyor" Haber

Kayyım atanan Halk TV çalışanlarından ortak açıklama: "Bilme hakkınız engelleniyor"

İstanbul'daki merkez binasına gece saatlerinde polis ekipleri ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) yetkililerinin gelmesiyle kayyım atanan Halk TV'de çalışanlar ortak bir bildiri yayımladı. Kanalın YouTube hesabı üzerinden paylaşılan açıklamayı, stüdyoda toplanan çalışanlar adına Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş okudu. "Canlı yayında veda edemedik" Operasyon anında ana kumandaya müdahale edildiğini ve canlı yayın yapmalarının engellendiğini söyleyen Suat Toktaş, yaşanan süreci şu sözlerle aktardı: “Türkiye’nin en büyük, en fazla izlenen kanalına el konuldu. Aslında bilme hakkınız engelleniyor. Aşağı yukarı 20 yıldır yayında olan bir kanala el konuldu. Gece yarısı bir operasyonla TMSF kayyum olarak atandı. Yüzlerce polisle gelindi, ana kumandaya hazırlıklı gelinmişti ve el konuldu. Dolayısıyla biz de yayında veda edemedik." "Sesimizi duyurmaya çalışacağız" Toktaş, "Fakat gazetecilik bitmez. Yayında veda edemedik ama bir biçimde sesimizi duyurmaya çalışacağız. Nasıl bir yol olur, hangi mecralardan olur, onu şu anda bilemiyoruz. Çok sıcak, onları planlarız, onları zaten duyarsınız. Biz burada Türkiye’nin sesi olmaya çalıştık. Türkiye’nin en büyük, en fazla izlenen kanalına el konuldu. Aslında bilme hakkınız engelleniyor. Çünkü burada çalışan herkes halkın haber alma özgürlüğü için çalıştı, bilme hakkınıza hizmet etmek için biz burada vardık. Gazetecilik yaparken sadece bir televizyon kanalında profesyonel bir anlayışla bakmadık. Türkiye’nin içinden geçtiği süreci tarihe aktaran bir resim çekmek, bunları tarihin hafızasına göndermek üzere bir bilinçle hareket ettik. Yayınlarımızın temel çizgisi de bu oldu." diyerek yaşananlara tepki gösterdi. "Toplumda herkesi kucakladık" Toktaş yayın politikalarında da bahsederek, "Epeyce de kapsayıcı bir yayıncılık yaptığımızı düşünüyoruz. İliç'te de vardık, Narin Güran’ın yanında da vardık, Cerattepe’de de vardık, Akbelen’de de vardık. Kimi zaman Kürt olduk, kimi zaman Türk olduk. Kimi zaman LGBT olduk, onların haklarını savunduk. Kimi zaman Alparslan Kuytul olduk, kimi zaman Selahattin Demirtaş olduk. Kimi zaman Selçuk Kozağaçlı olduk, kimi zaman Ekrem İmamoğlu, kimi zaman Can Atalay olduk. Onların sesi olmaya çalıştık. Şimdi o ses susturuluyor. Yani mağdur olan kim varsa onun yanında olmaya çalıştık. Toplumun herkesini kucaklamaya çalıştık. Kimi zaman cezaevlerinin sesi olduk. İnsan hakları ihlallerini yansıtan, hak haberciliği yapan çizgide duran bir yayıncılık yapmaya gayret ettik." dedi. Toktaş ayrıca, "Ama dediğim gibi, gazetecilik bitmez, bugünler geçer. Bunun ülkenin demokrasisine, basın özgürlüğüne herhangi bir faydası olmadığını göreceksiniz; siz de göreceksiniz. Biz 'Halk TV, yalnız değilsiniz' sloganıyla yayın yaptığı yıllarca halkı yanımızda hissetmek isteriz. Daha önce çok badireler atlattık. Arkadaşlığımız dövüldü, cezaevlerine atıldık, yayınlarımız durduruldu, frekans iptalleriyle sürekli tehdit edildik. Bu tehditler altında sesimizi kısmadık, doğru bildiğimiz neyse bunu vermeye çalıştık." diye ekledi. "Bu gidişat doğru bir gidişat değil" Açıklamada, "15 Temmuz darbe girişimine karşı çıkan insanlar burada, bunlara da karşı çıkmış bir ekibiz. Demokrasiye aykırı ne varsa onun karşısında durmuş bir ekibiz. Yarın bu çizgiye, bu gazetecilik anlayışına Türkiye’nin her zamankinden daha fazla ihtiyacı olacak. Çünkü bu gidişat doğru bir gidişat değil. Tarihin bugün iktidar yanında duranların yarın muhalefet olma ihtimali vardır. Buna inanıyoruz. Biz demokratik sınırlar içinde bir yayıncılık yaptık. Türkiye bu badireleri çok fazla atlattı. Yine demokratik sınırlar içinde devir teslimler olur, yarın biz onların da sesi oluruz. Burada oluruz, başka yerde oluruz." denildi. "Susturamadıkları için el koydular" Halk TV'nin uzun süredir ekonomik, yasal ve teknik baskılara maruz bırakıldığını savunan Toktaş, kanalın yönetim kuruluna yönelik adli süreçlere değindi. Toktaş açıklamasına şöyle devam etti: "Ama şu bir gerçek, ekonomik olarak boğulmaya çalışıldık. Zaten teknik olarak ya da yasal olarak epey baskı altına alınmış bir kanaldık. Ama sonuç olarak bir biçimde bu yayınları sürdürdük. Ekonomik abluka en önemli ablukalardan biriydi. Burada şunu söylemek lazım, Türkiye'nin bu şartlarında önce şöyle başlandı, kanal ekonomik olarak darboğaza alınırsa, boğazı sıkılırsa susturur. Dolayısıyla kanalın patronu Cafer Mahiroğlu'na yönelik hamlelerle başladı. Arkasından dosyaları bilmiyor olabilirsiniz, hepsine hakim birisi olarak söylüyorum, Türkiye'de olan şeyler oldu. Çeşitli gizli tanık ifadeleriyle ifadeler üzerine ifadeler alındı. Ve kanalın patronu üzerinden yürünmeye çalışıldı. Çünkü finansman kesildiğinde bu yayınların kesilmesini istiyorlardı ama o da geri durmadı. Planlamaları buydu. Geri durmadı. Geri durmadığı için ve susturamadıkları için ne bizi ne bu kanala finansman sağlayan patronu Cafer Mahiroğlu'nu susturamadıkları için bugün el koydular. Dediğim gibi tarihi bir gün. Gazetecilik tarihimize de geçen bir gün. Kişisel tarihimize de geçen bir gün. Buradaki arkadaşlarımızla biz burada elimizden geleni yaptık. Bundan sonra hangi mecrada ne olur onu bilemiyoruz. Ama tarih bunları yazar. Tarihin doğru tarafında durma gibi bir bilinçle hareket ettik. Bundan sonra da öyle olacaktır. Arkadaşlarım adına da onlarla konuştuğum için söyleyebiliyorum. Bu ifadeleri onlar adına da kullanabiliyorum." diyerek açıklamayı bitirdi. Açıklama, stüdyodaki kanal çalışanlarının alkışlarıyla sona erdi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Bahçeli'den  Suudi Arabistan'a destek çağrısı: " Mekke İttifakı kapsamında askerî destek verilmeli" Haber

Bahçeli'den Suudi Arabistan'a destek çağrısı: " Mekke İttifakı kapsamında askerî destek verilmeli"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'de düzenlenen haftalık grup toplantısında gündeme ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Konuşmasında "Terörsüz Türkiye" hedefinden bölgesel gelişmelere, Fransa'daki kitlesel gösterilerden yerel yönetimlerdeki adli soruşturmalara kadar pek çok başlığa değindi. "Terörsüz Türkiye adımları ciddiyetle sürecek" "Terörsüz Türkiye" ve "Terörsüz Bölge" girişimlerinin kararlılıkla sürdürüldüğünü vurgulayan Bahçeli, "Terörsüz Türkiye, birlikle ve dirlikle yaşama iradesi, gönül ve kültür coğrafyamızla beraber insanlığa adaletli bir nizam vaaz eden, Türkiye merkezli yeni bir medeniyet inşasının şuurudur. Milletimizin özgün iradesi ile tesis edilmekte olan Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge girişimi, Türkiye aşımlarını ve bölgede hâkimiyet kurma heveslilerini endişeye sürüklerken tarihimizin her döneminde olduğu gibi Türkiye'yi zayıflatmaya dönük sistemli çabalar da devreye sokulmaktadır. Peşinen söylemeliyim, Türkiye yolundan, Türk milleti kararından geri dönmeyecektir. Terörsüz Türkiye adımları ciddiyetle ve samimiyetle atılmaya devam edecek, en kısa zamanda nihayete erdirilecektir." dedi. Suudi Arabistan'a askeri destek çağrısı İsrail'in Mescid-i Aksa'ya yönelik eylemlerini ve bölgesel kışkırtmalarını sert dille eleştiren Bahçeli, Suudi Arabistan'a yönelik Husilerin düzenlediği saldırılara da dikkat çekti. Mekke İttifakı kapsamında Türkiye'nin müttefiki Suudi Arabistan'a her türlü askeri desteği sağlaması gerektiğini savunan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Milliyetçi Hareket Partisi olarak ne ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'ya ne kıblemiz Kâbe'ye ne de Hazreti Resulullah'ın kutlu mabedine yönelik saldırılara göz yumamayız. Sessiz kalamayız. Tahammül göstermeyiz. Kutsal topraklarımız başka bir egemen devletin sınırları içerisinde olsa da kutlu ceddimizin buralardaki mütecaviz eylemleri püskürtmek için başlattığı seferler, tarihin hafıza kayıtlarında saklıdır. Türk milletinin tarihinde, kültüründe, inancında, imanında ve devlet geleneğinde mahfuz bu topraklara yönelik saldırılara hiçbir şekilde duyarsız kalamayız. Ne gerekiyorsa da onu yaparız. Bu yönde diplomasinin imkânları yetmiyorsa caydırıcı güç kullanılmalıdır. Mekke İttifakı kapsamında ülkemizin Suudi Arabistan'ın savunmasına mümkün olan her türlü askerî desteğin verilmesi, uluslararası hukuku da ihlal eden yaklaşımlara karşı hassasiyetle ve kararlılıkla mukabele edilmesine imkân sağlanmalıdır. Bilindiği gibi dost ve müttefikimiz olan Suudi Arabistan'a yönelik artan husus saldırıları ağır sivil kayıplara yol açmıştır. Suudi Arabistan'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik tehditler karşısında Türkiye-Mekke olarak savunma anlaşmasından kaynaklanan taahhütlerine bağlı kalarak ve İslam âleminin mukaddes beldelerine ev sahipliği yapan bu müttefikimizle dayanışmasını kararlılıkla sürdürecektir." dedi. Yunanistan ve Doğu Akdeniz Uyarısı Atina yönetiminin İsrail ve ABD ile geliştirdiği projelere ve deniz yetki alanı hamlelerine değinen Bahçeli, üçüncü ülkelerin desteğiyle Ankara'nın itirazlarının aşılamayacağını savundu. Yunanistan'a seslenen MHP lideri, "Şayet Yunan hükümeti bizden korunmak için silahlanıyorsa Türk barışına sığınmasını, bizleri korkutmak için silahlanıyorsa hiçbir gücün bizi korkutamayacağını asla aklından çıkarmamasını kendilerine tavsiye ederiz.Atina’daki acemi siyasetçiler, Türkiye'nin besleyeceği saygı ve dostluğun İsrail'in satacağı silah ve mühimmattan daha güçlü olduğunu artık idrak etmelidir" dedi. "Hiçbir yolsuzluk hukuk önünde koruma görmemelidir" Sermaye piyasaları, futbol camiası ve belediyelere yönelik yürütülen adli süreçlere değinen Bahçeli, muhalaneti hedef alarak rüşvet ve usulsüzlük operasyonlarının üzerinin fon tartışmalarıyla örtülmeye çalışıldığını iddia etti. Devlet kurumlarının çalana ve talan edene karşı şeffaf bir iletişim yürütmesi gerektiğini belirten Bahçeli, "Hiçbir yolsuzluk ve usulsüzlük hukuk önünde koruma görmemelidir, nitekim görmemektedir. Fon soruşturması kapsamında devletimizin kurumları gerekli adımları atmakta, yargı süreci işlemekte, küçük yatırımcıyı korumaya dönük yasal süreçler de başlatılmış." ifadelerini kullandı. "Batı emperyalizmine kapılmayın" Fransa'da eğitim şartları ve öğretmen açığı gerekçesiyle sokaklara dökülen öğrencilere yönelik sert polis müdahalelerini hatırlatan Bahçeli, Batı dünyasını çifte standart ve ikiyüzlülükle suçladı. Benzer olaylar Türkiye'de yaşandığında insan hakları dersi verenlerin Fransa'daki şiddete sessiz kaldığını iddia eden Bahçeli, konuşmasını gençlere yönelik şu çağrıyla tamamladı: "Fransa'da yaşanan öğrenci eylemleri, Avrupa'nın toplumsal huzur ve istikrar bakımından karşı karşıya bulunduğu sorunları bir kez daha gözler önüne sermiştir. Gençlerimize sesleniyorum; Fransa'ya heveslenmeyin! Batı emperyalizmine kapılmayın! Türkiye'ye sahip çıkın, Türkiye sizin olsun!" haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Adalet Bakanı Gürlek: "Adaletin herkes için erişilebilir olduğu bir yapı inşa edeceğiz" Haber

Adalet Bakanı Gürlek: "Adaletin herkes için erişilebilir olduğu bir yapı inşa edeceğiz"

Farklı medeniyetler ve hukuk sistemlerinden çok sayıda temsilciyi İstanbul'da bir araya getiren Uluslararası Adalet Zirvesi sona erdi. İki gün süren oturumların ardından açıklamalarda bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, çağın öncelikli hukuki meselelerinin kapsamlı biçimde ele alındığını ve hukuk diplomasisinde önemli adımlar atıldığını kaydetti. "Çağın öncelikli hukuk meseleleri istişare edildi" Zirve boyunca dünyanın dört bir yanından gelen adalet bakanları, yüksek yargı mensupları, akademisyenler ve uluslararası kuruluş temsilcilerinin katılımıyla yoğun bir mesai yürütüldüğünü ifade eden Bakan Gürlek, küresel ölçekli dosyaların masaya yatırıldığını bildirdi. Gürlek, zirvenin içeriğine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "İnsan hakları, uluslararası tahkim, dijital dönüşüm ve göç başta olmak üzere çağımızın öncelikli hukuk meselelerini kapsamlı biçimde değerlendirerek farklı medeniyetlerin ve hukuk geleneklerinin birikimleri ışığında ortak çözüm yolları üzerinde istişarelerde bulunduk." Küresel krizlere karşı "erişilebilir adalet" vurgusu Dünyanın içinden geçtiği zorlu süreçte hukuk diplomasisinin ve ortak iradenin hayati önem taşıdığını belirten Adalet Bakanı Akın Gürlek, açıklamasını şu ifadelerle sürdürdü: "Savaşların, çatışmaların, kitlesel göçlerin ve dijital tehditlerin beraberinde getirdiği küresel sorunlar karşısında insan onurunu ve hukukun üstünlüğünü esas alan, adaletin herkes için erişilebilir olduğu bir dünya düzeninin inşası için uluslararası iş birliğimizi güçlendirmeye devam edeceğiz. Ortak adalet vizyonumuzu güçlendiren ve hukuk diplomasisine yeni ufuklar açan zirvemizin somut ve kalıcı iş birliklerine vesile olmasını temenni ediyorum." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Trump skandal kararı onayladı: Nidal Hasan'ın infazı canlı yayınlanacak Haber

Trump skandal kararı onayladı: Nidal Hasan'ın infazı canlı yayınlanacak

Washington hattında askeri adalet ve insan hakları tartışmalarını alevlendiren karara ABD yönetiminin en üst kademesinden destek geldi. Teksas'taki Fort Hood Üssü'nde gerçekleştirdiği silahlı saldırıda 13 askeri personeli katleden ve 32 kişiyi yaralayan Nidal Hasan'ın idam yöntemi ve yayınlanma biçimi, uluslararası toplumun tepkisini çekti. Trump: "Nasıl öldüğü umurumda değil" ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in infazın kamuoyuna açık şekilde ve canlı yayınla gerçekleştirileceğini duyurmasının ardından, ABD Başkanı Donald Trump da kararın arkasında durdu. Beyaz Saray bahçesinde basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Trump, canlı yayın kararını bizzat onaylayıp onaylamadığına ilişkin soruya sert bir tonla yanıt verdi: "Elbette onayladım. Adam delinin teki. Nasıl öleceği umurumda değil, yeter ki ölsün." Askeri jüri tarafından ölüm cezasına çarptırılan Hasan'ın 3 Aralık tarihinde kurşuna dizilerek infaz edilmesi planlanıyor. Savunma Bakanı Hegseth: "Toplum sonuçlarını görmeli" İnfazın canlı yayımlanması yaklaşımını savunan Savunma Bakanı Pete Hegseth ise kamuoyuna açık infazın bir caydırıcılık mesajı taşıdığını ileri sürdü. İnsanların süreci izleyebilmesinin sağlanacağını belirten Hegseth, "Karar kamuoyuna açık olacak. Çünkü toplumun bu tür ağır suçların ne kadar ciddi sonuçları olduğunu bizzat gözleriyle görmesi gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. ABD tarihinde 90 yıl sonra bir ilk Söz konusu infaz kararı uygulandığı takdirde ABD, 1936 yılından bu yana ilk kez kamuya açık bir infaz senaryosuna sahne olacak. Ülkedeki son halka açık infaz, 1936 yılında Kentucky eyaletinde tecavüz suçundan mahkum edilen Rainey Bethea'nın asılmasıyla gerçekleşmişti. Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) kanadından karara çok sert tepki geldi. BM yetkilileri, Teksas'taki Fort Hood Üssü saldırganının halka açık şekilde kurşuna dizilerek idam edilmesi ve bunun canlı yayımlanması ihtimalini "iğrenç" ve insanlık dışı bir adım olarak nitelendirdi. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Küresel adalet mücadelesine prestijli ödül: 2026 Nobel Barış Ödülü Navi Pillay'in oldu Haber

Küresel adalet mücadelesine prestijli ödül: 2026 Nobel Barış Ödülü Navi Pillay'in oldu

Norveç'in başkenti Oslo'daki Nobel Enstitüsünde gerçekleştirilen resmi açıklamayla, uluslararası toplumun huzur ve istikrarında hukukun üstünlüğünün taşıdığı hayati rol bir kez daha vurgulandı. Norveç Nobel Komitesi, barışın ancak evrensel adalet mekanizmaları ve hesap verebilirlik ilkeleri üzerine inşa edilebileceğinin altını çizerek tarihi bir karara imza attı. Uluslararası hukuku ve adaleti güçlendiren ömürlük çaba Norveç Nobel Komitesi tarafından paylaşılan gerekçede, Pillay'in küresel barış mimarisine yaptığı katkılara dikkat çekildi. Komite açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Norveç Nobel Komitesi, barışın sağlanması ve uluslararası hukukun güçlendirilmesi konusundaki çabaları dolayısıyla 2026 Nobel Barış Ödülü'nü Navi Pillay'e verme kararı almıştır. Pillay; savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım suçlarıyla ilgili yargılamalara yönelik kararlı çalışmalarıyla uluslararası hukuka benzersiz ve silinmez katkılar sağlamıştır." Komite ayrıca, Navi Pillay'in görev süresi boyunca devletleri ve liderleri hesap vermeye zorladığını, kriz bölgelerindeki mağdurlara umut ışığı olduğunu ve evrensel hukuk kurallarının herkes için bağlayıcı olduğunu savunduğunu belirtti. Apartheid rejiminden küresel adalet zirvelerine Kariyerine Güney Afrika'da ırk ayrımcılığına (apartheid) karşı verdiği insan hakları savunuculuğuyla başlayan Pillay, ülkesinin Natal eyaletinde hukuk bürosu açan ilk beyaz olmayan kadın avukat ve sonrasında yüksek mahkemeye atanan ilk siyahi kadın yargıç unvanlarını elde etti. Uluslararası alanda Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliği ve Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) gibi en üst düzey kurum ve mahkemelerde görev yapan Pillay; özellikle Ruanda Soykırımı davalarında cinsel şiddetin ve tecavüzün sistematik bir "soykırım ve insanlık suçu" olarak uluslararası ceza hukuku literatürüne girmesini sağlayan emsal kararların öncüsü olmuştu. haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

Alevi-Bektaşi Kültürü Artık Doğru Kaynaktan Öğrenilecek: 12 Modüllü Yeni Eğitim Programı Haber

Alevi-Bektaşi Kültürü Artık Doğru Kaynaktan Öğrenilecek: 12 Modüllü Yeni Eğitim Programı

Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" kapsamında Alevi-Bektaşi kültürü, inancı ve değerlerinin doğru kaynaktan öğrenilmesini amaçlayan 12 modüllük yeni bir eğitim programı hazırladı. Program, tüm yurtta halk eğitimi merkezleri aracılığıyla uygulanacak. Milli birlik ve beraberlik, kardeşlik ve insan hakları anlayışını güçlendirmeye yönelik çalışmaların sürdüğü belirtilen programda, Bakan Yusuf Tekin'in "Anadolu irfanı, milli birlik ve beraberliğimizin en güçlü harcıdır" sözüne vurgu yapıldı. Bu ortak mirasın doğru kaynaklardan öğrenilip anlaşılarak gelecek nesillere aktarılması için hayat boyu öğrenme imkânlarının yaygınlaştırıldığı ifade edildi. 13 Yaş Üzeri İçin 8 Modül Yetişkinler ve 13 yaş üzeri katılımcılara yönelik programda şu modüller yer alıyor: Alevilik ve Bektaşiliğin Temel Esasları Alevilik ve Bektaşilikte Yol-Erkân Alevi-Bektaşi Tarihi Alevilik-Bektaşilikte Toplumsal Kurumlar Alevi-Bektaşi Edebiyatı Alevilik-Bektaşilikte Ocaklar ve Dergâhlar Alevi-Bektaşi Hak Âşıkları/Ulu Ozanları Alevi-Bektaşi Müziği 7-13 Yaş İçin 4 Modül Çocuklara yönelik hazırlanan programda ise şu modüller bulunuyor: Alevilik-Bektaşilikte Edebiyat ve Sanat Alevilik-Bektaşilikte Semah Alevilik-Bektaşiliğe Giriş Yolun İzinde: Değerler, Dostluk ve Gönül Bağı Başvuru Nasıl Yapılacak? Kurslar hakkında detaylı bilgi almak isteyen vatandaşlar, kendilerine en yakın halk eğitimi merkezine başvurabilir veya http://e-yaygin.meb.gov.tr adresini ziyaret edebilir.

İran Dışişleri Bakanı Arakçi New York'ta: "BM'ye duyulan güven azaldı" Haber

İran Dışişleri Bakanı Arakçi New York'ta: "BM'ye duyulan güven azaldı"

"Uluslararası kurumlara ve hukuka aldırış edilmiyor" İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 81. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'na katılmak üzere geldiği ABD'nin New York kentinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Ziyaretin ABD ve İsrail'in yürüttüğü saldırıların ve devam eden savaş halinin ortasında gerçekleştiğini ifade eden Arakçi, İran halkının meşruiyetini, haklarını ve çıkarlarını savunmak amacıyla önemli bir uluslararası platformda yer almanın temel hedefleri olduğunu kaydetti. BM'nin barış, güvenlik ve adaleti tesis etme hedeflerindeki başarısının tartışmalı olduğunu, ancak ülkelerin pozisyonlarını dünyaya duyurması açısından bir platform sağladığını vurgulayan Arakçi, bu fırsatı İran'ın haklarını savunmak için kullanacaklarını belirtti. "Örgütün uluslararası barışı sağlama konusunda yetersizliği var" Açıklamalarının devamında bu yılki Genel Kurul'un sloganının "Güveni Yeniden İnşa Etmek" olarak belirlendiğine dikkat çeken Arakçi, bu durumun tüm ülkelerin artık örgüte güveninin kalmadığını veya duyulan güvenin azaldığını kabul ettiğini gösterdiğini ifade etti. Arakçi değerlendirmesinde şunları kaydetti: "Ne yazık ki bu durum, örgütün uluslararası barış ve güvenliği sağlamadaki yetersizliğinden kaynaklanmaktadır. Bazı ülkeler hiçbir uluslararası kuruma, uluslararası hukuka, hatta insanlığın ortak vicdanına bile aldırış etmeden istedikleri her şeyi yapma hakkına sahip olduklarını düşünmekte ve kendilerine dokunulmazlık tanımaktadır. Bu nedenle, siyonist rejim gibi suçlu bir rejimin istediği her şeyi yapmakta tamamen serbest olduğunu görüyoruz ve maalesef kendilerini insan hakları ve insani hukukun savunucuları olarak gören Batı ve Avrupa ülkeleri, bu durum karşısında sessiz kalmaktadır. Filistin, Gazze, Lübnan, İran'da işlenen suçlar konusunda bu ülkelerden ciddi bir kınama görmedik. Minab'da 168 masum çocuğun katledilmesi karşısında bu ülkeler basit bir kınama bile yapmıyor. Dolayısıyla bu ülkelerin etkisi altında olan bir kuruluşa duyulan güvenin kalmaması doğaldır. Bu nedenle güvenin yeniden tesis edilmesi tartışması önemli bir tartışmadır ve BM'ye duyulan güvenin nasıl kaybedildiğini ve nasıl yeniden tesis edilebileceğini dünyaya anlatmak için bir fırsat sunmaktadır." haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.